T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/738 Esas
KARAR NO : 2025/453
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/09/2023
KARAR TARİHİ : 14/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin iş sağlığı ve güvenliği alanında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, 2015 yılı mayıs ayıdan beri İzmir ve çevresindeki şehirlere hizmet verdiğini, borçlu tarafınsa İzmir Torbalı'da inşaat alanında faaliyet gösteren bir firma olup, 2019 yılı mayıs ayında iş sağlığı ve güvenliği hizmeti almak üzere müvekkili şirket ile sunulan hizmet sözleşmesini imzaladığını, davalı tarafın itiraz dilekçesinde borcu bulunmadığını beyan ettiğini, davalı tarafın bu beyanını kabul etmediklerini, müvekkili şirket ile hizmet sözleşmesi imzalayarak, çalışanlarına iş güvenliği eğitimlerinin verilmesi, sağlık raporlarının hazırlanması ile iş sağlığı ve güvenliği anlamında her türlü hizmeti almış bulunduğunu, yine davalı tarafından icra takibinin yetkisiz yerde başlatıldığını, yetkili icra müdürlüklerinin Torbalı İcra Müdürlükleri olduğu ve bu nedenle yetkiye itiraz ettiklerini beyan ettiklerini, ancak taraflarca imzalanan hizmet sözleşmesinin "İhtilafların Çözümü" başlıklı 12.maddesinde sözleşmeden kaynaklı ihtilafların çözümünde İzmir Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili kılındığını, davalı adına kayıtlı menkul ve gayrimenkulleri 3. Kişiler üzerine devretmesi ihtimali bulunduğundan ve bu ihtimalin gerçekleşmesi halinde yargılama sonucu verilecek kararın icrası mümkün olmayacağından, davalı adına kayıtlı menkul, gayrimenkuller ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz/tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin adresinin İzmir İli Torbalı İlçesi olduğunu, HMK genel yetki kuralları çerçevesinde yetkili mahkemenin davalının yerleşim yerinde bulunan mahkeme olduğunu, davanın öncelikle yetki yönünden usulden reddi gerektiğini, müvekkili firmanın davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirketin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacı ile akdedilmiş geçerli bir sözleşme bulunmadığını, her ne kadar davacı tarafından borcun kaynağı olarak cari hesap ektresi ve faturalara dayanılmış ise de sunulan faturaların usulüne uygun düzenlenmediğini ve müvekkili firmaya tebliğ edilmediğini, bu nedenle faturaları kabul etmediklerini, davacı şirketin iddiaları bakımından bir fatura alacağının mevcut olabilmesi için 6102 sayılı TTK cari hesap hükümleri gereğince yazılı bir cari hesap söyleşmesi mevcut olması gerektiğini, fatura içerilerindeki hizmetlerin davacı tarafından yerine getirilmediğini, davacının dayanmış olduğu hizmet sözleşmesinin Covid-19 Pandemi salgını zamanına denk geldiğini, Covid esnasında tüm inşaat sektöründe olduğu gibi müvekkili firmanında ticari ve inşaat faaliyetlerinin kendisinden kaynaklı olmayan nedenlerle durduğunu ve haliyle bu süreç içerisinde davacı yandan herhangi bir hizmet alınmadığını, ancak davacı tarafça kesintisiz, bir fiil hizmet verilmiş gibi Covid dönemine ilişkin hizmet yapıldığı iddiasıyla fatura düzenlendiğini, müvekkili firmanın covid salgını döneminde faaliyet göstermediğini ve bu nedenle davacı taraftan hizmet almadığını, anılı tarihlerde çoğu zaman sahada çalışmanın olmadığı bu sebeple anılan hizmet ifasının gerçekleşmediğinin SGK kayıtları ve tanık anlatımlarıyla sabit olacağını, sunulan faturaların içerikleri detaylı incelendiğinde davacının dayandığı sözleşmede kararlaştırılan miktarın çok üzerinde fatura düzenlendiğini ve müvekkili firmaya fahiş miktarda borç yükletilmeye çalışıldığını, davacının sunduğu cari hesap tablosu ekstresinde ''2021 Yılından devir'' açıklamasıyla yekün bir şekilde 98.400,00 TL gibi bir meblağnın müvekkili firmanın borç hanesine işlendiğini, dava konusu alacağın %80-90'lık bölümünü oluşturan bu meblağa ilişkin cari hesap ekstresinde hiçbir detaya yer verilmediğini, 2021 yılına ait alacakların kalem kalem belirtilmediğini, davacı tarafın itiraza konu icra takibini takip dayanağı olmaksızın başlattığını, alacağın olduğuna işaret eden sözleşme, fatura vs. takibe eklemediğini, taraflar arasında %5 oranında gecikme faizi kararlaştırılmışken davacının takipte işletilecek faiz olarak Yıllık Reeskont Avans (ticari faz) olarak seçmesinin takibin iptalini gerektirdiğini, davacının usul ve yasaya açıkça aykırı şekilde faiz işlettiğini, davacı tarafından başlatılan haksız takibe ve devamında hiçbir hukuki veya maddi mesnet gösterilmeksizin açılan itirazın iptali davası yönünden kötü niyet tazminat taleplerini ileri sürdüklerini, olmayan bir fatura alacağına dayanarak sırf müvekkili şirketi zarara sokmak ve haksız maddi gelir elde etmeyi amaçladıklarını belirterek, haksız açılan davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaate ise davanın esastan reddine, takibe karşı yapılan itirazın kabulüne ve takibin iptaline, davacı taraf aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama giderinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Taraflara ait ticari defter ve kayıtlar, İş Güvenliği Uzmanlığı Sözleşmesi, İş yeri Hekimliği Sözleşmesi, Diğer Sağlık Personeli Sözleşmesi,
İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas Sayılı dosyası,
İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü yazı cevabı,
SMMM bilirkişisi tarafından düzenlenen 10.12.2024 tarihli rapor ve 16.01.2025 tarihli ek rapor,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında imzalanan İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmet Sözleşmesi kapsamında davacı tarafça düzenlenen faturalara konu alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından borca yapılan itirazın iptali davasıdır.
İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklısının davacı, borçlusunun davalı olduğu, asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 136.997,75 TL alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığı, ödeme emrine borçlu tarafından süresinde itiraz edildiği, takibin durmasına karar verildiği, süresinde itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı tarafça her ne kadar mahkemenin ve icra dairesinin yetkisine itirazda bulunulmuş ise de; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 12.maddesinde sözleşmeden kaynaklanan ihtilafların çözümünde İzmir İcra Daireleri ve İzmir Mahkemeleri yetkili icra dairesi ve yetkili mahkeme olarak belirlendiğinden ve her iki taraf tacir olması nedeniyle yetki sözleşmesi ile bağlı olduğundan davalının icra müdürlüğünün ve mahkemenin yetkisine itirazının reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 20.05.2019 tarihli sözleşmeye göre davacı iş verenin davalıya ait iş yerindeki iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilmesine yardımcı olacak iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi ve gerektiğinde diğer sağlık personelinin davalı yüklenici tarafından sağlanmasına ilişkin şartların, koşulların ve bu doğrultuda tarafların hak ve yükümlülükleri belirlenmiştir.
Sözleşmenin 4. maddesinde hizmet bedelleri belirlenmiş, ayrıca sözleşmenin 4.4. maddesinde faturanın, hizmet verilen ayın sonunda düzenlenip gönderileceği, ödemelerin fatura İşveren'e ulaştığı tarihten 1 (bir) hafta içerisinde faturadaki IBAN hesaplarına veya makbuz karşılığı ...'ye yapılacağı, aylık gecikme faizinin %5 olduğu, hizmet bedelinin süresi içinde ödenmemesinin SU OSGB'ye haklı nedenle fesih hakkı tanıdığı, fesih halinde SU OSGB'nin zararlarının işveren'e yansıtılacağı ve fesih tarihinden sözleşmenin sona erme tarihine kadarki sürede ödenmesi gereken toplam ücretin önceki faturasına ek olarak gönderileceği, işverenin ortaya çıkacak tüm zararları ödemeyi kabul edeceği kararlaştırılmıştır.
6100 Sayılı HMK'nun 222. maddesi uyarınca, mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya tarafların birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerini ibraz eden tarafın sunmuş olduğu defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre defterlerin eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter ve kayıtların birbirini doğrulamış olması gerekir. Bu şartların bulunması halinde karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmediği takdirde incelenen ticari defter ve kayıtları sahibi lehine delil olarak kabul edilir.
TTK'nun 21/2. Maddesine göre, "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
6100 Sayılı HMK'nın 190. maddesi uyarınca " İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
6102 Sayılı TTK'nın 18/3. Maddesi uyarınca tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.
Aynı yasanın 1530. Maddesine göre ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde alacaklı kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulmayacağı haller hariç, sözleşmede ön görülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer. Sözleşme ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre 5.fıkraya aykırı ise, borçlu faturanın veya eşdeğer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden 30 günlük sürenin sonunda faturanın veya eşdeğer ödeme talebinin alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden 30 günlük sürenin sonunda ihtara gerek kalmaksızın borçlu mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır.
Davalı tarafça her ne kadar cevap dilekçesi ile ticari defter ve kayıtların ... Mah. ... Bulv.No:... Torbalı/İzmir adresinde bulunduğu belirtilmiş ise de bilirkişi tarafından bildirilen adreste inceleme yapılacağı iletildiğinde davalı vekilince ilgili şirketin yeni devir alındığı beyan edilerek şirketin ticari defterlerinin İstanbul'da bulunduğunun beyan edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 24.10.2024 tarihli tespit ve ön raporda tespit edilmiş davalı tarafından bildirilen adres dışında davalı vekilince beyan edilen İstanbul'da davalının ticari defterlerinin bulunduğu yer bildirilmediğinden davalının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamamış ve HMK'nın 222. maddesi kapsamında davalının ticari defterleri ibrazdan kaçındığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Davacı tarafça ticari defterlerin bulunduğu yer bildirilmiş, bildirilen ticari defterler üzerinde alanında uzman SMMM bilirkişisi tarafından düzenlenen 10.12.2024 tarihli rapor ve 16.01.2025 tarihli ek raporda özetle; davacı şirketin 2020-2021-2022-2023 yılı yasal defterlerinin açılış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırıldığı, muhasebe kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, yevmiye defteri kayıtları ile kebir defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, davacının ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacı ile davalı arasında 20.05.2019 tarihinde 12.madde 2.sahifeden ibaret İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmet Sözleşmesi imzalandığı, davacı şirketin İzmir ...İcra Müdürlüğü'nü...Esas sayılı dosyasına istinaden taleple bağlı kalınarak 20.06.2023 takip tarihi itibari ile 32 adet faturaya istinaden 104.640,00 TL tutarındaki asıl alacak talep edebileceği, dava dosyası kapsamında yapılan incelemelerde, dava konusu faturaların davalıya tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmişse hangi tarihte tebliğ edildiği hususunda somut bir tespit yapılmasının mümkün olmadığı, dava konusu hizmetin verilip verilmediği hususunda somut bir tespitin yapılmasının mümkün olmadığı, davacı tarafça düzenlenen faturaların somut olarak karşı tarafa hangi tarihte tebliğ edildiğinin belirlenemediği, avacının işlemiş faiz istemi yönünden fatura tarihlerinin tebliğ tarihleri olduğu kabul edilmesi durumunda faiz başlangıç tarihi 30 günlük süre sonunda başlanmak üzere işlemiş faiz talep edebileceği görüş ve kanaati ifade edilmiştir.
Davalı tarafça cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığından davalıya davacı tarafa yemin teklif edip etmeyeceği hususunda ve yemin teklifinde bulunacak ise yemin metnini sunması için ihtarlı davetiye ile kesin süre verildiği, davalı tarafça süresinde ve sonrasında yemin metni sunulmadığı anlaşılmıştır.
Davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporları ile taraflar arasında imzalanan 20.05.2019 tarihli İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmet Sözleşmesi ve tüm dosya kapsamının incelenmesinde; davacının ticari defterlerinin incelenmesinde, icra takibine konu faturalar nedeniyle icra takibindeki taleple bağlı kalınarak davacının davalıdan 104.640,00 TL tutarında alacaklı olduğu, davacının ticari defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu ve sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerinde davalının alacaklı olduğuna yönelik karine gereğince karinenin aksini ispat yükünün dava konusu hizmetin sunulmadığı yada hizmet bedelinin ödendiği hususunun ispat yükünün davalıya ait olduğu, davalı tarafça ticari defterlerin ibrazından kaçınıldığı, bu nedenle davacının ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliğinin bulunması nedeniyle davacının kayıtlarına göre davalıdan 104.640,00 TL alacaklı olduğu, davalı tarafça ticari defterlerin incelenmek üzere her ne kadar adresi bildirilmiş ise de bu adreste inceleme yapılmak istenildiğinde başka bir yerde İstanbul ilinde ticari defterlerin bulunduğu beyan edilerek ve açıkça adres belirtilmeyerek defter ibrazından kaçınılmış olduğu, her ne kadar tanık deliline dayanılmış ise de dava değeri dikkate alınarak uyuşmazlık konusu alacak tanıkla ispat sınırının üzerinde olduğundan ve uyuşmazlığın kesin delillerden olan senetle ispat zorunluluğu bulunduğundan ve davacının açık muvafakati bulunmadığından davalının uyuşmazlık konusu hakkında tanık dinletemeyeceği, dava konusu hizmetin sunulmadığına yönelik iddia yönünden ispat yükü davalıda olan davalı tarafça bu hususun ispat edilememesi nedeniyle ve yemin deliline dayanıldığından yemin delili hatırlatılarak karşı tarafa yemin teklif edip etmeyeceği hususunda kesin süreli ihtarlı davetiye çıkarılmış olmasına rağmen verilen kesin süre içerisinde yemin metni sunulmadığı, sonuç olarak davalı tarafça dava konusu hizmetin davacıya sunulmadığı ispat edilemediğinden icra takibine konu asıl alacak tutarı yönünden davanın kabulü gerektiği, davacı tarafça her ne kadar takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edilmiş ise de işlemiş faiz yönünden taraflar arasındaki sözleşmeye göre faturanın davalıya ulaştığı tarihten itibaren 1 hafta içerisinde ödeneceğinin hüküm altına alındığı, bu hüküm karşısında davacı tarafça düzenlenen faturaların davalı tarafa gönderildiği ve teslim edildiği ve teslim tarihine ilişkin somut bir tespit ve delil bulunmadığı, bu nedenle davalının icra takip tarihi itibari ile temerrüde düştüğü ve icra takibine kadar işlemiş faiz talep edemeyeceği kanaatine varılmakla asıl alacak yönünden davanın kabulüne, işlemiş faiz talebi yönünden davanın reddine, hüküm altına alınan asıl alacak likit olduğundan ve davalı itirazında haksız olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile 104.640,00 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %10,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına,
Hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında 20.928,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 7.147,95 TL nispi ilam harcından, peşin alınan 1.102,00 TL nispi harç, 553,00 TL tamamlama harcı ve icra dosyasında alınan 684,99 TL peşin harç mahsup edildikten sonra bakiye 4.807,96 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacının yatırmış olduğu 80,70 TL başvurma harcı ile 1.102,00 TL peşin harç ve 553,00 TL tamamlama harcı toplamı 1.735,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu 6.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 257,50 TL tebligat-posta giderinden ibaret toplam 6.257,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre takdiren 4.779,52 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan miktarın davacı üzerinden bırakılmasına,
5-7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabulucu ücretinin davanın kabul ve red oranına göre takdiren 2.383,08 TL'sinin davalıdan, kalan 736,92 TL'sinin de davacıdan yargılama gideri olarak alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Tarafların yatırdığı gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde kendilerine iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize yahut başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamını ödemek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
14/05/2025
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.