T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/229 Esas
KARAR NO : 2025/247
DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 21/02/2018
KARAR TARİHİ : 19/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, biri müvekkili ... diğeri ... olan iki ortağının bulunduğunu, iki ortaklı şirkette her iki ortağın da şirket müdürü seçilerek müşterek imza ile şirketi temsile yetkili olduklarını, her iki ortağın başlangıçta birlikte hereket ederek şirket adına iş yaptıklarını, müvekkilinin 2017/Haziran ayında geçirdiği ameliyat nedeniyle bir süre şirkete gidemediğini, iyileştikten sonra şirkete giden ve hesapları inceleyen müvekkilinin diğer ortağın kendisine haber vermeden para çektiğini gördüğünü ve bu aşamadan sonra diğer ortak ...'ın direnciyle karşılaştığını, şirkete gidemediğini, şirket hesaplarının bulunduğu bankanın tek imza ile diğer ortağın hesaptaki paraları çekmesine izin verdiğini, kendisine hiçbir açıklama yapılmadığını ve müvekkilinin şirketle ilişiğinin kesildiğini, müvekkilinin 2017 Haziran ayından itibaren davalı şirketle hiçbir ilişiğinin kalmayarak, ne gibi iş ve işlemler yapıldığının taraflarınca bilinmediğini, müvekkilinin %49 hissesine ortak olduğu davalı şirketteki ortaklığının sürdürülmesinin imkansız hale gelerek, fiilen de ortaklığı kalmadığından, şirketteki ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, şirketteki sermaye payına karşılık şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5000.00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, şirketin diğer ortağının şirket kayıtlarına gerçek olmayan kayıtlar girerek müvekkilini borçlandırdığının savcılık soruşturma dosyasında da tespit edilmiş olduğunu, bu nedenle şirkete sokulmayan, şirketin yaptığı iş ve işlemlerden habersiz bırakılan, defter ve kayıtlar kaçırıldığından bunlara hakim olamayan müvekkilinin korunması için dava süresince davacının ortaklık hak ve yükümlülüklerinin yerine getirilmesinin telafisi imkansız zararlara yol açacağından ortaklık sorumluluklarının dava sonuna kadar tedbiren geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLER:
İzmir .... Noterliğinin 03.08.2017 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi,
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma Sayılı, ... Soruşturma Sayılı ve ... Soruşturma Sayılı Dosyaları,
İzmir ...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası,
İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası,
Hasan Tahsin Vergi Dairesi Müdürlüğü, ... A.Ş. ,... Bankası A.Ş., Gaziemir Vergi Dairesi Müdürlüğü, Uygulama ve Veri Yönetimi Daire Başkanlığı, Dokuz Eylül Sosyal Güvenlik Merkezi, İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü yazı cevapları,
22.03.2019 tarihinde SMMM bilirkişi ve İnşaat Mühendisi bilirkişiden oluşan bilirkişi heyeti refakatinde yapılan keşif sonucu düzenlenen keşif tutanağı, keşif sonrası düzenlenen 13.05.2019 tarihli rapor ve 23.01.2020 tarihli ek rapor,
Tanıklar ... ile...'nın beyanları,
İzmir... Asliye ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacının 6102 sayılı TTK'nun 638. maddesine dayalı olarak açılan şirket ortaklığından çıkma ile çıkma payının davalı şirketten tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, dava dilekçesi ile iki ortaklı davalı şirkette %49 hisseye sahip olduğunu ve her iki ortağında şirket müdürü olduğunu, müşterek imza ile şirketi temsile yetkili olduğunu, her iki ortağın başlangıçta birlikte hareket ederek birlikte iş yaptığını ancak 2017 yılı Haziran ayında davacının ameliyat geçirmiş olması nedeniyle 15-20 gün kadar şirket işleriyle uğraşamadığını, iyileştikten sonra şirkete gidip şirket hesaplarını incelediğinde diğer ortağın şirketin banka hesabından yetkisi olmadığı halde ve davacıya haber verilmeden para çekmiş olduğunu, bu aşamadan sonra diğer ortağın kendisine bilgi vermeyeceğini söyleyerek davacının şirket merkezine girmesine izin vermediğini, bu nedenle ortaklar arasında güven ilişkisinin tamamen ortadan kalkmış olduğunu, şirket defterlerinin incelenme talebinin diğer ortak tarafından karşılıksız bırakıldığını ve defterlerin diğer ortağın evine götürüldüğünü, 2017 Ekim ayından bu yana şirketin vergi açısından beyanname verme yükümlülüğünün de yerine getirilmediğini, diğer ortak hakkında güveni kötüye kullanma suçundan İzmir CBS'nin ...Soruşturma sayılı dosya ile suç duyurusunda bulunulduğunu ve yine diğer ortağında davacı hakkında şirketin 108.000,00 TL'sini edindiği iddiası ile şikayette bulunduğunu ve soruşturma yürütüldüğünü, 2017 yılı Haziran ayından itibaren davacının şirket ile hiç bir ilişkisinin kalmadığını, şirketin ne iş yaptığı ve kimlere fatura kestiğini bilmediği, şirketin hiç bir kaydına ulaşamadığını belirterek davacının haklı sebeple şirket ortaklığından çıkmasına ve şirketteki sermaye payına karşılık 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirketin ticari faaliyetinin başlangıç ve devamına ilişkin bağlı olduğu Gaziemir Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabında, davalı şirketin 03.03.2017 tarihinde ticari faaliyetine başladığı ve bilinen adreslerinde bulunamadığından 30.09.2017 tarihinde re'sen terk ettirildiği bildirilmiştir.
SGK tarafından gönderilen yazı cevabında davalı şirketin muhtelif dosyalardan dolayı SGK borcunun bulunduğu belirtilerek 16.09.2019 tarihi itibari ile davalı şirketin 17.165,84 TL borcunun bulunduğu bildirilmiştir.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...Soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı şirketin diğer ortağı hakkında bankadan para çekme işlemleri içinde geçerli olmak üzere müşterek imza ile işlem yapılması gerektiği halde diğer ortak ...'ın buna aykırı davranarak kendi imzası ve onayı olmadan 28.055,00 TL'yi muhtelif tarihlerde bankadan çektiği, bu nedenle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği belirtilerek şüpheli hakkında dava açılması istenilmiş, yapılan soruşturma sonucunda aynı konuda İzmir CBS'nin ... Soruşturma sayılı dosyası ile 20.10.2017 tarihinde ... Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinden aynı konuda yeniden soruşturma yapılamayacağından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacının katılan, davalı şirketin suçtan zarar gören ve diğer ortağın müşteki sanık olduğu İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında Güveni Kötüye Kullanma suçunu işlediği iddiası ile yürütülen soruşturma sonucunda diğer ortak ... ve diğer sanık... hakkında beraat kararı verilmiş ve verilen karar istinaf edilerek 10.11.2023 tarihli kesinleşmiştir. Davalı şirketin diğer ortağı hakkında Güveni Kötüye Kullanma suçuna yönelik yürütülen kovuşturmada bu yönde bir cezalandırma hükmü ile diğer ortağın şirketin mal varlığında eksilmeye sebep olmasının tespiti halinde ortaklık payının belirlenmesi buna göre tespit edileceğinden, bu kovuşturma dosyası bekletici mesele yapılmıştır.
Davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; şirketin 03.03.2017 tarihinde kurulduğu ve tescil edildiği, davacı... ve ... olmak üzere iki ortağının bulunduğu ve her iki ortağında davalı şirketi müştereken temsil ve ilzama yetkili olduğu anlaşılmıştır.
Yargılama aşamasında davalı şirketin SGK borçları olup olmadığı sorulmuş, gelen yazı cevabında; davalı şirket aleyhine ve davacının da şirket yetkilisi olması nedeniyle her ikisi aleyhine icra takibi yürütüldüğü, şirketin SGK borcu nedeniyle davalı şirket ile birlikte davacının tüm borçtan sorumlu olmak üzere 03.10.2020 tarihi itibari ile 26.584,94 TL borcunun bulunduğu bildirilmiştir.
Davalı şirketin bağlı olduğu Gaziemir Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabında, davalı şirketin terk mükellefiyetinin bulunduğu belirtilerek 17.06.2022 tarihi itibari ile 36.794,49 TL vadesi geçmiş borcunun bulunduğu ve davacı ...'ün şirketin kanuni temsilcisi ve %49 oranında ortağı olduğundan şirket borçlarından dolayı 31.12.2021 tarihinde ...hakkında da takip yapıldığı ve 11.01.2022 tarihinde E-tebliğ ile tebliğ edildiği ve 17.06.2022 tarihi itibari ile davalı şirket ile birlikte davacının 36.794,49 TL vergi borcunun bulunduğu bildirilmiştir.
Davalı şirketin iki ortağının olduğu ve davacı ile diğer ortağın davalı şirketin birlikte temsile yetkili olduğu, bu haliyle menfaat çatışması bulunduğu anlaşıldığından bu davada davalı şirketi temsil etmek üzere temsil kayyumu atanması için davacı vekiline süre verilmiş, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı karar ile davalı şirkete temsil kayyumu atanmış, karar kesinleşmiş ve mahkememiz dosyasında kayyuma çıkarılan davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
Davalı şirkete ve davacıya şirketin ticari defterlerinin dosyaya sunulması yada bulundukları yerin bildirilmesi için ihtarlı davetiye çıkarılmış, dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, inşaat mühendisi ve SMMM bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetince düzenlenen 13.05.2019 tarihli raporda; 2017 yılı Ocak- Haziran dönemine ilişkin geçici vergi beyannamesinin incelenmesinde şirketin bilançosunun bulunmadığı, 2017 yılı Kurumlar Vergisi beyannamesinin vergi dairesine beyan edilmemiş olduğu, ilgili beyannamenin verilmemiş olması sebebiyle şirketin 2017 yılı sonu itibari ile mali durumunun tespit edilememiş olduğu, ayrıca şirket merkezinin kapatılmış olduğu ve bu nedenle şirketin varlıklarının fiilen tespit edilemeyeceği görüş ve kanaati ifade edilmiştir.
Davalı şirket ortaklarının taahhüt ettikleri sermayenin ne kadarını ödedikleri ilgili ticaret sicil müdürlüğünden sorularak dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilerek ve davacı vekilinin beyanına göre davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası içerisinde olduğu bildirildiği gözetilerek bu dosya üzerinde inceleme yetkisi de verilerek ek rapor düzenlenmesi istenilmiş, bilirkişi heyetince düzenlenen 23.01.2020 tarihli ek raporda; İzmir ... ASCM'nin ... Esas sayılı dosya içerisinde dava konusuna esas oluşturabilecek resmi defter ve belgelerin bulunmadığı, bu belgeler olmadan doğru şekilde bir tespit yapılamayacağı yönünde görüş ve kanaat ifade edilmiştir.
Yargılama aşamasında davalı tarafça ticari defterler sunulmamış ve bulundukları yer bildirilmemiştir. Ayrıca davacının diğer ortak ile birlikte şirketin yetkili temsilcisi olmasına rağmen şirketin ticari defter ve kayıtları davacı tarafça da sunulmamıştır.
TTK’nın 638/2. maddesine göre "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir." Anılan düzenlemede haklı sebeplerin neler olduğu belirtilmemiştir. Bu nedenle çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebeplerin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını Mahkeme değerlendirecektir. Ortaya konulan haklı sebebin nesnel ve objektif ölçülere uygun olması gerekir. Bu durumda şirketlerin kuruluş gayesi dikkate alınarak; aynı amaç için birlikte sermaye koyup emek vererek çalışma, dayanışma ve karşılıklı güven ortamının sağlanması gayelerine aykırı düşen; şirketin çalışmasını, devamını, ortaklarına kazanç sağlamasını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getiren davranışların haklı neden olarak kabulü gerekmektedir. Kuşkusuz haklı nedenler sınırlı olmayıp, iddia edilen eylemlerin haklı neden oluşturup oluşturmadığı her somut olayın özelliğine ve koşullarına göre değerlendirilmelidir.
TTK'nun 614.maddesinde, ortağın inceleme hakkının engellenmesi halinde önce genel kurula başvurulacağı, genel kurul haksız yere bilgi alma hakkını engellerse mahkemeye başvurulacağı düzenlenmiştir.
Toplanan delillere göre, dinlenen tanık beyanları, davalı şirket ortakları yönünden yürütülen soruşturmalar ve kovuşturma sonucu verilen karar ile alınan bilirkişi raporları, vergi dairesi ve SGK kayıtları ile tüm dosya kapsamının incelenmesinde; davacı tarafça haklı neden oluştuğu belirtilerek ve haklı nedene ilişkin nedenlerde belirtilerek şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsilinin talep edildiği, TTK'nın 638. Maddesine göre her ortağın haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten çıkma için dava açabileceği, davacının ortağı olduğu şirketin 03.03.2017 tarihinde kurulduğu ve tescil edildiği, şirketin iki ortaklı olduğu ve davacının şirkette %49 oranında ortaklığının bulunduğu ve davacı ile diğer ortağın şirketi birlikte temsil yetkilerinin bulunduğu, vergi dairesi kayıtları incelendiğinde davalı şirketin kuruluşundan çok kısa bir süre sonra 30.09.2017 tarihinde yapılan tespitte davalı şirketin bildirilen adreste bir faaliyetinin bulunmaması nedeniyle re'sen terk ettirilmiş olduğu, gönderilen kayıtlardan şirketin kısa bir süre ticari faaliyetinin bulunduğu ve bu süre sonucunda 30.09.2017 tarihi itibari ile ticari faaliyetinin devam etmediğinin anlaşılması nedeniyle vergi dairesinden terkinin sağlandığı, ortakların aldığı karar gereğince davacı ile diğer ortağın şirketi birlikte temsil yetkilerinin olduğu, davacı tarafça her ne kadar diğer ortağın şirket kayıtlarını gizlediğini beyan etmiş ise de vergi dairesi kayıtlarından da anlaşılacağı üzere şirketin kuruluşundan çok kısa bir süre sonra ticari faaliyetini yapmayarak vergi dairesinden re'sen terkin edilmiş olduğu, ticari faaliyetinin 03.03.2017- 30.09.2017 tarihleri arasında bulunduğu ve bu tarihlerde davacının iddiasına göre 15-20 günlük hastalığının bulunduğu, davacının davalı şirketin ortağı olması nedeniyle şirket ortağı olarak şirketin kayıtları ve defterlerini inceleme yetkisinin diğer ortak kadar bulunduğu ve ticari defterleri diğer ortak ile birlikte aynı düzeyde saklama ve hazır bulundurma sorumluluğunun bulunduğu, davalı şirketin ticari defterlerine ulaşılamadığı ve bu nedenle defterlerin incelenemediği, davanın 21.02.2018 tarihinde davalı şirketin ticari faaliyetini vergi dairesinden re'sen terkin ettirildikten sonra açılmış olduğu, dava tarihinden önce davacının ortaklık ve yöneticiliği nedeniyle şirketin borçlarından kaynaklı vergi borcu ve SGK borcu yükümlülüğünün de doğmuş olduğu, kuruluşundan yaklaşık 6 ay sonra aynı yıl içerisinde re'sen terkin edilen şirketin iki ortağından biri olan ve aynı zamanda diğer ortakla birlikte şirket yetkilisi olan davacı tarafça şirket re'sen terkin edildikten yani ticari faaliyeti sonlandırıldıktan sonra şirketten çıkma istemi ile dava açıldığı, ticareti terk etmiş bir şirketten iki ortaktan biri olan ve aynı zamanda diğer ortak ile birlikte yetkili olan davacının çıkma istemlerinde haklı neden bulunmadığı, çıkma koşullarının bulunmadığı, kaldı ki; davacının re'sen terkin edilen şirketin borçları nedeniyle tahakkuk etmiş vergi ve SGK borçlarının da bulunduğu nazara alındığında davacının çıkma talebi yönünden TTK'nın 638. maddesindeki aranan koşullar bulunmadığı kanaatine varılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL harç, peşin alınan 85,39 TL harçtan indirildikten sonra bakiye 530,01 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde ayrıca karar yazmaya gerek görülmeden kalan gider avansının yatırana iadesine
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize yahut başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamını ödemek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
19/03/2025
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.