T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/959 Esas
KARAR NO: 2025/599
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/11/2024
KARAR TARİHİ: 19/06/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketle davalı arasında tanzim ve imza olunan Satın Alma Sözleşmesi gereğince davalı, ”... Mah.Cumhuriyet Cad.No:...Elmadağ/ANKARA” adresindeki işletmede, sözleşme konusu ürünleri (... ...,vs.) satın alıp yeniden satmayı, bu ürünleri sözleşme süresi boyunca tüketici taleplerini karşılayacak ve aynı zamanda ticaretin ve hayatın olağan akışına ve sözleşme muhteviyatına uygun olacak miktarda düzenli ve sürekli satın almayı, bulundurmayı ve satmayı, işletmeyi açık tutarak çalıştırmayı, işbu sözleşme hükümlerinden herhangi birisine aykırı hareket ettiği takdirde müvekkili şirketten almış olduğu 569.040,00.-TL katkıyı iade ile birlikte 21.600,00 USD cezai şartı müvekkil şirkete nakten ve def’aten ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, Davalının, müvekkili şirketten aldığı katkıya mukabil 13.02.2023 günlü 213.391.-TL tutarlı, 01.03.2023 günlü 142.260.-TL tutarlı,10.03.2023 günlü 71.130.-TL tutarlı ve 30.03.2023 günlü 142.260.-TL tutarlı (toplam 569.040.-TL) 4 adet hizmet bedeli faturası tanzim ettiğini, ayrıca aldığı bu katkıya karşılık Teslim Alındı Tutanağı da imzaladığını, davalının 569.040,00.-TL katkıyı müvekkili şirketten aldığı tanzim ettiği hizmet bedeli faturaları, teslim alındı tutanakları ve sair evrakla da sabit olduğunu, Müvekkili şirket sözleşmeden doğan yükümlülüklerini eksiksiz ifa ettiği halde, davalı şirketin, sözleşme konusu işletmede müvekkili şirketin pazarladığı sözleşme konusu ürünleri (...,vs) tüketici taleplerini karşılayacak ve aynı zamanda ticaretin ve hayatın olağan akışına ve sözleşmenin muhteviyatına uygun miktarda, düzenli ve sürekli satın almadığı, satmadığı bulundurmadığı, bu ve diğer suretlerle sözleşmeyi ihlal ettiğinin tespit edildiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 21.600,00.USD cezai şartın dava tarihinden itibaren tahakkuk edecek en yüksek döviz banka kredi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 569.040,00.-TL katkının dava tarihinden itibaren tahakkuk edecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davaya konu "Satın Alma Sözleşmesi" nin "Sözleşme Konusu Ürünler" başlıklı bölümünün 1 nolu paragrafında "Rekabet Kurulu'nun 20.06.2019 tarihli ... sayılı kararı kapsamında tek marka satma yükümlülüğü ihtiva etmemektedir." ibaresine yer verildiğini, Sözleşmenin 13. Maddesinin son cümlesinde "Yeniden satıcının diğer bira firmalarına ait ürünleri satması veya (sözleşmenin devamı boyunca sözleşmedeki diğer yükümlülükleri yerine getirmesi kaydıyla) 2. Maddede tanımlanan sadece asgari satış miktarlarına ulaşılamaması halleri, işbu madde kapsamı dışındadır, bu durumlarda işbu maddede belirtilen cezai şarta başvurulamayacaktır." ibaresine yer verildiğini, Müvekkilinin ... Restaurant isimli işletmeyi işlettiğini, Müvekkilinin davaya konu sözleşme yapmadan önce de 01.06.2023 tarihinden itibare...Pazarlama ve Dağıtım Ticaret A.Ş.'nden bira ürünleri aldığını, restoranta gelen müşterilerinin farklı ürünleri istemesi sebebiyle müvekkilinin davacı şirketten de bira ürünleri satın almaya başladığını, Müvekkilinin sözleşmeden sonra düzenli olarak mal alımı yapmasına rağmen davacı tarafın restorantta ..." marka malları görmesi üzerine sadece kendi markası olan ürünleri satmasını istediğini, bu durumdan rahatsız olduğunu, Müvekkilinin de her iki marka ürünü satmaya devam etmesi üzerine karşı tarafın mal getirmemeye başladığını, ürün sevkiyatını durdurduğunu, Sözleşmenin ihlal sebebinin müvekkilinin ürünleri düzenli ve sürekli satın almaması değil davacının ürünlerini müvekkiline vermek ve satmak istememesi olduğunu, bu şekilde ürünler müvekkiline teslim edilmeyince müvekkilinin de doğal olarak bu firmadan alım yapamadığını, davacı taraf bu durumu sözleşmeye aykırılık olarak değerlendirmekte, kendilerinin neden olduğu durumdan kazanç kapısı yaratmaya çalıştığını, burada müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Sözleşme , bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişiden alınan 28/05/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...Sayın Mahkemenin ara kararı gereği davalının sözleşme tarihinden itibaren davacıdan alımını gerçekleştirdiği toplam ürün litresinin belirlenmesi ve sözleşme tarihi itibariyle cezai şart bedelinin davalının ekonomik mahvına sebebiyet verebilecek ölçüde yüksek olup olmadığının tespiti yönünden yapılan incelemeler neticesinde;
- Davacının dava dışı distribütörü... firması aracılığıyla davalı ile yapmış olduğu sözleşme kapsamında almayı sözleşmenin 2 nolu maddesinin 2.şıkkında yer alan “Asgari Alım Taahhüdü” kapsamında yer alan ürün türlerine yönelik belirlenen litre tutarlarına ilişkin taahhütlerin davalı tarafından yerine getirilmediği (37.650.lt/ olması gerekn alım miktarının sağlanmadığı, 2023- 2024 yıllarında toplam alım miktarının 24.913.lt/ seviyesinde kaldığı, yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere bu taahhütlerin çok altında davacının distribütöründen mal temininde bulunduğu, -Davacı tarafından davalının sözleşme kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmemesi, sözleşme kapsamında kararlaştırılan uygunluk ve miktarda düzenli ve sürekli satın alma yapmadığı, satmadığı hususları göz önüne alındığında takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere davalının davacı ile yapmış olduğu sözleşmenin 2.maddesinde belirlenen taahhütlerini yerine getirmediği, sözleşme şartlarına uygun davranmadığı,
-Davacının davalıdan sözleşme kapsamında yer alan hükümlerden hareketle talep ettiği 21.600.USD lik cezai şart (dava tarihi itibarıyla 1 dolar /34,3953.TL ) bedelinin dava tarihi itibarıyla (21.600.USD * 34,3953=) 742.938,48.TL sına tekabül ettiği, davacının 31.12.2023 tarihli verilerini kapsayan vergi kayıtları dahilinde 722.675,51.TL olarak belirlenen Özvarlık tutarı dikkate alındığında davacının talep ettiği 21.600.USD lik cezai şart karşılığı 742.938,48.TL lık tutarın davalı firmanın 160.000.TL lık sermayesinin ve 722.675,51.TL lık özvarlığının tamamen kaybına sebep olacağı, deyim yerindeyse davalı firmanın mahvına sebep olacağı görülmekte olup takdir sayın Mahkemenindir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava bayilik katkı payı alacağı ve cezai şart tazminatının tahsili talepli alacak davasıdır.
2-Davacı tarafça dava dilekçesinde, davacı şirket ile davalı arasında imzalanan satın alma sözleşmesi kapsamında davalının düzenli olarak davacıdan sözleşme konusu ürünleri alarak satışa hazır bulundurmayı taahhüt ettiğini, sözleşmenin aksine hareket edilmesi halinde davacıdan katkı payı olarak alınan 569.040,00-TL'yi iade ile birlikte ayrıca 21.600,00-Amerikan Doları cezai şartı ödemeyi kabul ettiğini, davalının sözleşmeye karşın davacıya ait ürünlerin satışını gerçekleştirmediğinin tespit edildiğini ileri sürerek 569.040,00-TL katkı payı alacağı ve 21.600,00-Amerikan Doları cezai şartın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalının yerleşim yerinin Elmadağ/ANKARA olması nedeniyle davanın Ankara Mahkemeleri'nde açılması gerektiğini, davalının işlettiği restoranda Efes markalı ürünlerin satıldığı ve ürün çeşitliliği olması için davacıya ait ürünlerin satışı için sözleşme imzalandığını ancak davacı tarafın aynı yerde ... ürünlerinin satılmasından rahatsız olduğu için davalıya ürün tedarik etmeyi bıraktığını, davalının satış yapmamasının söz konusu olmayıp davacının ürün satışı gerçekleştirmediğini, sözleşmenin tarihsiz olarak düzenlenmiş olması nedeniyle emredici hukuk kurallarına aykırı olduğunu, sözleşmede yer alan cezai şart bedelinin fahiş nitelikte olduğunu, fahiş cezai şart miktarı üzerinden indirim uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
3-Görev hususu kamu düzeninden kaynaklanmakla mahkemece her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir. Davacı tüzel kişi ticari şirketi olduğundan tacir olduğu gibi , davalı gerçek kişi olup mahkememizce bağlı bulunduğu vergi dairesi kayıtları dosyaya celp edilmiş ve gelen yazı cevaplarına göre davalının sözleşme tarihi olan 01.02.2023 takvim yılı içerisinde tacirlik sınırının çok üzerinde (2.591.387,62-TL) satış gerçekleştirdiği ve tacir sıfatını haiz olduğu anlaşıldığından ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı gözetilerek uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi görev alanına girdiği değerlendirilmiştir.
4-Davalı tarafça ilk itiraz olarak yetki itirazı ileri sürülmüştür.
Taraflar arasında düzenlenen 01/02/2023 tarihli satın alma sözleşmesinin 27. Maddesinde yetki şartı ile İzmir Mahkemeleri ve İcra Daireleri'nin yetkili kılındığı görülmüştür. Davalı gerçek kişi tacir olup yetki sözleşmesi yapmaya ehil olduğundan davanın yetki şartı çerçevesinde İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açıldığı anlaşıldığından yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
5-Mahkememizce taraf vekillerine taraflara ait ticari defter ve kayıtların ibrazı hususunda yargılamanın 04/03/2025 tarihli 1 nolu celsesinin 1 nolu ara kararı ile kesin süre verilmiş, kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından yerinde inceleme talep edildiği görülmüş ise de davalı tarafça ticari defterlerin ibrazı hususunda beyanda bulunulmadığı ve ibrazdan kaçınıldığı görülmüştür.
SMMM bilirkişi aracılığıyla davacı şirket ve davacı şirketin mal teslimini gerçekleştirdiği distribütör kayıtları üzerinde yapılan incelemede 01/02/2023 sözleşme tarihinden itibaren davalıya 07/02/2024 tarihine kadar toplam 24.913,320-Litre ürün satışı gerçekleştirildiği, sonraki süreçte ise alım yapılmadığı tespit edilmiştir.
6-Taraflar arasında imzalanan 02/03/2023 tarihli sözleşmenin incelenmesinde;
-Sözleşmenin belirsiz süreli olarak düzenlendiği,
-Sözleşmenin sona erme süresinin 28.madde atfıyla 2.maddede gösterilen asgari alım taahhütlerinin tamamlanması olarak gösterildiği, alım taahhüdü toplamının 37.650,00-Litre olduğu,
-Sözleşmenin 9.maddesiyle davalıya 569.040,00-TL nakit katkıda bulunacağı ve 13.maddesinde sözleşme süresi içerisinde davalının işyerini çalıştırmaması, kapatması, işyerinde ürünlerin görünürlülüğünü azaltması ve benzeri suretlerle yeniden satış gerçekleştirmemesi halinde tüm yardım bedelinin iade edileceğinin ve ayrıca 21.600,00-Amerikan Doları cezai şartın davacıya verileceğinin düzenlendiği,
görülmüştür.
Davalı tarafça sözleşmenin belirsiz süreli olarak düzenlenmiş olması nedeniyle kamu düzenine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de belirsiz süreli sözleşme imzalanmasının kamu düzenine aykırılık içermeyeceği, kaldı ki taraflar arasında imzalanan sözleşmenin asgari alım taahhüdünün tamamlanmasıyla sona ereceğinin düzenlendiği, sözleşmenin sona ermesinin belirli bir tarih olarak belirlenebileceği gibi belirli bir olaya bağlı olarak da düzenlenebileceği(TBK 173.m) somut uyuşmazlıkta tarafların serbest iradeleriyle asgari alım taahhüdü tamamlanana kadar sözleşmenin ayakta kalmasını kararlaştırdıkları gözetilerek sözleşmenin geçersizliğine yönelik savunmalar yerinde görülmemiştir.
7-Dava dilekçesi ekinde yer alan 06/04/2023 tarihli teslim tutanağında davalı tarafça 569.043,20-TL katkının teslim alındığı belirtilmiş olup bu hususta ayrıca davalı tarafça davacının distribütörü olan dava dışı... Gıda ve İhtiyaç Maddeleri İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne 13/02/2023 tarihli 213.391,20-TL bedelli, 01/03/2023 tarihli 142.260,80-TL bedelli, 30/03/2023 tarihli 142.260,80-TL bedelli, 10/03/2023 tarihli 71.130,40-TL bedelli olmak üzere 4 fatura karşılığı 569.043,20-TL tutarlı fatura düzenlendiği, katkı payının davalı tarafça bu şekilde muhasebeleştirildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirmede davalının tacir olduğunun anlaşıldığı, basiretli bir tacir olarak sözleşme ile yüklendiği edimleri ifa etmekle mükellef olduğu, sözleşmede kararlaştırılan ifa şartlarının davalı tarafça yerine getirildiği noktasındaki ispat külfetinin davalı yeniden satıcı üzerinde olduğu, davalı tarafça sözleşme ile kararlaştırılan miktarda ürün alış ve satışı gerçekleştirildiği yönünde bir delil sunulmadığı, davalının sözleşme ile 37.650,00-Litre alım taahhüdünde bulunmasına rağmen davacının kendi beyanları ve ticari defterlerine göre toplam 24.913,320-Litre düzeyinde satış gerçekleştirildiği ve sözleşme konusu edimler yerine getirilmeksizin sözleşme kapsamında davacıya ait ürünlerin satışının sona erdirildiği, Davalı tarafça satış sözleşmesinin davacının mal satışından kaçınması üzerine devam ettirilemediği savunulmuş ise de dosya kapsamına göre davalının kendisine mal teslim edilmesini talep ettiğine dair bir delil sunulmadığı görülmüştür. 6098 sayılı TBK'nın 212. Maddesi (Satıcının temerrüdü hâlinde, borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümler uygulanır.) ve 117/1. maddeleri(Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.) uyarınca davalı tarafça davacıya mal teslim borcunun ifa edilmesine dair yazılı bir başvuru veya ihtarname gönderildiğine dair delil ve savunma sunulmadığı, soyut şekilde mal tesliminden kaçınıldığına dair savunmaların ispatı için tanık dışında bir delil gösterilmediği, her iki tarafın tacir olduğu ticari ilişkide temerrüt koşulunun ancak yazılı ihtar ile gerçekleşebileceği anlaşıldığından davalının bu yöndeki savunmaları yerinde görülmemiş, aksi iddia ve ispat edilmemiş olan davacı şirket kayıtlarına göre davalının en son 07/02/2024 tarihinde mal alımı gerçekleştirdiği ve bu tarih sonrasında mal alımı gerçekleştirilmediği, 07/02/2024 tarihinden arabuluculuk başvuru tarihi olan 11/10/2024 tarihine kadar 8 aylık bir süre geçtiği ve bu süre içerisinde yeni mal alımı yapılmamasının sözleşmenin 9.maddesini ihlal olarak yorumlanması gerektiği, kaldı ki davalı tarafça da mal satışı gerçekleştirilmediğinin ikrar edildiği fakat mal satışı gerçekleştirilmeme sebebinin davacı tarafça mal tedarik edilmemesinden kaynaklandığının savunulduğu, davalının bu yöndeki ikrarı ile ispat külfetini üzerine almış olduğu, davalının mal tedariği sağlanmadığına yönelik savunmasını ispatlar delil sunmadığı ve yemin deliline de başvurulmadığı dikkate alınarak davacının sözleşmenin 9.maddesi kapsamında davalıya sağlanan katkı bedelinin iadesini talep edebileceği gibi sözleşmede kararlaştırılan cezai şart bedelini de talep edebileceği değerlendirilmiştir.
Katkı payı iadesi talebi yönünden davacı tarafın sözleşme kapsamında bedelin iadesine yönelik talepte bulunma hakkı mevcut ise de sözleşmenin ayakta kaldığı dönemde gerçekleştirilen satışlar nedeniyle iktisadi fayda sağlandığı gözetilerek kıstelyevm usulüne göre hedeflenen satış miktarı ile gerçekleştirilen satış oranı (569.040,00-TL/37.650,00x24.913,320) dikkate alınarak 192.501,47-TL katkı payı oranının iadesi gerektiği değerlendirilmiş ve davanın bu yönden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kısmen ret sebebi kıstelyevm usulüne göre indirim uygulanmasından kaynaklandığı ve takdiri indirim mahiyetindeki ret sebebine göre bu yönden davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmemiştir.
7-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık cezai şart bedeline ilişkindir. Yerleşik yargısal uygulamaya göre, TTK'nın 22. maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz bir borçlu, fahiş olduğu iddiası ile cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemez ise de; sözleşmede belirtilen cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek derecede fahiş olduğunun saptanması halinde istisnaen cezai şarttan indirim yapılabileceği Yargıtay'ın kararlılık kazanmış içtihadı ile kabul edilmiştir.
Bu durumda, cezai şarttan indirim yapılırken borçlunun ekonomik yönden yıkımına sebep olacak şekilde fahiş bir cezai şart kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının saptanması gerekmektedir.
Mahkememizce davalı tarafa usulüne uygun olarak ticari defterlerin ibrazı hususunda ihtarda bulunulmuş ise de davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmüş ve bilirkişi tarafından davalı vergi kayıtlarına göre 21.600,00-Amerikan Doları cezai şartın ticari mahva sebebiyet verebileceği yönünde görüş bildirilmiş ise de, davalı tarafça ticari defterlerin incelemeye sunulmamış olmasının davalı lehine sonuç doğurmasının mümkün olmadığı gibi davalının 2023 yılı vergi kayıtlarına göre brüt satışlarının 2.591.387,62-TL olduğu, sözleşme tarihi 01/02/2023 itibariyle 1 Amerikan Doları'nın 18,8518-TL olduğu ve davalıya sağlanan katkı payı bedelinin 30.184,91-Amerikan Doları'na isabet ettiği, buna göre davalının sözleşme tarihindeki cari satışları ve kendisine sağlanan katkı payı desteğine göre sözleşmede kararlaştırılan 21.600,00-Amerikan Doları cezai şart bedelinin davalının ekonomik mahvına sebebiyet verebilecek ölçüde yüksek olduğunun söylenemeyeceği değerlendirildiğinden herhangi bir tenkis uygulanmaksızın sözleşmede kararlaştırılan bedele aynen hükmedilerek davanın bu yönden kabulüne ve 21.600,00-Amerikan Doları cezai şart alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
A-192.501,47-TL katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlasına dair istemin reddine,
B-21.600,00-USD cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesine göre devlet bankalarınca Amerikan Doları'na ödenen en yüksek faiziyle birlikte fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 63.899,90-TL harçtan peşin olarak alınan 22.333,28-TL ile tamamlama harcı olarak yatırılan 69,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 41.496,92-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 142.961,59-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Kısmen ret kararının takdiri indirime dayanması nedeniyle davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 22.333,28-TL ile tamamlama harcı olarak yatırılan 69,70-TL toplamı 22.402,98-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça sarf edilen 427,60-TL başvuru harcı ile 250,00-TL posta ve tebligat ücreti, 5.000,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 5.677,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
8-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.600,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/06/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır