T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/197 Esas
KARAR NO: 2025/941
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/03/2025
KARAR TARİHİ: 21/10/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; ...'a ait...plakalı araç davalı sigorta şirketince 24.01.2024 -24.01.2025 tarihlerini kapsar şekilde... no'lu poliçe ile sigortalıdır. 25.12.2024 tarihinde İzmir İli Kemalpaşa İlçesi 8 Eylül Mah.'nde meydana gelen kazada; sigortalı araç, sürücü ... sevk ve idaresinde iken tali yoldan ana yola çıkış yapacağı sırada, Kemalpaşa - İzmir istikametinde davacı sevk ve idaresinde seyir halinde olan ... plakalı aracı fark etmeyip çıkış yaparak davacı aracının sağ yan kısımlarına çarpmış ve aracın hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, davalı tarafça sigortalı olan aracın sürücüsü kazanın oluşmasında %100 kusurlu olduğunu, düzenlenen hasar eksper raporuna göre meydana gelen kaza nedeniyle artık aracın kayıtlarında 120.078,98-TL hasar kaydı göründüğünü, davacı aracında kazadan dolayı değer kaybı oluştuğunu, sigorta şirketine değer kaybı talebi için başvuru yapılmış ve sigorta şirketi tarafından 12.02.2025 tarihinde 40.000,00-TL değer kaybı ödemesi yapıldığını, ancak, davacı ait araçta meydana gelen değer kaybının daha yüksek olduğunu düşündüğümüzden bakiye değer kaybı tazminatı için işbu davanın açılması gerektiğini, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla Müvekkiline ait araçta meydana gelen Değer Kaybı için şimdilik 100,00-TL harca esas değer gösterdiğimiz maddi tazminat istemli belirsiz alacak davamızın kabulü ile yapılacak bilirkişi incelemesi ile yargılama sonucunda belirlenebilecek olan alacakların temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, ıslah dilekçesi ile; davanın kabulü ile araç değer kaybı alacağı taleplerinin 20.000,00-TL olarak kabulüne; temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizinin, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; Kazaya karışan...plakalı araç davalı şirket nezdinde ... poliçe numaralı 24 01 2024 / 24 01 2025 vadeli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalıdır davacı tarafın davalı şirkete yapmış olduğu hasar başvurusu üzerine tanzim edilen ekspertiz raporunda, dava konusu araçta trafik kazası sebebiyle meydana gelen değer kaybının 40.000,00 TL tutarında olduğu tespit edilmiştir. İşbu ekspertiz raporu doğrultusunda, 12.02.2025 tarihinde 40.000,00 -TL tutarında ödeme davacıya yapılmıştır. Bu yönüyle, davalı şirketin dava konusu uyuşmazlığa ilişkin sigorta poliçesi kapsamındaki yükümlülüklerini gereği gibi eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğinin sabit olduğunu, dolayısıyla, davalı şirket yönünden mükerrer talep içeren işbu haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini gerekmektedir, açıklanan sebeplerle; iş bu haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Trafik kaza tutanağı, araç ruhsatları, sigorta poliçesi, hasar dosyası, fatura suretleri, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 17/07/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...
Trafik kuralları ihlali yönünden:
... plaka sayılı davalı sigorta poliçeli araç sürücü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 57/a Maddesini ihlal ettiği, kazanın oluşunda tamamen hatası ile Etken Olduğu,
... plaka sayılı davacı sürücü... meydana gelen kazanın oluşmasında etken faktörü ve hatası görülmediği, görüş ve kanaatine varılmıştır.
Değer kaybı bedeli yönünden:
... plaka sayılı ... VAN 1.5 TDCI 75 TREND 2020 model kamyonetin 25.12.2024 riziko tarihi itibarıyla dava konusu olaya bağlı olarak piyasa rayiçlerine göre 60.000,00 TL reel değer kaybı meydana geldiği görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan hasarın onarılması sonrasında değer kaybı zararı oluştuğu iddiasına dayalı açılmış maddi tazminat davasıdır.
2-Dava konusu uyuşmazlık, davacıya ait ... plaka sayılı araç ile... plaka sayılı araç arasında meydana gelen 25/12/2024 tarihli trafik kazasında, kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımları, davacıya ait araçta meydana gelen hasarın onarımı sonrasında araçta değer kaybı zararı oluşup oluşmayacağı, dava öncesi gerçekleştirilen ödemenin zararı karşılayıp karşılamadığı ve var ise bakiye değer kaybı zararının davalıdan tahsili talebi noktalarında toplanmıştır.
3-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun;
91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”;
85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”;
85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir.
4-Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir.
Dosyaya getirtilen sigorta poliçesine göre davacıya ait araca zarar verdiği ileri sürülen...plaka sayılı aracın davalı... Sigorta Anonim Şirketi nezdinde kaza tarihini kapsar şekilde 24/01/2024-24/01/2025 tarihleri aralığında vadesi bulunan KZMMS sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, kaza tarihi 25/12/2024 itibariyle davalı şirketin poliçeden dolayı araç başına 200.000,00-TL'ye kadar sorumluluk limiti bulunduğu görülmüştür.
5-Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir.
Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
6-Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış,
-Fiilin hukuka aykırı olması
-Zararın meydana gelmesi,
-Kusur,
-Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır.
Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır.
7-Taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık kazanın meydana gelmesindeki kusur dağılımı noktasındadır.
Taraflarca dava dilekçesi ve cevap dilekçesinde, kazaya karışan araç sürücüleri tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağında gösterilen kaza oluş şeklinin aksi yönde bir kaza oluş şekli gerçekleştiği ileri sürülmediğinden keşif ve tanık dinlenilmeksizin dosya üzerinden kaza tespit tutanağı dikkate alınarak rapor düzenlenmek üzere dosya adli trafik bilirkişisine tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 17/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda kazanın gerçekleşmesinde davalının sigortalısı dava dışı araç sürücüsü ...'ın KTK'nın 57/a maddesine yönelik kural ihlaliyle kazanın gerçekleşmesine sebebiyet verdiği, davacı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kural ihlali bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı kusur yönünden taraflarca bir itiraz sürülmediği gibi kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamına göre kazanın oluşumunda davalının sigortalısı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun kabulü gerektiği gözetilerek davalının zararın tamamından sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
8-Davacıya ait araçta meydana gelen hasarın onarımı sonrası değer kaybı zararı oluşup oluşmayacağı hususunda alınan 17/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda, aracın kaza öncesi değerinin 550.000,00-TL olduğu, hasarın onarılmasının ekonomik olduğu ve kaza nedeniyle araçta 60.000,00-TL değer kaybı zararı oluşacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı taraflarca somut bir itiraz ileri sürülmediği, aracın onarım gören parçaları, marka ve modeli ile kaza öncesi hasar durumuna göre bilirkişi raporunda tespit edilen 60.000,00-TL değer kaybı zararının piyasa rayiçlerine göre makul düzeyde olduğu, davalı şirketin dava öncesinde gerçekleştirdiği 40.000,00-TL tutarlı değer kaybı zararı ödemesinin mahsubu sonrası davacının bakiye maddi zararının 20.000,00-TL olduğu kabul edilmiştir.
9-Davacı vekilinin 31/07/2025 tarihli değer artırım dilekçesiyle dava değeri 20.000,00-TL'ye yükseltilmiş ve temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi talep edilmiştir.
Davacıya ait aracın bakiye değer kaybı zararı miktarı 20.000,00-TL olarak belirlenmiş olup, davalı sigorta şirketinin kaza tarihindeki poliçe teminatı 200.000,00-TL'dir. Davalı tarafça sunulan ödeme belgelerine göre poliçe kapsamında davalı şirketin dava öncesinde 40.000,00-TL değer kaybı ödemesi yaptığı ve bakiye poliçe limitinin yalnızca 160.000,00-TL olduğu, davalının bakiye poliçe limitinin davacı talebini karşılayacak düzeyde olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı sigorta şirketinin KTK 97.maddesi gereğince ancak yazılı başvuru sonrasında temerrüde düşeceği, dosya kapsamına göre davacı vekilinin 05/02/2025 tarihinde yazılı başvuruda bulunduğu ve davalı şirketin 8 iş günü sona ermeden 12/02/2025 tarihinde gerçekleştirdiği 40.000,00-TL tutarlı kısmi ödemenin toplam zararı karşılamaması nedeniyle temerrüde düştüğü gözetilerek 12/02/2025 tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Davacı tarafça faiz türü olarak avans faizine hükmedilmesi talep edilmiş ise de zarar veren sigortalı aracın ruhsat kaydının hususi nitelikte olduğu ve aracın ticari amaçlı kullanıldığına dair bir delil sunulmadığı gözetilerek yasal faiz üzerinden hüküm kurulmuştur.
10-Her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de;
"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar sayılı ilamı)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı)
Yukarıda alıntılanan Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, 20.000,00-TL bakiye değer kaybı zararından kaynaklanan maddi tazminatın poliçe limiti bakiyesi 160.000,00-TL sorumluluk sınırı aşılmamak kaydıyla temerrüt tarihi 12/02/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.366,20-TL harçtan peşin olarak alınan 615,40-TL ile tamamlama harcı olarak alınan 340,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 410,80-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40-TL ile tamamlama harcı olarak yatırılan 340,00-TL toplamı 955,40-TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça sarf edilen 615,40-TL başvuru harcı, 95,00-TL posta ve tebligat ücreti, 9.000,00-TL bilirkişi ücreti toplamı 9.710,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, dava değerinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesinde gösterilen İstinaf kanun yolu başvuru sınırının altında kalması nedeniyle kesin nitelikte olduğu ve kanun yoluna başvurulamayacağı açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/10/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır