T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/959 Esas
KARAR NO: 2025/476
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/12/2024
KARAR TARİHİ: 21/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı aleyhine Torbalı İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve davalı/borçlu yanın süresinde yaptığı haksız itiraz ile takibin durmasına sebebiyet verdiğini, davalı tarafından yapılan itirazın haksız ve hukuki destekten yoksun olduğunu, tamamen takibin ve dolayısı ile alacağın tahsilini güçleştirmeye yönelik olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirkete ait mülkte kiracı olduğunu, iş bu kira sözleşmesinden kaynaklı olarak müvekkiline her ay düzenli bir şekilde elektrik, su faturaları ile birlikte çevre düzenlemesi ve site aidatı ödemesi gerektiğini, ancak davalının uzun bir süre ödemesi gereken bu fatura ve aidatları ödemediğini, daha sonra müvekkili firmanın muhasebe yetkilileri tarafından defalarca aranmasına rağmen davalınun bu borcunu ödememekte ısrarcı olduğundan takip başlatıldığını belirterek, haklı davanın kabulü ile davalının yapmış olduğu haksız itirazının iptaline, takibin devamına, haksız itiraz sebebi ile davalının % 20' den aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafça süresinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kira sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile Asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 4/1-a maddesinde ise "Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; "Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'una göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları....görürler" hükmüne yer verilmiştir.
Davanın kira sözleşmesinden kaynaklı, sözleşme süresince kiracının sorumluluğunda olan elektrik, su ve diğer aidat giderlerinin kiralayan tarafından ödendiği iddiası ile davacı kiralayan tarafından davalı kiracıya karşı açılan itirazın iptali davası olduğu, HMK'nın 4.maddesi uyarınca kira ilişkisinden doğan tüm davalarda görevli mahkemelerin sulh hukuk mahkemesi olduğu, iki taraf tacir olsa da HMK'daki göreve ilişkin özel düzenleme nedeniyle dava konusu uyuşmazlık yönünden görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmakla; davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2- Görevli Mahkemenin İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği karar istinaf edilmeksizin kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde; kararın istinaf incelemesi sonucu kesinleşmesi halinde ise Bölge Adliye Mahkemesi Kararının tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bu dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
5- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/05/2025
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.