T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/979 Esas
KARAR NO: 2025/636
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/11/2024
KARAR TARİHİ: 01/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı yan nezdinde ZMM sigortalısı ile sigortalı olan ... plakalı aracın maliki davalı ...'ın 4.12.2023 tarih ve saat 11:00 sıralarında İzmir Güzelyalı Mustafa Kemal Sahil Bulvarı depo kavşağı istikametinde müvekkilline ait ... plakalı araca arkadan çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza neticesinde meydana gelen hasarın ve zararın tespiti için ... Sigorta Ekspertizliği tarafından yapılan inceleme neticesinde müvekkiline araçta oluşan hasar bedelinin (parça ve işçilik bedelleri ve bu bedellerin KDV'leri) 182.205,39-TL oluşabileceği yönünde rapor tanzim edildiği, davalı yanca hasar tazminatına ilişkin 22/01/2024 tarihinde 95.292,95-TL eksik ödeme yapıldığı, buna göre müvekkilinin 87.663,14-TL bakiye alacağı olabileceği ...Sigorta eksperliği tarafından tanzim edilen hasar raporu ile tespit edildiğini, davalı tarafı başvuru ve tebliğ bilgilerini içeren dilekçe ile 29/12/2023 tebliğ tarihli başvuru ile başvurduklarını 15 gün içerisinde herhangi bir ödemenin yapılmadığını, müvekkilinin aracının onarımı için gerekli hasar tazminatı ve yapılan masrafların ödenmesi istemiyle İzmir Arabuluculuk bürosundan arabulucu atanması talep edildiğini, arabulucu ...'ın düzenlemiş olduğu 21/10/2024 tarihli arabuluculuk tutanağında hasar tazminatı ve yapılan masraflar konusunda... Sigorta A.Ş. İle anlaşmaya varılamadığını belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları( bilirkişi raporu tebliğ sonrasında ıslah dilekçesi verme hakkı da dahil) saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL hasar tazminatının kaza tarihinden itibariyle işleyecek avans faizi ile poliçe limiti dahilinde davalı sigortadan poliçe limitinin aşması halinde diğer davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline, işbu dosyadan doğacak yargılama giderleri, vekalet ücreti ve arabuluculuk taraf vekalet ücreti ile ekte sunulu ekspertiz faturaları ile sabit yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekile cevap dilekçesinde özetle; HMK madde 6/1 uyarınca Genel yetkili mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, müvekkili davalının İstanbul adresinde bulunduğunu, müvekkili şirket aleyhinde ikame edilecek davalarda yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davanın İstanbul Mahkemelerinde açılması gerekirken yetkisi olan mahkemenizde açıldığından öncelikle mahkemenizin yetkisine itiraz ettiklerini, uyuşmazlığa konu kazaya karışan...plakalı aracın müvekkili şirket tarafından... numaralı ve 18/04/2023-2024 vadeli zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığını, dava konusu kazanın 04/12/2023 tarihinde meydana geldiğini hiçbir suretle kabul anlamına gelmemekle beraber kaza tarihi itibariyle ZMM poliçe limitlerinin maddi hasar başına 120.000,00-TL olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun her şekilde sigortalısının kusur ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirket tarafından yine dava konusu kazaya ilişkin başvurunun aracının onarımı için davacı vekiline 22/01/2024 tarihinde 95.292,25-TL maddi hasar ödemesinin yapıldığını, davacının huzurdaki davayı ikame etmeden önce müvekkili şirkete usulüne uygun başvuruda bulunmadığını, bu sebeple huzurdaki başvurunun dava şartı yokluğu nedeniyle reddine talep ettiklerini, müvekkili şirketin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için kaza tarihinden itibaren 2 yıl içinde yasal haklarını kullanması gerektiğini, bu sebeple zamanaşımı bakımından da itirazlarının bulunduğunu, davacının avans faizi talebinin reddinin gerektiğini, öncelikle huzurdaki davanın usulden reddine, sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı...vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketinin de talep ettiği üzere 04.12.2023 tarihindeki olay sırasında müvekkili araç sürücüsünün önünde aniden duran araca vurmamak için frene bastığını, gerçeği yansıtmadan acele ile yazılıp imzalatılmış kaza tutanağındaki kusur tespitinin davacının kusurunu yansıtmadığından müvekkili ve davacının kazanın meydana gelmesinde kusurunun tespitinin gerektiğini, arkadan çarpma durumunun asli kusur sayılacağı kabulü, davacının aniden durmasıyla oluşan kazadaki kusurunu ortadan kaldıramayacağını, somut dava konusu kazaya ilişkin Sigorta Tahkim Komisyonu'na yapılan başvuruda... sayılı dava kapsamında hakemlikçe alınan bilirkişi raporu neticesinde onarım bedelinin 120.557,51-TL olarak tespit edildiğini, davacının aldığı özel ekspertiz raporundaki hasar tutarı, fiyatlanan arka kaporta ,bagaj ibaret onarım işlemler ve malzemeler dikkate alındığında fahiş olduğunu, aracın 320.000/350.000-TLcivarındaki piyasa değeri ile kıyaslandığında bu fahiş farkın anlaşılacağını davacı aracında meydana gelen hasar gözönüne alındığında davalı sigorta tarafından 22/01/2024 tarihinde 95.292,25-TL ödenmiş olması maksimum hasar tazminatı ile zararının karşılandığını gösterdiğini, ekspertiz ücreti talebinin reddinin gerektiğini belirterek davacı hasar tazminatı talebinin aracının sigorta tarafından karşılanmış hasarının üstünde ve güncel değeriyle orantısız olması nedeniyle davanın reddine, talep tutarının belirginleştirilmesine, avans faizi talebinin reddine, yargılama masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava şartı olan arabuluculuk görüşmesi yerine getirilmediğinden davanın açılması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, 04/12/2023 tarihindeki olay sırasında müvekkilinin önünde aniden duran ve davacının kullandığı araca vurmamak için frene bastığı gerçeği yer almadan yazılıp imzalanan kaza tespit tutanağında davacının kusurunu yansıtmadığına yeniden kusur tespitinin gerektiğini, arkadan çarpma durumu davacının aniden durmasıyla oluşan kazadaki kusurunu ortadan kaldıramayacağını, davacı tarafından somut kaza ile ilgili olarak sigorta tahkim komisyonuna başvuruda 120.550-TL bir rakam belirlendiği anlaşıldığından yapılan başvuruda hakemlikçe alınan bilirkişi raporunda onarım bedelinin 120.557,51-TL olduğunun tespit edildiğini, davacının aldığı özel ekspertiz raporundaki hasar tutarı, fiyatlanan arka kaporta ,bagaj ibaret onarım işlemler ve malzemeler dikkate alındığında fahiş olduğunu, aracın 320.000/350.000-TLcivarındaki piyasa değeri ile kıyaslandığında bu fahiş farkın anlaşılacağını davacı aracında meydana gelen hasar gözönüne alındığında davalı sigorta tarafından 22/01/2024 tarihinde 95.292,25-TL ödenmiş olması maksimum hasar tazminatı ile zararının karşılandığını gösterdiğini, ekspertiz ücreti talebinin reddinin gerektiğini belirterek davacı hasar tazminatı talebinin aracının sigorta tarafından karşılanmış hasarının üstünde ve güncel değeriyle orantısız olması nedeniyle davanın reddine, talep tutarının belirginleştirilmesine, avans faizi talebinin reddine, yargılama masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar bedeli tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı 24/12/2023 tarihli trafik kazasında... plakalı aracın işleteni olup, davalı... plakalı aracın sürücüsü,... işleteni, sigorta şirketi ise aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir.
KTK' nın 97. Maddesi gereği başvuru şartı incelendiğinde dava dilekçesinin ekinde yer alan delillere göre davacı tarafından davalı sigorta şirketine 29/12/2023 tarihinde başvuruda (e-mail) bulunulduğu görülmüştür.
Davalı sigorta vekilinin yetki itirazı değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK.'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin 1. fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. ", Yine aynı Yasa'nın 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalrda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır Ancak, HMK.'da kesin yetki halleri açıkça sayılmış olup, haksız fiile ilişkin davalardaki yetki, kesin yetki olmayıp, bir seçimlik yetkidir.Diğer taraftan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7.maddesinde ise "Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." ifadesine yer verilmiştir. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman şeçme hakkı davalılara geçer.
Somut olayda, rizikonun, yani kazanın İzmir ilinde gerçekleştiği, davacının yerleşim yerinin de İzmir olduğu görüldüğünden, HMK' nın 16. Maddesi uyarınca davacının davasını İzmir ilinde açarak yetkili mahkemeyi doğru olarak seçmiş olduğu anlaşıldığından, davalının yetki itirazına mahkememizce itibar edilmemiştir.
Zamanaşımı defi değerlendirildiğinde; 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir.
Davaya konu trafik kazası 24/12/2023 tarihinde meydana gelmiş, olayın, maddi hasarlı trafik kazası olması nedeniyle, uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Bu itibarla, davaya konu talepler yönünden 2 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olup, dava dilekçesine konu edilen maddi tazminat taleplerinin, 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Kaza tarihinin 24/12/2023, zamanaşımını kesen sebeplerden olan kısmi ödeme (davalı sigorta şirketi tarafından yapılan) tarihinin 22/01/2024, dava tarihinin 12/11/2024 olduğu görüldüğünden davaya konu tazminatın 2 yıllık süre içerisinde talep edildiği görülmüştür.
Davalı asiller vekili, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme sonucu davacı ile davalı sigorta arasında ibranamenin düzenlediğini savunmuş ise de; Davalı ... Sigorta' ya ön inceleme celsesi son ara karar gereği savunmanın değerlendirilmesi için müzekkere yazılmış ve yazılan müzekkereye cevap verilmiş olup, cevabı yazıda davamıza konu trafik kazasına ilişkin açılan hasar dosyasına ilişkin tüm evrakların gönderildiğinin bildirildiği, incelenen cevabı yazı ekinde davalı sigorta şirketi ile davacı arasında imzalanmış ibranamenin bulunmadığı görüldüğünden bu savunmaya itibar edilmemiştir.
Aynı maddi vakıaya ilişkin davacı tarafından davalı sigorta şirketi aleyhine açılan STK' nun ... K. Sayılı dosyası incelendiğinde, davacı vekilinin başvuru dilekçesinde açıkça "Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, ...... şimdilik 100,00 TL hasar tazminatının .... tahsiline" yazılı olduğu görülmüştür.
Tahkim tarafından aldırılan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve taraflarca itiraz dilekçelerinin sunulması üzerine ek rapor aldırılmış, bilirkişi tarafından kök raporda değişikliğe gidilmesini gerektirir bir durumun bulunmadığı ek raporda belirtilerek, davacı vekili tarafından ıslah dilekçesi sunulmadığından talebin 100,00 TL üzerinden kesin olarak kabulüne karar verildiği görülmüştür.
Emsal nitelikli Yargıtay 4. H.D 2023/3996 Esas, 2023/8750 Karar sayılı ilamı ile; "Somut olayda; davacı taraf, 19.12.2019 tarihinde aracın çalınmasına ilişkin olay nedeniyle doğan zararın tazmini için, 17.07.2020 tarihinde, belirsiz alacak ya da HMK'nın 107 nci maddesinden bahsetmeksizin, alınacak raporla tazminatın belirlenmesinden sonra artırım haklarını saklı tutarak eldeki davayı açmış olup, davanın HMK'nın 109 uncu maddesinde düzenlenen "kısmi dava" olduğunun kabulü gerektiği açıktır. Davalı vekilinin ıslahla artırılan kısım yönünden süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı defini inceleyen İtiraz Hakem Heyeti'nin, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 41.000,00 TL tazminat talebinde bulunduğu, buna göre davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu, belirsiz alacak davası açılması ile zamanaşımının kesileceği, davacının 16.01.2023 tarihli dilekçesinin ıslah işlemi niteliğinde olmadığı, bu dilekçenin dava değerinin artırılması kapsamında olduğu, bu nedenle bilirkişi raporundan sonra artırılan miktar yönünden davalının zamanaşımına ilişkin definin reddi gerektiği gerekçesine dayanan zamanaşımı değerlendirmesi, açıklanan nedenlerle yerinde olmamıştır. " şeklinde karar vermiştir.
Emsal alınan ilam ile birlikte davacı tarafın Sigorta Tahkim Komisyonu' na yapmış olduğu başvuru dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde tahkime başvurunun kısmi dava olarak yapıldığı açık olduğundan tahkimde talep edilmeyen bedel yönünden kesin hükmün bulunmadığı ve davacının eldeki davayı kısmi dava olarak açmakta hukuki yararının bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi' nin sorumluluğu değerlendirildiğinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesine göre “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3 maddesinde de “sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." şeklinde sigorta şirketin sorumluluğunun kapsamı ifade edilmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası motorlu bir aracın kara yolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Kazaya karışan ... plakalı araç 26.09.2020-2021 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası ile davalıya sigortalıdır. Kaza 14/12/2020 tarihinde meydana gelmiş olup, risk periyodu içerisinde olduğundan davacının talep ettiği hasar bedelinden davalı araç sürücüsünün kusuru oranında sigorta şirketi sorumlu olacaktır (Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD'sinin 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. ).
Davalı ... 'nün sorumluluğu incelendiğinde;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, yaşanan trafik kazasında davalı ... plakalı aracın işleteni ve diğer davalı ....aracın sürücüsüdür. Araç sürücüsü kendi kusurundan sorumlu olacak olup (TBK madde 49), işleten, sürücünün kusuru oranında yukarıda değinilen maddeye göre dava dilekçesi ile talep edilen maddi zarar kaleminden sorumlu olacaklardır.
TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce bilirkişiden kusur ve hasar bedelinin belirlenmesi için rapor aldırılmıştır.
Bilirkişi heyetinden alınan raporun sonuç kısmına göre; "Kusur yönünden; Bilirkişi Daire Başkanlığı tarafından eler ve Bilirkişi Raporlarında bulunması gereken standartlar başlığında 07.09.2020 tarihinde 32 maddelik bir talimat yayımlanmıştır. Bu talimatın 27 maddesinde açıkça belirtilen " Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmesiyle mümkündür ve sadece hakimin yetkisindedir. Bilirkişi münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (asli tali kusurlu kusursuz yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. Aksi yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve hakimin yerine geçmeye ifade eder" denilmektedir. Yine bu husus İzmir Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından da tarafımıza bildirilmiştir. Bu gerekçe ile tebliğ gününden itibaren raporlarda kusur dağılımı yapılmamaktadır.
Bu hali ile; ... plaka sayılı davalı araç sürücü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/b ve 56/c maddelerini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna TAMAMEN HATASI İLE ETKEN OLDUĞU, ... plaka sayılı davacı taraf araç sürücü... kazanın oluşumuna ETKEN FAKTÖRÜ VE HATASI OLMADIĞI.
Hasar Bedeli yönünden;İşbu davaya konu vaki kaza sonrası anılı aracın hasar onarım bedeli (Yargıtayın gerçek zarar bedeli olarak, orijinal parça tutarı, KDV, iskonto vs. ile ilgili yerleşik kararları dikkate alınarak), tarafımızın görüş, kanaat ve tespitlerinin aşağıdaki gibi olduğu,
* İşbu davaya konu vaki kaza sonucunda... plakalı araçta meydana gelen hasar sonucunda; anılı araçta hasar bakımından gerçek zararının orjinal yedek parça toplamının KDV Hariç 89.908.78 TL olacağı ve işçilik bedelinin KDV Hariç 31.500,00 TL olmak üzere araçtaki toplam hasar bedelinin KDV Hariç 121408.78 TL, 24.281,76 TL KDV ilavesi ile toplam hasar bedelinin KDV Dahil 145.690,54 TL olacağı, ancak davalı ZMMS sigorta şirketinin aracın onarımı için toplamda 95.292,25 TL hasar bedelini, 22.01.2024 tarihinde ödendiği, ödenen bu miktar düşülmesi durumunda bakiye hasar onarım bedelinin, KDV Hariç 26.116,53 TL (121.408.78 TL 95.292.25 TL- 26.116,53 TL) olabileceği veya KDV Dahil 50.398,29 TL (145 690.54 TL.- 95 292.25 TL.-50.308.29 TL) olabileceği görüş, kanaat ve tespitine varıldığı,"şeklinde rapor sundukları görülmüştür.
Mahkememize sunulan bilirkişi raporu, açıkça itiraza uğramayan ve sürücülerin imzalarını taşıyan kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğundan kusura ilişkin değerlendirme, hasar bedeli ise kalem kalem gösterildiğinden ve bulunan bedellere iskonto uygulanmadan KDV' de eklenmek suretiyle sonuca ulaşıldığından hükme esas alınmıştır (İzmir BAM. 20. HD. 2021/293 E. , 2023/1184 K. , Yargıtay 17 HDB'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K. Sayılı ilamları)
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile bakiye hasar tazminatı için talep ettiği 1.000,00-TL tazminat alacağını, 49.298,29-TL artırarak 50.298,29-TL hasar tazminat bedelinin kaza tarih itibari ile işleyecek avans faizi ile poliçe limiti dahilinde davalı şirketten, poliçe limitinin aşılması halinde diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Tüm bu nedenler ile; 24/12/2023 tarihli çift taraflı trafik kazasında... plakalı aracın sigorta şirketi ve işeteni davalı sürücü...' nün kusuru oranında sorumlu olacağından, davalı...' nün tam kusurlu olduğu ve davacının maliki olduğu araçta mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuna göre 145.690,54 TL hasar giderim bedelinin bulunduğu, dava tarihinden önce davalı sigorta şirketi tarafından 95.292,25 TL ödemenin yapıldığı görülmekle tahkim yargılaması sonucu karara bağlanan 100,00 TL' nin mahsubu sonucu ıslah dilekçesi ve sigorta şirketinin bakiye poliçe limiti de nazara alınarak davanın kabulüne, kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda, diğer davalılar ise kaza tarihinde temerrüte düşeceğinden bu tarihten itibaren zarar veren araç ticari olmadığından yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
-Davacı vekilinin dava dilekçesi ile talep ettiği ekspertiz ücreti ise davadan önce başvurulan STK' nun 2024.E.41292, 2024/409569 K. Sayılı dosyası üzerinden davacı lehine karara bağlandığından bu talep yönünden yeniden davacı lehine karar verilmesi uygun görülmemiştir.
Arabuluculuk ücreti ve davalı asillerin arabuluculuk dava şartı yönünden yaptıkları itiraz incelendiğinde; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar, sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davacı tarafça karşılanması gerekmektir (İzmir BAM 20. H.D. 2024/762 Esas, 2024/687 Karar, Yargıtay 4. H.D. 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar ).
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
-50.298,29 TL hasar bedeli tazminatının davalı sigorta şirketinden (bakiye kalan 24.607,75 TL poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 12/01/2024 tarihinden diğer davalılardan ise kaza tarihi olan 04/12/2023 itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 3.435,87 TL karar ve ilam harcının yatan 1.269,60 TL peşin harç ve ıslah harcından mahsubu ile eksik kalan 2.166,27 TL' nin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı sigorta şirketi 1.059,81 TL ile sınırlı olmak üzere) alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 1.269,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 557,60 TL posta ve diğer giderler ile 9.000,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 11.254,80 TL yargılama giderinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketi 5.506,25 TL ile sınırlı olmak üzere) alınarak davacıya verilmesine,
-Davalı ... tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekâlet ücretinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketi 24.607,75 TL ile sınırlı olmak üzere) alınarak davacıya verilmesine,
5-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
6-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı gerçek kişiler vekilinin yüzüne karşı diğer davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/07/2025
Katip...
E imza
Hakim ...
eimza