T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/50 Esas
KARAR NO: 2024/375
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/01/2024
KARAR TARİHİ: 22/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve davalının tüzel kişi tacir olduğunu, davalı ile müvekkili arasında mal satışına ilişkin olarak ticari ilişki bulunduğunu, davalının müvekkilinden faturaları ile ürünler satın aldığını, faturalarda belirtilen ürünlerin davalıya teslim edildiğini, faturalar ve ödemelerin cari hesaba işlendiğini, dava konusu malların davalıya teslim edilmesine rağmen borç ödenmemiş davalının takip tarihinde temerrüde düştüğünü, tarafların karşılıklı birbirine uygun irade beyanları ile dava konusu faturalarda belirtilen malların alım satımı hususunda anlaşmaya vardıklarını, belirtilen malların müvekkili tarafından usulüne uygun şekilde davalıya teslim edildiğini, davalının malların satış bedelini ödeme borcunu sürekli ifa edeceğini belirtmiş olmasına rağmen ödemediğini, bu nedenle müvekkili şirketin alacağın tahsili için icra takibine başlamak zorunda kaldığını, bunun üzerine alacağın tahsili için 06/11/2023 tarihinde Ankara .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, müvekkilinin tüzel kişi tacir olmakla ticari işletmesi ile ilgili karşı taraf ile ticari satış sözleşmesi yaptığını, taraflardan birisi için ticari nitelikteki sözleşmelerin, diğer taraf için de ticari iş sayıldığını, 3095 sayılı kanunun ticari işlerde avans faizi uygulanmasını kabul etmiş olup davalının takip tarihinde temerrüde düştüğü dikkate alındığında icra takibinde takip tarihinden itibaren istenen faiz alacağının yasal mevzuata uygun olduğunu, müvekkilinin dava konusu malları sattığını ve davalıya teslim ettiğini, tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişiler tarafından incelenmesi halinde alacağın tespit edileceğini, davalı tarafın borç miktarını bilmesine rağmen salt zaman kazanmak, mal kaçırmak için itiraz etmiş olmakla müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, dava konusu alacak için arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak görüşmelerin anlaşamama ile sona erdiğini, davalı borçlunun İzmir .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyada yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun asıl alacağın %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili aleyhine başlattığı icra takibinde borcun sebebi olarak fatura ve cari hesap ekstresi olduğunun yazılı olmadığı gibi gönderilen ödeme emrinde dayanak belge gösterilmediğini, müvekkilinin davacıya ödenmediğini, herhangi bir borcu da bulunmadığından icra takibine haklı sebeple itiraz ettiğini, ancak davacı tarafın bu defa dava dilekçesinde fatura ve cari hesap dökümüne istinaden davalı müvekkilinden alacaklı olduğunu iddia ederek itirazın iptalini talep ettiğini, açılan davayı kabul anlamına gelmemek kayıt ve şartıyla söz konusu fatura ve cari hesap dökümü daha önce bildirilmediğinden öncelikle temerrüt şartının gerçekleşmediğini, bunun yanında icra takibinde takibe dayanak olarak gösterilmeyen belge ve faturaya dayanılarak dava açılmasının M.K. 2 anlamında hakkın kötüye kullanılması olduğunu, açılan davayı kabul anlamına gelmemek kayıt ve şartıyla davacının dava dilekçesinde bahsettiği fatura ve cari hesap ekstresinin de alacağın varlığı için tek başına yeterli olmayıp, mal ve hizmetin teslim edildiğinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, ayrıca icra takibinde istenen faiz oranı ve faiz başlangıç tarihininde hatalı olduğunu ve kabul etmediklerini, taraflar arasında uzun yıllardır ticari ilişki bulunmakta olup, bu güne kadar müvekkili davacıdan teslim aldığı tüm ürünlerin bedelini kendisine ödediğini, en son sipariş ettiği malların kendisine teslim edilmediği gibi müvekkilinin süresinde teslim edilmeyen iş nedeniyle zarara uğradığını, davacı ile olan ticaretini sonlandırdığını beyan ettiğinden kendisine haksız yere icra takibi başlatıldığını, müvekkiline yönelik kötü niyetle icra takibi yapıldığını ve dava açıldığından davacının asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesini talep ettiklerini belirterek, haksız ve hukuka aykırı açılan davanın reddine, davacının müvekkiline yönelik kötü niyetli olarak icra takibi başlatması nedeniyle alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında bulunan satım akdine ilişkin düzenlenen faturaya dayalı olarak İzmir .... İcra Dairesi'nin ... Esas Sayılı dosyasında davalı hakkında başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali davasıdır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile Asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Mahkemenin görevi dava şartlarından olup göreve ilişkin dava şartı olup olmadığı mahkemece resen her aşamada dikkate alınması gerekir.
Somut olayda; davanın satım akdi nedeniyle düzenlenen fatura bedelinin ödenmediği iddiası ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu, davanın mutlak ticari dava olmadığı, taraflar hakkında tacir araştırması yapıldığı, davacı tarafın ticaret sicil müdürlüğüne kayıtlı tacir olduğu, davalının ise ticaret siciline kayıtlı olmadığı, vergi dairesi müdürlüğü kayıtlarına göre uyuşmazlık dönemlerine ilişkin bilanço esasına göre defter tutmadığı, işletme defteri tuttuğu, bu dönemlere ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesine göre yıllık alım satım ve gayri safi gelir durumuna göre ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca esnaf sınırını aşmadığı, bu nedenle davalının tacir olmadığı ve davanın nispi ticari dava da olmadığı, bu nedenlerle davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmakla davanın usulden reddine ve mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2- Görevli Mahkemenin İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4- 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bi dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
5- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekillerinin yüzlerine karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 22/05/2024
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.