T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO: 2025/885 Esas
KARAR NO: 2025/827
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 31/01/2025
KARAR TARİHİ: 25/09/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ''Müvekkil Şirkete ait üretim tesisleri, “... Atatürk Caddesi No:... Menderes / İzmir” adresinde faaliyet göstermekte olduğunu, Müvekkil Şirket ile Davalı ... arasında... Abone No’lu 2019, 05.04.2021 ve 28.08.2023 tarihli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi (Ek-1) ile elektrik enerjisi alım hizmet ilişkisi tesis edilmiş olduğunu, davalı bölge tarafından elektrik faturalarında Ağustos 2019 döneminden son sözleşmenin feshedildiği Ekim 2023 dönemine kadar iletim bedeli kaleminde birim fiyatı hatalı olarak alınmış olup, Müvekkil Şirketten haksız ve fazla tahsilatlar yapılmıştır. Bu haksız tahsil edilen bedellerin tespiti ve Davalı Bölgeden iadesi için uyuşmazlığın çözümü adına öncelikle İzmir Arabuluculuk Bürosu... Büro No üzerinden arabuluculuğa başvurulmuş ve 27.12.2023 tarihli son tutanak ile süreç "Anlaşmama" olarak kapatılmış olduğunu, Hal böyle olunca Sayın Mahkemenize başvurma zorunluluğu hasıl olmuştur. Şöyle ki; davalı bölge tarafından düzenlenen elektrik faturalarındaki iletim bedeli, faturalara teiaş verileri ile uyumsuz olarak yansıtılmıştır.
mezkur dava, asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiğini,
Güncel Yargıtay kararları ışığında Organize Sanayi Bölgeleri özel hukuk tüzel kişileri kabul edilmekle, taraf oldukları davalarda diğer taraf tacir olsun yada olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hallerde yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmakta olduğunu, yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle ve 6100 sayılı HMK 107/2. Maddesi uyarınca belirsiz alacak davası kapsamında Davalı Bölge tarafından Müvekkilden fazla tahsil edilen şimdilik 100.000,00 TL'nin (HMK 107/2 gereği yapılacak yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi incelemesinden sonra ortaya çıkacak alacağı arttırma hakkımız saklı kalmak kaydı ile) faturaların ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş ticari faizi ile birlikte Davalı Bölgeden tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşıldı.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her şeyden önce belirtmek isteriz ki, bir alacağa ilişkin davanın Türk Borçlar Kanunu 146 ve 147. Maddeleri uyarınca zaman aşımı sürelerinde açılması gerektiğini, huzurda görülmekte olan davanın, Zorunlu Arabuluculuğa tabi olan davalardan olmadığından zaman aşımı sürelerinin hesaplanmasında Arabuluculuk başvuru tarihlerinin dikkate alınmaması gerektiğini,
Müvekkil osb tarafından su faturalarına esas birim fiyatlar, yönetmeliğe, genel kurul ve yönetim kurulu kararlarına uygun olarak belirlenmiş ve güncellenmiş olduğunu, müvekkil osb yönetim kurulu, tarafından alınan kararlar geçerli ve usule uygun olduğunu, düzenlenen su faturalarının belirlenen su tarifelerine de uygun olduğunu, müvekkilin bölge kayıtlarında yapılacak inceleme ile durumun açıklığa kavuşacağını,
davacının dilekçesinde belirttiği; su tarifesi güncellenmesine ilişkin en son karar olan 08.02.2017 tarihli son müteşebbis heyet kararı esas alınmalıdır iddiası, sonraki genel kurul kararlarına aykırı olduğunu,
2017 yılında belirlenmiş kullanım suyu m3 bedeli ile dava konusu yapılan dönemde abonelere su hizmeti sağlanması mümkün olmadığı gibi, davacının bu talebi genel kurul kararlarına ve yönetim kurulu kararlarına da aykırı olduğunu,
Müvekkil bölgede düzenlenen su faturaları usule, yasaya, genel kurul ve yönetim kurulu kararlarına uygun olup, bölge kayıtlarında yapılacak inceleme ile durumun aydınlığa kavuşacağını, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve Sayın Mahkemenizin re'sen araştıracağı ve nazara alacağı nedenlerle;
davanın tüm talepler bakımından esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan ettiği anlaşıldı.
DEĞERLENDİRME: Dava; taraflar arasındaki elektrik aboneliği sözleşmesi kapsamında iletim bedelinde birim fiyatın hatalı alınması nedeniyle fazladan ödenen bedelin davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
TTK nun 5. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu düzenlenmiştir.
TTK nun 4. maddesinde ise, ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin, ..her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda... ön görülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işi sayılacağı hükmü düzenlenmiştir.
TTK nun 11. maddesinde, ticari işletme esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmeler olduğu düzenlenmiştir.
TTK nun 12. Maddesinde de, bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir deneceği, TTK nun 16/2. maddesinde ise, devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eli ile işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar hükmü düzenlenmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15/06/2023 tarih 2022/4599 Esas 2023/3797 Karar sayılı ilamında da açıkça belirtildiği üzere; Organize Sanayi Bölgeleri, 4562 sayılı kanunun 5. Maddesi uyarınca, özel hukuk tüzel kişisi olup, 6102 sayılı kanunun 11. Maddesindeki tanıma göre, esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı kanunun 16. Maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, OSB'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmadığı,
Davalı ...'nin, İzmir Ticaret Odası ve 14 meslek komitesinin ortağı olduğu dava dışı S.S. İTOB Organize Ticaret ve İmalat Bölgesi toplu İşyeri Yapı Kooperatifi tarafından, 4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 4. Maddesine göre kurulduğu, davalı ...'nin kurucusu ve %100 pay sahibi olan kooperatiften bağımsız olarak ayrı tüzel kişiliğe ve mevzuata tabi olduğu, iş bu nedenle davalı ...'nin tarafı olduğu uyuşmazlıklarda kurucusu ve pay sahibi bulunan kooperatife uygulanan Kooperatifler Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağı,
Yine her ne kadar 4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 25/5. Maddesinde "OSB’lerde tutulacak defterler ve genel kurul toplantılarında görevlendirilecek Bakanlık temsilcisi konularında OSB mevzuatında hüküm bulunmayan hâllerde 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun anonim şirketlere ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü düzenlenmiş ise de, iş bu düzenlemede sadece OSB lerde tutulacak defter ve genel kurul toplantılarında görevlendirilecek bakanlık temsilcileri konularında OSB mevzuatında hüküm bulunmayan hallerde Türk Ticaret Kanunu anonim anonim şirketlere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş olup, bu sebeple de somut uyuşmazlıkta TTK hükümlerinin uygulanamayacağı,
Somut uyuşmazlığın mutlak ticari davalardan olmadığı, davalı ... bölgesinin faaliyetlerinin kar elde etmeyi amaçlayan ticari faaliyet niteliğinde olmadığı, organize sanayi bölgesini oluşturan kooperatif ve katılımcıların tacir olmalarının ayrı bir tüzel kişiliği bulunan organize sanayi bölgesinin tacir olarak değerlendirilmesine yol açamayacağı gözetilerek görevli mahkemenin genel yetkili asliye hukuk mahkemeleri olduğu, HMK 114/1-c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartı olup, yine HMK nun 115/1 maddesine göre dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılacağından görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin...Karar sayılı, 23.Hukuk Dairesi'nin ... Karar sayılı ilamları bu yöndedir), davanın görev yönünden dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-. HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİ ile;
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
MENDERES 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,
2- Dosyanın daha önce Menderes 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından da görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiğinden dosyanın yargı yeri belirlenmesi için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3- Yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Dair; kararın tebliğden itibaren 2 Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere taraf vekillerinin yokluğunda ve dosya üzerinden karar verildi.
25/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır