T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/515
KARAR NO: 2025/639
DAVA: Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 10/06/2025
KARAR TARİHİ: 30/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının incelenmesi neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in... plakalı ...marka... 1.5 DCI Tekna... model aracı için ile...igorta A.Ş.'ye kasko yaptırmıştır. Söz konusu sigorta şirketinin 2023 yılının sonunda tasfiye sürecine girmesi sebebiyle 09/12/2024 tarihli zeyilname düzenlenmiştir. İşbu poliçe gereğince müvekkilimin 6.073,74 TL tutarında prim ödemesi bulunduğunu, davacının ödemiş olduğu primlerinin kendisine iadesi amacıyla sigorta şirketiyle iletişime geçmiş olmasına karşın sigorta şirketinden geri dönüş alamadığını belirterek davanın kabulüne, ... Sigorta A.Ş.'ye ödemiş oldukları 6.073,74 TL primin işleyecek kanuni faiziyle birlikte iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne, Aliağa Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkerelere cevap verildiği görülmüştür.
Mahkemelerin görevi, dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gereken bir husustur ve 6100 sayılı HMK’nın 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin kanunla belirleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olduğu belirtilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde Kanun'un kapsam ''Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.'' şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un ''Tanımlar'' başlıklı 3. maddesinin (1) nolu bendinde ise tüketici işlemi, ''Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.'' biçiminde tanımlanmıştır.
Aynı Kanun'un 73. maddesinde ise tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesinin görevli olduğu hüküm altına alınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tükecinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar göz önüne alındığında her ne kadar davalı yan yönünden sigorta şirketinin tasfiyesine yönelik husus belirtilmekle birlikte davalı yanın temsil hak ve yetkisine sahip olup olmadığı bu nedenle somut olayda gerek davalı ehliyetinin gerekse taraf sıfatını olup olmadığının öncelikli araştırılması yapılmadan evvel görev yönünden dosyanın değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmakla bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde kasko poliçesinin iptal edildiği belirtildiğinden aracın hususi vasıfta olduğunun belirtildiği, davacı yan yönünden yazılan müzekkere cevabi yazılarına göre tacir olmadığı anlaşılmakla olayda mutlak yada nispi ticari dava olmadığı, akdi ilişki sebebi ile iş bu dava açıldığından taraflar arası uyuşmazlığın Tüketici mahkemeleri nezdinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği kanaatine varılarak açılı davanın görevsizlik nedeni ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1- Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3- 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bi dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
4- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
5- Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/06/2025
Katip ...
E imza
Hakim ...
eimza