T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/728 Esas
KARAR NO : 2025/777
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/08/2022
KARAR TARİHİ: 17/09/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait... Plakalı,...marka... Sports Model ve 2020 Model Yılına ait araca, 23/12/2021 tarihinde davacının Kemalpaşa Kavşağı'ndan İzmir istikametine seyir halindeyken davacı sağ şeritten Kemalpaşa Kavşağı'na gireceği esnada aynı istikametten gelen davalıya ait... plakalı araç, sol şeritten sağ şeride girdiği esnada davacıya ait araca sağ yan kısmıyla çarparak davacı aracında maddi hasar meydana gelmesine sebep olduğunu ve ardından kaza yerini terk ettiğini, davacı olay yerinde kaza tespit tutanağı tutturmuş olmakla beraber kamera görüntüleri de (KGYS) mevcut olduğunu, kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere davalıya ait ... plakalı araç 2918 sayılı kanun hükümlerine aykırı davrandığını, bunun yanında, davacının olayın meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmadığını, davacının hasara uğrayan aracını çok özenli kullanmanın yanı sıra araca ait herhangi bir tramer kaydının da mevcut olmadığını, davacıya ait aracın kaza tarihinde 36.455 km'de olduğunu, ancak söz konusu olaydan sonra davacıya ait sıfır aracın ikinci el satım değerinin düştüğünü, aracın hasarsız ikinci el ederiyle kazadan sonraki ederinin arasındaki farkın davalı tarafça karşılanması gerektiğini, davacının söz konusu kazadan sonra kendi imkanlarıyla 99.404,91 TL bedel karşılığı aracı tamir ettirdiğini, bunun yanında davacının aracını davalının sigortasının olup olmadığı hususunu bilmediğinden dolayı tamir ettirebilmek adına kendi kasko poliçesini kullanmak zorunda kaldığını, bilindiği üzere trafik kaskoları kullanılmadığı takdirde bir sonraki dönem sigortalısına hasarsızlık indirimi adı altında indirim uygulandığını, ancak karşı yanın davacıya ait araca hasar verip olay yerini terk ettiği için davacının kaskoyu bozmak zorunda kaldığını, dolayısıyla hasarsızlık indiriminden bir sonraki dönemler faydalanabilmesinin mümkün olmayacağını ve daha yüksek sigorta ve kasko primi ödemek zorunda kalacağını, bu zararın da bilirkişilerce hesaplanarak karşı yana yükletilmesi gerektiğini, davacı tarafından 16/05/2022 tarihinde...dosya numarası ile İzmir Arabuluculuk Bürosu'na başvurulduğunu ancak görüşmeler sonunda anlaşılamadığını, sonuç olarak arz ve izah olunan nedenler ile mahkemece re'sen göz önünde bulundurulacak sebepler dahilinde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı, trafik kaskosu kullanıldığı için bir sonraki dönemler yüksek kasko sigorta primi ödenecek olmasından kaynaklanan zararın tazmini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 500,00 TL tazminatın (belirsiz) kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep ederek öncelikle anılan kazanın meydana geldiği tarihte davalı şirkete ait aracın kaza mahallinden geçtiğini kabul etmekle birlikte davacı tarafa ait araçta meydana gelen zararın davalıya ait kamyonun çarpması sebebiyle gerçekleştiği iddiasını kabul etmediklerini, kamera görüntülerinin olduğu belirtilmesine rağmen iddia edilen bu görüntülere ulaşılamadığı gibi arabuluculuk sürecinde ısrarlı teleplerine rağmen davacı tarafça da işbu kamera görüntülerinin ortaya konulmadığını, davacının aracında meydana gelen kazada varsayımsal olarak davalı şirkete ait kamyona kusur izafe edildiğini, davalı şirkete ait kamyonda iddia olunan kaza nedeniyle herhangi bir çarpma, sürtme belirtisi olmadığını, her ne kadar davacı tarafın, aracın onarım masrafının kendi imkanları ile karşılandığını belirtse de, kaza sebebiyle davalının aracının kasko firmasından kaza nedeniyle ödeme alındığını, sigorta kayıtlarından bu durumun anlaşılacağını, diğer taraftan; davacının kaza nedeniyle hasarsızlık indiriminden faydalanamayacağını ve bu nedenle zararının bulunduğunu iddia etmiş ise de, bu talebin haklı olmadığını, poliçede davacıya ait araç hasarsızlık indiriminin henüz 2. Yılındadır, kazasız geçen her yıl yeniden hasarsızlık indiriminden faydalanılabileceği dikkate alınarak bu kaza nedeniyle devam eden yıllara ilişkin hasarsızlık indiriminden kaynaklı zararın davalı şirkete atfedilmesinin usulen mümkün olmadığını, izah edilen hususlar ile mahkemece tespit edilecek nedenlerle sonuç olarak işbu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
KANITLAR:
Türkiye Noterler Birliği kayıtları dosyaya celp edilmiştir.
...Sigorta A.Ş'den hasar dosyası celp edilmiştir.
Sigorta Bilgi Gözetim Merkezinden tramer kayıtları dosyaya celp edilmiştir.
Tanık ...Usta Beyanında ; Bana sormuş olduğunuz kaza tespit tutanağını ben tuttum, üzerindeki imzaya ve sicil numarasına her hangi bir itirazım yoktur, kaza meydana geldikten sonra bir tarafın yokluğu durumunda biz kaza ile ilgili görüntü olup olmadığını mutlaka kaza tespit tutanağına yazarız, görüntüleri sadece kaza anına ilişkin kısmını ve o gün içerisinde izleyebiliyoruz, ayrıca resmi yazı ile haber merkezinden isteyerek teyit ediyoruz, plakayı bu şekilde tespit ederek kaza tespit tutanağına işlemişizdir, bir tarafın yokluğunda tuttuğumuz kaza tespit tutanaklarında beyana göre işleme yapmış isek bunu da kaza tespit tutanağında "beyana göre tutulmuştur" şeklinde not düşüyoruz, ancak bu kaza tespit tutanağında görüntüyü izlemişizdir" demiştir.ın genişletilmiş kasko poliçesini düzenle
Bilirkişi Adli Trafik Uzmanı ..., Makine Mühendisi ..., Sigorta Bilirkişisi ... raporlar aldırılmıştır.
GEREKÇE :
Dava, davacı aracında meydana gelen değer kaybı ve sonraki dönemler için yüksek kasko sigorta primi nedeniyle gerçekleşecek zararının araç sahibinden tahsili davasıdır.
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmini için dava açmak için yasada öngörülen süre mağdurun uğradığı zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren 2 yıldır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde de bu süre 2 yıl olarak öngörülmüştür. Kaza sonucu dava açarak zararlarının giderilmesini isteyecek kişiler bu iki yıllık süre içinde dava açmak zorundadır. Her halükarda ise kazanın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra dava açma hakkı zaman aşımına uğrar. Burada bir istisna vardır. O da eğer failin trafik kazası ile sonuçlanan eylemi aynı zamanda ceza kanunlarına göre suç teşkil ediyorsa ve bu suç için ceza kanunlarında daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörülmüş ise tazminat davası açma süresi de ceza kanunlarında düzenlenmiş olan daha uzun zaman aşımı süresine uzar. Bu husus 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinin birinci fıkrasının 2. cümlesinde ''Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.'' şeklinde ifade edilmiştir.
Dava konusu trafik kazası haksız fiil niteliğindedir. Davacı, davasını araç malikine yöneltmiştir. Davacı ve davalının tacir olduğu tacirler arasındaki haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasının nispi ticari dava olduğu mahkememizin görevli olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı tarafça kazanın meydana gelmediğine ilişkin savunma bulunması nedeniyle gps kayıtları ve kamera kayıtları için müzekkere yazılmış olup söz konusu kayıtların bulunmadığı bildirilmiştir. Bu nedenle tutanak mümzileri tanık sıfatıyla dinlenmiş olup Mahkeme huzurunda dinlenen tanık beyanlarında kazaya ilişkin görüntü olması durumunda bu görüntü ve kayıtlara göre tutanak tanzim edildiğinin tutanağa yazıldığının beyan edildiği belirtildiğinden tutanağın "olay yerinin terk edildiği" ve tutanakta " kazayla ilgili görüntüler mevcuttur" şeklinde kayıt bulunduğu belirtildiğinden davalı tarafın kazaya karışmadığına ilişkin itirazları dikkate alınmamıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuna göre; Sürücüsü tespit edilemeyen... plakalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda tek etken olduğu, 23.12.2021 tarihli kaza ile nedeniyle... plakalı aracın 107.520,00 TL değer kaybı zararı meydana geldiği, davacı aracında meydana gelen zararın davalının sorumlu olduğu anlaşılmakla davacının değer kaybına ilişkin davasının kabulüne karar verilmiştir.
Davacının sonraki dönemler için yüksek kasko sigorta primi nedeniyle gerçekleşecek zarara ilişkin isteminin aldırılan bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından 1/10/2024 tarihli celsede tespit yapılamaması nedeniyle bilirkişi raporuna itiraz edilmediği beyan edildiğinden bu istemin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacının davasının KABULÜNE;
1-107.520,00 TL değer kaybı zararının kaza tarihi olan 23/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine,
2-Davacının bir sonraki dönem daha fazla prim ödemesinden kaynaklanacak zarara ilişkin isteminin davanın ispat olunamaması nedeniyle Reddine
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 7.344,69 TL nispi harçtan, peşin alınan 80,70 TL peşin harç, ve 2.200,00 TL tamamlama harcı toplamı olan 2.280,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.063,99 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine’ ye gelir kaydına.
4-Davacı tarafından yapılan 80,70TL başvurma harcı, 80,70 peşin harç, 2.200,00 TL tamamlama harcı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 550,00 TL tebligat ve posta gideri ve ücreti olmak üzere toplam 7.911,40 TL'nin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan 410,25 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6- Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL'nin davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine.
8-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 17/09/2025
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza