T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/195
KARAR NO: 2021/922
DAVA: Tazminat (Trafik Sigortasından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/03/2021
KARAR TARİHİ: 16/11/2021
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigortasından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı taraf vekili duruşmada tekrar ettiği dava dilekçesi ile özetle; Davalı ... Sigortaya Trafik sigortalı ... plakalı aracın, KTK 57/b-5 maddesi gereği tam kusurlu olarak müvekkiline ait .... plakalı araca 26.08.2020 tarihinde çarptığını ve hasara uğrattığını, kaza sonrası eksik ödenen değer kaybının Yargıtay kararlarına göre ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin uzman görüşü aldığını, bu rapora göre değer kaybının 16.000,00 TL, araç mahrumiyetinin 1.400,00 TL tespit edildiğini, aracın kasko sigorta poliçesinden onarıldığını, kusurlu olan aracın sigortacısının 4.394,91 TL değer kaybı ödediğini, bu miktarın düşük olduğunu, bilirkişi marifeti ile gerçek zararın tespitinin gerektiğini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı ...Ş.’den (Kaza öncesi rayiç ve onarım sonrası rayiç farkına göre), şimdilik müvekkilinin aracında oluşan değer kaybı bedeline mahsuben 10 TL tazminatın 10.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini, HMK 323. Madde gereği yargı giderlerinden; dava şartı arabuluculuk görüşmelerinde davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih itibariyle yürürlükte olan AAÜT'ne (16/2 madde) göre tayin olunacak yargılama gideri niteliğindeki vekâlet ücretinin davalı ... şirketinden tahsiline, TTK 1426 gereği uzman görüşü ücret bedeli (500,00 TL) HMK 323. Madde gereği diğer yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesi ile özetle; zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiklerini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, değer kaybı talebi yönünden işbu davadan önce, davacı yana 18.12.2020 tarihinde 4.394,91-TL değer kaybı tazminatı ödendiğini, hesaplamanın, tamamen doğru verilere göre yapıldığını ve müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, ödemeye ek olarak karşı yan aracındaki maddi hasar için kasko sigortacısı tarafından rücu edilme durumunun mevcut olduğunu, bu nedenle teminat limitinden kasko sigortacısının ödediği meblağın mahsubunun gerektiğini, değer kaybının ZMMS genel şartlara göre belirlenmesi gerektiğini, davacıya ait aracın davaya konu kazadan daha öncesinde bir kazaya karışıp karışmadığının ve aynı bölgeye hasar almış olup olmadığının tespitini talep ettiklerini, davacının avans faiz istemesinin yasaya aykırı olduğunu, davacının ancak yasal faiz talep edebileceğini, arz ve izah edilen ve re’sen takdir edilecek nedenlerle;
zamanaşımına uğramış davanın reddine, davacı yanın talepleri dava öncesinde karşılandığı için davanın reddine, önceden yapılan değer kaybı ve araç hasarı ödemelerinin toplam tazminat ve teminat limitinden faiz güncellenmek suretiyle mahsup edilmesine, ret taleplerinin kabul edilmemesi halinde; kabul anlamına gelmemek kaydı ile, değer kaybı yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasına ve tarafların kusur durumu ile bakiye teminat limiti gözetilerek hüküm kurulmasına, talebin kabulü halinde, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Tefrik Ara Kararı: Davacı vekilinin davalı ...'a karşı açmış olduğu araç mahrumiyet zararına ilişkin maddi tazminat davasında, davalı ile sulh olduklarına ilişkin sulh protokolünü sunduğu ve sulh nedeniyle bu davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığını talep ettiği anlaşılmakla, bu davalı hakkındaki araç mahrumiyet zararına ilişkin dava tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiştir.
Kaza Tespit Tutanağı : Kaza sonrası tarafların kendi aralarında tanzim ettikleri 26.08.2019 tarihli maddi hasarlı trafik kazası tutanağında; ... plaka sayılı aracın sürücüsü ..... olayı “....... sokaktan ana yol......sokağa dalgınlıkla sol tarafıma bakmadan çıkış yaptım, ... plakalı aracın sol arka kapımdan çarpmasıyla savruldum ve durdum” şeklinde tanımlamıştır.
Hasar dosyası: Davacının dava tarihinden önce davalı sigortaya değer kaybı tazminatı için başvuruda bulunduğu, davalı ... tarafından açılan hasar dosyasında, davacıya 18/12/2020 tarihinde 4.394,91-TL. değer kaybı bedeli ödendiği anlaşılmıştır.
Trafik ve Tramer kayıtları: Kazaya karışan .....plaka sayılı aracın kaza tarihinde ve dava tarihinde davacıya ait olduğu, davacıya ait ....... plakalı aracın dava konusu kazadan önce 1 adet hasar kaydının bulunduğu, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın kaza tarihinde ve dava tarihinde ... ve ...'a ait olduğu anlaşılmıştır.
Sigorta Poliçesi: Davalı ... ile kazaya karışan ... plaka sayılı araç maliki olan ... arasında, 17/03/2020 - 17/03/2021 tarihlerini kapsayan ZMMS poliçesi bulunmaktadır. Poliçe limiti araç başına maddi 41.000,00-TL'dir.
Bilirkişi Raporu : Otomotiv uzmanı Bilirkişi ........ 09/09/2021 tarihli raporunda ; ZMMS sigortalı aracın sürücüsü ........ idaresindeki ...... plaka sayılı aracı ile, kavşakta geçiş hakkına uymayarak kazanın oluşumunda etken olduğu, Davacı araç sürücüsü sürücü..........İşsevir idaresindeki ....... plakalı aracı ile, bölünmüş yol (ana yol) konumundaki 6472 sokakta kurallara uygun şekilde şeridinde seyri esnasında, kavşakta geçiş hakkını uymayan ve kavşağa ani ve kontrolsüz giren davalıya sigortalı araca çarpmaya maruz kaldığı olayda, oluş biçimi göz önüne alındığında kazayı önlemek adına alabileceği herhangi bir önlem bulunmadığı gibi kurallara aykırı olumsuz davranış faktörü de görülmediğinden kazanın oluşumunda atfedilecek herhangi bir hatası ve etkisi olmadığı, Aracın onarımı yapıldıktan sonraki rayiç değeri araştırması neticesinde, onarım sonrası rayicinin onarım sonrası rayicinin 307.000 TL ile 308.000 TL olduğu, ortalama değerinin 307.500 TL olduğu, Yargıtay 17 HD. nin Gerçek zarar ile ilgili “gerçek zarar ve değer kaybının, aracın kaza öncesi rayici ile (320.000 TL) onarım sonrası rayici (307.500 TL) arasındaki farktır” kararları göz önüne alındığında ve değerlendirildiğinde aracın piyasa koşullarında değer kaybının 12.500,00 TL olduğu, kaza, hasar ve tutanağın uyumlu olduğu, Davalı ... şirketinin 18.12.2020 tarihinde dava öncesinde ödediği 4.394,91 TL değer kaybı bedeli bu miktardan mahsup edildiğinde, kalan bakiye değer kaybı bedelinin (12.500,00 TL-4.394,91 TL farkı) 8.105,09 TL olacağı, Davaya konu aracın makul onarım süresinin 7 gün olduğu, yapılan piyasa araştırmasında, davaya konu aracın kaza tarihinde aynı özellikteki muadil benzerinin günlük 200,00 TL bedele kiralanabileceği, buna göre davaya konu aracın onarımı esnasında ortaya çıkacak ikame araç bedelinin (7 gün x 200 TL/gün) toplam 1.400,00 TL olduğu kanaatine varıldığını mütalaa etmiştir.
Bedel Artırım Dilekçesi: Davacı vekili 05.10.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile; talep miktarını 8.095,09 TL daha artırarak, toplam 8.105,09 TL maddi tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermesini talep etmiş, tamamlama harcını aynı tarihte yatırmıştır.
Dava; davacı aracında meydana gelen bakiye değer kaybı zararının karşı araç ZMMS sigortacısından tahsili davasıdır.
Davalı vekili zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. 6098 sayılı TBK’nun 154. Maddesinde ise zamanaşımı kesen nedenler düzenlenmiş olup, borçlunun borcu ikrarı, kısmen ifa, icra takibi başlatılması bu nedenler arasında sayılmıştır. Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 15. Maddesinde “Arabuluculuk Bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur…”hükmüne yer verilmiştir. Tüm bu düzenlemeler dikkate alındığında, kazanın 26.08.2020 tarihinde gerçekleştiği, davalının 18.12.2020 tarihlerinde kısmi ödemede bulunduğu, bakiye zarar bedeli için eldeki davanın 17.03.2021 tarihinde açıldığı, kısmi ödeme zamanaşımını kesen neden olup, ödeme tarihinden itibaren takip itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin 18.12.2022 tarihinde dolacağı, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı savunması reddedilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte olan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1.maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1.maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde “Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.” şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde “sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.nın 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre belirleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir. T.C. Anayasası’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnalarının bulunduğu, yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması, benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hallerinde, usulü kazanılmış hakka göre değil, İBK'na veya geçmişe etkili yeni kanuna ya da Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebileceği (HGK’nın 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 19 K.; 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K), dolayısıyla bilirkişi raporları alındıktan ve bu raporlar nedeniyle taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka göre değil sonra Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/824 esas, 2020/1025 karar sayılı, 2019/3373 esas, 2020/1022 karar sayılı emsal kararlarında da belirtildiği üzere Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda anılan iptal kararı sonrasında oluşan yeni duruma göre KTK'nun 90. Maddesi hükmü dikkate alındığında, zarar gören hak sahiplerinin zarar veren 3.kişilerden ve sigorta şirketinden talep edebilecekleri tazminatın kapsamının belirlenmesinde kullanılacak yöntem ve ölçütler konusunda kısıtlama bulunmadığından, üçüncü kişi olan davacının uğradığı değer kaybı zararının tespitinde 6098 sy Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak yerel piyasa koşulları, ülkenin şartları, aracın özellikleri, kilometresi, piyasanın algısı, aracın piyasadaki tercih edilebilirliği, markası, ikinci el piyasası, yedek parça ve servis maliyetleri, kazalı parça ve yeri, onarım özellikleri, aracın geçmiş hasar kayıtları gibi pek çok etkenin dikkate alınması gerektiği, dolayısıyla değer kaybının doğru ve hakkaniyetli şekilde belirlenebilmesi için uzun yıllardır Yargıtay içtihatları ile benimsenen, aracın kaza öncesi hasarsız rayiç değeri ile onarımdan sonraki rayiç değerinin göz önünde bulundurularak, aradaki farkın değer kaybı olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
19.06.2021 tarihinde RG’de yayınlanan 7327 sy İcra ve İflas Kanunun ile Bazı Kanunlarda Değişik Yapılmasına Dair Kanunun 18. Maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanun” ibareleri “Kanunda” şeklinde değiştirilerek, fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere“Bu tazminatlardan;a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak,b) Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,c) Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,hesaplanır.”“Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” Şeklinde yasal düzenleme eklenmişve 19. Maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 92. Maddesinde de trafik poliçesi teminatı dışında kalan hallere ekleme yapılmıştır. Bu değişikliklerin, 7327 sy yasanın 23. Maddesine göre RG’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe gireceği öngörülmüştür. Trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davalarında davalı sigortanın sorumluluğu belirlenirken poliçenin düzenlendiği tarihte geçerli bulunan poliçe özel ve genel şartları ile bu tarihte yürürlükte olan 2918 sy Karayolları Trafik Kanunu hükümleri dikkate alınacaktır. 7327 sy yasa ile yapılan değişikliklerin geçmişe etkili olacağına dair yasal bir düzenleme bulunmadığından, kaza tarihi ve poliçe tanzim tarihinde yürürlükte olmayan bu değişikliklerin somut olaya uygulanmasına yasal olanak bulunmadığından, söz konusu yasal değişiklikler maddi zararın kapsamının belirlenmesinde dikkate alınmamıştır.
Tüm bu yasal düzenlemeler ve somut olay birlikte değerlendirildiğinde; davalı ... tarafından trafik poliçesi ile sigortalanan, 26.08.2020 olay tarihinde dava dışı sürücü ..., idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile, seyir halinde olduğu 6471/15 sokaktan ana yol / bölünmüş yol konumundaki 6472 sokağa çıkması esnasında, kavşakta geçiş yapan sürücü ... İşsevir idaresindeki ... plakalı davacıya ait aracın ön kısımları ile sigortalı aracın sol yan kısmına çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, bu şekilde gerçekleşen kazada, bilirkişi raporunda açıklanan gerekçelerle davalı sigortasına ait aracı kullanan sürücü ...’ın %100 oranında kusurlu olduğu, değer kaybının, aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç bedeli arasındaki fark olduğu, davacıya ait aracın alınan bilirkişi raporu uyarınca kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değerinin 320.000,00 TL, kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç bedelinin 307.500,00 TL olduğu, buna göre dava konusu araçta (320.000,00 TL -307.500,00 TL) = 12.500,00 TL lik değer kaybı meydana geldiği, davalı ... tarafından dava açılmadan önce 18.12.2020 tarihinde yapılan 4.394,91 TL değer kaybı ödemesi mahsup edildiğinde davacının bakiye değer kaybı zararının 8.105,09 TL olduğu, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği, zarar miktarının poliçe limiti dahilinde kaldığı, davalı ... şirketinin poliçe kapsamında doğan bakiye hasar zararından ve bakiye değer kaybından sorumlu olduğu, davalı ... şirketinin 2918 sayılı KTK.nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B 2/2.1. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte kendisine ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde ödeme yükümlülüğü bulunduğu, davalı ... şirketinin, davacının ihbarı üzerine davacıya 18.12.2020 tarihinde değer kaybı zararına ilişkin kısmi ödeme yaptığı, ihbarın tebliğ edildiği tarihe ilişkin dosya kapsamında belge bulunmadğı, bu halde davalı ... şirketinin en geç kısmi ödeme tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmakla 8.105,09 TL bakiye değer kaybı bedelinin temürrüt tarihi olan 18.12.2020 tarihinden itibaren, zarar veren araç ticari nitelikte olmayıp haksız eylemin de TTK.’nun 4. maddesi uyarınca ticari iş niteliği taşımamasına göre yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı tarafından yapılan uzman görüşü ücretinin yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesine, arabuluculuğun dava şartı olması halinde, arabuluculuk aşamasında avukat aracılığı ile takip edilen işlerde son tutanağın düzenlendiği tarihteki AAÜT'nin 16/2-c maddesindeki yasal düzenlemenin, avukat ile müvekkili arasındaki vekalet ilişkisine dayanan akdi vekalet ücretinin miktarına yönelik olduğu, arabuluculuk sonrasında açılan eldeki davada yargılama gideri kapsamında karşı tarafın sorumlu olacağı vekalet ücreti olarak değerlendirilemeyeceği, bu itibarla davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 16. maddesine göre ayrıca bir maktu vekalet ücretine hükmedilmemesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının KABULÜ ile 8.105,09 TL bakiye değer kaybı bedelinin temerrüt tarihi olan 18.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2- 500,00 TL uzman görüşü ücretinin yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
3-Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanmış olan 553,66 TL nispi harca, peşin alınan ve bedel artırımı ile tamamlanan 197,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 356,11 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak HAZİNE’ YE GELİR KAYDINA.
4-Dava tamamen kabul edildiğinden davacı tarafın yaptığı ve karşıladığı 8,50 TL vekalet suret harcı, 59,30 TL başvuru harcı,197,55 TL peşin alınan ve bedel artırımı ile tamamlanan harç, 161,50 TL davetiye ve posta gideri, 550,00 TL bilirkişi ücreti, 500,00 TL uzman görüşü ücreti olmak üzere toplam 1.476,85 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine.
5-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak HAZİNE'ye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir ve hesaplanmış olan; 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine.
7-HMK.nun 333.maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine.
ilişkin, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/11/2021
Katip ...
e-imza
Hakim...
e-imza