T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/938 Esas
KARAR NO: 2025/494
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/10/2024
KARAR TARİHİ: 20/05/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... plakalı İdaremiz aracı 06.07.2023 tarihinde seyir esnasında iken, ... plakalı araç (davalı sigorta şirketinin sigortalı aracı), İdaremiz aracının arka kısımlarından çaptığını, 06.07.2023 tarihli kaza tespit tutanağında, İdareleri aracına arkadan çarpan... plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı Kanun'un 56/1-c maddesini ihlal ettiğini, İdarelerinin araç sürücüsünün herhangi bir kusurunun olmadığının belirtildiğini, söz konusu haksız fiil neticesinde İdaremiz nezdinde doğan zararın tahsili için her ne kadar İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile ... plakalı aracın sigorta şirketi hakkında ilamsız icra yoluyla takip başlatılmış ise de, davalının söz konusu takibe itiraz etmesi neticesinde takibin durduğunu, bu nedenlerle haksız ve dayanaksız itirazın iptali ile davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 02/02/2024 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile takibin devamına, borçlu davalının 020' den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle;... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde ...poliçe numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile 05/11/2022-05/11/2023 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı maddi zararlara ilişkin teminat limiti kaza tarihi itibari ile araç başına 120.000,00-TL olduğunu, poliçe limitini bildirmelerinin davayı ve iddiaları kabul anlamında olmadığını, sigorta şirketine başvuru şartının sağlanmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, hasar bedeli hesaplamasının sigortacılık teamülüne ve mevzuata uygun şekilde yapılması gerektiğini, Müvekkili şirketin sorumluluğunun, kaza tarihini itibari ile benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki parça bedelleri ile sınırlı olduğunu, yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, poliçede sigorta bedeline kdv dahil olduğuna dair bir ifade bulunmadığını, davacının görevlendirdiği eksper raporu esas alınarak karar verilemeeceğini, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... E sayılı dosyası, trafik kazası tespit tutanağı, hasar doyası, poliçe, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişiden alınan 22/03/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...S O N U Ç: 06.07.2023 tarihinde sürücü ... idaresindeki Davalıya ZMM sigortalı... plakalı araç ile sürücü ... idaresindeki Davacı ESHOT Genel Md. lüğüne ait... plakalı araçlar arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sebebiyle;
1)Davacı İdareye ait... plakalı... marka belediye otobüsünde Meydana Gelen Hasarların İş Bu Dava Konusu Kaza İle Uyumlu Olduğu,
2)Davacı İdareye ait...plakalı otobüste meydana gelen Hasar Bedelinin Yedek Parça + İşçilik + KDV olarak 3.001,05 TL. hesap edilmiş olup, Aracın Tamirinin Ekonomik Olduğu,
3)İşlemiş faiz olan 232,32 TL ile 3.001,05 TL Asıl alacak ve 150,00 TL Posta Gideri toplandığında Davalı... Sigorta A.Ş.’ nin Davacı İdareye Borç Miktarının 3.383,37 TL olarak hesaplanmış olduğu,
Yönündeki görüşlerimi konunun hukuki ve nihai takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Saygıyla Arz Ederim." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan hasar zararının karşılanması talepli icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dosya kapsamına göre itiraz dilekçesinin davacı vekiline tebliğ edildiğine dair bir kayıt yer almadığından davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
2-Dava konusu uyuşmazlık, davacı idareye ait... plaka sayılı araç ile davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan... plaka sayılı araç arasında meydana gelen 06.07.2023 tarihli trafik kazasının meydana gelmesinde araç sürücülerinin kusur dağılımı, davacıya ait araçta meydana gelen hasarın onarım bedelinin belirlenmesi ve davalıdan tahsilinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmıştır.
3-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun;
91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”;
85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”;
85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir.
4-Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir.
Dosyaya getirtilen sigorta poliçesine göre davacıya ait araca zarar verdiği ileri sürülen... plaka sayılı aracın davalı ... Sigorta Anonim Şirketi nezdinde kaza tarihini kapsar şekilde 05/11/2022-05/11/2023 tarihleri aralığında vadesi bulunan KZMMS sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, kaza tarihi itibariyle davalı şirketin poliçeden dolayı araç başına 120.000,00-TL'ye kadar sorumluluk limiti bulunduğu görülmüştür.
5-Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir.
Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
6-Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış,
-Fiilin hukuka aykırı olması
-Zararın meydana gelmesi,
-Kusur,
-Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır.
Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır.
7-Taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık kazanın meydana gelmesindeki kusur dağılımı noktasındadır.
Kusur dağılımının belirlenmesi noktasında kusurun ağırlığı ve dağılımının takdiri münhasıran hakimin yetkisinde olmakla birlikte uygulamada kusur dağılımına esas kural ihlallerinin tespiti yönünden sıklıkla bilirkişi raporu alınmaktadır. Bununla birlikte 6100 sayılı HMK'nın 266/1.maddesinin 2.cümlesinde yer alan "Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." hükmü uyarınca kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımı genel bilgi ve tecrübeyle çözümlenebilecek nitelikte ise bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Dosyaya sunulan, trafik ekiplerince düzenlenmiş ve taraflarca yargılama sırasında kaza oluş şekli yönünden itirazda bulunulmayan kaza tespit tutanağına göre dava konusu kazanın davacıya ait aracın otobüsün seyri sırasında, davalının sigortalısı ... plaka sayılı aracın davacıya ait araca arkadan çarpması suretiyle gerçekleştiği, kaza tespit tutanağında davalı araç sürücüsünün KTK'nın 56/1-c maddesini ihlal ettiğinin belirtildiği görülmüştür.
Kaza tespit tutanağında anlatımı belirtilen kaza oluş şekline göre kaza tespit tutanağında dava dışı araç sürücüsü...'ün KTK'nın 56/1-c maddesinde düzenlenen hükme yönelik kural ihlalinde bulunduğu belirtilmiş olup, mahkememizce yapılan incelemede, davalının sigortalısı araç sürücüsünün asli kusurlardan olan arkadan çarpma suretiyle kazaya sebebiyet verdiği gözetilerek asli ve %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
8-Davacıya ait araçta meydana gelen hasar zararının tespiti yönünden dosya araç hasarları konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 22/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait araçta meydana gelen hasarın 3.001,05-TL olduğu ve onarımının ekonomik olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi raporuna karşı taraflarca teknik yönden bir itiraz ileri sürülmediği, yalnızca davacı vekilinin bilirkişi hesaplamasında gösterilen %18 KDV oranına itirazda bulunduğu, KDV oranının %20 olarak uygulanması gerektiğinin belirtildiği, yerleşik yargısal uygulamada aracın onarımı için sarf edilecek masrafların KDV dahil ve piyasa rayiçlerine göre hesaplanması gerektiği, onarımın davacının kendi bünyesinde gerçekleştirilmiş olmasının hasar bedeli talep edilmesine engel olmayacağı gibi onarımın bizzat davacı taraf çalışanlarınca gerçekleştirilmiş olmasının KDV dahil onarım yapılmasına engel olmayacağı, zira davalının piyasa rayiçlerinde bir onarım bedelini tazminle sorumlu olduğu, bu haliyle piyasa rayiçlerine uygun olarak belirlenen 3.001,05-TL'nin dosya kapsamı ve yerleşik yargısal içtihatlara uygun olduğu ancak her ne kadar bilirkişi raporunda kaza tarihinin 06/07/2023 olması ve 07/07/2023 tarihi itibariyle KDV'nin %18'den %20'ye çıkarılmış olması nedeniyle %18 oranlı KDV uygulanmış ise de aracın kaza tarihinde onarımının tamamlanmasının mümkün olmadığının açık olduğu, onarım 1 gün sürse dahi en erken 07/07/2023 tarihinde bitirilebileceği, her ne kadar hasar miktarı kaza tarihindeki rayiçlere göre belirlenmesi gerekmekte ise de kaza anında doğrudan ve derhal bir onarım yapılmasının olağan hayat akışına uygun olmadığı, aracın derhal onarımı için gerekli çalışmalar yapılmış olsa dahi onarımın ertesi gün tamamlanmış olabileceği gözetilerek KDV oranlarında gerçekleşen artıştan davalının sorumlu olacağı değerlendirildiğinden tespit edilen hasar bedeli olan(KDV hariç) 2.543,2628-TL'ye %20 oranında KDV dahil edilerek toplam hasar bedelinin 3.051,91-TL olduğu tespit ve kabul edilmiştir.
9-Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu zorunlu mali sorumluluk sigortasından kaynaklanmakta olup, kaza tarihinde sorumluluk üst sınırı araç başına 120.000,00-TL olduğundan bu miktarla sınırlı olarak sorumlu tutulması gerekmektedir. Dosya kapsamına göre davalı şirketin poliçe limitinde azalmaya yol açacak bir ödeme gerçekleştirdiğine dair bir delil bulunmadığı gözetilerek teminat limitinden dolayı eksik bir sorumluluk hükmü kurulmamıştır.
Davacı tarafça takipte davalı aleyhinde yalnızca 3.051,80-TL üzerinden takip başlatılmış olup takip öncesi 236,28-TL işlemiş faiz ve 153,00-TL posta gideri talep edildiği görülmüştür.
Davacı bilirkişi raporu ve kaza tespit tutanağı ile zararını ispat etmiş olup yapılan inceleme ve değerlendirmede davacıya ait araçta meydana gelen hasar nedeniyle davacının asıl alacak ve işlemiş faiz ile birlikte dava öncesi sarf edilen başvuru evrakının tebliğine dair posta giderlerinden de sorumlu olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
10-Her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de;
"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar sayılı ilamı)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı)
Yukarıda alıntılanan Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, İzmir...İcra Dairesi'nin ... takip dosyasına yapılan davalı itirazlarının iptali ile takibin itiraz öncesi koşullarda devamına,
2-Alacak likit nitelikte görülmediğinden inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin olarak alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 3.441,08-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça sarf edilen 427,60-TL başvuru harcı ile 62,50-TL posta ve tebligat ücreti, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 4.490,10-TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
8-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, dava değerinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesinde gösterilen İstinaf kanun yolu başvuru sınırının altında kalması nedeniyle kesin nitelikte olduğu ve kanun yoluna başvurulamayacağı açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır