T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/991 Esas
KARAR NO : 2025/809
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/11/2024
KARAR TARİHİ : 23/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı yan nezdinde ZMM sigortalısı ile sigortalı olan... plakalı araç, 14.08.2023 tarih ve saat 23:100 sıralarında İzmir Gaziemir 692 Sk. istikametinde müvekkilline ait ... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı yan nezdinde ZMM sigortalısı ile sigortalı olan ... plakalı aracın dava dışı sürücüsünün dikkatsizliği ve kavşağa kontrolsüz bir şekilde çıkışıyla işbu kaza meydana geldiğini, kazada tutulan anlaşmalı kaza tespit tutanağında sürücü kaza beyanında açıkça ''...... plakalı aracımla 695 sk.den 692 sokağa çıkarken 692 sokaktan gelen A aracını fark etmeyip sağ yandan vurdum..'' şeklinde kazanın oluşumuna dair müvekkilin aracını görmediğini ve çarptığını beyan ettiğini, buna göre müvekkilinin aracı kendi yolunda olup geçiş üstünlüğü müvekkilinin aracında olduğunu, işbu durum müvekkili aracının sağ arka kısımlarından hasar görmesiyle ve ekte sunmuş olduğumuz anlaşmalı kaza tespit tutanağı ile de sabit olduğunu, buna göre kazanın oluşumunda davalı yan nezdinde sigortalı olan... plakalı araç asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza neticesinde meydana gelen hasarın ve zarının tespiti için ... Sigorta Ekspertizliği tarafından yapılan inceleme neticesinde müvekkiline ait araçta oluşan hasar bedelinin (parça ve işçilik bedelleri ve bu bedellerin KDV’leri) 257.913.24 TL olabileceği yönünde rapor tanzim edildiğini, ekte sunulu fatura ile de görüleceği üzere hasar bedelinin tespitine ilişkin ekspertiz raporuna 1.250,00 TL tutarında masraf yapıldığını, davalı yanca hasar tazminatına ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin 259.163,24 TL bakiye hasar tazminatı alacağı olabileceğini,... Sigorta Eksperliği tarafından tanzim edilen hasar tespit raporu ile tespit edildiğini, müvekkiline ait aracın onarımı için gerekli hasar tazminatı ve yapılan masrafların ödenmesi istemiyle İzmir Arabuluculuk Bürosundan arabulucu atanmasının talep edildiğini arabulucu...nin düzenlemiş olduğu 20/09/2024 tarihli arabuluculuk son tutanağında hasar tazminatı ve yapılan masraflar konusunda davalı yan....Ş. ile anlaşmaya varılmadığını belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları (bilirkişi raporu tebliği sonrası ıslah dilekçesi verme hakkı da dahil) saklı kalmak üzere şimdilik;1.000,00 TL hasar tazminatının kaza tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, işbu dosyadan doğacak yargılama giderleri, vekalet ücreti ve arabuluculuk taraf vekalet ücreti ile ek’te sunulu ekspertiz faturaları ile sabit yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davaya konu kazaya istinaden aynı taleple davacı tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu'na ...u yapıldığını dosyada dilekçemizin ekinde sunulan bilirkişi raporuyla kazanın uyumsuz olduğu tespit edildiğini, davacı aleyhine tespitte bulunan bu rapor tebliğ edildikten sonra davacı başvurusunu geri çektiğini, ve muvafakatimiz olmamasına rağmen haksız yere dosyanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davanın açılacağı yetkili mahkemenin Beykoz Asliye Ticaret mahkemesi olduğunu, müvekkili şirketin ticari merkezinin Beykoz İlçesi adli hudutları dahilinde olduğunu, ancak Beykoz Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmaması sebebi ile yetkili mahkeme Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu öncelikle davanın yetkisizlik sebebiyle reddini talep ettiklerini, kabul manasında olmamak üzere genel şartlar gereğince müvekkili şirketin yalnızca anlaşmalı servislerde uygulanacak tedarik, onarım ve işçilik bedelleri ile sorumlu olması sebebiyle zararın tespitinde bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiğini, belirterek davacının talepleri hakkında haksız ve mesnetsiz olmakla birlikte davacının yasa, usul ve genel şartlara aykırı taleplerinin reddine karar verilmesine, müvekkili şirketin lehine vekalet ücreti tayin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, haksız fiil sonucu araçta meydana gelen hasar bedeli istemine ilişkindir.
Davacı 14/08/2023 tarihli trafik kazasında... plakalı aracın işleteni olup, davalı ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir.
KTK' nın 97. Maddesi gereği başvuru şartı incelendiğinde davacı vekili tarafından sunulan 13/03/2025 tarihli dilekçe ekinde yer alan delile (e-mail) göre davacı tarafından davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu görülmüştür.
Davalı vekilinin kesin hüküm itirazı değerlendirildiğinde; davalı vekilinin kesin hüküm itirazına konu STK' nun ... numaralı dosyası incelendiğinde, dava dosyamıza konu trafik kazası sebebiyle davacı ... tarafından iş bu davada davalı sigorta aleyhine hasar bedelinin talep edildiği, yapılan incelemede bilirkişi raporunun alındığı ve bilirkişi tarafından kaza ile hasarın uyumsuz olduğunun belirlendiği, akabinde davacı tarafından davanın geri çekilmesi talepli dilekçe sunulduğu ve 17/09/2024 tarihinde başvurunun açılmamış sayılmasına kesin olmak üzere karar verildiği görülmüştür.
HMK' nun 123. Maddesine göre davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabileceği, bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği düzenlenmiş olup, aynı kanunun 150/7. Maddesinde ki düzenlemeye göre ise hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılacağından kesin olmak üzere verilen başvurunun açılmamış sayılması kararı sonucu hiç açılmamış bir dava hakkında kesin hüküm itirazı dinlenemeyeceğinden ve eldeki davanın da karar tarihinden sonra açıldığı görüldüğünden davalının kesin hüküm itirazına itibar edilmemiştir.
Davalı sigorta vekilinin yetki itirazı değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK.'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin 1. fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. ", Yine aynı Yasa'nın 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalrda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır Ancak, HMK.'da kesin yetki halleri açıkça sayılmış olup, haksız fiile ilişkin davalardaki yetki, kesin yetki olmayıp, bir seçimlik yetkidir.Diğer taraftan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7.maddesinde ise "Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." ifadesine yer verilmiştir. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman şeçme hakkı davalılara geçer.
Somut olayda, rizikonun, yani kazanın İzmir ilinde gerçekleştiği, davacının yerleşim yerinin de İzmir olduğu görüldüğünden, HMK' nın 16. Maddesi uyarınca davacının davasını İzmir ilinde açarak yetkili mahkemeyi doğru olarak seçmiş olduğu anlaşıldığından, davalının yetki itirazına mahkememizce itibar edilmemiştir.
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi' nin sorumluluğu değerlendirildiğinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesine göre “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3 maddesinde de “sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." şeklinde sigorta şirketin sorumluluğunun kapsamı ifade edilmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası motorlu bir aracın kara yolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Kazaya karışan... plakalı araç 10.08.2023-2024 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası ile davalıya sigortalıdır. Kaza 14/08/2023 tarihinde meydana gelmiş olup, risk periyodu içerisinde olduğundan davacının talep ettiği hasar bedelinden dava dışı araç sürücüsünün kusuru oranında sigorta şirketi sorumlu olacaktır (Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD'sinin 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. ).
TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce davacı asil keşif mahallinde isticvap edilerek bilirkişilerden kusur ve hasar bedelinin belirlenmesi için rapor aldırılmıştır.
Mahallinde yapılan keşif sonucu Bilirkişi heyetinden alınan 07/08/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre;" KUSUR DAĞILIMI YÖNÜNDEN :
*Davalı ...Sigorta A.Ş. nezdinde ... tarihleri arasında ... ayılı ZMMS ( trafik) poliçesiyle sigortalı H...plakalı 2014 model...marka otomobil sürücüsü...'ün kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK'nın diğer sürücü kusurlarından 57/A ile sürücü asli kusurlarından 84/H hükümlerini ihlal ettiği,
*... plakalı 2008 model... marka otomobilinin maliki ve sürücüsü olan davacı...'nin kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK'nın diğer sürücü kusurlarından 52/A ve 52/B hükümlerini ihlal ettiği,
*Başkaca kazanın oluşumuna katkı sağlayacak etken kişi, kurum, kuruluş, dış etmenler ve yoldan kaynaklanan sorun olmadığı,
HASAR BEDELİ YÖNÜNDEN; Yapılan keşif, olay yeri incelemesi, araç üzerindeki hasar tespitleri ve fotoğraf kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde:
1. Olay yeri ve kaza koşulları itibarıyla görüş mesafesini engelleyecek keskin viraj, tepe veya aydınlatma eksikliğinin bulunmadığı, yolun düz, refüjsüz ve tek şeritli olduğu, sağda geniş kaldırım ve tel çit, solda yol bağlantısı ve boş alanların yer aldığı tespit edilmiştir.
2. Hasar analizi kapsamında; davaya konu aracın sağ ön kapı bölgesinden başlayarak sağ arka kapıda şiddeti artan ve sağ arka çamurlukta kademeli olarak azalan darbe izlerinin bulunduğu, sağ ön kapı kolu çevresinde darbe ile illiyet bağı olmayan hasar mevcut olduğu, sağ ön tampon köşe kısmında ise daha önceki onarıma ait izler ve vidalı montaj tespit edildiği anlaşılmıştır.
3. Ön tampon demirinin yerinde olmadığı, şase bağlantı noktalarında mevcut kaza ile ilgisi bulunmayan eski hasarlar olduğu, ayrıca bu parçanın aracın ön geometrisi açısından kritik olduğu ve montajsız kullanımının teknik olarak kabul edilemez olduğu belirlenmiştir.
4. Çöp konteyneri çarpması yönünden; konteynerin dolu olduğu, normal şartlarda çarpma halinde ileriye doğru devrilip çöplerin etrafa saçılması gerekirken, olay yerinde konteynerin yavaşça devrildiği ve çöplerin dağılmadığı; hasar izlerinin ön orta kısımda yoğunlaştığı, bu tür çarpışmada motor kaputunda da hasar olması gerektiği, ancak mevcut olmadığı, konteynerin konumunun sol ön köşe ile çarpma ihtimalini gösterdiği, buna rağmen sol far camında hasar bulunmadığı tespit edilmiştir.
5.Araç hareket ve konum analizi kapsamında; davacıya ait aracın geldiği yolun kırmızı çizgi ile hizalanması sonucu, karşı taraf aracının neredeyse yola çıkmadığı; aracın kaldırıma çıkış noktasında yeşil bitki örtüsüne zarar vermeden sağından geçtiğini gösterir izlerin bulunduğu; yeşil işaretli tamnon narcasının bulunduğu verin aracın sidis vönü ile uyumlu olmadığı belirlenmistir.
6.Mesafe ve hareket sonrası yapılan ölçümde, çarpma noktası ile aracın durduğu yer arasında 31 metre mesafe kat edildiği tespit edilmiştir.
7.Arka tampon durumunu itibarıyla sağ parçasının araç üzerinde bulunduğu sol arka köşe kısmından aldığı darbe sonucu parçalandığı, ancak sağ kısmının yerinde kaldığı; olay yerinde bu darbeyi oluşturacak bir engel veya alan bulunmadığı anlaşılmıştır.
8. Olay yerindeki yabancı parça olarak ,çöp konteynerinin yanında bulunan beyaz tampon parçasının kazaya karışan araçlara ait olmadığı kanaatine varılmıştır.
9. Araç geçmiş onarım izleri yönünden, sol yan kısımda yoğun macunlu eski onarım izleri, tavan sacında uygun şekilde yapılmamış macunlu tamir ve çürük izlerinin bulunduğu, bu macun atıklarının kazadan önce oluştuğu değerlendirilmiştir.
Kanaat olarak, mevcut hasarların ve olay yeri bulgularının, kazanın beyan edilen oluş şekli ile tam olarak uyumlu olmadığı, araç üzerinde mevcut kaza ile illiyet bağı bulunmayan eski hasar ve onarım izlerinin bulunduğu, çöp konteyneri ile temas iddiasına ilişkin fiziksel bulguların ise beklenen hasar ve savrulma yönüyle örtüşmediği sonucuna varılmıştır.
Davaya konu olan aracın yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde dikkate alınarak ve İskontosuz olarak hesaplanan hasar bedeli 106.839,63 TL + KDV (KDV dâhil 128.207,56 TL) olduğu tespit edilmiştir." şeklinde rapor sundukları görülmüştür.
Sunulan rapor taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve taraflarca herhangi bir itiraza uğramamıştır.
Davacı vekili bedel arttırım dilekçesi ile birlikte, davalının poliçe limiti ve kusur oranları da nazara alınarak 64.000,00 TL' nin tahsilini talep etmiştir.
Somut olayda, (T) kontrolsüz kavşakta yol üstünlüğü bulunan davacı sürücü ile, kavşakta geçiş hakkını vermesi gereken dava dışı sigortalı araç sürücünün çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında dava dışı sigortalı araç sürücüsünün kavşakta geçiş hakkı olan araçlara öncelik vermesi gerekirken bu hususa dikkat etmemesi nedeniyle %75 oranında, davacı sürücü ise kavşağa yaklaştığında hızını azaltmak zorunda olduğundan bu dikkat ve özen yükümlülüğüne ayrı davranmakla %25 oranında kusurlu olduğu, kazada davacının aracına sağ yan kısımlarından çarpılmış olmasına rağmen arka tampon sağ kısmının araç üzerinde kalıp sol kısmının kopması ve dağılmasının, kazada fren izlerinin bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının aracının kaza sonrası hasar aldığı ancak kaza ile değişmesi gereken bir kısım parçaların uyumsuz olduğu, bilirkişi tarafından da uyumlu olan parçalar dikkate alınarak iskonto uygulanmadan kaza tarihinde ki gerçek hasar bedelinin belirlendiği, bu hesaplamaya ve rapora davalı tarafın itirazının bulunmadığı, ancak cevap dilekçesinde kaza ile hasar uyumsuz olduğu savunulmuş olup bu yönde inceleme yapıldığında ise, aynı kaza sonucu davacı tarafından hasar bedeli dışında STK' na değer kaybı talebi için de başvuruda bulunulduğu, başvuru sonucu davanın maliki olduğu araçta değer kaybının tespit edildiği ve davalı sigorta şirketi tarafından kanun yoluna başvurulmadan dosyanın kesinleştirildiği, ayrıca değer kaybı bedeli için ödeme de yapıldığı görülmekle, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ki hesaplamalar ile tarafların oransal kusur durumu nazara alınarak bedel arttırım dilekçesinde ki talep ile bağlı kanılmış ve davanın (davalı sigorta şirketinin kaza tarihinde poliçe limiti dikkate alınarak) kabulüne karar vermek gerekmiştir. Kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda, diğer davalılar ise kaza tarihinde temerrüte düşeceğinden bu tarihten itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Arabuluculuk ücreti yönünden;
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar, sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davacı tarafça karşılanması gerekmektir (İzmir BAM 20. H.D. 2024/762 Esas, 2024/687 Karar, Yargıtay 4. H.D. 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar ).
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
-64.000,00 TL hasar bedeli tazminatının davalı sigorta şirketinden (bakiye kalan 84.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 11/03/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 4.371,84 TL karar ve ilam harcının yatan 1.503,60 TL peşin harç ve tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 2.868,24 TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 1.503,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 4.361,50 TL keşif harcı, 3.320,00 TL posta ve diğer giderler, 1.250,00 TL eksperiz ücreti ile 10.000,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 17.862,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
6-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/09/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim...
¸e-imzalıdır