T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/901 Esas
KARAR NO: 2025/608
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/12/2024
KARAR TARİHİ: 19/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil firma ile karşı taraf arasında komple tamirat, tadilat, yeniden inşaa, seramik, şap, boya vb. işlerinin yapılması ile dört duvar halde teslim alınan işletmenin elektrik ve sıhhi tesisat dahil olmak üzere bütün ince işlerin yapımı ve malzemelerin temini konusunda bir ticari ilişki kurulduğunu, Seferihisar Ürkmez'de davalıya ait taşınmazın kullanıma hazır hale getirilmesi ve teslimi konusunda anlaşma sağlandığını, müvekkilinin bu anlaşma gereği söz konusu edimlerini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini ve ayıpsız, hukuka uygun şekilde davalıya eksiksiz olarak teslim ettiğini ve davalının da teslim aldığını, müvekkilinin gerçekleştirdiği bu işlemler için 07.02.2023 tarihli... Numaralı 708.000,00 TL bedelli fatura kesildiğini ve davalıya iletildiğini, faturanın davalı firma tarafından kabul edildiğini ve 8 gün içinde itiraz etmediğini ancak ödemeleri yapmadığını, bunun üzerine icra takibi yapıldığını, İcra dosyasından düzenlenen ödeme emrinin davalıya tebliğ olduğunu, davalı şirket tarafından icra dosyasında, borca ve ferilerine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, TTK m.21 e göre 8 gün içerisinde itiraz edilmeyen faturanın kesinleşmiş olup içeriğinin kabul edildiği anlamını taşıdığını, yasal süresi içerisinde itiraz edilmeyen faturanın, fatura düzenleyen lehine delil olarak kullanılabileceği hususunda karine teşkil etmekte olduğunu beyanla davanın kabulü ile davalının İzmir ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, takibe haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde iddia edilen hususların gerçekliğinin olmadığını, davacının iddia ettiği tüm hususlara ilişkin tek bir delil olduğunu iddia ettiği belgenin müvekkil şirkete karşı icra takibine konu edilen 07.02.2023 tarihli ...Numaralı 708.000,00 TL bedelli fatura olduğunu, faturada 300.000TL tüm elektrik tesisat işleri malzemeli ve işçilik imalatı, 300.000 TL tüm sıhhi tesisat işleri malzemeli ve işçilik imalatı olarak belirtilmiş olup yapıldığı iddia edilen işlere ilişkin soyut ifadeler kullanılarak davacının müvekkile karşı sunmuş olduğu hizmetten somut olarak bahsedilmediğini, bu durumun bile gerçekte böyle bir hizmetin verilmediğinin açık göstergesi olduğunu, faturada düzenlenmiş hizmet ve işçilik sonucu olarak ortada somut olarak oluşmuş bir hizmetin, eserin mevcut olması gerekirken davacının iddiasının aksine müvekkile karşı verilmiş hiçbir hizmet veya işçilik bulunmadığını, davacı tarafça iddia edilen bedelin 708.000TL olduğu iddia edilmişse de bu husus gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulmuş olan evrak incelendiğinde taraflar arasında akdedilmiş olan bir sözleşmeye rastlanılmadığını, bu kadar yüksek bedelli bir işin yapımı konusunda taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmaması da davacı tarafça dile getirilen hususların gerçeği yansıtmadığının bir diğer göstergesi olduğunu, faturada tesisat işleri ve işçilikten bahsedilmiş ise de bu hizmete ve işçiliğe ilişkin hiçbir şekilde SGK işyeri açılışının yapılmadığını, müvekkiline faturaya ilişkin irsaliye ya da bir fotoğraf gönderilmediğini veya 2023 tarihli bu faturaya ilişkin yıl sonu mutabakat tarzında bir işlem yapılmadığını, davacı tarafından müvekkil şirkete ilişkin herhangi bir hizmet veya işçilik yapılmamış olmasına rağmen 708.000,00 TL'lik bedel müvekkil şirkete fatura edildiğini, takibe konu faturanın müvekkil şirkete gönderildiğini ve muhasebe departmanının bilgisizliği, dikkatsizliği nedeniyle müvekkil şirket defterine işlendiğini, müvekkili şirketin tüm bunlardan davacının, haksız ve kötüniyetli olarak aleyhinde yaptığı... e. sayılı icra takibi ile haberdar olduğunu, müvekkili şirketin, davacıya karşı bahse konu fatura veyahut başkaca bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirketin, muhasebe departmanının hatalı işlemi nedeniyle faturaya itiraz için belirlenen 8 günlük süreyi geçirmiş bulunduğunu ancak tek başına bu hususun fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediği gibi faturanın kesinleşmesini de sağlamadığını, kabul manasına gelmemekle birlikte davacının, müvekkil şirkete fatura edebileceği bir işin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığı, işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının tespiti ile taraflar arasındaki alacak- borç miktarının bu hususa göre belirlenmesi gerektiğini, beyanla davanın reddine, davacı aleyhine takibe konu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Ticaret Sicil Müdürlüğü Kayıtları
Taraf şirketlerin en son sicil kayıtları ile ortak ve yetkililerine ilişkin kayıt ve belgeler ilgili Ticaret Sicil Müdürlüklerinden celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
2-Takibe dayanak e-fatura
3-Taraflar arasında akdedilen 07.03.2022 tarihli sözleşme
4-İzmir... İcra Müdürlüğünün...esas sayılı dosyası
UYAP üzerinden celp edilerek dosya arasına alınan dosyanın incelenmesinde; alacaklı/davacı ... İnşaat Turizm San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından borçlu/davalı ... İnşaat Yalıtım Dekorasyon Makina Madencilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Aleyhine 07.02.2023 tarih ... nolu 708.000,00-TL bedelli faturadan kaynaklı toplam 708.000,00-TL asıl alacak ve 397.251,00-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.105.251,00-TL alacağın tahsili için 09.10.2024 tarihinde başlatılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine borçlu vekili tarafından 23.10.2024 tarihli itiraz dilekçesi ile alacaklı olduğunu iddia eden tarafa bir borç bulunmadığından borca, faize ve tüm ferilerine itirazla takibin durdurulması talep edilmiş, itiraz üzerine İcra Müdürlüğünün 12.12.2024 tarihli kararı ile itirazın süresinde olduğu anlaşıldığından borçlu yönünden takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
5-Vergi Dairesi kayıtları
6-GİB Uygulama ve Veri Yönetimi Daire Başkanlığı yazı cevabı
Mahkememizce Gelir İdaresi Başkanlığına müzekkere yazılarak; dava ve takip konusu davacı tarafça davalıya düzenlenen ihtilaf konusu faturanın davalı yanca elektronik ortamda tebliğ alınması sonrasında davalı yanca faturaya e-fatura sistemi üzerinden bir cevap verilip verilmediği, itiraz edilip edilmediği ve davalının 8 günlük yasal süre içerisinde düzenlediği bir iade faturası bulunup bulunmadığı hususu sorulmuş, 17.12.2024 tarihinde verilen cevabi yazı ile sistemde yapılan sorgulamada konu e-Fatura ile ilgili olarak herhangi bir iptal/itiraz, kabul/red ve iade faturası talebinde bulunulmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, eser sözleşmesinden doğan iş bedeline dair fatura alacağının tahsili istemiyle İzmir... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, İzmir... İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyasında başlatılan eser sözleşmesine dayalı olarak düzenlenen faturaya ilişkin takip nedeniyle davalının borçlu olup olmadığı, borçlu ise miktarı, davalı tarafça ileri sürülen faturanın ticari defterlere kaydedilmiş olmasına rağmen fatura konusu edimin davacı yanca yerine getirilmediği savunmasının dinlenip dinlenemeyeceği, davada ispat yükünün kimin üzerinde olduğu noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davacı taraf, eser sözleşmesine dayalı olarak elektrik, sıhhi tesisat işleri ve işçilik imalatı bedeline ilişkin tanzim edilen 07.02.2023 tarihli ...00,00 TL bedelli fatura alacağının ödenmediğinden bahisle İzmir... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı sayılı dosyasında davalı aleyhine başlatılan takibe davalının vaki itirazının iptalini talep etmektedir.
Davalı tarafça, takibe itiraz dilekçesinde ve Mahkememize sunulan cevap dilekçesindeki beyanlarda, taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme bulunmadığı, davacı tarafça faturaya konu edilen hizmetin verilmediği, davacı alacaklıya bir borcun bulunmadığı, takibe konu faturanın müvekkil şirkete gönderildiği ancak muhasebe departmanının bilgisizliği, dikkatsizliği nedeniyle müvekkil şirket defterine işlendiği, muhasebe departmanının hatalı işlemi nedeniyle faturaya itiraz için belirlenen 8 günlük sürenin geçirildiği, bu hususun fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediği gibi faturanın kesinleşmesini de sağlamayacağını kabul manasına gelmemekle birlikte fatura konu işin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığı, işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının tespiti ile taraflar arasındaki alacak- borç miktarının belirlenmesi gerektiği savunulmuştur.
Kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı yok ise de davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkâr edildiği takdirde yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir. 6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Yazılı sözleşme olmasa da sözleşmenin varlığını ortaya koyan davalının veya onun adına hareket eden kişinin imzasını taşıyan teslim belgesi, irsaliyeli fatura, ile de sözleşme ilişkisinin ispatı mümkündür. Yazılı delil niteliğinde olmayan ancak kesin delil niteliğindeki ticari defterler, ikrar veya yemin delilleri ile de sözleşme ilişkisi ispatlanabilir.
Tüm bu delillerle de sözleşme ilişkisi ispatlanmış değilse HMK 200. maddedeki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Açık muvafakat olmazsa tanıkla sözleşme ilişkisi ispatlanamaz. Bunun da istisnası olan HMK 202. maddeye göre senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.
Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. HMK 222. maddeye göre ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Yemin delili 6100 sayılı HMK'nın 225 ve devamı maddelerde düzenlenmiştir. Yemin kesin delillerdendir. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Şu durumda kural olarak, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez.
Eldeki davada davacı yüklenici, yapılan iş karşılığı düzenlenen faturanın davalıya tebliğ ve teslim edildiğini, yasal 8 günlük süre içinde faturaya itiraz edilmediğini ya da iade edilmediğini, TTK'nın 21/2.maddesi gereğince fatura içeriğinin kesinleştiğini belirtmiş olup, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde;
Tarafların tacir ve yapılan işin ticari nitelikte olduğu sabit olup, tarafların ticari defterleri incelenmemiş ise de, davalı cevap dilekçesindeki beyanlarında faturanın ticari defterlere kaydedildiğini ikrar etmiştir. Bu durum karşısında davalının sözleşme ilişkisini kabul ettiğinin benimsenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Her ne kadar davalı cevap dilekçesinde muhasebe bölümünün bilgisizliği ve dikkatsizliği sebebiyle faturanın ticari defterlere kaydedildiğini beyan ederek faturanın sehven kaydediğine ilişkin tanık dinletme talebinde bulunmuş ise de bu talep Mahkememizce kabul görmemiştir. Şöyle ki, tacir olmanın bir sonucu olarak tacirler gerekli ticari defterleri tutmakla yükümlüdür (TTK m. 16/I; 64/I). Tacir, ticari işletmesinin ekonomik ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her iş yılı içinde elde edilen sonuçları belirlemek amacıyla defter tutmak zorundadır (TTK m.18/I, 64 vd.). Bu düzenleme ile ulusal ve uluslararası standartlar bakımından evrensel nitelik taşıyan, her tacirin ticari defter tutmak yükümlülüğüne ilişkin emredici bir kural konulmuştur. Defter tutma yükümlülüğü ve sorumluluğu gerçek kişi bizzat tacirin kendisine tacirin tüzel kişi olması halinde yöneticilere ve yönetim kuruluna aittir. Tacirin tüzel kişi olması halinde defterleri tutma sorumluluğu yöneticilere ve yönetim kuruluna aittir denilerek; yöneticiler ve yönetim kurulunun ilgili tüzel kişiye ilişkin özel hükümlere göre belirlendiği ve sorumluluğun da aynı hükümler çerçevesinde saptandığı kastedilmektedir. Defteri tutacak kişilerin gerekli bilgiye sahip uzman kişiler arasından seçilmesi zorunluluğu, yöneticiye ve yönetim organlarına yine bir sorumluluk halinde yüklenmiştir (İNANÇ, Mustafa (2011),Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda Ticari Defter Tutma, Envanter, Değerleme, Saklama ve İbraz Yükümlülüğü, Mali Çözüm, s. 105). Açıklanan bu hususlar karşısında ticari defter tutma yükümlülüğünün muhasebe departmanına değil yöneticilere ve yönetim kuruluna ait olduğu, buna aykırı olarak davalı tarafça ticari defteri tutmakla yükümlü kılınan kişilerin bilgisizliği ve deneyimsizliğine dayanılamayacağı değerlendirilmiştir.
Davalı, davacı-yüklenicinin edimi gereği gibi yerine getirmediği şeklinde somut bir vakıaya dayanmadığı gibi faturanın sehven kaydedildiği ve takip dosyası ile haberdar olunduğu beyan edildiğine göre, bu beyanlar kapsamında anılan fatura bedelinin ödenmediği de sabittir.
Her ne kadar davalı tanık deliline dayanmış ise de, faturaya süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle bedelin kesinleştiği, davalı vekilince takip ve dava konusu fatura teslim alındıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade edilmeyerek ticari defterlere kaydedildiğinin beyan edildiği görülmekle, ispat yükü yer değiştirdiğinden ve bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispat yükü davalı üzerinde olduğundan ve davacı vekili tarafından davalının tanık dinletme talebine muvafakat edilmediğinden ve davalı yan yemin deliline de dayanmadığından davacının sübut bulan davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. (Emsal olarak bkz. İzmir BAM 14 HD'nin 2017/1229 E. 2018/1289 K. Sayılı kararı)
Her ne kadar takip dosyasında davacı tarafından takip tarihine kadar işlemiş faizin tahsili de talep edilmiş ise de itirazın iptali talebine yalnızca asıl alacak miktarının konu edildiği beyan edildiğinden davanın takipteki asıl alacak miktarı üzerinden kabulüne ve takip konusu alacağın likit olduğu gözetilerek icra inkar tazminatına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KABULÜNE, davalının İzmir...cra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasındaki itirazının 708.000,00-TL lik asıl alacak kısmı yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına,
2-Hüküm olunan alacağın %20 si oranında (141.600,00-TL ) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 48.363,48-TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 6.564,62-TL peşin harç ile icra dosyasında alınan 5.526,25-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 36.272,61-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... başvuru nolu dosyası ile taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan ve sarf kararı düzenlendiğinde belirlenecek olan arabuluculuk ücretinin yargılama gideri olarak davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafça yapılan ve karşılanan 427,60-TL başvurma harcı ve 6.564,62-TL peşin harç, olmak üzere 6.992,22-TL ve 55,00-TL (tebligat+ posta masrafı) yargılama gideri olmak üzere toplam 7.047,22-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT gereğince hesap edilen 110.200,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde ayrıca karar yazılmaya gerek görülmeden artan gider avansının resen ilgilisine iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesince incelenmek üzere istinaf yolu açık olarak verilen karar açıkça okundu, ana çizgileriyle anlatıldı. 19/06/2025
Katip ...
E imza ¸
Hakim...
eimza