T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/886
KARAR NO : 2025/612
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 31/10/2022
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinin incelenmesinde; 19/07/2022 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki... plaka sayılı motosiklet ile... sevk ve idaresindeki... plaka sayılı araçların çift taraflı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasına karıştıkları, kaza neticesinde müvekkilinin ağır şekilde yaralandığı, müvekkilinin kusursuz olduğu, olay ile alakalı İzmir CBS tarafından soruşturmanın yürütüldüğü, kusur durumunun yargılamanın safahatında alınacak rapor ile netlik kazanacağı, davalı sigorta şirketinin kaza tarihindeki poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile ve sigortalısının kusuru oranında müvekkiline tazminat ödemekle yükümlü olduğu, bu kazadan kaynaklı geçici ve kalıcı iş göremezliğe uğradığı, bunun da yapılacak inceleme neticesi ortaya çıkacağı belirtilerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00 TL kalıcı iş göremezlik ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatından oluşan 200,00 TL'nin başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsilinin yanı sıra yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasının ayrıca AAÜT 16/2-c gereği vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Cevap dilekçesinin incelenmesinde; davacı tarafça KTK 97 başvurusunda usulüne uygun olarak bulunulmadığı bu nedenle davanın usulden reddedilmesi gerektiği, esasa yönelik ise...lakalı aracın müvekkili nezdinde ZMMS ile sigortalı olduğu, davacı tarafça 19/07/2022 tarihinde meydana gelen kazadan ötürü 22/08/2022 tarihinde başvuruda bulunulmuş ise de kazanın gerçekleşmesinden yalnızca 1 ay sonra müvekkilinin değerlendirme yapmasının ve ödeme yapmasının beklenemeyeceği 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, müvekkilinin sadece teminat limiti ile sınırlı olmak kaydı ile sigortalının kusuru oranında sorumluluğunun olduğu, bu kapsamda kusur durumunun tespiti için ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiği, davacının trafiğe koruyucu tertibar, kask ve dizlik kullanmadan trafiğe çıktığı bu nedenle olayda müterafik kusur bulunduğu, bunun kusur indirimi olarak Mahkemece göz önüne alınması gerektiği, kaza ile maluliyet arasında illiyet bağının bulunması gerektiği, bu kapsamda konun İstanbul ATK... İhtisas Kurulunca değerlendirilmesi gerektiği, hesaplamada ise genel şartların uygulanması gerektiği, geçici iş göremezlik talebinin teminat kapsamında olmadığı ve davacının faiz talebinin yerinde olmadığı belirtilerek açılı davanın hem usulden hemde esastan reddinin talep edildiği belirtilerek davayla ilgili tüm giderler ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmakla taraf teşkili sağlanmış ve yine usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Taraflar arası uyuşmazlık konusu hususun; 19/07/2022 tarihinde davacı tarafından sevk ve idare edilen ...plaka sayılı motosiklet ile dava dışı... tarafından sevk ve idare edilen... plaka sayılı araçların çift taraflı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasına karıştıkları, ...arafından kullanılan aracın kaza tarihini kapsar biçimde davalı yana ZMMS ile sigortalı olduğu, kaza neticesinde kolluk görevlilerince kaza tespit tutanağının tutulduğu, söz konusu tespit tutanağından davacının koruyucu tertibatlarının takılı olduğunun belirlendiği, bu kazadan kaynaklı davacı tarafça davalı sigorta şirketine 22/08/2022 tarihinde başvuruda bulunulduğu, davalı tarafça açılan hasar dosyası kapsamında herhangi bir ödemede bulunulmadığı konularında bir uyuşmazlık olmamakla birlikte taraflar arası uyuşmazlığın meydana gelen kazada araç sürücülerinin kusur durumlarının tespiti, bu kazadan kaynaklı davacının geçici ve kalıcı iş göremezliğe uğrayıp uğramadığı, uğramış ise geçici iş göremezlik süresi ile kalıcı iş göremezlik oranın belirlenmesi ve belirlemeye karşılık gelecek tazminat tutarlarının değerinin tespiti, Mahkememiz davacısı yönünden kaza tespit tutanağının aksine koruyucu tertibat kullanılmaması iddiasının yerinde olup olmadığı, bu kapsamda davacı yan yönünden müterafik kusur indirimi yapılıp yapılmayacağı, bahse konu kaza ile davacının yaralanması arasında illiyet bağının olup olmadığı, talebin zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, davalının sorumlu olduğuna kanaat getirilmesi halinde ne şekilde ve ne surette sorumlu olacağının tespit ve değerlendirilmesine yönelik yapılacak inceleme neticesi varılacak kanaate esas trafik kazasından kaynaklı geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatının tahsiline yönelik maddi tazminat davası olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar uyuşmazlığın yukarıdaki şekilde olduğu ve yine yukarıda belirtildiği gibi tahkikat aşamasında davanın esasına yönelik yazılan müzekkere cevapları karşısında davaı yan yönünden maluliyet raporu alınmasına dair bir takım işlemler yapılmış ise de sunulan feragat beyanı karşısında bu beyan kapsamında dosyanın değerlendirilmesi gerekmiştir.
Bilindiği gibi davaya son veren taraf usul işlemleri feragat, kabul ve sulh olmak üzere üçe ayrılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade edebilmesi için karşı tarafın muvafakati gerekmemesine rağmen sulhun hüküm ifade edebilmesi için karşı tarafın muvafakati şarttır. Bunlardan sadece feragat her türlü davada yapılabilmesine rağmen kabul ve sulh üzerinde serbestçe tasarruf edilebilen davalarda mümkündür. Ancak söz konusu üç usulü işlem de hüküm kesinleşene kadar her zaman yapılabilmektedir. Bir davada yapılan feragat beyanının en önemli sonucu hak veya alacak talebinden ileriye etkili olarak ve bir daha talep edilmemek üzere vazgeçilmesidir. Çünkü feragat edilen bir talep ileride yeniden ileri sürülecek olursa kesin hüküm itirazı ile karşılaşılma durumu ortaya çıkabilecektir. Dolayısı ile yapılan feragat beyanının çelişkiye yer bırakmayacak şekilde kayıtsız ve şartsız yapılması gerekmektedir.
Yapılan bu açıklamadan sonra tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; feragatin davacı vekili tarafından süresinde yapıldığı, vekilin feragate yetkili olduğu, söz konusu uyuşmazlığın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıklardan olduğu ve ayrıca feragatin kayıtsız ve şartsız yapıldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle 6100 Sayılı HMK'nın 309. ve devamı maddelerinde, feragatin, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, feragatin tek taraflı taraf beyan olduğu, davayı bitiren taraf işlemlerinden olduğu ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğu görülmekle bu haliyle dava dosyamız açısından yapılan feragat beyanı karşısında davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş, her ne kadar karar tarihinden sonra davacı yanca ATK ücretine yönelik masraf ikmalinde bulunmuş ve söz konusu masraf sulh sözleşmesinin yapılmasından dosyaya yatırılmış ve bu anlamda bu ücretin sulh sözleşmesine konu olmadığı düşünülse bile dosyaya kazandırılan delillere göre söz konusu sözleşme yapılması sırasında eksik olan avans tutarına yönelik ödeme yapıldığı ve eksik tutarın sulh kapsamında olduğu değerlendirilerek feragat beyanının içeriğine göre yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Ancak davalı sigorta yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmekle birlikte 6325 sayılı yasanın 18/A-18 maddesine göre iş bu uyuşmazlık yönünden davadan evvel KTK 97 başvurusunda bulunulduğu göz önüne alındığında bu başvurunun alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olduğu ve bu nedenle de davadan evvel yapılan arabuluculuk başvurusunun ihtiyari olduğu yönünde son dönemde emsal nitelikte Yargıtay 4 HD tarafından değerlendirme yapılmış ise de öncelikli olarak alternatif uyuşmazlık çözüm yolunun ne olduğu konusu üzerinde durulması gerekmektedir. Bu kapsamda alternatif uyuşmazlık çözüm yolunun dosya tarafları ve olay ile herhangi bir şekilde bağlantısı olmayan yani tarafsız üçüncü bir kişinin taraflar arası münasebetin çözümü bakımından yol gösterdiği, yardımcı olduğu ve sonuç olarak uyuşmazlığı ortadan kaldırmak için çözüm yolu bulduğu ve her iki tarafı da bulduğu bu yol ile bağlayacak olan ve seçimlik nitelik taşıyan bir yöntem olduğundan alternatif uyuşmazlık çözüm yönteminin bizim hukukumuzda tahkim yahut arabuluculuk müesseseleri olduğu değerlendirilmektedir. Dolayısı ile 2918 sayılı yasanın 97. maddesi ile 14/04/2016 tarihinde getirilen başvuru yolunun talep dilekçesine ekli Yargıtay kararının aksine alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olmadığı kanaatine varılmıştır. Bunun yanında bir an için aksi düşünülse bile yapılan arabuluculuk başvurusunun tıpkı davadan evvel gidilen tespit istemli başvuru sonucu ortaya çıkan yargılama gideri yahut yine davadan evvel gidilen tazminat hesabının mevcudiyetine yönelik ekspertiz masrafı gibi kalemlerden olduğu düşüncesi ile arabuluculuk başvuru tarihi itibariyle haklılığın davacıda olduğu uyuşmazlıklar yönünden yapılan arabaluculuktan kaynaklanan ücretinin davacıya yükletilmesinin doğru olmayacağı da değerlendirilmiştir. Ayrıca yine yukarıda da belirtildiği gibi KTK 97. Maddesinin 14/04/2016 tarihinde gerek 6102 sayılı yasanın 5/A maddesinin gerekse de 6325 sayılı yasanın 18/A maddesinin ise 06/12/2018 tarihinde yürürlüğe girdiği ve belirtilen yasa maddelerinin halen yürürlükte oldukları göz önüne alındığında 06/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren yasa maddelerinin KTK 97. maddesinin uygulamasını ortadan kaldırıldığı söylenemeyeceği gibi sadece dava konusu husus yönden özel düzenlemeyi içerdiği kanaatine varılan KTK 97. maddesinin söz konusu 5/A ya da 18/A maddeleri ile aksi yönde bir düzenlemeyi içerdiğinin de söylenemeyeceği kabul edilmiş ve açıklanan sebepler ile davanın açılmasına davalı yanın sebebiyet verdiğinden arabuculuk ücretinin davalı sigorta üzerinde bırakılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1- Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2- Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile hazineye irad kaydına, bakiye 534,70 TL karar ve ilam harcının DAVACIDAN TAHSİLİ HAZİNEYE İRAD KAYDINA, söz konusu tutar ile ilgili 492 sayılı harçlar kanunu 28. Madde uyarınca kararın tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde tahsil harç müzekkeresi düzenlenmesine,
3- Davacı tarafından yatırılan başvuru harcı, yukarıda mahsubuna karar verilen peşin harç tutarı ve kullanılan yargılama giderlerinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
4- Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın 6100 sayılı HMK'nın gider avans tarifesinin 5. maddesi gereğince DAVACI TARAFA İADESİNE,
5- Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise de davacı tarafça sunulan ibraname gereği DAVALI YARARINA VEKALET ÜCRETİ TAKDİRİNE YER OLMADIĞINA,
6- Dava açmadan evvel dava şartı kapsamında başvurunun yapıldığı sabit olduğundan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin Hazine tarafından ilgili arabulucu ...'a ödenmesi halinde, bu ücretin 6831 sayılı Kanun kapsamında feragat ve feragate yönelik yapılan açıklama göz önüne alınmakla arabuluculuk ücretinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE İRAT KAYDINA, bu hususta Hazineye müzekkere yazılmasına,
7- Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 12/06/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır