T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2008/775
KARAR NO: 2024/17
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 19/11/2001
BİRLEŞEN İZMİR 8. ATM 2012/20 ESAS 2013/189 KARAR SAYILI DAVADA;
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 22/04/2005
KARAR TARİHİ: 09/01/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVADA DAVA DİLEKÇESİ : Davacı taraf 19.10.2001 harç tarihli dava dilekçesinde, davalılar ... ve ...'ın Tam çeki firması ortağı olduğunu ve ... tartı firmasına da ortak olduklarını, daha sonra ... ve ...'ın ... tartı firmasındaki hisselerini ...'a sattıklarını, ...'ın bugüne kadar 50.000,00.-t1. ödediğini fakat, dava konusu çeklerin tarihleri gelmediği için ödenmediğini, ... tarım firmasının kantarının arızalandığını bildirmesi üzerine kayıtlara bakıldığında bu firmaya satış yapılmadığının tespit edildiğini, bu kantarın Tamçeki firmasının sattığı kantar olması ve ... ile tartı indikatörünün...firmasının malından takıldığının anlaşıldığını, Ayni durumun... fabrikasında da yaşandığını, İzmir .... Noterliği'nin ... yevmiyesi ile 11.09.2001 tarihinde yapılan tespitte bu cihazlara ait gümrük beyannamelerinin seri numaralarının...firmasına ait olduğunun anlaşıldığı, derinleştirilen araştırma sonunda bir çok firmanın tartılarına davacı firmaya ait kaçırılan ... / tartı indikatörü / bilgisayar / yazıcı vb. malların takıldığının gi ü, kaçırılan malların Gümrük beyannamesine göre toplam bedelinin 15.576.-EURO olduğunu, bu mallar ile ilgili olarak ayrıca servis hizmeti verilmek zorunda kalındığını, davalılardan 15.576.-EURO mal bedelinin yıllık %10 faizi, 30.000,00.-tl. kar mahrumiyeti-7.000,00.-t1. servis bedeli olmak üzere toplam 37.000,00.-TL'nin reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
ASIL DAVADA CEVAP DİLEKÇESİ : Davalı yan 09.11.2001 havale tarihli yanıt dilekçesinde özetle; davalılar ... ve ...'ın 40 yıldan bu yana Tamçeki firmasının ortağı olduklarını, bu kişilerin Tartan firmasının ortağı ... ile...sistemleri ve kalibrasyon servis san. Ve tic. İtd. şti. ünvanı ile yeni bir şirket kurduklarını, tamçeki firmasının yüksek çekerli baskül imali / satışı/ servisi/ve kalibrasyon işlerini yeni kurulan şirket bünyesinde, diğer işleri Tam Çeki bünyesinde yürüttüğünü, ortaklığın 12/06/2001 tarihine kadar devam ettiğini bu tarihte yapılan bir protokol ile ortaklıklarını sona erdirdiklerini, Batı Anadolu firmasının kantarına takılan ... cihazının gümrük beyannamesinin Tam çeki firmasına ait olduğunun yargılama aşamasında kanıtlanacağını, ... Tarım firmasına takılan tartının Tam çeki tarafından yapılıp servisinin...tarafından yerine getirildiği, ortaklığın sona ermesinden sonra ...'ın sözleşmeye aykırı olarak basküle müdahale ettiğini, diğer firmalara ilişkin iddiaların da yerinde olmadığını, davalıların 12.06.2001 tarihli protokolde yazılı mal dışında mal almadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN İZMİR... ATM ... ESAS ... KARAR SAYILI DAVADA
BİRLEŞEN DAVADA DAVA DİLEKÇESİ; Davacı vekilinin 22/04/2005 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 02/09/1999 yılında tartı aleti imalatı ve servisi işlerini yürütmek amacıyla davalıların adresinde kurulduğunu ve davalıların bu şirkete kurucu ortak olduklarını daha sonra davalıların 12/06/2001 tarihli protokol şartları ile ortaklıktan ayrıldıklarını, davalılardan ...nin davacı şirketten önce kurulduğunu, diğer davalıların ise davacı şirketin kuruluşu sırasında ve o günden bu güne ...nin kurucu ortaklarından olduğunu, davalıların şirket ana sözleşmesine, anlaşmalara ve kanun hükümlerine aykırı davranışlarda bulunarak şirket zarara uğrattıklarını, şirketin tüm mal varlığını kaybettiğini, bu şekilde davacı şirketin ticari itibarının kalmadığını, davacı şirketin geriye dönük imalatları ile ilgili servis işlerini dahi yapamayarak bu defa da piyasadaki itibarının tamamen yok olduğunu, bu servis işlerinin %90'ını davalıların sahibi olduğu ...dolayısıyla diğer davalıların yaptıklarını, bu zararların ortaklık sonrası ortaya çıktığını ve böylece haketmedikleri ortaklık payı almış olduklarını, davacı şirketin imalat yapabilmesi için sahip oldukları belgelerin de iptali davalıların gerçekleştirdiği şikayetlerle vuku bulduğunu beyanla davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL'nin şirketin konusuna giren faaliyetlerde bulunmasının hukuken imkansızlaştığı tarihten itibaren ticari temerrüt faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, masraf ve vekalet ücretinin davalılar yedinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA CEVAP DİLEKÇESİ ; davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; gerek ortaklık döneminde, gerekse 12/06/2001 tarihli protokol gereğince ortaklıktan ayrılma ile başlayan ve devam edegelen dönemde, davacı şirketin temsil yetkisinin gerek hukuken ve gerekse fiilen işin başında bulunan kişi konumunda bulunan davalılar dışındaki ortağın ...'da olduğunu, adı geçen imza ve tek başına şirketi temsil yetkisi bulunan ...'ın şirket hesaplarında, bankada bulunan mevduatlarda tamamıyla kendi ve temsilcisi bulunduğu şirketlerin menfaatleri doğrultusunda haksız tasarruflarda bulunması, yetkisini aşarak bu mevduatları diğer şirket ortaklarının bilgisi dışında kullanması ve diğer keyfi ve usulsüz davranışlarının öğrenilmesi neticesinde, davalılardan ... ve ...,...Sistemleri Ltd. Şti.'ndeki ortaklıktan ayrıldığını ve daha öncesinden itibaren var olan ve faaliyetini devam ettiren ... Sistemleri A.Ş.'de ki işlerinde devam ettiğini, davalıların ortaklıktan ayrıldıktan sonra davacı şirketin yetkilisi olan ve halen de bu sıfatını devam ettiren ...'ın 12/06/2001 tarihli protokolde, yasaya ve dürüstlük kurallarına aykırı hareket ederek gerek davalıların şahsında, gerekse ortağı bulundukları ... Sistemleri Snb ve Tic. A.Ş ünvanı altındaki hükmi şahsiyeti haciz firmalarının maddi ve manevi menfaatlerine zarar verecek, itibarlarını sarsacak biçimde haksız şikayet ve iddialarda bulunarak olumsuz bir imaj yaratmaya çalıştığını, haksız karalama kampanyaları başlattığını, davacı tarafın, imalat için gerekli belgelerinin iptal edildiğini, şirket faaliyetlerini durdurulduğunu, bu nedenle idare aleyhine davalar açarak bu davalarla uğraşmaya başladığını, imalat yapamadığından zarar etmeye başladığını, ürünlerinin toplatılması sebebi ile piyasadaki ticari itibarını yitirdiklerini iddia etmekte ve buna da davalı olarak gösterilen şirket ve şirket ortaklarının şikayetinin neden olduğunu belirttiğini, davalıların gerek davacı şirket, gerekse temsilcisi olan ... aleyhinde yasaya, sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı haksız ve çıkar amaçlı hiçbir şikayette davacı tarafın yaptığı gibi haksız hiçbir karalamada da bulunmadıklarını, bu itibarla davacı şirketin faaliyetlerinin ve hukuka aykırı yanlış uygulamalarının sorumlusunun da şirketle hiçbir bağı kalmayan davalıların değil davacı şirket yönetimi olduğunu, işbu nedenlerle yapılacak yargılama sonucunda anlaşılacağı üzere haklı, samimi ve yasal dayanağı bulunmaya davanın, husumet ve diğer itirazlarla birlikte gerek usul bakımından ve gerekse esas bakımından reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR: -23/01/2012 tarihli bilirkişi raporunda özetle; *Davacının davalı ... firmasından Batı Anadolu firmasının Bornova şantiyesindeki kantara takılan 1 adet... indikatör ve Uzundere şantiyesine takılan 1 adet ... indikatörün bedelleri nedeni ile alacaklı olabileceği fakat, bu malzemelere ait fiyatlandırma olmadığından hesaplama yapılamadığı. Davacının davalılardan başkaca bir alacak hakkının olmadığı, kanaatine varılmıştır.
21/06/2006 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalıların bir takım fiilleri işlediği yönünde bilgi mevcut ise de, bk. m. 42 gereği, davacının, zararının varlığını ispat edemediği sonucu doğmaktadır. Bu durumda davacının davasının reddi gerekmektedir. davalılar vekili, icra inkar tazminatı talep etmişse de menfi tespit davasında icra inkar tazminatının. Söz konusu olabilmesi için gereken koşulların (iik. m.72/f.4) oluşmadığı, somut olayda icra takibi olmadığı gibi mahkemece “icra takibinin durdurulması” yönünde ihtiyati tedbir kararı alınmış ve bunun uygulatılmış olması yüzünden alacağın elde edilememesi koşulu gerçekleşmediği için, davalıların icra inkar tazminatı talebinin de reddi gerekmektedir.
17/07/2013 tarihli bilirkişi raporunda özetle; - Davalının, 09.09.2009 tarihi itibariyle, davacıdan 9.608,40 TL KDV. si alacağı bulunduğunu, Davalı 31.12.2009 günü davacıdan 63.088,40 TL tahsil ettiğimden, tahsil edilen paranın 9.608,40 TL. sı KDV olduğundan, davacının 31.12.2009 tarihi itibariyle borcunun kalmadığını, Davalının, davacıdan olan 9.608,40 TL tutarındaki alacağının, takip tarihinden tahsil tarihi olan 31.12.2009 tarihine kadar hesapladığımız işlemiş faiz tutarının 565,18 TL olduğu kanaatine varılmıştır.
-Ticaret Bakanlığı İzmir Gümrük Müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verilmiştir.
-İzmir Liman işletme Müdürlüğü Operasyon Müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verilmiştir.
-İzmir Valiliği Ticaret İl Müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verilmiştir
GEREKÇE :
Asıl dava; 12/06/2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile verilen 25/10/2001 tarihli, 20.000.000.000,00 TL, 25/01/2001 tarihli 10.000.000.000,00 TL bedelli ... Bankası ... Şubesi,...Sistemleri Ltd. Şti.'ye ait çeklerin iptaline, bu çeklerden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine; 15.576,00 EURO ile 30.000.000,00 TL kar mahrumiyeti, 7.000.000.000,00 TL servis bedeli olmak üzere 37.000.000.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle davalılardan tahsiline, Birleşen İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında dava; şimdilik 10.000,00 YTL'nin şirketin yetki konusuna giren faaliyetlerde bulunmasının hukuken imkansızlaştığı tarihten itibaren meydana gelen zararın davalılardan tahsili istemiyle aynı davacı tarafından, aynı davalılara karşı ikame edilmiştir.
Birleşen İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas, ... Karar sayılı dosyası ... Esas sırasına kayıtlı iken dosyanın işlemden kaldırılmasından sonra yenileme tensip zaptının düzenlenmesi ile Dosyanın İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde yeni esasa kayıt yapıldığından ... Esas sırasına kaydının yapıldığı ve ... Esas kaydı üzerinden ilgili dosyanın dosyamız ile birleşmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin ... esas ve ... karar sayılı dosyasında verilen karar, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 10/07/2008 tarih ve ... esas ve ... karar sayılı ilamı ile "Davacılar vekili, davalı gerçek kişiler ile davacı gerçek kişinin diğer davacı...Ltd. Şti.'ne ortak oldukları dönemde, davalı gerçek kişilerin, davacı şirketlere ait bir kısım malları davalı şirket adına satmış gibi gösterdiklerini ve bu malların satışından sonra servis hizmeti verdiklerini, bu şekilde davalıların davacılara zarar verdiğini iddia ederek, bu zararın tazminini istemiş, ayrıca davalı gerçek kişilerin...Ltd. Şti.'ndeki hisselerini davacı gerçek kişilere devretmiş olup, karşılığında verilen çeklerden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Ancak mahkemece taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin sona ermesinden sonra aynı iş kolunda faaliyette bulunmaları iddiasına dayalı olarak iş bu davanın açıldığı şeklindeki düşünce ile davanın reddine karar verilmiş olup, tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmemiştir. Mahkemece tarafların iddia ve savunmalarının tümü gözetilerek sundukları deliller değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozularak, yukarıda belirtilen esasına kaydı yapılarak yargılama devam olunmuştur.
Yargıtay Bozma ilamı doğrultusunda bozma öncesinde rapor tanzim eden bilirkişi heyetinden rapor aldırıldıktan sonra asıl dava ile ilgili olarak davalı tarafından kaçırıldığı iddia edilen malların listesini ayrıca özelliklerini bildirmesi ve kaçırılma olgusunu delil listesindeki hangi deliliyle ispatlamaya çalıştığını, davaya konu davacının servis hizmetleri ile ilgili talep ve iddiasını, davacının iddia ettiği kardan yoksun kalma talebini delil listesindeki hangi delili ile açıklaması açıklaması için 15 gün süre verildiği, sonraki celsede de kesin süre verildiği; incelemeye esas olarak tarafların ticari defter kayıtları ve davacı tarafın Mahkememiz dosyası ile Birleşen İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasındaki talepleri açısında da birleşen dosyada bildirilen delillerin toplanması gerektiğinden davacı vekiline bu konuda birden fazla süre ve hatta kesin süre verildiği, davacının ticari defter ve kayıtlarını dosyaya sunamadığı, ilgili kayıtların Vergi Dairesinden de temin edilerek dosya arasına aldırıldığı ayrıca davacı vekilinin delil listesinde bildirdiği delillerin toplanması için gerekli yazışmalar yapılmış olup müzekkerelerin eksik adres ve bilgi nedeniyle işlemsiz iade edildiği, bazı kayıtlara da ulaşılamadığının bildirildiği, Davacılar vekilinin 12/01/2022 tarihli dilekçesi doğrultusunda yazılan müzekkere cevaplarına göre söz konusu evrakların imha edildiğinin bildirildiği, gelen yazı ve evraklardan sonra Mahkememizce 17/05/2022 tarihli celsede dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii konusunda ara karar kurulduğu ancak davacı vekili tarafından bilirkişi masrafının da dosyaya yatırılmadığı anlaşılmıştır.
HMK 190. maddesi ""İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir.( Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir.( M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır.(Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.(Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Davacının asıl ve birleşen dava açısından taleplerinin incelenebilmesi için davacının dava dilekçesi ve delil listesinde bildirdiği delillerin bir kısmının imha edilmesi, bir kısmının ise davacı tarafından temin edilememesi nedeniyle ayrıca davacı tarafın yine delil listesinde bildirdiği ticari defter ve kayıtların da dosyaya sunulamaması nedeniyle davacının asıl ve birleşen dava açısından taleplerinin haklılığını ispat edemediği, her iki davanın niteliği dikkate alındığında da ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğu anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-ASIL VE BİRLEŞEN DAVANIN REDDİNE
2-Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu harcın peşin olarak alınan 500,00 TL harçtan düşülmesi ile kalan 72,40 TL harcın karar kesinleştiğinde isteği halinde davacı tarafa iadesine,
3-Birleşen dava yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan peşin olarak alınan 135,00 TL harcın düşülmesi ile kalan 292,60 TL harcın birleşen davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Asıl davada ve birleşen davada davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına,
5-Asıl davada karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalılara eşit bir şekilde verilmesine,
6-Birleşen davada karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalılara eşit bir şekilde verilmesine,
7-Asıl davada ve birleşen davada davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 günlük kesin süresi içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.09/01/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır