T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/24 Esas
KARAR NO : 2025/714
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 13/01/2021
KARAR TARİHİ: 18/07/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyri esnasında, davalı ...kontrolündeki...plakalı aracıyla dönülmesi yasak olan yerden dönmesi sonucunda trafik kazası meydana geldiğini, kaza nedeniyle davacının uzunca bir tedavi süreci ve ameliyatlar geçirdiğini, DEÜ Adli Tıp Anabilim Dalı'nca hazırlanan raporda tüm vücut fonksiyon kayıp oranının %10 olduğu sonucuna varıldığını, davalı sigorta şirketine başvurularının ve arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını, halen Uşak Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü'nde öğrenci olan davacının bu bölümü bitirdiğinde yapacağı meslekler ve uğrayacağı kazanç kaybının aktüerya raporunda hesaplanmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL işgücünden yoksun kalma tazminatının, 50.000,00 TL manevi tazminatın müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın davalı şirket nezdinde 25.02.2017-2018 vade tarihli...poliçe nolu zorunlu mali sorumluluk sigortası ile teminat altına alındığını, işbu dava ile; davalı şirkette sigorta teminatı altına alınmış aracın karıştığı kaza neticesinde sakat kaldığını iddia eden davacı tarafından maddi tazminat talepli dava açıldığını, usule ilişkin itirazlarında dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, dava öncesi dava şartı arabuluculuğa başvurulmadığını ve bu halde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın karayolları trafik kanunu gereğince usulü yükümlülüğü olan başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmeksizin dava açtığından, davanın usulen reddi gerektiğini, esasa ilişkin itirazlarında; öncelikle anayasa mahkemesi kararı ile iptal edilen maddelerin işbu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, trafik sigortası sözleşmesinin yasa ile zorunlu kılınmış olması ve bu sözleşmenin içeriğinin türk ticaret kanunu ve sigortacılık kanunu’nun ilgili maddeleriyle düzenlenerek halen yürürlükte olan genel şartlar ile poliçenin bir bütün olduğunun vurgalandığını, dosyada tazminat hesaplanması bakımından genel şartlarda belirlenen usul ve esasların dikkate alınmasını , davayı kabul manasında olmamak üzere kaza ile davacının sakatlığı arasındaki illiyet bağının ve davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin tespiti bakımından dosyanın adli tıp 3. ihtisas kurumu’na sevk edilerek erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkındaki yönetmeliğe göre rapor tanzim edilmesi gerektiğini, davacının kazayla illiyet bağı bulunan gerçek maluliyet oranının tespiti hususunda inceleme yaptırılması gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere, davalı sigorta şirketinin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunun gözetilerek kusur oranının tespiti bakımından dosyanın adli tıp trafik ihtisas dairesine gönderilmesini ayrıca, davacı tarafın yay konumunda olup kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğunu davacının talebine konu geçici iş göremezlik, bakıcı, tedavi ve yol gideri tazminatı talepleri, yasa değişikliği ile sgk'nın sorumluluğuna eklenen tedavi teminatı kapsamında olduğundan, ilgili mevzuat kapsamında sgk tarafından karşılanması gerekli işbu giderlerden davalının herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bunun yanında, uyuşmazlık, poliçe tanzim tarihi olan 25.02.2017 tarihi itibarıyla yeni genel şartlara tabi olup davalı şirket'in bu talep hakkında da herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını , davacı tarafların talebine konu tedavi teminatı kapsamında yer alan tedavi, geçici iş göremezlik ve geçici süreli bakıcı tazminatından sgk 'nın sorumlu olduğunu, işbu nedenle bu taleplerin reddi gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere gelirin asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere tazminat hesaplamasının genel şartlarda berlirlenen usul ve esaslara göre yapılması gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere davacının zararın artmasında kusuru bulunması halinde hesaplanacak tazminattan müterafik kusurun tenzili gerektiğini, bu nedenle bu hususun da araştırılması gerektiğini, davacı tarafın motosiklet sürücüsü olup kask ve koruyucu tertibat kullanılmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmasını, ayrıca, ceza dosyasında uzlaşma olması durumunda, davanın, yerleşik yargı kararları gereği, hiçbir araştırmaya gerek kalmadan reddinin gerekeceğini, kabul manasında olmamak üzere davalı şirketin faiz sorumluluğu dava tarihinden itibaren yasal faiz olarak kabul edilmesi gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere faiz türü yasal faiz olarak belirlenmesini, sonuç olarak haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden reddine, usulden ret şu aşamada kabul görmeyecek ise yapılacak yargılama sonucunda davanın esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
KANITLAR:
İzmir 30. Asliye ceza Mah ... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, yapılan incelemesinde 26/09/2019 tarihinde, sanık ... taksirle yaralamaya neden olduğundan, para cezası ile cezalandırılmasına dair karar verildiği, 14/2/2018 tarihli alınan hazırlıktaki raporun gönderildiği, bu rapora göre davalı ...asli ve tam kusurlu, davacının kusursuz olduğunun bildirildiği, Menderes SGK dan mevcut kaza ile ilgili ödeme belgelerinin bildirildiği, tarafların sosyo ekonomik araştırmalarının geldiği, Katip Çelebi Üni den davacının tedavi evraklarının geldiği, davalı sigorta şirketinden hasar dosyasının ve başvuruya ilişkin ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi Aktüerya - Nitelikli Hesaplamalar uzmanı Av... 26/12/2022 tarihli raporlarında özetle; 03.08.2017 tarihli trafik kazasında yaralanan davacı Ercan Erentürk için, kusur indirimi uygulanmaksızın, Engellilik oranının % 5 olarak kabulü hali için, (624,44) TL Bakiye Geçici iş göremezlik tazminatı, (1.244,25) TL Bakıcı gideri tazminatı, (237.605,36) TL Sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere Toplam (239.474,05) TL bedensel zarardan kaynaklı maddi tazminat hesaplandığına, Hesaplanan tazminat tutarlarının poliçe teminat limiti içerisinde kaldığına; b) Engellilik oranının % 12 olarak kabulü hali için,(624,44) TL Bakiye Geçici iş göremezlik tazminatı, (1.244,25) TL Bakıcı gideri tazminatı, (570.252,86) TL Sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere Toplam (572.121,55) TL bedensel zarardan kaynaklı maddi tazminat hesaplandığına, hesaplanan geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatının poliçe sağlık gideri teminat limiti içerisinde kaldığına, sürekli iş göremezlik tazminatının (330.000,00) TL.lık kısmının poliçe teminat limiti içerisinde kaldığına, bakiye (570.252,86 - 330.000,00 - 240.252,86 TL) (240.252,86) TL.lık kısmının poliçe teminat limiti dışında kaldığını tespit etmiştir.
Bilirkişi Aktüerya - Nitelikli Hesaplamalar uzmanı Av. ... 26/01/2025 tarihli ek raporlarında özetle; 03.08.2017 tarihli trafik kazasında yaralanan davacı Ercan Erentürk için, kusur indirimi uygulanmaksızın, 26.390,25 TL Geçici iş göremezlik tazminatı hesaplandığına, hesaplanan tazminatın ZMMS poliçesi sağlık gideri kişi başı teminat limiti içerisinde kaldığına, 592.339,68 TL Sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığına, hesaplanan tazminatın 330.000,00 TL.lık kısmının, ZMMS poliçesi sakatlanma ve ölüm halleri kişi başı teminat limiti içerisinde kaldığına, bedensel zarardan kaynaklı toplam maddi tazminat tutarının ise 618.729,93 TL olarak hesaplandığını tespit etmiştir.
Bilirkişi Aktüerya - Nitelikli Hesaplamalar uzmanı Av. ... 17/05/2025 tarihli ek raporlarında özetle; 03.08.2017 tarihli trafik kazasında yaralanarak %5 oranında engelli kalan davacı ... için, kusur indirimi uygulanmaksızın, 26.390,25 TL Geçici iş göremezlik tazminatı hesaplandığına, hesaplanan tazminatın ZMMS poliçesi sağlık gideri kişi başı teminat limiti içerisinde kaldığına, 1.232.408,74 TL Sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığına, hesaplanan tazminatın 330.000,00 TL.lık kısmının, ZMMS poliçesi sakatlanma ve ölüm halleri kişi başı teminat limiti içerisinde kaldığına, Bedensel zarardan kaynaklı toplam maddi tazminat tutarının ise 1.258.798,99 TL olarak hesaplandığını tespit etmiştir.
GEREKÇE :
Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminatın karşı araç ZMMS sigortacısında, manevi tazminatın karşı araç sürücüsü ve malikinden tahsili davasıdır.
Dava tarihinde yürürlükte olan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1.maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1.maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde “Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.” şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde “sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.nın 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde ...E-... K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre belirleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir. T.C. Anayasası’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnalarının bulunduğu, yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması, benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hallerinde, usulü kazanılmış hakka göre değil, İBK'na veya geçmişe etkili yeni kanuna ya da Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebileceği (HGK’nın 21.01.2004 tarihli ve ... E., 19 K.; 03.02.2010 tarihli ve ... E.,.K), dolayısıyla bilirkişi raporları alındıktan ve bu raporlar nedeniyle taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka göre değil sonra Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin... esas, ...karar sayılı, ... esas,..karar sayılı emsal kararlarında da belirtildiği üzere Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda anılan iptal kararı sonrasında oluşan yeni duruma göre KTK'nun 90. Maddesi hükmü dikkate alındığında, zarar gören hak sahiplerinin zarar veren 3.kişilerden ve sigorta şirketinden talep edebilecekleri tazminatın kapsamının belirlenmesinde kullanılacak yöntem ve ölçütler konusunda kısıtlama bulunmadığından, üçüncü kişi olan davacıların uğradığı sürekli iş göremezlik zararının tespitinde 6098 sy Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak, Yargıtay tarafından uzun yıllardır benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto) yöntemi ve Yargıtay 17. HD’nin ... esas,..Karar sayılı 21/01/2021 tarihli ,... esas, ... karar sayılı 14/01/2021 tarihli emsal kararlarında “Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumu'nca da ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağı” yönündeki gerekçesi dikkate alınarak TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” esas alınarak yapılan hesaplama esas alınmıştır.
Davacının tazminat hesabı için, uğradığı maluliyetin varlığı ve oranının mevzuata uygun bir şekilde belirlenmesi gerekir. Yargıtay 17.HD.nin ... E... K. Sayılı içtihadında “... veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir...” denilmiştir. Kaza tarihine uygun yönetmelik uyarınca maluliyet raporu aldırılmıştır.
Maluliyet raporlarına ilişkin yapılan değerlendirme; Dosyada bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi Ana Bilim Dalı Sağlık Kurulu'nun 25/02/2019 tarihli, Ege Üniversitesi Tıp fakültesi Adli Sağlık Kurulu'nun 13/11/2019 tarihli Ege Üniversitesi Tıp fakültesi Adli Sağlık Kurulu'nun 18/02/2022 tarihli, Ege Üniversitesi Tıp fakültesi Adli Sağlık Kurulu'nun 25/05/2022 tarihli Davacıya ait maluliyet raporları arasında açık çelişki bulunduğundan maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için İstanbul Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu'nun 9/10/2024 tarihli raporu aldırılmış olup bu rapora göre davacının % 5 oranda engel durumu tespit edildiğinden hesap % 5 oran üzerinden yapılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyri esnasında, davalı ... kontrolündeki...plakalı aracıyla dönülmesi yasak olan yerden dönmesi sonucunda trafik kazası meydana geldiğini, Mahkememizce dosya arasına aldırılan İzmir 30.Asliye Ceza Mahkemesi'nin... E. ... K. sayılı ilamına dayanak alınan 14.02.2018 tarihli Trafik bilirkişi raporununa göre davacının kusursuz olduğunun tespit edildiği ve verilen hükmün kesinleştiği, dosyada bulunan maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderildiği ve kaza tarihindeki maluliyet yönetmeliklerine göre aldırılan rapora göre davacının % 5 oranda maluliyeti olduğunun tespit edildiği, davacının üniversite öğrencisi iken yaşamış olduğu kaza nedeniyle davacının mezun olduğu bölüm dikkate alınarak iş bulma olanağı ve süresi dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiği, davacının yargılama aşamasında mezun olduğu da dikkate alındığında hesabın buna göre yapılması gerektiği, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü'nün 07.03.2023 tarihli yazısına göre Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Radyo Sinema Televizyon Programı mezunu bir kişinin, 5510 sayılı kanuna tabi 4C statüsünde kadro karşılığı sözleşmeli personel olarak, Kurumda Yapım ve Yayın Elemanı ünvanında görev yapan personele, 03.08.2017 tarihi itibarıyla 8/1 derece-kademe ve 915 vergi dilimine göre ödenen net ücretin 3.675,82 TL olduğunun bildirildiği, davacının aktif çalışma tarihinden itibaren TRT tarafından bildirilen ücretin dikkate alındığı, davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının Yargıtay'ın yerleşen uygulamaları ile benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto, TRH 2010 tablosu esasına dayalı) yöntemi ile yapılan bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre yapıldığı, hesaplanan tazminatın bir kısmının sigorta poliçesi teminat limiti içerisinde kaldığı, dosya içerisinde bulunan SGK yazılarından, davacı tarafa dava konusu kaza nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği, ödenen geçici iş göremezlik tazminatının hesaplanan miktardan mahsup edildiği, sürekli iş göremezlik geliri bağlanmadığından mahsup edilecek bir tutar bulunmadığı, Sigorta şirketinin geçici iş göremezlik zararının sağlık gideri poliçe teminat limiti olan 330.000,00 TL, sürekli iş göremezlik teminatının sakatlanma ve ölüm teminat limiti olan 330.000,00 TL ile sorumlu olduğu, Davalı sigorta şirketi tarafından dava açılmadan önce ödeme yapılmadığı, davalı sigorta şirketinin, KTK.nın 85 ve 91. Maddeleri uyarınca meydana gelen zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği ve zarar miktarının bir kısmının poliçe limiti dahilinde kaldığı, geçici iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin sağlık giderleri teminatı kapsamında sorumluğunun devam ettiği, bilirkişi hesap raporunun Yargıtay yerleşik uygulamalarına uygun olarak düzenlendiği ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Müterafik kusur itirazının incelenmesinde: Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Müterafik kusur indiriminin niteliği; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde müterafik kusur söz konusudur. Müterafik kusurun varlığı halinde 6098 sayılı TBK'nun 52. maddesi gereğince belirlenen tazminattan indirim yapılması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. Maddesi ile atıf yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150. Maddesi gereğince belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında emniyet kemerinin kullanılması zorunlu olup illiyet bağı kurulması halinde meydana gelen zarar nedeniyle hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. HD'nın 29/06/2022 tarih ve... E. -...K. sayılı ilamı)
Somut olayda müterafik kusur indirimine ilişkin değerlendirme; Davacının motorsikleti kullandığı, dosyada bulunan kaza tespit tutanağına göre davacının koruyu tertibatları taktığının belirtilmiş olduğu dikkate alındığında müterafik kusur indirimi yapılmamıştır.
Emsal ücret araştırmasına ilişkin yapılan değerlendirme; Davacının 2020 tarihinde mezun olduğu, mezun olduktan sonraki tarihte 2021 tarihinde Sgk'lı olarak işe başladığı, muhtemel iş arama ve işe başlama tarihine kadar işe başladığı tarihteki asgari ücret üzerinden, işe başlama tarihinden sonra da emsal ücret araştırması üzerinden hesap yapılması nedeniyle davacı vekilinin emsal ücret konusundaki itirazları kabul edilmemiştir.
Davacı tarafça davanın belirsiz alacak davası olduğu yönündeki beyanı ve Davanın niteliğine ilişkin yapılan değerlendirme; Dava çeşitleri HMK’nın 105 vd. maddelerde düzenlenmiştir. Bir davanın hangi dava çeşidini oluşturduğu davacının talep sonucunun hangi dava türü tanımına uyduğuna göre belirlenebilir. Davacı dava dilekçesinde dava türünü inşai dava olarak yazsa bile bir miktar alacağın tahsili talebinde bulunmuş ise bu eda davası olup hâkim bu kapsamda karar vermek zorundadır. Bu nedenle eda davası açılması gerekirken inşai dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilemez. Hukuki yararı belirleyen davacının gösterdiği dava türü değil, karar verilmesi istenen talep sonucudur. Nasıl ki dava dilekçesinde hiç gösterilmemiş veya yanlış gösterilmiş olsa bile HMK’nın 33. maddesi kapsamında doğru hukuki sebebi bulmak ve uygulamak hâkimin görevi ise HMK’nın 32. maddesi çerçevesinde yargılamayı sevk ve idare ile dava türü tanımlarına ve talep sonucuna göre dava türünü doğru belirleyip buna göre yargılamayı sürdürüp davayı sonuçlandırmak da hâkimin görevidir. Bu konuda hâkim, davacının dilekçesinde yaptığı isimlendirmeyle bağlı olmaksızın açılan davanın, eda davası, tespit davası, belirsiz alacak ve tespit davası, inşai dava, kısmi dava, terditli dava, seçimlik dava ve topluluk davası çeşitlerinden hangisi olduğunu belirleyerek yargılamayı sürdürüp davayı sonuçlandıracaktır.
6100 Sayılı HMK 'nın Belirsiz alacak davası başlıklı 107. Maddesinde" Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.(2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.
Kısmi dava
MADDE 109- (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.
(2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.)
(3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.”
Dava cismani zarar nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla açılan tazminat davasıdır. Bu tür davaların sadece belirsiz alacak davası ya da sadece kısmi dava şeklinde açılacağına ilişkin kanunda emredici bir hüküm bulunmamaktadır.
Cismani zarar dosyalarında kısmi dava olarak açılan davalarda davacının ıslah hakkı, belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda ise bedel arttırım dilekçesi sunmak suretiyle talep miktarını artırabilmektedir. Kısmi dava ile açılan davalarda verilen ıslah dilekçesi ile artırılan miktar bakımından ıslah tarihi dikkate alınırken belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda ise verilen bedel arttırım dilekçesi ile birlikte iddianın ve savunmasının genişletilmesi yasağına takılmadan davacı taraf talep miktarını arttırabilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun... Esas ... karar sayılı ilamında" Belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli şartlar bulunmakla birlikte davacı açmış olduğu davanın kısmi dava olduğunu belirtmiş ise, bu hâlde mahkeme davayı, kısmi dava olarak kabul edip yargılamayı sürdürmelidir." şeklindedir.
Davacı vekilinin 2021 tarihinde, Mahkememize verdiği dava dilekçesinde konu kısmında" Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik" şeklinde açıldığı, Talep miktarı kısmında " şimdilik artırılmak üzere ( fazlaya dair dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla) " belirtme olduğu, sonuç ve istem kısmında da " fazlaya ilişkin dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla " dava açtığı, HMK 107. Maddesinin 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girdiği, yürürlük tarihinden sonra davacının kısmi- belirsiz alacak davası açma konusunda takdir yetkisi bulunduğu, davanın 2021 tarihinde açıldığı, davacının davasını dava dilekçesindeki isteminden anlaşılacağı üzere kısmi olarak açtığı anlaşıldığından ıslah dilekçesi ile artırılan miktar açısından ıslah tarihi dikkate alınarak hüküm kurulmuştur.
Manevi tazminata ilişkin yapılan değerlendirme; TBK. nun 56/2 maddesindeki "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. " şeklindeki yasal düzenleme gereğince davacının manevi tazminat talep etme hakkı mevcuttur. Manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7.sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı'nda da etraflıca açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Zarara uğrayanın manevi ızdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır.Takdir edilecek manevi tazminat miktarı bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır. Kusur oranı, her ne kadar matematiksel anlamda bir indirim yapılmasını gerektirmezse de manevi tazminatın miktarını tayinde önem arz eder. Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, davacının yaralanmasına neden olan kazanın meydana geliş şekli, davaya konu trafik kazasında davacının kusurunun bulunmaması, davacının sürekli maluliyetinin olması, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının, yaralanması nedeniyle çektiği elem ve ızdırap nazara alınarak, davacının manevi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının maddi tazminat davasının KABULÜ ile,
26.390,25 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.232.408,74 TL sürekli iş göremezlik tazminatı bedeli olmak üzere Toplam 1.258.798,99 TL maddi tazminatın 5.000,00 TL'lik kısmına davalı Sompo A.Ş. yönünden (geçici iş göremezlik zararının sağlık gideri poliçe teminat limiti olan 330.000,00 TL, sürekli iş göremezlik teminatının sakatlanma ve ölüm teminat limiti olan 330.000,00 TL ile sorumlu olmak kaydıyla) 19/12/2019 tarihinden, diğer Davalılar yönünden kaza tarihi olan 3.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi; 1.253.798,99 TL'lik kısmına tüm davalılar açısından ıslah tarihi olan 20/06/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının Manevi tazminat davasının KABULÜ ile,
50.000,00 TL manevi tazminatının davalılar ...den kaza tarihi olan 3.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
3- Maddi tazminat açısından Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 85.988,55 TL nispi harçtan, peşin alınan ve ıslah ile tamamlanan 4.470,86 TL harcın mahsubu ile bakiye 81.517,69 TL karar ve ilam harcının davalılardan (davalı Sigorta şirketi 21.827,85 TL'lik kısmından sorumlu olmak kaydıyla) müştereken müteselsilen alınarak Hazine’ ye gelir kaydına.
4- Manevi tazminat açısından Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.415,50 TL nispi harcın davalılar ... müştereken müteselsilen alınarak Hazine’ ye gelir kaydına.
5-Davacı tarafından yapılan 59,30-TL Başvuru Harcı, 187,86-TL Peşin Harcı, 4.283,00-TL Islah Harcı olmak üzere toplam 4.530,16 TL yargılama giderinin Davalılardan (davalı Sigorta şirketi 1.213,00 TL'lik kısmından sorumlu olmak kaydıyla) müştereken müteselsilen alınarak Hazine’ ye gelir kaydına.
6-Davacı tarafından yapılan 2.800,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.096,45-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 3.896,45 TL yargılama giderinin davalılardan (davalı Sigorta şirketi 1.043,34 TL'lik kısmından sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine.
7-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.360,00 TL'nin davada haksız çıkan Davalılardan (davalı Sigorta şirketi 364,16 TL'lik kısmından sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
8-Maddi Tazminat Yönünden Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 188.231,85 TL vekalet ücretinin Davalılardan (davalı Sigorta şirketi 50.402,52 TL'lik kısmından sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine.
9-Manevi Tazminat Yönünden Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar Onur Şahin ve Faik Şahin'den alınarak davacı tarafa verilmesine.
10-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 18/07/2025
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza