T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/378 Esas
KARAR NO: 2025/553
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 30/04/2025
KARAR TARİHİ: 04/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili...Dijital Baskı Reklam Kırtasiye Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ye ait ... plakalı aracın, 09.07.2024 tarihinde davalı ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile karıştığı trafik kazasında ciddi şekilde hasar gördüğünü, kazaya ilişkin düzenlenen trafik kaza tespit tutanağı ile davalının tamamen kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaza neticesinde müvekkiline ait araçta önemli ölçüde maddi zarar oluştuğunu, bağımsız ekspertiz raporları ile araçta meydana gelen değer kaybının 147.000 TL, toplam hasar bedelinin ise 230.135,86 TL olarak belirlendiğini, müvekkili şirket tarafından oluşan zararın karşılanması amacıyla öncelikle davalının trafik sigortacısı olan sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, sigorta şirketi tarafından 28.10.2024 tarihli yazı ile poliçedeki teminat limitinin 200.000 TL olduğunu ve talep edilen tutarın bu sınırı aştığı için herhangi bir ödeme yapılmayacağını bildirdiğini, uğranılan toplam zarar sigorta kapsamında tam olarak karşılanmadığından doğrudan zarar sorumlusu olan davalı aleyhine İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlatıldığını, davalı tarafından ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde borca, faize ve ferilerine itiraz edildiğinden takibin durmasına karar verildiğini belirterek, davalının İzmir ... İcra Müdürlüğü... Esas sayılı dosyasındaki itirazının iptaline, icra takibinin devamına, davalı aleyhine en az %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, genel yetkili olan asliye hukuk mahkemesinde açılması gerektiğini, mahkemece aksi kanaatte olunur ise, asliye ticaret mahkemesinde açılacak davalar için dava açma şartı olan arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, taraflara ait araçlar arasındaki kazanın 19.07.2024 tarihinde gerçekleştiğini, müvekkiline atfedilen kusur bilirkişi incelemesi ve keşif yapılmadan yalnızca kaza fotoğrafları doğrultusunda tarafların sigorta şirketleri arasından yapılan mutabakat sonucu belirlendiğini ve haksız olduğunu, kaza sırasında müvekkilinin eşinin yaralandığını, yaralanmadan ötürü olay yerine ambulans ve polis ekipleri geldiği esnada müvekkilinin yaşadığı kazanın şoku ve etkisiyle, aynı zamanda eşi yaralandığı için onunla ilgilendiğinden o esnada karşı taraf kaza tespit tutanağında sanki müvekkilinin davacının aracına %100 kusurlu şekilde çarpmış gibi beyanda bulunduğunu, davacının aracında iddia ettiği kadar hasar olmadığını ve aracın değişmeyen parçalarının da değişti gibi gösterildiğini, davacının dava dilekçesinde eksper raporu ile aracında meydana gelen değer kaybının 147.000,00-TL hesaplandığını beyan edip dava konusu icra takibinde müvekkiline karşı 220.714,96-TL üzerinden değer kaybı tazminatı talep ettiğini, açılan icra takibi ile dava dilekçesinde bulunulan beyan arasında çelişki olduğunu belirterek, davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine, kötü niyetli davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan bakiye değer kaybı bedelinin tahsiline ilişkin başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali istemine ilişkin davadır.
Dava dilekçesi ile davacıya ait... plakalı araçta 09.07.2024 tarihindeki trafik kazasında oluşan değer kaybı nedeniyle dava dışı davalı araç sigortacısı tarafından ZMMS poliçesi kapsamında ödenen değer kaybı bedelinin zararı karşılamadığı, bakiye değer kaybı bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine davalı araç maliki tarafından yapılan itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile Asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Mahkemenin görevi dava şartlarından olup göreve ilişkin dava şartı olup olmadığı mahkemece resen her aşamada dikkate alınması gerekir.
Tacir'in tanımının yapıldığı 6102 sayılı TTK md.12'ye göre, "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur."
Esnaf'ın tanımının yapıldığı TTK m.15'e göre, "(1) İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır."
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3/1-a maddesinde, ''Esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri'' olarak ifade edilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 11/2 hükmü ''Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'' şeklindedir.
21/07/2007 tarih 26589 sayılı R.G nin 2007/12362 sayılı Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı :
'' a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri,
Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,
b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri, ''şeklindedir.
Somut olayda, davanın trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan bakiye değer kaybı bedelinin davalı araç malikinden tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu, davalıya ait aracın tescil belgesi ve ruhsat belgesine göre kullanım amacının hususi olduğu, davalı hakkında yapılan tacir araştırması sonucu ticaret sicil müdürlüğü tarafından gönderilen yazı cevabında davalının ticaret siciline kayıtlı olmadığının bildirildiği, vergi dairesi müdürlüğü tarafından gönderilen yazı cevabında davalının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, 2007 tarihli Bakanlar Kurulu kararı gereğince 2024 yılı itibari ile kazanca göre tacir sayılabilmek için yıllık satış tutarının 2.800.000,00 TL'nin yarısı olan 1.400.000,00 TL alış tutarının 2.000.000,00 TL'nin yarısı olan 1.000.000,00 TL ve üzeri yıllık gayri safi gelirinin ise 990.000,00 TL'nin üzerinde olması gerektiği, davalının 2024 yılına ilişkin vergi kayıtlarının incelenmesinde; yıllık alım, satım ve gayri safi hasılatının bu tutarları aşmadığı, 2007 tarihli Bakanlar Kurulu kararı dikkate alındığında davalının VUK md. 177 gereği esnaf sayılma parasal hadlerini aşmadığı ve bu doğrultuda esnaf sayılması gerektiği, davanın trafik kazasından kaynaklı haksız fiile dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu, davalıya ait aracın kullanım amacının hususi olduğu, bu nedenle uyuşmazlıkta ticaret mahkemesinin görevli olmadığı, görevli mahkemenin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2- Görevli Mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği karar istinaf edilmeksizin kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde; kararın istinaf incelemesi sonucu kesinleşmesi halinde ise Bölge Adliye Mahkemesi Kararının tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bu dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
5- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.