T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/335 Esas
KARAR NO : 2025/815
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/01/2024
KARAR TARİHİ: 24/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; taraflar arasında müvekkilinin Alaşehir ilçesinde bulunan otel işletmesi ile yine Alaşehir, Salihli ve Turgutlu ilçelerinde bulunan akaryakıt istasyonu işletmelerini kapsayacak şekilde bütün içerikleri aynı olan ve elektrik enerjisi satışında birim fiyatın sabitlenmesine hizmet eden 4 ayrı "Kurumsal Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma" sözleşmesi akdedildiğini, anlaşmaların başlangıç tarihi 01.07.2023, bitiş tarihi ise 31.12.2023 olduğunu, anlaşmalara göre tedarikçi davalı şirket sağlamakta olduğu elektrik enerjisi ulusal-piyasa birim fiyatı ne olursa olsun sözleşme süresi boyunca davacı müvekkil şirketin işletmelerine net 2,475 TL/MWh sabit fiyat uygulayacağını, müvekkilinin davalıdan elektrik enerjisi satın aldığı işletmeleri için Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim 2023 fatura dönemlerinde ulusal-piyasa birim fiyatı daha düşük olmasına rağmen net 2,475 TL/MWh sabit fiyat üzerinden faturalandırılan bedelleri ödediğini, davalı şirket tarafından her bir anlaşma için ayrı ayrı adi yazılı mektup ile 31.10.2023 tarihi itibariyle ikili anlaşmaların tek taraflı olarak sonlandırıldığını, 01.11.2023 tarihinden itibaren fiyatlandırmanın son kaynak tedariki tarifesi üzerinden yapılacağının müvekkiline bildirildiğini, davalı tarafından tek taraflı fesih iradesi nedeniyle öncelikle ikili anlaşmaları kaldığı yerden devamı, mümkün değilse davacı müvekkil şirketin uğramış olduğu menfi ve müspet zararların tazmini için dava şartı olan arabuluculuk süreci başlatıldığını, tarafların arabuluculuk aşamasında anlaşamadıklarını, ileri sürerek davalı şirketin 4 adet kurumsal müşterilere yönelik ikili anlaşma sözleşmesini tek taraflı olarak feshinin haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespitine, tek taraflı haksız fesihten kaynaklanan Kasım 2023 ve Aralık 2023 fatura dönemlerine ilişkin müspet zarar - kar kayıplarına esas olmak üzere şimdilik 30.000,00 TL maddi tazminat bedelinin (Dava içinde alınacak olan bilirkişi raporundan sonra dava değeri ve maddi tazminat tam olarak tespit edilebilir olduğunda bedel artırım talebi ile artırılmak üzere) her bir fatura döneminden başlayacak ve işletilecek olan reeskont-avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline ödenmesine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlık tacirler arasında ve yazılı sözleşmeden kaynaklı olduğunu, ikili anlaşmaların 16.7. Maddesi yetki şartını düzenlemekte olup, taraflar uyuşmazlıkların çözümünde münhasıran İzmir ve Manisa arabuluculuk bürosu, Mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olması hususunda anlaşma sağlandığını, davanın sadece sözleşmeyle belirlenen mahkemede açılabileceği gözetildiğinde, davanın yetkili mahkeme olan İzmir Mahkemeleri'nde açılması gerektiğini, tarafların sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebileceği ve bu fesih neticesinde de herhangi bir cezai şart ödemeyecekleri sözleşmede belirtildiğini, davaya konu sözleşmeler, tarafların rızasıyla akdedilen ikili anlaşmaların mezkur 10.10 maddesi kapsamında 31.10.2023 tarihinde müvekkil şirket tarafından usule uygun olarak feshedildiğini, davacının tacir olduğu gözetildiğinde her durumda basiretli olması gerektiği de şüphesiz olup, sözleşmede düzenlenen maddeleri bilmediğini ileri süremeyeceği sabit olduğunu, sözleşme fesih bildiriminde feshin dayanağı olan madde de belirtiltildiğini, sözleşmenin geçerlilik şartlarına uygun bir şekilde kurulduğunu ve sözleşmenin sona erme sebeplerinden biriyle sonlandırılmamış sözleşme olduğunu, davaya konu sözleşme ikili anlaşmanın 10.10 maddesi kapsamında tanınan yetki çerçevesinde usule uygun şekilde feshedildiği bir başka deyişle taraflarca belirlenen sona erme sebeplerinden biriyle sonlandırıldırıldığını beyan ederek yetkisiz mahkemede açılan davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLER:
03/05/2025 tarihli rapor, davacı vekili tarafından 20/05/2025 tarihli değer arttırım dilekçesinin dosyamız arasında olduğu görüldü.
Mahkememizin 12/02/2025 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararında dosyanın dava konusu uyuşmazlık konusunda ehil bilirkişi olduğu kanaatine varılan elektirk mühendisi bilirkişisi... Çankaya'ya tevdi ile mahkememizce yapılan uyuşmazlık tespiti kapsamında davalı yan feshinin sözleşme kapsamında yerinde olup olmadığı, olmadığının anlaşılması halinde belirtilen dönem ile sınırlı olmak kaydıyla davacının davalıdan müspet nitelikte zarar temelinde alacağının olup olmadığı var ise miktarının tespitine yönelik hazırlanacak raporda özetle Davacı ... Müh. Mim. Müt. Pro. İnş. Mal. Mrk. Nak. Hrt. Kas. Gay. Değer.Dan. Kft. Rest. İşt. San. Ltd. Şti. ile davalı Gediz Elektrik Perakende Satış. A.Ş. arasında; ...Mah. .... Sokak No:20/A Salihli/ Manisa adresindeki işyerinde kurulu... nolu tesisat için 18.05.2023 tarihinde “Orta Gerilim/ ...” abone grubu üzerinden ...sözleşme hesap nolu “Kurumsal Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma imzalandığını, ... Mah. ... Cad. Turgutlu / Manisa adresindeki işyerinde kurulu ... nolu tesisat için 18.05.2023 tarihinde “Alçak gerilim ...” abone grubu üzerinden ... sözleşme hesap nolu “Kurumsal Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma' imzalandığını, -Beşeylül Mah. .... Bulvarı Alaşehir/ Manisa adresindeki işyerinde kurulu ... nolu tesisat için 18.05.2023 tarihinde “Alçak gerilim/ Ticarethane' abone grubu üzerinden ...sözleşme hesap nolu “Kurumsal Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma, İstasyon Mah. Komiser Süleyman Avşar Sok. No:1 Alaşehir/ Manisa adresindeki işyerinde kurulu ...nolu tesisat için 18.05.2023 tarihinde “Alçak gerilim ...” abone grubu üzerinden... sözleşme hesap nolu “Kurumsal Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma', İmzalandığını, ikili anlaşmalara göre 01.07.2023 tarihinden 31.12.2023 tarihine kadar 6 aylık anlaşma süresinde davalı şirkete temin edilecek aktif elektrik enerjisinin 6 ay geçerli ve sabit olmak üzere 2,475 TL/KWh birim fiyat üzerinden tedarik edilmesi konusunda anlaşıldığını, davacı şirketle davalı arasında ikili anlaşmalar yapılarak enerji tedarikine başlandığı, 01.07.2023 tarihinde EPDK Ulusal tarifelerine göre ticarethane aboneleri için 2. Kademe birim fiyatı (uygulanacak en yüksek fiyat) 2,217619 TL/kWh iken, davacı şirket fiyatı 6 ay boyunca sabitleyebilmek için daha yüksek birim fiyat üzerinden (2,475 TL/kWh) İkili Anlaşma imzalandığını, davacının bu İkili Anlaşmayı imzalamaktaki amacı 6 ay boyunca elektrik enerjisi giderlerini sabitlemek olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.10 maddesinde; “Tarafların, sözleşmede öngörülen usullerle ve sürelerle bildirimde bulunmak kaydıyla iş bu sözleşme ve eklerini herhangi bir cezai şart ödemeksizin tek taraflı olarak feshedilebileceğini, tedarikçi için bildirim süresinin 27 (yirmi yedi) gün olduğunu, Müşteri bildirimde bulunduğu tarihten sonra DUY uyarınca düzenlenen en yakın dönemde çıkış listesine alınır ve çıkışı yapılır. Bu süre 60 (altmış) günden daha uzun olamaz.” denildiğini, davalı şirket davacı tarafa sözleşmenin 01.11.2023 tarihi itibariyle feshedileceğini 03.10.2023 tarihli yazısı ile bildirdiğini, buna göre bildirim tarihi sözleşme feshinden 28 gün önce yapıldığından fesih bildirimi süre yönünden sözleşmenin 10.10 maddesine uygun olduğunu,. davalı şirket tarafından davacıya yeni bir fiyat önerilmediği ve İkili anlaşma feshine herhangi bir gerekçe gösterilmediği halde, sadece bu madde hükmü göz önüne alındığında; davalının ikili anlaşmasının feshi Sözleşmenin 10.10 maddesine uygundur. Ancak, davalı şirketin davacıya uyguladığı İkili anlaşma fiyatı EPDK ulusal tarifelerinin üzerinde iken enerji temin etmesi, İkili anlaşma birim fiyatı EPDK ulusal tarifeli altında kaldığında sözleşmeyi gerekçesi feshetmesi hususunda değerlendirme sayın Mahkemenize aittir. Buna göre davacıya ait 4 adet abonelikten İkili anlaşmanın tek taraflı feshi sebebiyle 2023/11 ve 2023/12 dönemleri için fazladan alınan toplam bedelin 39. 968,38 TL olarak hesaplandığı görülmüştür.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olduğunu belirterek alacağın belirlenebilir hale geldiği takdirde değer arttırım hakkını saklı tutmak kaydıyla bu davayı açmış olup; davacı vekili tarafından sunulan 20/05/2025 tarihli değer arttırım dilekçesi ile davanın en başında talep etmiş olduğu 30.000,00 TL alacağı 9.968,38 TL arttırarak talep sonucunu 39.968,38 TL'ye çıkarmış, harcını tamamlamış olup, talep arttırım dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmiş, davalı vekili talep arttırım dilekçesine karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...esas...karar sayılı yetkisizlik ilamı üzerine dosya Mahkememize tevzi edilmekle, Mahkememiz ...esas sırasına kaydı yapılmıştır.
Taraflar arası uyuşmazlık konusu hususun; dosya tarafları arasında abonelik sözleşmesi bulunmakla birlikte bahse konu sözleşmelerin 10.10 maddesi kapsamında davalı yanca yapılan fesih işleminin yerinde olup olmadığı, bu kapsamda davacının fesihten kaynaklı Kasım/2023 - Aralık/2023 fatura dönemlerine yönelik müspet nitelikte zararının olup olmadığı, olduğunun anlaşılması halinde zararın iddianın tespiti ile tespit edilecek tutardan davalının sorumlu olup olmadığının, olduğunun anlaşılması halinde davalının ne şekilde ve ne surette sorumlu olacağının tespiti ile değerlendirilmesine yönelik açılan alacak davası olduğu anlaşılmıştır.
Davacının dava dilekçesi ve daha sonra değer arttırım dilekçesi ile arttırmış olduğu taleplerin 6098 sayılı TBK hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Taraflar arasında "Kurumsal Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma" akdedildiği, bu sözleşme kapsamında perakende tek zamanlı enerji birim bedeli 2475 TL/ MWh olarak belirlenmiş olup, davalının davacıya sözleşme dahilinde ilgili mevzuat kapsamında, EPİAŞ nezdinde başvuru işlemlerinin tamamlanması ve onaylanmasını takip eden ayın ilk günü elektrik enerjisi tedarik etmeyi taahhüt ettiği, sözleşmeye konu kullanım yerinde tüketim ölçümlerinin dağıtım şirketi/ TEİAŞ tarafından ilgili mevzuata göre yapılacağının belirlendiği, tedarikçi davalı tarafından düzenlenen faturanın ödeme ihtarı niteliğinde olduğu, faturanın vadesinin tahakkuk tarihinden itibaren 10. takvim günü olduğu ve taraflarca mutabık kalınan fatura vade gününün tatil gününe denk gelmesi halinde bir sonraki iş gününün esas alınacağı konusunda anlaşıldığı, sözleşmenin taraflarından davacının sözleşmede serbest tüketici niteliğindeki müşteri olarak tanımlandığı ve bu doğrultuda tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlendiği, sözleşme tarihi 01/07/2023 olup, sözleşmenin süresinin elektrik tedarikinin başladığı tarihten itibaren 6 ay olarak belirlendiği, taraflardan herhangi birinin sözleşmede belirlenen sürelerde sözleşmeyi yazılı olarak feshetmediği sürece yine sözleşmede belirtilen satış birim fiyatı (2475 TL/ MWh) hariç sözleşmenin uzayacağı belirtilmiş ise de aylık bir sürenin sözleşmede ayrıca yazılı bulunmadığı; bu durumda, belirlenen satış birim fiyatına ilişkin sözleşmenin 5.3 maddesinin uygulanacağının ifade edildiği, sözleşmenin 5.3 maddesinde elektrik enerjisi temininde meydana gelecek güçlükler, aksaklıklar, abone grubu değişikliği, üretim ve tedarik maliyetlerinde ortaya çıkan artışlar, mevzuat değişikliği gibi aşırı ifa güçlüğüne ilişkin sebepler ile mücbir sebeplerin ortaya çıkması halinde enerji birim bedelinin revize edilmesi noktasında tedarikçiye yeni bir bedel teklifi sunma hakkı tanındığı, müşteriye sunulacak bu yeni teklifin kabul edilmesi halinde sözleşmenin otomatik olarak uzatılacağı, müşterinin, tedarikçi tarafından sunulan revize talebinin 7 takvim günü içerisinde açıkça reddetmesi halinde tedarikçinin sözleşme süresi içerisinde her zaman tazminatsız ve bildirimsiz fesih hakkını haiz olduğu ifade edilmiştir.
Şartları ve tedarik koşulları bu şekilde belirtilen taraflar arasındaki sözleşme çerçevesinde davacının Manisa ili Alaşehir ilçesinde bulunan otel işletmesi ile yine Manisa ili Alaşehir, Salihli ve Turgutlu ilçelerinde bulunan akaryakıt istasyonu işletmelerini kapsayacak şekilde 4 ayrı sözleşme düzenlendiği, sözleşmelerin düzenlendiği tarih 01/07/2023 olup, sözleşmelerin bitiş tarihi olarak, yukarıda da ifade edildiği üzere, sözleşmenin 9.1 maddesi uyarınca 6 ay sonrası olarak ifade edildiği, bu tarihin ise 31/12/2023 olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında hukuki ihtilafa konu olan nokta ise davalı tedarikçinin söz konusu sözleşmeleri, sözleşmenin 6 aylık sona erme süresinden önce 31/10/2023 tarihli mektup ile sonlandırması, 01/11/2023 tarihinden itibaren fiyatlandırmanın son kaynak tedarik tarifesi üzerinden yapılacağını bildirmesidir. Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile tarafların sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebileceğini ve bu fesih neticesinde herhangi bir cezai şart ödemeyeceklerini sözleşmede açıkça kararlaştırdıklarını, buna ilişkin sözleşmenin 10.10 maddesine dayalı olarak sözleşmenin müvekkil şirket tarafından usule uygun olarak feshedildiğini savunmuştur. Davalının savunmasında belirttiği sözleşmenin 10.10 maddesi şu yöndedir; "Taraflar Sözleşme'de ön görülen usullerle ve sürelerle bildirimde bulunmak kaydıyla iş bu sözleşme ve eklerinin herhangi bir cezai şart ödemeksizin tek taraflı olarak feshedebilir. Tedarikçi için bildirim süresi 27 gündür. Müşteri bildirimde bulunduğu tarihten sonra DUY uyarınca düzenlenen en yakın dönemde çıkış listesine alınır ve çıkışı yapılır. Bu süre 60 günden daha uzun olamaz." Söz konusu maddede öngörülen sözleşmeyi cezai şart ödemeksizin tek taraflı olarak feshetme yetkisinin taraflara tanınmış olması dolayısıyla davalının aradaki sözleşmeleri haklı olarak feshetmiş sayılıp sayılamayacağı, karşı tarafın fesih nedeni ile doğan müspet zararlarını tazmin ile yükümlü olup olmadığı hususları taraflar arasında çekişmeli olan hususlardır.
6098 sayılı TBK'nun 26. maddesine göre, "taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler."
Sözleşme hukukunda sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ve sözleşme serbestliği ilkeleri benimsenmiştir. Bu ilkeler çerçevesinde, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Başka bir anlatımla, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, kural olarak borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir.
Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir sonucudur.
Taraflar sözleşme ile kararlaştırdıkları edim yükümlülüklerini yine sözleşme ve sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde TBK'nun yedek hukuk kuralları çerçevesinde yerine getirmek zorundadırlar. Sözleşme ile tarafların sözleşmeyi sona erdirme, sözleşmeyi feshetme yahut sözleşmeden dönme yetkisi verilmiş olabileceği gibi, bu tür yetkiler, sözleşmede taraflara tanınmış olmasa bile taraflar, Kanunun kendilerine tanıdığı hak ve yetkiler çerçevesinde sözleşmeyi feshetme yahut sözleşmeden dönme yetkisine sahiptir. Ancak özel hukuka hakim olmak dürüstlük kuralı (4721 sayılı TMK m.2) gereği sözleşme ile taraflara tanınan dönme, fesih gibi hakların kötüye kullanılması halinde hukuk düzenince bu yetkinin koruma görmeyeceği açıktır. Diğer bir ifade ile taraflara sözleşme ile kararlaştırılmış olsa dahi sözleşmeyi serbestçe ve tek taraflı bir hukuki işlemle sona erdirme yetkisinin sınırı dürüstlük kuralı olup, taraflardan birinin dürüstlük kuralına aykırı olarak ve açıkça hakkın kötüye kullanılmasını teşkil eder şekilde sözleşmeyi sona erdirme yetkisi bulunmamaktadır. Bu tür bir sözleşmenin tek taraflı sona erdirilmesi halinde sözleşmeyi haksız olarak sona erdiren taraf bu yüzden karşı tarafın uğradığı zararları gidermekle yükümlüdür.
Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin 10.10 maddesinde taraflara sözleşmeyi tamamen özgür ve sınırsız bir şekilde sözleşmeyi fesih yetkisi tanınmamıştır. Öncelikle taraflara, sözleşmede öngörülen usul ve esaslara uygun olarak ve yine sözleşmede öngörülen sürelere riayet ederek sözleşmeyi fesih yetkisi tanınmıştır. Sözleşmede öngörülen usul ve esaslara uygun olmayan ve öngörülen sürelere riayet edilmeksizin yapılan tek taraflı bildirim ile sözleşmenin feshedilmesi halinde sözleşmeyi fesheden tarafın karşı tarafın uğrayacağı zararları gidermekle yükümlü olduğu tartışmasızdır. Ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 10.10 maddesinde sözleşmede öngörülen usul ve esaslara uygun ve öngörülen sürelere riayet edilerek sözleşme feshedilmiş olsa dahi kullanılacak bu fesih yetkisi çerçevesinde sözleşmeyi fesheden taraf, yalnızca sözleşmede öngörülen cezai şartı ödemekten muaf tutulmuştur. Ancak sözleşmeyi bu suretle fesheden taraf cezai şart ödemekten muaf tutulmuş olsa dahi karşı tarafın bu nedenle uğrayacağı müspet (olumlu) zararları gidermekle yükümlüdür. Aksine bir yorum taraflara sözleşme ile her hâl ve şartta sözleşmeyi keyfi olarak sona erdirme yetkisi tanır ki, bu durum her iki taraf yönünden kabul edilebilir bir durum olmadığı gibi dürüstlük kuralına da aykırıdır. Bu nedenle somut olayda davalının sözleşmeyi, sözleşmenin 10.10 maddesine dayalı olarak feshetme yetkisini kullandığını ve bu sebeple herhangi bir tazminat yükümlülüğü bulunmadığını dile getiren savunması yerinde değildir. Sözleşmenin 10.10 maddesi kapsamında sözleşmenin sona ereceği tarih olan ve 6 aylık sürenin sonuna denk gelen 31/12/2023 tarihinden önceki bir tarihte olmak üzere 31/10/2023 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini savunan davalının bu savunması, yukarıda yapılan genel açıklamalar çerçevesinde yerinde olmayıp, sözleşmede öngörülen 6 aylık olağan sözleşme süresi içerisinde davacı müşterinin yüksek fiyat dalgalanmalarından korunduğu ve sabit birim fiyat üzerinden anlaşmaya vardığı bir noktada böyle bir fesih nedeniyle davacının zarara uğraması kaçınılmazdır. Böyle bir zararın belirlenmesi noktasında davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği 31/10/2023 tarihi ile sözleşmenin olağan sona erme süresi olan 31/12/2023 tarihleri arasındaki 2 aylık dönemde davacının fazladan elektrik faturası ödemek zorunda kalmış olması dolayısıyla müspet zararı oluşacaktır. Bu zararın uzman bilirkişi marifetiyle belirlenmesi ve davalı tedarikçi tarafından giderilmesi gerekmektedir.
TBK m.112 çerçevesinde borcun ifa edilmemesi halinde alacaklının bundan doğan zararının ödemekle yükümlüdür. Buradaki zararın tazmini, edimler arasındaki değer farklılığı şeklindeki zararın tazminidir. Sebepsiz zenginleşme ancak sözleşmenin geçersiz veya iptal edilmiş olduğu durumlarda ya da sözleşmeden geçmişe etkili dönme üzerine söz konusu olur. ...- Borçlar Hukuku Genel Hükümler, c.2, s.340)
TBK m.123 ila 126. maddeler arasında her iki tarafa borç yüklenen sözleşmelerde borçlu temerrüdünün hüküm ve sonuçları düzenlenmiş olup buna göre alacaklının üç şeçimlik hakkı bulunmaktadır. Bunlardan birincisi aynen ifa ile birlikte gecikme tazminatı, ikincisi borcun ifa edilmemesi sebebiyle tazminat (olumlu/müspet zararın tazmini), üçüncüsü ise sözleşmeden dönme ve olumsuz/menfi zararın tazminidir.
Öte yandan karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklının seçimlik haklarını kullanabilmesi için uygun bir süre vermesi gerektiği TBK m.123'de ifade edilmiş, m.124'de ise süre (ek süre/önel) verilmesine gerek bulunmayan haller ifade edilmiştir. Maddenin 1. bendinde borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa örneğin borçlu ciddi ve kesin olarak borcu ifa etmeyeceğini beyan etmişse (.., Age, c.1, s.541), alacaklının borçluya süre vermesine gerek bulunmamaktadır.
Dosya kapsamında davalı tedarikçinin yazılı beyan ve bildirimi ile borcu ifa etmeyeceği ve taahhüt ettiği elektrik enerjisi tedariki işini yarıda bıraktığı açık olup; bu nedenle davacı müşterinin, davalıya süre vermesine gerek bulunmaksızın tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlu temerrüdünün hüküm ve sonuçlarından ve bu kapsamda üç ayrı seçeneği kullanarak talepte bulunmakta serbesttir. Alacaklının, borcun ifa edilmemesi sebebiyle müspet zararların tazminini yahut sözleşmeden dönerek menfi zararlarını talep edebileceği ve fakat hem müspet zararların hem de menfi zararların tazminini isteyemeyeceği öğretide ifade edilmiş olup, aksine sözleşme hükümleri geçerlidir.
Benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının müspet zararları dosya kapsamına ve yukarıda yapılan genel açıklamalara uygun olarak hesaplanmış olup; davacıya ait 4 ayrı abonelikten kaynaklı 4 ayrı sözleşmenin davalı tarafça feshedilmesi nedeniyle 31/10/2023 - 31/12/2023 tarihleri arası davacının sözleşme ile kararlaştırılan tarife birim fiyatından yüksek bir birim fiyat ile elektrik enerjisi tedarik etmesi nedeniyle (müspet) zararının oluştuğu, ayrıca sözleşmenin 10.9 maddesi uyarınca sözleşmenin herhangi bir nedenle sona ermesi durumunda davacının davalı tedarikçiden elektrik temin edebilmesi için, yükümlüklerinin tamamını yerine getirmiş olması ve yeni bir sözleşme yapmasının şart kılınması dolayısıyla yeni sözleşme ve enerji birim bedeli üzerinden davacının elektrik enerjisi tedarik etmek zorunda kaldığı ve bu çerçevede davacıya ait 4 ayrı abonelikten kaynaklı fazladan tahsil edilen fatura tutarları toplamının 39.968,38 TL olduğu, davacının talep arttırım dilekçesi ile arttırdığı tutarın bilirkişi raporu ile belirlenen bu zarar tutarı ile uyumlu olduğu anlaşılmakla; davacının davasının talep arttırım dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Her ne kadar kısa kararın yazımı sırasında karara karşı kanun yollarının kapalı olduğu ifade edilmiş ise de: davanın açıldığı 29/01/2024 tarihi itibariyle geçerli istinaf kesinlik sınırının 28.250,00 TL olduğu ve hüküm altına alınan alacak tutarının, bu tutarın üstünde olduğu, 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi ile değişik HMK'nun Ek-1. maddesinin 2. fıkrası "341., 362. ve 369.maddelerinde ki parasal sınırın uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." hükmü çerçevesinde verilen hükmün istinaf kanun yolu açık bir karar olduğu fark edilerek bu husus gerekçeli kararın yazımı aşamasında düzeltilmiş, kanun yolu, merci ve süresi gerekçeli kararda gösterilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile 39.968,38 TL alacağın dava tarihi olan 29/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli harç 2.730,24-TL olup, davacıdan peşin olarak alınan 512,33-TL ile tamamlama harcı olarak alınan 170,50-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.047,41-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına.
3-Davacı tarafça yapılan ilk dava açma gideri 1.000,73-TL, tamamlama harcı 170,50, tebligat ve posta masrafı 190,00-TL, bilirkişi ücreti 5.000,00 TL olmak üzere toplam 6.361,23-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı lehine AAÜT uyarınca takdir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize veya bulunan yer asliye hukuk (ticaret) mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İzmir BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 24/09/2025
Katip ...
¸
Hakim...
¸