T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/840 Esas
KARAR NO: 2024/1122
DAVA: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/10/2018
KARAR TARİHİ: 12/12/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davalının davacı müvekkili aleyhine İzmir...İcra Müdürlüğü’nün... E sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattığını, ödeme emrinin muhtara tebliği ile müvekkilinin icra takibinden haberi olmadığını ve takibin kesinleştiğini, ancak davacı müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe dayanak olarak gösterilen kambiyo senedinde “nakden” ibaresinin yer almasına karşın, davacı müvekkilinin, davalı alacaklıdan para, mal ya da hizmet almadığını ve davalı ile herhangi bir hukuki ilişki içine girmediğini, davacı müvekkilinin kişisel bilgilerinin kullanılarak davalı alacaklı ile imzalanan kambiyo senedi neticesinde doğan borcu ve ferilerini kabul etmediklerini, senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, dava dilekçe ekinde sunulan Bornova ... Noterliği’nin 11.01.2017 tarih... yevmiye numaralı vekaletnameden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin imzası ile benzerlik taşımadığını, bu sebeplerle İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyası ile yapılan takibin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, davacı müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; Müvekkiline verilen senetler üzerindeki kaşede “Nevvar Salih İşgören Eğitim Kampüsü Kantin ve Yemek İşletmecisi...” yazmakta olup, davacının adına açılmış Kordon VD.... nolu vergi kaydı bulunduğunu, bu işyerinin ihaleyi kazanan davacı tarafından işletildiğini, Bornova... Noterliğinin 20.04.2017 tarih... yevmiye nolu vekaletname ile işyerini kendi adına yönetmek için ...’e yetki verdiğini, takip dayanağı senet üzerindeki imzanın ... tarfından davacı adına 08.02.2017 tarihinde imzalandığını, söz konusu ... işletmesinede fatura karşılığı mal satıldığını cari hesap borcuna karşılık şirket çalışanları tarafından icra takibine konu senetlerin ... tarafından imzalanarak müvekkili şirkete gönderildiğini, bu sebeplerle Bornova.. Noterliğinin 20.04.2015 tarih ve... yevmiye nolu vekaletnamesi ile davacının “emre muharrer senet düzenleme” yetkisi verdiği...’e davanın ihbar olunmasına haksız ve kötü niyetli davanın reddine, asıl alacağın %20 den az olmamak üzere takdir edilecek kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak müvekkile verilmesine, HMK 329/1 MD gereğince müvekkilinin ödemek zorunda kalacağı yasal Vekalet ücretinden az olmamak üzere hüküm ile belirlenecek hak ve alacağın %25 tutarındaki vekalet ücretini ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
DELİLLER: İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası, diğer belgeler ve bilirkişi incelemesi delil olarak değerlendirilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası suretinin incelenmesinde; Davacı tarafından davalı şirket aleyhine 7.500,00-TL asıl alacak, 930,26-TL işlemiş faiz, 22,50-TL %0,30 komisyon olmak üzere toplam 8.452,76-TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır.
Davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle alacaklı olup olmadığının tespiti için yapılan bilirkişi inelemesi sonucunda düzenlenen 06/09/2021 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...Davacının 2016-2017 yıllarına ait ticari defterlerinin 213 sayılı VUK. 221. ve 222.maddeleri uyarınca ve 6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi uyarınca noter açılış onaylarının süresinde yaptırıldığını, 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı değerlendirmesinin takdiri Sayın Mahkeme'nizde olmak üzere; 6102 sayılı T.T.K 64/3. maddesi uyarınca yapılması gereken kapanış tasdikinin 2016-2017 yılı yevmiye defterleri için süresinde yaptırıldığını, ticari defterlerini usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığını, Davacı ticari defterlerinde davalı “...’a” ait herhangi bir kayıt bulunmadığını, ancak davalı ...’ın yetkili müdürü olduğu “... Ekmek Ve Unlu Mamüller Gıd. Mar. İşl. İnş. Tur. Taş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.”ne ait kayıtların bulunduğunu, buna göre;... Ekmek şirketinin davacıya 2016 yılında toplamı 2.916,90 TL tutarında olan 3 adet fatura düzenlediğini, faturaların 100- Kasa hesabından “nakit” olarak ödendi kaydı bulunduğunu, davacının davalıya cari hesap borcunun bulunmadığını, takibe konu senetlerin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını tespit edilmiştir.
Davalı ticari defter kayıtlarında;
Davacı ticari defterlerinde davalı “...’a” ait herhangi bir kayıt bulunmadığından davalı ...’ın yetkili müdürü olduğu “...Ekmek Ve Unlu Mamüller Gıd. Mar. İşl. İnş. Tur. Taş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.” ne ait kayıtlar bulunup incelendiğinden, bilirkişiliğimce hem “... Ekmek ” şirketine ait ticari defterler hem de “...”ın adına bulunan işletmeye ait ticari defterler incelenerek rapora aktarılmıştır.... Ekmek şirketinin 2016-2017 yıllarına ait yevmiye defterlerinin 213 sayılı VUK. 221. ve 222.maddeleri uyarınca ve 6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi uyarınca noter açılış onaylarının süresinde yaptırıldığını, 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı değerlendirmesinin takdiri Sayın Mahkeme'nizde olmak üzere; 6102 sayılı T.T.K 64/3. maddesi uyarınca yapılması gereken kapanış tasdikinin 2016-2017 yılı yevmiye defterleri için süresinde yaptırıldığını,... Ekmek şirketinin ticari defterlerinde toplamı 6.933,30 TL olan 8 adet faturanın davacı adına düzenlendiğini, bu tutarın 1.450,00 TL’sının davalı kredi kartı ile ödendiğini, kalan 5.483,30 TL sının... ekmek şirketi defterlerinde cari mutabakat ile kapatıldığı ve davacının davalıya borcunun bulunmadığını, takibe konu senetlerin... Ekmek şirketi ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, Davalı ...’ın 2016 yılında işletme defterine tabi olduğu, 213 sayılı VUK. 221. ve 222.maddeleri uyarınca ve 6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi uyarınca noter açılış onaylarının süresinde yaptırıldığı işletme defterinin 6102 sayılı TTK’na göre kapanış tasdikine tabi defterler arasında sayılmadığını, Davalının İşletme Defterinde “İşi Veya Mesleği” bölümünde “Müşterek Bahis faaliyetleri (At Yarışı, Köpek yarışı, futbol ve Diğer Spor yarışmaları konusunda bahis hizmetleri) yazılı olduğu, 2016 yılı işletme defterinde davacıya ait herhangi bir kayıt bulunmadığı ..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Mahkememizin 18/11/2021 tarih ve ... Karar sayılı ilamında "Dava İİK 72.maddesi uyarınca açılmış menfi tespit davasıdır.
Davacı taraf dava dilekçesinde takibe konu senet üzerindeki imzanın davacı eli ürünü olmadığını, davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını ileri sürerek dava konusu bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı tarafça cevap süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesinde takibe ve davaya konu bononun davacının çalışanı olan ...tarafından vekalet ile kendisine verilen yetki kapsamında imzalandığını, cari hesap alacağına istinaden bononun alındığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Dosyaya getirtilen bilgi ve belgelerden davacının işletmekte olduğu kantin ve yemek işletmesinde çalışanı olan ...e Bornova ...Noterliği'nin 20.04.2015 tarih ve ... yevmiye nolu vekaletnamesi ile davacının emre muharrer senet düzenleme yetkisi de içerir vekaletname verdiği, davacının aynı noterliğin 29.07.2016 tarih ve...e nolu azilnamesi ile vekaletnamenin geri alınarak azilname düzenlendiği, dava konusu bonoların keşide tarihlerinin 08.02.2017 ve ödeme tarihlerinin sırasıyla 15.03.2017, 15.04.2017 ve 15.05.2017 tarihleri olduğu görülmüştür.
Davacı tarafça yargılama sırasında dava konusu bonoların keşidecisinin vekil ...olduğunun öğrenilmesi ile vekaletten azil hukuki durumuna dayanılmış, bononun vekalet olmaksızın imzalandığı ve davacının borçtan sorumlu tutulamayacağı ileri sürülmüştür.
Yargılama sırasında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmış, davacıya ait kantin işletmesi ile davalının yetkilisi olduğu şirket arasında 2016 yılından itibaren ticari alışveriş ilişkisinin başladığı görülmüştür.
Somut olayda uyuşmazlık konusu davacının vekillikten azlettiği vekil tarafından imzalanan bonodan dolayı sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 2. Maddesine göre "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz."
Tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesinde davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğu görülmektedir. Davacı tarafça her ne kadar vekil ...in vekaletten azledildiği ileri sürülmüş ise vekilin azledildiğinin davalı tarafa bildirildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı gibi bu yönde bir iddiada da bulunulmamıştır.
Dava dışı eski vekil ...yargılama sırasında vefat ettiğinden dinlenilmesi ve davanın ihbarı mümkün olmamıştır.
Mahkememizce ...'in SGK kayıtlarında Uyap üzerinden yapılan incelemede 02.06.2017 tarihine dek davacı tarafın işyerinde işçi olarak çalıştığı tespit edilmiştir.
Davacı tarafça her ne kadar Bornova ...Noterliği'nin 29.07.2016 tarih ve ... yevmiye nolu azilnamesi ile ...'in vekalet yetkisine son verilmiş ise de davalı ile davacı arasında vekaletten azil öncesi ticari ilişkinin başladığı ve vekilin vekillik görevinin sona erdiğinin davalıya bildirildiğine dair bir delil sunulmadığı, vekil ...in azil sonrası da 02.06.2017 tarihine dek davacı yanında çalıştığının SGK kayıtları ile sabit olduğu, davacı tarafın davalıya vekaletten azil işleminin bildirildiğine dair bir iddiada bulunulmadığı hususları gözetildiğinde davalının ticari ilişki sırasında kendisine ibraz edilen vekaletnamedeki yetkiye güvenerek iktisap ettiği bonoları iyi niyetli olarak edindiğinin kabulü gerektiği, davacının ticari ilişkisi bulunan ilgililere vekilin görevinin sona erdiğini bildirmemesinden kaynaklanan zarara katlanması gerektiği değerlendirilmiştir.
Dava konusu bonolar nakden kaydı içermekte olup davalı tarafça cari hesap alacağına istinaden alındığı savunulmuştur. Bono üzerinde nakden kaybı bulunmakla bonoların kayıtsız şartsız borç ikrarı niteliğinde olduğu ve davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığının da sabit olduğu gözetildiğinde davalıdan bono alacağını yeniden ispat etmesi beklenemez. Bu nedenle bono üzerinde yazılı alacak miktarları kadar davalı alacağının bulunduğunun kabulü gerekmektedir." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 19/09/2024 tarih,...Karar sayılı kararı ile; " Dava, bonoya dayalı takip dosyası kapsamında menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2.Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Bu nedenle ilke olarak kambiyo senedi uyarınca açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer.
3.Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak, senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK m. 191/1, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Eğer taraflardan dan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Senede dayalı bu iddianın aksinin de yine yazılı belge ile kanıtlanması gerekir. ( Yargıtay HGK'nun 05.02.2019 tarih ve 2017/(19)11-821 E. - 2019/58 K. )
4.Eldeki davaya konu somut olayda; davacı nakten kaydı bulunan davaya konu bono nedeni ile davalıya borçlu olmadığını ileri sürmüş, davalı ise söz konusu bononun taraflar arasındaki fatura karşılığı mal satımı kapsamında davacının davacının emre muharrer senet düzenleme yetkisi de içerir vekaletname verdiği çalışanı ...in
tarafından düzenlenerek davalıya gönderdiğini senet nedeni ile davalının davacından alacaklı olduğu savunmuştur.
5.Davacı ve davalının iddia ve savunmaları kapsamına göre davaya konu bononun ihdas nedeninin davalı tarafından talil edildiği açıktır. Zira, davalı nakden kaydı bulunan senedin mal alım satımı nedeni ile düzenlendiği, davacı ise taraflar arasında herhangi bir para, mal ya da hizmet alım satımı bulunmadığı ifade etmektedir. Bu durumda, senedin düzenlenme nedeni davalı tarafından talil edildiğinden ispat külfeti yer değiştirmiştir. Artık; davalı, senet nedeniyle alacaklı olduğunu ispat etmek zorundadır.
6.Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından takibe konu senedin talili dolayısıyla ispat yükünü üzerine alan davalının dayandığı tüm deliller toplanıp davalının davacıdan alacaklı olup olmadığı değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek, davanın esası hakkında tarafların tüm taleplerini karşılayacak infaza elverişli şekilde bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir..." gerekçesi ile Mahkememiz kararı kaldırılmıştır.
2-Mahkememizce istinaf kaldırma kararı sonrasında yapılan incelemede, davalı tarafça cevap dilekçesinde takip konusu bonoların mal tesliminden kaynaklanan açık hesap bakiyesine istinaden düzenlendiği savunulduğundan senet üzerinde yer alan "nakden" kaydının talil edildiği ve bu suretle ispat yükünün davalıya geçtiği değerlendirilmiştir.
3-İstinaf kaldırma kararı öncesinde taraf ticari defterleri incelenmiş, davacıya ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemede davalı adına alacak bakiyesi bulunmadığı, davalı ticari defterlerinde ise davalının davacıdan 5.483,30-TL alacak bakiyesinin bulunduğu, 21/11/2016 tarihli tahsilat işlemiyle bakiye alacağın kapatıldığı görülmüştür.
Davalı tarafça 5.483,30-TL'lik bakiye alacağa ilişkin tahsilat kaydının dava konusu bonoların düzenlenmesine istinaden ticari defterlere işlendiği, bu şekilde bir nakit tahsilat bulunmadığı savunulmuştur.
4-Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta davalı tarafça düzenlenen 8 adet faturadan yalnızca 3 adet toplam 2.916,90-TL tutarlı faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, buna karşın davalı ticari defterlerinde 6.933,30-TL tutarlı 8 adet fatura ve aynı miktarda tahsilat kayıtlarının yer aldığı, davalının kendi ticari defterlerinde yer alan kayıtların davacı ticari defterlerinde doğrulanmadığı görülmüştür. Bu durumda davalının kendi ticari defterlerinde yer alan kayıtlarla lehine alacak ispatı mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.
5-Davalı tarafın delilleri arasında yemin delili de bulunmakta olup, davalı vekilinin 28/10/2024 tarihli yemin teklifine ilişkin beyan dilekçesi içeriği incelenerek mahkememizce yeminin konusu "Dava konusu 08/02/2017 düzenleme 15/05/2017 ödeme tarihli 2.500,00-TL bedelli, 08/02/2017 düzenleme 15/04/2017 ödeme tarihli 2.500,00-TL bedelli ve 08/02/2017 düzenleme 15/03/2017 ödeme tarihli 2.500,00-TL bedelli senetlerin davacı ... tarafından işletilen "Nevvar Salih İşgören Eğitim Kapmpüsü Kantin ve Yemek İşletmesi -..." işletmesinin davalının ortağı ve yetkilisi olduğu ... Ekmek Ve Unlu Mamüller Tic.Ltd.Şti. İle olan açık/cari hesap bakiyesi 5.483,30-TL davacı borcuna istinaden davalıya verilip verilmediği, davacının takip ve dava konusu senet alacağını oluşturan ticari ilişki nedeniyle davalının ortağı ve yetkilisi olduğu şirkete borcunun bulunup bulunmadığı," olarak belirlenmiştir.
Yeminin ifası için davacı asıl mahkememiz duruşmasına katılmış ise de yemin hakkında alınan beyanlarında;
"Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum" dedi, devamla; ben kantin işletmesini ...e verdiğim vekalet ile yürütüyordum. Ancak çok fazla borç geldiği için 2016 yılında ...e azilname verdik. 2017 yılında kantini kapattık. Ben davalının yetkilisi olduğu... şirketine borcum olduğunu hatırlamıyorum. Alacak ve borç işleri ile muhasebecim ilgileniyordu. İcra takibini giden borçları bana bildiriyordu. Ancak böyle bir borç bana bildirmedi. Ben de böyle bir borcun olduğunu hatırlamıyorum. Ben bana icra dosyası olarak gelmeyen hiçbir borcu bilmiyorum. Dava konusu borçla ilgili olarak da tarafıma bilgi gelmediğinden olup olmadığını bilmiyorum,"
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
Yemin, 6100 sayılı HMK'nın 225. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, 229. Madde "Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır." hükmünü haizdir.
Somut uyuşmazlıkta davacı asılın yemin beyanında "hatırlamıyorum" şeklinde beyanda bulunulmuş, açık ve net bir şekilde dava konusu bonoları oluşturan borcunun bulunmadığına dair yemin eda edilmemiştir. Davacı taraf yemini gereğince eda etmediği gibi vekili huzurunda alınan beyanlarında yemini davalıya da iade etmemiş olduğundan yemin konusu vakıaları davalı lehine ikrar etmiş sayılacağından dava konusu 3 adet bononun davalıya olan açık hesap borcuna istinaden düzenlenmiş olduğu kabul edilmesi gerekmiştir.
6-Yargılama sırasında davacı vekili tarafından dava konusu bonoların geçersiz ve sona ermiş vekaletname ile düzenlendiği ileri sürülmüş ise de, mahkememizce istinaf kaldırma kararı öncesinde yer alan gerekçede açıklandığı üzere; Dosyaya getirtilen bilgi ve belgelerden davacının işletmekte olduğu kantin ve yemek işletmesinde çalışanı olan ...e Bornova...Noterliği'nin 20.04.2015 tarih ve... yevmiye nolu vekaletnamesi ile davacının emre muharrer senet düzenleme yetkisi de içerir vekaletname verdiği, davacının aynı noterliğin 29.07.2016 tarih ve ...yevmiye nolu azilnamesi ile vekaletnamenin geri alınarak azilname düzenlendiği, dava konusu bonoların keşide tarihlerinin 08.02.2017 ve ödeme tarihlerinin sırasıyla 15.03.2017, 15.04.2017 ve 15.05.2017 tarihleri olduğu görülmüştür.
Yargılama sırasında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmış, davacıya ait kantin işletmesi ile davalının yetkilisi olduğu şirket arasında 2016 yılından itibaren ticari alışveriş ilişkisinin başladığı görülmüştür.
Türk Medeni Kanunu'nun 2. Maddesine göre "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz."
Tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesinde davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğu görülmektedir. Davacı tarafça her ne kadar vekil ...in vekaletten azledildiği ileri sürülmüş ise vekilin azledildiğinin davalı tarafa bildirildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı gibi bu yönde bir iddiada da bulunulmamıştır.
Dava dışı eski vekil ...yargılama sırasında vefat ettiğinden dinlenilmesi ve davanın ihbarı mümkün olmamıştır.
Mahkememizce...)'in SGK kayıtlarında Uyap üzerinden yapılan incelemede 02.06.2017 tarihine dek davacı tarafın işyerinde işçi olarak çalıştığı tespit edilmiştir.
Davacı tarafça her ne kadar Bornova ...Noterliği'nin 29.07.2016 tarih ve... yevmiye nolu azilnamesi ile ...'in vekalet yetkisine son verilmiş ise de davalı ile davacı arasında vekaletten azil öncesi ticari ilişkinin başladığı ve vekilin vekillik görevinin sona erdiğinin davalıya bildirildiğine dair bir delil sunulmadığı, vekil ...in azil sonrası da 02.06.2017 tarihine dek davacı yanında çalıştığının SGK kayıtları ile sabit olduğu, davacı tarafın davalıya vekaletten azil işlemini bildirildiğine dair bir iddia ve ispatının bulunmadığı hususları gözetildiğinde davalının ticari ilişki sırasında kendisine ibraz edilen vekaletnamedeki yetkiye güvenerek iktisap ettiği bonoları iyi niyetli olarak edindiğinin kabulü gerektiği, davalının yemin teklifine ve davacının yemini eda etmemesine göre dava konusu bonoların davacıya teslim edildiği yemin deliliyle ispat edilen 14/05/2016-28/06/2016 tarihleri aralığında düzenlenen 8 adet faturadan kaynaklandığı ve fatura dönemleri itibariyle de vekaletin geçerli olduğu, davacının ticari ilişkisi bulunan ilgililere vekilin görevinin sona erdiğini bildirmemesinden kaynaklanan zarara katlanması gerektiği değerlendirildiğinden davacı ile vekili arasındaki vekalet ilişkisinin sona ermiş olmasının davalı açısından sonuç doğurmayacağı değerlendirilmiştir.
7-Dava konusu hakkında her ne kadar tedbir kararı verilmiş ise de davacı tarafça teminat yatırılmadığından ihtiyati tedbir kararının fiilen uygulanmadığı görülmüştür. Bu nedenle davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Şartlar oluşmadığından, davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin olarak alınan 144,36-TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 283,24-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 8.452,76-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
Dair, davacının ve davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/12/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır