T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/980 Esas
KARAR NO: 2025/535
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/12/2024
KARAR TARİHİ: 28/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilİ ile borçlu arasında imzalanan bayilik sözleşmesi gereğince kazı kazan ve sayısal oyunları nedeniyle müşterilere ödenen bedellerin davacı müvekkiline, davalı tarafından ödenmediğini, bunun üzerine müvekkili adına kazı kazan ve sayısal oyunları nedeniyle müşterilere ödenen bedellerin davalı tarafından davacı müvekkiline ödenmesi talebini içerir İzmir .... Noterliğinin 28/12/2023 Tarih ve ... Yevmiye Nolu İhtarnamesinin gönderildiği, ihtarnamenin davalıya tebliğ edilmesi ve verilen süre içerisinde ilgili bedelin ödenmemesi nedeniyle davacı müvekkili adına 16/04/2024 tarihinde karşı taraf-borçlu şirket aleyhine İzmir .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçlunun takibe usul ve yasaya aykırı olarak, alacaklı müvekkilinin alacağını geciktirmek amacıyla itiraz etmesi sonucunda takibin icra müdürlüğünce durdurulduğunu, zorunlu dava şartı arabuluculuk kapsamında arabuluculuk başvurusu yapılmış ise de anlaşma sağlanamadığını belirterek, davanın kabulüne, İzmir .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı icra takibine yönelik olarak davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, haksız ve kötüniyetli yapılan itiraz nedeniyle 2004 s. İİK'nın 67. Maddesi gereği, borçlu davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin de davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Şirket'in adresi İstanbul olduğundan İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, açılan davanın görev konusunda hatalı olarak açıldığını, bahse konu işlemin bir ticari iş olmayıp ilgili yargılamanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini, Milli Piyango İdaresi tarafından düzenlenen karşılığı nakit olmak üzere oynatılan şans oyunlarının lisans hakkı 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 82. maddesiyle yapılan değişiklikler neticesinde, 2017 yılında Türkiye Varlık Fonu'na 49 yıl süreyle devredildiğini, müvekkili Şirket ... Hizmetleri ve Şans Oyunları Yatırımları A.Ş. ile Türkiye Varlık Fonu arasında 320 sayılı Milli Piyango Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Kapsamındaki Şans Oyunlarının Düzenlenmesiyle İlgili Bazı İş ve Hizmetlerin Özel Hukuk Tüzel Kişilerine Özel Hukuk Sözleşmesiyle Yaptırılmasına İlişkin 29.08.2019 tarihinde sözleşme akdedildiğini, müvekkili şirketin Türkiye Varlık Fonu'nun onay verdiği şans oyunlarını düzenlemesine ilişkin iş ve hizmetleri yerine getirmek üzere yetkilendirildiğini, şans oyunlarının organizasyonu kapsamında masrafları Müvekkili Şirket'e ait olmak üzere bayilere biletler, şans oyunları terminalleri ve diğer teknolojik teçhizatlar, sart malzemeleri, tanıtım malzemeleri vs. Müvekkili Şirket tarafından bayilere temin edildiğini, müvekkili Şirket tarafından organize edilen şans oyunlarından kazanılan tüm gelirin Türkiye Varlık Fonu'na ait olduğunu, Türkiye Varlık Fonu da, verilen hizmet karşılığında müvekkili Şirket'e bayileri aracılığıyla bilet satışı yapılması neticesinde elde edilen hasılat üzerinden hesaplanan komisyon bedeli ödediğini, müvekkili Şirket ile davalı borçlu arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereği davalı borçlunun Müvekkili Şirket'in düzenlediği şans oyunlarının oynatılması faaliyetini yerine getirmekle sorumlu olup bunun karşılığında, Bayilik Sözleşmesi kapsamında bayi faaliyetleri çerçevesinde kendisi tarafından gerçekleştirilen şans oyunları satışı karşılığındaki hasılat üzerinden %4, iştirakçilere ödenen net ikramiye toplamı üzerinden %1 oranında komisyon aldığını, müvekkili Şirket'in bayiler ve davacı ile akdettiği sözleşme uyarınca, bayilerin yapacağı ödemelerin güvence altına alınması amacıyla bayilerden oyun teminatı alındığını, davacının altın olarak yatırmış olduğu oyun teminatının 17/11/2023 tarihinde davacıya iade edildiğini, davacının Müvekkili Şirket'ten talep edebileceği herhangi bir alacağının bulunmadığını belirterek, öncelikle davanın dava şartı noksanlığından usulden reddini, mahkemenin yetkisizliğine ve yetkili mahkemelerin İstanbul mahkemeleri olduğuna karar verilmesini, davanın görev konusunda hatalı açılması sebebiyle görevsizlik kararı verilmesini ve görevli olan asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, müvekkili Şirket hakkında açılmış bulunan haksız ve hukuka aykırı işbu itirazın iptali davasının esastan reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında düzenlenen Bayilik Sözleşmesi gereği ödenmeyen bedelin tahsili amacıyla davalı borçlu aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali davasıdır.
Dava konusu İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının davacı, borçlusunun davalı olduğu, asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 33.152,33 TL açık hesaptan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığı, ödeme emrine borçlu tarafından süresinde takibe, borca ve fer'ilerine itiraz edildiği, takibin durmasına karar verildiği ve süresinde itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile birlikte süresinde yetki itirazında bulunmuştur.
Davalı hakkında yapılan tacir araştırmasında Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabına göre davalının bilanço esasına göre defter tuttuğu, buna göre tacir olduğu, iki tarafın da tacir olduğu anlaşılmıştır.
Yetki sözleşmesini düzenleyen 6100 Sayılı HMK'nın 17. Maddesinde "tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" düzenlemesine yer verilmiştir.
"HMK 17/2. Maddesi uyarınca, “Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır”. Bu hükme göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa, dava sadece yetki sözleşmesinde kararlaştırılmış olan mahkemede açılabilir. Diğer bir deyişle, aksi belirtilmediği sürece, HMK, yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin münhasır yetkili mahkeme olacağını kabul etmiştir. Bu şekilde yapılmış olan yetki sözleşmesinin, münhasır yetkili olacağı, madde gerekçesinde de açıkça belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, taraflar, salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırmış olmaktadırlar. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar. Buna göre, münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır." (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Esas No: 2018/3072, Karar No: 2019/8546)
Her ne kadar davacı tarafça mahkememize dava açılmış ise de; her iki tarafın tacir olduğu, taraflar arasında 03.06.2021 tarihli Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 16.5. Maddesinde; "Taraflar, Sözleşme'nin akdi ve uygulanınasından doğabilecek olan her türlü uyuşmazlığın çözümlenmesinde İstanbul Merkez (Çağlayan) Mahkemeleri ve İcra Daireleri'nin kesin yetkili olacağını kabul etmektedir." hükmünün yer aldığı, tarafların tacir olması nedeniyle yetki sözleşmesinin taraflar yönünden bağlayıcı olduğu, cevap dilekçesinde usulüne uygun yetki itirazında bulunduğu anlaşıldığından, yetki itirazının kabulü ile yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla, Mahkememizin yetkisizliğine ve Yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın YETKİSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ç ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2- Yetkili Mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna,
3- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği karar istinaf edilmeksizin kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde; kararın istinaf incelemesi sonucu kesinleşmesi halinde ise Bölge Adliye Mahkemesi Kararının tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bu dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
5-Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
28/05/2025
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.