T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/504
KARAR NO : 2025/404
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 06/08/2024
KARAR TARİHİ : 02/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinin incelenmesinde;11/03/2024 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan, ...n sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetle seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sağ tarafındaki sulama kanalına çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını, tutulan kaza tespit tutanağında davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı kamyonetin "aracının hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak" kuralını ihlalden kusurlu olduğunun tespit edildiğini, yolcu olarak bulunan davacının ise kusursuz olduğunu, olayla ilgili olarak Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığının... sayılı soruşturmaya başlandığını, köprücük kemiği kırılan, dalağı ve böbreğinden yaralanan davacının ambulansla Ödemiş Devlet Hastanesine kaldırıldığını, durumu ağır olan davacının 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinde ameliyat olduğunu, dalağının ve böbreğinin alındığını, davacının sağlığında bozulmalar meydana geldiğini, şiddetli ağırılar çektiğini, hareket kısıtlılığı sebebiyle yeni yaşımına uyum sağlamadığı, kazanın korkusu ile tedavi sürecinin tramvasını atlatamadığını, davacının geçirdiği ağır ameliyatlar ve organ kayıplarının iş hayatını sekteye uğrattığını, maddi anlamda önemli kayıplar yaşadığını, bunun üzerine davalı sigorta şirketine 13/06/2024 tarihli PTT Kep başvurusu ile davacının sakatlık durumunun bildirilerek zararının karşılanmasını istediklerini ancak sigorta şirketinin zararı karşılamadığını, yapılan arabulucuk başvurusunda da taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, davacıya ait tazminat miktarının açıkça belirlenebilir nitelikte olmadığını beyan ederek şimdilik 10,00 TL kalıcı iş görmezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden sigortalısının kusuru oranında tahsili ile davacıya ödenmesine, dava masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerinden bırakılmasına, arabulucuk aşamasında davacıyı temsil ettiğinden arabulucuk vekalet ücretinin hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Cevap dilekçesinin incelenmesinde; dava değerinin davacı tarafça bilinmesi nedeniyle belirsiz davası açılmasının hukuka uygun olmadığını, talep edilen tazminatın teknik bir bilgi gerektirmeden hesaplanabileceğini, davacı tarafından davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, çeşitli tarihlerde davacıdan eksik evrakların talep edildiğini, davacı tarafından davalı şirkete bir rapor sunulmadığını, maluliyet tespiti yapılmadığı için davalı şirketin hesaplama ve ödeme yapmasının mümkün bulunmadığını, kaza tarihi dikkate alındığında hak düşürücü sürelerinin ve zaman aşımı sürelerinin dolduğunu, araç maliki... ya davanın ihbarını yapılması gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için dosyanın ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sorumluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davalı sigorta şirketinin araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu tutabileceğini, kusur incelemesi yapılmadan sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun kabul edilemeyeceğinin, davacının maluliyeti var ise meydana gelen kaza ile arasındaki illiyet bağının kurulması için dosyanın ATK... İhtisas Dairesine sevkinin gerektiğini, dosya kapsamında davacının emniyet kemeri ve diğer koruyucu ekipmanlarını takmadığını, takmış olsaydı yaralanmayacağını, davacının müterafik kusuru nedeniyle davalı sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğunun doğması durumunda indirim yapılması gerektiğini, araç sürücüsünün alkollü olduğunu, araçta bulunan diğer yolcuların sürücünün alkollü olduğunu bildiklerini, alkollü olduğunu bilerek araca binilmesinin zararın doğmasına ve artmasına sebebiyet verdiğini, ayrıca olayda hatır taşıması olduğunun kabulü ile ayrıcı bir indirim yapılmasını beyan ederek dava şartı yokluğundan usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine temerrüte düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş savalı sigorta şirketi aleyhine yargılama gideri, faiz ve vekalet ücretine hükmedilmemesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Yapılan inceleme neticesinde; 11/03/2024 tarihinde dava dışı...evk ve idaresindeki... plaka sayılı kamyonetin seyir halindeyken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybederek tek taraflı trafik kazasına karıştığı, davacının araç içinde yolcu olarak bulunduğu, kolluk tarafından kaza tespit tutanağı düzenlenmekle birlikte ... aleyhine kural ihlali tespiti yapıldığı, ...in sevk ve idaresindeki aracın kaza tarihini kapsar biçimde davalı sigorta nezdinde ZMMS ile sigortalı olduğu, davacı tarafça dava açmadan evvel 15/06/2024 tarihinde KTK 97 uyarınca davalı tarafa başvuruda bulunulmakla birlikte gerek davalı yanca gerekse de SGK tarafından davadan yapılan herhangi bir ödeme olmadığı, olayla alakalı Ödemiş CBS'nin ... soruşturma sayılı dosyasının açıldığı konularında bir uyuşmazlık olmadığı tespit edilmiştir.
Yukarıdaki yapılan tespit göz önüne alındığında taraflar arası uyuşmazlığın meydana gelen kazada kazaya karışan tarafların kusur durumlarının tespiti ile birlikte davacının kaza sırasında koruyucu tertibat kullanıp kullanmadığı yönünden müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı, kaza sebebiyle davacının kalıcı iş göremezliğe uğrayıp uğramadığı, uğradığının anlaşılması halinde oranının tespiti ile bu orana karşılık gelecek tazminatın belirlenmesi ile belirlenecek tazminat tutarından davalının sorumlu olup olmadığı, bulunması halinde ne suretle ve ne şekilde sorumlu olacağı hususlarının tespit ve değerlendirilmesinin yanı sıra olayda davacının hatır için taşınıp taşınmadığı, taşınmış ise hesaplanacak tazminattan indirim yapılmasının yapılıp yapılmadığının gerekip gerekmediği ile sürücünün alkollü olup olmamasının müterafik kusura bir etkisinin olup olmayacağı ve bunun davacı tarafça bilinip bilinmediği hususlarına yönelik yapılacak inceleme neticesi varılacak kanaatte esas trafik kazasından kaynaklı kalıcı iş göremezlik sebebi ile açılan maddi tazminat davası olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar uyuşmazlığın yukarıdaki şekilde olduğu ve yine yukarıda belirtildiği gibi tahkikat aşamasında davanın esasına yönelik yukarıda belirtilen işlemlerin yapıldığı anlaşılmakta ise de davacı vekili tarafından sunulan feragat beyanı karşısında bu beyan kapsamında dosyanın değerlendirilmesine karar verilmiştir.
Bilindiği gibi davaya son veren taraf usul işlemleri feragat, kabul ve sulh olmak üzere üçe ayrılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade edebilmesi için karşı tarafın muvafakati gerekmemesine rağmen sulhun hüküm ifade edebilmesi için karşı tarafın muvafakati şarttır. Bunlardan sadece feragat her türlü davada yapılabilmesine rağmen kabul ve sulh üzerinde serbestçe tasarruf edilebilen davalarda mümkündür. Ancak söz konusu üç usulü işlem de hüküm kesinleşene kadar her zaman yapılabilmektedir. Bir davada yapılan feragat beyanının en önemli sonucu hak veya alacak talebinden ileriye etkili olarak ve bir daha talep edilmemek üzere vazgeçilmesidir. Çünkü feragat edilen bir talep ileride yeniden ileri sürülecek olursa kesin hüküm itirazı ile karşılaşılma durumu ortaya çıkabilecektir. Dolayısı ile yapılan feragat beyanının çelişkiye yer bırakmayacak şekilde kayıtsız ve şartsız yapılması gerekmektedir.
Yapılan bu açıklamadan sonra tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; feragatin davacı vekili tarafından süresinde yapıldığı, vekilin feragate yetkili olduğu, söz konusu uyuşmazlığın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıklardan olduğu ve ayrıca feragatin kayıtsız ve şartsız yapıldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle 6100 Sayılı HMK'nın 309. ve devamı maddelerinde, feragatin, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, feragatin tek taraflı taraf beyan olduğu, davayı bitiren taraf işlemlerinden olduğu ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğu görülmekle bu haliyle dava dosyamız açısından yapılan feragat beyanı karşısında davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş, feragat beyanının içeriğine göre yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
6325 sayılı yasanın 18/A-18 maddesine göre davadan evvel KTK 97 başvurusunda bulunulması durumunda KTK 97 başvurusunun alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olduğu belirtilerek yapılan arabuluculuk başvurusunun ihtiyari olduğu belirtilmiş ise de öncelikli olarak alternatif uyuşmazlık çözüm yolunun ne olduğu konusu üzerinde durulması gerekmektedir. Bu kapsamda alternatif uyuşmazlık çözüm yolunun dosya tarafları ve olay ile herhangi bir şekilde bağlantısı olmayan yani tarafsız üçüncü bir kişinin taraflar arası münasebetin çözümü bakımından yol gösterdiği, yardımcı olduğu ve sonuç olarak uyuşmazlığı ortadan kaldırmak için çözüm yolu bulduğu ve her iki tarafı da bulduğu bu yol ile bağlayacak olan ve seçimlik nitelik taşıyan bir yöntem olduğundan alternatif uyuşmazlık çözüm yönteminin bizim hukukumuzda tahkim yahut arabuluculuk müesseseleri olduğu değerlendirilmektedir. Dolayısı ile 2918 sayılı yasanın 97. maddesi ile 14/04/2016 tarihinde getirilen başvuru yolunun talep dilekçesine ekli Yargıtay kararının aksine alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olmadığı kanaatine varılmıştır. Bunun yanında bir an için aksi düşünülse bile yapılan arabuluculuk başvurusunun tıpkı davadan evvel gidilen tespit istemli başvuru sonucu ortaya çıkan yargılama gideri yahut yine davadan evvel gidilen tazminat hesabının mevcudiyetine yönelik ekspertiz masrafı gibi kalemlerden olduğu düşüncesi ile bu ücretin somut olaydaki gibi dava tarihi itibariyle haklılığın davacıda olduğu uyuşmazlıklar yönünden yapılan arabaluculuktan kaynaklanan ücretinin davacıya yükletilmesinin doğru olmayacağı da değerlendirilmiştir. Ayrıca yine yukarıda da belirtildiği gibi KTK 97. Maddesinin 14/04/2016 tarihinde gerek 6102 sayılı yasanın 5/A maddesinin gerekse de 6325 sayılı yasanın 18/A maddesinin ise 06/12/2018 tarihinde yürürlüğe girdiği ve belirtilen yasa maddelerinin halen yürürlükte oldukları göz önüne alındığında 06/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren yasa maddelerinin KTK 97. maddesinin uygulamasını ortadan kaldırıldığı söylenemeyeceği gibi sadece dava konusu husus yönden özel düzenlemeyi içerdiği kanaatine varılan KTK 97. maddesinin söz konusu 5/A ya da 18/A maddeleri ile aksi yönde bir düzenlemeyi içerdiğinin de söylenemeyeceği kabul edilmiş ve açıklanan sebepler ile feragatin tahkikat aşamasında davalı yanca yapılan ödeme sebebiyle verildiğinden yargılama giderlerinden olan arabuculuk ücretinin davalı üzerinde bırakılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1- Davacı tarafından açılı davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2- Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından evvelce alınan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile hazineye irad kaydına, bakiye 187,80 TL karar ve ilam harcının DAVACIDAN TAHSİLİ HAZİNEYE İRAD KAYDINA, söz konusu tutar ile ilgili 492 sayılı harçlar kanunu 28. Madde uyarınca kararın tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde tahsil harç müzekkeresi düzenlenmesine,
3- Davacı tarafından yatırılan başvuru harcı, yukarıda mahsubuna karar verilen peşin harç ve gider avansından kullanılan yargılama giderlerinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
- Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın 6100 sayılı HMK'nın gider avans tarifesinin 5. maddesi gereğince DAVACI TARAFA İADESİNE,
4- Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise de talep gereği DAVALI YARARINA VEKALET ÜCRETİ TAKDİRİNE YER OLMADIĞINA,
5- Dava açmadan evvel dava şartı kapsamında başvurunun yapıldığı sabit olduğundan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin Hazine tarafından ilgili arabulucu ... ödenmesi halinde, bu ücretin 6831 sayılı Kanun kapsamında feragat ve feragate yönelik beyan içeriği göz önüne alınmakla arabuluculuk ücretinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE İRAT KAYDINA, bu hususta Hazineye müzekkere yazılmasına,
6- Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 02/05/2025
Katip ...
E imza
Hakim ...
eimza