T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/819 Esas
KARAR NO: 2025/844
DAVA: Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ: 25/09/2024
KARAR TARİHİ: 02/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; "Müvekkil tekstil ürünleri boyama fabrikası işletmekte olup, birçok araç ile nakliye ve kullanım sağlamaktadır. Taraflar arasında -3- yıl süre ile geçerli 15.11.2021 tarihinde Taşıt tanıma Sistemi sözleşmesi akdedilmiştir. Sözleşmeye göre müvekkil şirketin... istasyonlarından indirimli akaryakıt alımı ve karşılığında bankadan garanti ödemesi kararlaştırılmıştır. Sözleşme süresince müvekkil hizmet alımı sağlamış isede akaryakıta gelen fahiş zamlar sonrası, indirim iskonto oranlarında firma bir hayli oran kısmış ve beklenen menfaat minimize edilmiş ve neredeyse menfaat sağlanmamıştır. Sözleşme süresince pompa fiyatından %8 indirim taahhüt edilmiş isede tonlarca litre yakıt alımı ile 3. Yıl nihayetinde toplamda çok cüzi eksik indirim uygulandığı kaydedilmiştir. Sözleşmenin 2.maddesine göre, 3 yıl nihayetinden 90 gün evvel ihbarda bulunulmaz ise sözleşmenin kendiliğinden uzayacağı hüküm altına alınmıştır. Müvekkilce beklenen menfaatin sağlanamaması öngörülerek 15.11.2024 tariihnde sona erecek sözleşme için 90 gün önceden yenilenmeyeceği 19.07.2024 tarihinde ihbar edilmiştir. Davalı ihbarın kendine ulaşması sonrası, 31.07.2024 tarihli bildiri ile sözleşmeyi derhal fesh ettiğini ve cezai şart tahakkuku yapacağını bildirmiştir. Akabinde 07.08.2024 tarihinde 82.841,85-TL tutarlı cezai şart faturası tebellüğ edilmiştir. Şirketimizce 07.08.2024 tarihinde fatura iade edilmiştir. Davalı her ne kadar taraflar arasındaki Taşıt Tanıma Sistemi Sözleşmesi'nin 8. Maddesi uyarınca sözleşmeyi feshettiğini ihtar etmiş olsa da, işbu maddeye dayanarak yaptığı fesih işlemi tamamen geçersizdir, zira taraflar arasında ilgili maddeye aykırı bir durum oluşmadığı gibi, davalı Şirket de tarafımıza yaptığı ihtarda herhangi bir fesih sebebi de belirtmemiştir. Müvekkilin davalıya yaptığı, aralarındaki Sözleşme'yi yenilememe ihtarından sonra, davalının hiçbir gerekçe göstermeden fesih ihtarında bulunması da, işbu olayda iyiniyetli olmadığını ve dürüstülük kurallarına uygun hareket etmediğini açıkça göstermektedir. Davalının Sözleşme'yi feshetmesini gerektirecek hiçbir durum olmadığı gibi, daha öncesi de hiçbir ihbar bildirimde ulaşmamış ve cezai şarta hak kazanamadığı da ortadadır. Zira cezai şart fer'i nitelikte borç doğuran bir sözleşme olup, asıl borç ilişkisinin akıbetine bağlıdır. Asıl borç ilişkisinde, ifanın hiç ya da gereği gibi yerine getirilmediğine ilişkin beyanlar asla gerçeği yansıtmayacağı gibi, zaten davalı taraf da feshe dair herhangi bir sebep ileri sürememiştir. Genel işlem koşularına aykırı cezai şartın kabulü de mümkün değildir. Buna rağmen davalı, Taşıt Tanıma Sistemi Sözleşmesi hükümleri uyarınca ... Bankası Tuzla Şubesi'nde açılmış bulunan DTS hesabı üzerinden haksızca belirlemiş olduğu cezai şart bedelini otomatikman tahsil etmiştir. Davalı taraf hak kazanmamış olduğu bir alacağı, taraflar arasındaki Sözleşme hükümlerine tamamen aykırı bir şekilde müvekkilden tahsil etmiş olup, işbu tahsil edilen tutarın davalıdan işlemiş faiziyle alınarak müvekkile teslimi gerekmektedir. Menfi tespit davasında, alacağı ispat davalı alacaklı üzerinde olup ispatı mümkün hiçbir alacak bulunmamaktadır. Müvekkilin sözleşmede kararlaştırılan %8 iskonto tutarı üzerinden, tüm sözleşem süresince eksik sağlanan indirimler için alacak hakkı da sabittir. Bu nazarla bilirkişi marifetiyle sözleşemeye göre yapılması gereken indirimlerin uygulanmayan tutarların tespiti ile davalıdan tahsili gerekmektedir. Sözleşemey göre eksik hesaplanan indirim haklarımızın tespiti ve tahili içinde ayrıca alacak/menfi tespit talebimiz mevcuttur. İş bu husus arabuluculuk tutanağında da derç edilmiş olup şimdilik 1.000-TL lik belirsiz alacak davası da ikame edilmiştir. Müvekkilin hiçbir alım-satımda bulunmadığı davalı tarafça da bilinmesine rağmen, haksız ve kötüniyetli şekilde cezai şart faturası banka otomatik ödeme aracılığıyle haksız tahisil edilmiştir. %20'den az olmamak üzere davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Arabuluculuk evresinde de anlaşma sağlanamamıştır. Tüm bu nedenlerle, davalı tarafça haksız tahsilata ve faturaya konu borç mevcut olmadığından menfi tespit davası ile sözleşmeye göre müvekkilin hakediş indiirmleri eksik hesaplandığınan tespiti ve tahsili için belirsiz dava açma zarureti hasıl olmuştur. Arz edilen tüm bu nedenlerle; (Fazlaya dair haklarımız saklıdır.); haklı menfi tespit davamızın kabulü ile 82.841,85-TL borcun yokluğuna ve davalıdan iadesine, tahsiline ve müvekkile işlemiş avans faiziyle birlikte ödenmesine, %20'sinden az olmamak kaydıyla davalının kötüniyet tazminatına mahkumiyetine, taraflar arasındaki sözleşmeye göre tüm sözleşme süresince müvekkile indirimi kararlaştırılan tutarın sözleşmeye aykırı şekilde uygulanmaması sebebiyle iş bu uygulanmayan indirimlerin bilirkişi marifetiyle tespiti ile şimdilik 1.000-TL (Alacak Belirsiz)'nin tahakkuk etmesi gereken vadeden bilitibar avans faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; " Davalı müvekkil şirket tarafından taraflar arasında mevcut yazılı sözleşmeye istinaden tahsil edilen cezai şart tutarına ilişkin işlemlerin sözleşmeye dayalı ve haklı olarak işletilmiş olup davanın reddi gerektiği kanaatindeyiz. Şöyle ki; Davacı tarafça, taraflar arasında mevcut sözleşmeye göre davacı şirkete %8 iskonto sağlanacağının taahhüt edildiği, bilirkişi marifeti ile uygulanmayan indirim tutarının tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL tutarında belirsiz alacak davası ikame edildiği ifade edilmiştir. Hiçbir şekilde taraflar arasında mevcut sözleşmede müvekkil davalı Arkpet'in davacının iddia ettiği gibi bir iskonto taahhüdü olduğu iddiası ve davacının alacak talebini kabul etmemekle birlikte, davacının talebi belirsiz alacak davasına konu edilemez. Zira kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı, iddiasına konu uygulanmayan indirim tutarını belirleyebilecek durumdadır. Alacak tutarı belirlenebilecek durumda iken, yani şartları oluşmadan belirsiz alacak davası açılamayacağı açıktır. Nitekim yerleşik Yargıtay içtihadı da bu yöndedir. Buna rağmen davacı tarafça belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davacının uygulanmayan indirim tutarı talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesini talep ederiz. Taraflar arasındaki sözleşme müvekkil şirket tarafından haklı nedenle feshedilmiştir. Taraflar arasında 15.11.2021 tarihli Taşıt Tanıma Sözleşmesi ("Sözleşme") imzalanmıştır. Müvekkil şirket Taşıt Tanıma Sistemi Sözleşme'nin 1. maddesi uyarınca; müvekkil şirket davacı şirkete akaryakıt ikmal ve data hizmeti vermeyi, davacı ise davalı ...n anlaşmalı akaryakıt istasyonlarından yakıt satın almayı, satın aldığı yakıt ile ...Taşıt Tanıma Sistemi (...TSS) kullanım bedelini sözleşmede belirlenen şartlar ve süre içerisinde ödemeyi kararlaştırılmıştır. Taraflar arasında akdedilen TTS'nin 2. maddesinde sözleşme süresi açıkça belirtilmiştir; "İşbu sözleşme, taraflarca imzalandığı tarihten itibaren geçerli olmak üzere 3 (bir) yıl süreli olup, taraflarca sürenin bitiminden en geç 90 (doksan) gün önce yazılı olarak yenilenmeyeceği ihbar edilmediği takdirde, kendiliğinden aynı şartlarla uzar." hükmünü içermektedir. Ancak davacının iddialarının aksine, davacı tarafça en geç 15.08.2024 tarihine kadar yapılması gerektiği hüküm altına alınan müvekkil şirkete yapılan bir fesih veya yenilememe bildirimi bulunmamaktadır. Ancak davalı tarafça 15.08.2024 tarihine kadar müvekkil şirkete herhangi bir şekilde sözleşmenin yenilenmeyeceği yahut sözleşmeyi sona erdirme yönünde bir bildirimde bulunulmamıştır. Dolaysıyla sözleşme 15.11.2027 tarihine kadar kendiliğinden uzamıştır. Kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için davacının iddialarına itibar edilse dahi; davacı taraf sözleşmenin sona ereceği 15.11.2024 tarihine kadar sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır. Ancak davacı tarafça Sözleşme süresi devam ederken yakıt alımını sözleşmeye aykırı şekilde düşürülmüştür. Taraflar arasında mevcut TTS'nin 8. Maddesinde belirtildiği üzere; ilk 6 aylık yakıt alımlarını baz alarak hesaplanan aylık yakıt alımı ortalamasında %50'nin üstünde azalma nedeniyle sözleşme müvekkil şirket tarafından haklı nedenle feshedilmiştir. Yakıt alımındaki azalmayı gösterir tüketim raporu ekte sunulmuştur. Görüleceği üzere davacı firma, sözleşme süresi içindeyken sözleşmeye aykırı olarak yakıt tüketimini %85 oranında düşürmüştür. Yakıt alımının azalmasına müteakip sözleşmenin 8. Maddesi gereğince müvekkil şirket tarafından sözleşme haklı olarak feshedilmiştir (EK-4). Sözleşmeyi yakıt alımını sözleşmeye aykırı şekilde azaltarak ihlal eden davalı taraf cezai şart bedeline katlanmakla yükümlüdür. Dolayısıyla davacının sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi sonucu sözleşmede kararlaştırılan cezai şarttan sorumlu olduğunun, davacının sözleşmeye dayalı olarak bizzat kendi açtırdığı DBS hesabından cezai şart bedelinin tahsilinin sözleşmeye uygun olduğu açıktır. Tacir olan taraflar arasında akdedilen sözleşme ve bu sözleşmede belirlenen cezai şart geçerlidir. TTS'nin Fesih ve Cezai Şartı başlıklı 8. Maddesine göre davacının TTS ile üstlendiği edinimlere riayet etmemesi ve/veya sözleşmenin süresinin bitiminden önce feshine sebebiyet vermesi halinde müvekkil şirket, cezai şart bedeli talep edebilecektir. "MÜŞTERİ’nin işbu sözleşme ile üstlendiği edimlere riayet etmemesi ve/veya sözleşmenin süresinin bitiminden önce feshine sebebiyet vermesi; sözleşmesi imzalandıktan ve cihazlar müşteriye ulaştırıldıktan sonra 15 gün içinde Müşterinin yakıt alımına başlamaması, bankada kredi açılmaması, açılan kredinin limitlerinin yetersiz olması veya kredinin banka tarafından herhangi bir sebeple iptal edilmesi dahil olmak üzere sistemde kayıtlı bulunan beher aracın 3 (üç) ay süresince yakıt almaması durumunda veya sözleşme tarihi itibariyle ... TTS sisteminde hali hazırda kayıtlı bulunan araçlarla birlikte yeni dahil olan araç sayısında %50 azalma olması veya sözleşme tarihinden itibaren 6 aylık yakıt alımlarını baz alarak hesaplanan aylık yakıt alımı ortalamasında %50 azalma olması durumunda,... işbu sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir. Yukarıda sayılan her bir fesih nedeninin gerçekleşmesi halinde veya ve satılan taşıtlar üzerinden TAŞIT TANIMA CİHAZLARI’nın sökülmemesi veya söküldüğü halde ...e teslim edilmemesi, ... tarafından iadesi istenildiği halde iade edilmemesi veya ... tarafından zayi olduğunun, hasarlı olduğunun tespit edilmesi, ...TTS sistemine dahil olan araçların sözleşme süresinden önce sistemden çıkması halinde, cezai şart bedeli, Taşıt başına ve/veya her bir TAŞIT TANIMA CİHAZI için için 1000+KDV olup yıllık artış oranı (Yİ-ÜFE+TÜFE)/2 olarak hesaplanacaktır. İşbu bedel takip eden ayın 10'unda tahsil edilir. MÜŞTERİ, bu hususu peşinen kabul eder. ...’in böyle bir durumda sözleşmeyi fesih hakkı ve bu sebeple uğradığı zararları talep hakkı saklıdır." Hükümden görüleceği üzere, davacı firmanın sözleşmeyi ihlali halinde müvekkil şirketin bir bildirim yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı tarafça sözleşmenin ihlali nedeni ile müvekkil şirketin cezai şart talep etme hakkı doğmuştur. Davacı taraf TTS'nin 5. Maddesi gereği banka şubesinde kredili hesap açtırmayı ve ...TTS'nin tüm alacaklarının banka hesabından çekilmesini kabul ve taahhüt etmiştir: "Müşteri, münhasıran ... TTS ile yapılan satışlara ilişkin ödemelerde kullanılmak üzere ...'in tespit ve tayin edilerek bildireceği bankaların MÜŞTERİ'nin seçeceği bir Şubesinde bir kredili hesap açtırmayı ... TTS'nin tüm alacaklarının banka hesabından çekilmesini beyan,kabul ve taahhüt etmiştir..." Yani davacı tarafça bizzat kendi iradesi ile ve sözleşmeden kaynaklı olarak DBS hesabı açtırılmış ve davalı müvekkil şirkete bu hesaptan işlem yapabilme yetkisi tanınmıştır. Yani taraflarca imzalanan sözleşmeye uygun olan cezai şart bedelinin müvekkil şirket tarafından DBS hesabından çekilmesinde bir engel bulunmamaktadır. Davacının cezai şartın geçersiz olduğu yönündeki soyut iddialarının kabulü mümkün değildir. İşbu davanın tarafları tacir olup, sözleşme imzalanırken tacir olmanın yükümlülükleri gereği basiretli bir tacir gibi davranmaları ve sözleşmede öngörülen edimlerin sonuçlarını düşünerek hareket etmeleri zorunludur. Sözleşmenin nisbiliği ilkesi gereği, tacirler arasında ilişkinin şartlarını belirleyen sözleşme, adeta tarafların yasası hükmündedir. Ahde vefa ilkesi gereğince taraflar, sözleşme hükümlerine uymakla yükümlüdürler. Nitekim yüksek mahkeme kararları da beyanlarımızı destekler niteliktedir. Somut olayda da dava konusu TTS'de tarafların hak ve yükümlülükleri belirlenip feshin şartları açıkça kararlaştırılmış ve taraflarca imzalanmıştır. Bu durumda basiretli tacir olan davacının işbu dava ile sözleşmede açıkça kabul ettiği yükümlülüklerinden kaçmaya çalışması usul ve yasaya aykırıdır. Bu kapsamda müvekkil şirket sisteminde kayıtlı davacıya ait 16 adet araç üzerinden yapılan hesaplama ile (1.000,00-TL + yıllık artış oranı olan Yİ-ÜFE /2 olarak) cihaz başı ücret 5.177,62-TL olmak üzere 16 cihaz üzerinden toplam 82.841,85-TL cezai şart bedeli davacı tarafa fatura edilmiştir. Davacının cezai şart tutarının ne şekilde hesaplandığının belirli olmadığı iddiası gerçeğe aykırıdır. Zira sözleşme maddesi incelendiğinde cezai şart faturasının kesilme yöntemi açıkça görülebilmektedir. Davacı tarafça cezai şart faturasına karşı iade faturası düzenlenmişse de müvekkil şirket tarafından İzmir ... Noterliği'nin... yevmiye numaralı 13.09.2024 tarihli ihtarnamesi ile ... no.lu iade faturası reddedilmiş ve davacı şirkete iade edilmiştir. Görüldüğü üzere davalı müvekkil şirket cezai şart bedelini sözleşme hükümleri uyarınca hesaplamıştır. Basiretli tacir olan davacı sözleşme aykırı davranarak davranışı sonucunda yine sözleşme uyarınca tarafına kesilecek cezai şart bedelini kabul etmiş olup işbu dava ile ileri sürülen cezai şart bedelinin fahiş olduğu ve sebepsiz zenginleşme yönündeki iddialar kabul edilemez. Davacı yanın dilekçesinde yer alan Yargıtay 11. HD kararında Taşıt Tanıma Sözleşmesi'nin 5. Maddesinden kaynaklı firmanın sözleşmeye aykırı hareketi nedeni ile cezai şart faturası kesildiği açık olup davanın kısmen kabulüne karar verildiği ifade edilmiştir. Kabul anlamına gelmemekle birlikte, ilgili kararda da cezai şartın varlığı kabul edilmiş, yalnızca davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacının işbu dava ile cezai şarta itiraz etmesi başlı başına kötüniyetini göstermekte olup tacirler arasında akdedilen davaya konu sözleşmede cezai şartın geçerli olduğu açıktır. Açıklanan nedenlerle, davacının haksız ve mesnetsiz iddia ve taleplerinin reddi gerektiği kanaatindeyiz. Davacı tarafça eksik hesaplanan iskonto tutarı talebi haksız ve mesnetsizdir. Davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, taraflar arasında ticari ilişkinin dayanağı olan sözleşmenin 5. Maddesi olan işbu madde uyarınca müvekkil şirket, beklenmeyen ekonomik olumsuzluklar veya kar marjında oluşan değişiklikler nedeni ile değişen piyasa koşullarına bağlı olarak davacı şirkete sunulan satış koşullarında karşı tarafın muvafakatı aranmaksızın doğrudan değişiklik yapma hakkına sahiptir. Hiçbir şekilde davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için davacının iddialarına itibar edilse dahi Sözleşme maddesi uyarınca davalı şirket satış koşullarında tek taraflı değişiklik yapma hakkına sahiptir. Kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafça iskonto oranındaki değişiklikler hiçbir noktada davacı için sözleşmenin fesih sebebi yapılmamıştır. Yukarıdaki itirazlarımız saklı kalmak kaydıyla bu durum, iskonto oranında sözleşmeye uygun olarak yapılan değişikliklerin davacının sözleşmeyi sürdürmesi için çekilmez bir sebep sayılmadığını göstermektedir.. Kaldı ki, TTS m. 1 uyarınca müvekkil şirketin asli edimi davalı şirketin araçlarına taşıt tanıma sistemi kapsamında akaryakıt ikmal etmek ve data hizmeti vermektir. Davacı şirket ne zaman ihtiyaç duyduysa sözleşme kapsamında akaryakıt tedarik etmiştir. Müvekkil şirket tedarik yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmiştir. Ayrıca data hizmeti ile davacı şirket akaryakıt tüketimini anlık takip edebilmiş, sunulan parametreler ile tüketimini raporlayabilmiştir. Davacı şirketin sözleşmenin hiçbir aşamasında data hizmetine ilişkin bir şikayeti olmamıştır. Davacı şirket böylece hızlıca akaryakıt tedariği sağlamış, nakit ödemenin önüne geçerek yolsuzluk yapılması ihtimalini sıfırlamış, şirket bütçelerinde önemli bir yekün tutan akaryakıt giderlerini öngörülebilir hale getirmiştir. Müvekkil data hizmeti yönünden de üstüne düşen yükümlülüğü tam olarak yerine getirmiştir. Beklenmeyen ekonomik olumsuzluklar veya kar marjında oluşan değişiklikler nedeni ile değişen piyasa koşullarına bağlı olarak satış koşullarında değişiklik yapma hakkının saklı tutulması, faaliyet gösterilen akaryakıt sektörü için olağan olup hatta işin gereğidir. Petrol ve petrol ürünlerinin ithalat yoluyla ülkemize geldiği malum olup başta siyasi iklim, diplomatik ilişkiler yanında EPDK tarafından yapılan regülasyonlar, ÖTV'de yapılan değişikler ile piyasada çeşitli etmenler söz konusudur. Bu kapsamda akaryakıt şirketinde faaliyet gösteren şirketlerin kar marjı diğer sektörlere kıyasla yüksek değildir. Bu durumun doğal sonucu olarak beklenmeyen ekonomik olumsuzluklar veya kar marjında oluşan değişiklikler nedeni ile değişen piyasa koşullarına bağlı olarak satış koşullarında değişiklik yapma hakkı saklı tutulmaktadır. Nitekim sözleşme süresi boyunca aynı iskonto oranın ve satış koşullarının değişebileceği sözleşme taraflarının kabulündedir. Yargıtay yerleşik içtihadı ve yüksek mahkeme kararlarından da görüleceği üzere Görüldüğü üzere sözleşmenin davacı tarafça süresinden önce feshetmesi nedeniyle müvekkil şirkete cezai şart tahsil etme hakkı vermektedir. Müvekkil şirket sözleşmeden doğan hakkını kullanmıştır. Davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerekir. Kabul anlamına gelmemek ve yukarıdaki itirazlarımızdan vazgeçmemek şartıyla, kötüniyet tazminatı talep şartları oluşmamıştır. Zira davacı tarafça İİK m. 72 uyarınca henüz kendisine bir icra takibi başlatılmadan menfi tespit davası açılmıştır. İİK m. 72 hükmüne göre icra inkar/kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ve takibin haksız ve kötü niyetli olması (Kuru,Baki,İcra ve İflas Hukuku, 2006,s. 334, 335). Şartlarının varlığı aranır. Oysa davacı tarafça icra takibinden önce menfi tespit davası açılması nedeniyle kötüniyet tazminatı talep etmesi mümkün değildir. Yukarıda açıklanan tüm nedenlerle; öncelikle davacının uygulanmayan indirim tutarı yönündeki belirsiz alacak davasına konu ettiği talebinin hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine, her halükarda davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini vekil olarak talep ederiz.Yukarıda açıklananlar ışığında; davacının uygulanmayan indirim tutarı yönündeki belirsiz alacak davasına konu ettiği talebinin hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine, her halükarda davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini..." talep etmiştir.
Dava, akaryakıt satım sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalıdan temin edilen akaryakıt ürünlerine uygulanması gereken iskontoların bedellere yansıtılmadığını, sözleşme hükümlerine uygun olarak sözleşmenin yenilenmeme isteğinin davalı tarafa bildirildiğini, bildirim yapılmasına karşılık davalının hiç bir gerekçe göstermeden sözleşmeyi feshederek müvekkilinden cezai şart talep ettiğini, talep edilen cezai şartın usul ve yasaya aykırı olduğunu ve uygulanmayan iskonto bedellerinden ötürü fazla ödenen bedellerin iadesinin talep edildiği, davalı vekili ise, taraflarına yapılmış bir ihbarın bulunmadığını, ihbar yapılmış olsa dahi sözleşme süresi içerisinde davacının 8. Maddeyi ihlal ederek akaryakıt alımlarının %85 oranında düştüğünü bu nedenle de cezai şart bedelinin tahsilinin mümkün olduğunu, sözleşmenin 5. Maddesi gereği iskonto oranlarında değişiklik yapma hakkı bulunan müvekkil aleyhine fazla ödenen bedellerin iadesinin istenemeyeceğini savunmaktadır.
Davacı vekili ön inceleme celsesinde menfi tespite konu bedelin ödendiğini iddia etmiş olup, mahkememizce aldırılan ve her iki tarafından ticari defterlerini inceleyen bilirkişilerin sunduğu raporlar incelendiğinde menfi tespite konu edilen 82.841,85 TL bedelli cezai şart faturasının davacı tarafından ödendiği görüldüğünden bu istem yönünden davaya istirdat davası olarak devam edilmiştir.
Taraflar arasındaki 15/11/2021 tarihli sözleşme maddeleri incelendiğinde, sözleşme konusunun davalının yetkili istasyonlarından davalı tarafça akaryakıt ikmali ve data hizmeti verilmesine ilişkin olduğu, sözleşme süresinin üç yıl olarak belirlendiği (m. 2) ve sözleşmenin sona ermesine ilişkin yazılı ihbar yok ise kendiliğinden aynı şartlarda uzayacağı (m. 2), motorin ve benzin ürünleri için fatura bedelinin pompa satış fiyatının KDV'siz tutarından %8 iskonto yapılarak hesaplanacağı, davalının beklenmeyen ekonomik olumsuzluklar veya kar marjında oluşan değişiklikler nedeniyle değişen piyasa koşullarına bağlı olarak davalıya sunulan satış koşullarında değişiklik yapma hakkına sahip olduğu (m. 5), davalının sözleşmeyle üstlendiği edimlere riayet etmemesi ve/veya sözleşmenin süresinin bitiminden önce feshine sebebiyet vermesi, ....... sistemde kayıtlı bulunan beher aracın üç ay süresince yakıt almaması durumunda davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebileceği ve bu fesih nedeniyle cezai şart talep edebileceğinin (m. 8) yazılı olduğu görülmektedir.
Davalı taraf, sözleşmenin 2. Maddesi gereği taraflarına 90 gün önceden yapılmış bir ihbarın bulunmadığını savunduğundan ve dava dilekçesinin ekinde yer alan yenilememeye ilişkin belgenin tek taraflı davacı tarafından düzenlendiği davalıya teslim edildiğine ilişkin bir delilin sunulmadığı görüldüğünden davacı vekiline ön inceleme celsesinde sözleşmenin yenilenmemesine ilişkin delil olarak sunulan belgenin davalıya tebliğ edildiğini gösterir delillerini sunmak üzere kesin mehil verilmiş olup, kesin mehil içerisinde sunulan dilekçe ekinde yer alan mail yazışmalarına göre, 19/07/2024 tarihli bildirimin 02/08/2024 tarihinden önce davalıya iletildiğine yönelik delil sunulmadığından, 15/11/2024 tarihinde sona erecek sözleşmenin 90 gün öncesinde (15/08/2024) davalıya bildirildiği kanaatine varılmıştır.
Davanın tarafları tüzel kişi tacir olduğundan ve davalının fesihteki dayanağı akaryakıt alımındaki düşüş olarak belirtildiğinden mahkememizce taraf ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş olup,
Davacı ticari defterlerinin incelenmesi sonucu bilirkişilerden alınan 03/02/2025 tarihli rapora göre; "Sayın Mahkemenin görevlendirmesi kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmeler ile;
4.1)-Davacı ...Boya Tic. A.Ş.'nin incelenen 2021-2022-2023-2024 takvim yıllarına ait ticari defterlerininsahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu,
4.2)-Davacı ...Boya Tic. Ltd. Şti.'nin incelenen ticari defter ve belgelerinde; Davalı ...Petrol A.Ş. 320.00.A92 Hesap Kodu ile Satıcılar hesabında hareket gördüğü, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu, davacı şirketçe davalı şirkete düzenlenen 11/09/2024 tarihli 82.841,85 TL bedelli İADE FATURASI neticesinde dava ibariyle davacı şirketin davacı şirketten toplam 82.841,92 TL alacaklı göründüğü,
4.3)- 16 adet araçta taşıt tanıma sisteminin takılı olduğu anlaşılmakta olduğuna,
4.4)- Araçlara takılan akıllı halka sisteminin teknik olarak yakıttan tasarruf sağlamayacağı, yakıtta sağlanabilecek tasarruf yakıt firması tarafından verilen iskonto oranında tasarruf sağlayacak olduğuna,
Kesin kararın yüce Mahkemenin olmak üzere bilgilerinize saygı ile arz ederiz. " şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Davalı ticari defterlerinin incelenmesi sonucu bilirkişilerden alınan 04/02/2025 tarihli rapora göre;
" Dosya içeriği ve ekleri ile davalı tarafa ait ticari defterler ile bağlı kayıtları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir:Davalı taraf, incelemeye esas yıllar hesap dönemlerinde e-defter mükellefi olup, süresinde oluşturulmuş defter-i kebir ve yevmiye defterleri beratları tarafımıza ibraz edilmiştir. Basılı defterleri olan Envanter defterlerinin tasdik bilgileri yukarıdaki tablo ile sunulu olduğu gibidir Ticari defterlerin açılış tasdiklerinin TTK 69. ve VUK 220. ve 225.maddelerinde öngörülen yasal süreler içerisinde yaptırılmış olduğu tespit edilmiştir. Defterlerinin kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği'ne ve Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun olarak tutulduğu tespit edilmiştir.Defterleri, kayıtları yönünden birbirini doğrulayacak şekilde istikrarlıdır. Defterlerin delil niteliğinin nihai takdiri yüce makamınıza aittir.
Davacı tarafa ait ticari defter incelemesine dayalı 03.02.2025 tarihli Bilirkişi Heyet Raporu huzurdaki dava dosyasına sunulmuş olup; davacı taraf ticari defterleri ile davalı taraf ticari defterleri karşılaştırıldığında; cezai şart faturası dışındaki tüm alış/satış faturaları ve ödeme/tahsilat kayıtları birbirleri ile uyumludur. Bu nedenle, raporun anlaşılırlığını ve sadeliğini sağlamak üzere, davalı tarafa ait ticari defter kayıtları, rapor içeriğine liste halinde eklenmemiş olup, rapor ekinde sunulacaktır.
Davalı taraf ticari defterlerinde, davaya konu edilen, 07.08.2024 tarihli“ 82.841,85-TL tutarlı ... No.lu Sözlesme cezai şart Faturası, 07.08.2024 tarih ve... yevmiye madde numaralı kayıt ile mevcuttur. İşbu faturaya ilişkin tahsilat kaydı 10.09.2024 tarihlidir.
Davalı taraf bağlı kayıtlarından temin edilen, davacıya ait kart verilmiş 16 adet aracın plakaları aşağıdaki gibidir:
... uygulanması gereken cezai şart bedeli aşağıdaki gibi hesaplanmıştır:
15.11.2021 sözleşme tarihi ve 31.07.2024 sözleşme fesih tarihi olmak üzere, sözleşme süresi 2 yıl 8 ay 16 gün olarak tespit edilmiştir. Sözleşmenin 8.maddesi ile cezai şart bedeli taşıt başına ve/veya her bir taşıt tanıma cihazı için 1.000,00.-TL + KDV olup, yıllık artış oranı (Yi-Üfe*Tüfe)/2 olarak hesaplanacağı ve işbu bedelin takip eden ayın 10'unda tahsil edileceği hükme bağlanmıştır.
1. yıllık artış oranı = (Yi-Üfe 96 +Tüfe %)/2
= (136,02 + 84,39) /2
= 110,20
1.yıllık artış tutarı = 1.000,00.-TL X %110,20 = 1.102,00.-TL
2. yıllık artış oranı = (Yi-Üfe% + Tüfe %)/2
= (42,25 + 61,98)/2
= 552,12
2.yıllık artış tutarı = 1.000,00.-TL X % 52,12 = 521,20.-7L
Her bir araç için hesaplanan artış dahil tutar = 2.623,20.-TL
16 araç için hesaplanan toplam tutar = 41.971,20.-TL
KDV %18 = 7.554,82.-TL
Toplam 49.526,02.-TL
Olarak tespit edilmiştir.
Toparlamak gerekir ise;
- davacı tarafından 16 adet akıllı kart kullanıldığı;
- ilk 6 aylık yakıt tüketim miktarının, sözleşmenin fesh edildiği 2024 Temmuz ayında %86,94 oranında azaldığı,
- iskonto uygulanması yönünden, bu yöndeki faturaların davacı ticari defterlerine kaydedilmiş olduğunun ve işbu faturalara ilişkin ödemelerin de yapılmış olduğunun, davacı taraf ticari defter incelemesine dayanan 03.02.2025 tarihli Bilirkişi Heyet Raporu ile tespit edildiği; bununla birlikte işbu faturalara istinaden iade faturası veyahut fiyat farkı faturası düzenlenmemiş olduğu;
- İskonto oranında yapılan değişikliğin sözleşmenin 5. Maddesine uygun olup olmadığı hususunun hukuki nitelendirmesinin uzmanlık alanlarımız dışında kalması nedeni ile değerlendirilemeyeceği; ancak bununla birlikte, rapor içeriğinde de belirtildiği üzere taraflar arasında akdedilmiş olan Sözleşmenin 5.md. ile davalı...in beklenmeyen ekonomik olumsuzluklar veya kar marjında oluşan değişiklikler nedeni ile değişen piyasa koşullarına bağlı olarak, müşteriye sunulan satış koşullarında değişiklik yapma hakkına sahip olduğu hususu hükme bağlanmış olduğu;
- Menfi tespite konu edilen bedelin ödenmiş olduğu,Hususları tespit edilmiştir. Yapılmış olan tespitlerin hukuki nitelendirmesi ve nihai takdiri yüce makamınıza ait olmak üzere saygılarımızla arz ederiz." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Sonuç itibari ile, 15/11/2021 tarihli üç yıl geçerliliği bulunan akaryakıt alım sözleşmesinin davacının 90 günlük bildirimi üzerine 15/11/2024 tarihine kadar ayakta kaldığı, sözleşme süresi boyunca davacının 16 aracı ile yakıt alımı gerçekleştirdiği, alımı yapılan yakıtlara karşılık davalının faturalar düzenlediği ve faturaların taraf ticari defterlerine kaydedildiği, kaydedilen faturalara süresinde itiraz edilmediğinden ve sözleşmenin yenilenmemesi istemini taşıyan bildirim öncesi davacının iskonto oranları yönünden herhangi bir itirazının bulunmadığı bu hali davacının düzenlenen faturaları HMK' nun 222. ve TTK' nun 21/2. Maddeleri gereği kabul ettiği, davacının ilk altı aylık akaryakıt alım ortalamasına göre 2024 yılının temmuz ayında akaryakıt alımının %86,94 oranında düştüğü, yani davacının akaryakıt alımı sözleşmenin geçerli olduğu 2024 yılının temmuz ayında sözleşmenin ilk altı aya göre %50 oranından daha az akaryakıt alımı yaptığı sabit olmakla davalının sözleşmenin 5. Maddesi gereği cezai şart talep edebileceği, cezai şartın davacının mahvına sebebiyet verip vermediğinin belirlenmesi yönünden de davacı ticari defterleri incelenmiş ise de bu yönde bir değerlendirmenin yapılmadı, sunulan rapora karşı davacının itirazının mahva yönelik olmadığı görüldüğünden 04/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda ki hesaplamaya mahkememizce itibar edilerek davacının fazla ödemesi olmadığı kanaatine varılarak cezai şart bedeli yönünden davanın kısmen kabulüne, şartları oluşmayan tazminat isteminin ise reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davacının cezai şart bedeli yönünden davalıya 33.315,83 TL borçlu olmadığının tespiti ile, ödenen 33.315,83 TL' nin 05/09/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin istemlerinin reddine,
2-Davacının tazminat talebinin reddine,
3-Alınması gereken 2.275,80 TL karar ve ilam harcının yatan 1.431,81 TL peşin harç ve tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 843,99 TL' nin davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 1.431,81 TL ve 427,60 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 385,00 TL posta ve diğer giderler, ile 22.500,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 22.885,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı nazara alınarak 9.093,70 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
8-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin her iki tarafta oturuma katıldığından kabul red oranı nazara alınarak 2.169,49 TL' sinin davacıdan, bakiye kalan 1.430,51 TL' nin ise davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
9-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/10/2025
Katip...
E-imza
Hakim ...
E-imza