T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/821 Esas
KARAR NO: 2025/2
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 04/06/2024
KARAR TARİHİ: 02/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Temsil ettiği...Kiralama ve Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti, gerek araç kiralama gerekse kat karşılığı inşaat işleriyle uğraşan ve tüzel kişiliği olan bir özel kuruluş olduğunu, Davalı ... Madencilik Petr. İnş. Nak. San Tic. Ltd. Şti. de firmam gibi gerek inşaat işleriyle gerekse madencilik üzerinde ticari işlerini yapan bir özel kuruluş olduğunu, ...ve ...nun haksız kazanca konu, dava konusu gayrimenkulleri satın alanlar olup, her biri tacir olduğunu, ...'ın davalı firmanın yetkilisi olduğunu, Temsil ettiği şirketin, Davalı ...Madencilik Petr. İnş. Nak. San. Tic. Ltd. Şti.' nin talebi üzerine, bu davalı şirkete ait "İzmir ili, Urla ilçesi, D...i Mah. ... Mevkii ve Tapuda ... Parsellerde kayıtlı bulunan" bu iki taşınmaz için villa tipi yapı yapılması konusunda Davalı şirketle anlaştıklarını, yapılan bu anlaşmaya göre " 1.931,73 m2 yüzölçümlü... nolu parselde" toplamda 5 adet Bahçeli ve 2 katlı müstakil konut yapılacak; "4.428,10 m2 yüzölçüml...) nolu parselde" ise bir adet bahçeli tek katlı ve bodrumlu konut yapılacağının kararlaştırıldığını, bu işlem ve yapıların yapılması içinse davacı şirket ile davalı şirket arasında Urla Noterliğinden düzenlenmiş 24.03.2017 tarihli ve ... Yevmiye Nolu "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" imzalandığını, yapılan bu sözleşmenin 3.9 maddesinde taahhüt edildiği gibi irtifak tapularının çıkarılmasıyla beraber, davacı şirkete ait olacak taşınmazların tapularının Davacı şirkete verileceğini, bununla beraber sözleşmenin 2. maddesinin ikinci paragrafında da açıkça "kat irtifak tapularının düzenlenmesiyle beraber, müteahhite düşen taşınmaz yapıların tapularının" Müvekkili şirkete devredileceğinin açıkça yazıldığını, yine Sözleşmenin "Bağımsız Bölümlerin Paylaşımı" başlıklı 5.maddesinde, Davacı şirketlerine verilmesi gerekli taşınmaz bağımsız bölümler açıkça belirtildiğini, bu maddeye göre Davacı şirketlerine; ... parseldeki yerde yapılacak yapılardan 2 ve 5 nolu bağımsız bölümlerin tamamı , ... parselde yapılacak 1 nolu tek konutun tamamının verileceğini, anılan paylaşımlar yapılmadan Müteahhidin yükümlülüklerinin başlamayacağını, yani arsa sahibinin anlaşmaya konu tapu devirlerini yapmadan herhangi bir hakkı doğmayacağı da yine sözleşmede açıkça belirtildiğini, taraflar arasında düzenlemesi yapılan ve bu sözleşmenin ekinde bulunan ve sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olan vaziyet planına göre de taraflara düşecek bağımsız bölümler çizilerek noterce onayladığını, Davacı şirket ile Davalı şirket arasında Urla Noterliğinden düzenlenmiş 24.03.2017 tarihli ve... Yevmiye Nolu "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" imzalanmış ve bu sözleşmeye göre Davacı Şirketimiz, üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davalı şirketin... parseli sözleşmede açıkça belirtildiği gibi devretmediğini, davalı arsa sahibi şirketle yapılan görüşmelerde "... Bankasından banka kredisi çektiğini ve kaydına banka tarafından ipotek şerhi konulduğunu ve bu ipoteği kaldırmak için kendisine süre verilmesini" isteyerek, Davacı şirketlerini oyaladıklarını, davacı şirketin de ilk başlarda Davalı şirketin kötüniyetli olduğunu düşünmediğinden beklemeye geçtiğini, ancak, daha sonra ise öğrenildiği kadar davalı şirketçe, banka tarafından konulan ipotek şerhinin kaldırıldığı ve akabinde Davalı arsa sahibi şirket sahibi/ortağı olan ve üstelik taraflar arasında yapılmış bulunan "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesini" imzalayan Dava dışı yetkili ... adına 24.10.2018 yılında satış gösterilerek devir ve tescilinin yapılmış olduğunun öğrenildiğini, bu durum irdelendiğinde davalı şirketin ve sahibinin kötüniyetle hareket ettiği, muvazaalı devir yaptıkları ve sırf davacıya sözleşmeden doğan hakkını vermemek adına mal kaçırdıklarını gösterdiğini, davalı taraflar arasında yapılan bu devir, her ne kadar kayıtlarda satış olarak gösterilmişse de böyle bir satışın yapılmasının geçerli olamayacağının açık olduğunu, gerek tarafların hesapları arasında bu taşınmaza ilişkin para transferinin yapılıp yapılmadığı belli olmaması, gerek davalı şahsın davalı şirketin sahibi ve yetkilisi olması (26 Mart 2014 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ile şirket sahibi olduğu belirtilmiştir) gerekse her iki tarafın da satışa konu edilen bu yerin, asıl hak sahibinin Davacı şirket olduğunu bilmelerine rağmen böyle bir devir yapmalarının, muvazaalı satışla davacıdan mal kaçırdıklarını gösterdiğini, bununla da yetinmeyen davalı yanın ... parseli ayrıca daha sonra bir başka kişiye de devrettiğini, yine Davalı yanın, ayrıca Davacı Şirketin Halkbankası çekini teminat amacıyla alması ve sonrasında inşaat projesi iskan alma aşamasına geldiğinde sırf zararımızın oluşması ve acze düşmeleri için teminat olarak verdikleri çeki kasıtlı olarak tahsil etmeye çalışarak tüm finansal imkanlarını sabote edip, bankalar nezdinde ticari itibarlarının zedelenmesine sebebiyet verdiğini, Bankalar nezdinde ticari itibarlarının zedelenmesi nedeniyle kredi fizibiliteleri ve kredi notlarının düşmesine neden olduğunu ve gerekli ihtiyaçları için kredi çekemez hale gelindiğini, bu nedenle, kredi ihtiyacı sağlanamaması nedeniyle tamamlanması gerekli inşaat yapıları tamamlayamadıklarından maddi ve hukuki olarak zor duruma düştüklerini, burada davalı yanın esasen amacı inşaat projesini tamamlamamızın engellenmesi ile sözleşmeye göre tüm evlerin kendisine kalmasını sağlamak olup, bu amaca yönelik olarak kendisine verilmiş teminat çekine tahsile vererek bizi finansal açmaza soktuğunu, esasen çek yazdırma eyleminin esasen beni acze düşürmek için kasten yapıldığının çok açık olduğunu, çeki yazılan bir firmanın kredi temin edemeyeceği her tacir tarafından net olarak bilinirken, kendisine teslim etmek üzere villalar inşa eden birisinin acze düşürülmesi aslında bu durumda davalının kendisine de zarar vermesi anlamına geldiğini, böylelikle teslim alacağı villaları riske atmış olduğunu, bu durum ticari menfaatini düşünen hiç kimsenin yapacağı bir eylem olmadığını, bu eylem ancak ve ancak olası kayıptan daha büyük bir kazanç hedeflenerek yapılmış olabileceğini, bu durum ise esasen iskan aşamasına gelmiş evlerin son işlerini yapmasını engelleyerek sözleşmedeki yükümlülüklerini tamamlayamamasına sebep olarak; sözleşmeye göre tüm evlere sahip olmak amacından başka bir şey olmadığını, davalı yanın, sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi bir yana sözleşmeye dayalı paylarının tam olarak alamadığı için sorumluluğu doğmayan davacı yanın aleyhine İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde... E sayılı dosya ile dava açarak Davacı Şirketlerine düşen villaların iadesine dair haksız yere dava açması nedeniyle büyük zararı doğmuştur. davacı şirketin her ne kadar sözleşmeye dayalı paylarının tamamını alamamışsa da, inşaata devam etmiş ve davalı yan lehine projede yeralan 1 ve 4 nolu villaları teslim etmiş ve davalı yan bu villaları satarak hak etmediği bir kazanç sağladıklarını, çünkü sözleşmede açıkça müteahhit olarak davacı şirketin sözleşmeye göre tüm paylarını almadan yükümlülüklerinin başlamayacağını, inşaata başlama zorunluluğu olmadığı açıkça belirtildiğini, mevcut durumda sözleşmeye göre Davacı şirket tarafından... Parsel alınamadığı, kasten kaçırıldığı için, davalı yanın hakları ve davacı yanın sorumluluklarından bahsedilemeyeceğini, bu hususun tüm payların alınması ile doğrudan bağlantılı olup bu durum sözleşmede açıkça yer aldığını, davacı yan iyiniyetle inşaatı yaptığını ve davalı yan da bundan istifade ederek haksız kazanç sağladığını, iş bu nedenle bu satışların iptali ve daha fazla el değiştirmemesi için tapulara;...parseldeki 1 ve 4 nolu bağımsız bölümlere) ve... nolu parsele de tedbir konulması gerektiğini, tüm bu izah ettikleri nedenlerle, davalı yanın gerek sözleşmeye uymaması, yükümlülüklerini yerine getirmemesi, gerekse hileli davranışları nedeniyle davalı şirketlerinin maddi olarak zarara sokması nedeniyle tazminat talebinde bulunmamız gerektiğinden iş bu davayı açmaları gerektiğini, davanın geç sonuçlanabilme olasılığının yüksek olması ve ayrıca davaya konu...nolu (arsa sahibi tarafından satılan) villalar ile ... parselin (Davacıya devri yapılması gerekli olan) taşınmaz kaydına HMK'nın ilgili maddeleri gereğince ihtiyat-i tedbir veya ihtiyati haciz şerhlerinin işletilmesini talep ettiklerini, zira, bu sürede söz konusu taşınmazın bir başka kişiye (3.şahıslara) satılma ihtimali (şu an itibariyle 2 gayrimenkul için 2 Davalı şahıs sahibinden.com sitesine satış ilanı vermiştir) yüksek olduğu gibi davalıların herhangi birinin borçlarından dolayı taşınmaza haciz şerhinin işlenme olasılığının yüksek olduğunu, bu olumsuz durumların doğması halinde ise davanın lehimize sonuçlanması halinde bu kez, mahkeme kararının uygulanırlığı güçleşecek, belki de tamamen karşılıksız kalacak ve davacının çok fazla bir zararının doğma riski oluşacağını, buna göre HMK-392.maddesi dikkate alındığında taraflar arasında Noter nezdinde imzalanmış bir sözleşmenin var olması nedeniyle öncelikle teminatsız olarak bu tedbirlerin uygulanmasına karar verilmesini talep edeceklerini, teminatsız tebdir/ihtiyati haciz taleplerinin kabul görülmemesi halinde ise uygun bir teminat mukabilinde davaya konu taşınmazların, ...nolu bağımsız bölümler ile... nolu parselin tapu kayıtlarına İhtiyati Tedbir veya İhtiyati haciz şerhi işletilmesini; şayet tüm bu talebimize rağmen talebimizin kabul edilmemesi halinde ise Tapu Kaydına "davalıdır şerhi" işletilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle 1-a) Davaya konu ( İzmir ili, ... ilçesi, ...Mah. ... Mevkii ve Tapuda ...) parselde 1 ve 4 nolu bağımsız bölümler ve ... Parselde kayıtlı bulunan taşınmaz) taşınmaz kaydına HMK'nın ilgili maddeleri gereğince, Davacı Şirketimizin ileride telafisi imkansız zararlarla karşı karşıya kalmaması adına mağduriyeti de dikkate alınarak öncelikle teminat istenmeksizin ihtiyat-i tedbir veya ihtiyati haciz şerhlerinin işletilmesini; teminatsız tebdir/ihtati haciz talebimizin kabul görülmemesi halinde ise uygun bir teminat mukabilinde davaya konu taşınmazın tapu kaydına ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz şerhi işletilmesini; c) şayet tüm bu tedbir talebimize rağmen, talebimizin kabul edilmemesi halinde ise bu kez tapu kaydına "davalıdır şerhi" işletilmesine karar verilmesini; taraflar arasındaki inşaat sözleşmesi dikkate alınarak davacı şirketin sözleşmeden doğan haklarını alamamış olması sebebiyle oluşan zararları ile iyiniyetile verdiği teminat çekinin aleyhine kullanılması ile tüm finansal itibarını kaybetmesi sebebiyle tüm magduriyet ve kayıpları ile normal akışında tüm bu şüreçte kazanması muhtemel kazanç kayıplarının günümüz reel değerlerine göre hesaplanarak tazmin edilmesi ile davalı yanın haketmeden yaptığı satışlardan doğan kazancının emanete alınması ile satışların iptaline karar verilmesini; Fazlaya ilişkin talep ve dava hakları ile ıslah hakları saklı kalarak, şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın ve 1.000 TL kar kaybının davalıdan alınmasına ve yargılama aşamasında davacı şirketleri lehine olan toplam maddi tazminatın ve kar kaybının tespiti ile Davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
DELİLLER :Davacı vekili iddiasını ispata yönelik olarak; Urla Noterliği'nce düzenlenmiş 24/03/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi", İzmir ili, Urla ilçesi,... mah,... mevkii ve tapuda ... parsellerde kayıtlı bulunan taşınmazlara ilişkin tapu ve kadastro kayıtları, belediye emlak ve imar kayıtları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kayıtları, ticaret sicil kayıtları, İzmir ... ATM... Esas sayılı dava dosyası, keşif ve bilirkişi incelemesi, Yargıtay ve BAM kararları, tanık beyanları, yemin ve sair yasal delillere dayandığı görülmüştür.
Mahkememizin iş bu dava dosyasının, mahkememizin 06/06/2024 tarih... Karar sayılı ilamı ile mahkememizin... Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, mahkememizin ... Esas sayılı dava dosyasında yapılan 25/09/2024 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararı gereği iş bu dava dosyasının tefrikine karar verilerek, dosyanın mahkememizin... Esas sırasına kaydının yapıldığı görülmüştür.
Mahkememizin 12/12/2024 tarih ... Esas sayılı ara kararı ile, dava dilekçesi içeriğinde ve netice talep kısmında davacı tarafın düzenleme şeklindeki taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan tazminat alacağına ilişkin kısmı dava açtığı, bunun yanı sıra taşınmaz satışlarının iptalini talep ettiği, dava dilekçesinde iptali istenen satışların hangisi olduğu, Tapu iptali istenen taşınmazların kimin adına tescilinin talep edildiğine, bu kapsamda davacının tapu iptali ve tescil talebinde bulunup bulunmadığına dair, dava dilekçesinde çelişki bulunduğu iş bu nedenle dava dilekçesinin açıklamaya muhtaç olduğu, tapu iptali ve tescil istemi var ise iş bu husustaki talebin hangi parselleri ve hangi taşınmazlara ilişkin olduğu ve iptal edilen taşınmazların kim veya kimler adına tescilinin talep edildiğini açıklaması, tapu iptali ve tescili istemi yok ise davanın bir miktar tazminat istemine ilişkin olduğundan, davanın açıldığı tarih itibari ile yürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanunu 5/A maddesinde '' Bu kanunun 4.üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır'' hükmü düzenlenmiş olup ve yine 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince '' Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. '' hükmü düzenlenmiş olup, Tazminat istemine ilişkin iş bu dava, arabuluculuya başvuru şartına tabi olup, davacı tarafça, dava tarihinden önce, arabulucuya başvuruda bulunulup bulunulmadığı, başvuruda bulunmuş ise, uzlaşma sağlanıp sağlanmadığı ve buna ilişkin arabuluculuk son uyuşmazlık tutanağını tebliğ tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunması, aksi halde davanın arabulucuya müracaat edilmeden açıldığının anlaşılması halinde davanın dava şartı yokluğundan, arabuluculuk son uyuşmazlık tutanağının aslı veyahutta arabulucu tarafından onaylanmış bir örneği sunulmadığı takdirde davanın usulden reddine karar verilebileceğine dair ara karar oluşturulduğu, iş bu ara kararın davacı vekiline 17/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği, verilen kesin süreye rağmen davacı tarafça dosyaya herhangi bir beyan sunulmadığı görülmüştür.
DEĞERLENDİRME:Dava; inşaat sözleşmesinden doğan tazminat istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere;
01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren, 6102 sayılı TTK' nun 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 5/A maddesinde" Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü düzenlenmiştir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa 7155 sayılı yasanın 23. maddesi ile eklenen 18/A maddesinde "(1)İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 115. maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." şeklindedir.
Somut olayda; davacının, taraflar arasındaki inşaat sözleşmesinden doğan haklarını alamamış olması sebebiyle, oluşan zararları ile kâr kaybından doğan zararların tazmini ile davalının yanın hak etmeden yaptığı satışlarda doğan kazancın emanete alınması ve satışların iptaline karar verilmesi talebinde bulunduğu, dava dilekçesinde tapu iptali ve tescili talebinin olup olmadığı hususunun açık ve anlaşılabilir olmadığı, iş bu hususun açıklanması ve tapu iptali ve tescil talebi yok ise, davanın bir miktar tazminat istemine ilişkin olması sebebi ile, zorunlu arabuluculuğa tabi olması ve arabuluculuk tutanağını sunması için verilen kesin süreye karşın, davacı vekilinin tapu iptali ve tescil istemine ilişkin talebi olup olmadığına dair dava dilekçesini açıklayıcı herhangi bir beyanda bulunmadığı, mahkememizce iş bu nedenle davanın bir miktar para alacağı ve tazminat istemine ilişkin olduğu, iş bu husustaki istemin ise dava açılmadan önce dava şartı olan arabuluculuğa tabi olduğu, davacının iş bu davanın açılmasından önce arabulucuya müracaat ettiği ve müracaat neticesinde arabuluculuk görüşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlandığına dair herhangi bir iddia ve belge sunmadığı, iş bu nedenle davanın arabulucuya müracaat edilmeden açıldığı kanaatine varılmakla, davanın dava şartı yokluğundan
reddine karar verilerek aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi HMK 294/4 mad. gereğince bir ay içinde açıklandığı üzere;
Davanın, dava şartı olan arabuluculuya başvurulmadan açıldığı anlaşılmakla TTK 4/a ve 6325 sayılı yasanın 18/a maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan reddine,
Davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Davacı tarafça peşin yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.02/01/2025
Başkan ...
E imza
Üye ...
eimza
Üye...
eimza
Katip ...
eimza