T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/299 Esas
KARAR NO: 2025/392
DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/04/2025
KARAR TARİHİ: 28/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... arasında 16.09.2024 tarihine kadar süregelen hizmet sözleşmesinin mevcut olduğunu, İş bu sözleşme gereği müvekkiline ait kiralık araçların oto yıkamasını davalı ...'a ait şahıs şirketinin üstlendiğini, müvekkiline ait ... plakalı aracın müvekkiline ait aracı kiralayan davadışı kiracı tarafından16.09.2024 tarihinde davalı ...'a ait oto yıkamacıya temizlenmesi için bırakıldığını, davalı ...'ın ise müvekkiline ait aracı kullanma yetkisi olmadan müvekkiline ait araç ile trafiğe çıkarak 16.09.2024 tarihinde %100 kusurlu olarak trafik kazasına karıştığını, bu kaza neticesinde müvekkiline ait araçta hasar meydana geldiğini, müvekkilinin hasar bedeli, değer kaybı ve iş durması zararına uğradığını, davalı ...'ın, müvekkili ile aralarındaki hizmet sözleşmesine aykırı olarak üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini, ekspertiz raporuna göre müvekkiline ait araçta 16.09.2024 tarihli kaza nedeniyle 124.060,96 TL hasar meydana geldiğini, kaza sonrasında müvekkilinin aracında birçok parçanın değiştirilmesi, onarılması ve boyanması gerektiğini, müvekkilinin aracında meydana gelen bu büyük hasarın Tramer kayıtlarına işleneceğinden kazadan önceki haline göre çok daha düşük bedelle satılmasına sebep olacağını, ekspertiz raporuna göre müvekkiline ait araçta 16.09.2024 tarihli kaza nedeniyle 100.000,00-TL değer kaybı meydana geldiğini, yargılama konusu kaza sonrasında müvekkiline ait aracın onarımda kaldığı süre boyunca müvekkilinin aracını kiraya veremediğini ve gelir elde edemediğini, Yargıtay içtihatları gereğince müvekkiline ait aracın onarımda kaldığı süreçte günlük kira bedeli üzerinden zararlarının tespit edilerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiğini, dava açılmadan önce dava şartı zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de anlaşma sağlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin tüm talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkiline ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar bedeli zararına binaen şimdilik 100,00-TL'nin, değer kaybı bedeli zararına binaen şimdilik 100,00-TL'nin, iş durması zararına binaen şimdilik 100,00-TL araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin aracında meydana gelen zararın tespiti için için karşılanan 2.700,00-TL ekspertiz ücretinin yargılama öncesi zorunlu olarak tespit amaçlı yapıldığından yargılama gideri olarak karara derç edilmesine ve diğer yargılama giderleri ve ücreti vekâletin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava tazminat davasıdır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile Asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Mahkemenin görevi dava şartlarından olup göreve ilişkin dava şartı olup olmadığı mahkemece resen her aşamada dikkate alınması gerekir.
Tacir'in tanımının yapıldığı 6102 sayılı TTK md.12'ye göre, "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." Esnaf'ın tanımının yapıldığı TTK m.15'e göre, "(1) İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır."
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3/1-a maddesinde, ''Esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri'' olarak ifade edilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 11/2 hükmü ''Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'' şeklindedir.
21/07/2007 tarih 26589 sayılı R.G nin 2007/12362 sayılı Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı :
'' a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri,
Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,
b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri, ''şeklindedir.
Mahkememizce davalılar hakkında tacir araştırması yapılmış olup, davalıların ticaret siciline kayıtlı olmadığı, davacı ile davalı ... arasında düzenlenen dava konusu hizmet sözleşmesinin düzenlendiği tarihin 2024 yılına ait olması nedeniyle 2024 yılına ilişkin davalıların bilanço esasına tabi olup olmadığı ve işletme esasına tabi ise yıllık alım ve satım tutarları ile gayri safi hasılatın gönderilmesinin ilgili vergi dairelerinden istenildiği, vergi dairesi kayıtlarından davalı ...'ın işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, 2007 tarihli Bakanlar Kurulu kararı gereğince 2024 yılı itibari ile kazanca göre tacir sayılabilmek için yıllık satış tutarının 2.800.000,00 TL'nin yarısı olan 1.400.000,00 TL alış tutarının 2.000.000,00 TL'nin yarısı olan 1.000.000,00 TL ve üzeri yıllık gayri safi gelirinin ise 990.000,00 TL'nin üzerinde olması gerektiği, davalı ...'ın 2024 yılına ilişkin vergi kayıtlarının incelenmesinde; yıllık alım, satım ve gayri safi hasılatının bu tutarları aşmadığı, 2007 tarihli Bakanlar Kurulu kararı dikkate alındığında davalının VUK md. 177 gereği esnaf sayılma parasal hadlerini aşmadığı ve bu doğrultuda esnaf sayılması gerektiği, diğer davalı ...'ın veri dairesi kayıtlarında potansiyel mükellef olarak kayıtlı olduğu, defter kaydının bulunmadığı, ilgili vergi daireleri kayıtlarına göre davalıların tacir olmadığı, bu nedenle davanın nispi ticari dava olmadığı, davanın hizmet sözleşmesinden kaynaklı tazminat alacağı olduğu, bu nedenle mutlak ticari dava da olmadığı, bu nedenlerle davanın ticari dava olarak nitelendirilemeyeceğinden 6100 Sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca açılan davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmakla davanın usulden reddine ve mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Görevli Mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4- 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği karar istinaf edilmeksizin kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde; kararın istinaf incelemesi sonucu kesinleşmesi halinde ise Bölge Adliye Mahkemesi Kararının tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bu dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
5- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
Dair tarafların yokluğunda karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.