T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/185
KARAR NO : 2025/1175
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/03/2023
KARAR TARİHİ: 16/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Davacının ...şirketi ile davalı yan ... A.Ş. arasında yapılan anlaşma uyarınca 2010 yılından bu yana ... türü domates tohumu ticareti yapılmakta olduğunu, yapılan deneme anlaşma amaçlı ve gereği ardından garanti edilen söz konusu ürünün ilk birkaç yıllık süreçte, önce deneme amaçlı ve ardından da büyük miktarlarda olmak üzere sorunsuz olarak davacı şirkete gönderildiğini, 2018 yılında yollanan ürünlerden başlamak üzere yapılan gönderimlerde ... Tarım tarafından nitelikleri belirtilen ürünlerin kalitesinin söz verilen kalitede olmadığının davacı tarafından tespit edildiğini, gelmesi gereken siparişin ödeme yapılmasına rağmen gecikmesi sonrasında davacı firmanın çalıştığı... alıcılar davacıdan sipariş iptaline gittiklerini, davacı firmanın ayrı bir zarara daha uğradığını, davacı şirkete teslim edilen tohumların uluslararası olarak belirlenen ve taahhüt edilen nitelikte olamaması ve davacının...'da tedarikçisi olduğu firmaların bu konudan yakınmasından itibaren davacı şirket yetkilileri bu durumu davalı şirket olan ... Tarım'a bildirdiğini, konu hakkında mail, ... ve ... üzerinden olarca yazışma yapıldığını, davacının, satın aldıkları tohumlardaki sorunun salkımda yer alan meyve sayısının olması gerekenden çok daha az olması (salkımda tek domatese kadar düşen bir verimsizlik söz konusudur), salkımların olması gerekenin aksine heterojen olması, meyvelerin önceki ürünlerdekinden çok daha küçük gelişmesi salkım şekillerinde normalden farklı şekil bozuklukları olması, fidelerin ilk gönderilen ürünlerin aksine soğuktan kolayca etkilenmesi konularını davalı şirket ile paylaştıklarını, bu hususların ilk sözleşmede var olan ve tarafların üzerinde anlaştıkları niteliklerin sonraki yıllarda yerine getirilmediğinin açık ispatı niteliğinde olduğunu, davacı firmaya teslim edilen bomeo cinsi 2018, 2019 ve 2020 test tarihli domates tohumlarının sipariş edilen ve taraflar arasında niteliği kararlaştırılan nevide ve kalitede olmadığının açıkça ortaya çıkacağını, iş bu davaya dair sundukları ticarete konu tohum örneklerinin uzman bilirkişilerce yapılacak tespiti ile kesinleşeceği üzere şimdilik tespit edebildiği kadarı ile davacıya ait yaklaşık: 2.500.00 TL , Tohum bedeli, 2.500.00 TL Yoksun kalınan kar, 2.500.00 TL Sonraki yılların gelir kaybı (Davacı firmanın kendi satış bölgesinde müşterileri tarafından iptal olunan siparişler vs) 2.500.00 TL Firmanın tedarik, depolama ve reklam dahil olarak yaptığı diğer harcamalar neticeden meydana gelen tüm maddi -zararların ödenmesi amacı ile iş bu davayı ikame ettiklerini, bu nedenlerle şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat isteklerinin kabulü ile toplanacak delillere göre hesaplanacak tazminat tutarlarının, 26/07/2022 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki uyuşmazlık kapsamında davacı ...Adına ... isimli bir şahsın vekaletname verdiği, bu vekaletnamede ise bu şahsın temsil yetkisine dair hiç bir müstenidatın yer almadığını, dava konusu tohumların satın alma tarihlerinin 01.06.2018 -22.07.2019 ve 03.06.2020 tarihleri olduğu nazara alındığında ... sayılı Türk Borçlar Kanununda öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi geçirildiğini, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın dava kapsamında davacı tarafından mevzuat uyarınca öngörülen sürelerde ayıp ihbarında bulunmadığını, davacı taraf dilekçesinde dava konusu tohumlardaki şikayetlerin 2018 yılında ortaya çıktığını iddia ettiğini, bu husus göz önüne alındığında davacının ayıp ihbar süresine riayet etmemiş olduğunu, davacı tarafın belirsiz alacak davası açmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen taleplerin belirlenebilir olduğunu, dava konusu taleplerin değerlerinin ve dayanaklarının açıklattırılması gerektiğini, davaya konu borneo cinsi domates tohumlarında iddia edildiği gibi bir ayıp veya kalite sorununun bulunmadığını, müvekkili şirket ... Genel Tarım Ürünleri Pazarlama A.Ş. 1989 yılından itibaren faaliyette olan yüzde yüz yerli sermayeye sahip sektörde tanınmış ve güvenilirliği ile bilinen bir firma olduğunu, müvekkili şirket tarafından piyasaya arz edilen ürünlerin Tarım ve Orman Bakanlığı Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Müdürlüğü tarafından testlere tabi tutultuğunu ve neticede tescillenenip ve sertifikalandırıldığını, dava konu edilen ürününde testlere tabi tutularak tescillendiğini ve sertifikalandırıldığını, bu nedenle bu ürünlerin kalite sorununun bulunmasının mümkün olmadığını, davaya konu uyuşmazlık kapsamında davacı tarafında belirttiği üzere davacı firma ile defaatle görüşüldüğünü ve kendilerine ürünlerde saflık, çimlenme ve genetik olarak bir sorun bulunmadığının izah edildiğini ve hatta firmanın Türkiye'ye davet edilerek huzurda izahat ve test yapılmasının teklif edildiğini ancak davacı firma yetkililerinin bu davetlere icabet etmediklerini, bunun üzerine müvekkili şirketin bir personelini göndererek sahada kontrol ve gözlem yaptırdığını, davaya konu tohum ve benzeri ürün çeşitlerindeki özellikler farklı toprak ve iklimsel koşullarda her zaman farklılık gösterdiğini, bitkilerin salkımlarında meydana gelen meyve sayı ve döllenme bozukluklarının özellikle aşırı sıcak ve soğuk hava değişikliklerinde sıklıkla meydana gelen istenmeyen durumlar olduğunu, bu durumların da önlenmesi için her sezon farklı iklimsel unsurların takip edilmesi gerektiğini ve bu koşullara göre ziraat mühendislerinden destek alınarak gübreleme, sulama, ilaçlama, havalandırma ve ısı kontrollerinin gerçekleştirilmesi ve doğru dönemlerde...dengelerinin gözetilmesinin gerektiğini, ancak bu şekilde hem meyve tutumu hem meyve kalibrasyonunun istenilen seviyelere gelebileceğini, bu nedenlerle davacı tarafa süre verilerek vekaletnamesindeki eksikliğin giderilmesi, zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazları bakımından davanın reddine, yargılama giderinin ve vekâlet ücretinin davacı şirkete tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında ayıplı olduğu iddia olunan domates tohumu satım sözleşmesinden kaynaklanan bedel iadesi, kar kaybı, gelir kaybı, tedarik, depolama ve reklam masraflarına ilişkin maddi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle eldeki davaya ... sayılı Borçlar Kanunu (TBK) ve ...sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
... sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK m. 207 vd) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1, 4). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/I hükmü de uygulanacaktır.
Satım sözleşmesi ... sayılı Türk Borçlar Kanununun... maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır.
Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu ...’üncü maddesinde; “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir. Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır. Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında Türk Ticaret Kanunu 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır. Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır. (Prof. Dr...., Av. ... Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (1-19) 3)
... sayılı TBK’nun ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur.
... sayılı TBK ... Maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Ticari satış ve mal değişimi başlıklı ... sayılı TTK 23/1 maddesinde; Maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir.
... sayılı TBK 223/2 madde hükmü incelendiğinde; Alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen ...Maddesi incelendiğinde;
Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. "Düzenlemesi mevcuttur.
...Sayılı TBK'nun ... maddesinde "satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.
Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." Satıcının alıcıya garanti vermiş olması hali hiçbir surette... sayılı TBK ... maddesinde yer alan ayıp ihbar sürelerini asla ortadan kaldırmaz. TBK.... maddede belirtilen ihbar süreleri hak düşürücü süre niteliğindedir. İğfal (ağır kusur) halinde ise zamanaşımından söz edilemeyeceği ... sayılı TBK.231/son maddesinde hükme bağlanmıştır. TBK 231/son madde hükmüne dayanılabilmesi için alıcının, satıcının hilesi veya kandırması sebebiyle zamanında dava açmasının önlenmesi gerekir. Başka bir anlatımla malın sonradan ayıplı olduğunun saptanması ve bunun gizli ayıp niteliğinde olduğunun belirlenmesi tek başına iğfal olarak değerlendirilemez.
... Sayılı TMK nın...maddesi uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.
... sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre; taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir (HMK...). İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (HMK...).
Eldeki dava ticari dava niteliğinde bulunduğundan ve uyuşmazlığın çözümü teknik bilgiyi gerektirdiğinden mahkememizce, HMK nın...maddesi uyarınca bilirkişi raporları alınmış, son olarak alınan 10/10/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle, davalı tarafça davacıya satılan domates tohumlarının ayıplı olup olmadığı hususunun kesin ve net biçimde belli olmadığının belirtildiği, davacının bu nedenle maddi zarara uğradığının tespit edilemediğinin bildirildiği görülmüş, anılan raporun ayrıntılı, dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşılmış, hükme dayanak yapılması vicdani kanıya varılmıştır.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre, davacının davalıdan satın almış olduğu domates tohumlarının ayıplı olduğuna dair kesin ve şüpheden uzak bir delil ibraz edilmediği gibi davacının bu sebeple maddi bir zarara uğradığını da ispat edemediği anlaşıldığından, haklı ve yerinde görülmeyen davanın reddine karar vermek gerekmiş, iş bu dava sebebiyle yapılan yargılama giderleri davacı uhdesinde bırakılmış, davalı yararına dava değeri kadar vekalet ücreti takdir olunarak, aşağıdaki hükmün tesisi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Maktu ret harç tutarı olan 615,40-TL harçtan, peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacı taraftan alınarak Hazine’ye gelir kaydına,
3-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve ... sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00-TL'nin davacı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Dava reddedildiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanmış olan; 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
5-Davacının iş bu dava sebebiyle yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça iş bu dava sebebiyle yapılan bir yargılama gideri olmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-HMK.nun...maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansının ve davalı tarafından yatırılan delil avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa resen iadesine,
ilişkin, taraflar vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren... hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/12/2025
Katip ... Hakim ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır