T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/896 Esas
KARAR NO : 2025/842
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/10/2022
KARAR TARİHİ: 01/10/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu aleyhine İzmir ... İcra Dairesinin 2022/11580 sayılı İcra dosyası ile davalının borçlu olduğu 8 adet faturaya istinaden 7 örnek icra takibi başlatıldığını, 26.09.2022 tarihinde borçlunun, borca, işlemiş- işleyecek faize ve yetkiye itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşmaya varılamadığını, borçlu davalının işbu itirazını haksız ve hukuka aykırı olduğundan takibin devamı için iş bu davayı açtıklarını, borçlunun, itiraz dilekçesinde, tarafların bir sözleşme imzaladığını ancak davacı şirketin sözleşme gereğini yerine getirmediğini, ürün miktarlarının sözleşme ile uygun olmadığını, bu sebeple davacı şirkete borcu olmadığını beyan ederek takibe itiraz etmiş ise de bu durum gerçeğini yansıtmadığını, davanın, fatura alacağına dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali davacı olduğunu, davacı yana, faturalardaki malların teslim edilmiş olduğunu, bunlara ilişkin imzalı sevk irsaliyelerinin mevcut olduğunu, davacı yanın sırf borcu ödememek adına işbu itirazı yaptığını, bu zamana kadar davacı şirketin , kendilerine fazla mal gönderildiğine ilişkin herhangi bir ihtar gönderilmediğini, mallarının teslim alınmış ve iade edilmediğini, basiretli tacirin uyması gereken kuralların belli olduğunu, davalı yanın 2 ve 8 günlük sürelerde herhangi bir bildirimde bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari satım gerçekleştiğini, tarafların ticari defter ve kayıtlarında yapılacak olan inceleme ile de bu durumun ortaya çıkacağını, borçlunun yetkiye de itiraz etmiş olduğunu, yetki itirazının da yerinde olmadığını, davanın konusu para alacağına dair olduğundan alacaklının bulunduğu yer mahkemesi olan İzmir İcra Daireleri ve Mahkemelerinin davaya bakmaya yetkili olduğunu, dosyada alacaklı/davacının İzmir, borçlu/davalının İstanbul yerleşim yeri sahibi olduğunu, Karşılıklı edimleri içeren (iki taraflı) sözleşmelerde, ifa yeri belirlenirken, uyuşmazlık konusu ifanın hangi tarafa ait olduğu ve ne şekilde, nerede gerçekleştirileceğinin esas alınması gerektiğini, taraflar arasındaki ilişkide davalının yükümlendiği edimin, satış/hizmet bedelini ödemekte olduğunu, Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi, para borçlarının alacaklının ikametgahında ödeneceğini öngörmekte olduğunu, buna göre, para borçlarında, borcun ifa edileceği (para borcunun ödeneceği) yer, alacaklının ikamet ettiği yer olduğunu, somut olayda davalının edimi yönünden borcun ifa edileceği yerin, alacaklının ikametgahının bulunduğu İzmir olduğuna ve icra takibi de satış/hizmet bedelinin ödetilmesi istemiyle yapıldığına göre davalı/borçlunun yetki itirazının mesnetsiz olduğunun açıkça anlaşıldığını, Davalı borçlunun, faize de itiraz etmiş ise de icra dosyasında açıkça görüldüğü üzere asıl alacağa zaten faiz uygulanmadığını, takipten sonra ise tarafların tacir olmasından dolayı ... avans faiz oranı işletilmesinin talep edildiğini, davalı yanın ödeme emrine dahi bakmaksızın, sırf borcu ödemekten imtina etmek maksadıyla şablon bir itiraz dilekçesi verip takibin durmasına sebebiyet yarattığını, izah edilmeye çalışıldığı üzere, davalı/borçlunun sadece borcunu ödememek amacıyla hareket etmiş olduğunu, haksız, kötüniyetli ve yasal dayanağı olmaksızın borca ve fer'ilerine. itiraz ederek takibin durdurulmasına sebebiyet verdiğini, bu sebeplerle borçlunun itirazı üzerine duran icra takibinin devam edebilmesi için işbu davanın açılması gerektiğini, sonuç olarak borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına, davalının asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya aidiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı...A.Ş. ve asıl iş sahibi... Koop'in İzmir /Dikili Hayıtlı koyu tatil köyü projesi şantiye işi için alt yüklenici şirket olarak anlaştığı ve sonrasında bu şirketin aralarında olan sözleşmeye uymayarak haklı nedenlerle sözleşmenin feshedildiği ...Yapı İnşaat Taahhüt Sanayi Ve Dış Ticaret Limited Şirketi, tatil köyü inşaatı için beton malzemeleri ve sair inşaat malzemelerin temini için davacı şirket ile anlamıştır. Daha sonra alt yüklenici şirket ile sözleşmeye uymaması nedeniyle yaşanılan aksaklıklar sonucu sözleşme tarafımızca haklı nedenle feshedilmesi üzerine müvekkil şirket ve asıl iş sahibi... Koop. Arasında davacı şirket ile davaya konu sözleşme devam etmiştir. Yani öncelikli olarak alt yüklenici ile davacının anlaşması üzerine tatil köyü inşaatı için beton /ahşap vb. malzeme temin eden davacı şirket, daha sonra alt yüklenici şirket ile sözleşmenin feshedilmesi üzerine yeni muhatap olarak müvekkil şirket ile asıl iş sahibi ...koop. Arasında devam etmiştir. Sözleşmenin alt yüklenici ile son bulması üzerine o güne kadar davacının alt yüklenici ile yaptığı anlaşma gereği malzemeleri sunduğu ve bunların kullanıldığı anlaşılmıştır. Alt yüklenici şirket ile sözleşmenin devam ettiği dönemde davacı tarafından verilmesi gereken malzemelerin temini ve bunların inşatta kullanılması alt yüklenici şirketin sorumluluğudur. Daha sonra alt yüklenici şirketin sözleşmesinin feshedilmesinin ardından davacı şirket ile müvekkil ve asıl iş sahibi ... koop. Arasında beton/ahşap ve tüm yapı elemanlarının temini sözleşmesi devam etmiştir.
Yukarıda izah edilen nedenlerle davacının yalnızca hak etmediği halde para tahsil etmek amacıyla açmış olduğu icra takibine karşı süresi içerisinde borca, yetkiye, faize ve her türlü fer'ilerine açıkça itirazlarımızı sunmamız üzerine yine davacının mesnetsiz iddialar ile açmış olduğu davanın da davacının müvekkil şirketten herhangi bir alacağının bulunmaması, aksine sözleşmeye aykırı davranarak müvekkil şirketi zarara uğrattığı göz önüne alınarak işbu haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerekmektedir." demiştir.
KANITLAR:
Tanık...mahkememizdeki beyanında "ben ...'in nakliye işlerini yaparım. 5 tonluk bir aracım vardır. Ben davacıyı isim olarak tanımam. Hala davalının mallarını taşımaya devam ediyorum. Taşıdığım mal çeşidi saç galvanizdir. Hatırladığım kadarıyla 2019 veya 2020 yılında ...'in 4,5 veya 5 ton malını ...ta ... abinin dediği yere götürdüm. Götürdüğüm yer bir atölyeydi. 8-10 kişi çalışan vardı. Götürdüğüm malları orada çalışanlardan birisi teslim aldı ancak ismini hatırlamıyorum. Belki irsaliyede ismi yazılı olabilir. Malın tesliminden sonra davalı bana bu adamlar parayı ödemiyorlar, mahkemeye vereceğiz, bana şahitlik yapar mısın dedi. Ben de yaparım dedim. ... malları götürmeden önce bana irsaliyeli faturayı verir. Ben de teslim ederken imza attırırım. Yukarıda anlattığım mal tesliminde de imzalattığımı düşünüyorum ancak tam olarak hatırlamıyorum. Benim kamyonumun plakası... tür teslim için gittiğim işyerinde bahçe vardı ve bahçede güvercinler olduğunu hatırlıyorum. Gittiğim atölye pimapen imal eden bir yerdi dedi. Bilgim ve görgüm bundan ibarettir." demiştir.
Tanık...mahkememizdeki beyanında ; davalı ... benim tedarikçi firmamdır. Davacı ise benim abim olur. O dönemde ben davacı ile birlikte ortaktık. Ancak resmi bir ortaklık değildi. İrsaliyeli faturaları ben imzalardım. Mal siparişini...Bey kendisi verirdi.... Bey de gönderirdi. Benim ödeme için kullanılan çeklerden haberim yoktur. Davacının yapmış olduğu ödemeler...ın borcuna karşılık yapılan ödemelerdir. ...ın babasıdır. Firma daha önceden... adınaydı. Bana söz ettiğiniz ödemeler ...ın eski cari hesap borcuna ilişkindir. Dosyada sunulmuş olan irsaliyeli faturalardaki teslim alanın ...olarak görüldüğü imzalar bana aittir. Diğer faturalardaki imzalar bana ait değildir, teslim aldığımız mal saç galvanizdi. Teslimatı nakliyeci yaptı. Plakasını ya da ismini hatırlamıyorum. Teslimat Fatih Mah. 1191 Sk. Sarnıç adresinde mal teslimi yapıldı. Yazılı bir yetki belgem şirket adına yoktur. Ben 2013 ve 2019 yıılının sonuna kadar ... ile çalıştım. 2019 yılında davacı ... tüm kardeşleri ve babamı şirketten yolladı. Tedarikçi firmaların parasını ödemedi. Davacı ... ile aramda herhangi bir ceza soruşturması yoktur, dükkanda yan tarafta komşu güvencin besliyordu. Gelen misafirlerin namaz kıldığı üst katta terasta bir yer vardı. Gelen malları ... veya o onda orada kim varsa teslim alırdı. Genel olarak çalışanların sigortası vardı. Ancak ... benim sigortamı yapmadı. Diğer firmalardan da gelen malları biz teslim alırdık dedi. Bilgim ve görgüm bundan ibarettir. " demiştir.
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyası celp edilmiştir.
Bilirkişi SMMM ...dan 05/06/2023 tarihli bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Bilirkişiler SMMM ... 03/08/2023 tarihli bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Bilirkişi...24/09/2024 ek rapor aldırılmıştır.
Bilirkişi...i ek rapor aldırılmıştır.
Bilirkişi... 24/07/2025 tarihli 2. ek raporu aldırılmıştır.
GEREKÇE :
Dava; Faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK. 190. maddesi "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve "emareler (belirtiler)" olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK. madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK. madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir. (...; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir. (M. .. (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır. (Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir. (Kuru; ...; sf. 370.)
Taraflar arasında ticari ilişki konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede "Davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş takibe konu faturalar dahil muhtelif - faturalar ile davalı ödemelerinin kaydedildiği görülmekte olup hesabın 08.09.2022 takip tarihi itibariyle 236.090,57 TL bakiye verdiği ancak dayanak belgesi sunulmamış olmakla birlikte 31.10.2022 tarihinde 4317 yevmiye numaralı mahsup fişi açıklamalı 136.205,77 TL borç kaydı ile aynı tarih numaralı fişle 236.090,57 TL alacak kaydı yapıldığı 31.10.2022 tarihi itibariyle hesabın 136.205,77 TL bakiye verdiği görülmekte olup buna göre davacının davalıdan 31.10.2022 tarihi itibariyle 136.205,77 TL asıl alacağının bulunduğu " tespit edilmiştir.
Davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede "Davalı ... Turizm ve İnşaat A.Ş.',nin ticari defterler ve kayıtlarının HMK. 222. Maddesine göre lehine delil kabul edilebileceği, Davalı taraf Ticari defter kayıtlarına göre davacı ... Yapı Ltd Şti'nin hesabında takip edildiği, icra Takip tarihi itibari ile Davacının Davalıya 93.909,43 TL borçlu olduğu, Davacıya ait BS formlarına göre 2021 yılı 12 Adet belge 438.663,00 TL ve 2022 yılı bs formuna göre 11 adet belge 232.839,00 TL olduğu Davalıya ait BA BS formlarının dosyada olmadığı" tespit edilmiştir.
İki tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda ek raporda gösterilen ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı olup davacı defterlerinde görülmeyen 10.01.2021 tarihli 130.000,00 TL'lik ödeme bulunduğu, ödeme yapıldığını ispat yükü davalı tarafta olduğundan ödeme dekontunu dosyaya sunmak üzere davalı vekiline süre verilmiş olup davalı vekilince dosyaya dekont sunulmuş ayrıca Mahkememizce ... Bankasına yazılarak dekont dosya arasına celp edilmiştir.
Davacı tarafın davalı tarafından yapılan 130.000,00 TL'lik ödemenin davacı borcuna ilişkin olmadığı, Davalı ... firmasının dava dışı şirket borcuna mahsuben ödeme yaptığına ilişkin iddiasının incelenmesi; Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan ... Bankası'na ait 5.01.2021 tarihli dekontun yapılan incelemesinde; alacaklının ... firması (davacı), Borçlunun SS. Hayıtlı Kooperatifi (davalı), borç açıklamasında; 1/04/2020 tarihli ana sözleşmemize istinaden 20/07/2020 Tarihli 6. Hakkediş raporuna göre" şeklinde olduğu, dekontun açıklamasında davacının iddia ettiği dava dışı ...Termal İş ortaklığına ilişkin bir açıklamada bulunulmadığı, Davacı tarafın delil olarak dayandığı 26.03.2021 tarihli ...Bankasından Davalı ... Kooperatifi tarafından davacı...firmasına yapılan 100.000,00 TL'lik ödemenin açıklama kısmında "... İş ortaklığı Hakkediş avansı olarak beton parke ve bordür ücreti için" şeklinde açıklamada bulunduğu, Davalı tarafından daha önce iş ortaklığı adına ödeme yapması durumunun dekontta açıklandığı, davalı tarafından yapılan ödemenin iş ortaklığı adına yapılması durumunda davalı tarafından bu konuda dekonta açıklama yapılabileceği, tarafların tacir olduğu ve basiretli davranmaları gerektiği, davacı tarafından açılan dava alacağının faturaya dayalı olduğu, icra takibine dayanak faturalar dışında başka delile dayanamayacağı, davalı tarafın ticari defterlerinde davacının iddia ettiği faturaları ödediğini ispat ettiği, davacının davalı tarafından yapılan ödemelerin başka iş ortalığı nam ve hesabına yaptığına ilişkin iddialarını ispat edemediği, davalının davacıya borcunu ödemiş olduğu anlaşılmakla davanın reddine, davacının kötüniyeti ispat olunmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
Yasal koşullar oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatının reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu ret harcından davacı tarafından peşin yatırılan 1.645,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.029,63 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 200,00 TL tebligat ve posta yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 01/10/2025
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza