T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/112 Esas
KARAR NO : 2025/397
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 07/02/2023
KARAR TARİHİ: 07/05/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/12/2021 tarihinde ...sürücüsü, ... ruhsat sahibi olduğu ... plaka No'lu otomobilin ...plakalı motosikleti kullanan davacıya çarptığını, yapılan kaza tespit tutanağına göre davacının şimdilik asli kusurlu olduğu ve yapılacak kusur tespitinde davacının kusursuz olduğunun açıklığa kavuşacağını, kaza sebebiyle davacının yaralanıp çeşitli yerlerinde bedeni hasarlar nedeniyle daimi sakat kaldığını, davalı sigorta şirketine sorumlu olduğu poliçeden yapılan başvuru sonucunda hiçbir ödeme alınmadığını, arabuluculuğa başvurulup oradan da sonuç alınamadığını, davalıların kazada ağır yaralanan davacıya kaza günü dahil hiç bir aşamada irtibat kurmadığını ve tedavi süresince arayıp sormadığını belirterek her bir alacak kalemi için fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla davacı için şimdilik 100,00TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 10,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL tedavi ve iyileştirme gideri ile 100,00 TL bakıcı giderinin olay tarihindeki sigorta limiti aşılmamak üzere kaza tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi, avukatlık ücreti ve yargılama gideriyle davalı sigorta şirketinden poliçe limitleri dahilinde tahsili talebimiz ile fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla 40.000,00TL manevi tazminatın ve poliçe limiti aşılırsa, aşılan kısım için tespit edilecek tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili, muvazaalı mal kaçırma ihtimaline binaen tespit edilecek araç ve taşınmazlarına teminatsız olarak tedbir konulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyan etmekle açıklamalarında ; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı tarafın, başvuru şartını yerine getirmediğinden taleplerinin usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesine de yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş bir rapor sunmadığını, epikriz raporlarını sunduğunu davacı tarafta maluliyet oranına dair hiçbir iddiasını ispatlayamamış olduğunu hatta maluliyet oranına dair hiçbir ibareye dilekçesinde yer vermeyerek sadece “malul kaldığı” nın belirtildiğini her halükarda “maluliyet tazminatına ilişkin tazminat hesabının ZMM sigortası genel şartları a.5/c maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, başvuruya konu kazanın davacının asli kusuru ile meydana geldiğini, davaya konu olayda malul kişinin müterafik kusuru bulunduğu dikkate alınarak olası tazminat tutarından makul oranda indirim yapılması gerektiğini, ölümlü -yaralamalı Trafik kazası tespit tutanağı tutanağında koruyucu tertibat kullanıp kullanmadığının belirtilmediğini, başvuranın, Kusurlu Olduğu Kazada Sürücü Belgesine Sahip Olmadığı Aracı kullandığı, zararın doğmasını göze aldığını, kaza tespit tutanağı incelendiğinde, başvuranın kaza anında kullanmakta olduğu motosikleti kullanmaya ehil olmadığının görüldüğü, davacının haksız geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri ve tedavi giderine ilişkin haksız taleplerinin reddi gerektiğini, davacının talebine konu geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinin, Trafik Sigortası Genel Şartları A.5.b maddesi gereği, sağlık gideri teminatı kapsamında olduğunu ve sağlık gideri teminatının ise SGK’nın sorumluluğunda bulunduğunu, yukarıda belirtilen açık hüküm karşısında geçici iş göremezliğe ve geçici bakıcı giderine ilişkin talebinin her halükârda reddini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla her halukarda öncelikle başvuranın sosyal güvenlik kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespiti gerektiğini, bilindiği üzere sürekli sakatlık raporu alıncaya kadar zarar görenin çalışma gücündeki kayba bağlı giderlerin, sağlık gideri olarak kabul edilerek SGK’nın sorumluluğuna dahil edildiğini ve bu kapsamda sigorta şirketlerinin ve Güvence hesabının sorumluluğuna son verildiğini, bu nedenle öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu’na müzekkere yazılarak başvuran tarafa ödeme yapılıp yapılmadığının tespitini talep ettiklerini, başvuran tarafın faiz talebinin kabulünün mümkün olmadığını, sonuç olarak; Trafik Kanunu ve Trafik Sigortası Genel Şartları düzenlemelerindeki yükümlülükler yerine getirilmeden, doğrudan dava yoluna başvurmuş olması nedeniyle, HMK 115 maddesi gereği dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini, yetkisiz Mahkemede açılan davanın usulden reddini, her durumda davacının maluliyet oranını belirlemek amacıyla, iyileşme dönemi tamamlandıktan sonra başvuranın muayene edilmesi ile yeni sağlık kurulu raporu aldırılmasını veyahut bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmasını, her hâlükârda tazminat hesabının ZMS Sigortası Genel Şartları A.5/c maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılmasını, kusura ilişkin uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmasını, somut olayda davacının müterafik kusuru bulunduğundan olası tazminat hesaplamasında makul indirim yapılmasını, davacının haksız geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderine ilişkin teminat dışı taleplerinin reddini, fazlaya ilişkin taleplerin reddini, müvekkil sigorta şirketinin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasını talep etmişlerdir.
KANITLAR:
Salihli Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan 2022/625 Soruşturma sayılı dosyası dosyamız arasına celp edilmiştir.
Salihli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/183 Esas sayılı dosyası dosyamız arasına celp edilmiş, dosya içeriğinde rapordan davacının asli kusurlu olduğuna ilişkin İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 14.02.2023 tarihli rapor olduğu, dosyanın karara çıktığı ve 08/06/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Salihli İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden davacı tarafın sosyal ve ekonomik araştırmasına ilişkin rapor intikal etmiştir.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine, Türkiye Noterler Birliğine, Manisa Salihli Devlet Hastanesine, İzmir Kemeraltı SGK İl Müdürlüğü'ne, Manisa SGK İl Müdürlüğü'ne, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'ne, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi'ne ve Manisa Şehir Hastanesi'ne yazılan ilgili müzekkerelere cevabi yazıların geldiği görüldü, okundu.
Davalı...A.Ş.'den hasara ilişkin evraklar dosyaya celp edilmiştir.
Duruşma ara kararı gereğince Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen ... tarihli maluliyet raporu dosyada yer almaktadır.
Davacı tanıklarının dinlenmesi için Manisa Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimatın 2024/41 Talimat numarasını aldığı, duruşmasının 24/06/2024 tarihine bırakıldığı anlaşıldı.
Aktüerya Tıp bilirkişisi Dr. ... ve ... Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişisi Av. ...; 20.12.2021 tarihli trafik kazasında yaralanan davacı Eyup Kaygısız için 10.282,60 TL Geçici iş göremezlik tazminatı hesaplandığına, hesaplanan tazminatın sigorta poliçesi sağlık gideri kişi başı teminat limiti içerisinde kaldığına, 75.409,02 TL Sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığına, hesaplanan tazminatın poliçesi sakatlanma ve ölüm halleri kişi başı teminat limiti içerisinde kaldığına, Bakım giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağının 3.577,50 TL olduğu, SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinin 2.491,96 TL olduğu, İleriye dönük muhtemel tedavi giderinin 8.000,00 TL olduğu, FTR uygulamasından kaynaklı tedavi giderinin 1.605,00 TL olduğu, Davalılardan araç sürücüsü ... ve araç işleteni ...'nın kaza tarihi 20.12.2021 tarihinden itibaren, sigorta şirketi ... Sigorta A.Ş.nin ise 23.06.2022 tarihinden itibaren sorumlu olacağına ilişkin tespitlerde bulunmuşlardır.
GEREKÇE :
Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminatın karşı araç ZMMS sigortacısından,manevi tazminatın karşı araç işleten ve sürücüsünden tahsili davasıdır.
Dava tarihinde yürürlükte olan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1.maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1.maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde “Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.” şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde “sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.nın 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre belirleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir. T.C. Anayasası’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnalarının bulunduğu, yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması, benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hallerinde, usulü kazanılmış hakka göre değil, İBK'na veya geçmişe etkili yeni kanuna ya da Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebileceği (HGK’nın 21.01.2004 tarihli ve...E., 19 K.; 03.02.2010 tarihli ve ... E., ... K), dolayısıyla bilirkişi raporları alındıktan ve bu raporlar nedeniyle taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka göre değil sonra Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/824 esas, ... karar sayılı, ... esas, ... karar sayılı emsal kararlarında da belirtildiği üzere Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda anılan iptal kararı sonrasında oluşan yeni duruma göre KTK'nun 90. Maddesi hükmü dikkate alındığında, zarar gören hak sahiplerinin zarar veren 3.kişilerden ve sigorta şirketinden talep edebilecekleri tazminatın kapsamının belirlenmesinde kullanılacak yöntem ve ölçütler konusunda kısıtlama bulunmadığından, üçüncü kişi olan davacıların uğradığı sürekli iş göremezlik zararının tespitinde 6098 sy Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak, Yargıtay tarafından uzun yıllardır benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto) yöntemi ve Yargıtay 17. HD’nin ... esas,...Karar sayılı 21/01/2021 tarihli , ... esas,...karar sayılı 14/01/2021 tarihli emsal kararlarında “Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ... Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumu'nca da ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağı” yönündeki gerekçesi dikkate alınarak TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” esas alınarak yapılan hesaplama esas alınmıştır.
Maluliyet raporuna ilişkin incelemede; Davacının tazminat hesabı için, uğradığı maluliyetin varlığı ve oranının mevzuata uygun bir şekilde belirlenmesi gerekir. Yargıtay 17.HD.nin ... E.... K. Sayılı içtihadında “.. veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir...” denilmiştir.
Dava dilekçesi ekinde bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 9/01/2023 tarihli maluliyet raporu taraflara tebliğ edilmiş olup Davalı Ethico Sigorta şirketi tarafından maluliyet raporuna itiraz edildiği, rapor ücretinin yatırılmamış olması nedeniyle itirazlarından vazgeçmiş sayılmasına ilişkin karar verildiği, Davacı tarafça rapor ücretinin yatırılması nedeniyle İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan 24/09/2024 tarihli maluliyet raporu aldırılmıştır.
Kusur durumuna ilişkin yapılan değerlendirme; Dosyada bulunan Salihli .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında aldırılan kusur raporu ve dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağı dikkate alınarak itirazların değerlendirilmesi için İzmir Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden aldırılan 5/08/2024 tarihli kusur raporu aldırılmış olup kaza tespit tutanağı, ceza dosyasından aldırılan rapor ve gelen raporun aynı yönde olması nedeniyle kusur raporuna ilişkin itirazlar kabul edilmemiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 20/12/2021 tarihinde... sürücüsü, ... ruhsat sahibi olduğu ... plaka No'lu otomobilin ... plakalı motosikleti kullanan davacıya çarptığı, aldırılan kusur raporuna göre davacı tarafın % 75 oranda kusurlu olduğu, İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan 24/09/2024 tarihli maluliyet raporuna göre davacının % 6 oranda sürekli iş göremezlik oranı olduğunun tespit edildiği, davacı zararının Yargıtay'ın yerleşen uygulamaları ile benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto, TRH 2010 tablosu esasına dayalı) yöntemi ile yapılan bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre hesaplandığı, dosya içerisinde bulunan SGK yazılarından, davacı tarafa dava konusu kaza nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği ödenmediği, sürekli iş göremezlik geliri bağlanmadığı, maddi tazminatın poliçe limiti kapsamında kaldığı, davacı tarafça maddi tazminat isteminin davalı sigorta şirketine karşı yöneltildiği, Davalı sigorta şirketinin KTK.nın 85 ve 91. Maddeleri uyarınca meydana gelen zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği ve zarar miktarının poliçe limiti dahilinde kaldığı, geçici iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin sağlık giderleri teminatı kapsamında sorumluğunun devam ettiği, bilirkişi hesap raporunun Yargıtay yerleşik uygulamalarına uygun olarak düzenlendiği ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşıldığından maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiştir.
Manevi tazminata ilişkin yapılan değerlendirme; Davacı tarafça manevi tazminat istemi işleten ve araç sürücüsüne karşı yöneltilmiştir.
TBK. nun 56/2 maddesindeki "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. " şeklindeki yasal düzenleme gereğince davacının manevi tazminat talep etme hakkı mevcuttur. Manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7.sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı'nda da etraflıca açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Zarara uğrayanın manevi ızdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır.Takdir edilecek manevi tazminat miktarı bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır. Kusur oranı, her ne kadar matematiksel anlamda bir indirim yapılmasını gerektirmezse de manevi tazminatın miktarını tayinde önem arz eder. Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, davacının yaralanmasına neden olan kazanın meydana geliş şekli, davaya konu trafik kazasında davacının kusurunun bulunması, davacının sürekli maluliyetinin olması, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının, yaralanması nedeniyle çektiği elem ve ızdırap nazara alınarak, davacının manevi tazminat talebinin tam kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davanın niteliğine ve davacı vekili tarafından faizin başlangıç tarihine ilişkin yapılan değerlendirme; Dava çeşitleri HMK’nın 105 vd. maddelerde düzenlenmiştir. Bir davanın hangi dava çeşidini oluşturduğu davacının talep sonucunun hangi dava türü tanımına uyduğuna göre belirlenebilir. Davacı dava dilekçesinde dava türünü inşai dava olarak yazsa bile bir miktar alacağın tahsili talebinde bulunmuş ise bu eda davası olup hâkim bu kapsamda karar vermek zorundadır. Bu nedenle eda davası açılması gerekirken inşai dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilemez. Hukuki yararı belirleyen davacının gösterdiği dava türü değil, karar verilmesi istenen talep sonucudur. Nasıl ki dava dilekçesinde hiç gösterilmemiş veya yanlış gösterilmiş olsa bile HMK’nın 33. maddesi kapsamında doğru hukuki sebebi bulmak ve uygulamak hâkimin görevi ise HMK’nın 32. maddesi çerçevesinde yargılamayı sevk ve idare ile dava türü tanımlarına ve talep sonucuna göre dava türünü doğru belirleyip buna göre yargılamayı sürdürüp davayı sonuçlandırmak da hâkimin görevidir. Bu konuda hâkim, davacının dilekçesinde yaptığı isimlendirmeyle bağlı olmaksızın açılan davanın, eda davası, tespit davası, belirsiz alacak ve tespit davası, inşai dava, kısmi dava, terditli dava, seçimlik dava ve topluluk davası çeşitlerinden hangisi olduğunu belirleyerek yargılamayı sürdürüp davayı sonuçlandıracaktır.
6100 Sayılı HMK 'nın Belirsiz alacak davası başlıklı 107. Maddesinde" Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
(2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.
Kısmi dava;
MADDE 109- (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.
(2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.)
(3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.”
Dava cismani zarar nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla açılan tazminat davasıdır. Bu tür davaların sadece belirsiz alacak davası ya da sadece kısmi dava şeklinde açılacağına ilişkin kanunda emredici bir hüküm bulunmamaktadır.
Cismani zarar dosyalarında kısmi dava olarak açılan davalarda davacının ıslah hakkı, belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda ise bedel arttırım dilekçesi sunmak suretiyle talep miktarını artırabilmektedir. Kısmi dava ile açılan davalarda verilen ıslah dilekçesi ile artırılan miktar bakımından ıslah tarihi dikkate alınırken belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda ise verilen bedel arttırım dilekçesi ile birlikte iddianın ve savunmasının genişletilmesi yasağına takılmadan davacı taraf talep miktarını arttırabilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas ... karar sayılı ilamında" Belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli şartlar bulunmakla birlikte davacı açmış olduğu davanın kısmi dava olduğunu belirtmiş ise, bu hâlde mahkeme davayı, kısmi dava olarak kabul edip yargılamayı sürdürmelidir." şeklindedir.
Davacı vekilinin Mahkememize verdiği dava dilekçesinde konu kısmında" Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik" şeklinde açıldığı, talep miktarı kısmında " şimdilik artırılmak üzere ( fazlaya dair dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla) " belirtme olduğu, sonuç ve istem kısmında da " " fazlaya ilişkin dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla" dava açtığı, 11/03/2025 tarihli celsede de "ıslah için tarafımıza süre verilmesini talep ederiz." şeklinde beyanda bulunduğu, davacının davasını kısmi dava olarak açtığı anlaşıldığından ıslah dilekçesi ile artırılan miktar açısından ıslah tarihi dikkate alınarak karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının maddi tazminat davasının KABULÜ ile,
75.409,02 TL sürekli iş göremezlik
10.282,60 TL geçici iş göremezlik tazminatı,
3.577,50 TL bakım gideri
12.096,96 TL tedavi ve iyileştirme bedeli olmak üzere
Toplam 101.366,08 TL maddi tazminatın 400,00 TL'lik kısmına davalı Türk ...Sigorta A.Ş. Yönünden 23/06/2022 tarihinden, 100.966,08 TL'lik kısmına ıslah tarihi olan 12/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının Manevi tazminat davasının KABULÜ ile,
40.000,00 TL manevi tazminatının davalılar... kaza tarihi olan 20/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
3- Maddi tazminat açısından Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.924,31 TL nispi harçtan, peşin alınan 179,90 TL peşin harç ve ıslah ile tamamlanan 344,84 TL olmak üzere toplam 524,74 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.399,57 TL karar ve ilam harcının davalı Türk...Sigorta A.Ş.'den alınarak Hazine’ ye gelir kaydına.
4- Manevi Tazminat açısından Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.732,40 TL karar ve ilam harcının davalılar ...alınarak Hazine’ ye gelir kaydına.
5-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç ve 344,84 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 704,64 TL 'nin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak Davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 6.600,00 TL bilirkişi ücreti, 5.850,00 TL Adli Tıp Faturası 3.979,50 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 16.429,50 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davada haksız çıkan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
8-Maddi tazminat yönünden Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı Türk... Sigorta A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine,
9-Manevi tazminat yönünden Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ... alınarak davacıya verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 07/05/2025
Katip ...
Hakim ...