T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2014/363
KARAR NO : 2025/431
DAVA : Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı)
DAVA TARİHİ : 17/03/2008
KARAR TARİHİ : 09/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı banka ile dava dışı ... Paz. Dağ. San. Tic. Ltd. Şti. Arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeyi davalılardan ...'in müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, kredi borcu ödenmediğinden, hesabın kat edildiğini, borçlu ve kefil hakkında ihtiyati haciz kararı alındığını ve İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu, borçluların hacze yeter malı bulunamadığını, kefil tarafından adına kayıtlı taşınmazların eş, çocuk ve yakın akrabalarına satıldığının öğrenildiğini, yapılan satışların İİK 'nun 278. Maddesi gereğince tasarrufların bağışlama hükmünde olduğunu ve batıl olduğunu ileri sürerek, dava dilekçesinde tapu bilgileri ayrıntılı olarak verilen taşınmazlar üzerine 1.950.980,76-YTL bedelli ihtiyati haciz konulmasına, taşınmazların başkasına satılmasının önlenmesine ve taşınmazların satış işlemlerinin iptaline, banka tarafından cebri icra yolu ile satışına izin verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava önce İzmir ... ATM'nin ... Esasında görülmekteyken, HSYK kararı doğrultusunda İzmir'de Asliye Ticaret Mahkemeleri Kurulduğundan, dosyanın devir nedeni ile İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esasına kaydedildiği ve yargılamasına devam olunduğu, daha sonra yine HSYK kararı doğrultusunda İzmir .... ATM'nin faaliyeti durdurulduğundan dosyanın devir nedeni ile İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesine devir olunduğu ve ... esasına kaydedilerek yargılamasına devam olunduğu anlaşılmıştır.
Davalılar vekillerinin ayrı ayrı cevap dilekçesi sundukları anlaşıldı.
Davalı ... yargılama sırasında vefat ettiği, mirasçılarından ... ile ...'in davaya dahil edildiği, bir kısım mirasçılarının mirası reddettikleri, müteveffa ...'in terekesinin tasfiyesi yönünden yapılan yargılamanın sonucunun uzanca bir süre beklendiği belirlenmiştir.
Tasarrufun iptaline konu taşınmazların değerlerinin tespiti bakımından Anamur Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak rapor alınmıştır.
Kredi borçlusu kefil ... ile davalılar arasındaki akrabalık bağının görülmesi bakımından nüfus kayıtları alınmıştır.
Yargılama sırasında davacı vekili tarafından mahkememize sunulan 30.01.2025 tarihli dilekçe ile davadan feragat edildiği bildirilmiştir.
Davalılar ... vekili Av. ... 25.04.2025 tarihli, davalılar ..., ..., ... vekili Av. ... 07.02.2025 tarihli, ..., ..., ..., ..., ... Ürünleri A.Ş., ... Loj. San. Tic. Ltd.Şti. Vekili Av. ... 31.01.2025 tarihli, ... vekili Av. ... 31.01.2025 tarihli dilekçesi ile vekalet ücreti yargılama gideri taleplerinin olmadığına ilişkin beyanda bulunmuştur.
Bilindiği gibi davaya son veren taraf usul işlemleri feragat, kabul ve sulh olmak üzere üçe ayrılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade edebilmesi için karşı tarafın muvafakati gerekmemesine rağmen sulhun hüküm ifade edebilmesi için karşı tarafın muvafakati şarttır. Bunlardan sadece feragat her türlü davada yapılabilmesine rağmen kabul ve sulh üzerinde serbestçe tasarruf edilebilen davalarda mümkündür. Ancak söz konusu üç usulü işlem de hüküm kesinleşene kadar her zaman yapılabilmektedir. Bir davada yapılan feragat beyanının en önemli sonucu hak veya alacak talebinden ileriye etkili olarak ve bir daha talep edilmemek üzere vazgeçilmesidir. Çünkü feragat edilen bir talep ileride yeniden ileri sürülecek olursa kesin hüküm itirazı ile karşılaşılma durumu ortaya çıkabilecektir. Dolayısı ile yapılan feragat beyanının çelişkiye yer bırakmayacak şekilde kayıtsız ve şartsız yapılması gerekmektedir.
Yapılan bu açıklamadan sonra tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; feragatin davacı vekili tarafından süresinde yapıldığı, vekilin feragate yetkili olduğu, söz konusu uyuşmazlığın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıklardan olduğu ve ayrıca feragatin kayıtsız ve şartsız yapıldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle 6100 Sayılı HMK'nın 309. ve devamı maddelerinde, feragatin, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, feragatin tek taraflı taraf beyan olduğu, davayı bitiren taraf işlemlerinden olduğu ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğu görülmekle bu haliyle dava dosyamız açısından yapılan feragat beyanı karşısında davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı sunulan dilekçeler ile yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığı beyan edildiğinden, davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın feragat nedeni ile REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu'nun 22. Maddesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu ilam harcının 2/3'ü olan 410,26-TL harcın peşin alınan 5.386,50-TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.976,24-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya İADESİNE,
3-Davalılar vekillerinin vekalet ücreti talepleri olmadığından, vekalet ücreti takdir edilmesine YER OLMADIĞINA,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 Sayılı HMK'nun 333. Maddesi uyarınca yatıran taraflara İADESİNE,
Dair, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekillerinin yüzünde, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Yargı yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/05/2025
Başkan 37332
✍e-imzalı
Üye 189712
✍e-imzalı
Üye 170449
✍e-imzalı
Katip 99416
✍e-imzalı