T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/384
KARAR NO: 2023/740
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 05/05/2011
KARAR TARİHİ: 27/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin, davalıdan olan cari hesap alacağının tahsili için İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında 30/12/2010 tarihinde ilamsız takip başlatıldığını, davalının 03/01/2011 tarihli dilekçesi ile "borcunun olmadığını" ileri sürerek itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, davalı iddialarının doğru olmadığını, borçlu tarafından takibe yapılan itirazın müvekkilinin alacağının tahsilini geciktirmek maksadıyla yapılmış kötü niyetli bir itiraz olduğunu, müvekkilinin davalıdan olan alacağının taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan gerçek alacak olduğunu, bu alacağın ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, müvekkilinin davalıdan 165.199,79-Euro alacağının bulunduğunu belirterek, davalının itirazının iptaline, asıl alacağın % 40'ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, davanın kötü niyetli olduğunu, hukuki dayanağının bulunmadığını, davacının dava dilekçesindeki "müvekkili şirketle ticari faaliyette bulunduğu, bu sebeple 165.199,79 Euro alacağı bulunduğu" şeklindeki iddiasının doğru olmadığını, müvekkili şirket ile aynı adreste farklı üretim konularında iştigal eden başkaca firmaların mevcut olduğunu, şirket bünyesindeki muhasebeci ile hangi şirketin hesapları için görüşüldüğü belirli değilken icra takibi yapıldığını, kaldı ki ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasında herhangi bir alım-satım sözleşmesi bulunmadığı gibi icra dosyasına sunulan mutabakat formunda da müvekkili şirket yetkilisinin imza ve kaşesinin bulunmadığını, dava ve davacının iddiası yargılamaya tabi iken davacının inkar tazminatı isteğinin haksız ve dayanaksız olduğunu, haksız yere müvekkilinden para tahsil etmeye çalışan davacının kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın reddine, müvekkili yararına % 40'tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Dava, hakkında cari hesaba dayalı ilamsız icra takibi başlatılan davalının borca itirazının iptali istemine ilişkindir.
İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacının, davalı aleyhine 165.129,79-Euro karşılığı 339.237,77-TL üzerinden takip yaptığı, davalının süresi içerisinde borcun tümüne itiraz ettiği, takibin durdurulduğu, davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davacı defterlerinin incelenmesine ilişkin 29/06/2012 tarihli raporda; borç kaynağının dava dışı ... San. ve Tic A.Ş.'nin yine dava dışı olan ...... Gıda San. A.Ş.'ye olan 215.500-Euro borcunun (dava dışı olan bu şirketler arasında 12/08/2012 tarihli mutabakat bulunmaktadır) davalının taraf olmadığı virman işlemleri ile "davacıya alacak ve davalıya borç olarak" davacıya 30/09/2010 tarihinde virman edildiği, bu işlem üzerine davacı tarafça 215.500-Euro'nun davalı adına borç kaydedildiği bildirilmiştir.
Davalı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 27/11/2012 tarihli bilirkişi raporunda; davalı defterlerine göre davalının hiçbir borcunun bulunmadığı bildirilmiştir.
Mahkememizce; "dava dışı ... San. ve Tic A.Ş. tarafından davacıya yapılan 06/12/2010 tarihli virman talimatı ile davacıda bulunan 70.363,38.-TL karşılığı olarak 47.252,28-USD'nin dosyamızdaki davalı alacağı olarak kaydının istendiği, aynı virman talimatının davalı tarafından da davacıya verildiği ve ... San. ve Tic A.Ş. tarafından davalı alacağı olarak davacıya virman yapılan 47.252,25-USD'nin davacı hesabına alacak olarak kaydedildiğinin 06/12/2010 tarihli virman talimatı ile bildirildiği, yine 06/12/2010 tarihli virman talimatı ile davalı tarafından 66.637,73-USD alacak bakiyesinin 50.300,21-Euro olarak hesaba borç kaydedildiğinin görüldüğü, 29/06/2012 tarihli raporun sonuç bölümünde belirtildiği üzere davalının muvafakatı olmadan dava dışı ... San. ve Tic A.Ş.'nin yine dava dışı ...... Gıda San A.Ş.'ye olan 215.500-Euro'luk borcunun davalıya borç kaydedildiği, 66.607,72-USD olan davalının alacağının ise 50.300,21-Euro olarak bu alacaktan düşüldüğü ve sonuçta davalının 165.199,79-Euro borçlandırıldığı, yapılan tespitlere göre davalının muvafakatı olmadan ve dava dışı ... San. ve Tic A.Ş.'nin dava dışı ...... Gıda San A.Ş'.ye 215.500-Euro borcunun olduğunu gösteren 12/08/2010 tarihli mutabakat belgesinde dosyamızdaki tarafların imzasının olmadığı, bu borçtan davalının sorumlu tutulamayacağı ve davalı dışındaki şirketlerin (davacı, dava dışı ...... Gıda San. A.Ş. ve ... San. ve Tic A.Ş.'nin) kendi aralarında yaptıkları anlaşma uyarınca 215.500-Euro'yu davalı borcu olarak kabul ettikleri ve davalının alacakları düşüldükten sonra takip ve dava konusu olan 165.199,79-Euro karşılığı olan 399.237,77-TL'nin davalıdan isstendiği, oysa bu borcun kaynağının davalı olmadığı, borcun dayanağının dava dışı ... San. ve Tic A.Ş.'nin dava dışı ...... Gıda San. A.Ş.'ye olan borcu olduğu, davalı bu borcu kabul etmediğine göre davacının dava dışı ...... Gıda San. A.Ş. ve ... San. ve Tic A.Ş. ile anlaşarak ...... Gıda San A.Ş.'nin ... San ve Tic A.Ş.'den olan alacağını davalıdan isteme hakkının bulunmadığı ve davalıdan bu miktar alacak bulunduğunun ispatlanamadığı" gerekçeleriyle "davanın reddine" ilişkin 22/01/2013 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı karar verilmiştir.
Verilen bu karar davacı tarafça temyiz edilmekle Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin 06/03/2014 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile; "yargılama sırasında davacı defterleri üzerinde inceleme yapan bilirkişi raporunda davacının davalıdan 165.199,79 Euro alacaklı olduğunun belirtildiği, yine davalı defterleri üzerinde inceleme yapan bilirkişi raporunda ise davalının davacıya borcu olmadığının belirtildiği, öte yandan, davacı yanın takip ve dava konusu cari hesap alacağının oluşumunu tam olarak açıklayamadığı, bu durumda mahkemece HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen 'hakimin davayı aydınlatma ödevi' kapsamında davacı tarafa, takip ve dava konusu cari hesap alacağının oluşumunun ayrıntılı bir şekilde açıklattırılıp davacı delilleri arasında gösterilen virman yazıları ile elektronik postalar üzerinde durularak ayrıca taraf defterlerindeki farklılığın neden kaynaklandığının tarafların defter kayıtları karşılaştırılmak suretiyle tespiti için konusunda uzman yeni bir bilirkişiden rapor alınarak, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı" gerekçeleriyle bozulmuştur.
Mahkememizce usul ve kanuna uygun bulunan bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararına uymakla birlikte mahkememizce bozma gerekçesi doğrultusunda davacının davalıdan istemekte haklı olduğu bir tutarın bulunup bulunmadığı ve varsa ne miktar olduğu konusunda bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Mali müşavir bilirkişi... ile hesap bilirkişisi ... hazırladıkları 21/05/2015 tarihli raporlarında özetle; tarafların sahibi oldukları şirketlerin belli tür iş kolunda ancak farklı alanlarında faaliyet gösterdiklerini, farklı faaliyet alanında faaliyet gösteren şirketler için karşılıklı olarak tek sözleşme düzenlediklerini, değişik şirketlerin taahhütlerinin tek sözleşmede toplanıp gerektiğinde aynı şirkete ait değişik şirketlerin muhasebe hesaplarında virmanlar yapılmak suretiyle hesaplaştıklarını, tüm işlemlerin ... A.Ş.- ... A.Ş. ve ...... A.Ş. ile ... A.Ş.'nin iradeleri ve onayları ile yapıldığını, tarafların aralarındaki sözleşmelere uygun davrandıklarını, 6762 sayılı kanuna göre sadece defterlerin değil deftere esas kayıtların da incelenmesi ve defterleri desteklemesi gerektiğini, raporun 5. sayfasında listelenen ve ... Gıda ve Yem San. Tic. A.Ş. kayıtlarında yer alması gereken virman işlemlerinin yapılmadığını, 5. sayfada numaralandırılmış olan virman işlemlerinden 3, 5 numaralarında yer alan 215.000 Euro ve 50.300,21 Euro bedelli virmanların ... A.Ş. nezdinde ... Su Ürünleri hesabında, diğer virmanların ise ... ile ilişkili diğer hesaplarda yapılması gerektiğinin belirlendiğini, virman işlemlerinin yapılması sonucunda ... nezdinde ... Su Ürünleri A.Ş.'nin bakiyesinin 165.199,79 Euro tutarında olacağını bildirmişlerdir.
Davacı vekili 02/06/2015 havale tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin ünvanının yönetim kurulu tarafından alınan karar gereğince "... Spor Faaliyetleri A.Ş." olarak değiştiğini ve bu kararın 02/01/2015 tarihli ... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığını belirtmiştir.
Bilirkişiler itiraz üzerine hazırladıkları 03/11/2015 tarihli raporlarında; taraflar arasında yapılması kararlaştırılmış virman işlemlerine ilişkin belgelerin 06/12/2010 tarihinde sonlandığını, kök raporda virman yazılarının listesinin yapıldığını, davacı tarafından 2011 yılında düzenlenen ... numaralı faturanın davanın dayanağı olan İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasından sonra düzenlenmesi nedeniyle bu davanın konusu olamayacağını, ... A.Ş. tarafından ... A.Ş. adına düzenlenen 27/12/2010 tarihli, ... numaralı, 118.590,00 TL bedelli faturanın 17/01/2011 tarihli ihtarname ile tekrar ... A.Ş.'ye gönderildiğini, ... A.Ş. tarafından düzenlenen 27/10/2010 tarihli, ... numaralı faturaya davacının itiraz ederek iade ettiğini, ancak ... A.Ş. tarafından bu faturanın yeniden davacıya gönderildiğini, faturasına itiraz edilenin alacağının varlığını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, davanın konusunun ve Yargıtay'ın bozma kararının çerçevesinin davalının sunduğu bu faturanın incelenmesi olmadığını, faturanın söz konusu virmanlardan sonra düzenlendiğinin anlaşıldığını, dolayısıyla kök raporda değiştirilecek bir hususun bulunmadığını bildirmişlerdir.
Aldırılan bilirkişi rapor ve ek raporu hüküm kurmaya yeterli bulunmuş ve 25.03.2016 tarihinde; yapılan virman işlemleri sonucunda davalının, davacıya 165.199,79 Euro tutarında borcunun bulunduğu, davalının icra takibine itirazında haksız olduğu, bu miktarın takip tarihi itibariyle TL karşılığının 339.237,77 TL olduğu anlaşıldığından, haklı görülen davanın kabulüne ilişkin 25/03/2016 tarihli, ... Esas ve... Karar sayılı karar verilmiştir.
Verilen bu karar taraflarca temyiz edilmekle Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 20/12/2016 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile; ''Mahkemece bozma kararına uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Davacı taraf bozma kararı gereğince takip ve dava konusu cari hesap oluşumunu açıklamak üzere verdiği 03/12/2014 havale tarihli dilekçesi ekinde; bozma öncesinde de dosya içinde bulunan, davacı ile dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan 17/04/2009 tarihli alım satım sözleşmesi, davacı ile dava dışı ... Yem ve Su Ürünleri San. ve Tic. A.Ş arasında imzalanan 17/04/2009 tarihli borç tasfiye sözleşmesi ve bozmadan sonra dosyaya konulan davacı, davalı ve dava dışı ...... Gıda San. A.Ş ile ... Ürünleri Tic. San. A.Ş arasında imzalanan 11/11/2009 tarihli toplantı notu başlıklı belgeyi sunarak cari hesap alacağını açıklamaya çalışmıştır. Ancak bu üç belgenin incelenmesinden TBK'nun 195 ve 196. maddeleri (BK'nun 173 ve 174. maddeleri) kapsamında davacının dava dışı bir şirketten olan alacağının ödenmesi borcunun davalı tarafça üstlenildiği (borcun nakledildiği) anlaşılamamıştır.
Mahkemece bozma ilamında yer alan davacının delilleri arasında gösterilen virman yazıları ve elektronik postalar üzerinde de bunların doğruluğu ve bağlayıcılığı yönünden durulmamıştır.
Öte yandan mahkemece bozmadan sonra görevlendirilen bilirkişilerin 21/05/2015 tarihli raporlarının sonuç bölümünün dördüncü paragrafındaki davalının davacının sunduğu belgelere karşı koymadığı (yani doğruluğu ve bağlayıcılığını kabul ettiği) şeklindeki tespiti de dosya içeriği ve yapılan yargılama işlemlerine göre doğru bir tespit olmamıştır. Ayrıca bilirkişiler bozma kararında gösterilen diğer eksiklik olan taraf defterlerindeki farklılığın neden kaynaklandığı hususuna da açıklık getirmemişlerdir. Eksik tahkikatla hüküm kurulamaz. Bu nedenle mahkemece yapılacak iş öncelikle davacı delilleri arasında yer alan virman yazıları ve elektronik postalar ve özellikle 12/11/2010 tarihli ...'ın yazdığı elektronik postanın doğruluğu ve davalıyı bağlayıcılığı üzerinde durulduktan sonra davalı ile davacı arasında davacı lehine bir borcun üstlenilmesi (borcun nakli) sözleşmesi kurulup kurulmadığı hususu araştırılıp taraf defterleri arasındaki farklılığın sebebi de ortaya çıkarılıp bu hususlarda yeni bir bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınarak bozma gerekleri tam olarak yerine getirildikten sonra ortaya çıkan duruma göre uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten, ibarettir '' gerekçeleriyle bozulmuştur.
Mahkememizce usul ve kanuna uygun bulunan bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararına uymakla birlikte mahkememizce bozma gerekçesi doğrultusunda; yeniden yapılan yargılama sonucunda davalı vekili 26/05/2017 tarihli duruşmada, mail yazışmalarında adı geçen ...'ın muhasebe birimi görevlisi ve şirket çalışanı olduğunu bildirmiştir. 08.06.2017 tarihli dilekçesinde ise bu kişinin yetkisi olmayan sadece yöneticilerin talimatı ile işlemleri yapan bir çalışan olduğunu ifade etmiştir. Dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi 26/12/2017 havale tarihli raporunda, "dosya kapsamında bulunan 30/09/2010 tarihli ...... A.Ş. Başlıklı 215.500-EURO bedelli ... Su Ürün. A.Ş. 'ye hitaben düzenlenmiş ... Gıda A.Ş. cari hesabına virman talimatı ile 06/12/2010 tarihli ... Gıda ve Yem A.Ş. başlıklı 50.300,21-EURO bedelli ... Su Ürün. A.Ş.' ye hitaben düzenlenmiş virman talimatına ilişkin işlemlerin kayıtlara alınmadığı, taraflar arasındaki farkın bu virman kayıtlarına ilişkin olduğunu, taraflar arasındaki farklılığın bu nedenden kaynaklandığı, bu virman talimatlarından davacı lehine oluşan 165.199,79-EURO tutarındaki alacak bakiyesinin dava dışı ... A.Ş. nin davacı şirkete olan borcunu davalı ... Gıda A.Ş.'ye nakledilmiş olduğunu iddia eden davacının ticari defterleri haricindeki delillerle ispatlaması gerektiğini, taraflar arasındaki virman yazışmalarının incelenmesinde 30/09/2010 tarihli ...... A.Ş tarafından ... Ürünleri A.Ş.'ye HİTABEN DÜZENLENEN "CARİ HESABIMIZDA BULUNAN 215.500-EURO borç bakiyesinin ... Su Ürün. A.Ş de cari hesabı bulunan ... Gıda ve Yem Tic. A.Ş EURO hesabına "virmanı" açıklamasının yazılı olduğu ancak bahsi geçen virman talimatında dava dışı ... A.Ş. ve davalı ... A.Ş. 'nin imzasının bulunmadığı, diğer yandan 06/12/2010 tarihli ... Gıda ve Yem San A.Ş başlıklı ... Su Ürünlerine hitaben düzenmiş "nezdimizdeki USD cari hesabında bulunan 66.637,73-USD alacak bakiyesi 1.3248 pariteyle 50.300,21-EURO olarak nezdinizdeki EURO hesabınıza virman edilerek hesabınıza borç kaydedilmiştir" açıklamalı virman talimatının davalı ... ve davacı ... Su Ürünleri A.Ş. tarafından imzalı olduğu ancak davacının iddia ettiği 30/09/2010 tarihli 215.000-EURO tutarındaki borcunun virman talimatı yapıldığı halde bu talimatta ... A.Ş. Veya ... A.Ş' nin imzalarının bulunmadığının sadece virman talimatları ile borcun naklinin ispatlanmış sayılamayacağını ve bu hususta nihai kararın mahkemeye ait olduğunu ayrıca Yargıtay bozma ilamında belirtilen 12/11/2010 tarihli davalı çalışanı ...'ın yazdığı elektronik postanın davacı kayıtlarındaki işlem ve bakiyeyi doğruladığı ancak elektronik posta iletisinin davalı açısından bağlayıcı olup olmadığının nihai kararında mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir.
Dosya içerisinde mevcut tüm deliller değerlendirildiğinde; bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının vermiş olduğu 215.000-EURO virman talimatının davacının ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olduğu halde davalının ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır. Davacı her ne kadar davalı çalışanı ...'ın ... uzantılı mail adresinden bu virmanın yapıldığını, en son mailinde "EURO hesap bakiyeniz (215.500-EURO alacak) bu virmandan sonra 165.199,78-EURO alacak bakiyesi verecektir" şeklinde yazılı maili bulunduğunu beyan etmekte ise de tarafların kabulünde olduğu üzere söz konusu mailleri gönderen kişi davalı şirket muhasebe çalışanı ...'dır ve ...'ın davalı şirketi bağlayıcı herhangi bir tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Ayrıca bu virman talimatının üzerinde davacı şirketin imzası bulunmakta olup virman talimatının davalı ... A.Ş. nin veya dava dışı ... A.Ş. nin imzası bulunmamaktadır. Oysa bu virman talimatı borcun nakli sözleşmesi niteliğinde olup TBK'nun 195 ve devamı maddelerinde düzenlenen borcun nakline ilişkin düzenlemelerde ön görülen (TBK 196/1 Borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşme ile olur.) borcun nakli için borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak bir sözleşme ile mümkündür. Her ne kadar sözleşmenin yapılması için bir şekil şartı ön görülmemiş ise de olayımızda davalı, davacı ile arasında bu şekilde bir borcun nakli sözleşmesi bulunmadığını, davacıya böyle bir borcu bulunmadığını savunarak inkar etmektedir. Davacının dayanmış olduğu mail yazışmalarındaki 215.500-EURO virman ile ilgili virman talimatında da davalının ya da dava dışı ... A.Ş. nin imzası bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı, tarafları bağlayıcı bir borcun nakli sözleşmesi olduğunu kanıtlayamamıştır. Bu nedenle davanın reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı vekilinin temyiz talebi üzerine mahkememiz kararı Yargıtay ... Hukuk Dairesince incelenmiştir.
Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 13/11/2019 tarihli ... esas ... karar sayılı kararı ile "Davalı ... Gıda ve Yem San. Tic. AŞ'ye 31/05/2016 tarihinde devrolan dava dışı ... Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. ile davacı grup şirketi olan ...... Gıda San. A.Ş arasında 12/08/2010 tarihli Mutabakat Mektubu düzenlenmiş ve bu mutabakatta ...... Gıda AŞ'nin ... Ürünleri AŞ'den 31/03/2010 tarihi itibariyle 215.500 Euro alacaklı olduğu belirtilmiştir.
Bilahare davalı çalışanı ... tarafından 18/10/2010 tarihinde davacı çalışanı ... Yeşilçimenli'ye "Günaydın..., ... ...... Euro Hesabı Alacak Bakiyesi olan 215.500 Euro'nun ... ... Su Ürünleri hesabına virman edilmesi ile ilgili virman talimatlarını gönderebilirmisiniz. İyi çalışmalar." şeklinde e-mail gönderilmiş, ...... A.Ş imzalı 30/09/2010 tarihli ... Ürünleri San. ve Tic. A.Ş yazılan yazıda ise "Cari hesabınızda bulunan 215.500 Eur borç bakiyesinin ... Su Ürünleri Ür. AŞ'de cari hesabı bulunan ... Gıda ve Yem Tic. AŞ Eur hesabına virmanı" yazılı açıklamanın olduğu görülmüştür.
Davalı çalışanı ... tarafından yazılan virmanlar hakkında konulu 11/12/2010 tarihli e-mailde ise "... Hanım Merhaba, ... Ür.A,Ş. Nezdindeki ... Su Ürünleri A.Ş nin TL cari hesap ALACAK bakiyesi olan 70.363,38 TL bakiyenizin ortalama vadesi olan 27/11/2010 MBDS kur. 1.4891'den 47.252,28 USD olarak ... A.Ş. Nezdindeki ... Su ür. USD hesap bakiyeniz bu virmandan sonra 66.637,72 USD BORÇ bakiye verecek olup, bu bakiye de 06/12/2010 MBDS paritesi 1.3248 den 50.300,21 Euro olarak ... A.Ş. Nezdindeki ... Su Ür Euro hesabınıza virman edilecektir. Euro hesap bakiyeniz (215.500 Euro ALACAK), bu virmandan sonra 165.199,78 Euro ALACAK bakiyesi verecektir. Lütfen kurlar ve parite ile ilgili teyidinizi rica ederim. " denilmiş olup, bu e-mailde belirtilen virmanlara ilişkin olarak;
Davalı ... Gıda ve Yem Sanayi Ticaret A.Ş. Virman Talimatı başlıklı 06/12/2010 tarihli belgede; "Sayın ... Su Ürünleri Üretim A.Ş. ..., ... Ürünleri San. Tic. A.Ş. nezdindeki Tl cari hesabınızda bulunan 70.363,38 TL Alacak bakiyesi, 1.4591 kur ile 47.252,28 USD olarak nezdimizde bulunan ... Su Ür. A.Ş. USD hesabına virman edilerek hesabınıza ALCAK kaydedilmiştir." yazılı olduğu ve Davalı ... AŞ kaşe ve imzası ile ... Su Ürünleri Üretim A.Ş. kaşe ve imzası bulunduğu,
Davalı ... Gıda ve Yem Sanayi Ticaret A.Ş. Virman Talimatı başlıklı 06/12/2010 tarihli belgede; "Sayın ... Su Ürünleri Üretim A.Ş. ..., Nezdimizdeki USD cari hesabınızda bulunan 66.637,73 USD alacak bakiyesi, 1,3248 parite ile 50.300,21 Euro olarak nezdimizdeki Euro hesabınıza virman edilerek hesabınıza borç kaydedilmiştir." yazılı olduğu ve davalı ... A.Ş. kaşe ve imzası ile ... Su Ürünleri Üretim A.Ş. kaşe ve imzası bulunduğu görülmekte olup, davacı tarafça bahsedilen bu virman talimatlarına ilişkin işlemlerin ticari defterlerine kaydedildiği, diğer taraftan davalı tarafça mahkemeye sunulan dilekçelerde bahsedilen bu virman belgelerindeki davalı kaşe ve imzalarına yönelik bir itirazda bulunulmadığı da anlaşılmaktadır. Davalı şirket sadece, mahkemece 26/05/2017 tarihli ara karar ile taraflara dosyaya yansıyan e-mail yazışmaları konusunda ve davalı vekiline ...'ın görev ve yetkisine dair açıklama yapmak üzere süre verilmiş olması üzerine davalı vekili tarafından yapılan 08/06/2017 tarihli açıklamada, davalı şirket çalışanı ...'ın finansman bölümünde katip (kasiyer) olduğu ve yöneticilerin talimatı ile işlemleri yaptığı bildirilmiştir.
Tüm bu yazışma sürecinden anlaşıldığı ve davalının kabul ettiği üzere davaya konu 11/12/2010 tarihli e-mailin davalı şirket çalışanı ... tarafından yazıldığı hususu tartışmasızdır.
Buna göre davalı tarafça davalı çalışanı ... tarafından yazılan 11/12/2010 tarihli e-mailde yapılan açıklamaların ilk bölümde belirtilen ve az yukarıda açıklanan 06/12/2010 tarihli belgelerdeki virman işlemleri ile davalı çalışanı ...'ın yöneticilerin talimatıyla işlemler yaptığını kabul ettiğine göre çalışan tarafından gönderilen bir kısım e-maillerin benimsenerek 11/12/2010 tarihli aynı e-mailin son cümlesinde yer alan açıklamanın kabul edilmemesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla mahkemece, davalı çalışanı ...'ın şirket mail adresinden yazdığı e-maillerin davalıyı bağladığı ve davacı ile davalı arasında davacı lehine TBK'nın 196. maddesi anlamında bir borcun üstlenilmesi sözleşmesinin kurulduğu gözetilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir" gerekçesiyle mahkememiz kararı bozulmuştur. Bu karara karşı davalı vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuştur. Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 27/01/2021 tarihli... esas ... karar sayılı kararı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin bozma kararı ve akabinde Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin karar düzeltme talebinin reddi kararı üzerine dava dosyası mahkememizin ... esas sırasına kaydedilmiş, 18/06/2021 tarihli duruşmada; davacı vekili Yargıtay bozma ilamına uyulmasını, davalı vekili bozmaya konu mahkememiz kararında direnilmesini talep etmiştir.
Dava dosyası tümüyle değerlendirilmiştir. Mahkememizin 30/03/2018 tarihli ... esas ... karar sayılı kararında da ortaya konulduğu üzere TBK 196/1 maddesi gereğince borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması borcu üstlenen ile alacaklılar arasında yapılacak sözleşme ile olur. Davalı çalışanı ...'ın davalı adına bu nitelikte sözleşme yapma yetkisinin bulunmadığı değerlendirilmiştir. Basiretli bir tacirin alacak iddiasına konu yüksek bir tutarda alacağı için borcun üstlenilmesinin söz konusu olmasında kendisinden bunun yasaya uygun yapması gerektiği beklenir. Belirtilen nedenle Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 13/11/2019 tarihli kararında ortaya koyduğu bozma gerekçesine mahkememiz katılmamış ve mahkememizin 30/03/2018 tarihli ... esas ... karar sayılı kararda direnilmesine karar verilmiştir.
Mahkememiz kararına karşı davacı tarafça temyiz yoluna başvurulmuş, mahkememiz kararı Yargıtay Hukuk Genel kurulunca temyizen incelenmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel kurulunun ...-... Esas ... Karar sayılı kararı ile ''UYUŞMAZLIK 17. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davaya konu 11.12.2010 tarihli e-mailin davalı şirket çalışanı ... tarafından yazıldığı hususu tartışmasız olan eldeki davada, davalı çalışanı ...'ın şirket mail adresinden yazdığı e-maillerin davalı şirket bakımından bağlayıcı olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davacı ile davalı arasında davacı lehine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 196 ncı [818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 173] maddesi anlamında bir borcun üstlenilmesi sözleşmesinin kurulduğunun kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE
18. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “borcun nakli (borcun üstlenilmesi)” ile ilgili yasal düzenlemelerin ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır.
19. Borcun üstlenilmesi somut olaya uygulanması gereken BK'nın 173 ilâ 181 inci maddeleri arasında “borcun nakli” başlığı altında düzenlenmiş ve tarafların durumuna göre iki ayrı ilişki içinde ele alınmıştır. Borcun üstlenilmesinde; borçlu, alacaklı ve borcu üstlenen üçüncü kişi yer almaktadır. Buna göre borçlu ile borcu üstlenmek isteyen üçüncü kişi arasındaki ilişkide “borcun iç üstlenilmesi” söz konusu iken, borcu üstlenen üçüncü kişi ile alacaklı arasındaki ilişkide ise “borcun dış üstlenilmesi” söz konusudur. Gerçekten de borcun üstlenilmesinde; borcu üstlenen, kendisinin daha önce dâhil olmadığı ve bu anlamda tamamen dışında olduğu bir borç ilişkisinde, borcu aynen muhafaza ederek borçlunun konumuna geçmesi hâli söz konusudur. Dolayısıyla borcun üstlenilmesi, belirli bir borç için borçlunun değişmesini konu edinmektedir.
20. Borcun iç üstlenilmesi, üçüncü kişinin, borçlu ile yaptığı sözleşme ile onu alacaklıya karşı olan borcundan kurtarmayı taahhüt etmesini ifade eder. Böyle bir taahhüt borçlunun alacaklıya karşı olan ifa yükümü üzerinde hiçbir etki yapmaz; üçüncü kişi ile alacaklı arasında herhangi bir hukukî bağ kurmaya yetmez. Bu husus 818 sayılı BK'nın 173/1 inci maddesinde “Bir borçluya karşı yapılan, borcun nakli taahhüdü, müteahhidi ya borcu tediye etmek yahut alacaklının rızasını istihsal ederek borcu üzerine almak suretiyle borçlunun beraetini tahsile mecbur eder” şeklinde ifade edilmiştir. Dolayısıyla borcun iç üstlenilmesi borç ilişkisinin pasif süjesinde bir değişikliğe yol açmaz, sadece borçlu ile üçüncü kişi arasında bir hukuki ilişkiden ibaret kalır (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Sermet/ Burcuoğlu, Haluk/ Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 269).
21. Borcun dış üstlenilmesi ise alacaklı ile üçüncü kişi arasında yapılan bir sözleşme olup bununla borçlu borcundan kurtulur ve onun yerine borcu üstlenen üçüncü kişi borçlu olarak geçer. Borcun dış üstlenilmesi 818 sayılı BK'nın 174/1 inci maddesinde “Evvelki borçlunun yerine yenisinin kaim olması ve borçtan beraeti borcun nakli müteahhidi ile alacaklı arasında yapılacak akit ile vukubulur” şeklinde ifade edilmiştir. Dolayısıyla borcun dış üstlenmesi, alacaklı ile borcu üstlenen arasında söz konusu olmakta ve borç ilişkisi varlığını sürdürdüğü hâlde borç, eski borçludan yeni borçluya (borcu üstlenene) geçmektedir. Bu itibarla borcun dış üstlenilmesi, gerçek anlamda borcun üstlenilmesini ifade etmektedir.
22. Borcun üstlenilmesi alacaklı ile borcu üstlenen arasında yapılan bir sözleşme olup borçlunun bu sözleşmeye katılması gerekmediği gibi buna muvafakat etmesi de gerekmez. Hatta alacaklı ve borcu üstlenen, borçlunun muhalefetine rağmen böyle bir sözleşmeyi yapabilirler. Zira üçüncü kişi yararına borçtan kurtarma her zaman mümkündür. Öte yandan borcun üstlenilmesi sözleşmesinin kurulması ve geçerliliği hiçbir özel şekle tabi değildir. Taraflar diledikleri şekilde, sözlü, yazılı veya resmî şekilde bu sözleşmeyi yapabilirler.
23. Her türlü borç, kural olarak borcun üstlenilmesi sözleşmesinin konusunu oluşturabilir. Bu kapsamda gelecekte doğması muhtemel borçlar, şarta bağlı borçlar, nizalı borçlar, seçimlik borçlar, kısmi borçlar, müteselsil borçluluktaki borçlar, zamanaşımına uğramış borçlar da borcun üstlenilmesine konu olabilir. Dolayısıyla asıl borçlunun belirli bir sürede borcunu ödememesi hâlinde bu tarihten itibaren geçerli olmak üzere şarta bağlı olarak da borcun üstlenilmesi mümkündür.
24. Borcu üstlenilmesinde eski borçlunun şahsına bağlı olmayan ve ona karşı doğmuş bulunan her türlü fer'î hak borcu üstlenene karşı da ileri sürülebilir. Bu kapsamda eski borçlunun bizzat kurmuş olduğu teminatlar, eski borçlu zamanında işlemiş ve muaccel hâle gelmiş olan faiz, cezai şart ve sözleşmenin ihlâlinden doğan tazminat talepleri ile işleyecek faizler borcu üstlenen hakkında da geçerli olur. Bununla birlikte kefillerin sorumlulukları ile üçüncü kişilerin borca teminat olarak kurmuş oldukları rehin dolayısıyla sorumlulukları, ancak bunların borcun yüklenilmesine muvafakat etmeleri hâlinde devam eder (818 sayılı BK m. 176/2).
25. Borcun üstlenilmesi ile borcun içeriği değişmez ve borcu üstlenen eski borçlunun yerine geçerek borçlu sıfatını kazanır. Borcun içeriğinin aynen devam etmesinin sonucu olarak borç ilişkisinden kaynaklanan def'iler de borcu üstlenene geçer (818 sayılı BK md. 177/1). Borç ilişkisinden kaynaklanan def'iler, üstlenilen borcun doğumuna, geçerliliğine, ortadan kalkmasına ya da sona ermesine ilişkin def'ilerdir. Borcun üslenilmesi sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadıkça borcu üstlenen eski borçluya ait kişisel def'ileri alacaklıya karşı ileri süremez (818 sayılı BK md. 177/2).
26. Hemen belirtilmelidir ki, borcun üstlenilmesi sözleşmesi, alacaklı ile borcu üstlenen üçüncü kişi arasında yapılması nedeniyle kefalet sözleşmesine ve üçüncü kişinin fiilini taahhüde benzese de bu iki sözleşmeden çok temel farklıları bulunmaktadır. Kefalet sözleşmesinde kefil; esas borca bağlı, fer'î ve tali bir borç üstlenir. Fer'î olmak, kefaletin ayırıcı karakteridir. Borcun üstlenilmesinde ise üstlenen, asıl borçluyu borcundan kurtaracak şekilde borcu üstlenmekte ve borcun asli borçlusu hâline gelmektedir. Bu anlamda, borcun üstlenilmesi, borçlunun borcuna kefil olmaktan tamamen farklıdır. Zira kefalet, asıl borçluyu borcundan kurtarmaz. Öte yandan üçüncü kişinin fiilini taahhütte, borçlu alacaklıya kendi edimini değil, bir üçüncü kişinin fiilini taahhüt etmekte, üçüncü kişinin fiilini ifa etmemesinin riskini üstlenmektedir (818 sayılı BK md. 110). Dolayısıyla üçüncü kişinin fiilini taahhüt eden, üçüncü kişi tarafından fiilin gerçekleştirilmemesi nedeniyle doğan zararı gidermekle yükümlü olup ayrı bir borç söz konusudur. Oysa borcun üstlenilmesinde borcu üstlenen, asıl borçlunun yerine geçerek borçlunun edimini ifa ile yükümlüdür. Nitekim aynı hususlar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli ve ...Esas, ... Karar sayılı kararında da vurgulanmıştır.
27. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ödeme emrinin borçlu şirketçe 31.12.2010 tarihinde tebliğ edilerek borçlunun 03.01.2011 tarihli ödeme emrine itirazı sonrasında icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi üzerine, 03.05.2011 tarihinde açılan eldeki dava; cari hesap alacağı iddiasına dayalı başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece verilen üçüncü karara göre davacı tarafın dayanmış olduğu mail yazışmalarındaki 215.500EUR virman ile ilgili virman talimatında davalının ya da dava dışı ... AŞ’nin imzası bulunmadığından davacının tarafları bağlayıcı bir borcun nakli sözleşmesi bulunduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Özel Dairece ise davalı çalışanı ...'ın şirket mail adresinden yazdığı e-maillerin davalıyı bağladığı ve davacı ile davalı arasında davacı lehine TBK'nın 196 ıncı maddesi anlamında bir borcun üstlenilmesi sözleşmesinin kurulduğu belirtilmek suretiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, bu bozma kararı üzerine mahkemece önceki karar gerekçesi tekrar edilerek direnme kararı verilmiştir.
28. Alıcı ... Ürünleri San. ve Tic. AŞ (...), satıcı ... Su Ürünleri Üretim AŞ (... Su) olan alım satım sözleşmesi 17.04.2009 tarihinde; borç tasfiye sözleşmesi ise dava dışı ... Yem ve Su Ürünleri San. Tic. AŞ (...) ile ... Su arasında 17.04.2009 tarihinde imzalanmış, 02.01.2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesindeki kayda göre, davacı ... Su'yun unvanı, ... Spor Faaliyetleri AŞ (... Spor) olarak değiştiği kayıt ve tescil edilmiştir. Ayrıca, ... şirketi 24.06.2009 tarihinde davalı şirket tarafından devralınmıştır. 14.06.2016 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesindeki kayda göre ise, dava dışı ... şirketinin 31.05.2016 tarihli Genel Kurul kararı ile tüzel kişiliği sona ermiş ve davalı ... Gıda ve Yem San. Tic. AŞ'ye (...) devrolarak ticaret sicilinden terkin edilmiştir.
29. Dosyada yer alan alım satım sözleşmesinde; ... Su bünyesindeki çipura ve levrek balığı ile Gerence Körfezindeki tesislerin satışına ilişkin olup, 265.500Euro karşılığı Azmak Burnu Projesinin ...'e devri, 50.000Euro'nun 30.04.2011 tarihli senet ile ödeneceği, bakiye 215.500Euro'nun 30.04.2011 tarihli senetle yapılacağı, işlemler tamamlanıncaya kadar 30.04.2011 tarihli 215.500Euro değerindeki senedin teslim edilmeyeceği; ...'in ... Su'ya yapacağı madde 4/A-2 bendindeki ödeme ile ilgili olarak tanzim edilecek senetlerde ..., ..., ... San.ve Tic. AŞ ve şirket ortaklarının kefaletinin bulunacağı, sözleşmenin 8 inci maddesinde ise; "İşbu Protokol ...-... borç tasfiye sözleşmesi ile birbirine bağlı olarak hazırlanmış olup, tek başına sonuç doğurmayacaktır. Her iki sözleşmenin şartları taraflarca yerine getirildiğinde taraflar birbirlerinden her ne nam altında olursa olsun hiçbir şekilde hak ve alacaklarının kalmadığını kabul ve beyan ederler" şeklindeki düzenleme ile de bu sözleşmenin ... ile ... Su arasında aynı tarihte akdedilmiş Borç Tasfiye Sözleşmesi ile bağlantılı olarak akdedildiği belirtilmiştir.
30. ... ile davacı ... Su arasında akdedilmiş 17.04.2009 tarihli "Borç Tasfiye Sözleşmesi"nde ise özetle; her iki sözleşmenin (...-... Su ve ...-... Su sözleşmelerinin) birbirine bağlı olarak hazırlandığı, ... Su'yun ...’e olan mevcut 2.425.271,13USD tutarında cari hesap borcunun, ... ile akdedilmiş sözleşme ile bağlantılı olarak tasfiyesi amacıyla bu sözleşmenin akdedildiği, ... Su tarafından ...’den yapılacak tahsilatların, ...'in ...’e olan borçlarına mahsup edileceği kararlaştırılmıştır.
31. Daha sonrasında ise, davalı ... ve dava dışı ... ile davacı ... Su ve dava dışı ...... Gıda San. AŞ (......) şirketleri, ... şirketinin İzmir Ofisinde biraraya gelerek, yeni yapılacak balık unu ve yemi alım-satımı konusunun yanı sıra daha önce akdedilmiş ve yukarıda özetlenen alım-satım sözleşmesi ile borç tasfiye sözleşmesinin gerek işleyiş, gerekse muhasebesel çözümleri konusunda mutabakata varabilmek amacıyla kendi aralarında virman işlemi yapılması konusunda mutabakata varmışlar, 10.11.2009 tarihli "TOPLANTI NOTU" başlıklı tutanağı/sözleşmeyi akdetmişlerdir. ...'ın maillerinin "..." "bilgi" kısmında ismi yazılı olan .../... mali işler genel müdür yardımcısı ve yönetim kurulu üyesi ... da bu toplantıda bizzat hazır bulunmuştur.
32. 10.11.2009 tarihli toplantı notu başlıklı belgenin 5 inci maddesinde; "...İşbu toplantı notu, 11.11.2009 tarihinde taraflar arasında karşılıklı ve tam mutabakatla imzalanmış olup bu tutanak taraflar arasında imzalanan 17.04.2009 tarihli sözleşmenin ayrılmaz bir parçası ve devamı niteliğindedir. İşbu toplantı notu ile taraflar arasında akdedilen 17.04.2009 tarihli sözleşme hükümleri arasında doğan uyuşmazlıklarda taraflar uyuşmazlığın 11.11.2009 tarihli işbu tutanakta mutabık kalınan esaslarla çözüleceği hususunda mutabıktırlar" şeklinde düzenlemeye yer verilerek, davalı ... ile dava dışı ...... da dahil edilerek tanzim edilen işbu belgenin, dava dışı gibi gözüken ... ve ... firmaları ile akdedilmiş sözleşmelerin ayrılmaz bir parçası ve devamı olduğu ve hatta uyuşmazlıkların dahi bu tutanakta mutabık kalınan esaslar çerçevesinde çözümleneceği taraflarca kararlaştırılmışır.
33. Ayrıca bu toplantı notunun 2/C maddesinde yer alan; "Grup şirketleri arasındaki hesaplar, tarafların muhasebeleri tarafından 1 hafta içinde virman işlemleri ile tamamlanacaktır" şeklindeki düzenleme ile davanın tarafları ile dava dışı firmalar arasında mevcut tüm virmanların yapılma sebebini, dolayısıyla dava dışı ...'in davacı ... Su'ya olan borcunun, davalı ... şirketine nakledilme sebebini de ortaya koymaktadır. Bu toplantı notunun 3/C maddesi ise, "... İle ... şirketlerinin birleşerek ticari faaliyetlerini ... olarak devam ettireceği hususunda ...'e bilgi verilmiştir" şeklindedir. Bu düzenleme, taraflar arasındaki mahsuplaşmalar ve virmanlar açısından da önemli bir diğer madde olup, bu maddede ... isimli firmanın, davalı ... firması ile birleşme suretiyle tüzel kişiliğinin sona erdiği, ticari faaliyetine ... olarak devam edeceği belirtilmiştir. Ancak ... Su ile ... arasında akdedilmiş sözleşme ile bağlantılı şekilde hazırlanmış ve tek başına sonuç doğurmayacağı kararlaştırılmış ... ile ... Su arasındaki 17.04.2009 tarihli Borç Tasfiye Sözleşmesinde, ... Su tarafından ...'den yapılacak tahsilatların, ... Su AŞ'nin ...'e olan borçlarına mahsup edileceği açıkça kararlaştırılmıştır. Dolayısıyla 10.11.2009 tarihli Toplantı Tutanağının 2/C maddesi ile grup şirketler arasında yapılması kararlaştırılan muhasebesel virman işlemlerinin önemli gerekçelerinden biri de davalı/... olarak ticaret hayatına devam eden, ... de dahil olmak üzere ...'e olan mevcut borcun bu şekilde tasfiye edilebilmesidir.
34. Davalı ...'e 31.05.2016 tarihinde devrolan dava dışı ... ile davacı grup şirketi olan ...... arasında 12.08.2010 tarihli "Mutabakat Mektubu" düzenlenmiş ve bu mutabakatta ......'ın ...'den 31.03.2010 tarihi itibariyle 215.500Euro alacaklı olduğu belirtilmiştir.
35.Davalı çalışanı ..., mail adresinden, ... adresine gönderdiği, bilgi/cc'de ..., konusu "virman hakkında" olan 18.10.2010 tarihli e-mailde; "Günaydın..., ... ...... Eur.hs.ALACAK bakiyesi olan 215.500 Euro'nun ... ... Su Ürünleri hesabına virman edilmesi ile ilgili virman talimatınızı gönderebilir misiniz. İyi çalışmalar." Bunun üzerine ...... imzalı 30.09.2010 tarihli ...'e yazılan yazıda ise "Cari hesabınızda bulunan 215.500 Euro borç bakiyesinin ... Su Ürünleri Ür. A.Ş.'de cari hesabı bulunan ... Gıda ve Yem Tic. A.Ş. Eur hesabına virmanı" yazılı açıklamanın olduğu görülmüştür.
36. Davalı çalışanı ...,... adresinden, ... adresine gönderdiği, ..., ..., konusu "virman hakkında" olan 11.12.2010 tarihli e-mailde ise "... Hanım Merhaba, ... Ür. A.Ş. nezdindeki ... Su Ürünleri A.Ş. nin TL cari hesap ALACAK bakiyesi olan 70.363,38 TL, bakiyenizin ortalama vadesi olan 27.11.2010 MBDS kur 1.4891'den 47.252,28 USD olarak ... A.Ş. Nezdindeki ... Su Ür. USD hesap bakiyeniz bu virmandan sonra 66.637,72 USD BORÇ bakiye verecek olup, bu bakiye de 06.12.2010 MBDS paritesi 1.3248 den 50.300,21 Euro olarak ... A.Ş. Nezdindeki ... Su Ür. Euro hesabınıza virman edilecektir. Euro hesap bakiyeniz (215.500 Euro ALACAK), bu virmandan sonra 165.199,78 Euro ALACAK bakiyesi verecektir. Lütfen kurlar ve parite ile ilgili teyidinizi rica ederim" denilmiş olup, bu e-mailde belirtilen virmanlara ilişkin olarak; davalı ... Gıda ve Yem Sanayi Ticaret AŞ Virman Talimatı başlıklı 06.12.2010 tarihli belgede; "Sayın ... Su Ürünleri Üretim A.Ş. ..., ... Ürünleri San. Tic. A.Ş. nezdindeki TL cari hesabınızda bulunan 70.363,38 TL ALACAK bakiyesi, 1.4891 kur ile 47.252,28 USD olarak nezdimizde bulunan ... Su Ür. A.Ş. USD hesabına virman edilerek hesabınıza ALACAK kaydedilmiştir" yazılı olduğu ve davalı ...'in kaşe ve imzası ile ... Su'yun kaşe ve imzası bulunduğu; davalı ... Gıda ve Yem Sanayi Ticaret AŞ Virman Talimatı başlıklı 06.12.2010 tarihli belgede; "Sayın ... Su Ürünleri Üretim A.Ş. ..., Nezdimizdeki USD cari hesabınızda bulunan 66.637,73 USD alacak bakiyesi, 1,3248 parite ile 50.300,21 Euro olarak nezdimizdeki Euro hesabınıza virman edilerek hesabınıza BORÇ kaydedilmiştir." yazılı olduğu ve davalı ... kaşe ve imzası ile ... Su kaşe ve imzalarının bulunduğu; dava dışı ... Ürünleri San. Ticaret AŞ Virman Talimatı başlıklı 06.12.2010 tarihli belgede; "Sayın ... Su Ürünleri Üretim A.Ş. ..., nezdimizdeki TL cari hesabınızda bulunan 70.363,38 TL ALACAK bakiyesi, 1.4891 kurdan 47.252,28 USD olarak ... Gıda ve Yem San. Tic. A.Ş. nezdinde bulunan ... Su Ür. A.Ş. USD hesabına virman edilerek hesabınıza BORÇ kaydedilmiştir" yazılı olduğu ve dava dışı ...'in kaşe ve imzası ile ... Su'yun kaşe ve imzası bulunduğu görülmekte olup, davacı tarafça bahsedilen bu virman talimatlarına ilişkin işlemlerin ticari defterlerine kaydedildiği, diğer taraftan davalı tarafça mahkemeye sunulan dilekçelerde bahsedilen bu virman belgelerindeki davalı kaşe ve imzalarına yönelik bir itirazda bulunulmadığı da anlaşılmaktadır.
37. Mahkemece 26.05.2017 tarihli ara karar ile; davalı şirket vekiline dosyada bulunan e-mail yazışmaları konusunda ve ...'ın görev ve yetkisine dair açıklama yapmak üzere süre verilmiş olması üzerine, davalı şirket vekili tarafından yapılan 08.06.2017 tarihli yazılı beyanda, davalı şirket çalışanı ...'ın finansman bölümünde katip (kasiyer) olduğu ve yöneticilerin talimatı ile işlemleri yapan bir çalışan olduğu; davacı ile müvekkili şirketin davanın açıldığı dönemde var olan grup şirketleri arasında sürekli var olan cari hesap ilişkisinin şirketler arası alacaklarda virman ve mahsuplaşma işlemlerinin yapılmasına sebebiyet verdiği belirtilmiştir.
38. Dolayısıyla şirketler arasındaki virman işlemleri, 10.11.2009 tarihli "Toplantı Tutanağı" başlıklı belgede kararlaştırıldığı şekilde ve davalı şirket çalışanı ... tarafından gönderilen e-maillerle gerçekleştirilmiştir. Tüm bu e-maillerin bilgi/cc kısmında, her iki grup firmanın yetkilileri ve Yönetim Kurulu üyeleri olan, aynı zamanda 11.11.2009 tarihinde ... Ofisinde yapılan toplantıda da hazır bulunan, ... İle... da mevcuttur. ..., taraflar arasında akdedilmiş sözleşmelerin ekinde yer alan imza sirküleri ve ayrıca dosyada yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre ... ve ... şirketlerinde mali işler genel müdür yardımcısı, aynı zamanda yönetim kurulu üyesidir.
39. O hâlde; davalı çalışanı ...'ın şirket mail adresinden yazdığı e-maillerin davalıyı bağladığı açık olduğu gibi, bu mailler ile birlikte dosyada yer alan 17.04.2009 tarihli sözleşmeler, 10.11.2009 tarihli toplantı notu başlıklı belge, 12.08.2010 tarihli mutabakat mektubu ile, 06.12.2010 tarihli virman talimatları hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı ile davalı arasında davacı lehine BK'nın 173 üncü vd. maddelerinde bahsedilen borcun naklinin gerçekleştiği kabul edilmelidir. Öte yandan, üçüncü kişinin fiilini taahhütte, borçlu alacaklıya kendi edimini değil, bir üçüncü kişinin fiilini taahhüt etmekte, üçüncü kişinin fiilini ifa etmemesinin riskini üstlenmektedir (818 sayılı BK m. 110). Oysa somut olayda olduğu gibi borcun naklinde borcu üstlenen, asıl borçlunun yerine geçerek borçlunun edimini ifa ile yükümlüdür.
... Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; eldeki davada borcun naklinden söz edilemeyeceğini, zira borcun naklinde iki tarafın anlaşması gerektiğini, burada üçüncü kişinin fiilini taahhütten söz edilebileceğini ileri sürerek, direnme kararının değişik gerekçeyle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
41. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 42. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.'' Gerekçesi ile mahkememiz kararı bozulmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bozma kararına uyulmuştur.
Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 13.11.2019 tarihli ... Esas ... Karar sayılı kararında ve Hukuk Genel kurulu kararında da ortaya konulduğu üzere davalı ... Gıda ve Yem San. Tic. A.Ş.'nin dava dışı grup şirketi ... Ürünleri San Tic. A.Ş.'nin 215.500 EURO borcunu üstlendiği, davacının virman yolu ile kabul ettiği 50.300,21-EURO borcu düşüldüğünde, tüm virman işlemleri sonucunda davacının davalıdan, 165.199,79-EURO alacaklı olduğu, takip tarihi olan 30.10.2010 tarihinde geçerli EURO kuru 2,0536 olup, 165.199,79-EURO'nun TL karşılığının 339.254,28-TL olduğu, takibin 339.237,77-TL üzerinden başlatıldığı, icra takibindeki talebin hesaplamadan daha az olduğu dikkate alınarak, davanın kabulüne, İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takibinde davalının borca itirazının iptaline, 339.237,77-TL nin takip tarihinden itibaren % 16 oranını aşmamak üzere avans faizi ile tahsili bakımından takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafça icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de, konunun yargılamayı gerektirdiği, baştan beri süren yargılama dikkate alınarak likit bir alacağın varlığından bahsedilemeyeceği kanaatine varılmakla, şartları oluşmayan inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulüne, İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takibinde davalının borca itirazının iptaline, 339.237,77-TL nin takip tarihinden itibaren % 16 oranını aşmamak üzere avans faizi ile tahsili bakımından takibin devamına,
Şartları oluşmayan inkar tazminatı talebinin reddine,
2-Karar tarihi itibarı ile alınması gereken 23.173,33-TL harçtan peşin alınan 3.341,30-TL harç ile icra takibi sırasında alınan 1.696,10-TL harcın mahsubu ile eksik 18.135,93-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen ve takdiren 52.885,66-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf olunan 3.041,40-TL yargılama gideri ile 35,90-TL başvurma harcı ile 3.341,30-TL peşin harç olmak üzere toplam 6.418,60-TL yargılama harç ve giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Taraflarca yatırılan ancak kullanılmayan artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, oybirliği ile verilen karar davacı vekilinin E-duruşma yolu ile yüzüne karşı, davalı tarafın salonda yüzüne karşı, tebliğden itibaren 15 günlük süre içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/10/2023
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı