T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/238 Esas
KARAR NO: 2023/798
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/03/2023
KARAR TARİHİ: 14/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sürücünün müvekkilinin aracına çarparak aracın pert olmasına ve bu sebeple kullanılamamasına sebep olduğunu, müvekkilinin kaza tarihine kadar aracın tüm bakımlarını zamanında ve yetkili servisinde yaptırdığını, gerçekleşen kaza sonucunda müvekkiline ait araçta meydana gelen ağır hasar sonucu araç kullanılamaz hale geldiğini ve perte çıktığını, davalı ... Sigorta Şirketi tarafından araca 730.000 ,00 TL değer biçilerek sovtaj bedeli olarak 730.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu bedelin oldukça düşük kaldığını, aracın emsal değerinin 850.00,00TL-900.000,00-TL civarı olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin, meydana gelen vahim trafik kazası neticesinde yaralandığını, kazada kendi çocuklarının psikolojik travma geçirmesi sebebiyle müvekkilinin aşırı derecede üzüntü duyduğunu ve çocuklarıyla beraber kendisinin ruh sağlığının bozulduğunu, müvekkilinin kazadan sonra hayatını doğal akışında devam ettiremediğini, müvekkili ve kızlarının çarpmanın etkisi ayak , boyun, göğüs ve kafa bölgelerine ciddi darbeler aldıklarını ve kaza sonrası ciddi travmalar geçirdiklerini, İzmir ... Hastanesinde kaza sonrası 13/12/2022 tarihinde müvekkili ve çocuklarının tedavi olduklarını belirterek haklı davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, hüküm altına alınacak alacağın tahsil edilememesi riskine karşılık olay esnasında davalı sürücünün kullanımında olan ve aynı zamanda ... adına kayıtlı olan ... plakalı aracın trafik kaydına ve taşınır ve taşınmazlarına kararın kesinleşmesine kadar cebri icra yoluyla satışı ve 3. Şahıslara devri engelleyici nitelikte ihtiyati tedbir şerhi konulmasına, mahkeme aksi kanaatte ise şimdilik dava değeri itibariyle 86.000,00 TL tutarında taşınır , taşınmaz ve bankalarda yer alan tüm hesaplarına ihtiyati haciz konulmasına, meydana gelen trafik kazası nedeniyle, 6100 sayılı Hukuk Yargılama Yasası Md. 107 uyarınca, toplanacak delillere göre maddi tazminat tutarı belirlenerek(fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere), şimdilik müvekkiline ait ...plaka sayılı araç için ... Sigorta Şirketi tarafından araç değeri düşük gösterilerek, eksik ödenen pert farkı için 50.000,00-TL ve araç mahrumiyet bedeli için 5.000,00 -TL olmak üzere toplamda 55.000,00 TL maddi tazminat tutarının, davalı sigorta şirketi yönünden sigorta limitleri aşılmamak ve pert farkı kalemiyle sınırlı kalmak kaydıyla sürücü ve araç maliki ... yönünden olay tarihinden, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, davalı ... 'in haksız eylemi nedeniyle 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işlenecek yasal faizi ile birlikte ... 'den tahsiline ve kaza sonrası tedavi ve muayene giderlerine ilişkin 1.000,00 TL maddi tazminatın ...' den kaza tarihinden işleyecek faizi ve yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasında haksız olup, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklı sorumluluklarının tümünü yerine getirdiğinden davanın esastan reddi gerektiğini, işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün olmadığından, davanın HMK m.-.114/1-h hükmü gereğince hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı olmadığını, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddi gerektiğini, dava konusu hasarın gerçekleşmesi ardından sigortalı tarafça müvekkili şirkete yapılan hasar ihbarı üzerine hasar dosyası açıldığını ve dosyaya eksper atanarak araç üzerinde ekspertiz incelemesi yaptırıldığını, ekspertiz raporunda aracın ağır hasar maruz kaldığı ve aracın kaza tarihindeki hasarsız emsal bedelinin 730.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini ve sigortalı ile sağlanan mutabakat uyarınca sigortalıya 20.01.2023 tarihinde 730.000,00 TL ödendiğini, sigortalı ile mutabık kalınan 730.000,00 TL tutarının ödenmesi ile müvekkili şirketin poliçeden kaynaklı tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, yapılan bu ödeme ile, davacının sigortalı müvekkili şirketi ibra ettiğini, davacı tarafça talep edilen 5.000,00 TL araç mahrumiyet bedelini, müvekkili şirketle davacı arasında düzenlenen poliçede böyle bir teminat davacıya verilmediğinden bu zararın müvekkilden talep edilebilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket aleyhine bir hüküm kurulacak olması halinde, müvekkilinin ödemek zorunda kalacağı tazminatlar, kazaya sebebiyet veren ...plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketine rücu edileceğinden, bu aşamada davanın trafik sigortacısı ...A.Ş.'ye (V. NO: ...) (... Beşiktaş İSTANBUL) ihbarını talep ettiklerini belirterek, haksız ve hukuka aykırı taleplere konu davanın esastan reddine, davanın ...A.Ş.'ye (V. NO: ...) (... Beşiktaş İSTANBUL ) ihbarına; dava dilekçesi, tensip tutanağı ve cevap dilekçesinin ihbar olunana tebliğe çıkarılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Dava dilekçesi ve ekinde sunulan delillerin incelenmesinde; davacıya ait aracın ruhsat bilgilerine göre aracın kullanım amacı hususidir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Somut olayda, davanın trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan hasarın davalı sigorta şirketinden kasko poliçesi kapsamında tahsilinin talep edildiği, davacıya ait aracın tescil belgesine göre kullanım amacının hususi olduğu, dava konusu alacağın haksız fiilden kaynaklandığı, davacı ile davalı sigortacı arasında düzenlenen kasko poliçesi sözleşmesinde davacının tüketici olduğu, diğer davalı ...'in ise trafik kazasına karışan ...plakalı araç sürücüsü ve işleteni olduğu, bu aracında kullanım amacının da hususi olduğu, bu yönü ile de davanın ticari dava olmadığı, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(l) maddesinde “tüketici işlemi” sayılan işlemlerin kapsamı genişletilmiş, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem”, tüketici işlemi olarak kabul edildiği, aynı maddenin (k) bendi ise “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi” tüketici olarak kabul edildiği, aynı Yasa'nın 73/1.maddesine göre tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğunun belirtildiği, buna göre görev konusunun kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerektiği, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca taraflar arasında tüketici işlemi niteliğinde bulunan sigorta ilişkisi kurulmuş olup davacının tüketici, davalının ise satıcı (sigortacı) olduğu, bu nedenlerle uyuşmazlığa bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğundan mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2- Görevli Mahkemenin İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesi olduğuna,
3- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4- 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bi dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
5- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.14/11/2023
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.