T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/977 Esas
KARAR NO: 2024/1201
DAVA: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/12/2022
KARAR TARİHİ: 26/12/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı dava dilekçesinde özetle: ...'e vermiş olduğu iş karşılığı iki adet 10.000 TL miktarlı toplam 20.000 TL'lik senet verdiğini ve bu senet bedelleri...'in kendi el yazısı ve imzası ile düzenlediği belge ve protokol gereği ödendiğini ancak ...in senetleri hazırlanarak tarafına geri iade etmediğini, bunun üzerine senetlerden birini davalı alacaklı İzmir.. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasına icra takibi açılarak maaşına haciz konularak mağduriyetine sebebiyet verildiğini belirterek, bu nedenle icra takibinde borçlu olarak görünen...e vermiş olduğu iki adet 10.000 TL tutarlı senetlerden ötürü borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesi ile; Davacının, icra takibine konu 16.08.2018 tanzim,29.01.2019 vade tarihli kambiyo senedinde senedi tanzim eden borçlu olup, ...'in ise senedi vermiş olduğu alacaklı ve lehdar olduğunu,...'in bilahare bu senedi müvekkili firmaya ciro ettiğini, ancak senet bedeli ödenmeyince müvekkili firma tarafından her iki borçluya karşı icra takibine konu edildiğini, Davacının işbu senet bedelini lehdar ...’e ödediğini iddia ettiğini, müvekkilinin olayda üçünü şahıs olup davacı borçlunun senet bedelini cirantaya ödeyip ödemediğinin müvekkilini bağlamadığını, Müvekkiline senet bedelinin ödenmediğini, icra dosyasının halen derdest olduğunu, bu sebeple davacının cirantaya yaptığını iddia ettiği ödemenin onu müvekkiline karşı borçtan kurtaramayacağını, bedelsizlik veya ödeme yapıldığına dair defi kişisel defi olup sadece senedin lehdarına karşı ileri sürülebileceğini, davada davacının dava konusu kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti isteminin hukuka ve kanuna aykırı olup reddinin gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: İzmir 15. İcra Dairesinin takip dosyası, parayı aldığını gösterir belge ve fotoğraflar, yemin, tanık vs. her türlü delil suretleri delil olarak değerlendirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, bedelsizlik iddiasıyla açılmış menfi tespit davasıdır.
2-Davacı dava dilekçesinde, dava dışı ...'e 10.000,00-TL bedelli 2 adet bono/senet verdiğini, protokol gereği senet bedellerinin ...'e ödendiği ancak senetlerin davacıya geri iade edilmediği, İzmir...İcra Dairesi'nin... Esas sayılı takip dosyası üzerinden senetlerin icraya konulduğu ve maaşına haciz uygulandığı, bonoların bedelinin ...'e ödendiği ileri sürülerek borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
3-Davalı vekili cevap dilekçesinde davalı şirketin senetleri ciro yoluyla ...'den aldığını, senet bedelinin cirantaya ödenip ödenmemesinin davalıyı bağlamadığını, bedelsizlik definin kişisel bir defi olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
4-Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.
Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı TBK) 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir
Bu itibarla kambiyo senedinde temel borç ilişkisinin ödeme sebebiyle sona ermesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), borçlu senedin bedelsiz kaldığını kişisel def’î olarak öne sürebilir. Kural olarak kişisel defilerin senedi ciro yoluyla elde eden hamile karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak senet ciro edilmişse ve hamil senedin bedelsiz kaldığını biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa veya ödeme kaydı senet metninden anlaşılabiliyor ise anılan def’înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta davalı senet hamili alacaklı senedi dava dışı senet lehtarı ...'den ciro yoluyla almış olup davacı tarafça davalının senedin bedelsizliğini bilerek takipte bulunduğu iddia ve ispat edilemediğinden senet bedelinin lehtara ödendiğine yönelik kişisel definin senedi ciro yoluyla alan davalıya karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.
5-Yargılama sırasında İzmir...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 06/04/2023 tarihli ara kararı ile icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir uygulanması kararı verilmiş ise de gerek davacı tarafça gerekli teminatın ödenmemesi nedeniyle ihtiyati tedbir kararının uygulanmamış olması gerekse cevap dilekçesinde bu hususta talep bulunmadığı gözetilerek davalı lehine tazminata hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın peşin olarak alınan 289,57-TL harçtan mahsubu ile bakiye 138,03-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 20.000,00 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yargılama gideri olarak yapılan 200,00-TL posta ve tebligat giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
Dair, davacının ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, dava değerinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesinde gösterilen İstinaf kanun yolu başvuru sınırının altında kalması nedeniyle kesin nitelikte olduğu ve kanun yoluna başvurulamayacağı açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/12/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır