T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/653 Esas
KARAR NO : 2025/20
DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ : 25/09/2024
KARAR TARİHİ : 09/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketi tarafından 05.07.2023 - 05.07.2024 tarihleri arasında geçerli olmak üzere, ... adına ... numaralı Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, İzmir ilinde 22.10.2023 tarihinde gerçekleşen davalı taraf ekiplerinin temiz su branşman tadilatı çalışması esnasında boru patlaması hasebiyle akan suların ...’e ait sigortalı konuta sirayeti nedeniyle sigortalı konut nezdinde meydana gelen maddi hasar neticesinde sigortacı müvekkili tarafından konut sigortası kapsamında zarar tazmini için toplam 21.525,00-TL ödemede bulunulduğunu, oluşan hasarın davalının ihmal ve kusuru ile meydana gediğinden oluşan zarardan sorumlu olduğunu, TTK'nin 1472. Maddesi gereği müvekkil şirket tarafından, yapılan ödeme ile sigortalısının haklarına halef olduğunu, süreci takiben ödenen tutarın tahsili amacıyla arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulü ile müvekkili şirketin sigortalısının zararı için ödemede bulunduğu ve halefi olduğu 21.525,00-TL maddi tazminat alacağının ödeme tarihi olan 1.11.2023 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek bankalar arası uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte hasar ve zarardan sorumlu davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili idarenin kamu kurumuna haiz bir kuruluş olduğunu Görevli Mahkemenin İdare mahkemesi olduğundan yargı yolu itirazında bulunduklarını, Mahkemece yargı yolu itirazı kabul edilmezse dava konusunun, haksız fiilden ötürü doğan hasarın rücuen tahsili talebine ilişkin olduğundan davacı sigorta şirketinin, sigortalısı gerçek kişinin halefi olarak işbu davayı açmış olduğundan ve sigortalısının da tacir olmadığı, hasarın da konutuna ilişkin olduğu düşünüldüğünde işbu davanın ancak Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, görev itirazında bulunduklarını, davacının dava dilekçesindeki iddiaları ve taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ekspertiz raporu incelendiğinde; borunun patlaması sonucu akan suların sigortalı konutun arka tarafta bulunan yol seviyesinden 2 metre aşağıda olan verandasına aktığı, burada biriken suların kapı altından salon zeminine yayıldığı ve zeminde bulunan parkelere zarar verdiğinin belirtildiği, bina veya konutun yapıldıktan sonra da sel veya su baskınlarının önlenmesi için konutun önüne set veya yükselti gibi bazı önleyici tedbirlerin de yaptırılması gerektiğini, konut sahibi sigortalının ihmal ve kusurunun ön plana çıktığını, bilirkişilerce bu durumun da göz önüne alınarak bir kusur dağılımının yapılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; dava konusu olaydan ötürü oluşan hasardan doğan sorumluluğun tamamen İdareye yüklenemeyeceğini, davacı tarafça, oluşan hasar için delil tespiti talebinde bulunulmadığı, açılmış bir tespit davası da olmadığını, dava konusu meskende meydana geldiği iddia edilen hasarın, İdarenin eylemi veya hizmetinden kaynaklandığı hususunda herhangi bir illiyet bağı bulunmadığını beyanla davanın usul ve esas yönlerinden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER:
1-... Sigorta Poliçesi ve Hasar Dosyası
2-Ödeme Dekontu
3-Arıza takip iş emri formu, Arıza iş emirleri izleme föyü, İçmesuyu kaynaklı hasar tespit tutanağı
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, sigortacı tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin halefiyet ilkesi gereği rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflar arasındaki uyuşmazlığa geçilmeden önce dosya kapsamında bulunan belge ve yazı cevapları göz önüne alındığında öncelikli olarak dava şartlarından olan görev yönünden uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmış, bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır.
Eldeki davada, davacı tarafından ... Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan ve dava dışı sigortalısının maliki olduğu anlaşılan...-İzmir adresinde bulunan konutun davalı kurum ekipleri tarafından temiz su branşman tadilatı çalışması esnasında boru patlaması nedeniyle akan sular nedeniyle oluşan hasardan kaynaklı davacı sigortacı tarafından sigortalısına yapılan hasar ödemesinin halefiyet ilkesi gereği haksız fiilden sorumlu olduğundan bahisle davalıdan rücuen tazmini talep edilmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarih ve ... E. - ... K. sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.
Davacı sigorta şirketi, halefiyet ilkesi gereğince sigortalısının yerine geçerek dava açmış olup, sigortalının haksız fiilden kaynaklı su basması sonucu konutunda meydana gelen hasar bedelinin tazminini normal şartlarda haksız fiilden sorumluluğu bulunanlara karşı genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinde açması gerekeceği, bu anlamda halefiyet ilkesine dayanan davacının da eldeki davayı Asliye Hukuk Mahkemesinde açması gerekirken Mahkememizde açtığı, açıklanan bu hususlar kapsamında söz konusu uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemeleri aracılığı ile görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden Mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın görev yönünden USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
2-6100 sayılı HMK nun 20. maddesi uyarınca karar kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşirse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde DOSYANIN GÖREVLİ İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK nun 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli Mahkemece gözetilmesine,
4- Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin belirtilen süre içerisinde talep edilmemesi halinde HMK nın 20. Maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca KESİN olarak verilen karar açıkça okundu, ana çizgileriyle anlatıldı. 09/01/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı