T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2014/767
KARAR NO : 2025/507
DAVA : Tapu İptali ve Tescil, Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 15/09/2014
KARAR TARİHİ: 30/05/2025
Mahkememizde görülen davanın ve birleşen davaların yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesi ile özetle; davalı arsa sahipleri, ... ve ... ile davalılardan ... arasında İzmir 18. Noterliği’nde 11/10/2001 tarihli 25431 yevmiye numaralı düzenleme suretiyle kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalandığını, davalı yüklenici ... tarafından sözleşme hükümlerinin yerine getirilmemesi üzerine tarafların anlaşmaları ile sözleşmenin İzmir 18. Noterliği’nin 08/04/2004 tarihli ve 9601 yevmiye numaralı fesihnamesi ile feshedildiğini; aynı tarihte İzmir 18 Noterliği’nde 08/04/2004 tarihli ve 9602 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşmeyi davalılar ... ve ... “arsa sahibi” olarak, müvekkili ile diğer davalılar ... ve ...ise “yüklenici” olarak oluşturdukları “adi şirket” adına imzaladıklarını, bu sözleşme ile arsa sahiplerine ait taşınmazlar üzerine daha önce onaylanmış ve uygulamaya başlanmış olan plan ve projeye uygun olarak A, B ve C Blok olmak üzere 3 bloktan oluşan toplam 40 dairelik inşaat yapılacağını, C Blokta bulunan 16 adet dairenin tamamı ile B Bloktaki dairelerden 5, 6 ve 7 numaralı daireler olmak üzere toplam 19 adet dairenin arsa sahiplerine; A Blokta bulunan dairelerin tamamı olan 16 adet daire ile B Bloktaki 1, 2, 3, 4, ve 8. kattaki dairelerin (toplam 21 daire) yüklenici ortaklığa bırakıldığını; ortaklardan ...’ın hissesinin % 33, ... hissesinin % 12 ve müvekkilinin hissesinin % 55 olduğunu, adi ortaklığı temsil konusunda özel bir hüküm ve yetkinin bulunmadığını ve her üç ortağın birlikte kararı ile yürütülmekte olduğunu, sözleşmenin imzalanmasından sonra inşaata harcamak amacıyla ve arsa sahiplerinin muvafakati ve verdikleri vekalet ile ortaklardan... 6 daire, ...’ın 4 daire ve müvekkilinin ise 6 daire sattığını, bu daire bedellerinin inşaat dışı işlere harcandığını, müvekkilinin piyasaya borçlandığını ve inşaatı süresinde tamamlayamadığını % 96 seviyesinde kaldığını, müvekkilinin iyi niyetli çağrılarına olumsuz cevap veren ve inşaatı terk eden diğer ortakların tutumu sonucunda davalı arsa sahipleri tarafından İzmir 7. Noterliği’nin 11/07/2006 tarihli ve 13208 yevmiye numaralı ihtarı ile “inşaatlara başlanması ve 1 ay içinde tamamlanması” hususunun ihtar edildiğini, müvekkilinin İzmir 20. Noterliği’nin 18/07/2006 tarihli ve 18924 sayılı ihtarı ile cevap verdiğini ve ortaklığa ait binalardan yeter miktarda satılarak tüm harcamaların yapılması konusunda yardımcı olunmasını istediğini ancak buna dönüş alınmadığını, bu nedenle inşaatların tamamlanamadığını, şirketin de ortakların kusuru nedeniyle çalışamaz hale geldiğini, ortaklığın fiilen son bulduğunu, İzmir 5. AHM’nin 2006/66 D.İş sayılı dosyasında “eksikliklerin bedelinin 240.152,00 TL ve arsa sahiplerine ait dairelerin eksikliklerinin toplam % 6 oranında olduğunun” belirlendiği, arsa sahipleri tarafından yapılan bu tespitten sonra İzmir 7. Noterliği’nin 15/11/2006 tarihli 20774 sayılı ihtarı ile sözleşmenin geriye dönük şekilde feshedildiğini, sonrasında davalı arsa sahiplerinin kendilerine ait dairelerin eksikliklerini tamamladıklarını ve müvekkili ile diğer davalı adi ortakların yapması gereken tüm işlem ve ödemeleri yaptıklarını; müvekkilinin inşaatlar nedeniyle ekonomik krize girdiğini, çeklerinin karşılıksız çıktığını, cezaevine girip çalışamadığı dönemde inşaatlara el konulduğunu, arsa sahiplerinin sözleşmeyi feshederken sözleşmeyi geriye dönük hukuki sonuçlar doğuracak şekilde feshettiklerini bildirdiklerini; 08/04/2004 tarihli sözleşmeye göre arsa sahiplerine ait olacak C Blok’un 5 ay sonra yani 08/09/2004 tarihinde, B Blok’un ise 8 ay sonra yani 08/12/2004 tarihinde teslim edileceğini ancak süresinde teslimin olmadığını, sözleşme haklı olarak feshedilse dahi geriye dönük sonuçlar doğuracak şekilde feshedilmesinin mümkün olmadığını, zira; rapora göre arsa sahiplerine ait daire ve bölümlerin neredeyse tamamlandığını, rapora göre sözleşmenin feshinin ihtar edildiği tarihte arsa sahibine ait dairelerin inşaatlarının % 94 oranında tamamlandığını, dolayısıyla sözleşmenin feshinin ileriye doğru hukuksal sonuçlar doğuracak şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, arsa sahiplerinin hisseli olarak sahibi oldukları İzmir İli, Narlıdere İlçesi, Narlıdere Mahallesinde bulunan ve tapuda 22/j-4A pafta, 6505 ada, 1 parsel numarada kayıtlı taşınmaz üzerinde yapılan binalardan A Blok’ta bulunan 1. kat 1 numaralı, 1. kat 2 numaralı, 2. kat 3 numaralı, 2. kat 4 numaralı ve 4. kat 7 numaralı taşınmazların tapularının iptali ile müvekkili adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde sebepsiz zenginleşme nedeniyle bu taşınmazların dava tarihindeki değerleri üzerinden bedellerinin ödenmesi kapsamında fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik toplam 50.000,00 TL’nin davalı arsa sahiplerinden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Asıl davanın açılış tarihi 15/10/2009 olup, açıldığı tarihte esas numarası 2009/630’dur.
Birleşen mahkememizin 2010/51 esas sayılı dava dosyasında davacılar ....vekili dava dilekçesi ile özetle; arsa sahipleri olan müvekkilleri ile davalının da aralarında olduğu yükleniciler arasında İzmir 18. Noterliği’nde 08/04/2004 tarihli 9602 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde Kat-Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmede yüklenici olarak imzaları bulunan dava dışı ... ve ...’ın da müvekkillerine karşı müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunduğunu, davalının da aralarında bulunduğu yüklenicilerin inşaatı sözleşmeye uygun olarak bitirip müvekkillerine teslim etmediklerini, sözleşmenin 4. maddesinde inşaat süresinin düzenlendiğini, bu düzenlemeye göre “C Blok’un sözleşme tarihinden (08/04/2004) itibaren 5 ay içerisinde, B Blok’un sözleşme tarihinden (08/05/2004) itibaren 8 ay içinde bitirileceğinin, bu süre içinde tüm ortak yerlerin imalatının tamamlanacağının ve oturma raporlarının alınmış olarak müvekkillerine teslim edileceğinin” kararlaştırıldığını; sözleşmenin “binaların gecikmesi” başlıklı 8. maddesinde “yüklenicilerin sözleşmenin 3. maddesindeki yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde her daire için gecikilen her ay için 350 Euro gecikme tazminatı ödemeyi kabul ve taahhüt ettikleri, bu gecikme süresinin 6 ay olarak belirlendiği, söz konusu binaların bu süre zarfında da bitirilmemesi halinde sözleşmenin yine arsa sahipleri tarafından tek taraflı olarak ve hiçbir ihtara gerek kalmaksızın fesholunacağı, yüklenicilerin hiçbir hak isteyemeyecekleri” hususlarının düzenlendiğini, sözleşme ile yarım kalan inşaatın tamamlanmasının kararlaştırıldığını, davalının da aralarında olduğu yüklenicilerin 16 adet dairenin satışını aldıklarını, bu dairelerden bizzat davalının yaptığı satışlara ilişkin daire sayısının 8 adet olduğunu, ayrıca tüm yüklenicilerin birlikte 4 adet daireyi müşterek sattıklarını ve yine davalı ile yüklenici ... birlikte bir daireyi (tapusu doğrudan arsa sahiplerinden alınarak) sattıklarını, bu durumda davalının toplam kendi adına sattığı daire sayısının 9,5 daire olduğunu, inşaatın sözleşmeye uygun inşa edilmediğini, eksik, hatalı, ayıplı malzeme ve işçilikle yarım olarak inşa edildiğini, daha sonra terk edildiğini, müvekkillerinin yarım kalan inşaatı kendi imkanları ile tamamlamaya çalıştıklarını, inşaatın henüz tamamlanmadığını, oturma raporunun alınamadığını, sözleşme ile B ve C Blokların 9 kat kaba inşaatı bitirilmiş, elektrik ve sıhhi tesisatları döşenmiş olarak A blok inşaatında temelin atılmış ve 3 kat kaba inşaat bitirilmiş olarak arsa sahipleri tarafından yüklenicilere tesliminin yapıldığını, sözleşmenin konusunun bu şekilde teslim edilen 3 Blok inşaatın sözleşmeye uygun tamamlanması olduğunu, inşaatın süresinin sözleşmede kararlaştırıldığını, yükleniciler tarafından sözleşme şartlarına uyulmaması üzerine müvekkilleri tarafından İzmir 7. Noterliği’nden 11/07/2006 tarihli ihtarnamenin gönderilerek “3 gün içinde inşaata başlanmasının ve 1 ay içinde sözleşmenin 4. maddesinde belirtilen şekilde inşaatın müvekkillerine teslim edilmesinin, aksi takdirde sözleşmenin feshedilerek gecikme tazminatı ile her türlü maddi ve manevi tazminatın isteneceğinin” bildirildiğini, ihtarname gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle müvekkillerinin başvurusu üzerine İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/66 D.İş sayılı dosyasında eksik ve ayıplı imalatlar ile inşaatın terk edildiği hususunun belirlendiğini, tespitten sonra müvekkillerinin bazı ödemeleri ve imalatları kendilerinin yerine getirdiğini ve ayıplı imalatları değiştirdiklerini, yüklenici ... tarafından kendi edimlerini yerine getirmeden müvekkilleri aleyhine İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/630 Esas sayılı dava dosyasında tapu iptali-alacak olarak terditli davanın açıldığını, her iki dava arasında bağlantı bulunduğunu belirterek, her iki dosyanın birleştirilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL’si kira kaybı, kira tazminatı ve 10.000,00 TL’si eksik ve hatalı imalat ile ödenmeyen harç, SGK primleri yol bedelleri vs. olmak üzere toplam 20.000,00 TL tazminatın temerrüdü oluşan alacaklar yönünden temerrüt tarihinden, diğerleri için dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Birleşen İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dava dosyasında davacı ... vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin, davalılara ait Narlıdere İlçesi, Narlıdere Mahallesi, 6505 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan A Blokta 3 katlı kaba inşaat, B ve C Bloklarda 9 kat kaba inşaatı bitirerek elektrik ve su tesisatları döşenmiş halde davalılara teslim ettiğini, yüklenici sıfatı ile müvekkili davacı... ve ... ile arsa sahibi sıfatı ile davalıların İzmir 18. Noterliğinin 08/04/2004 tarihli kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesini düzenlediklerini, sözleşmenin 08/02/2005 tarih ve 370 yevmiye numarası tapu kütüğüne şerh edildiğini, müvekkilinin edimini tam olarak yerine getirdiğini, tüm maddi varlığını taahhüt ederek inşaatı gününde tamamlayıp davalılara teslim ettiğini, sözleşmeye göre inşaatın % 21’inin müvekkiline, % 33’ünün dava dışı yüklenici ...'a ve % 55’inin diğer yüklenici ...’a ait olmak üzere dağıtıldığını, müvekkilinin 40 dairelik inşaatın 2.52 dairesine hak kazandığını, davalıların, müvekkilinin hak ettiği 2 taşınmazı adına tescil etmedikleri gibi % 52’ye denk gelen payı karşılayan bedeli müvekkiline ödemediklerini belirterek, davalılardan ...'a ait C Blok 1 numaralı dairenin tamamının, davalı ... adına kayıtlı C Blok 3 numaralı dairenin tamamının ve davalılar ... adına kayıtlı C Blok 7 numaralı dairenin % 52’lik kısmının davalılar adına kayıtlı olan tapusunun iptali ile müvekkili davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen mahkememizin ...Esas sayılı davasında davacılar... ve ... vekili dava dilekçesi ile özetle; davacı arsa sahipleri ile davalı yükleniciler arasında İzmir 18. Noterliği'nin 08/04/2004 tarih ve 9602 Esas sayılı "Düzenleme Şeklinde Kat Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme kapsamında binanın süresinde bitmemesinden dolayı yüklenicinin temerrüde düştüğünü ve davacı arsa sahiplerinin sözleşmeyi feshettiklerini, ayrıca yüklenici konumundaki ortakların ortaklığı feshederek davacı arsa sahiplerine sözleşmenin geriye etkili feshedildiğine ilişkin taahhütname verdiklerini, beyanda bulunarak fesih/dönme iradelerinin birleştirildiğini, beyan edilen taahhütnamelerle her üç yüklenicinin de sözleşmenin feshini kabul ettiğini, inşaatın yarım bırakıldığı ve kalan tüm işlerin davacı yükleniciler tarafından tamamlanarak çekişmesiz hale geldiğini, yükleniciler tarafından inşaatın tamamlanmadan eksik ve ayıplı bırakıldığı tarih itibariyle inşaatın tamamlanma oranının % 44,72 olarak belirlendiğini, bu oran dikkate alındığında sözleşmenin geriye etkili feshedildiğinin kabulünün gerektiğini, yükleniciler tarafından inşaat tamamlanmadan yarım bırakılmış şekilde terk edildiğinden dolayı İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/66 D. İş sayılı dosyasında alınan 13/11/2006 tarihli rapor ile “sadece arsa sahiplerine ait bağımsız bölümler ve müşterek yerlerdeki eksiklikler incelendiğinde inşaatın terk edilmiş vaziyette olduğu, inşaatın 3-4 aydır tamamen durduğu, hiçbir çalışanının bulunmadığı” hususlarının belirlendiğini, arsa sahiplerine ait daireler ve bu dairelere düşen müşterek alanlara ilişkin yaklaşık kabul edebilir iş bedelinin % 94 olarak belirlendiğini, ancak bu raporda henüz kaba inşaatı dahi tamamlanmamış olan tamamı yüklenicilere kalan A blokun hesaplamaya hiç dahil edilmediğini belirterek, davacı arsa sahipleri ile davalı yükleniciler arasındaki İzmir 18. Noterliğinin 08/04/2006 tarihli ve 9602 sayılı Düzenleme Şeklinde Kat Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nin geriye etkili olarak tarafların iradesinin bu şekilde birleştiğinin kabulü ile sözleşmenin geriye etkili feshine, bu istek yerinde görülmez ise yüklenicilerin inşaatı yarım bıraktığı ve terk ettiği 2006 yılı itibariyle bilirkişi raporları kapsamında inşaatın % 44,72'lik kısmının imal ve inşa edildiği dikkate alınarak Yargıtay kararları kapsamında % 90 oranına ulaşmayan inşaat sebebiyle sözleşmenin geriye etkili feshine; terditli olarak geriye etkili fesih isteklerinin kabul edilmemesi halinde inşaatın yarım bırakılıp terk edildiği 2006 yılı esas alınarak, değerlendirme yapılmak suretiyle, 2006 yılı itibariyle dava konusu yapılan ve yüklenicilere isabet ettiği beyan edilen dairelerin satılmış olması sebebiyle bu dairelerin 2006 yılı değerleri dikkate alınarak eksik ve ayıplı işler ile yapı kullanma izin alınması için gereken bedeller, kira kayıpları ve ifaya ekli cezai şart yönünden müvekkillerinin tazminat/alacaklarının hesaplanarak birlikte ifa kuralı gereğince davalı yüklenicilerin hak edeceği alacak/tazminatlardan mahsup edilmesine; bu dava ile yargılamasına devam olunan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı davasının bağlantılı olmasından dolayı HMK’nın 166 ve devamı maddeleri uyarınca birleştirilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Bu birleşen dava 300.000,00 TL dava değeri üzerinden harç yatırılarak açılmıştır.
CEVAP ;
Asıl davada davalı ... cevap dilekçesi ile özetle; davaya konu inşaatla ilgili olarak davacının da yüklenici olduğu adi ortaklığı kurduklarını ve arsa sahipleri ile İzmir 18. Noterliği’nde 3 ortak olarak 08/04/2004 tarihli 9602 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde kat daire karşılığı inşaat sözleşmesini imzaladıklarını, taşınmazın ilk yüklenicisinin kendisi olduğunu ancak ekonomik zorluklar sebebiyle davacı ile diğer yükleniciyi yanına ortak alarak kurdukları adi ortaklık ile birlikte yarısı bitmiş inşaat için yeniden arsa sahipleri ile sözleşme yaptıklarını, davacının aldığı satış vekaletiyle 9 adetten fazla taşınmazı sattığını, parasını özel işlerinde kullandığını, taşınmazın inşaatını bulunduğu seviyeye kendisinin öz kaynakları ile getirdiğini ancak zor durumda kaldığı için inşaata devam edememesi sebebiyle inşaatların durduğunu, arsa sahiplerinin tespit yaptırarak inşatları kendilerinin bitirmeye çalıştıklarını, halen tam olarak bitirilmediğini, oturma raporlarını alınmadığını, davacının kendisinden ve arsa sahiplerinden hiçbir talep haklarının olmadığını, esasen adi ortaklık şeklindeki davacı ve diğer yüklenici... ile birlikte hareket etmelerinin gerektiğini, davacının bu şekilde tek başına dava açma hakkının bulunmadığını, öncelikle adi ortaklığın feshinin gerektiğini, bu nedenle davacının tek başına açtığı davayı kabul etmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalılar... ve ... mirasçıları ... ve ...vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı ile sözleşmede yüklenici olarak imzaları bulunan ... ve ...’ın müvekkillerine karşı müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunduğunu, bu nedenle davacı ile diğer yükleniciler arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğundan davacının tek başına dava açma hak ve yetkisinin bulunmadığını, dava dilekçesinde her bir dairenin 400.000,00 TL olduğu kabul edildiği halde 4 adet taşınmazın tapu iptalinin istenmiş olması sebebiyle 1.800.000,00 TL üzerinden harç yatırılması gerekirken yatırılmadığını, eksik harcın tamamlanmasının gerektiğini, yükleniciler arasındaki adi ortaklığın tasfiyesi yapılmadan ortaklardan birinin tek başına ve kendi adına alacak ve tapu iptali davası açmasının mümkün olmadığını, yüklenicilerin sözleşmeye uygun olarak inşaatı bitirip müvekkillerine teslim etmediklerini, sözleşmede inşaat süresinin düzenlendiğini ve bu süre içinde tüm ortak yerlerin imalatının tamamlanacağının ve oturma raporları alınmış şekilde müvekkillerine teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, davacının da içinde bulunduğu yüklenicilerin 16 adet dairenin satışını aldıklarını, bu dairelerden davacının bizzat yaptığı satışlara ilişkin daire sayısının 8 adet olduğunu, ayrıca tüm yüklenicilerin birlikte 3 adet daireyi müşterek sattıklarını ve yine davacı ile yüklenici ... birlikte bir daireyi tapusunu doğrudan arsa sahiplerinden alarak sattıklarını, bu durumda davacının kendi adına sattığı toplam daire sayısının 9,5 daire olduğunu, taşınmazın eksik ve ayıplı olarak inşaa edildiğini, müvekkillerinin borçlu değil alacaklı durumda olduklarını, yüklenicilerin temerrüde düştüklerini ve edimlerini yerine getirmediklerini, kendi edimlerini yerine getirmeyen yüklenicinin müvekkillerinden tapu iptali ve tazminat istemesinin yasaya uygun olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ...Esas sayılı dava dosyasında davalılar ... ve ... mirasçıları... ve ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; diğer yüklenici ... tarafından İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... Esas sayılı dosyası ile aynı konuda dava açıldığını, her iki dosya arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğunu, davacı ile sözleşmede yüklenici olarak imzaları bulunan ... ve ...’ın müvekkillerine karşı müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunduğunu, bu nedenle davacı ile diğer yükleniciler arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğundan davacının tek başına dava açma hak ve yetkisinin bulunmadığını, ayrıca davacının (...nın) davalılara 11/10/2007 tarihli “taahhütname” başlıklı ibraname verdiğini, bu ibrada açıkça “müvekkillerinden hiçbir hak ve alacağı olmadığını, tüm kusurun yüklenici olarak kendilerinde olduğunu” açıkça kabul ve beyan ettiğini, yükleniciler arasındaki adi ortaklığın tasfiyesi yapılmadan ortaklardan birinin tek başına ve kendi adına alacak ve tapu iptali davası açmasının mümkün olmadığını, taşınmazın eksik ve ayıplı olarak inşa edildiğini, bu haliyle terk edildiğini, oturma raporunun alınamadığını, yüklenicilerin temerrüde düştüklerini ve edimlerini yerine getirmediklerini, kendi edimlerini yerine getirmeyen yüklenicinin müvekkillerinden tapu iptali ve tazminat istemesinin yasaya uygun olmadığını belirterek, davanın İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen dava ile birleştirilmesine, dilekçede belirtilen nedenlerle davanın esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen mahkememizin...Esas sayılı davasında davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkili ... ve davacıların murisi ...’nin Narlıdere ilçesi, Narlıdere mahallesinde 22/J-4a pafta, 6505 ada, 1 numaralı parselde kayıtlı arsası üzerinde bulunan A, B ve C olmak üzere üç bloğun A blokun üç kat kaba inşaatının bittiğini B ve C blokların ise 9 kat kaba inşaatının bittiğini ve elektrik su tesisatları döşenmiş halde teslim aldığını, arsa sahipleri ile yüklenici sıfatı ile müvekkili ... ve ... arasında 08/04/2004 tarihli kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin düzenlendiğini, müvekkilinin edimini tam olarak yerine getirdiğini, sözleşmenin 14. maddesinde dairelerin paylaşımı başlığı altında A blok daireler ile arsa paylarının tamamının yani 16 daire ve B blok 1, 2, 3, 4 ve 8. kat ve tekabül eden arsa payları yani 5 daire olmak üzere toplam 21 adet dairenin yüklenicilere ait olduğunu, sözleşmeye göre yüklenicilere düşen 21 daire % 12’si..., % 33’ü ... ve % 55’i de ...’a ait olmak üzere paylaştırıldığını, böylece Ali Rıza Albayrak’a 40 dairelik inşaatın 2.52 dairesine hak kazandığını, inşaatın sözleşmede belirtilen şekilde tamamlanarak davacılara teslim edildiği halde davacıların murisinin de dahil olduğu arsa sahiplerinin müvekkilinin hak ettiği 2 taşınmazı adına tescil ettirmediğini ve dairenin % 52’sine denk gelen payı karşılayan bedeli de kendisine ödemediğini, asıl dava dosyası içerisindeki beyanlarını bu davada da ileri sürdüklerini, davada çözüm için esas olanın arsa sahiplerine karşı yerine getirilmesi gereken % 100 imalat miktarının yüzde kaçının yerine getirildiği hususu olduğunu, yüklenici ortaklığa kalan kısma ilişkin eksiklikler arsa sahiplerine zarar vermediği ve kullanmayı önlemediği için imalat oranına dahil edilemeyeceğini, feshin ileriye etkili sonuç doğuracak şekilde değerlendirilmesinin gerekeceğini, bu durumda tarafların birbirlerinden aldıklarını geri vermekle yükümlü olduklarını, olayda sözleşme uyarınca arsa sahiplerine ve yüklenicilere düşen blokların birbirinden bağımsız ve ayrı olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımına uğradığını belirterek, öncelikle zaman aşımı itirazları doğrultusunda davanın usulden reddine, bu istekleri yerinde görülmezse davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen mahkememizin... Esas sayılı davasında ... Terekesi Tasfiye Memuru ... 14/07/2023 gönderme tarihli dilekçesi ile; ... tereke tasfiye memuru olarak açılan davayı kabul ettiklerini belirterek, kabul beyanlarına göre karar verilmesini, bu beyanlarının ilk duruşmada ve delillerin toplanmasından önce yapıldığı ve davanın açılmasına ... terekesi olarak sebebiyet verilmediği dikkate alınarak HMK’nın 312/2 maddesine göre harç ve yargılama giderlerinin terekeye yükletilmemesini istemiştir.
DELİLLER ;
Düzenleme Şeklinde Kat Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, fesihname, taahhütname, kapatılan İzmir 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... Esas ve... Karar sayılı dava dosyası (bozma kararı sonrasında İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dava dosyası), İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/66 D.İş sayılı tespit dosyası, Karşıyaka 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 29/06/2022 tarihli 2018/14 Tereke ...Karar sayılı kararı, mirasçılık belgeleri, bilirkişi raporları.
GEREKÇE ;
Dava ve birleşen davalar; tapu iptali tescil ve eser sözleşmesine dayalı alacak davasıdır.
Açıldığı tarihte İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde...Esas sayılı olan bu dava, sonrasında sırasıyla İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde... Esas sayısını, İzmir 12. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ... Esas sayısını ve son olarak da İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ... Esas sayısını almıştır.
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı davası aradaki fiili bağlantı sebebiyle 02/02/2010 tarihli karar ile eldeki bu dava ile birleştirilmiştir.
İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin... Esas sayılı davası arada fiili ve hukuki bağlantı nedeniyle 14/02/2011 tarihli karar ilen eldeki bu davas ile birleştirilmiştir. Mahkemece Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 25/05/2004 tarihli ve ... Esas karar sayılı kararı emsal tutularak birleştirme kararı verilmiştir.
Mahkememizin 02/03/2011 tarihli duruşmasında asıl dava yönünden ortalama 1 adet dairenin emlak değeri 105.000,00-TL olarak değerlendirilerek, 5 daire için 525.000,00-TL üzerinden dava harcını tamamlaması için davacı vekiline 15 gün süre verilmiştir. Aynı duruşmada dosyamız ile birleştirilen İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin...Esas sayılı dosya davacısı yönünden her bir daire için ortalama 105.000,00 TL üzerinden 2,5 daire bedeli olarak 262.500,00-TL dava değeri üzerinden dava harcını tamamlaması için de davacı tarafa 15 gün süre verilmiştir. Harç tutarları yatırılmıştır.
İzmir 21. Noterliği’nin 30/10/2009 tarihli 26081 yevmiye numaralı temliknamesi incelendiğinde; asıl davada davacı ...’ın mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında bulunan hak ve alacaklarının 45.000,00 TL’lik kısmını faizi ve davadan doğan fazlaya dair hakları ile birlikte BK’nın 162. maddesi gereğince ... isimli kişiye temlik ettiği görülmüştür.
28/09/2011 tarihli duruşmada; “adi ortaklığın hiç bir şahsiyeti bulunmadığından tüm ortaklar tarafından birlikte açılması veya mecburi dava arkadaşlığı bulunması nedeniyle davaya katılan ortakların icazet vermesi gerektiği, ancak ortaklardan davalı ...’ın davaya muvafakat etmediğine ilişkin dilekçe verdiği; birleşen dosyada davalı ortak ... dosyamız davacısının dayanmış olduğu aynı sebeplere dayanarak başka taşınmazların adına tescilini istediği, ayrıca birleşen dosyada diğer ortakların davalı gösterilmediği, davaya dahil edilmediği; her iki dosyada ortakların kendi adlarına taşınmazların tescilini istedikleri” gerekçesiyle “davacılar vekiline adi ortaklar arasında ortaklığın tasfiyesine ilişkin protokol düzenlenip düzenlenmediği, sözleşmeye konu taşınmazlarla ilgili paylaşım ve tasfiyenin nasıl yapılacağı konusunda yazılı protokollerinin bulunup bulunmadığı” konusunda beyanda bulunması ve adi ortaklar arasında ortaklık tasfiyesine ilişkin protokol düzenlenmiş ise sunması için süre verilmiştir. Yine aynı duruşmada “birleşen dosyada adi ortaklar ... ve ...'ın davaya dahil edilmeleri, çıkartılacak davetiyede açılan davaya muvafakat edip etmedikleri yönünde mahkememize beyanda bulunmaları gerektiğinin yazılması” yönünde de ara kararı kurulmuştur.
Yargılama esnasında 16/03/2012 tarihinde asıl davada davalılardan ... vefat etmiştir. Karşıyaka 2. Noterliğinde düzenlenen 27/03/2012 tarihli 11708 yevmiye numaralı mirasçılık belgesi dosyaya sunulmuştur. Davalı ...’ın mirasçılarının Mefuze Baş, Mustafa Baş, İhsan Baş, Vildan Albayrak ve Hafize Sekban olduğu belirlenmiştir. Bu mirasçıların tamamı Karşıyaka 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 07/06/2012 tarihli, ... Esas ve...Karar sayılı kararı ile davalı ...’ın mirasını reddetmişlerdir.
Karşıyaka 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 29/06/2022 tarihli, 2018/14 Tereke...Karar sayılı kararı incelendiğinde; davalı ...’ın terekesinin iflas hükümlerine göre resen tasfiyesine, Av. ...’ın tasfiye memuru olarak tayinine karar verildiği görülmüştür.
Söz konusu karar uyarınca mahkememizce davalı ... terekesine tasfiye memuru olarak atanan Av. ...’a usulüne uygun olarak duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır.
...’nin ise asıl dava ve birleşen İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı davasından önce 18/06/2009 tarihinde vefat ettiği görülmüştür.
Birleşen davada davalı ... ait İzmir 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas ve...Karar sayılı mirasçılık belgesi incelendiğinde; 18/06/2009 tarihinde ölen ...mirasçılarının ....olduğu görülmüştür.
Asıl davada davacı-birleşen bir kısım davalarda davalı ... 11/10/2024 tarihli duruşmada; arsa sahipleri ile adi ortaklar olarak noterde yazılı sözleşmenin imzalandığını, adi ortaklar arasında ayrıca ve müstakilen düzenlenmiş yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını, inşaat sözleşmesinin içeriğinde adi ortaklıktan bahsedildiğini ve paylaşım yapıldığını, yükleniciler olarak toplam 21 daire alacaklarını ancak arsa sahiplerinden 16 daireyi aldılarını, bunları satarak tamamını inşaata harcadıklarını, ayrıca ceplerinden de para harcadıklarını, arsa sahiplerinden alacakları 5 dairenin bulunduğunu, eksik olarak bıraktıkları işin oranının % 6 olduğunu, bu hususun bilirkişi raporu ile de belirgin olduğunu, A blok kendilerine ait olduğu için ve eksik haliyle de satabilecekleri için bir takım işlerin eksik bırakıldığını belirtmiştir.
İzmir 18. Noterliği’nin 08/04/2004 tarihli 9601 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde fesihnamesi incelendiğinde; arsa sahipleri... ve ...“feshedenler” olarak, yükleniciler ... ve HY İnşaat ve Malzemeleri Tur. Taah. İth. İhrc. San ve Tic. Ltd. Şti.’nin “feshi kabul edenler” olarak bu fesihnameyle birlikte “İzmir 18. Noterliği’nin 11/10/2001 tarihli ve 25431 yevmiye numaralı düzenleme suretiyle kat daire karşılığı inşaat sözleşmesine ek olarak yapılan İzmir 18. Noterliği’nden düzenlenen ve tasdik edilen 13/08/2002 tarihli 17965 yevmiye numaralı İzmir ili Narlıdere ilçesi Narlıdere mahallesinde bulunan ve tapunun 22-J-4A pafta 6505 ada 1 parsel numarasında kayıtlı taşınmaz ile ilgili ek olarak yapılan düzenleme suretiyle kat/daire karşılığı inşaat sözleşmesi hükümlerini karşılıklı olarak feshettikleri, birbirlerinden hiçbir hak ve alacaklarının kalmadığını, bu tarihten itibaren sözleşmenin geçersiz ve hükümsüz olduğunu beyan ve kabul ettikleri” görülmüştür.
İzmir 18. Noterliği’nde düzenlenen 08/04/2004 tarihli 9602 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Kat Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesi incelendiğinde; arsa sahipleri olarak İnci Hıdıroğlu, ... ve ... ile yükleniciler olarak ... ve ... arasında imzalandığı, bu sözleşmeyle birlikte arsa sahiplerinin hisseli olarak sahibi oldukları İzmir ili Narlıdere ilçesi Narlıdere mahallesinde bulunan tapunun 22/j-4A pafta 6505 ada 1 parsel numarasında kayıtlı taşınmaz üzerinde 3 blok halinde apartman binası yapımının, A blok zemin ve 8 kat yani toplam 9 kat ve her katta ikişer adet olmak üzere 16 adet daire; C blokta zemin ve 8 kat yani toplam 9 kat ve her katta ikişer adet olmak üzere 16 adet daire yapımımın; B blokta zemin kat ve 8 kat ve her katta 1’er daire olmak üzere 8 daireli blok yapımının kararlaştırıldığı, toplam olarak 3 blokta 40 adet daireli apartman binasının ikmal ve inşasının kararlaştırıldığı, “inşaatın süresi” başlıklı 4. maddesinde; “bu sözleşmenin noterlikçe imzalanması ile sürenin başladığı, arsa sahiplerine ait verilecek olan C blokun 5 ayda yine sözleşmenin imzalanmasından itibaren B blokun 8 ayda bitirilerek arsa sahiplerine tam ve noksansız olarak oturma raporları, sığınak, bahçe duvarları, otopark, bahçe sulaması için artezyen, bahçe tanzimi, bina girişi koruma binası ve sözleşmedeki A blok bina dahil olmak üzere tüm işlerin 13 ay içinde bitirileceği, ayrıca bağısız bölümlere ait kat irtifakının da bu sözleşmenin noterlikte imzalanmasından itibaren en geç 30 gün içerisinde kurulacağı, doğal afet savaş, seferberlik, mücbir sebepler halinde geçen sürenin inşaat süresine ekleneceği” hususlarının kararlaştırıldığı; işin tesliminin 7. maddesinde düzenlendiği, bu maddede; “bu sürelere uymaması halinde arsa sahiplerine hiçbir uyarı yapmalarına gerek kalmaksızın imzalanan bu sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkı doğan, müteahhitler hiçbir hak talebinde bulunmayacağını taahhüt eder. Arsa sahipleri müteahhitlere belirtilen bloklardan B ve C blokların 5 kat kaba inşaatı bitirilmiş, elektrik ve sıhhi tesisatları döşenmiş olarak A blok inşaatında temeli atılmış ve 3 kat kaba inşaat bitirilmiş olarak müteahhitlere arsa sahipleri tarafından teslim edilmiştir” dendiği, 8. maddesinde; binaların gecikmesinin düzenlendiği, bu maddede “müteahhitler sözleşmenin 3. maddesindeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde her daire için gecikilen her ay için aylık 350 Euro gecikme tazminatı ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Bu gecikme süresi 6 ay olarak tespit edilmiş olup, söz konusu binalar bu zaman zarfında da bitirilememesi halinde sözleşme yine arsa sahipleri tarafından tek taraflı olarak ve hiçbir ihtara gerek kalmaksızın fesholunur. Müteahhitler hiçbir hak talep edemez” düzenlemesine yer verildiği, 9. maddesinde vergi ve harçların düzenlendiği, bu maddeye göre; “sözleşme konusu 3 blok inşaatın geçmişteki ve sözleşme sonrası doğmuş ya da doğacak tüm SGK, vergi, maliye vb. tüm borç ve ödemelerinden de bu sözleşme ile müteahhitlerin müşterek ve müteselsilen sorumlu olacakları ve bunları arsa sahiplerine rücu etmeyeceklerini kabul ve taahhüt ettikleri” hususunun düzenlendiği; dairelerin paylaşımının 14. maddesinde düzenlendiği, bu düzenleme ile; “C blok batı tarafındaki daireler ile tekabül eden arsa paylarının tamamı ile B blok 5. kat, 6. kat, ve 7. kat ve tekabül eden arsa paylarının tamamının arsa sahiplerine ait olacağı; A blok İzmir’e bakan taraftaki daireler ile tekabül eden arsa paylarının tamamı ile B blok (orta ara blok) 1. kat, 2. kat, 3. kat, 8. kat ve tekabül eden arsa paylarının ise müteahhitlere ait olacağı ancak müteahhitler arasında ...’ın % 33, ...’ın % 55, Ali Rıza Albayrak’ın % 12 hisseye sahip olacağı” hususlarının kararlaştırıldığı görülmüştür.
İzmir 6. Noterliği’nin 30/06/2006 tarihli 08685 yevmiye numaralı fesih ihtarnamesi incelendiğinde; keşidecilerin ..., İnci Hıdıroğlu ve Coşkun Çemberci olduğu; muhatabın Ali Rıza Albayrak olduğu, bu ihtarname ile; “İzmir 18. Noterliği’nde düzenlenen 08/04/2004 tarihli 9602 yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 4. maddesinde inşaatın bitim süresinin kararlaştırıldığı, bu sürelerin geçtiği, 7. maddesinde sürelere uyulmaması halinde ihbarsız olarak ve tek taraflı olarak mal sahiplerince sözleşmenin feshedileceğinin düzenlendiği” hususlarının ileri sürülerek, "sözleşmenin muhatapla ilgili bölümünün makabline şamil olmak üzere feshedildiği" hususunun bildirildiği görülmüştür.
İzmir 32. Noterliği’nde düzenlenen 06/09/2007 tarihli 4578 yevmiye numaralı taahhütname incelendiğinde; taahhüt edenin ... olduğu, içeriğinde “Mal sahipleri ... ve ... ile birlikte aramızda yapmış olduğumuz Balçova 18. Noterliğinden tanzim ve onaylı 08/04/2004 tarihli 9602 yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre yapmama gereken inşaatın anlaşmaya ve mal sahipleri tarafından da adıma gönderilen İzmir 7. Noterliği’nin 13208 yevmiye numaralı 11/07/2006 tarihli ihtarname ve yine İzmir 7. Noterliği'nin 15/11/2006 tarihli 20744 yevmiye numaralı ihtarnamelerine rağmen, yerine getirmediğimi ve sözleşmede yazılı bulunan şartları yerine getiremediğimden, iş bu sözleşmeden ve mal sahiplerinden hiçbir hak ve alacağımın olmadığını, hiçbir hak ve talepte bulunmayacağımı şimdiden kabul ve taahhüt ederim” dediği, sözleşme bedelinin 16.000,00 TL olarak yazılı olduğu görülmüştür.
Birleşen İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin... Esas sayılı dava dosyasında sözü edilen ve dosyaya sunulan 11/10/2007 tarihli “taahhütname” başlıklı belge incelendiğinde; birleşen davanın davacısi ... tarafından düzenlendiği, iki şahidin imzalarının bulunduğu, içeriğinde “mal sahipleri ... ve ... ile müteahhitler olarak ortaklarım ... ve ...’la birlikte üç kişi ortaklaşa yapmak üzere taraflar arasında akdedilen Balçova 18. Noterliği’nin 08/04/2004 tarih ve 9602 sayılı düzenleme şeklinde kat daire karşılığı inşaat sözleşmesine göre yapmamız gereken inşaatları anlaşmaya ve teknik şartnameye uygun olarak ve de zamanında tamamlayamadığımız için ve mal sahiplerince 11/07/2006 tarih ve 13208 sayılı İzmir 7. Noterliği’nden tarafımıza keşide edilen ihtarnameye, verilen süre içerisinde de yine mezkur inşaatı teknik şartnamesinde belirtildiği şekilde ve zamanında tamamlayamadığımızdan ve bu hususta hatalı ve kusurlu olmamız sebebiyle, yine mal sahiplerince keşide edilen İzmir 7. Noterliği’nin 15/11/2006 tarih ve 20774 sayılı ihtarname ile adı geçen sözleşmenin geriye dönük hukuki sonuçlar doğacak şekilde feshedilmiş olmasını haklı bularak kabul ediyor ve maddi ve manevi hiçbir hakkımın (ve ortaklık olarak da hiçbir hakkımızın) ve talebinin (ortaklık olarak da hiçbir talebimizin) olmadığını, gayri kabili rücu olarak beyan ediyorum. Bunun gibi diğer ortakların ... ve ...’ın da aynı sebeplerden dolayı mal sahiplerinden maddi ve manevi hiçbir haklarının ve taleplerinin olmadığını da beyan ederim. Mal sahiplerine hiçbir maddi ve manevi külfet yükletmeyeceğimi kendi adıma gayri kabili rücu olarak taahhüt ve beyan ederim” dendiği görülmüştür.
21/01/2014 tarihli duruşmada İzmir 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...Esas sayılı dosyasında sözleşmenin tasarrufun iptali davası ile iptalinin istendiği, Yargıtay denetiminden geçtiği, bozma kararına karşı mahkemenin direnme kararı verdiği belirtilerek bu dava sonucunun beklenmesi istenmiştir.
12/02/2016 tarihli duruşmada İzmir kapatılan 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...Esas ve... Karar sayılı dava dosyasının kesinleşmesinin beklenmesine karar verilmiş, daha sonrasında bu ara karardan dönülmüştür.
Kapatılan İzmir 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas ve ...Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacısının... davalılarının HY İnşaat ve Malzemeleri Tur. Taah. İth. İhrc. San ve Tic. Ltd. Şti., Coşkun ...olduğu 05/09/2005 tarihinde açıldığı, tasarrufun iptali davası olduğu, davacı tarafın “müvekkilinin, davalılardan şirketin diğer davalılar ... ait taşınmaz üzerinde 11/10/2001 tarihli inşaat sözleşmesine göre yüklenici sıfatı ile davacı ... ile müştereken inşa etmekte olduğu binadan payına düşecek dairelerden bir tanesini 17/04/2003 tarihinde satın aldığını, daire bedelinin peşin ödendiğini, dairenin müvekkiline teslim edilmediğini, bunun üzerine satış bedelinin tahsili için İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün 2005/1027 sayılı dosyasında davalı şirket aleyhine takip başlatıldığını, 05/05/2005 tarihli aciz belgesinin alındığını, davalı şirketin arsa sahipleri ile arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 08/04/2004 tarihli fesihname ile feshedilip aynı gün arsa sahipleri ile davalılar İdris, ... arasında yeni bir kat karşılığı inşaat sözleşmesinin düzenlendiğini, bu sözleşmenin muvazaalı olduğunu ve alacaklılara zarar verme kastı taşıdığını ileri sürerek, İİK’nın 277 ve devamı maddeleri gereğince tasarrufun iptaline" karar verilmesini istediği, mahkemece; “Davanın Kabulüne” ilişkin 16/12/2010 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararın verildiği, verilen karar temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 07/03/2012 tarihli ...Esas ve ... Karar sayılı kararı ile bozulduğu, mahkemece eski kararda direnilerek; ...İnşaat Malz. Tur. Taah. İth. İhrc. San. Tic. Ltd. Şti. ile ... adi ortaklığının davalı arsa sahipleri ... ve... arasında yapılan İzmir 18. Noterliği’nin 08/04/2004 tarihli 9601 yevmiye numaralı fesih sözleşmesi ile arsa sahipleri ile ..., arasında yapılan İzmir 18. Noterliği’nin 08/04/2004 tarihli 9602 yevmiye numaralı sözleşmenin iptaline; davacı yükleniciler üzerinde sözleşme kapsamına göre daire bulunmadığından HY İnş. Malz. Tur. Taah. İth. İhrc San. Tic. Ltd. Şti. ve ... ortaklığının 08/04/2004 fesih tarihindeki 1.034.021,00 TL’nin 1/2’si 517.010,50 TL sınırını aşmamak üzere ve davacıların aciz belgesindeki alacaklarının (....nın İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı takip dosyasından alınan 231.394,37 TL bedelli aciz belgesinde belirtilen alacağının;...İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün 2005/1028 sayılı takip dosyasından alınan 248.950,28 TL bedelli aciz belgesinde belirtilen alacağının; Hasan Adıbelli’nin İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün 2005/1027 sayılı takip dosyasından alınan 221.553,69 TL bedelli aciz belgesinde belirtilen alacağının davalılardan alınarak davacılara verilmesine” ilişkin eski kararın tekrarı niteliğinde 29/01/2014 tarihli,... Esas ve...Karar sayılı kararın verildiği, bu karara karşı temyiz yoluna gidildiği, kararın Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ve ...Karar sayılı kararı ile bozulduğu, bozma kararında “11/10/2001 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve devamında aynı koşullarda farklı müteahhitlerle yapılan sözleşmelerde davalı arsa sahiplerine düşecek bağımsız bölümlerin hep aynı kaldığı, sözleşme koşullarına ve 08/04/2004 tarihinde gelinen inşaat seviyesine göre de borçlu şirketin hiç bir bağımsız bölüm hak edemediği, 517.010,50 TL'lik inşaat bedelinin arsa sahipleri için değil inşaatı yapmak ve tamamlamak yükümlülüğü altına giren müteahhitler yönünden bir artı değer kazandırdığı, bu halde belirlenen bedelin sadece İdris, Yalçın ve Alı Rıza'dan tahsiline karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile arsa sahipleri davalılardan tahsiline karar verilmesinin isabetli olmadığı...” gerekçesinin vurgulandığı, bozma kararı sonrasında davanın İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde... Esas numarasını aldığı ve 05/04/2022 tarihli duruşmada bozma kararına uyulmasına karar verildiği, ayrıca aynı duruşmada 4 numaralı ara kararı ile “Yargıtay bozma kararı kapsamına göre arsa maliklerinin sorumluluğunun mevcut olmadığı belirlenmiş olduğundan tedbirin kaldırılması hususunda dosyanın incelenerek bu hususta ara kararı oluşturulmasına” dendiği görülmüştür.
İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/66 D.İş sayılı dosyasında aldırılan 13/11/2006 tarihli tespit raporunda bilirkişi tarafından eksik ve ayıplı bırakılan işler ile bedelleri belirlenmiş, raporda ayrıca "inşaatın henüz tamamlanmamış olduğu, hali hazır durumu ile iskana müsait ve oturma raporu alınabilecek durumda olmadığı" belirtilmiştir.
Mahkememizce keşif yoluyla bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
İnşaat mühendisi bilirkişiler... ile hukukçu bilirkişi ...’dan oluşan bilirkişi heyeti 18/03/2013 tarihli kök raporlarında özetle; asıl dava yönünden; davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönündeki değerlendirmelerine göre davacı ile davalılardan ... ve... oluşan adi ortaklığın ortaklarından ...’ın bu tapu iptali ve tescil davasına muvafakatının bulunmadığı ayrıca yüklenici tarafta yer alan bu adi ortaklığın tasfiyesinin de henüz yapılmamış olduğu anlaşıldığından Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin konu ile ilgili kararlarına göre davacı ...’ın tek başına açmış olduğu tapu iptali ve tescil davasının mevcut haliyle aktif husumet ehliyeti yönünden eksiklik taşıdığını, davalı tarafta yer alan adi ortaklardan ...’ın davaya muvafakati alındığı ya da adi ortaklığın TBK hükümlerine göre tasfiye edildiği takdirde davanın dinlenebileceğini; aktif husumet ehliyetine ilişkin eksikliğin tamamlanması halinde inşaat sözleşmesinin 8. maddesine göre yüklenicinin işi süresinde bitirememesi ve arsa sahiplerinin bu sebeple sözleşmeyi feshetmeleri halinde yüklenicinin arsa sahiplerinden herhangi bir istekte bulunamayacağı kararlaştırılmış ise de bu sözleşme hükmünün yüklenicinin sözleşmeden doğan tüm haklarını kaybedeceği şeklinde anlaşılmaması gerektiğini ve davalı arsa sahiplerinin sözleşmeyi feshettikleri 15/11/2006 tarihi itibariyle yüklenicinin tamamladığı inşaat seviyesinin dikkate alınmak suretiyle sözleşmenin geriye etkili mi yoksa ileriye mi etkili olarak geçerli olduğu hususunun tespit edilmesi ve buna göre yüklenicinin tespit edilen ayıplı işler ve eksik işler bedelini arsa sahiplerine ödemek suretiyle tapu iptali ve tescil isteyip istemeyeceğinin belirlenmesi gerektiğini; sözleşmenin satış yetkisi başlıklı 15. maddesinde yükleniciye kalacak olan 21 daireden 9 adedinin değişik imalat yapım aşamalarına göre yükleniciye ne zaman satış yetkisi verileceği açıkça belirlenmiş olduğu halde yükleniciye isabet eden dairelerden geriye kalan 21-9 = 12 daire için sözleşmede geçen tüm şartların yerine getirilmesinden sonra şeklindeki şart getirilmiş olmakla yüklenicinin arsa sahiplerinden satış yetkisini isteyebileceğini yani kendisi adına tapuya tescilini isteyebileceği daire sayısının tespiti bakımından bu hükmün dikkate alınması gerektiğini, sözleşmenin arsa sahipleri tarafından feshedilmiş olduğu 15/11/2006 tarihi itibariyle yüklenicinin tesciline hak kazanmış olduğu daire sayısının tespitinde esas alınacak inşaat seviyesinin sadece arsa sahiplerine verilecek (C blokun tamamı ile B bloktaki üç daire) daireler ile bu dairelere isabet eden ortak alanların bitirilme oranına göre değil aynı zamanda yükleniciye ait olan A bloktaki dairelerde hesaba katılarak işin tamamına göre belirlenecek iş bitirme oranına göre tesbit edilmesinin uygun olacağını; yapılan teknik değerlendirmelerde arsa sahibine kalacak olan inşaatın fesih anında genel iş içerisindeki kabul edilebilir yapım yüzdesinin % 44,72 ve fesih anında kalan yapım yüzdesinin de % 55,28 olduğunu, buna göre yüklenicinin fesih tarihindeki duruma göre 8,77 daire hakettiği halde 7,23 dairenin satış yetkisini fazladan aldığının belirlendiğini, sözleşmenin 15. maddesine göre yüklenicinin 12 adet dairenin satış yetkisini alabilmesi için her halde işin tamamını bitirmiş olmasının gerektiğini, 2006/66 D.İş sayılı tespit dosyasında alınan rapora göre A, B ve C bloklarda yer alan inşaatların tamamlanmamış olduğunu, 15. maddeye göre yüklenicinin fesih tarihi itibariyle 12 adet dairenin satış yetkisini ve tapuya kendi adına tescilini isteme hakkını henüz kazanmadığını, fesih tarihi itibariyle yüklenicinin hakettiğinden daha fazla sayıda dairenin satış yetkisini kullanmış olduğu dikkate alındığında davaya konu 5 adet taşınmazın tapu iptali ve tescilini arsa sahiplerinden isteyemeyeceği kanaatine varıldığını; alternatif bir görüş olarak da 15. maddede yükleniciye isabet eden dairelerden 12 adedi için sözleşmede geçen tüm şartların yerine getirilmesinden sonra şartı getirilmiş ise de yüklenicinin 15/11/2006 fesih tarihinde bitirdiği işlerin seviyesine göre tapuya tescilini isteme hakkını kazandığı daire sayısının tespitinde yükleniciye kalan A bloktaki daireleri de kapsayan işin tamamının değil de sadece arsa sahiplerine verilecek daireler ile bu dairelere tekabül eden ortak alanların içindeki iş bitirme yüzdesinin dikkate alınmasının daha hakkaniyetli olacağı kanaatinde olunması durumunda arsa sahiplerine kalan bağımsız bölümler ile ortak alanlardan arsa sahiplerinin hissesine düşen bedelin genel iş maliyeti içerisindeki eksik iş yüzdesinin % 5,83 olduğunu, yani fesih tarihi itibariyle sadece arsa sahiplerine ait daireler ile bunlara tekabül eden ortak alanlar esas alındığında iş bitirme yüzdesinin % 94,17 olduğu dikkate alınmak suretiyle bu iş bitirme yüzdesine göre sözleşmenin arsa sahipleri tarafından feshinin ileriye etkili olarak mütala edrilmesi gerektiğini, dolayısıyla yüklenici adi ortaklığın teknik değerlendirmelerde belirlenen 238.873,00 TL tutarındaki eksik ve ayıplı işler bedelini birleşen...Esas sayılı dava kapsamında davalı arsa sahiplerine ödemek kaydıyla taşınmazların tapularının iptali ile kendi adına tescilini isteyebileceğini; birleşen... Esas sayılı dosya yönünden; sözleşmenin 8. maddesinde davacı arsa sahiplerinin sadece işin bitirilmesi gereken tarihlerden itibaren 6 ay olarak tesbit edilmiş olan gecikme süresi için her bir daire başına aylık 350 Euro’luk gecikme cezasını isteme haklarının bulunduğunu, bu 6 aylık sürenin bitiminden sonraki dönem için sözleşmeyi fesih hakları doğmakla gecikme cezası ya da kira kaybı tazminatı isteyemeyecekleri kanaatine dayalı olarak davacı arsa sahiplerinin yükleniciden isteyebilecekleri gecikme cezası miktarının (350 Euro x 19 daire x 6 ay = 39.900 Euro ve bu tutarın 27/01/2010 dava tarihindeki TCMB kurlarına göre 83.790,00 TL olduğunu, adi ortaklığın borçlarından ortaklar müteselsilen sorumlu oldukları için bu tutarın tamamının davalı adi ortaklığın ortaklarından olan davalıdan istenebileceğini, teknik değerlendirmelerde eksik ayıplı iş miktarının 238.873,00 TL olarak belirlendiğini, davacıların bu miktarın tahsilini isteyebileceklerini; birleşen İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin...Esas sayılı dava dosyası yönünden; adi ortaklığın ortaklarından... tarafından arsa sahipleri aleyhine tapu iptali ve tescil isteğiyle açılan bu davadaki isteğin ve davanın dayandırıldığı maddi olayların diğer adi ortak ... tarafından açılan asıl davadaki istek ve maddi olaylarla aynı olması sebebiyle asıl davaya ilişkin aktif husumet ehliyeti ve tapu iptali ve tescil isteğinin esası ile ilgili olarak yaptıkları değerlendirmelerin birleşen dava yönünden de geçerli olduğunu bildirmişlerdir.
Aynı bilirkişi heyeti 26/08/2014 havale tarihli ikinci ek raporlarında özetle; asıl dava yönünden; İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin...Esas sayılı dosyasında adi ortaklığın davaya muvafakat etmeyen ortağı olan ...’ın davalı tarafta gösterilmesi aynı ortağın asıl davada da davalı tarafta gösterilmesi ve dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilmesi suretiyle Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin yeni tarihli kararlarına göre (20/12/2011 tarihli ... Esas ve... Karar sayılı) aktif husumet ehliyeti eksikliğinin giderilmiş olduğu sonucuna ulaşılabileceğini, diğer yandan davanın açılmasından sonra davalı ...’ın 16/03/2012 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılarının Karşıyaka 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas ve...Karar sayılı 07/06/2012 tarihli kararı ile mirası reddettiklerini, davalı ...’ın iki torununun bulunduğunu, bu torunların mirası reddetmiş olup olmamalarına göre vefatından sonra davaya adı geçen torunlarının mı yoksa (...) Hazine’nin mi devam edeceği hususunda takdirin mahkemeye ait olduğunu, asıl davada yer alan teknik değerlendirmelerin geçerli olduğunu, yine bunun haricinde kök rapordaki diğer tespitlerin de geçerli olduğunu, yüklenicilerden istenilebilecek gecikme cezası tutarının 292.942,08 TL olduğunu, arsa sahiplerinin eksik ve ayıplı işler bedeli olarak 238.873,00 TL’nin tahsilini isteyebileceklerini, arsa sahipleri tarafından toplam 4.879,37 TL tutarında vergi ödemesi yapıldığını, sözleşmeye göre yüklenicilerin sorumluluğunda olan bu tutarın da arsa sahiplerinin alacağına eklenmesinin gerektiğini, dolayısıyla birleşen...Esas sayılı davada 4.879,37 TL’nin de yükleniciden istenebileceğini, arsa sahipleri tarafından adi şirket ortaklarından ... adına kayıtlı olan iş yerinin davaya konu inşaatlarla ilgili ödenmemiş sigorta prim borcunun bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması ve buna göre yüklenici tarafından henüz ödenmemiş bir prim borcu ya da arsa sahiplerince yüklenici hesabına SGK’ya yapılmış herhangi bir ödemenin belirlenmesi halinde bunun da... Esas sayılı dosyada arsa sahiplerinin alacağına ilave edilmesi gerektiğini, ayrıca arsa sahipleri vekilinin 12/04/2011 tarihli dilekçesi ekinde yer alan ve Günaylar Asansör firması tarafından düzenlendiği belirtilen asansörle ilgili yapılması gereken işlerin listesine ilişkin imzasız belgeye göre asansörle ilgili toplam 15.000,00 TL tutarında işlerin tamamlanması gerekmekte ise de arsa sahiplerinin bu tutarları davalı yükleniciden isteyebilmesi için bu işlerin ... Asansör firmasına ya da başka firmaya yaptırıldığı ve bu miktarın ödendiği hususunun ispatlanmasının gerektiğini bildirmişlerdir.
Asıl davada davacı ... vekili 15/12/2014 tarihli dilekçesi ile; davanın tapu iptali ve tescil davası olduğunu, 02/03/2011 tarihli duruşmada harcın 525.000,00 TL üzerinden tamamlanmasına karar verildiğini ve ara kararını yerine getirdiklerini, davanın ıslahına gerek olmaması nedeniyle şimdilik davanın ıslahı yoluna gitmeyeceklerini bildirmiştir.
Birleşen davada davacı... vekili 13/03/2015 tarihli dilekçesi ile; 09/12/2014 tarihli duruşmada davanın ıslahı için taraflarına süre verildiğini ancak davanın tapu iptali ve tescil davası olduğunu, mahkemenin ara kararında belirtilen 15 günlük süre içerisinde 08/06/2011 tarihinde davanın 262.500,00 TL’ye genişletildiğini, böylece harcın tamamlandığını, bu aşamada ıslah yoluna gidilmeyeceğini bildirmiştir.
Adi ortaklardan ... vekili 12/10/2011 tarihli ve 15/03/2012 tarihli dilekçeleri ile; Esas sayılı davada davacı ... tarafından açılmış olan davaya davayı kabul anlamına gelmemek üzere muvafakat ettiklerini belirtmiştir.
Adi ortak ... terekesi tasfiye memuru ... 12/05/2023 tarihli dilekçesi ile; ...’ın İzmir . Noterliğinde 06.09.2007 tarihinde vermiş olduğu taahhütname dikkate alındığında arsa sahipleri aleyhine dava açılmasında hukuki yarar olmadığından dava açılmayacağını, açılan bir dava olmadığından tescil yapılacak dairelerin adi ortaklık adına tescili yapılmasını istediklerini belirtmiştir.
Birleşen...Esas sayılı davada davalı arsa sahipleri tanığı ... anlatımında; "İlk sözleşme ... ile yapıldı. Sözleşme yapılırken her şey bittikten sonra oturma raporu alındıktan sonra ...'a 6 daire verilecekti. İnşatlar bittikten sonra bu daireler ...'a verilecekti. Anlaşmadan üç yıl kadar sonra ... bize geldi. Kendisinin tek başına işi götüremeyeceğini ve bu nedenle ortak aradığını söyledi. Biz de sen bilirsin dedik. Daha sonra kendisi ... ile ... ortak olarak almış. Bu kişiler ile sözleşme yapılmadı ancak bu ortaklar kendi aralarında sözleşme yapmışlar. Daha sonrasında işler yolunda gitmedi. Normal koşullarda üç blok yapılacaktı. Toplam 40 daire olacaktı. İlk C bloka başlandı ve yapıldı. B blok nispeten yapıldı. A blok en sona kalmıştı. A bloğun kabası yapılmıştı ve içinde hiçbir şey yapılmamıştı. 2006 yılından sonra inşaat temelli durdu. Biz o zamana kadar bildiğim kadarıyla ...'a işi devam ettirebilmeleri için kaynak sağlamaları amacıyla iki adet daireyi satması için yetki verdik. Bu yetkiyi verdikten sonra ertesi gün inşaatta hiç kimse kalmadı. Daha sonrasında inşaata gelen giden olmadığı gibi faaliyete devam eden de olmadı. Sonrasında kendi çabalarımızla tamamlamaya çalıştık ve 2013'de bitirerek oturma raporlarını aldık. 2006 yılına kadar toplam 16 daire yüklenicilere verildi. Yükleniciler inşaatı terk ederken yanlarında tüm malzemeleri götürmüşlerdi. Hatta lazım olursa diye yedek olarak bıraktığımız fayanslar dahi yükleniciler tarafından götürülmüş. Üç blok bitirilmeden belediyeden ruhsat ve oturma raporu alınması mümkün değildi. Bu nedenle üç bloğu bitirmek için yükleniciler inşaatı terk ettikten sonra arsa sahipleri kendi imkanlarıyla uğraştılar. Ben tespit raporunda belirlenen eksik kalemlerin ne olduğunu bilmiyorum. İnşaat 2013 yılında kendi çabalarımızla bitirdik." demiştir.
Sunulan ve toplanan deliller, aldırılan bilirkişi kök ve ek raporları, dinlenen tanık anlatımı ile tüm dosya içeriği değerlendirildiğinde; Asıl dava yönünden; bu dava, yüklenici ve aynı zamanda adi ortak olan ... tarafından diğer adi ortaklar ...ve ... ile arsa sahipleri olan davalılar ... aleyhinde açılmıştır. Bu davada davacı taraf “arsa sahipleri ile İzmir 18. Noterliği’nde düzenlenen 11/10/2001 tarihli 25431 yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin davalı yüklenici ... tarafından sözleşme hükümlerinin yerine getirilmemesi üzerine feshedildiğini; bu kez aynı tarihte İzmir 18. Noterliği’nde 08/04/2004 tarihli ve 9602 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşmeyi davalılar...’nun arsa sahibi olarak, müvekkili ile diğer davalılar ... ve...ın ise yüklenici olarak oluşturdukları adi şirket adına imzaladıklarını, ortaklardan ...’ın hissesinin % 33, ... hissesinin % 12 ve müvekkilinin hissesinin % 55 olduğunu, adi ortaklığı temsil konusunda özel bir hüküm ve yetkinin bulunmadığını, ortaklardan ...ın 6 daire, ...’ın 4 daire ve müvekkilinin ise 6 daire sattığını, bedellerinin inşaat dışı işlere harcandığını, inşaatın süresinde tamamlanamadığını % 96 seviyesinde kaldığını, ortaklığın fiilen son bulduğunu, sözleşmenin geriye dönük şekilde feshedildiğini” ileri sürerek, arsa sahiplerinin hisseli olarak sahibi oldukları bağımsız bölümlerin tapularının iptali ile müvekkili adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde sebepsiz zenginleşme nedeniyle bu taşınmazların dava tarihindeki değerlerinin ödenmesi kapsamında şimdilik toplam 50.000,00 TL’nin davalı arsa sahiplerinden tahsiline karar verilmesini istemiştir. 11/04/2025 tarihli duruşmada asıl dava kapsamında davacının, davalılar ... ve ... hakkında açtığı davanın bu davadan tefrik edilerek mahkememizin bir başka esas numarasına kaydının yapılmasına karar verilmiştir. Zira; davacı ...'ın, davalılar ... ve... hakkında açtığı dava esasen adi ortaklığın tasfiyesine yöneliktir. Asıl davanın açılış tarihi 15/10/2009’dur. Asıl davada davacı ...’ın arsa sahiplerinden olan davalılardan ... hakkında açtığı dava yönünden; dava ehliyeti davada taraf olma ehliyetidir. 6100 sayılı HMK’nun 50. maddesinde medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanların, davada taraf ehliyetine de sahip olacağı hüküm altına alınmıştır. Bu maddede belirtildiği üzere taraf ehliyeti, medeni hukuktaki hak ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir. Maddede gerçek ve tüzel kişi ayırımı yapılmaksızın, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanların davada taraf ehliyetine de sahip olacağı belirtilmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 28. maddesinde ise; gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği belirtilmiştir. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişi taraf ehliyetini yitireceğinden aleyhine dava açılamaz. Bu davalının dava açılmadan önce 18/06/2009 tarihinde ölmüş olması sebebiyle hakkında açılan asıl davanın taraf ehliyeti yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Asıl davada davacı ...’ın arsa sahiplerinden olan davalılar ... ve ... hakkında açtığı dava yönünden; adi ortaklık ... ve ... tarafından oluşturulmuş olup, dava tek adi ortak tarafından açılmıştır. Davacı adi ortak ..., dava konusu ettiği taşınmazların kendi adına tesciline, bu olmadığı takdirde değerlerinin arsa sahiplerinden tahsiline karar verilmesini istemiştir. Yani, davada adi ortaklık adına bir istek yoktur. TBK’nın 620/1 maddesi gereğince adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Ortaklığın kararları, bütün ortakların oybirliğiyle alınır. Aynı kanunun 638. maddesi gereğince ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar. Söz konusu sorumluluk yasadan doğan bir sorumluluktur. Bu düzenlemeler ışığında arsa sahibi olan davalılar hakkındaki davaya gelince; İzmir 18. Noterliği’nde düzenlenen 08/04/2004 tarihli ve 9602 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi adi ortak olan yükleniciler tarafından imzalanmıştır. Sözleşmenin 14. maddesinde dairelerin paylaşımı düzenlenmemiş ve aynı maddede “yükleniciler arasında ... % 33, ... % 55, ... % 12 hisseye sahip olacaktır” denmiştir. Ayrıca düzenlenmiş bir adi ortaklık sözleşmesi bulunmasa da ..., ... ve ...arasındaki ilişki adi ortaklık ilişkisidir. Bu inşaat sözleşme ile adi ortak olan yükleniciler arsa sahiplerine ait taşınmazda inşaat yapımını yüklenmişlerdir. Sözleşme içeriğinde yüklenicilerin birlikte sorumluluklarına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Yüklenici adi ortaklardan ... ile ... arsa sahipleri lehine birlikte düzenleyip imzaladıkları 09/06/2025 tarihli taahhütname ile “sözleşmenin 14. maddesindeki ...ile olan ortaklıklarını feshettiklerini” bildirmişlerdir. Tarafların beyanlarına ve tüm dosya içeriğine göre ortaklık konusunun ifasının imkansız hale geldiği ve fiilen devam etmediği anlaşılmış olup, adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girecektir. Bu çerçevede de ortaklar arasındaki hukuki bağ tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış sayılamayacaktır. Zira; tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik yasal bir usuldür. Somut olayda; davacı ...'ın asıl davada yüklenici adi ortaklara yönelik herhangi bir isteğinin bulunmadığı, tapu iptal ve tescili ile bu olmadığında bedelleri istenen bağımsız bölümlerin adi ortak olan davalı yüklenicilere değil, davalı arsa sahiplerine ait olduğu anlaşılmıştır. Yüklenici adi ortakların oluşturduğu adi ortaklıkta yönetici ortak bulunmamaktadır. Adi ortaklar arasında el birliği ile mülkiyet söz konusu olup, tamamının birlikte hareket etme zorunluluğunun bulunması ve bu kapsamda da davanın adi ortaklık ya da adi ortakların tamamı tarafından açılmasının gerekmesi karşısında davacı adi ortağın tek başına açmış olduğu asıl davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Davada diğer ortakların davaya muvafakatlerinin sağlanması ya da haklarında dava açılıp birleştirilmesinin sağlanması olanaklı olmadığından, zira; diğer adi ortaklar davada davalı olarak gösterilmiş olup, bir dava içerisinde hem davacı hem de davalı sıfatlarının aynı kişide birleşmesi söz konusu olamayacağından, davacı tarafın diğer davalılar hakkında açtığı asıl davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Bu değerlendirme yapılıp bu sonuca varılırken bir diğer yandan; olayın çözümünün öncelikle adi ortaklığın tasfiyesinin yapılması ve ardından ileri sürülen hak ve alacaklar ile ilgili dava yoluna gidilerek sağlanabileceği hususu da göz önünde bulundurulmuştur. Diğer yandan, henüz adi ortaklık tasfiye olmamış ve adi ortaklık üzerine mal varlığı girişi gerçekleşmemiştir. Henüz adi ortaklığın mal varlığına girmeyen bir malın tasfiyesi istenemez. Tapu iptali tescil davası görülüp karara bağlanmadan ve mal varlığına girmeden, tescil davasının içinde tasfiye davası görülemeyecektir. Adi ortaklığın tasfiyesi asıl davadan tefrik edilen ve yeni esasa kaydedilen adi ortaklar arasındaki davada değerlendirilebilecektir. Dolayısıyla erken açılmış bir dava da söz konusudur. Durum böyle olmakla birlikte yukarıda açıklandığı şekilde; davacının aktif dava ehliyetinin olmadığından, bu davalılar yönünden asıl davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Birleşen İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı davası yönünden; bu dava yüklenici adi ortak ... tarafından arsa sahipleri... karşı açılmıştır. Davada davacı tarafça; “sözleşmedeki edimlerin tam olarak yerine getirildiği, inşaatın gününde tamamlayıp davalılara teslim edildiği, 40 dairelik inşaatın 2.52 dairesine hak kazanıldığı” hususları ileri sürülerek tapu iptal tescil isteğinde bulunulmuştur. 08/04/2004 tarihli inşaat sözleşmesinin 14. maddesinde arsa sahiplerine ve yüklenicilere düşecek dairelerin paylaşımı yapılmıştır. Bu maddede “C bloktaki daireler ile tekabül eden arsa paylarının tamamı ile B bloktaki 5. kat, 6. kat, 7. kat ve tekabül eden arsa paylarının tamamının arsa sahiplerine ait olacağı; A bloktaki daireler ile tekabül eden arsa paylarının tamamı ile B bloktaki 1. kat, 2. kat, 3. kat, 4. kat, 8. kat ve tekabül eden arsa paylarının ise yüklenicilere ait olacağı, ancak yükleniciler arasında ...’ın % 33, ...’ın % 55, ... % 12 hisseye sahip olacağı” düzenlenmiştir. Dava 14/07/2010 tarihinde açılmıştır. Birleşen bu davada davacı ...arsa sahiplerinden olan davalı ...hakkında açtığı dava yönünden; davalı ...’nin davadan önce 18/06/2009 tarihinde öldüğü belirlenmiştir. Dava ehliyeti davada taraf olma ehliyetidir. 6100 sayılı HMK’nun 50. maddesinde medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanların, davada taraf ehliyetine de sahip olacağı hüküm altına alınmıştır. Bu maddede belirtildiği üzere taraf ehliyeti, medeni hukuktaki hak ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir. Maddede gerçek ve tüzel kişi ayırımı yapılmaksızın, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanların davada taraf ehliyetine de sahip olacağı belirtilmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 28. maddesinde ise; gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği belirtilmiştir. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişi taraf ehliyetini yitireceğinden aleyhine dava açılamaz. Bu davalının dava açılmadan önce 18/06/2009 tarihinde ölmüş olması sebebiyle hakkında açılan asıl davanın taraf ehliyeti yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Davacının, arsa sahiplerinden ... ve...hakkında açtığı dava yönünden; adi ortaklık ..., ... ve ... tarafından oluşturulmuş olup, dava tek adi ortak tarafından açılmıştır. Davacı adi ortak ... dava konusu ettiği taşınmazların kendi adına tesciline, bu olmadığı takdirde değerlerinin arsa sahiplerinden tahsiline karar verilmesini istemiştir. Yani, davada adi ortaklık adına bir istek yoktur. TBK’nın 620/1 maddesi gereğince adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Ortaklığın kararları, bütün ortakların oybirliğiyle alınır. Aynı kanunun 638. maddesi gereğince ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar. Söz konusu sorumluluk yasadan doğan bir sorumluluktur. Bu düzenlemeler ışığında arsa sahibi olan davalılar hakkındaki davaya gelince; İzmir 18. Noterliği’nde düzenlenen 08/04/2004 tarihli ve 9602 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi adi ortak olan yükleniciler tarafından imzalanmıştır. Sözleşmenin 14. maddesinde dairelerin paylaşımı düzenlenmemiş ve aynı maddede “yükleniciler arasında ... % 33, ... % 55, ... % 12 hisseye sahip olacaktır” denmiştir. Ayrıca düzenlenmiş bir adi ortaklık sözleşmesi bulunmasa da ..., ... ve ... arasındaki ilişki adi ortaklık ilişkisidir. Bu inşaat sözleşme ile adi ortak olan yükleniciler arsa sahiplerine ait taşınmazda inşaat yapımını yüklenmişlerdir. Sözleşme içeriğinde yüklenicilerin birlikte sorumluluklarına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Yüklenici adi ortaklardan ... ile ... arsa sahipleri lehine birlikte düzenleyip imzaladıkları 09/06/2025 tarihli taahhütname ile “sözleşmenin 14. maddesindeki... ile olan ortaklıklarını feshettiklerini” bildirmişlerdir. Tarafların beyanlarına ve tüm dosya içeriğine göre ortaklık konusunun ifasının imkansız hale geldiği ve fiilen devam etmediği anlaşılmış olup, adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girecektir. Bu çerçevede de ortaklar arasındaki hukuki bağ tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış sayılamayacaktır. Zira; tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik yasal bir usuldür. Somut olayda; davacı ... birleşen asıl davada yüklenici adi ortaklara yönelik herhangi bir isteğinin bulunmadığı, tapu iptal ve tescili ile bu olmadığında bedelleri istenen bağımsız bölümlerin adi ortak olan davalı yüklenicilere değil, davalı arsa sahiplerine ait olduğu anlaşılmıştır. Yüklenici adi ortakların oluşturduğu adi ortaklıkta yönetici ortak bulunmamaktadır. Diğer adi ortak ... bu birleşen davaya muvafakat etmiş ise de; mahkememizce, birleşen bu dava yönünden dava dışı adi ortak ... terekesi tasfiye memuruna davetiye tebliğ edilerek tebliğden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde “bu davada davacı tarafın isteğine muvafakat edip etmedikleri, muvafaket ediyor ise muvafakatlerinin dava dilekçesinde yazılı bağımsız bölümlerin adi ortaklık adına tesciline mi yoksa davacı adına tesciline mi ilişkin olduğu hususunu bildirmesi, herhangi bir bildirimde bulunmadığı takdirde her durumda muvafakatlerinin olmadığı hususunun kabul edileceği” hususu ihtar edilmiştir. Tasfiye memuruna 01/02/2023 tarihinde usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmesine rağmen, herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Adi ortaklar arasında el birliği ile mülkiyet söz konusu olup, tamamının birlikte hareket etme zorunluluğunun bulunması ve bu kapsamda da davanın adi ortaklık ya da adi ortakların tamamı tarafından açılmasının gerekmesi karşısında davacı adi ortağın tek başına açmış olduğu asıl davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Bu değerlendirme yapılıp bu sonuca varılırken bir diğer yandan; olayın çözümünün öncelikle adi ortaklığın tasfiyesinin yapılması ve ardından ileri sürülen hak ve alacaklar ile ilgili dava yoluna gidilerek sağlanabileceği hususu da göz önünde bulundurulmuştur. Diğer yandan, henüz adi ortaklık tasfiye olmamış ve adi ortaklık üzerine mal varlığı girişi gerçekleşmemiştir. Henüz adi ortaklığın mal varlığına girmeyen bir malın tasfiyesi istenemez. Tapu iptali tescil davası görülüp karara bağlanmadan ve mal varlığına girmeden, tescil davasının içinde tasfiye davası görülemeyecektir. Adi ortaklığın tasfiyesi asıl davadan tefrik edilen ve yeni esasa kaydedilen adi ortaklar arasındaki davada değerlendirilebilecektir. Dolayısıyla erken açılmış bir dava da söz konusudur. Durum böyle olmakla birlikte yukarıda açıklandığı şekilde; davacının aktif dava ehliyetinin olmadığından, bu davalılar yönünden birleşen davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Arsa sahiplerinin açtığı...Esas sayılı ve ... Esas sayılı birleşen davalar yönünden ise; birleşen ... Esas sayılı dava arsa sahipleri ... ve ... mirasçıları tarafından sadece yüklenici adi ortak olan ... hakkında açılmıştır. Davada; “davalının da aralarında bulunduğu yüklenicilerin inşaatı sözleşmeye uygun olarak bitirip teslim etmedikleri, inşaatın sözleşmeye uygun inşa edilmediği, eksik, hatalı, ayıplı malzeme ve işçilikle yarım olarak inşa edildiği, daha sonra terk edildiği” ileri sürülerek, kira kaybı, kira tazminatı ile eksik ve hatalı imalatların ve ödenmeyen harç, SGK primleri, yol bedelleri vs.’nin tahsili istenmiştir. Birleşen ... Esas sayılı dava ise arsa sahipleri ... ve ... mirasçıları tarafından tüm adi ortaklar hakkında açılmıştır. Bu birleşen davada da "davacı arsa sahipleri ile davalı yükleniciler arasındaki İzmir 18. Noterliğinin 08/04/2006 tarihli ve 9602 sayılı Düzenleme Şeklinde Kat Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nin geriye etkili olarak tarafların iradesinin bu şekilde birleştiğinin kabulü ile sözleşmenin geriye etkili feshine, bu istek yerinde görülmez ise yüklenicilerin inşaatı yarım bıraktığı ve terk ettiği 2006 yılı itibariyle bilirkişi raporları kapsamında inşaatın % 44,72'lik kısmının imal ve inşa edildiği dikkate alınarak Yargıtay kararları kapsamında % 90 oranına ulaşmayan inşaat sebebiyle sözleşmenin geriye etkili feshine" karar verilmesi istenmiştir. Asıl davanın gerekçesinde belirtildiği şekilde; davanın ve birleşen davaların dayanağı arsa sahipleri ile yüklenici adi ortaklar arasında İzmir 18. Noterliği’nde düzenlenen 08/04/2004 tarihli ve 9602 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesidir. Bu sözleşme adi ortak olan yükleniciler tarafından imzalanmış ve sözleşme içeriğinde de yüklenicilerin birlikte sorumluluklarına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Yükleniciler arasında adi ortaklığın varlığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmayıp, adi ortaklar arasında elbirliği ile mülkiyet söz konusudur. Dolayısıyla davanın yüklenici adi ortakların oluşturduğu adi ortaklığa karşı ya da adi ortakların tamamına karşı açılması zorunludur. Mahkememizce, birleşen... Esas sayılı davada davacı arsa sahipleri vekiline, diğer adi ortaklar ...ve ... terekesi hakkında ... Esas sayılı bu dava ile birleştirme istemli dava açması için süre verilmiştir. Bunun üzerine adi ortaklar ... ve ... terekesi hakkında ...Esas sayılı dava açılmış ve bu dava ile birleştirilmiştir. Birleşen ... Esas sayılı davanın, arsa sahipleri tarafından adi ortakların tamamı aleyhinde açılmış olması sebebiyle birleşen... Esas sayılı dava yönünden davacı arsa sahiplerinin sözleşmeye dayalı istekleriyle ilgili olarak tek bir adi ortağa karşı açtıkları davada pasif husumet yokluğu söz konusu olduğundan, birleşen ... Esas sayılı davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Birleşen ... Esas sayılı davada taraflar arasındaki uyuşmazlık; “yüklenici davalıların, davacı arsa sahipleri İzmir 18. Noterliği'nde düzenledikleri 08/04/2004 tarihli ve 9602 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Kat Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesi kapsamında yükümlülüklerini yerine getirip getirmedikleri, inşaatı tamamlanmış şekilde davacı arsa sahiplerine teslim edip etmedikleri, aksi durumda işin imalat yüzdesinin ne olduğu, anılan sözleşmenin geriye etkili feshedilebilme koşullarının bulunup bulunmadığı, feshin ileriye etkili sonuç doğuracak şekilde değerlendirilmesinin gerekip gerekmediği, davanın süresinde açılıp açılmadığı, zaman aşımı süresinin dolup dolmadığı” konularındadır. ... terekesi tasfiye memuru ... 14/07/2023 tarihli dilekçesi ile; davacı tarafından ...'ın terekesi aleyhine açılan davayı ... tereke tasfiye memuru olarak kabul ettiklerini, kabul beyanının davacı tarafa tebliğini istediklerini belirterek, kabul beyanına göre karar verilmesini, bu beyanın ilk duruşmada ve delillerin toplanmasından önce yapılması ve davanın açılmasına ... terekesi olarak sebebiyet verilmemesi dikkate alınarak HMK’nın 312/2 maddesine göre ... terekesine harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin yükletilmemesini, bu istekleri kabul edilmez ise tereke lehine indirim yapılmasını istemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 308. maddesi gereğince kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesi olup, karşı tarafın muvafakatine bağlı olmadığı gibi kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Kabul beyanı karşısında davalı ... terekesi aleyhinde açılan birleşen... Esas sayılı davanın kabul nedeniyle kabulüne karar verilmiştir. Birleşen ... Esas sayılı davada davacıların diğer davalı adi ortaklar hakkında açtıkları dava yönünden; inşaat sözleşmesinin 8. maddesinde; "müteahhitler sözleşmenin 3. maddesindeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde her daire için gecikilen her ay için aylık 350 Euro gecikme tazminatı ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Bu gecikme süresi 6 ay olarak tespit edilmiş olup, söz konusu binalar bu zaman zarfında da bitirilememesi halinde sözleşme yine arsa sahipleri tarafından tek taraflı olarak ve hiçbir ihtara gerek kalmaksızın fesholunur. Müteahhitler hiçbir hak talep edemez” düzenlemesine yer verilmiştir. Benimsenen ek raporda da belirtildiği üzere; sözleşmenin 8. maddesine göre gecikme süresi 6 ay olarak belirlenmiş ve bu sürenin aşılması durumunda arsa sahiplerine sözleşmeyi feshetme hakkı tanınmış olduğundan gecikme süresi 6 ay olarak alınmıştır. 19 adet dairenin günlüğü 350,00 Euro'dan 6 ay için gecikme cezası tutarı 83.790,00 TL olarak belirlenmiştir. Bilirkişi heyetinin alternatifli olarak hazırladıkları 26/08/2014 havale tarihli ek raporlarında bu görüşleri somut olaya uygun bulunmuş, mahkememizce de itibar edilmiştir. Aynı ek rapora göre eksik ve ayıplı işler bedelinin 238.873,00 TL olarak belirlenmiş olması, yüklenici adi ortaklar tarafından ödenmesi gerekirken 4.879,37 TL vergi tutarının arsa sahipleri tarafından ödenmiş olması karşısında bu tutarlar da hesaba katıldığında arsa sahiplerinin yüklenicilerden isteyebilecekleri toplam tutarın 327.542,30 TL olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Birleşen 2010/51 Esas sayılı davada arsa sahipleri tarafından 20.000,00 TL’nin tahsili istenmiştir. Mahkememizce süre verilmesi sonucunda açılan ve birleşen 2023/394 Esas sayılı davada ise arsa sahipleri tarafından 300.000,00 TL’nin tahsili istenmiştir. Bu alacak yönünden karşı taraf zaman aşımı itirazında bulunmamıştır. Dolayısıyla her ne kadar 300.000,00 TL dava değerli son birleşen davada davacı tarafça alacak kalemlerinin açılımı yapılmamış ise de ek raporla belirlenen alacak miktarı daha fazla olduğundan, davacı tarafça alacak kalemlerinin açılımının yapılmaması sonuca etkili görülmemiştir...Esas sayılı son birleşen davada inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi istenmiştir. Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin mahkeme tarafından feshedilmesi halinde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu tarafından 25/01/1984 tarihinde 3/1 sayılı olarak verilmiş olan karara ve onu izleyen yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, inşaatın tamamlanma oranı incelenecek ve % 90 tamamlanma oranının sağlanmış olup olmadığı dikkate alınacaktır. Şayet inşaat % 90 oranında veya bu oranın üzerinde tamamlanmış ise, sözleşmeden dönme ve feshin geriye etkili olarak sonuç doğurması mümkün olmayacak; sözleşmenin feshi ileriye etkili olarak sonuç doğuracaktır. Yargıtay kararlarında bu durumun gerekçesi olarak Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı gösterilmiştir. Sözleşmenin feshinin ileriye dönük olarak sonuç doğuracak olduğunun belirlenmesi halinde, fesih kararı ile birlikte ileriye dönük olarak sözleşme ilişkisinin tasfiyesi gerçekleştirilecektir. Bu durumda yüklenici, yapmış olduğu imalatların karşılığı olarak belirli bir oranda bağımsız bölüm ile arsa paylarının kendi adına tescilini isteyebilecektir. Çünkü ileriye etkili fesihte arsa sahipleri, imal edilmiş olan inşaat oranında arsa payını devretmekle yükümlüdür. Bunun yanında yüklenicinin kusuru nedeniyle arsa sahiplerinin zarara uğramış olduğu belirlenmişse, arsa sahipleri bu zararın da kendilerine ödenmesini isteyebilecektir. Sözleşmenin ileriye etkili olarak sonuç doğurması halinde, yüklenicinin mevcut olarak inşa etmiş olduğu bağımsız bölümler, inşaat bitirilseydi meydana getirilmiş olacak olan bağımsız bölümler ile kıyaslanıp, sözleşme gereği yükleniciye düşecek olan orana tekabül eden bağımsız bölümler yükleniciye bırakılacaktır. Sonuç olarak; yüklenici, yaptığı imalatın oranına göre karşılık alacaktır. Açıklananlar ışığında somut olayda; inşaatın iş yüzdesi % 90’ın üzerinde olduğundan, arsa sahiplerinin geriye etkili fesih istekleri haklı bulunmamıştır. Taahhütnameler, ihtarnameler, tarafların ve tanıkların anlatımları dikkat alındığında yüklenici adi ortaklar tarafından işin süresinde bitirilmediği ve eksik imalatların olduğu belirlenmiştir. İşin tamamlanmadığı hususu esasen taraflar arasında çekişme konusu da değildir. Bu doğrultuda arsa sahipleri haklı bulunmuştur. Son birleşen 2023/394 Esas sayılı davada taşınmaz değerlerinin belirlenmesi ve adi ortaklığın hak edişinden mahsup edilmesi istenmiştir. Adi ortaklık adına açılmış bir hakediş alacağı davası bulunmayıp, ortada mahsubu yapılacak bir alacak da olmadığından buna ilişkin istek haklı görülmemiştir. Birleşen 2023/394 Esas sayılı davada; davacıların sözleşmenin geriye etkili feshi yönündeki isteklerinin yerinde görülmemesi sebebiyle alacak davasının davalı ... Terekesi yönünden kabul nedeniyle kabulüne, diğer davalılar yönünden ise kabulü ile 300.000,00 TL alacağın davalılardan ... yönünden 27/01/2010 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise 10/05/2023 dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Birleşen... Esas sayılı davada davalı ... terekesi tasfiye memuru ... HMK'nın 312/2 maddesi gereğince aleyhine vekalet ücreti hükmedilmemesini istemiş ise de; birleşen davanın açılmasına sebebiyet verilmiş olması sebebiyle HMK'nın 312/2 maddesindeki koşulun oluşmadığı kanaatine ulaşılmış ancak birleşen bu davanın ön inceleme duruşmasının 13/10/2023 tarihinde yapılmış olması, davalı ... terekesi tasfiye memuru ...'ın ise bu davayı kabule ilişkin beyan dilekçesini 14/07/2023 tarihinde sunmuş bulunması karşısında AAÜT'nin 6. maddesi gereğince vekalet ücretinin yarısına hükmedilmiştir.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-ASIL DAVADA;
a-Davacının, davalı ... hakkında açtığı davanın taraf ehliyeti bulunmaması sebebiyle usulden REDDİNE,
b-Davacının, davalılar ... ve... hakkında açtıkları davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE,
c-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40 TL harcın 675,00 TL peşin harçtan düşülmesi ile kalan 59,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
ç-Davacı tarafça yatırılan 7.053,75 TL ıslah harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
d-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalılar ... ve İnci Çemberci'ye verilmesine,
2-BİRLEŞEN...ESAS SAYILI DAVADA;
a-Davacının, davalı ... hakkında açtığı davanın taraf ehliyeti bulunmaması sebebiyle usulden REDDİNE,
b-Davacının, davalılar ... ve ...hakkında açtıkları davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE,
c-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40 TL harcın 1.485,00 TL peşin harçtan düşülmesi ile kalan 869,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
ç-Davacı tarafça yatırılan 2.393,25 TL tamamlama harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
d-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalılar ... ve İnci Çemberci'ye verilmesine,
3-BİRLEŞEN ... ESAS SAYILI DAVADA;
a-Davacıların davalı hakkında açtığı davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE,
b-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan 297,00 TL peşin harcın düşülmesi ile kalan 318,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
c-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
4-BİRLEŞEN... ESAS SAYILI DAVADA;
a-Davacıların sözleşmenin geriye etkili feshi yönündeki isteklerinin yerinde görülmemesi sebebiyle alacak davasının davalı ... Terekesi yönünden kabul nedeniyle KABULÜ ve diğer davalılar yönünden KABULÜ ile;
300.000,00 TL alacağın davalılardan ... yönünden 27/01/2010 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise 10/05/2023 dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara (davalı ...mirasçıları yönünden miras payları oranında olmak üzere) verilmesine,
b-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 20.493,00 TL nispi ilam harcından, 5.123,25 TL peşin harcın düşülmesi ile kalan 15.369,75 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
c-Davacının yatırmış olduğu 179,90 TL başvurma harcı ve 5.123,25 TL peşin harç toplamı olan 5.303,15 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine,
ç-Davacının yapmış olduğu 354,00 TL'si tebligat-posta gideri ve 1.700,00 TL'si bilirkişi ücreti gideri olmak üzere toplam 2.054,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine,
d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 48.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan (davalı ... terekesinin AAÜT'nin 6. maddesi gereğince 24.000,00 TL'si ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; asıl davada davalı-birleşen...Esas sayılı davada davacı-birleşen İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı davasında davalı arsa sahipleri ve birleşen...Esas sayılı davada davacılar vekilinin, asıl davada davacı-birleşen bir kısım davalarda davalı ... vekilinin, asıl davada davalı-birleşen ...Esas sayılı davada davalı-birleşen... Esas sayılı davada davacı ... vekilinin ve feri müdahil... vekilinin yüzlerine karşı, ... tereke tasfiye memurunun yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/05/2025
Başkan ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza