T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/835 Esas
KARAR NO: 2025/338
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/09/2024
KARAR TARİHİ: 10/04/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; Müvekkilinin maliki ve sürücüsü olduğu...ı aracın 23.12.2023 tarihinde, maliki ...Hazır Beton San. Ve Tic. Ltd. Şti., sürücüsü ... olan,... Sigorta A.Ş. Den ... poliçe no ile ZMMS li ... plakalı aracın müvekkili aracına arkadan çarptığını ve tam kusurlu olarak maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, aracın tamirinin... Motorlu Araçlar San. Ve Tic. Ltd. Şti. Tarafından 116.731,93-TL ye yapıldığını, kaza ve tamirat bedeli Tramer kayıtlarına geçmiş olup, aracı satışı halinde araç hasar görmemiş haline göre çok daha düşük fiyata satılabileceğini, yani aracın çok yüksek miktarda değer kaybına uğradığını, öte yandan aracın tamir süreci-parça bekleme ayrıntılı ve detaylı işçilik çalışması vs.gibi nedenlerle uzun sürdüğünü, müvekkilinin bu süre boyunca araçtan mahrum kalması nedeniyle uğradığı zararlar da karşı yan araç maliki ve araç sürücüsü tarafından ödenmediğini, kazadan sonra sigorta şirketine müracaat edildiğini, bu nedenlerle dava değerini artırmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak şimdilik 100,00-TL değer kaybının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100,00-TL ikame araç bedelinin davalılar... ve ...Hazır Beton San. Ve Tic. Ltd. Şti'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsili ve yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile arabuluculuk toplantı başvurucu vekillik ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, dava değeri arttırım dilekçesi ile; 100-TL olarak talep edilen değer kaybı alacağını HMK 107/2 maddesi gereğince 90.030,75.TL arttırarak 90.130,75.TL'ye çıkardıklarını, bu bedelin kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılar... ve ...Hazır Beton San. Ve Tic. Ltd. Şti'nden müştereken ve müteselsilen alınmasına, 100-TL olarak talep edilen ikame araç bedeli alacağını HMK 107/2 maddesi gereğince 12.098,75.TL arttırarak 12.198,75.TL'ye çıkardıklarını, bu bedelin kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılar... ve ...Hazır Beton San. Ve Tic. Ltd. Şti'nden müştereken ve müteselsilen alınmasına, HMK 107/2 ve ilgili maddeleri gereği Değer kaybı ve İkame Araç bedeli talebimiz yönünden arttırılan 102.129,50.TL nin nispi harcının tarafımızdan alınmasını, davanın kabulü ile taleplerinin hüküm altına alınmasını, bakiye yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar... ve ...Hazır Beton San. Ve Tic. Ltd. Şti'nden müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ...Hazır Beton San. ve Tic. Ltd. Şti vekili, cevap dilekçesinde; davalı müvekkilinin sorumluluğundan bahsedilebilmesi için öncelikle araç sürücüsünün kusurlu olduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması gerektiğini, eldeki davada meydana gelen mezkur kaza sürücünün kusuru veya ihmalinden kaynaklanmadığını, mezkur kaza dava dışı üçüncü kişinin ağır kusuru neticesinde meydana geldiğini, sürücü kazanın gerçekleştiği yol şartlarına uygun şekilde seyrederken, bir kamyonet sağ şeritten orta şeride geçmeye çalışmış ancak hatalı geçiş sebebiyle müvekkiline ait miksere çarptığını, sürücünün kullanmış olduğu mikser bu çarpışmanın etkisiyle sol şeritte seyreden davacı araca temas ettiğini, kazanın gerçekleştiği noktaya ilişkin kamera kayıtları incelendiğinde davalı sürücünün kusurunun bulunmadığının açıkça görüleceğini, gerek KTK'nın gerekse Kara yolları Trafik Yönetmeliği'nin ilgili hükümleri somut kaza olayı ile birlikte değerlendirildiğinde KTK m.86 ''İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.'' hükmü gereği araç sürücüsünün ve davalı müvekkilinin meydana gelen kazada kusuru bulunmadığını, davacının taleplerini kabul anlamına gelmemek üzere, şayet davacıya ait araçta değer kaybı meydana gelmiş ve davacının araç ikame bedeli alacağı doğmuşsa da bu alacak kalemlerinin mezkur kaza neticesinde doğduğu davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, bu hususta Sigorta Bilgi Merkezi tarafından eldeki dava dosyasına sunulan Kasko Sigortası Hasar Bilgisi raporunda davacıya ait aracın 22/02/2024 tarihinde bir kaza daha yaşadığının görüldüğünü, eldeki davaya ilişkin arabuluculuk dosya açılış tarihinin ise 02/05/2024 tarihli olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bahsi geçen ikinci kaza gerçekleştikten sonra arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, bu aşamada araçta meydana geldiği iddia edilen değer kaybı ve araç ikame bedelinin dava konusu mezkur kaza sonucunda olup oluşmadığının tespitinin gerektiğini, aksi kanaatte davalı araç sürücüsü ve davalı müvekkilinin her iki kazanın meydana getirdiği zararlardan sorumlu olacaklarını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Trafik kaza tutanağı, araç ruhsatları, sigorta poliçesi, hasar dosyası, fatura suretleri, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 16/02/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...23.12.2023 tarihinde Davalı... Sigorta A.Ş.’ ne ZMMS Trafik sigortalı ve Maliki Davalı ... Hazır Beton San. ve Tic. Ltd. Şti. olan, sürücü ... sevk ve idaresindeki... plakalı araç ile davacı sürücü...’ ün sevk ve idaresindeki... plakalı araç arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sebebiyle;
1)... plaka sayılı davalı araç sürücüsü...’ un 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/b ve 56/c maddelerini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna TAMAMEN HATASI İLE ETKEN OLDUĞU.
2)...plaka sayılı davacı araç sürücüsü...’ ün kazanın oluşumuna ETKEN FAKTÖRÜ VE HATASI OLMADIĞI.
3)Davacıya ait ... plakalı...marka, 2017 model yılı aracın arka kısım kaporta aksamlarında meydana gelen hasarların Bahse Konu Trafik Kazası İle Uyumlu & İlintili Olduğu,
4)Davacıya ait ... plakalı 2017 Model... marka, ... 1.2 Match CVT otomobilde bahse konu trafik kazası sebebiyle yukarıda belirtilen Serbest Piyasa Şartlarına göre; Aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş 2.el piyasa rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. El rayiç değeri arasındaki fark nedeniyle 92.000,00 TL Değer Kaybı meydana gelmiş olacağı,
5) Davacıya ait aracın sistemli bir çalışma ile makul onarım süresinin 15 gün civarında tamamlanabileceği bu süre içerisinde araç mahrumiyet bedelinin yakıt, sürücü, amortisman, bakım giderleri hariç 12.198,75 TL olarak hesap edilmiş olduğu,.." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan değer kaybı zararının ve ikame araç zararının tahsili talepli maddi tazminat davasıdır.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık 23/12/2023 tarihli trafik kazasının meydana gelmesindeki kusur dağılımı, davacıya ait araçta değer kaybı zararı oluşup oluşmadığı, davacıya ait aracın onarımda geçen sürede kullanılamaması nedeniyle zarar oluşup oluşmadığı ve bu zararların davalılardan tahsilinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır.
Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun;
85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”;
85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış,
-Fiilin hukuka aykırı olması
-Zararın meydana gelmesi,
-Kusur,
-Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır.
Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır.
3-Dava konusu uyuşmazlıkta davalılar arasında zarar verdiği ileri sürülen aracın sigortacısı olan... Sigorta Anonim Şirketi'nin de bulunduğu ve uyuşmazlıkta sigorta hukuku uygulanacağı, bu haliyle uyuşmazlığın çözümünde Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen sigorta hukukunun uygulanacak olması nedeniyle mutlak ticari dava niteliğinde olduğu ve bu itibarla uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesi görev alanına girdiği değerlendirilmiştir.
4-Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir.
Somut olayda, davalı... Sigorta Anonim Şirketi'nin, davalı ...Hazır Beton Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.'ne ait ... plaka sayılı aracın 26/10/2023-26/10/2024 tarihleri aralığında KZMMS sigorta poliçesi ile sigortacısı olduğu, kaza tarihi 23/12/2023 itibariyle davalı sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan sorumluluk üst sınırının 120.000,00-TL olduğu görülmüştür.
5-Davalı... Sigorta Anonim Şirketi'nin davacı şirkete ait aracın Kasko sigortacısı olan ... A.Ş.'ne 18/03/2024 tarihinde 118.130,75-TL ödemede bulunduğu, yargılama sırasında ise 1.869,25-TL bakiye poliçe teminatı ve yargılama giderleri dahil 11.639,57-TL ödeme yapılmasıyla davalı sigorta şirketi yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşılmış, yargılamaya diğer davalılar yönünden devam olunmuştur.
6-Haksız fiil sorumluluğunun tespiti bakımından öncelikle zarara sebebiyet veren trafik kazasının gerçekleşmesinde tarafların kusur durumlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkememizce kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamında toplanan deliller çerçevesinde kusur durumlarının ve kural ihlallerinin tespiti için adli trafik bilirkişiden rapor alınmış, dosyaya sunulan 16/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu trafik kazasının oluşumunda davalı araç sürücüsü...'un KTK'nın 52/b ve 52/c maddelerine yönelik kural ihlali gerçekleştirmesi nedeniyle kazanın oluşumunda etken olduğu, davacı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda etken kural ihlalinin bulunmadığına dair görüş bildirildiği görülmüştür.
Rapora karşı davalı... Sigorta A.Ş. Ve ...Ltd.Şti. Vekilleri tarafından ayrı ayrı itirazlar ileri sürülmüş ise de, taraflarca aksi iddia ve ispat edilmeyen kaza tespit tutanağına göre kazanın davalıların sorumlusu olduğu aracın, davacıya ait araca arkadan çarpması suretiyle meydana geldiği, davalı araç sürücüsünün güvenli sürüş ve takip mesafesi kurallarına uymaksızın seyrini sürdürmesi nedeniyle kazanın meydana geldiği ve kazanın oluşumunda başkaca bir kusurlu hareketin bulunmadığı dikkate alınarak davalı...'un asli ve %100 kusuruyla kazaya sebebiyet verdiği kabul edilmiştir.
7-Davacının kaza sonucu oluşan değer kaybı zararının ve ikame araç zararının tespiti için otomotiv konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmış, dosyaya sunulan 16/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle davacıya ait aracın hasarın onarımının ekonomik olduğu ve kaza nedeniyle araçta 92.000,00-TL değer kaybı zararı oluşacağı, aracın onarımının 15 gün süreceği ve bu süre zarfında günlüğü 813,25-TL bedel ile emsal nitelikte bir aracın kiralanabileceği ve zararın 12.198,75-TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi raporuna karşı davalı taraflarca sair itirazlar ileri sürülmüş ise de, davacıya ait aracın marka, model ve segmenti ile onarım gören parçalarına göre kaza tarihi 23/12/2023 itibariyle tespit edilen 92.000,00-TL değer kaybı zararının piyasa koşullarına uygun olduğu, keza ikame araç zararı yönünden de 2023 yılı için B segment araç kiralamalarının 750,00-TL ila 1.000,00-TL aralığında değişimler gösterdiği ve 813,25-TL tutarlı kiralama bedeliyle 15 günlük onarım süresinin makul düzeyde olduğu dikkate alınarak davacıya ait aracın 92.000,00-TL değer kaybına uğradığı ve aracın onarımı süresince davacının 12.198,75-TL ikame araç zararının oluştuğu kabul edilmiştir.
8-Davacı vekilinin 26/01/2023 tarihli değer artırım dilekçesiyle dava değeri değer kaybı zararı yönünden 90.130,75-TL'ye, ikame araç zararı yönünden 12.198,75-TL'ye yükseltilmiştir.
Davalı... Sigorta Anonim Şirketi yönünden yalnızca değer kaybı zararı yönünden talepte bulunulmuş olup, sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan sorumluluğu kaza tarihi itibariyle 120.000,00-TL ile sınırlıdır. Dava öncesinde davalı sigorta şirketi tarafından dava konusu kaza nedeniyle ... A.Ş.'ne 18/03/2024 tarihinde 118.130,75-TL ödemede bulunduğu, yargılama sırasında ise 1.869,25-TL bakiye poliçe teminatı ve yargılama giderleri dahil 11.639,57-TL ödeme yapılmasıyla poliçeden kaynaklanan sorumluluğunun sona erdiği dikkate alınarak davalı sigorta şirketi yönünden konusuz kalan dava nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkememizce yapılan inceleme neticesinde davacının karşılanmayan bakiye değer kaybı zararının 90.130,75-TL olduğu bilirkişi raporuyla tespit edilmiş, yine bilirkişi raporuyla tespit edilen kazalı aracın onarımda geçen süresi yönünden Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre araç malikinin kaza nedeniyle araçtan faydalanamadığı süre zarfında farklı bir araç kiralamamış olsa dahi salt aracın kullanımından yoksun kaldığı için bir zararının oluşacağı, zarar görenin bu zararını ispatı için ayrıca bir araç kiralama belgesi sunmasının gerekmediği dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı tarafça tazminat miktarlarına kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talep edilmiş olup, davalı araç sürücüsü ve malikinin kaza tarihinden itibaren temerrüt halinde oldukları ve ayrıca ihtara gerek bulunmaksızın faiz sorumlulukları bulunduğu gözetilerek hükmedilen tazminat alacaklarına kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmiştir.
9-Her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de;
"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar sayılı ilamı)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı)
Yukarıda alıntılanan Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, 90.130,75-TL değer kaybı zararı ile 12.198,75-TL ikame araç zararının davalılar ...Hazır Beton Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ile...'dan kaza tarihi 23/12/2023'ten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine,
2-Davalı... Sigorta Anonim Şirketi yönünden açılan dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.990,12-TL harçtan peşin olarak alınan 427,60-TL ile ıslah harcı olarak alınan 1.744,12-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.818,40-TL karar ve ilam harcının davalılar ...Hazır Beton Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ile...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ...Hazır Beton Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ile...'dan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 1.744,12-TL toplamı 2.171,72-TL harcın davalılar ... Hazır Beton Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ile...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça sarf edilen 427,60-TL başvuru harcı, 709,00-TL posta ve tebligat ücreti, 8.000,00-TL bilirkişi ücreti toplamı 9.136,60-TL yargılama giderinin davalı... Sigorta Anonim Şirketi'nin 06/03/2025 tarihli 9.385,00-TL tutarlı ödemesiyle karşılandığı anlaşıldığından yeniden davalı taraflardan tahsiline yer olmadığına,
7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
8-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/04/2025
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır