T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/630 Esas
KARAR NO : 2025/398
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/07/2022
KARAR TARİHİ: 07/05/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir İli, Urla İlçesi otoyol üzerindeki ... Petrol servis alanı içerisinde 29/07/2018 tarihinde,...poliçe numaralı ...sevk ve idaresindeki ... plakalı 2015 model Yamaha marka motosiklet, ...plakalı araç sürücüsü dava dışı ...dinlenme istasyonunda dinlenmek amacıyla aracının pak alanına park edip istirahat ettiği sırada davalı motosiklet sürücüsünün tesis içerisinde motosikletinin önünün kaldırarak (drift) kullanıp direksiyon hakimiyetini kaybetmesi, motosikletini durdurmak için frene bastığı ve motosikletinin durduramayıp park halinde bulunan ... plakalı aracın sol yan kısımlarına, sol ön ayna ve tampon kısmına çarpıp daha sonrada 8 metre sürüklenerek durabilmesi ve bu esnada davacıya çarpması neticesi ile maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, meydana gelen trafik kazasında...plakalı aracın tam kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketi kapsamında sigortalı olduğunu, yaşanan kaza nedeniyle olay tarihinde 17 yaşında olan davacının Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Acil tıp Anabilim Dalı'nda gerekli müdahalelerin yapıldığını, davacı için Balıkesir Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Hastanesinden alınan rapor ile %13 özürlülük oranının olduğunu, tıbbi iyileşme süresinin 270 güne kadar uzayabileceğini, 90 gün başka birinin sürekli bakımına muhtaç olduğunu, sürekli iş görememezlik halinin bulunduğu yönünde uzmanların kurul raporu alındığını, kaza tarihinden sonra ihtiyari arabulucuk ile sigorta şirketince kısmi ödeme yapılmış ise de, maluliyet oranı yaşı vs. dikkate alındığında bu rakamın tam zararı karşılamadığını, davacının maddi zararının tam karşılanmadığı gibi, manevi zararının hiç karşılanmadığını, kaza tarihinde 17 yaşında olan davacının lise son sınıfa gidemediğini ve uzun süre ailesinin bakımını muhtaç kaldığını, işbu davayı ikame etmeden önce zorunlu başvuru olarak arabuluculuğa başvurulduğunu, 05/07/2022 tarihinde arabulucuk görüşmeleri sırasında anlaşma sağlanamadığını, bu durumun tutanak altına alındığını, zorunlu başvuru ile birlikte yasal prosedürün tamamlamış olduğu için iş bu davayı açtıklarını, bu sebeplerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL daimi iş göremezlik tazminatının sürücü yönünden olay tarihinden; sigortacı yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesini ve 100.000 TL manevi tazminatın, olay tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte araç sürücüsünden alınarak davacıya verilmesini talep ettiklerini. Sonuç olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL daimi iş göremezlik tazminatının sürücü yönünden olay tarihinden; sigortacı yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesini, 100.000 TL manevi tazminatın, olay tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalı araç sürücüsünden alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP: Davalı...Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan yaralanmalı trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talepli davaya karşı; davaya konu trafik kazasının 29.07.2018 tarihinde, Yaşar Melikşah Kürümoğlu sevk ve idaresindeki davalı şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı... plakalı araç ile ... plakalı araç arasında meydana geldiğini,...plakalı aracın, ... poliçe numarasıyla 11.09.2017/2018 tarihleri arasında sigorta şirketi nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası ile sigortalı olduğunu, usule ilişkin beyanlarında; davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; dava konusu kaza sebebiyle davacı ile ihtiyari arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlandığını ve 74.500,00-tl ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin yeterli olup kanunun açık hükmü uyarınca da davanın reddi gerektiğini, davacı taraf ile sigorta şirketinin, 2020/166819 sayılı ihtiyari arabuluculuk dosyası nezdinde anlaşmaya vardıklarını, tanzim edilen 23.11.2020 tarihli anlaşma belgesi uyarınca; davaya konu 29.07.2018 tarihli kaza sebebiyle... sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli ve geçici bakıcı gideri, tedavi gideri, ilaç gideri, yol gideri talebine dair 74.500,00-TL ana para + 2.000,00-TL vekâlet ücreti ve ferileri olmak üzere toplam 76.500,00-TL ödenmesi konusunda tarafların mutabık kaldıklarını ve ilgili arabuluculuk dosyasını anlaşma ile sonuçlandırdıklarını, belirtilen miktarların, davacı tarafa 14.12.2020 tarihinde ödendiğini, taraflar arasında varılan anlaşmaya göre ... Sigorta A.Ş.'nin belirtilen miktarı ödemesiyle beraber, kaza ve maluliyet sebebiyle ilgili poliçeden doğan tüm sorumluluğun yerine getirildiğini, ... Sigorta A.Ş.'nin, sigortalının ve sigortalı araç sürücüsünün mezkûr poliçe kapsamında başkaca bir sorumluluğu kalmadığını, her türlü hak, dava ve alacaktan gayrikabili rücu olmak üzere feragat ettiklerini kabul ettiklerini, davacının talep ettiği tazminat kalemine dair davalı sigorta şirketince 2020/166819 sayılı arabuluculuk dosyası nezdinde ödeme yapıldığından davanın konusuz kaldığını, ayrıca zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılan davanın reddine karar verilmesini, Davaya konu trafik kazasının, 29.07.2018 tarihli olduğunu, sigorta poliçesinden doğan taleplerin 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı tarafın, davalı şirkete eksik evrak ile başvuru yapmış olduğundan KTK madde 97 uyarınca haksız olarak ikame edilen işbu davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin beyanlarında; kabul anlamına gelmemek kaydıyla; sigorta poliçesinin bir zenginleşme aracı olmayıp sadece gerçek zarar tutarını teminat altına alacağını, poliçe nedeni ile sorumluluklarının, davacının alacağını ispat etmesi kaydıyla azami teminat limiti olup teminat miktarının aşılamayacağını, poliçe teminat limitlerinin muaccel borçlar olmayıp, ödenebilecek azami teminat limitini ifade ettiğini, sigorta poliçesinin bir zenginleşme aracı olmayıp, sadece gerçek zarar tutarını teminat altına aldığı ve bu nedenle, poliçe üzerinde azami teminat tutarının yazılmış olmasının, tamamının ödeneceği anlamını taşımadığını, sadece zarar tutarı açısından ödenebilecek üst sınırın ifade edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı sigorta şirketinin ilgili poliçeden doğan sorumluluğunun üst limiti sakatlanma ve ölüm hallerinde 330.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün kusuruna bağlı ve orantılı olacağını, somut olayda sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumluluğu bulunmadığını, kusura ilişkin yeterli inceleme yapılmaksızın sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiası kabul edilemeyeceğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkil şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olacağından kusur oranlarının tespit edilmesi için adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden rapor alınması gerektiğini, davaya konu kazanın meydana gelmesinde ...sevk ve idaresindeki...plakalı aracın kusurlu olmadığından ilgili kaza tespit tutanağı esas alınmayarak Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınması gerektiğini, yapılacak yol ve zemin etüdünün, Karayolları Genel Müdürlüğü yol planları ile mobese kayıtları akabinde trafik bilirkişisi tarafından yapılacak inceleme ve ardından yerleşik Yargıtay içtihatlarınca Adli Tıp Kurumundan alınacak kusur raporu neticesinde gerçek kusur dağılımının ortaya çıkacağını, davacı tarafın sigorta şirketinin sorumluluğunu iddia etmiş olsa da sigorta şirketi yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olacağını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere kusur oranının tespiti bakımından dosyanın adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesine sevk edilmesini, davacı; trafiğe koruyucu tertibatsız, kask ve dizlik kullanmadan çıkmış olduğunu zarara bizzat kendisinin sebebiyet verdiğini, davacının kendi güvenliğini göz ardı ederek trafiğe koruyucu tertibatsız çıkması nedeniyle müterafik kusuru bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacının kazaya neden olan ve zararı doğuran kusurları, müterafik kusur indirimi olarak göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacı emre sevimbiga'nın ktk uyarınca kullanılması zorunlu olan koruyucu ekipmanlarını kullanmadığını ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla zarar sonucunun doğmasına yol açtığını, ktk’nın 78. maddesine göre; 'belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur.' hükmüne uymayarak Davacı, koruyucu tertibat kullanmadan trafiğe çıktığını, bu nedenlerle davacının müterafik kusuru bulunduğundan sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğunun doğması durumunda tazminat miktarından indirim yapılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava konusu olayda hatır taşıması olduğunun kabulü ile işbu hususun bir indirim sebebi olarak göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacı tarafın kaza anında sigortalı araçta yolcu olarak bulunmakta olduğunu, hatır taşıması bulunduğunu, hatır için taşımanın kusura dayanan bir haksız fiil sorumluluğu olduğu için zarar gören kimsenin gerek uğradığı maddi zararları gerekse manevi zararları zarar verenden talep edebileceğini, TBK. m. 51 f. 1’e göre “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” Madde hükmünden maddi tazminatın kapsamını tespit edilirken kusurun ağırlığının esas alındığını davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; kaza ile davacının maluliyeti arasındaki illiyet bağının ve davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin tespiti bakımından dosyanın adli tıp kurumu 2. ihtisas dairesine sevk edilerek özürlülük ölçütü, sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkındaki yönetmelik hükümlerine göre sağlık kurulu raporu tanzim edilmesi gerektiğini, mahkemece davacının kazayla illiyet bağı bulunan gerçek maluliyet oranının tespiti hususunda inceleme yaptırılması gerektiğini, bu kapsamda; davacı tarafça iddia olunan maluliyetin ve oranının tespiti hususunda en geçerli değerlendirmenin yapılabilmesi için dosyanın adli tıp kurumu 2. ihtisas dairesine gönderilmesini talep ettiklerini, anayasa mahkemesi kararıyla genel şartların açıkça iptal edilmediğini, kanunlarda açıkça hüküm bulunmayan hallerde genel şartların uygulanması gerektiğini, KTK’nın 93'üncü maddesine göre zorunlu trafik sigortası uygulamasına ilişkin Genel Şartların belirleneceği hüküm altına alınmış olduğunu, Genel Şartların ikincil düzenleme olarak kabul edildiğini, kanunlarda açıkça hüküm bulunmayan hallerde Genel Şartların hükümleri mevzuatın parçası olarak kabul edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere; davacının usule uygun bir başvurusu bulunmamakla beraber temerrüt tarihinden itibaren işleyecek şekilde avans faizi talebinde bulunulmasının kabulünün mümkün olmayacacğını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı tarafın müvekkil şirket yönünden temerrüt tarihinden itibaren faiz talebinin kabulünün mümkün olmadığını, Tazminat yönünden faiz başlangıç tarihinin güncel aktüer hesabının yapıldığı tarihten itibaren başlaması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; gerçek zararın tespiti adına davacı tarafa söz konusu kaza sebebiyle sosyal güvenlik kurumlarından veya aile ve sosyal hizmetler bakanlığı ile çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının kesin olarak tespiti gerektiğini, davacı tarafın yoksun kaldığı gerçek zarar miktarının tespiti ve ileride doğabilecek rücu talepleri açısından; davacı tarafa söz konusu kaza sebebiyle sosyal güvenlik kurumlarından (BAĞ-KUR, SSK, EMEKLİ SANDIĞI vs.) veya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından herhangi bir ödenek verilip verilmediğinin ve maaş bağlanıp bağlanmadığının; bağlandı ise miktarının da araştırılması gerektiğini, ilgili hususların tespiti ve değerlendirilmesinin yapılmadan gerçek zarar miktarının tespit edilemeyeceğinin kabul edilmesi gerektiğini soruşturma veya kovuşturma dosyası kapsamında taraflar arasında uzlaşma sağlanıp sağlanmadığı, sağlandı ise şartlarının ne olduğu hususlarının sorulmasını talep etmişlerdir. sonuç olarak davacı taraf ile müvekkil sigorta şirketi tarafından davaya konu kaza sebebiyle ihtiyari arabuluculuk dosyası nezdinde anlaşmaya varılması ve davacıya ödeme yapılması sebebiyle davanın usulden reddine, Davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise bu eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa kesin süre verilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve mesnetsiz işbu davanın esastan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise; ATK Trafik İhtisas Dairesinden kusur durumuna ilişkin rapor alınmasına, ATK 2. İhtisas Dairesinden maluliyet oranına ilişkin rapor alınmasına, Aktüer bilirkişiden tazminat hesabına ilişkin rapor alınmasına, SGK'ya müzekkere yazılarak davacı tarafa geçici iş göremezlik tazminatı ödemesi ya da rücuya tabi başkaca bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına müzekkere yazılarak davacı tarafa ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasına, Temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkil şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekâlet ücretine karar verilmemesine; yargılama gideri ve vekâlet ücretimizin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR:
Balıkesir Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesince düzenlenen maluliyet raporu dosyaya intikal etmiştir.
Davalı... ait nüfus kayıt örnekleri dosyaya alınmıştır
Sigorta Bilgi Gözetim Merkezinden tramer kayıtları dosyaya celp edilmiştir,
Dokuz Eylül Üniversitesi'nden davacının tedavisine ilişkin tüm raporlar celp edilmiştir.
Türkiye Noterler Birliği'nden araçlara ait kayıtlar dosyaya alınmıştır.
...Sigorta A.Ş.'den hasar dosyası dosyaya celp edilmiştir.
İzmir Sosyal Güvenlik Kurumundan tüm evraklar dosyaya celp edilmiştir.
Adli Tıp Kurumundan maluliyet raporu dosyaya intikal etmiştir.
İzmir 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında kesinleşmiş vesayet kararı celp edilmiştir.
Tanık İnci Sevimbiga mahkememizce alınan beyanında; davacı benim oğlum olur, oğlum ilk kaza geçirdiğinde Dokuz Eylül Üniversitesinde 1 polisin araması ile haberdar oldum, hastaneye gittiğimde oğlumun ayak kemiğinin kırıldığını ve dışarıda olduğunu gördüm, ayak bileğine tedavi amacıyla ayak bileğinden ayak dizine kadar 3 tane metal demir halkalar takıldı ve halkalar 2 sene kaldı ve kemik dışarıda kaldığından ayağı enfeksiyon kaptı 18e yakın ameliyat geçirdi bu süreç içerisinde psikolojik anlamda çok etkilendi Üniversite sınavına girip kazanamadı, okul ve eğitim hayatı bu kaza nedeniyle bitti, kaza meydana geldikten sonra lise eğitimini bitiremediği ve yeterli eğitim almadığı için sınavları kazanamadı, dışarıdan aldığımız takviye eğitimle liseyi bitirmesini sağlayabildik, kazadan beri oğlum işsizdir, herhangi bir geliri yoktur, sol ayakta yaralanma meydana geldi" şeklinde,
Turgut Sevim Biga mahkememizce alınan beyanında; davacı benim oğlum olur. Kaza olduğunu jandarmadan haber aldık, 3 yıl boyunca oğlum hastanede kaldı, eşim sürekli yanında kaldı, oğlum hatırladığım kadarıyla büyük çapta ki ameliyatları 8 tanedir, küçük çaptaki ameliyatlarını hatırlamıyorum, çünkü mali müşavir olarak çalışmaktayım ve ofiste kaldığım için ameliyat sürecinde oğluma eşim eşlik ediyordu, psikolojisi tamamen sıfırlandı, hastanede kaldığımız sürece sürekli ağlayıp ben sakat kalacağım diyordu, hastane dışında çokça masrafımız oldu, devlet ameliyatı yapıyor ancak ameliyatta kullanılan yardımcı malzemelerin ücretini bizden talep ettiler, .... şuan işsizdir, üniversite sınavına 4 sefer girdi ve kazanamadı, kaza lise 1 de iken meydana geldi, 3 yıl boyunca da tedavi gördüğü için okula hiç gidemedi, oğlum bu nedenle de eğitim mağdurudur, bir iki defa Dokuz Eylül Üniversitesinde psikologlar gelmişti, onun dışında özel bir psikolojik tedavi almadı. oğlumun başında çok fazla durmadığımdan hangi ayağının kazayla zedelendiğini şu an söyleyemiyorum zaten hastane kayıtları ve fotoğraflar mevcuttur. Fotoğraflar bizde mevcuttur." şeklinde,
Adli Trafik Uzmanı Bilirkişisi ... 23.11.2023 tarihli raporunda; Bu talimatın 27 maddesinde açıkça belirtilen " Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmesiyle mümkündür ve sadece Hakimin yetkisindedir. Bilirkişi münhasıran Hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (asli tali kusurlu kusursuz yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. Aksi yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve Hakimin yerine geçmeye ifade eder" denilmektedir. Yine bu husus İzmir Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından da tarafımıza bildirilmiştir. Bu gerekçe ile tebliğ gününden itibaren raporlarda kusur dağılımı yapılmamaktadır. Bu hali ile; ... motosiklet sürücüsü ... tehlikeli araç kullandığı ve manevra kurallarına uymadığı için kazanın oluşumunda ETKEN, Park halindeki...plakalı araç sürücüsü ... atfı kabil kural ihlalinde bulunmadığından dolayı kazanın oluşumunda ETKEN değil ise de takdiri mahkemeye olmak üzere bildirmişlerdir.
Aktüerya-Nitelikli Hesaplamalar uzmanı Bilirkişisi Av... 28.02.2025 tarihli raporlarında özetle; 29.07.2018 tarihli trafik kazasında yaralanarak 96 8 oranında engelli kalan davacı... için, 995.787,72 TL Bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığına, Hesaplanan tazminattan davalı Ouick Sigorta A.Ş.nin sorumluluğunun, Sakatlanma ve Ölüm Halleri bakiye poliçe teminat limiti olan 285.500,00 TL ile sınırlı olduğuna, Davalılardan... kaza tarihi 29.07.2018 tarihinden itibaren, sigorta şirketi ...Sigorta A.Ş.nin ise 08.09.2020 tarihinden itibaren, sigortalı araç ticari nitelikte olmadığından yasal faiz ile sorumluluklarının söz konusu olacağına dair inceleme görüş ve hesaplamalarını hukuki durum ve delillerin değerlendirilmesi mahkemeye ait olmak üzere sunmuşlardır.
GEREKÇE :
Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte olan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1.maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1.maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde “Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.” şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde “sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.nın 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre belirleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir. T.C. Anayasası’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnalarının bulunduğu, yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması, benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hallerinde, usulü kazanılmış hakka göre değil, İBK'na veya geçmişe etkili yeni kanuna ya da Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebileceği (HGK’nın 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 19 K.; 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K), dolayısıyla bilirkişi raporları alındıktan ve bu raporlar nedeniyle taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka göre değil sonra Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/824 esas, 2020/1025 karar sayılı, 2019/3373 esas, 2020/1022 karar sayılı emsal kararlarında da belirtildiği üzere Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda anılan iptal kararı sonrasında oluşan yeni duruma göre KTK'nun 90. Maddesi hükmü dikkate alındığında, zarar gören hak sahiplerinin zarar veren 3.kişilerden ve sigorta şirketinden talep edebilecekleri tazminatın kapsamının belirlenmesinde kullanılacak yöntem ve ölçütler konusunda kısıtlama bulunmadığından, üçüncü kişi olan davacıların uğradığı sürekli iş göremezlik zararının tespitinde 6098 sy Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak, Yargıtay tarafından uzun yıllardır benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto) yöntemi ve Yargıtay 17. HD’nin ...esas, ...Karar sayılı 21/01/2021 tarihli , ... esas,... karar sayılı 14/01/2021 tarihli emsal kararlarında “Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumu'nca da ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağı” yönündeki gerekçesi dikkate alınarak TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” esas alınarak yapılan hesaplama esas alınmıştır.
Davacının tazminat hesabı için, uğradığı maluliyetin varlığı ve oranının mevzuata uygun bir şekilde belirlenmesi gerekir. Yargıtay 17.HD.nin ...E. ...K. Sayılı içtihadında “.. veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir...” denilmiştir. Kaza tarihine uygun yönetmelik uyarınca maluliyet raporu aldırılmıştır.
Maluliyet oranı ve Yönetmeliğe ilişkin değerlendirme; Maluliyet oranının kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, Dosya içerisinde bulunan Balıkesir Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen maluliyet raporu taraflara tebliğ edildiği, itirazlar üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun 30.09.2024 tarihli maluliyet raporu aldırılmış olup maluliyet raporuna itirazlar kabul edilmemiştir.
Kusur durumuna ilişkin değerlendirme; Mahkememizce aldırılan 23.11.2023 tarihli kusur bilirkişi raporunda davacı tarafın kusursuz olduğu, davalı sürücünün kusurlu olduğu tespit edilmiş olup bilirkişi raporunun kaza tespit tutanağının aynı yönde olması nedeniyle rapora itirazlar kabul edilmemiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İzmir İli, Urla İlçesi otoyol üzerindeki ... Petrol servis alanı içerisinde 29/07/2018 tarihinde, ... poliçe numaralı ... sevk ve idaresindeki... plakalı 2015 model Yamaha marka motosiklet...plakalı araç sürücüsü dava dışı ... dinlenme istasyonunda dinlenmek amacıyla aracının pak alanına park edip istirahat ettiği sırada davalı motosiklet sürücüsünün tesis içerisinde motosikletinin önünün kaldırarak (drift) kullanıp direksiyon hakimiyetini kaybetmesi, motosikletini durdurmak için frene bastığı ve motosikletinin durduramayıp park halinde buluna... plakalı aracın sol yan kısımlarına, sol ön ayna ve tampon kısmına çarpıp daha sonrada 8 metre sürüklenerek durabilmesi ve bu esnada davacıya çarpması neticesi ile maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiği, Mahkememizce aldırılan davacının kusursuz olduğu, Mahkememizce aldırılan 30/09/2024 tarihli raporundaki yönetmelik hükümleri kapsamında yapılan değerlendirme davacının % 8 olarak bulunduğuna, davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının Yargıtay'ın yerleşen uygulamaları ile benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto, TRH 2010 tablosu esasına dayalı) yöntemi ile yapılan bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, dosya içerisinde bulunan SGK yazılarından, davacı tarafa dava konusu kaza nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği ödenmediği, sürekli iş göremezlik geliri bağlanmadığı, maddi tazminatın poliçe limiti kapsamında kaldığı, davalı Sigorta şirketi tarafından dava açılmadan yapılan ödemenin zarar tarihi itibariyle davacının zararını karşılamadığı, ödeme tarihi dikkate alınarak yasal faizi ile birlikte zarardan mahsup edilmesi gerektiği, bilirkişi raporunda bu hususun dikkate alınarak hesap yapıldığı, davalı sigorta şirketinin, araç sürücüsü ve araç işletenin KTK.nın 85. ve 91. Maddeleri uyarınca meydana gelen zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği ve zarar miktarının poliçe limiti dahilinde kaldığı, bilirkişi hesap raporunun Yargıtay yerleşik uygulamalarına uygun olarak düzenlendiği ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Müterafik kusur itirazının incelenmesinde: Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Müterafik kusur indiriminin niteliği; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde müterafik kusur söz konusudur. Müterafik kusurun varlığı halinde 6098 sayılı TBK'nun 52. maddesi gereğince belirlenen tazminattan indirim yapılması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. Maddesi ile atıf yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150. Maddesi gereğince belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında emniyet kemerinin kullanılması zorunlu zorunlu olup illiyet bağı kurulması halinde meydana gelen zarar nedeniyle hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. HD'nın 29/06/2022 tarih v...E. - 2022/9666 K. sayılı ilamı)
Somut olayda müterafik kusur indirimine ilişkin değerlendirme; Davacının davalıya ait motorsiklet arkasında yolcu konumunda seyahat ettiği, maluliyet raporunda sağ tibia-fibula orta diafizde kırık sekeli, ayak bileği, diz veya kalçada kırık olduğu, davacının kask taktığının kaza tespit tutanağında yer aldığı ancak dizlik kullandığına ilişkin tertibat kullanmadığı anlaşılmakla davacı zararından % 20 oranda indirim uygulanmıştır.
Hatır taşıması itirazının incelenmesinde: Yargıtay 17. H.D'nin yerleşmiş içithatlarında belirtildiği üzere yakın akrabalar arasındaki taşıma ahlaki bir görevin ifası niteliğinde olması durumunda hatır taşıması söz konusu olmayacaktır. Yapılacak hatır indiriminden sadece hatır için taşıyan tarafın yararlanması gerekmektedir.Hatır taşıması ile ilgisi bulunmayan diğer araç sürücüsü, maliki ve sigortacısı olan davalılar hatır indiriminden yararlanamaz. Hatır taşımasına ilişkin itirazlar niteliği itibariyle def'i olması nedeniyle sadece ileri sürene uygulanması gerekir.
Somut olayda hatır taşımacılığına ilişkin değerlendirme; Davalı sigorta şirketi tarafından hatır indirimi def'i ileri sürülmüş olup davalı sürücü gerçek kişi tarafından cevap dilekçesi sunulmamış olup meydana gelen zarardan hatır indirimi kapsamında indirim uygulanmamıştır.
Her ne kadar davalı sigorta şirketi araç sigortacısı konumunda ve hatır indirimi def'inde bulunmuş ise de bakiye poliçe limitinin 285.500,00 TL olması ve davacı zararının toplam zararından indirim yapılması durumunda davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağı meblağda değişiklik olmayacağından hüküm kısmında bu husus belirtilmemiştir.
Vekalet ücretine ilişkin yapılan değerlendirme; Gerek müterafik kusur gerek hatır indirimi takdiri indirim olması nedeniyle tazminat miktarı mahsup edildiğinde reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği dikkate alınarak reddedilen kısım açısından davalı sigorta şirketi lehine vekalet ücreti verilmemiştir.
Manevi tazminata ilişkin yapılan değerlendirme; TBK. nun 56/2 maddesindeki "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. " şeklindeki yasal düzenleme gereğince davacının manevi tazminat talep etme hakkı mevcuttur. Manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7.sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı'nda da etraflıca açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Zarara uğrayanın manevi ızdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır.Takdir edilecek manevi tazminat miktarı bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır. Kusur oranı, her ne kadar matematiksel anlamda bir indirim yapılmasını gerektirmezse de manevi tazminatın miktarını tayinde önem arz eder. Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, davacının yaralanmasına neden olan kazanın meydana geliş şekli, davaya konu trafik kazasında davacının kusurunun bulunmaması, davacının sürekli maluliyetinin olması, davacı tarafın yaralanmasında müterafik kusurlu olduğu, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının, yaralanması nedeniyle çektiği elem ve ızdırap nazara alınarak, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile,
796.630,18 TL sürekli göremezlik tazminatının Davalı Quick Sigorta yönünden 08.09.2020 tarihinden( bakiye poliçe teminat miktarı olan 285.500,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla), diğer davalı Yaşar Melikşah Kürümoğlu yönünden kaza tarihi olan 29.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,
2-Davacının Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile,
80.000,00 TL manevi tazminatının davalı Yaşar Melikşah Kürümoğlu'dan kaza tarihi olan 29.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,
3- MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN
a-Harçlar Kanunu uyarınca (kabul edilen 796.630,18 TL üzerinden) alınması gereken 54.417,81 TL nispi harçtan, peşin alınan 1.878,53 TL peşin harç, 16.835,00 TL Islah harcı olmak üzere toplam 18.713,53TL harcın mahsubu ile bakiye 35.704,28 TL karar ve ilamının (... Sigorta Anonim Şirketi'nin bu miktarın 12.795,86 TL'si ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydıyla) davalı ... ve davalı Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
b-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 1.878,53 TL peşin harç ve 16.835,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam18.794,23 TL harcın (Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin bu miktarın 6.735,56 TL'si ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydıyla) davalı ...ve davalı Davalı...Sigorta Anonim Şirketi'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
c-Davacı tarafından yapılan 2.598,50 TL tebligat ve posta gideri, 5.500,00 TL bilirkişi, davacı tarafça ödenen 6.600,00 TL ATK rapor ücreti olmak üzere toplam 14.699,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 11.759,00 TL'sinin (Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin bu miktarın 4.206,00 TL'si ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydıyla) davalı ... ve davalı Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
d-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.600.00 TL'nin, davanın kabul ve ret oranına göre, 1.280,00 TL'lik kısmının (Davalı... Sigorta Anonim Şirketi'nin bu miktarın 458,73 TL'si ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydıyla) davalı ... ve davalı Davalı ...Sigorta Anonim Şirketi'den müştereken ve müteselsilen alınarak, 320,00 TL'lik kısmının davacı taraftan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
e-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 123.495,00 TL vekalet ücretinin (Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin bu miktarın 44.258,71 TL'si ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydıyla) davalı ... ve davalı Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
F- Maddi tazminat açısından takdiri indirim uygulanması nedeniyle reddedilen miktar açısından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına
B-MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN
a-Harçlar Kanunu uyarınca (kabul edilen 80.000,00 TL üzerinden) alınması gereken 5.464,80 TL nispi harcın davalı... alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
b-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı ...alınarak davacıya verilmesine,
C- Manevi tazminat açısından reddedilen miktar açısından Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirmediği anlaşılmakla vekalet ücreti konusunda karar verilmesine yer olmadığına
4-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 07/05/2025
Katip...
Hakim...