T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/480
KARAR NO: 2024/519
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/05/2022
KARAR TARİHİ: 02/07/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı taraf arasında ticari ilşkini söz konusu olduğu, davalın tarafın satın almış olduğu mal ve hizmetler ilişkin fatura boraçlarının ödenmemiş olup, bu sebeple 28.000,00.-TL bakiye alacağına ilişkin icra takibi başlatılmış olduğunu, Başlatılan icra takibine davalı tarafın 15.10.2021 tarihinde itiraz etmiş olduğunu, bunun zerine takibin durdurulmuş olduğunu, Davalı tarafın ödeme emrine karşı sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde davacı şirkete bir borcunun bulunmadığını iddia etse de davalı şirketin davacı şirketten çeşitli mal ve hizmet satın almış olduğu halde tanzim edilen fatura bedellerini ödememiş ve takibin açılmasına sebebiyet vermiş olduğunu, Dava öncesinde zorunlu dava şartı gereği arabuluculuk bürosuna başvurulmuş olup, netice alınmamış olduğunu ve 11.02.2022 tarihli taraflarca ve arabulucu tarafından e-imza ile imzalanmış arabuluculuk anlaşamama tutatnağının dava dilekçesi ekinde sunulmuş olduğunu, Yukarıda sunulan nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile, davalı/borçlunun haksız itirazının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli borçlu/davalı aleyhine %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı/borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesini Sayın Mahkemenizden arz ve talep etmişlerdir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap bakiyesi ödenmediğinden bahisle İzmir ....İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında ilmasız takip başlatılmış olup, davalı tarafca itiraz edilerek takibin durdurulmuş olduğunu, İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin işbu dava yönünden yetkisiz olup davalı şirketin ikametgah adresindeki Bursa Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, bu bahisle yetki itirazlarının söz konusu olduğunu, Takip konusu olarak faturalara dayanan bakiye alacağı gösterilmiş olup, takip konusu evrakların davalı yana gönderilmemiş olduğunu, Davacı trafın dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu faturalarda muhatap olarak davalı şirketin ismi yer almış olsada bu faturaların davalı şirkete tebliğ edildiğine, tebliğ edilip de davalı şirketin itiraz edilmeyip kesinleştiğine dair hiçbir delilin olmadığını, Taraflar arasında herhangi bir cari hesap sözleşmesinin yapılmamış olduğunu, Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Mahkemece re'sen gözetilecek nedenlerle; cevap dilekçesinin kabulü ile davanın reddine, haksız ve kötüniyetli başlatılan icra takibi nedeniyle davacı aleyhine 9020'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin be vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini Sayın Mahkemenizden arz ve talep etmişlerdir.
KANITLAR: -15/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Davacı yanın 2018,2019,2020 yılı ticari defterlerinin 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesi'ne göre sahibi lehine delil niteliğinde olduğu, 2021 yılı ticari defterlerin kapanış tasdikinin olmaması nedeni ile 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesi'ne göre sahibi lehine delil olmadığı, Taraflar arasında ticari ilişkinin var olduğu, 2018-2019-2020-2021 yıllarında davacı yanca davalı adına düzenlenen fatura kayıtlarına karşılık, davalı şirketten yapılan tahsilat kayıtları da tespit edilmiş olup, buna göre 31.12.2021 tarihi itibari ile davacı yanın davalı şirketten 42.687,94.-TL alacaklı göründüğü, 2022 yılında İşletme Hesabı Esasına göre defter tutulduğundan davalı yanca varsa yapılan ödemelerin tespitinin yapılamadığı, bu nedenle takip ve dava tarihi itibari ile davacı yanın davalı yandan alacaklı ya da borçlu olduğu tutarın tespit edilemediği, davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda davacı yanın alacaklı/borçlu olduğu tutarın tespit edilebileceği, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
-30/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Davacının 2020 yılı defterlerinin genel kabul görmüş muhasebe usul ve esasları ile kanun ve mevzuata uygun tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırıldığı, İzmir Arabuluculuk Bürosu ... sayı, 14.02.2022 tarih ... numaralı tutanakta karşılıklı taleplerin dinlendiği ancak taraflar arasında bir anlaşma sağlanamadığı, İZMİR .... İcra Dairesi... ESAS sayılı icra dosyası içeriğinden; alacaklı... Borçlu ...Yapı Gıda Tekstil Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti. adına Faturalara Dayanan Bakiye Alacak 28.000,00 TL icra takibi başlattığı, Davacının 2020 yıllında kestiği faturaların davalının muavin defter kayıtlarında yer aldığı, Kadifekale Vergi Dairesi tarafından gönderilen, davacı... firmasının 2020 takvim yılı BS kayıtlarında, ...Yapı Gıda Tekstil Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti adına 2 adet e-belge toplamda 144.164,00 TL satış faturası kesildiği, Çekirge Vergi Dairesi tarafından gönderilen davalı ...Yapı Gıda Tekstil Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti firmasının 2020 takvim yılı BA kayıtlarında, 2 adet e-belge toplamda 144.164,00 TL alış kaydının bulunduğu, BA-BS kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu, Davalı ...Yapı Gıda Tekstil Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti firmasının 2020 takvim yılı hesap ekstresi incelendiğinde; 21.03.2020 tarihli ... numaralı 100.112,50 TL tutarlı faturanın defter kayıtlarında yer aldığı, Davalı firmaya ait kayıtlarda, 31.12.2020 tarihi kapanış kaydında davacı... firmasının 100.517,16 TL alacak bakiyesi olduğu, kayıtların defterlerde mevcut olduğu, kanaatine varılmıştır.
-İzmir .... İcra Dairesine yazılan yazıya cevap verilmiştir.
-Bursa Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verilmiştir.
-İzmir Kadifekale Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verilmiştir.
GEREKÇE :
Dava; Ticari satım ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK 190. maddesi ""İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir.( Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir.( M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır.(Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.(Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Davalı tarafından Mahkememizin yetkili olmadığına ilişkin yetki itirazı taraflar arasındaki ticari ilişkinin var olması ve uyuşmazlık konusunun para alacağı olması nedeniyle reddedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede " 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesi'ne göre sahibi lehine delil niteliğinde olduğu, 2021 yılı ticari defterlerin kapanış tasdikinin olmaması nedeni ile 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesi'ne göre sahibi lehine delil olmadığı, Taraflar arasında ticari ilişkinin var olduğu, 2018-2019-2020-2021 yıllarında davacı yanca davalı adına düzenlenen fatura kayıtlarına karşılık, davalı şirketten yapılan tahsilat kayıtları da tespit edilmiş olup, buna göre 31.12.2021 tarihi itibari ile davacı yanın davalı şirketten 42.687,94.-TL alacaklı göründüğü, 2022 yılında İşletme Hesabı Esasına göre defter tutulduğundan davalı yanca varsa yapılan ödemelerin tespitinin yapılamadığı" tespit edilmiştir.
Davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede " Davacının 2020 yıllında kestiği faturaların davalının muavin defter kayıtlarında yer aldığı, Kadifekale Vergi Dairesi tarafından gönderilen, davacı... firmasının 2020 takvim yılı BS kayıtlarında, ...Yapı Gıda Tekstil Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti adına 2 adet e-belge toplamda 144.164,00 TL satış faturası kesildiği, Çekirge Vergi Dairesi tarafından gönderilen davalı ...Yapı Gıda Tekstil Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti firmasının 2020 takvim yılı BA kayıtlarında, 2 adet e-belge toplamda 144.164,00 TL alış kaydının bulunduğu, BA-BS kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu, Davalı ...Yapı Gıda Tekstil Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti firmasının 2020 takvim yılı hesap ekstresi incelendiğinde; 21.03.2020 tarihli ... numaralı 100.112,50 TL tutarlı faturanın defter kayıtlarında yer aldığı, Davalı firmaya ait kayıtlarda, 31.12.2020 tarihi kapanış kaydında davacı... firmasının 100.517,16 TL alacak bakiyesi olduğu" tespit edilmiştir.
HMK.'nın 222/1. fıkrası uyarınca taraf defterlerinin incelenmesinin kabul edildiği, kesin süre içinde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemesi veya bulunduğu yerin bildirilmemesi ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz edilmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret gösterilmediği takdirde, söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının, karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunması halinde, 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sy. yasanın 23. maddesi ile değişik HMK.'nın 222/3. fıkrası uyarınca karşı tarafın HMK.'nın 222/2. fıkrasına uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edileceğinin, iki tarafın da ticari defterlerinin incelendiği, davacının alacağının davalı ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, davacının ticari ilişkiyi ve alacağının varlığını ispat ettiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
2004 sayılı İİK'nun 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir.
Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında davalının 28.000,00 TL alacağa yönelik yapılan itirazının İPTALİNE, takibin takip talebinde belirtilen şartlar altında DEVAMINA,
2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.912,68 TL nispi harçtan, peşin alınan 338,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.574,51 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA.
4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı ve 338,17 TL peşin harç toplamı olan 418,87 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine.
5-Davacının yapmış olduğu 75,00 TL'si tebligat-posta gideri, 4.250,00 TL'si bilirkişi ücreti gideri olmak üzere 4.325,00 TL'nin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine.
8-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/07/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır