T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/695
KARAR NO : 2025/35
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/10/2024
KARAR TARİHİ : 15/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinde özetle; Davalının davacı ile farklı tarihlerde konusu makedon biber olan sözlü taşınır satış sözleşmesi yaptıklarını, davacının toplamda 16020 kilogram makedon biberi davalı şirkete teslim ettiğini, bu teslimlerin tarihe göre kilogram ve bir kilogramın bedelinin; 20/08/2024 tarihinde iki satış gerçekleştirildiğini, ilk satış 5140 kilogram, ikinci satış 4600 kilogram olduğunu, bu iki satışında kilogram bedelinin 12 TL olduğunu, 22/08/2024 tarihinde 3750 kilogram makedon biber satışı olduğunu, bu satışın kilogram bedelinin de 12 TL olduğunu, 23/08/2024tarihinde 1180 kilogram makedon biber satışı olduğunu, bu satışın kilogram bedelinin 10 TL olduğunu, 25/08/2024 tarihinde 1350 kilogram makedon biber satışı olduğunu, bu satışın kilogram bedelinin de 10 TL olduğu şeklinde gerçekleştiğini, davalı tarafından yapılması gereken ödemeler ise yukarıda vermiş oldukları kilogram ve kilogram bedelinin çarpılması sureti ile hesaplandığını toplamda 187.180,00 TL olduğunu, davalının halen daha ödenmemiş olan borcunun bu bedelin tamamı olduğunu, davacı 27/08/2024 tarihinde davalı şirketine makedon biberlerini teslim ettiklerini, Kınık'ta bulunan şubesine giderek satış bedeli olan 187.180,00 TL'yi almak istediğini, ancak davalı şirketin bu bedeli davacıya ödemediğini, yine davalı şirkete davacıya olan borcunu ödemesi için 29 Ağustos 2024 tarihinde Balıkesir ... Noterliğinde ... Yevmiye Numarası ile davacı tarafından ihtarname çekildiğini, buna rağmen davalı tarafça davacıya ödeme yapılmadığını, Karşıyaka ...Noterliği 05/09/2024 Tarih ve ... Yevmiye numaralı cevabi ihtarname ile davalının kötü niyetli olarak davacının teslim ettiği malların ayıplı olduğunun iddia edildiği, taraflarınca bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, malların fire verdiğini veya ayıplı olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte sunacakları teslim fişlerinden de anlaşılacağı üzere teslim fişleri üzerinde teslim edilen biberlerin yüzde kaçının fire verdiğinin davalı tarafından yazıldığını, davalı tarafça fireler düşüldükten sonra kalan satış bedelinin dahi davacıya ödenmediğini, davacı tarafından toplamda 16020 Kg biber teslim edildiğini, bunların hepsinin ayıplı olmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, böyle bir durumda davalı alıcı tarafından satıcıya derhal bilgi verilmesi gerektiğini, haber vermediği için dolayısıyla alıcının satılanı kabul ettiği anlamına geldiğinin anlaşıldığı, davalı tarafın davacının ayıpsız olarak teslim ettiği biberlerin bedellerini kötü niyetli şekilde ayıp iddiasında bulunarak ödemekten kaçınmaya çalıştığını, davalı tarafın ticari muhasebe defterleri incelenmesinin aralarında ki ticari ilişkiyi kanıtlayacağını, davalı aleyhine Kınık İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 09/09/2024 tarihinde 187.180,70 TL tutarındaki ana alacak, 2.334,20 TL işlemiş faiz, 9.382,32 TL icra harç ve masrafları, 30.322,35 TL vekalet ücreti ile birlikte toplam 229.219,00 TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının kendisine gönderilen ödeme emri üzerine ana alacağa, işlemiş faize, faiz oranına ve borcun diğer tüm ferilerine itirazda bulunduğunu, ve bunun üzerine takibin durduğunu, bu itirazın kötü niyetli ve takibi uzatmaya yönelik olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, davalarının kabulüne, kötüniyetli davalı aleyhine %20’nin altında olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacı yan ile mevcut ticari ilişkileri çerçevesinde davacı yandan makedon biberler sipariş ettiklerini, 20.08.2024 tarihinde davacı yan tarafından davalı şirkete kilogram bedeli 12 TL olan 5140 kilogram ile 4600 kilogram makedon biber teslim edildiğini, ancak söz konusu biberlerin davalı şirkete teslim edilmesi akabinde yapılan incelemelerde ürünlerin ayıplı olduğunun tespit edildiğini, biberlerin dokularının yumuşak, ezik çürük, içlerinin yarılmış olması, beklemiş olması, siparişe konu olan yeşil renkteki biberler yerine kızıl renge dönmüş biberlerin gönderilmiş olması ve ürünlerin içinde yaprak, dal gibi yabancı maddelerin bulunması gibi sorunların olduğunu, ürünlerin ayıplı olduğu ve kabul edilemez durumda oldukları hususunun davacı yana bildirildiğini, ancak davacı yanın ürünleri iade almadığını, davacı yan tarafından ayıplı ürünlerin teslim edilmesine karşın davalı şirket iyi niyetli bir tutum sergileyerek ve davacının tekrardan ayıplı mal teslim etmeyeceği inancı ile tekrardan biber siparişlerinde bulunduklarını, akabinde davacı yan tarafından davalı şirkete 22.08.2024 tarihinde kilogramı 10 TL olan 3750 kg ve 25.08.2024 tarihinde kilogramı 10 TL olan 1350 kg olmak üzere makedon biber teslim edildiğini, davalı şirket tarafından gerçekleştirilen incelemeler neticesinde işbu ürünlerin de ayıplı ve kabul edilemeyecek durumlarda olduklarının tespit edildiğini, ancak davacı yanın yine davalı şirket tarafından belgelenmiş olmasına karşın ürünlerin ayıplı olduğunu kabul etmeyerek ürünleri iade almadığını, akabinde davacı yanın haksız bir icra takibi başlattığını, haklı itirazları üzerine ise takip durduğunu, ardından davacı yan tarafından Balıkesir ... Noterliğinin ... nolu ihtarnamesi gönderilmiş olup işbu ihtarnameye taraflarınca 05.09.2024 tarihinde Karşıyaka ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiğini, İşbu ihtarname cevabında davacı yana ürünlerin ayıplı olması nedeniyle davalı şirket tarafından kabul edilemeyecek olduğu, ayıplı ürünleri iade alması gerektiğinin ihtar edilldiğini, ancak buna rağmen davacı yan ürünleri iade almayarak işbu haksız davayı ikame ettiklerini, davacının ürünleri taraflarca anlaşılan kalitede teslim etmemesi nedeniyle davalıyı ciddi itibar ve mali kayıplar yaşattığını, itibar kaybı gibi zararlara maruz kalmış iken davacının icra takibi başlatarak işbu davayı ikame etmiş olması son derece haksız olup davanın reddine karar verilmesi gerektiği, bununla birlikte davacı yan sunmuş olduğu dilekçe ile her ne kadar ayıp bildirim sürelerinden bahsederek davalının bildirim yapmamış olduğunu iddia etmiş ise de işbu iddialarının hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, yukarı da arz ve izah edilen sebeplerle davacı tarafça müvekkilden haksız kazanç elde etmeye yönelik olarak açılmış olan işbu davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
İcra müdürlüğüne, Balıkesir Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Balıkesir Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevapları dosya arasındadır.
Kınık İcra Dairesinin... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; mahkememiz davacısı tarafından davalı aleyhine 189.514,70 TL toplam alacağın tahsiline yönelik ilamsız takip başlatıldığını, takip dayanağının ödenmeyen faturalardan kaynaklı olduğunun belirtildiği, geniş anlamda itiraz üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Taraflar arası uyuşmazlık konusu hususun; dosya tarafları arasında ticari bir münasebetin bulunduğu, Mahkememiz davacısı tarafından davalı aleyhine Kınık İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası üzerinden 189.514.70 TL alacağın tahsili bakımından ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının cari hesap fatura alacağı olarak belirtildiği, davalı yanca geniş anlamda itiraz üzerine takibin durdurulduğu konularında dosya kapsamında bir uyuşmazlık olmamakla birlikte taraflar arası uyuşmazlığın davacı tarafından davalıya teslim edildiği kabul edilen ürünlerin ayıplı olarak verilip verilmediği, ayıplı olması halinde ayıbın niteliği ve ileri sürülüp sürülmediği, sürülmüş ise ne şekilde sürüldüğü, davacının iş bu alacağının davaya konu icra takip talebi üzerinden takibe koyması bakımından alacağın vadesi dolan bir alacak olup olmadığı, bu anlamda borcun vadesinin gelip gelmediği ve bu kapsamda davalı itirazının haklılık teşkil edip etmediği hususlarının tespiti ile davacı yanca istem konusu edilen icra inkar tazminat talebinin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesine yönelik açılan itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar Mahkememizce taraflar arası uyuşmazlığın yukarıdaki şekilde oluştuğu anlaşılmakta ise de az yukarıda da belirtilen müzekkere cevapları göz önüne alındığında davanın esasına girmeden evvel dava şartlarından olan ve kamu düzeninden olması sebebiyle öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğinden görevli Mahkemenin tespiti ve tayini açısından değerlendirme yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır. TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Yapılan açıklama, yukarıda belirtilen yasal mevzuat ve dosya kapsamına kazandırılan deliller kapsamında inceleme neticesinde davacı vekilince yukarıdaki gerekçeler ile Mahkememiz davalısı aleyhine yapılan alım satım ilişkisi sebebiyle oluşan ticari münasebet kapsamında teslim olmakla birlikte ödenmeyen bedel iddiasıyla iş bu itirazın iptali davası açılmış ise de Mahkememiz nezdinde bir davanın görülüp sonuçlandırılabilmesi için davanın ya mutlak ticari dava ya da nispi ticari dava olması gerektiği, buradan hareketle davacı tacir olmadığından ortada nispi ticari dava bulunmadığı gibi uyuşmazlığın TTK'nın 4. maddesinde belirtilen davalardan da olmadığından mutlak nitelikte ticari dava da bulunmadığı kanaatine varılmakla birlikte açılan iş bu itirazın iptali davasının Asliye Hukuk Mahkemeleri nezdinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1- Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3- 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bi dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
4- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
5- Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.15/01/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı