T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/75
KARAR NO : 2025/408
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 09/08/2022
KARAR TARİHİ : 07/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili İzmir... Tüketici Mahkemesi'ni...esas sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde özetle:Müvekkil İzmir İli, Bornova İlçesi, ... Mah. ... Parselde tapuya kain Kazımdirik Mah....Cad. No:... Bornova/İzmir adresinde bulunan bağımsız bölümün malikidir. Müvekkil'in maliki olduğu bağımsız bölümün bulunduğu bina 30.10.2020 Tarihinde meydana gelen deprem sonrasında ciddi anlamda hasar görmüştür. Binada depremden kaynaklı kolon ve kiriş birleşim yerlerinde, yatay taşıyıcı elemanlarında bir çok çatlak oluşmuş ve duvarlarda kırılmalar meydana gelmiştir. Can ve mal güvenliğini sağlayamayan bina tahliye edilmiştir. Bina her ne kadar depremden kaynaklı çok ciddi hasar almış olsa da Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından bu hasar orta hasar olarak hatalı bir şekilde tespit edilmiştir. Oysa ki bina deprem sebebiyle ağır hasarlı hale gelmiştir. Müvekkil'e işbu hatalı orta hasar tespiti göz önüne alınarak davalı kurumca 12.11.2020 tarihinde 2.021,00-TL bir ödeme yapılmıştır. Daha sonrası bina... Mühendislik Mimarlık A.Ş. Tarafından yapılan bilimsel inceleme sonrasında bina riskli bina olarak tespit edilmiştir. Dava konusu bina 30.10.2020 Tarihinde meydana gelen depremde ağır hasar almıştır. Deprem sebebiyle mağdur olan Müvekkil, 22.12.2019 Başlangıç tarihli 22.12.2020 Bitiş tarihli ...Poliçe Numaralı zorunlu deprem sigortasını Davalı Kuruma depremden önce yaptırmış ve primini ödemiştir. Bu sebeple 30.10.2020 tarihli deprem sonrasında ağır hasar alan binada Müvekkil'e yapılan kısmi ödemenin mahsubu ile poliçe bedelinden bakiye kalan bedelin tarafımıza ödenmesi amacıyla davalı kuruma tarafımızca 07.06.2022 Tarihinde başvurulmuştur. Davalı Kurum tarafından bu başvurumuza cevap verilmediği gibi tarafımıza da herhangi bir ödeme gerçekleşmemiştir. Arabuluculuğa başvurulmuş ancak anlaşma sağlanamamıştır. Davalı Kurumca sigorta bedelinden fazla olmamak şartıyla binanın yeniden yapım maliyetini Müvekkil'e ödemesi gerekirken sadece 2.021,00-TL kısmi bir ödemede bulunması hatalı olup hukuka aykırıdır. Davalı Kurumun sorumlu olduğu binanın rayiçlerine göre yeniden yapım maliyetinin tarafımızca tespit edilememesi sebebiyle bu husus bilirkişi raporuyla belirlenebilecektir. Bu sebeple huzurdaki davamız HMK 107. Maddesi kapsamında ikame edilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığından davalı kurumun poliçeden kaynaklı sorumlu olduğu meblağın çok altında yapılan 2.201,00-TL bedelin mahsubu ile bakiye kalan sigorta bedelinden fazla olmamak şartıyla binanın yeniden yapım maliyetinin davalı kurumdan alınarak Müvekkil'e ödenmesi amacıyla huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı kurumun poliçeden kaynaklı sorumlu olduğu meblağın çok altında yapılan 2.201,00-TL bedelin mahsubu ile bakiye kalan sigorta bedelinden fazla olmamak şartıyla bilirkişi raporu ile tespit edilecek binanın yeniden yapım maliyeti niteliğindeki maddi tazminatın zararın meydana geldiği 30.10.2020 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte şimdilik 20.000,00-TL'nin davalı kurumdan alınarak müvekkil'e ödenmesine; Tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: Davacı, bakiye tazminat taleplerine ilişkin müvekkil kuruma usulüne uygun bir şekilde başvurmadığından işbu davanın reddi gerekmektedir. ...9-2020 tarihleri arasında tanzim edilmiş... nolu DASK poliçesine istinaden davacının deprem sonucunda konutunda meydana gelen hasarın tespiti amacıyla müvekkil kuruma yapılan hasar ihbarı neticesinde... numaralı hasar dosyası oluşturulmuştur. Yapılan eksper tespitleri neticesinde sigortalıya muafiyet bedeli düşülerek 27.11.2020 Tarihinde 3.860,65-TL ödeme yapılmıştır. İşbu ödemenin akabinde davacı, müvekkil kurum aleyhine bakiye tazminat taleplerine istinaden huzurdaki davayı ikame etmiştir. Ancak ilgili ödemenin sigortalının zararlarını karşılamadığına ilişkin müvekkil kuruma başvuruda bulunmamıştır. Hal böyle iken; müvekkil kurumca konu zarara ilişkin yeniden değerlendirme yapılmasının önüne geçilmiştir. HMK.nın 140.maddesi uyarınca dava şartları ve ilk itirazların incelenmesine geçildi. HMK 115/2 maddesi uygulanmak sureti ile usulüne uygun olmayan davanın yargılama sırasında yeniden rapor aldırılarak ikmali mümkün değildir. Yukarıda yapılmış olan açıklamalar doğrultusunda sigortalı tarafından usule uygun bakiye hasar bedeli talebinde bulunulmadığından meydana gelen depreme ilişkin hasarlar için müvekkil kurumun bakiye sorumluluğu bulunmamaktadır. İşbu davanın usulden reddine karar verilmesini talep ederiz. 22.12.2019-22.12.2020 tarihleri arasında tanzim edilmiş ...nolu DASK poliçesine istinaden davacının deprem sonucunda konutunda meydana gelen hasarın tespiti amacıyla müvekkil kuruma yapılan hasar ihbarı neticesinde ... numaralı hasar dosyası oluşturulmuş olup davacının konutundaki hasarın miktar ve niteliğini tespit etmek amacıyla konusunda uzman bağımsız eksper atanmıştır. Atanan eksper davacının konutunda meydana gelen hasarın tespiti için gerekli incelemeleri yapmış ve inceleme sonucunda ekspertiz raporu düzenlenmiştir. Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarında yer alan A.6-Muafiyet başlığı altında düzenlemesine istinaden 142.800,00-TL sigorta bedelli poliçenin muafiyet tutarı 2.856,00-TL olarak hesaplanmıştır. Yapılan eksper tespitleri neticesinde sigortalıya muafiyet bedeli düşülerek ve sigortalı payına düşen 1.001,65TL ortak alan bedeli dahil edilerek 3.860,65-TL ödeme yapılmıştır. Belirttiğimiz yasal düzenleme gereği Hazine Müsteşarlığı’na bağlı bağımsız sigorta eksperleri tarafından yapılan hasar tespiti esas alınmalıdır. Ekspertiz raporlarının delil niteliği taşıdığını belirleyen Yasa kuralı ile sigorta ekspertizlerinin sigortalayan ve sigorta ettirene karşı tarafsız ve bağımsız çalışma ilkeleri gereği tazminat yükümlüğünü doğuran olayların nedenlerini de ortaya koyan raporlarının hukuken geçerli belge niteliği taşıdığının kabulü zorunludur. Davacının talebine ilişkin sigorta kapsamı ve teminat dışı kaldığı hallerin mevcut araştırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Eksper raporunda da belirtildiği gibi bodrum katta bulunan kolonlar incelendiğinde demir donatının korozyon sebebiyle hasar gördüğü belirlenmiştir. Dört adet kolonda korozyon hasarı tespit edilmiştir. Korozyon, binada zamana bağlı eskimeler sonucu oluşan bir hasar olup mevzuat gereği teminat kapsamı dışında sayılan haller arasında yer almaktadır. Teminat kapsamı dışında kalan ve mevzuatta açıkça belirtilen işbu halde müvekkil kuruma sorumluluk yüklenmesi kabul edilemez. Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin müvekkil kuruma yapmış olduğu huzurdaki haksız, usul ve yasaya aykırı davanın usulden reddine, aksi takdirde haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikteki talebinin esastan reddine, Yargılama masraf ve vekâlet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Adı geçen Mahkemece yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde 06/12/2022 tarhli ve... karar sayılı ilam ile davanını görevsizlik nedeniyle usulden reddine dair verilen kararın kesinleşmesi üzerine Mahkememizin yukarıda belirtilen esas sırasına kaydının yapıldığı görülmüş, dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmakla taraf teşkili sağlanmış ve yine usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçilmiştir.
DELİLLER:
İzmir ... Tüketici Mahkemesi, İzmir... Tüketici Mahkemesi, Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yazı cevapları, İnşaat Mühendisleri, Harita ve Kadastro Müh. İle Sigorta bilirkişisi tarafından hazırlanan 27/09/2023 tarihli heyet raporunun dosya içerisinde olduğu, Jeoloji Mühendisi bilirkişisi ... tarafından hazırlanan 05/03/2024 havale tarihli bilirkişi raporu, 26/11/2024 tarihli 1. ek rapor, 21/02/2025 tarihli 2. Ek rapor ve davacı vekili tarafından sunulan 03/03/2025 havale tarihli değer artırım dilekçesi ile 13/09/2023 tarihli keşif tutanağı dosyamız arasındadır.
Mahkememizce refakate alınan bilirkişiler vasıtasıyla mahallinde keşif yapılmakla birlikte hazırlanan 26/09/2023 tarihli raporda özetle binada yapılan incelemede taşınmazda deprem nedeniyle yapısal olmayan hasarlar meydana geldiği, Çevre Şehircilik Ve İklim Değişikliği Müdürlüğü elamanlarınca binaya az hasarlı tespit yapıldığı göz önüne alınmakla binada deprem sonrası meydana gelen hasarların yapısal hasar olmadığı ve oluşan hasarların bedellerin davacı yana ödendiği, ödemeden sonra davacı yanca alınan riskli yapı tespiti ile deprem arasında illiyet bağı bulunmadığı, yapısal olmayan hasar bedeline yönelik davacıya 3.860,65 TL tutarında ödeme yapıldığı, davalı yan limitinin 142.800,00 TL olduğu yönünde görüş ve kanaatler bildirilmekle birlikte rapora taraflarca itirazlarda bulunulması üzerine Mahkememizce bina yönden diğer maliklerce açılan emsal nitelikteki dosyalara yazılan müzekkere neticesi kazandırılan bilgi ve belgelere göre dosyanın jeoloji bilirkişisine tevdisi üzerine sunulan 05/03/2024 tarihli raporda ise zemine dair bir kısım değerlendirmeler yapılmakla birlikte riskli yapı tespiti ile deprem arasında illiyet bağı olmadığı, riskli yapı tespiti ile deprem sonrası oluşan hasarların derecesinin tespitinin ayrı teknik konular olduğu, taşınmazda depremden kaynaklı hasar olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmesi üzerine rapora itirazlarda bulunulduğu görülmekle bu sefer önceki rapor sunan heyet ile son rapor sunan jeoloji bilirkişilerine tevdi ile jeoloji bilirkişisi tarafından kazandırılan rapor neticesi önceki kanaatlerde bir değişiklik olup olmadığı ile jeoloji bilirkişisi değerlendirmesine yapılan itirazların karşılanmasına yönelik tevdi üzerine jeoloji bilirkişisi tarafından hazırlanan 26/11/2024 tarihli raporda itirazların karşılanmasına yönelik mimari ve statik projelerin teknik şartname ve yönetmeliklere uygun yapılıp yapılmadığı, yapım aşamasında kontrol görevinin eksiksiz yerine getirilip getirilmediği ve yapı inşaat ruhsatı ve kullanım belgelerinin usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği yönünde ek araştırma yapılması yönünde görüş bildirildiği, önceki rapor sunan heyette yer alan inşaat bilirkişileri tarafından sunulan 21/02/2025 tarihli raporda ise kök rapordaki görüş ve kanaatlerin aynen benimsendiği belirtilerek ara kararı karşılar mahiyette arsa bedeli hariç yapının yıpranma payı düşülerek yeniden yapım maliyetinin 188.266,88 TL olarak tespit edildiği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili tarafından sunulan 03/03/2025 tarihli değer artırım dilekçesi ile davalı Kurumun Poliçeden Kaynaklı Sorumlu Olduğu Meblağın Çok Altında Yapılan 3.860,65-TL Bedelin Mahsubu İle Bakiye Kalan 138.939,35-TL binanın yeniden yapım maliyeti niteliğindeki maddi tazminatın zararın meydana geldiği 30.10.2020 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya ödenmesi yönünde beyanda bulunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Yapılan inceleme neticesinde; davacı ile davalı arasında Dask poliçesinden kaynaklı sözleşmesel ilişki bulunduğu, zorunlu deprem sigortası kapsamında davacı yanca talep üzerine davalı tarafça 3.860,65 TL tutarında ödeme yapıldığı, anlaşılmakla taraflar arası uyuşmazlık konusunun bakiye hasardan kaynaklı davacının davalıdan tazminat talep edip edemeyeceği, edecek ise hesaplanacak tutara muafiyet indirimi uygulanıp uygulanmayacağı hususlarına yönelik açılan maddi tazminat davası olduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın değerlendirmesine geçmeden evvel şu hususun belirtilmesinde fayda vardır davacı yana verilen süre içerisinde sunulan 27/07/2023 tarihli yazılı beyana göre az hasarlı olarak yapılan idari işleme dair davacı yanca herhangi bir dava açılmadığı belirtilmekle birlikte Çevre Şehircilik Ve İklim Değişikliği Müdürlüğü tarafından binanın riskli yapı olarak tespit edildiğinden böyle bir dava açılmasına gerek görülmediği bildirilmiştir.
Dosya kapsamına kazandırılan bilgi ve belgelere ve bilirkişiler tarafından sunulan raporlara göre yapılan itirazların incelenmesine ilişkin dosyanın değerlendirmesi neticesinde her ne kadar jeoloji bilirkişisi tarafından sunulan kök raporda binanın zemini yanında üst yapısına yönelik bir takım değerlendirmeler ile birlikte ek raporda ise bir takım hususların araştırılmasına yönelik üst yapıya dair inceleme yapılmasına yönelik görüş sunulmuş ise de binanın üst yapısına yönelik değerlendirme yapma görev ve yetkisinin inşaat bilirkişilerinde olduğu ve gerek kök rapor gerekse sonradan kazandırılan ek raporda inşaat bilirkişileri tarafından binanın üst zeminin yönelik değerlendirme yapıldığı anlaşılmakla bu yönden jeoloji bilirkişisinin değerlendirme ve araştırma yönündeki görüşlerine katılma olanağı olmamakla birlikte binanın üst yapısına dair inşaat bilirkişileri tarafından yapılan değerlendirmenin Mahkememizin ara kararını ve yapılan itirazlarını karşıladığı anlaşılmakla içeriği hükme esas alınmakla birlikte gerek zemin yönünden gerekse de diğer değerlendirme yapan sigorta ve harita bilirkişisi tarafından yapılan değerlendirmelere esasen bir itiraz olmadığı anlaşılmakla yeniden bir rapor alınması gerekli görülmemiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde dava konusu tazminat istemine esas teşkil eden taşınmazın bahse konu depremden kaynaklı olarak bir takım hasarlara uğradığı, bahse konu bu hasarlar sebebiyle davalı yana yapılan başvuru üzerine davacı yana yukarıdan da anlaşılacağı üzere bir takım miktar ödeme yapılmış ise de yapılan bu ödemenin gerçek zararı karşılamadığı yönünde ileri sürülen iddia kapsamında yapılan inceleme neticesinde dava konusu binada yaptırılan riskli yapı tespiti ile deprem hasarları arasında yapısal anlamda bir illiyet bağının bulunmadığı, binanın depremde hasar almamış olsa dahi riskli yapı olarak değerlendirilmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla birlikte yapının hasarsız olmasının depreme dayanaklı halde olduğu anlamına gelmediği bu nedenle riskli yapı tespit işleminin farklı bir işlem olup depremden kaynaklı hasarların incelenmesi olayı ile ilgisinin olmadığı, söz konusu riskli yapıya dair oluşacak duruma ilişkin muhataplığın davalı yanın poliçe kapsamındaki sorumluluğuna girmediği kanaatine varılmakla birlikte taşınmazda deprem sonrası meydana gelen ve yapısal olmayan hasarlar yönünden hasar bedelinin davacı yana ödemesinin yapıldığı ve yapılan ödemenin yerinde bir ödeme olduğu göz önüne alındığında davacının ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin tahsil ettiği bedel üzerinde hasar alacağı bulunmadığı anlaşılmakla açılı davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1- Davanın REDDİNE,
2- Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 615,40 TL harcın evvelce alınan 2.372,75 TL (341,55 TL peşin ve 2.031,20 TL ıslah harcından oluşan) harçtan mahsubu ile hazineye irat kaydına, fazladan alınan 1.757,35 TL harcın talep halinde ve kararın kesinleşmesinden sonra DAVACIYA İADESİNE,
3- Davacı tarafından yatırılan başvuru harcı, yukarıda mahsubuna karar verilen harç ve yatırılan keşif harcı ile gider avansından kullanılan yargılama giderlerinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
- Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın Gider Avans Tarifesinin 5. maddesi gereğince DAVACI TARAFA İADESİNE,
4- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki A.A.Ü.T. gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin DAVACIDAN ALINARAK DAVALIYA VERİLMESİNE,
5- Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 08/05/2025
Katip...
E imza ¸
Hakim ...
¸
eimza