T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/658 Esas
KARAR NO : 2025/454
DAVA : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 23/08/2023
KARAR TARİHİ : 14/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ne, Bayındır İcra Müdürlüğü... E., Bayındır İcra Müdürlüğü ... E., Bayındır İcra Müdürlüğü ... E., Bayındır İcra Müdürlüğü... E., Bayındır İcra Müdürlüğü ... E., Bayındır İcra Müdürlüğü... E., Bayındır İcra Müdürlüğü... E. Sayılı takip dosyaları alacaklısı ... tarafından dava dışı takip borçlus...n alacağı için 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri gönderilmiş olup müvekkilinin takip borçlusu ...'a söz edildiği gibi bir borcu bulunmadığını, müvekkiline gönderilen ihbarnamelere ait tebligatların usulüne uygun yapılmadığını, nitekim müvekkili şirketin adresine çıkarılan ilk tebligatların iade olmasına rağmen iade olan tebligatların ne sebeple iade olduğu, komşudan sorulup sorulmadığı, gerekli araştırmanın yapılıp yapılmadığının mazbatalarda yer almadığını, bu tebligatlara dayanarak ikinci tebligatların TK 35. Maddeye göre çıkarıldığını, ilk yapılan tebligatın usulsüz olması nedeniyle TK 35'e göre tebligat çıkarılamayacağını, haciz ihbarnamelerinin, usulsüz yapılan tebligatlar nedeniyle müvekkilinin eline geçmediği için müvekkilinin tebligatlardan ancak yeni haberi olduğunu, tebliğin usulsüz olması nedeni ile müvekkiline gönderilen tüm haciz ihbarnamelerinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin bu sebeplerle haciz ihbarnamelerine itiraz edemediğini, müvekkiline gönderilen haciz ihbarnamelerinde faiz ve masraflar hariç açıklaması ile belirtilen borç miktarlarının, ilgili icra dosyalarının faiz ve masraf hariç dosya bedellerinden fahiş miktarda farklı olduğunu, haciz ihbarnameleri bu yönden de usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin takip borçlusunun...'a hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkili ile... arasında alacak-borç ilişkisi bulunmadığını, ticari defterler ve ticaret sicil kayıtlarında yapılacak araştırma ile bu durumun ortaya çıkacağını, işbu davada ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu, davalı tarafından takip borçlusunun müvekkili şirketten alacaklı olduğuna ilişkin borç ilişkisinin ispatlanması gerektiğini belirterek, müvekkilinin dava dışı takip borçlusu ...a borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötüniyetli icra takibi nedeni ile dava değerinin % 20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava 15 günlük yasal süresinde açılmadığından davanın süre yönünden reddini talep ettiklerini, davacının iş bu davayı açarken TTK gereği arabuluculuğa başvurması gerektiğini, davacı tarafından arabuluculuğa başvurulmadığından davanın usulden reddini talep ettiklerini, haciz ihbarnamelerinin hepsinin usule uygun gönderildiğini, 89/1 haciz ihbarnamesinin usule uygun davacının ticaret sicil gazetesinde yer alan mersis adresine tebliğ edildiğini ancak buradan iade döndüğünü, Tebligat Kanunu madde 35 e göre yapılan tebligatın usule uygun yapıldığını davacının itiraz etmediğini, davaya konu tebligatların tamamının usule uygun tebliğ edildiğini, 89 haciz ihbarnamelerinden kaynaklanan menfi tespit davalarında ispat yükünün davacı üçüncü şahıs borçluda olduğunu, davacının 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamelerine itiraz etmeyerek borcun uhdesinde bulunduğunu ikrar ettiğini, iş bu davada davacı 3. Kişi ile dava dışı borçlu arasındaki ilişki araştırıldığında davacının haksız olduğunun belirleneceğini, kabul etmemekle beraber davanın kabulüne karar verilecek ise de davanın açılmasına sebebiyet verecek kusurumuz bulunmadığından kendi aleyhine vekalet ücreti ve yargılama gideri hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini, işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20’ sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, İİK'nın 89/3 ihbarnamesi gereğince açılan menfi tespit davasıdır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay .... H.D'nin 06.11.2023 tarih ve... Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik kararında "2004 Sayılı Kanun'un 89/3. fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına" karar verilmiştir.
Somut olayda; davanın İİK'nın 89/3 ihbarnamesi gereğince üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davası olduğu, Yargıtay... HD'nin... K. Sayılı 06/11/2023 tarihli kararında da belirtildiği üzere, uyuşmazlıkların çözümünde asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesi gerektiği, özel mahkemede görüleceğine dair açık bir kanuni düzenleme bulunmayan her davanın, genel mahkemelerde görülmesinin esas olduğu, 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme konusunda Kanun'da özel bir düzenleme bulunmadığı, buna göre davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, görevsizlik kararı verilerek davanın usulden reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2- Görevli Mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği karar istinaf edilmeksizin kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde; kararın istinaf incelemesi sonucu kesinleşmesi halinde ise Bölge Adliye Mahkemesi Kararının tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bu dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
5- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
14/05/2025
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.