T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/723
KARAR NO : 2025/640
DAVA : Tapu İptali ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/07/2017
KARAR TARİHİ: 08/07/2025
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin ayrı ayrı davalı kooperatife ve dava dışı S.S. Gümüşkapı Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi’ne üye olduğunu, müvekkilinin her iki kooperatifteki ortaklık payının İzmir ili, Balçova ilçesi, Balçova Mahallesi'nde bulunan tapuda ....ada, ... parselde kayıtlı arsadaki hisselerinin ortaklara dağıtılması suretiyle ihdas edildiğini, bu hisseler karşılığında her bir ortağın sahip olacağı konut veya konutların m²’lerinin belirlendiğini, bu nedenle bu kooperatiflerdeki üyelik statüsünün diğer kooperatiflerden farklılık taşıdığını, her iki kooperatifin üyelerinin birbiriyle akraba olduklarını, bu iki kooperatifin 10/04/2014 tarihinde ayrı ayrı yaptıkları genel kurul toplantılarında davalı S.S. Dünya Konut Yapı Kooperatifi çatısı altında birleşme kararı aldıklarını ve bu doğrultuda 29/04/2014 tarihli birleşme sözleşmesini imzaladıklarını, birleşmenin tescil edilerek 13/05/2014 tarihinde sicil gazetesinde ilan edildiğini, böylece dava dışı kooperatifin tüzel kişiliğinin sona erdiğini, birleşme öncesinde her iki kooperatifin ayrı ayrı 06/11/2012 tarihinde yaptıkları genel kurul toplantılarında “toplantı tutanağı ekinde yer alan listede belirtilen hisseler oranında üyelere düşen m² hesaplaması düzeneğine uygun olarak kura çekilişi yapılmasına” karar verildiğini, toplantı tutanağı ekinde yer alan listelere göre müvekkilinin davalı kooperatifte sahip olduğu 11/46 hissesi karşılığında müvekkiline 239,829 m², dava dışı kooperatifte sahip olduğu 11/50 hisse karşılığında ise 260,245 m² olmak üzere toplam yaklaşık 500,00 m² büyüklüğünde daire verilmesi gerektiğini, yükleniciye verildikten sonra kooperatife kalan toplam 16 dairenin üyelere paylaştırılması amacıyla 14/11/2012 tarihinde İzmir 18. Noterliği tarafından 20865 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde kura çekilişi tutanağı ile kura çekildiğini, müvekkiline.... numaralı olmak üzere toplam 4 adet dairenin isabet ettiğini, müvekkilinin bu dairelerin kendi adına ferdileştirilerek tapusunun verilmesini beklerken A blok 23/2 giriş 7. kat 16 numaralı dairenin davalılardan ... adına 25/02/2014 tarihinde ferdileştirildiğini öğrendiğini, bu davalının üyelik sıfatının dahi bulunmadığını, bu davalının iyi niyetinden söz edilemeyeceğini, söz konusu tescilin yolsuz bir tescil olduğunu, iptalinin gerektiğini, müvekkilinin bu daireden faydalanamaması nedeniyle kira bedelinden yoksun kaldığını, diğer gerçek kişi davalıların müvekkilinin zarara uğramasına sebep olan bu işlemin yapıldığı dönemde dava dışı kooperatifin yönetim kurulu üyeleri olduklarını, bu nedenle sorumluluklarının bulunduğunu belirterek, davalı ... adına kayıtlı olan İzmir ili, Balçova ilçesi, Balçova mahallesindeki ... numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, bu isteğin yerinde görülmemesi halinde belirsiz alacak davası olarak 15.000,00 TL’nin 25/02/2014 tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, her iki durumda da müvekkilinin bu daireden yararlanamaması nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL kira (ecrimisil) bedelinin 25/02/2014 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalı ..., ... ve ... vekili ayrı ayrı verdiği cevap dilekçeleri ile özetle; yönetim kurulu üyelerine genel kurul kararına dayanmaksızın üyelere daire tahsis etme yetkisinin verilmediğini, müvekkillerinin iddia edildiği gibi bir yetkilerinin ve sorumluluklarının bulunmadığını, müvekkilleri aleyhine yönetim kurulu üyelikleri nedeniyle dava açılabilmesinin mümkün olmadığını, 1163 sayılı KK’nın 98. maddesinin yollaması ile TTK’nın ilgili maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerine karşı böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiğini, bu konuda bir genel kurul kararının bulunmadığını, davanın zaman aşımına uğradığını, 5 yıllık sürenin dolduğunu, dava konusu olayın müvekkillerinin bilgisi ve yetkisi dışında gerçekleştiğini, davacıya davalı kooperatif tarafından hissesi oranında dairenin verildiğini, davacı isteklerinin yasaya ve hakkaniyet kurallarına aykırı olduğunu, davacı tarafça haksız kazanç elde edilmek istendiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; tebligatın müvekkilinin devamlı ikametgahı olmayan adrese yapıldığını, bu nedenle usulsüz olduğunu, davacı tarafın delillerinin kendilerine tebliğ edilmediğini, davacının tüm isteklerinin zaman aşımına uğradığını, davalılar arasında dava arkadaşlığının bulunmadığını, kooperatif yönetim kurulu üyelerine ve kooperatife karşı açılabilecek davaların kooperatifler hukuku hükümlerine tabi olduğunu, müvekkilinin davalı kooperatife ait inşaattan dava konusu daireyi aldığını ve bedelini ödediğini, bu nedenle taraflar arasındaki davaların ayrılarak görülmesi gerektiğini, müvekkilinin bu daireyi 25/02/2014 tarihinde kooperatif hissesinin ferdileştirilmesi yoluyla aldığını, davacı ve davalıya karşı herhangi bir borcunun kalmadığını, davanın kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili 27/11/2017 tarihli ek beyan dilekçesi ile özetle; müvekkilinin daireyi iyi niyetli ve tapuya güven ilkesi gereğince 525.000,00 TL bedelle satın aldığını, bu bedeli nakden ve defaten elden ödediğini, dairenin şu anki değerinin 800.000,00 TL civarında olduğunu belirterek, eksik harcın tamamlatılmasını istemiştir.
Davalı ... ı Kooperatifi vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı ve müvekkili kooperatifin yönetim kurulu üyeleri olan diğer davalıların birbiriyle akraba olduklarını, kooperatif tarafından yapılan dava konusu devir işleminin davacı tarafından bilinmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafın tapu işleminden 5 yıl sonra böyle bir istek ileri sürmesinin iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını, ecrimisil istenecek kişinin malın sahibinin rızası ya da muvafakati dışında söz konusu malı elinde tutan, eline geçiren, bir hakka dayanmaksızın bu malı kullanan veya üzerinde tasarrufta bulunan gerçek ya da tüzel kişi olduğunu, malı kullanmayan ve maddi bir menfaat temin etmeyen müvekkili yönünden ecrimisil istenemeyeceğini, davacının müvekkiline başvurduğuna ilişkin bir belge sunamadığını, TTK’nın 560. maddesi gereğince 2 ve 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, taşınmazın davalı ... adına 2013 yılında tescil edildiğini, kura çekiliş tarihinin 14/11/2012 olduğunu, davacının bu davayı 2017 yılında açtığını, davacının 5 yıl içinde taşınmazın satışının yapıldığını bilemeyecek durumda olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER ;
Tapu kaydı, kura çekiliş tespit tutanağı, tanık anlatımları, bilirkişi raporu.
GEREKÇE ;
Dava; tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin ve ayrıca her iki durumda da ecrimisil tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Davada terditli olarak "tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bağımsız bölümün bedelinin tahsili" istenmiş olduğundan, değere tabi olan bu davada dava konusu bağımsız bölümün dava tarihindeki değeri üzerinden harç yatırılması gerektiğinden, dava konusu bağımsız bölümünün dava tarihindeki değerinin belirlenmesi amacıyla keşif yolu ile bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişi 22/05/2018 tarihli raporunda özetle; dava konusu bağımsız bölümün dava tarihi itibariyle değerinin 653.000,00 TL olduğunu bildirmiştir.
Davacı vekili bu bedel üzerinden nispi harcı yatırmıştır.
İzmir 18. Noterliği’nde düzenlenen 14/11/2012 tarihli 02988 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde kura çekiliş tespit tutanağı incelendiğinde; davalı kooperatif ile dava dışı kooperatife ait İzmir ili, Balçova ilçesi, Balçova mahallesinde bulunan tapuda 10 pafta 1388 ada 15 parsel numarada kayıtlı taşınmazda .... Giriş olmak üzere 3 blok halinde inşa edilen bağımsız toplam 16 bölümden davalı kooperatifin 11 üyesine kooperatifin hissesine düşen miktarın kooperatif üyelerine; yine dava dışı kooperatifin 9 üyesine kooperatifin hissesine düşen miktarın kooperatif üyelerine dağıtılmak üzere kura çekilişi yapıldığı ve bu çekiliş sonucunda davacıya B-23 Giriş 6. kat 13 numaralı (11/46 üye hisse oranı üzerinden), C-23/1 Giriş 6. kat 14 numaralı (11/46 üye hisse oranı üzerinden), B-23 Giriş 9. kat, 20 numaralı (11/46 üye hisse oranı üzerinden) ve A-23/2 Giriş 7. kat, 16 numaralı (11/50 üye hisse oranı üzerinden) dairelerin isabet ettiği görülmüştür.
Bu dairelerden dava konusu olan A Blok 23/2 Giriş 7. Kat 16 numaralı daire tapuda davalı ... adına kaydedilmiştir.
Davacı vekili, bu davada dava konusu ettiği 16 numaralı bağımsız bölümün davalı ... adına yapılan tapuda tescil işleminin yolsuz bir tescil olduğunu ileri sürerek, tapunun iptali ile müvekkili adına tesciline, bu olmadığı takdirde bedelinin tahsiline, her iki durumda ise müvekkilinin bu bağımsız bölümden yararlanamaması nedeniyle yoksun kaldığı kira tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili davalı ... ve davalı kooperatif dışındaki diğer davalıların ise söz konusu işlemde sorumluluklarının bulunduğu gerekçesiyle davayı bu davalılara karşı da yöneltmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “dava konusu İzmir İli, Balçova İlçesi, Balçova Mahallesi’nde bulunan, tapuda 1388 ada, 15 parsel numarada kayıtlı A Blok 23/2 Giriş 7. Kat 16 numaralı bağımsız bölümün tapuda davalı ... adına tescili işleminin yolsuz tescil işlemi olup olmadığı, bu bağımsız bölümün davacıya ait olup olmadığı, davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilinin ya da taşınmaz bedelinin istenip istenemeyeceği, davacının ecrimisil tazminatına hak kazanıp kazanmadığı” konularındadır.
Olayda 6098 sayılı TBK’nın 146. maddesi gereğince 10 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanması gerektiğinden ve dava tarihi itibariyle de bu süre henüz dolmadığından, tapu iptali tescil davasına ilişkin zaman aşımı itirazı haklı bulunmamıştır. Bunun yanı sıra kira tazminatı yönünden 5 yıllık zaman aşımı süresi olduğundan, dava tarihinden doğru geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde istenebilecek kira tazminatının ne olabileceği konusunun bilirkişi incelemesi ile belirlenmesine karar verilmiştir.
Tapuya verilen 25/02/2014 tarihli tescil istem belgesi incelendiğinde; davalılar ... ve ... tarafından “ekte sunulan liste uyarınca üyemiz Mehmet kızı ... adına ferdileşme suretiyle tescilini talep eder, taraflar olarak geçmiş emlak vergisi borcundan müteselsilen sorumlu olduğumuzu kabul ederiz” şeklinde beyan ve taahhütte bulunulduğu görülmüştür.
Yine davalı ...’in davalı kooperatif adına Balçova Tapu Sicil Müdürlüğü’ne verdiği 03/04/2018 tarihli dilekçe incelendiğinde; “..23/2 giriş A blok 7. Kat, 16 numaralı meskenin 47/86 hissesi kooperatifimiz adına kayıtlı iken, aşağıda bağımsız bölüm numarası karşısında ismi ve kimlik bilgilerinin dökümü yazılı üyesi adına ferdileşmenin yapılmasını arz ederim” dendiği, dilekçenin alt kısmında davaya konu taşınmazın numarasının ve davalı ...’nün adının yazılı olduğu görülmüştür.
Davalı ... vekili dosyaya İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin emsal 2017/767 Esas ve 2020/612 Karar sayılı gerekçeli karar örneğini sunmuştur.
Davacının, bu davanın konusu olmayan diğer bağımsız bölümlerle ilgili olarak aynı gerekçeleri ileri sürerek İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasında “davacının 25/06/2015 tarihinde kooperatif ortaklığının sona erdiği ve davanın açıldığı tarih itibariyle kooperatif ortağı olmadığı” gerekçesiyle “davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine” karar verilmiş olup; mahkememiz elindeki bu davada da davalı tarafça söz konusu karara dayanılmış olması ve davacının, davalı kooperatif ortaklığından istifa ettiğinin bildirilmiş olması karşısında, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas ve... Karar sayılı kararındaki “davacının 25/06/2015 tarihinde kooperatif ortaklığının sona erdiği ve davanın açıldığı tarih itibariyle kooperatif ortağı olmadığı” yönündeki tespit eldeki bu davanın sonucunu etkileyeceğinden, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...Esas ve ... Karar sayılı kararının kesinleşmesinin beklenmesine karar verilmiştir.
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas ve...Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacısının ..., davalılarının Meleke Koyunseven, S.S. Dünya Konut Yapı Kooperatifi, ... ve... olduğu, davanın tapu iptali ve tescil davası olduğu, mahkemece; “…davacı tarafça davacının davalı kooperatifin üyesi olmasına ve dava konusu edilen taşınmazın davacı adına tahsisine ilişkin karar bulunmasına rağmen taşınmazın davalı ... adına tapuya tescil edildiğinden bahisle taşınmazın tapusunun iptaliyle davacı adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde davacıya konut verilememesi nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesine ve davacının dava konusu edilen daireden faydalanamaması sebebiyle oluşan ecrimisilin tahsiline yönelik olarak davalılar hakkında mahkememize dava açıldığı, davacı ...'in davalı kooperatif ortağı iken kooperatifin 25.06.2015 tarihinde yapılan 2014 yılına ait genel kurul toplantısının "Madde 5" kararıyla ortaklıktan ayrılma isteğinin kabulüne karar verildiği, söz konusu genel kurul toplantısından sonra davacının 30.06.2017 tarihinde yapılan 2016 yılına ait genel kurul toplantısına, 29.06.2018 tarihinde yapılan 2017 yılına ait genel kurul toplantısına katılmadığı, genel kurul toplantı tutanakları ve hazirun cetvellerinde adının bulunmadığı, davacının 25.06.2015 tarihinde kooperatif ortaklığının sona erdiği ve davacının davanın açıldığı tarih itibariyle kooperatif ortağı olmadığı, davacının talebinin kooperatif ortaklığı hak ve sıfatına dayalı tapu iptal tescil ve alacak talebi olup davacının dava tarihi itibarıyla kooperatif ortaklığı sıfatı bulunmadığından davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı” gerekçesiyle “davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine” ilişkin 12/11/2020 tarihli kararın verildiği, bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin 26/10/2021 tarihli ... Esas ve ...Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği; bu karara karşı da temyiz kanun yoluna başvurulduğu, kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 30/11/2022 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile bozulduğu, bozma gerekçesinde; “1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri re'sen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazları bakımından: Dava, kooperatif ortaklığına dayalı tapu iptali ve tescil mümkün olmaz ise tazminat ile ecrimisil bedelinin tahsiline ilişkindir. Kooperatiflerde açık kapı ilkesinin bir gereği olarak, ortak kooperatife girme hakkına sahip olduğu gibi çıkma hakkına da sahiptir. Çıkma bildirimi, gerçek veya tüzel kişi ortak tarafından tek taraflı bir irade beyanı ile kullanılan bozucu yenilik doğuran bir haktır. Bu bildirim herhangi bir şekle bağlı olmaksızın yapılabilir. Ancak ispat açısından, taahhütlü mektup, elden imza, elektronik posta veya noter aracılığıyla yapılması önem arz eder. Somut olayda, ilk derece mahkemesi gerekçesinde davacının davalı kooperatif ortağı iken 25.06.2015 tarihli genel kurulun 5. maddesiyle ayrılma isteminin kabulüne karar verildiği belirtilmiş ise de, dosya kapsamından davacının ayrılma bildiriminde bulunduğunu ispata yönelik bilgi ve belgeye rastlanmadığı gibi, istifasının görüşüldüğü bu genel kurula davet edilmediği ve bahsi geçen kararın davacıya tebliğ de edilmediği de anlaşılmıştır. Bölge adliye mahkemesi kararına dayanak gösterilen dürüstlük kuralına ilişkin TMK madde 2 ise, istifa genel kurulu ile dava tarihi arasında geçen kısa süre itibariyle somut olaya uygun düşmemektedir. Açıklanan hususlar bir arada değerlendirildiğinde, davacının kooperatif ortaklığının devam ettiği tartışmasızdır. Yine dosya kapsamından, kooperatif ortağı olmadığı anlaşılan devralan Meleke Koyunseven'in davaya konu bağımsız bölümü 25.03.2013 tarihinde tapuda satış suretiyle devraldığı ve fiilen onun kullanımında olduğu dikkate alınarak, adı geçen davalının iyi niyeti tartışılıp, tapu iptali ve tescil talebi bakımından, oluşacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı Meleke Koyunseven vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin, 26.10.2021 tarihli, 387-1256 E.-K. sayılı kararı kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı kooperatiften alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalı...den alınmasına, HMK 373/1 maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.” dendiği; bozma üzerine davanın aynı mahkemede...Esas sayısını aldığı, mahkemenin eski kararda direnerek 16/03/2023 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile yeniden; “Davanın Davacının Aktif Husumet Ehliyeti Yokluğundan Reddine” karar verdiği, bu karara karşı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na temyiz yoluna gidildiği, mahkemenin kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05/02/2025 tarihli,... Esas ve ...Karar sayılı kararı ile; bozulduğu; bozma gerekçesinde; “A) Davalı Meleke Koyunseven vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan değerlendirmede; Hukuki yarar dava şartı olduğu gibi, temyiz istemi için de gerekli bir şarttır. Bölge Adliye Mahkemesinin 26.10.2021 tarihli ve...Esas, ... Karar sayılı kararı, davalı... vekilince temyiz edilmiş, Özel Dairenin 30.11.2022 tarihli ve... Esas, ... Karar sayılı kararı ile davalı...vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bu durumda davalı...Vekilinin temyiz itirazları Özel Dairece reddedildiğinden direnme kararını temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığı anlaşıldığından, davalı Meleke Koyunseven vekilinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir. B) Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan değerlendirmede; 1. Bilindiği üzere 1163 sayılı Kanun’un 1. maddesinde kooperatif; Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar şeklinde tanımlanmıştır. 2. Türk Hukuk Lûgatında da kooperatifin Kanun’da düzenlenen tanımı aynen muhafaza edilmiş; kooperatiflerin amaçlarına ve ortaklarının niteliklerine göre tüketim kooperatifi, üretim kooperatifi, kredi kooperatifi, yapı kooperatifi gibi çeşitli adlarla çalıştıkları belirtilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 712). 3. Kooperatiflerde ortaklık sıfatının kazanılması beş hâlde söz konusu olabilir. İlk olarak kooperatifin kuruluşunda kurucu ortaklar, kuruluşun gerçekleşmesiyle ortak sıfatını aslen kazanırlar. Daha sonraki aşamada ise giriş talebinin kabulü yoluyla veya payın bir başkası tarafından devralınmasının yönetim kurulu tarafından kabulüyle ortaklık gerçekleşir. Bir diğer ihtimal olarak ortaklığın taşınmaz mülkiyetine veya bir teşebbüsün işletilmesine bağlandığı durumlarda, taşınmazın veya işletmenin devralınması hâlinde ortaklık sıfatı kazanılır. Son olarak ise ana sözleşmede hüküm bulunması durumunda miras ile kooperatif paydaşlık hakkı kazanılır. 4. Kooperatifler Kanunu’nun Ortaklığa girme şartları ve ortak sayısı başlıklı 8. maddesine göre; kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Ortak olmak isteyen gerçek ve tüzelkişiler, kooperatif ana sözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvururlar. Kooperatif, ortaklarına kendi varlığı dışında şahsi bir sorumluluk veya ek ödemeler yüklüyor ise ortak olmak isteği, bu yükümlerin yazılı olarak kabul edilmesi hâlinde değer taşır. Yönetim Kurulu; ortaklar ile ortak olmak için müracaat edenlerin ana sözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarını araştırmak zorundadır. Yapı kooperatiflerinde konut, işyeri ve ortak sayısı genel kurulca belirlenir. Yönetim Kurulu, genel kurulca kararlaştırılan sayının üzerinde ortak kaydedemez. 5. Kooperatif ortaklarından her biri ortaklık amacı çerçevesinde borç ve yükümlülük altına girerler. Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesine göre ortaklar hak ve vecibelerde eşittirler. Bilindiği gibi eşitlik kavramı mutlak ve nispi eşitlik olmak üzere ikiye ayrılır. Ortaklık statüsünden doğan objektif haklara sahip olma ve bunların korunmasını isteme hakkı mutlak eşitlik kapsamındaki haklara örnek gösterilebilecek iken, kooperatif ortaklığına bağlı olarak yararlanma ve maddi menfaat sağlamada ortağın eylemli katkısı ve özverisinin gözetilmesi ise nispi eşitlik ilkesi gereğidir. Bu nedenle, ortaklıktan kaynaklanan borçlarını yerine getiren bir ortağın, eşit durumda bulunduğu diğer ortaklara tanınan haklardan kendisinin de yararlandırılmasını istemeye hakkı vardır. 6. Kooperatif ortakları bakımından geçerli olan ve öğretide açık kapı ilkesi olarak kabul edilen ilke uyarınca ortaklık şartlarını taşıyan ve kooperatife ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler kooperatife girmekte serbest olduğu gibi kooperatiften çıkarken de serbesttir. Açık kapı ilkesi kooperatiflere özgün bir nitelik katar ve onu diğer ticaret şirketlerinden ayırır. Ancak bu kural mutlak olarak serbestlik anlamına da gelmemektedir. Zira açık kapı ilkesinin bir uzantısı olup onu tamamlar nitelikte olan kooperatifin korunması ilkesi gereğince ortağın kooperatiften çıkışı kooperatife zarar vermemelidir. Kooperatifin korunması ve varlığını sürdürebilmesi için ana sözleşme ile birtakım koruyucu ve sınırlandırıcı hükümler getirilebilir, ancak ana sözleşmeye konulan sınırlandırıcı hükümler hiçbir şekilde ortağın kooperatiften çıkmasını önleyemez ve kooperatiften ayrılmayı da haksız olarak güçleştiremez. 7. Kooperatiflerde ortaklık sıfatını kazanan herkesin, açık kapı ilkesi gereğince kooperatiften çıkma hakkı olduğu gibi ana sözleşmede açıkça belirtilmiş olan nedenlerle ortağın çıkarılmasına (ihracına) karar verilmesi de mümkündür. Bir ortağın ortaklık sıfatı, çıkma hakkının kullanılması suretiyle ortağın kendi isteği üzerine ayrılması (1163 sayılı Kanun md. 10), ortağın ölümü (md. 14/I), ortaklık payının başkasına devredilmesi (md. 14/III), ortaklık sıfatının bir görev veya hizmetin yerine getirilmesine bağlı olması hâlinde bu görev veya hizmetin sona ermesi (md. 15), ortağın kooperatif ana sözleşmesinde gösterilen sebeplerle ortaklıktan çıkarılması (md. 16) ve ortağın parasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle ihracı (md. 27) hâllerinde sona ermektedir. 8. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2024 tarihli ve...Esas,... Karar sayılı kararında da aynen benimsenmiştir. 9. Kooperatif ortaklığından çıkma bildirimi, gerçek veya tüzel kişi ortak tarafından tek taraflı bir irade beyanı ile kullanılan bozucu yenilik doğuran bir haktır. Bu bildirim herhangi bir şekle bağlı olmaksızın yapılabilir. Ortaklıktan çıkma bildirimi üzerine ayrıca kooperatif genel kurulunca ortaklıktan çıkma bildiriminin kabul edilmesine gerek bulunmamaktadır, ancak ortaklıktan çıkma bildiriminin ispat edilebilmesi açısından, taahhütlü mektup, elden imza, elektronik posta veya noter aracılığıyla yapılması önemlidir. 10. 1163 sayılı Kanun'un 13. maddesinde ortağın ana sözleşmeye uygun olarak yaptığı isteğe rağmen kooperatifin istifayı kabulden kaçınması hâlinde ortağın çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirmesiyle çıkmanın gerçekleşeceği düzenlenmiştir. Bu durumda ortağın yenilik doğurucu nitelikteki istifa iradesini ilk olarak noter vasıtasıyla kooperatife duyurması ortaklıktan çıkmanın gerçekleşmesi için yeterlidir. 11. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Dürüst davranma başlıklı 2. maddesinde yer alan; Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz... şeklindeki hüküm ile herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken makul ve dürüst bir kimseden beklenilen objektif davranışa uygun biçimde hareket etmekle yükümlü olacağı düzenlenmiştir. Hukuki işlemlerin kurulmasında, yorumlanmasında ve tamamlanmasında dürüst davranma ilkesi oldukça önemlidir. Ayrıca hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığını belirleme noktasında da dürüstlük kuralının önemli bir işlevi bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığı belirlenirken somut olayın şartları dürüstlük kuralı dikkate alınarak değerlendirilmektedir. 12. Dürüstlük kuralına veya hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı bir davranış, doğrudan hakkın mevcudiyetini ortadan kaldırdığından bir itiraz teşkil eder. Bu nedenle, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden hâkim, dürüstlük kuralına aykırı, hakkın kötüye kullanılması oluşturan davranışı tespit ediyorsa, ilgili tarafından ileri sürülmemiş olsa bile, kendiliğinden (resen) bunu dikkate almalıdır (Mustafa Dural/Suat Sarı: Türk Özel Hukuku, 13. Baskı İstanbul 2018, s. 261-262). 13. Tüm bu maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının, dava dışı ... Uluslararası Taş. ve Tic. AŞ'nin S.S. Gümüşkapı Arsa ve Konut Yapı Kooperatifindeki on bir hissesi ile S.S. Dünya Konut Yapı Kooperatifinde bulunan on bir hissesini 31.07.2012 tarihinde devralarak her iki kooperatife üye olduğu, 14.11.2012 tarihinde İzmir 18. Noterliği tarafından yapılan kura sonucunun Düzenleme Şeklinde Kura Çekiliş Tutanağı ile tutanağa bağlandığı, davacıya toplam dört adet bağımsız bölüm isabet ettiği, ancak davacının hissesine düşen bağımsız bölümlerden dava konusu B blok 23 giriş 6. kat 13 No.lu bağımsız bölümün 25.03.2013 tarihinde yapılan ferdileşme sonucunda davacı yerine davalı Meleke Koyunseven adına tescil edildiği görülmektedir. 14. Dosya içerisinde yer alan belgeler incelendiğinde kooperatiflerin 2012 ve 2013 yıllarına ait olağan genel kurul toplantılarını 10.04.2014 tarihinde yaptıkları, bu toplantılarda kooperatiflerin S.S. Dünya Konut Yapı Kooperatifi çatısı altında birleşme kararı aldıkları, genel kurul tarihi itibariyle davalı kooperatifin dokuz ortağı bulunduğu, davacının hazirun listesinin sekizinci sırasında kayıtlı olduğu ve genel kurul toplantısına katıldığı anlaşılmaktadır. 15. Öte yandan 25.06.2015 tarihinde yapılan 2014 yılına ait olağan genel kurul toplantısı için düzenlenen hazirun listesinde ise yedi ortağın kayıtlı olduğu, ancak ortakların arasında davacının bulunmadığı, 25.06.2015 tarihinde yapılan 2014 yılına ait genel kurul toplantısının 5. maddesinde de, ''2014 yılı içerisinde kendi istekleri ile ortaklıktan ayrılan Çisem Külçe, İsmet Mersin, ... ve yine 2014 yılı içerisinde kooperatife ortak olmak üzere başvuran Kudret Turhal ile ilgili olarak yönetim kurulunca alınan kararlar görüşmeye açıldı. Söz alan olmadı. Ayrı ayrı yapılan oylama sonucunda Çisem Külçe'nin ortaklıktan ayrılması oy birliği ile kabul edildi. İsmet Mersin'in ortaklıktan ayrılması oy birliği ile kabul edildi. ...'in ortaklıktan ayrılması oy birliği ile kabul edildi. Kudret Turhal'ın kooperatife ortak olması oy birliği ile kabul edildi. '' şeklinde karar verilmiştir. 16. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, davacının davalı kooperatif ortağı iken 25.06.2015 tarihinde yapılan genel kurulda ayrılma isteğinin kabulüne karar verildiği belirtilmiş ise de, dosya kapsamında davacının kooperatiften ayrılma bildiriminde bulunduğuna yönelik bilgi ve belge bulunmadığı gibi istifasının görüşüldüğü genel kurula davet edilmediği ve söz konusu kararın davacıya tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. 17. Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında, aidat yükümlülüğü bulunan bir kooperatifte, ortağın uzun süre kooperatife uğramaması ve aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmemesi, kooperatifin kuruluş amacına uygun faaliyetini uzun süredir yerine getirmemesi üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ettiği, başka bir anlatımla üyelik haklarından zımnen vazgeçtiğini benimsediği ve eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini ortaya koyduğu, böyle bir ortağın açtığı davanın da 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırı olduğu ilke olarak kabul edilmekte ise de, somut olayda davacının istifasının görüşüldüğü genel kurul tarihi ile dava tarihi arasındaki kısa süre nazara alındığında 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılıktan söz edilemez. 18. Bu durumda davacının kooperatif üyeliğinin devam ettiği anlaşılmakla, dava konusu bağımsız bölümü 25.03.2013 tarihinde tapuda devralan ve fiilen kullanmakta olan davalı Meleke Koyunseven'in iyi niyetli olup olmadığı değerlendirilerek, davacının tapu iptali ve tescil talebi yönünden sonucuna göre karar verilmesi gerekirken kooperatif ortağı olmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi yerinde değildir. 19. Hâl böyle olunca İlk Derece Mahkemesince önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir. 20. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır” dendiği görülmüştür.
Davalı tarafın gösterdiği tanıklar mahkememiz huzurunda dinlenmişlerdir.
Davalı ... tanığı ... anlatımında; “2014 yılında eşiyle birlikte ev aradıklarını, oturmak amacıyla satın alacak olduklarını, gezerken dava konusu evi gördüklerini, 'satılık' yazısının olduğunu, emlakçısına ulaştıklarını, kendilerine evi gezdirdiğini, beğendiklerini, sahibinin kim olduğunu sorduklarında '... olduğunu' söylediğini, bu kişiye bir arkadaşları aracılığıyla ulaştıklarını ve evi alma konusunda anlaşmaya vardıklarını, daha sonra tapuya satış işlemi için gittiklerinde kendilerine 'kooperatiften hisse verileceğinin' söylendiğini, kabul ettiklerini, aynı gün Balçova Tapu Müdürlüğü'nde tescil işleminin yapıldığını, tescilin yapıldığı aynı gün Manisa'ya gittiklerini, orada bankada bu evin bedeli olan 520.000,00 TL civarındaki parayı ...'e peşin olarak ödediklerini, evin tapu kaydının eşi ... üzerine olduğunu, davacıyı tanımadığını” bildirmiştir.
Davalı ... tanığı ...anlatımında; “taşımacılık işi ile uğraştığını, yaklaşık 4-5 yıl önce davalı ...'nün eşi ... kendisini telefonla arayarak 'Balçova'da satın almak üzere ev aradığını ve bir ev bulduğunu, bunun sahibinin taşımacılık yaptığını, taşıyıcılık yapması sebebiyle bu kişiyi tanıyıp tanımadığını' sorduğunu, ismini verdiğini, kendisinin de 'davalı ...'i tanıdığını' söylediğini, bunun üzerine... kendisinden evin fiyatı konusunda aracı ve yardımcı olmasını istediğini, kendisinin de kabul ettiğini, kendisinin aracılığı ile bu kişilerin yaklaşık 4-5 kez telefon görüşmesi ile ev bedeli konusunda anlaşma sağlamaya çalıştıklarını, her defasında birbirlerinin önerdikleri satış bedelini aracı olarak kendisinin bir diğerine ilettiğini, en sonunda yaklaşık 520.000,00 TL civarında bir fiyatla anlaşmaya varıldığını, daha sonra bu evin tapuda davalı ... adına satış ve tescil işleminin yapıldığını bildiğini, ancak tapu işlemleri sırasında kendisinin olmadığını, bankada parası ödenirken kendisinin de hazır olduğunu, bu evin parasının davalı ... ve eşi tarafından davalı ...'e peşin olarak ödendiğini, davacıyı tanımadığını, sadece ismini duyduğunu, davalı kooperatifle ilgili olarak herhangi bir bilgisinin bulunmadığını” bildirmiştir.
Davalı ... tanığı ...anlatımında; “davalı ...'nün eşinin kardeşi olduğunu, dava konusu olaylara bizzat tanık olmadığını, bilgisinin bulunmadığını, ancak yaklaşık 4-5 yıl önce kardeşi ... kendisine 'İzmir'de Ekonomi Üniversitesi'nde okuyan ve kirada oturan kızının evine hırsız girdiğini, bu nedenle satın almak için yeni bir ev arayışlarının olduğunu' söylediğini, evi İzmir'den almak istediklerini, hatta 2+1 ev istediklerini, kendileriyle birlikte biraz ev baktığını, onlara 2+1 yerine 3+1 daire almalarını önerdiğini, onların da kabul ettiğini, dava konusu evin pazarlık ve satın alınması aşamalarında kendisinin olmadığını, ancak ailenin finansal işleri ile kendisi ilgilendiği için bu evin bedelinin bankada ödenmesi aşamasında kendisinin de bulunduğunu, hatta davalılar banka müdürünün odasında otururken kendisinin vezne kısmında evin bedelini ayarladığını ve veznedarın banka müdürünün odasına gelerek orada evi satan kişiye teslim ettiğini, kendisinin evi satan kişiyi tanımadığını, davacı da tanımadığını, kaldı ki en başından beri... bu işlerle ilgilendiği için ve kendisine güvendikleri için akıllarına herhangi bir soru işaretinin gelmediğini” bildirmiştir.
Davalı ... tanığı ... anlatımında; “davalı ...'nün eşi ... tanıdığını, kendisinin yaklaşık 4- 5 yıl önce Manisa ... A.Ş.'de şube müdürü olarak görev yaptığını, o tarihlerde...bankanın müşterisi olduğunu, sürekli banka işlemleri olduğu için kendisini bu vesile ile tanıdığını, o tarihlerde kendisinin odasında 4-5 kişi ile oturduklarını ancak... dışında diğer kişilerin kim olduğunu bilmediğini, o gün bir ev alımı işlemi sebebiyle para ödendiğini hatırladığını, ancak bu evin hangi ev olduğunu, kim tarafından, kime ve hangi bedelle satıldığını bilmediğini, bunun haricinde bu davanın ... haricindeki diğer taraflarını da tanımadığını” bildirmiştir.
Gayrimenkul değerleme uzmanı ... ve kooperatifler konusunda uzman ...09/07/2019 tarihli raporlarında özetle; dava konusu taşınmazın 14/11/2012 tarihinde çekilen kur'a sonucu davacıya isabet ettiğini, tapu kayıtlarına göre bu taşınmaz üzerinde kat irtifakı kurulmasıyla birlikte 21/10/2010 tarihinde 39/86 payla davalı kooperatif, 47/86 payla dava dışı... Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi adına tescil edildikten sonra 21/02/2014 tarihinde ferdileşme yoluyla 39/86 payla davalı ... adına tescil edildiğini ve 25/02/2014 tarihinde ise ferdileşme + birleşme yoluyla taşınmazın tamamının davalı ... adına tescil edildiğini; davalı kooperatif yönetim kurulunda 23/04/2011 tarihinde yapılan genel kurulda seçilen davalı ...’in başkan olarak, ...’nun başkan yardımcısı olarak, ...’in ise muhasip üye olarak görev yaptıklarını; eski ortak olması nedeniyle taşınmazın ferdileşme aşamasında davacı adına tescil edilmesinin gerektiğini, davacının ortaklık hakkının yok sayılarak davalı ...’nün ortak kaydedilmesinin ve taşınmazın davalı adına tescil edilmesinin usulsüz olduğunu, sorumlularının ..., ... ve ... olduğunu, bu durumda davalı ...’nün iyi niyetli 3. kişi olarak kabul edilip edilemeyeceği ve iyi niyetle 3. kişi olarak kabul edilmesinin taşınmazın mülkiyetinin üzerinde kalmasını sağlayıp sağlamayacağı hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğunu; KK’nın 59/son maddesinde; “Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur” hükmünün bulunduğunu, öncelikli isteğin tapu iptali tescil, kabul edilmemesi durumunda davacının mağduriyetinin tazminat ödenerek giderilmesi gerektiğini, dava tarihi itibariyle istenebilecek tazminat miktarının 653.000,00 TL olduğunu, ecrimisil miktarının ise 66.254,00 TL olarak hesaplandığını, tapu kayıtlarına göre taşınmazın davalı ... adına tescil edilmesini dava dışı .... Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi’nin yöneticileri olan ... ve ...’in sağladığını, davacının zararını davalı kooperatifin yanı sıra tescil işlemini gerçekleştiren kooperatif yöneticileri olan davalılardan isteyip isteyemeyeceği hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir.
Davacı vekili 17/09/2019 tarihli dilekçesi ile ecrimisil isteğini ıslah yoluyla artırmış ve toplam 65.254,00 TL ecrimisil bedelinin her bir tahakkuk tarihinden itibaren, bu istek kabul görmez ise en geç dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Bilirkişiler hazırlayıp sundukları 27/08/2020 tarihli ek raporlarında özetle; davacı ...’in davalı kooperatifin üyesi olduğunu, dava konusu taşınmazın ortak olarak kura ile kendisine tahsis edildiğini, bu taşınmazın henüz davacı adına tesis edilen ortaklıkla ilgili herhangi bir karar alınmadan davalı ...’ye satıldığını ve 21/02/2014 tarihinde ... adına tescil ettirildiğini, 25/06/2015 tarihinde yapılan 2014 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında “...’in ortaklıktan ayrılması kabul edildi.” şeklinde karar alınmış ise de davacının ortaklıktan istifa ettiğine dair herhangi bir kayıt ve belgenin sunulmadığını, çağrılmadığı bir genel kurulda alınan kararın davacı açısından geçerli olup olmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğunu, tarafların itirazlarının kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerini değiştirecek nitelikte olmadığını bildirmişlerdir.
Kooperatifler konusunda uzman bilirkişi .... 29/08/2023 tarihli ek raporunda özetle; 29/06/2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 5 numaralı maddede tahmini bütçenin görüşüldüğünü ve kabul edilmesiyle yetinildiğini, aidat belirlenmediğini, davalı kooperatifin ortak sayısı açısından küçük ölçekli bir kooperatif olduğunu, mevcut kooperatif ortaklarının 2005/2006 döneminde arsası olan kooperatife ortak olduklarını, bilahare eski ortakların kooperatiften ayrılması sağlanarak arsanın yeni ortaklara kalmasının sağlandığını, konutların kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesiyle yaptırılması nedeniyle kooperatif ortaklarından inşaat imalatları için aidat tahsil edilmediğini, bazı genel kurullarda belirlenen parasal yükümlülüklerin genel giderlerle ilgili olduğunu, davalı kooperatife ait yevmiye, defteri kebir ve envanter defterinin sunulmadığını, genel kurul evraklarının ise kooperatif alacaklarını içermemesi nedeniyle tespit için yetersiz olduğunu, bu nedenle dava tarihi itibariyle davacının ortaklık borcunun bulunup bulunmadığının tespitinin yapılamadığını, davacı tarafın da böyle bir isteğinin bulunmadığını bildirmiştir.
Toplanan deliller, aldırılan kök ve ek raporlar ile tüm dosya içeriğine göre; davacı, dava dışı kooperatif nezdinde sahip olduğu 11 adet hisseyi bu kooperatifin 31/07/2012 tarihli 2012/3 karar sayılı kararı ile devir yolu ile almıştır. Davacının, devirlerle birlikte dava dışı ve davalı kooperatifteki hisse oranları 11/48 ve 11/53 olmuştur. Davacı vekilinin dava dilekçesinde de belirttiği şekilde; davalı kooperatif ile dava dışı Gümüş Kapı Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi’nin birleşmesine karar verilmiş, 29/04/2014 tarihli birleşme sözleşmesi düzenlenerek Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin 13/05/2014 tarihli sayısında tescil edilmiştir. Birleşme sözleşmesi ile birlikte dava dışı kooperatifin tüzel kişiliği sona ererek kooperatif davalı.... Kooperatifi çatısı altında faaliyetlerine devam etmiştir. "Davacının kooperatif üyeliğinden istifa ettiği" yönündeki iddiaya karşılık öncelikle davacının eldeki bu davada aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktası üzerinde durulmuştur. Davacı vekili “müvekkilinin, davalı kooperatif üyeliğinden istifa etmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını” belirtmiştir. Bilirkişi raporunda da belirlendiği şekilde davalı kooperatifin 25/06/2015 tarihinde yapılan 2014 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında “...’in ortaklıktan ayrılması kabul edildi.” şeklinde karar alınmıştır. Mahkememiz dosyasına davacının ortaklıktan istifasına ilişkin bir dilekçe sunulmadığı gibi davalı kooperatif vekili tarafından söz konusu kararın dayanağı herhangi bir belge sunulmamıştır. Böyle bir kaydın bulunmadığı hususuna bilirkişiler tarafından da işaret edilmiştir. Yargılama sürecinde davalı kooperatif vekiline davalı kooperatife ait defter ve belgelerin sunulması konusunda kesin süre verilmesine rağmen, defter ve belgeler sunulmamıştır. Davalı kooperatifçe takınılan bu tutum ile kooperatif defter ve belgelerinin incelenmesi ve kayıtlar nezdinde davacının varsa istifasına ilişkin dilekçe ve belgenin mahkememizce araştırılmasının önüne geçilmiştir. Oysa; "davacının, davalı kooperatifteki üyeliğinin sona erdiği yönündeki" iddiayı ispat yükü davalı kooperatife aittir. 25/06/2015 tarihli genel kurul kararında gösterilen yönetim kurulu kararı bulunmadığı ve sunulmadığı gibi yönetim kurulu kararının davacıya tebliğine ilişkin belge de sunulmamıştır. Defter ve belgeler sunulmadığı için davacı yerine yeni üye alındığı hususu davalı kooperatif tarafından ispatlanamamıştır. Diğer yandan emsal nitelikteki İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile ilgili olarak Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 30/11/2022 tarihli... Esas ve ... Karar sayılı kararında “…kooperatiflerde açık kapı ilkesinin bir gereği olarak, ortağın kooperatife girme hakkına sahip olduğu gibi çıkma hakkına da sahip olduğu, çıkma bildiriminin, gerçek veya tüzel kişi ortak tarafından tek taraflı bir irade beyanı ile kullanılan bozucu yenilik doğuran bir hak olduğu, bu bildirimin herhangi bir şekle bağlı olmaksızın yapılabileceği ancak ispat açısından, taahhütlü mektup, elden imza, elektronik posta veya noter aracılığıyla yapılmasının önem arz ettiği, somut olayda, ilk derece mahkemesi gerekçesinde davacının davalı kooperatif ortağı iken 25/06/2015 tarihli genel kurulun 5. maddesiyle ayrılma isteminin kabulüne karar verildiği belirtilmiş ise de, dosya kapsamından davacının ayrılma bildiriminde bulunduğunu ispata yönelik bilgi ve belgeye rastlanmadığı gibi, istifasının görüşüldüğü bu genel kurula davet edilmediği ve bahsi geçen kararın davacıya tebliğ de edilmediği hususunun anlaşıldığı, davacının kooperatif ortaklığının devam ettiğinin tartışmasız olduğu...” şeklinde değerlendirme yapılmış ve mahkemenin direnme kararı da Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05/02/2025 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile özetle “davacının, davalı kooperatifteki üyeliğinin devam ettiği” gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkememizde açılan eldeki bu davada da davacının ayrılma bildiriminde bulunduğunu ispata yönelik bilgi ve belgeye rastlanmadığı gibi, istifasının görüşüldüğü bu genel kurula davet edilmediği ve bahsi geçen kararın davacıya tebliğ de edilmediği belirlendiğinden, davacının davalı kooperatif üyeliğinin devam ettiği kabul edilmiştir. Davacının, davalı ... hakkındaki tapu iptali tescil isteği yönünden; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” düzenlemesine yer verilmiştir. Davalılardan ... adına tapuda yapılmış bir tescil işlemi bulunmayıp, 25/02/2014 tarihli 1039 yevmiye numaralı tescile ilişkin başvuru belgelerinde davalı ...’nün “kooperatif üyesi olduğu” belirtilmek suretiyle adına ferdileşme işleminin yapılması istenmiştir. İşlem, o tarihte davalı kooperatif yönetiminde bulunan davalılar ... ve ... tarafından gerçekleştirilmiş ve davacı tarafça da bu işleme yönelik itiraz ileri sürülmemiştir. Dolayısıyla; davaya konu bağımsız bölümün ferdileştirme yoluyla ilk kez bu davalı adına tapu kaydının oluşturulmuş olması sebebiyle olayda TMK’nın 1023. maddesinin uygulanamayacağı kabul edilmiştir. Kaldı ki; 1163 sayılı KK’nun 42. maddesi uyarınca; genel kurul, bütün ortakları temsil eden en yetkili organ olup, devredemeyeceği yetkileri arasında taşınmaz satışı da vardır. Davacı, davalı kooperatif ortaklığından ihraç edilmediği gibi yerine yeni bir ortak alınarak dava konusu ortaklık hissesi de devredilmemiştir. Bu durumda; kooperatif genel kurulunda alınmış bir satış kararı bulunmadığından, davacıya tahsis edilen bağımsız bölümün davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından imzalı “tescil istem belgesi” ile bir başkasına satılarak devredilmesine imkan da olmadığından yapılan tescilin yolsuz olduğu kabul edilmiştir. Nitekim Yargıtay HGK’nın emsal nitelikteki ...Esas ve ... Karar sayılı kararı da bu yöndedir. Bu kapsamda; dava tarihi itibariyle davacının, davalı kooperatife borcunun bulunup bulunmadığı hususu araştırılmıştır. Davalı kooperatife ait defter ve belgelerin sunulmamış olması sebebiyle davacının davalı kooperatife üyelikten kaynaklı borcunun bulunup bulunmadığı belirlenememiş olmakla birlikte esasen davalı kooperatifçe de “davacının üyeliğe ilişkin parasal yükümlülüklerini yerine getirmediği” şeklinde bir savunma da ileri sürülmemiştir Bunun yanı sıra bilirkişi tarafından düzenlenen 29/08/2023 tarihli ek raporda “konutların kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesiyle yaptırılması nedeniyle kooperatif ortaklarından inşaat imalatları için aidat tahsil edilmediği” belirtilmiştir. Somut olayda; davalı ... yönünden iyi niyet savunmasının dinlenemeyecek olması nedeniyle davacı tarafın bu davalı hakkında açtığı tapu iptali tescil davası haklı bulunmuş ve kabulüne karar verilmiştir. Davacının, davalılar hakkında açtığı ecrimisil davası yönünden; davaya konu taşınmazın davalı ... adına tescili işlemi dava dışı S.S. Gümüşkapı Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi’nin yöneticileri olan ... ve ... tarafından gerçekleştirilmiş, tapuya verilen 25/02/2014 tarihli tescil istem belgesi bu davalılar tarafından imzalanmıştır. Diğer davalı ...’nun bu işlemlere katıldığı hususu davacı tarafça ispatlanamamıştır. Davalılardan ... ve ...’in sorumluluğunun dayanağı ise 1163 sayılı KK’nın 98. maddesinin göndermesiyle 6102 sayılı TTK’nın 553/1. maddesidir. "Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu" başlıklı bu maddenin 1. fıkrasında; "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, hem şirkete hem paysahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar." düzenlemesine yer verilmiştir. Davaya konu işlemden dolayı davacının davaya konu bağımsız bölümü kullanamaması sebebiyle maddi zararı doğmuştur. Davalı ... dışındaki diğer davalıların davacının, davaya konu bağımsız bölümü kullanamaması sebebiyle oluşan zarardan sorumlulukları bulunup, aldırılan ve benimsenen bilirkişi raporu ile dava tarihinden geriye doğru 5 yıl için davacının isteyebileceği toplam ecrimisil bedelinin 66.254,00 TL olarak belirlendiğinden, davalı ... Karası hakkındaki ecrimisil istemli davanın reddine, davalılar S.S. Dünya Konut Yapı Kooperatifi, ... ve ... hakkındaki ecrimisil istemli davanın kabulü ile 66.254,00 TL ecrimisil bedelinin bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermek gerekmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin emsal ... Esas ve ... Karar sayılı kararında ecrimisilin haksız fiil olarak nitelendirilmemiş olması sebebiyle davalı tarafın temerrütünün dava tarihinde olduğu kabul edilmiş, hükmedilen ecrimisil tazminatına dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmüştür.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davacının, davalı ... hakkında açtığı tapu iptali-tescil davasının KABULÜ ile;
Davaya konu İzmir İli, Balçova İlçesi, Balçova Mahallesindeki 1388 ada, 15 parsel numarada kayıtlı A blok 23/2 giriş 7. kat 16 numaralı bağımsız bölümün davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuda tesciline,
2-Davacının, davalı ... hakkındaki ecrimisil tazminatı istemiyle açtığı davanın esastan REDDİNE,
3-Davacının, davalılar S.S. Dünya Konut Yapı Kooperatifi, ..., ... ve ... hakkında ecrimisil tazminatı istemiyle açtığı davanın KABULÜ ile;
66.254,00 TL ecrimisil tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteslsilen alınarak, davacıya verilmesine,
4-Tapu iptali ve tescil davası yönünden Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 43.376,85 TL nispi ilam harcından, 444,02 TL peşin harcın ve 10.707,58 TL tamamlama harcının düşülmesi ile kalan 32.225,25 TL karar ve ilam harcının davalı ...'den alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
5-Ecrimisil davası yönünden Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 4.525,81 TL nispi ilam harcından 1.114,50 TL ıslah harcının düşülmesi ile kalan 3.411,31 TL karar ve ilam harcının davalılar S.S. Dünya Konut Yapı Kooperatifi, ..., ... ve ...'den alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
6-Davacının yatırmış olduğu 31,40 TL başvurma harcı, 444,02 TL peşin harç ve 10.707,58 TL tamamlama harcı toplamı olan 11.183,00 TL'nin davalı ...'den alınarak, davacıya verilmesine,
7-Davacının yatırmış olduğu 1.114,50 TL ıslah harcının davalılar S.S. Dünya Konut Yapı Kooperatifi, ... ve ...'den alınarak, davacıya verilmesine,
8-Davacının yapmış olduğu 411,90 TL'si tebligat-posta gideri, 3.100,00 TL'si bilirkişi ücreti, 270,00 TL'si keşif araç ücreti ve 253,80 TL'si keşif harcı olmak üzere toplam 4.035,70 TL yargılama giderinin 3.663,95 TL'sinin davalı ...'den; 371,75 TL'sinin davalılar S.S. Dünya Konut Yapı Kooperatifi, ..., ... ve ...'den alınarak, davacıya verilmesine,
9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 101.950,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak, davacıya verilmesine,
10-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar S.S. Dünya Konut Yapı Kooperatifi, ..., ... ve ...'den alınarak, davacıya verilmesine,
11-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı ...'ya verilmesine,
12-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/07/2025
Başkan ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza