T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/20 Esas
KARAR NO : 2025/717
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/01/2023
KARAR TARİHİ: 18/07/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Eser sözleşmesi içerisinde yüklenici tarafı teşkil eden davalının, üstlendiği borcu kararlaştırılan zamanda ve ilişkinin gereklerine uygun şekilde yerine getirmemiş olmasının açık bir sonucu olarak davacı şirketin malvarlığında meydana gelen eksilmeye dayalı (belirsiz alacak) tazminat davacı konulu 500,00 TL (belirsiz alacak) (Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik) (Bilirkişi incelemesi sonucunda hesaplanacak tutar üzerinden eksik harç ikmal edilmek üzere açılan davada yapılan açıklamalarında ; davacı ...Tüketim Malları İnşaat Turizm İthalat İhracat ve Ticaret Limited Şirketi geniş çaptaki faaliyet konularından birisi de ev tipi klima satış ve montaj işlerini gerçekleştirmeye yönelik olduğunu, bu faaliyet konusu kapsamında davacı şirketin, davalı ... Havalandırma İklimlendirme Beyaz Eşya Elektrik Elektronik Gıda Hayvancılık İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile menfez ve ... ünitelerinin montajına ilişkin olarak sözleşme görüşmelerine başladıklarını, nitekim taraflar, Karaova Mahallesi Aydın adresinde mukim 14 villa içerisine 52 adet, Değirmendere Mah. 818 Sok No: 18A Kuşadası Aydın adresinde bulunan 2 villa içerisinde 16 adet, Efes Cumhuriyet Caddesi... İnşaat Şantiyesi adresindeki villa içerisine olmak üzere toplam 69 adet tavan tipi klimaların menfez işlemleri hususunda anlaşma sağladıklarını, bu sözleşmenin konusunun ise hali hazırda taşınmazlar içerisinde monte edilmiş vaziyette yer alan klimalar üzerinde menfez ve ... ünitelerinin kurulum işlemlerinin yerine getirilmesine yönelik olduğunu, bununla birlikte sözleşme haricinde 4 ayrı villaya daha hizmet sunumu gerçekleştirilmesi bağlamında anlaşma da sağlandığını, sözleşmenin "Yapılacak Hizmetler" başlıklı 3. maddesinde yapının statik durumu bozulmaksızın ulusal ve uluslararası standartlara göre mekanik tesisat uygulaması yapılacağı ifadesinin hüküm altına alındığını, davacı şirketin, bu sözleşme kapsamında üzerine düşen bedel ödeme borcunun tamamını yerine getirmiş olup, bu güne kadar davalıya yapılan ödemeler toplamının; ek masraflar ile enflasyonist ortamın yoğun baskı ve etkisi altında, tarafların iradeleriyle sözleşmenin 8. maddesinde belirtilenin çok üzerinde bir miktar olan 81.796,30 TL'ye tekabül edebildiğini, buna karşılık davalı tarafın, sözleşme ilişkisi içerisinde üstlendiği kurulum işlemlerini layıkıyla yerine getirmediğini, özensiz bir tavır takınarak davacı şirket yetkilisi olan..., iş aldığı konut sahipleri karşısında hakaretlere maruz kalmasına yol açacak ölçüde oldukça kötü bir konumda bıraktığını, maddi tazminat talebine ilişkin açıklamalarında ; davalı şirketin üstlendiği edimi yerine getireceği alanlarda öncelikle tamamlanması zorunluluğu bulunan klima kurulumu başta olmak üzere bağlantılı tüm inşaat faaliyetlerinin tamamlanmış olmasına rağmen, en başta borcun zamanında yerine getirilmediği gözlemlenmeye müsait olduğunu, davalı ile yapılan görüşmelerde bu hususa, borcu yerine getirilmesinin objektif olarak imkansız kılan bir sebep olarak dayanılmaması ve üstlendiği işi yerine getirmek amacıyla doğrudan özensiz bir çaba içerisine girişilmiş olmasının ifa zamanının gündeme geldiğinin bir göstergesi olduğunu, bu noktada sözleşmenin 6. maddesi ile işin yerine getirilmesi için öngörülen 45 günlük süre yönünden, yüklenici sıfatı taşıyan davalı şirketin menfez işlerinde azımsanmayacak sayıda gecikmeler yaşandığını Borcun doğumundan sonra ifa edileceği zamanın tarafların iradeleriyle kararlaştırılmış olmasına karşın davalı/borçlunun bu duruma kayıtsız kaldığını, planlanan takvime ve buna bağlanan sonuçlara hiçbir ölçüde önem vermediğine dayanılarak davalının üstlendiği edimleri gecikmeli olsa yerine getirebilmesi adına kendisine son bir süre verildiğini, borcun gereği gibi ifa edileceğine olan inanç ile borcun yerine getirilebilmesini teminen tanınan ek süre de yükümlülüğün yerine getirilebilmesini sağlayamadığını, her ne kadar borç ifa edilmiş olsa da bu kez de borcun gereği gibi ifa edilmemesine ilişkin olarak kötü ifa hali gündeme geldiğini, davalının üstlendiği borcu sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi; kurulmaya çalışılan bağlantı noktalarının fonksiyonunu yerine getirememesi, bu şekilde sistemin kendi içerisinde sirkülasyonu sağlayamaması, boya işleminin baştan savma yapılmasıyla boşluklar ve döküntülerin baş göstermesi, maddi anlamda meydana gelen sonucun da estetik açıdan fazlasıyla rahatsız eden bir görünüme sahip olması şeklinde ortaya çıktığını, menfez sistemi ile ifade edilmek istenen, klima ve havalandırma sistemlerinin kurulum ve montaj işlemlerinin sonunda takılan son ekipmanlar olduğunu, hava sirkülasyonu, havanın emilmesi ve dağılımı gibi çeşitli fonksiyonları bulunan bu unsurun, havalandırma sisteminin olmazsa olmaz unsurları arasında yer aldığını ve içerisindeki eksiklik veya bozukluğun sistemin işlevini yerine getirmesini engellediğini, bu çerçevede davacının sözleşme ilişkisinden objektif ve haklı olarak beklediği yararlara ulaşamadığı ve zarara uğratıldığı gözetilmeye muhtaç olduğunu, gerçekten de montaj işlemlerinin gerçekleştirildiği konutlarda ikamet eden birtakım kişiler tarafından, zamana bağlı olarak tespit edilen eksiklik ve bozuklukların davacı şirkete bildirilmiş ve müvekkil bu aşamada adeta bir yol ayrımına geldiğini, davacının sözlü ve yazılı görüşmelerle eser sözleşmesi kapsamında kötü ve eksik ifanın sonuçlarını ortadan kaldırılması, sadakat ve özen esasları çerçevesinde ilişkinin koşullarına uygun bir teslimin gerçekleştirilebilmesi yapmış olduğu sözlü ve yazılı şekildeki görüşmelerden sonuç alınamaması, davalı şirketin sözleşmeye aykırılıkları bir türlü ortadan kaldıramadığı, son aşamada davalı şirkete gönderilen ihtarname ile; inşaat işlemlerinin tamamlanarak klimaların monte edilmesinin ardından eserin teslimi borcunun ancak çok sonraki bir tarih olan 20.06.2022 tarihinde teslim edilebildiğine, bu teslim fiilinin de içeriği itibariyle insan sağlığının ve çevrenin kirletilmesine elverişli mahiyette olduğuna, özellikle menfez işleminin yeterli emilim ve salınımı göstermediğinde, nihayetinde sözleşme ilişkisinin gereklerine aykırı şekilde gerçekleştirilen kusurlu ve ayıplı ifa sebebiyle uğranılan tüm zararların karşılanması gerektiğinin muhataba bildirildiğini, akabinde de sözleşmeye aykırılık teşkil eden hususların, o anki durumununun, kaybolma ve üzerinde değişiklik gerçekleştirilmesine engel olarak bir an önce tespit ettirebilmek adına 23.06.2022 tarihinde delil tespiti talebinde bulunulduğunu, zira sözleşme kapsamında üzerinde montaj işlemlerinin gerçekleştirildiği konutlar, başkaca kişilerin mülkiyetinde bulunduğundan, bu kullanıma elverişsizlik arz eden somut ögelerin ilgili taşınmazlarda bu haliyle barındırılamayacağı, ikame değerlerin yerini alması gerekeceği kaçınılmaz bir gerçek olduğunu, Kuşadası Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/106 Değişik İş sayılı dosyasında 29.07.2022 tarihinde gerçekleştirilen bilirkişi incelemesi ile özellikle ihtarname ile tanınan son süre özelinde davalının borç ilişkisine aykırı hareket ettiği ve bu şekilde temerrüde düştüğü tüm somutluğuyla anlaşıldığını, söz konusu incelemenin sonuçlarının yer aldığı raporda; birtakım taşınmazlarda boya işçiliklerinin gerektiği gibi yerine getirilmediğini, bazılarında boya işçiliği henüz boya işçiliği safhasına dahi geçilmediğinin anlaşıldığını, özellikle bilirkişi raporunda yer alan, keşif tarihinden birkaç gün öncesinde davalı şirket personellerinin aynı bölgede yer alan 14 adet villaya gelerek montaj işlemlerini tamamlama amacıyla hareket ettiği hususu, kendisine tanınan ek sürenin varlığına rağmen temerrüde düştükten sonra, delil tespitinin sonuçlarından çekinerek, bunu kendisi yönünden bir baskı unsuru kabul ederek dürüstlük kurallarına aykırı şekilde ifa zamanından çok sonra borcu yerine getirme çabası içerisine girdiğini, sözleşmenin hüküm ifade edeceğine olan inançla iş sahibi sıfatını taşıyan davacı tarafından tanınan tüm olanakların verilen sürelerin semeresiz kalmasının ardından, davalı şirketin yaşadığı gecikmeler ve borç ilişkisi ile ifada aranan unsurlara uygun olmayan mahiyetteki kötü ifa durumu seçimlik haklara başvurulmasını ortaya çıkardığını, eser sözleşmesi içerisinde yüklenici kullandığı malzemelerin ayıplı çıkmasından sorumlu olduğu gibi imal ettiği şeyin ayıbından TBK md. 472 vd. hükümleri uyarınca sorumlu tutulduğunu, bu özel düzenlemeler ile belirtildiği üzere menfeze ve...ünitelerinin gerektiği gibi ifa edilmemesi sebebiyle borcun ifa edilmemesinden doğan zararın tazminin talep edildiğini, Ortada, aynen TBK 475/I,b.1 hükmündeki gibi işsahibinin kullanmayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırılık taşıyan bir eser bulunduğunu, yer verilen maddede sözleşmeden dönme seçimlik hakkının kullanılabileceği ve uğranılan zararın tazmininin de ileri sürülebileceğinin açıkça hükme bağlandığını, Sözleşmenin hüküm ifade edeceği inancıyla davacı şirket tarafından bu güne kadar ödenen toplam bedel 87.796,30 TL'ye ulaşmış olup, ödenen bu bedellerin davacıya iade edilmesi gerektiğini, zira açıklanması şekle bağlı olmayan yenilik doğurucu bir irade açıklaması vasıtasıyla, taraflar arasındaki sözleşme geçmişe etkili olarak son bulduğunu, bu sebeple dönme anına kadar ifa edilmiş olan edimlerin alıkonulamayacağını, davacı şirketin tüm iyiniyetini ortaya koyarak defalarca kez tanıdığı ek sürelere rağmen ilişkinin gereklerine uygun hareket etmeyen yüklenicinin borcunu ifa etmemesinin ayrılmaz bir sonucu olarak başka bir firma ile sözleşme ilişkisi içerisine de girilmek durumunda kalındığını, fark teorisi uyarınca, davacının aynı hizmeti başka bir firmadan daha yüksek bir bedelle elde edebilmiş olması sebebiyle kendi ediminin değeri ile talep edilebilecek tazminat değeri arasındaki farkı talep edebilmesi koşulları gündeme geldiğini, zira ayıp ile zarar arasında nedensellik bağı bulunduğunu, davacı şirketin hem ayıp sonucu, daha yüksek bedellerle yeni bir sözleşme ilişkisine dahil olmak durumunda kalması, hem de kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ifa sebebiyle sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanmak durumunda kalmasıyla birlilkte ödemiş olduğu bedel sebepsiz hale geldiğini, dolayısıyla, dönme sebebiyle geçmişe etkili olarak ortadan kalkan sözleşme kapsamında dönme anına kadar ifa edilen edimlerin iade edilmesi ve ayıplı ifa sonucu yeni bir sözleşme ilişkisine dahil olunması sebebiyle uğranılan zararların da davalı şirket tarafından tazmin edilmesi zorunluluğu bulunduğunu, sonuç olarak
Davanın kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere; geçmişe etkili şekilde sona eren sözleşmeden kaynaklı şekilde ortaya çıkan olumlu ve olumsuz nitelikteki zararlara karşılık, şimdilik 500,00-TL (belirsiz alacak) Maddi Tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, Sayın Mahkemenizden saygılarımızla vekaleten talep ederiz.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ile davacı firma arasında imzalandığı iddia edilen Havalandırma Mekanik Uygulama Sözleşmesi gibi bir sözleşme bulunmadığını, davacı yan her ne kadar bu sözleşme nüshasını delil olarak sunmuş ise de ilgili evrakta davalı şirketin herhangi bir imza ve kaşesi bulunmadığını, dolayısıyla bahsi geçen bu evrağın sözleşme vasfı taşımadığı ve dolayısıyla delil olarak dikkate alınmayacağını, davalı ile davacı şirket arasında teklif ve kabul formaları çerçevesinde bahsi geçen 21 adet villanın menfez işlemi ve sonradan davacı yanca ilave edilen işler için parça parça toplamda 111.796,30-TL ödeme konusunda taraflar anlaştıklarını, davalı, davacı yan ile her konuda mutabık kaldıktan sonra, taraflar arasında belirlenen tarihte işe başlandığı ve menfez işleminin yapılacağı yerin uygunluğuna göre montaj işlemine geçtiğini, davalı yanın davalının işi öngörülen sürede bitirmediği, verilen süreye kayıtsız kaldığı yönündeki iddiaları haksız ve gerçeği yansıtmadığını, davalı üstlendiği iş ve hizmeti, süresinde ve herhangi bir gecikmeye mahal vermeksizin tamamladığını ve bundan dolayı hiçbir tarafın mağdur olmadığını, ancak davalı şirketin menfez montaj işlemlerine başlayabilmesi için öncelikle inşaatın buna hazır edilmesi lazım geldiğini, hatta villaların boya işlemi dahil tüm inşaat kalemlerinin tamamlanması gerektiğini, uygun ortam olmadığı takdirde (örnek olarak daire içerisinde alçı sıva işlemlerinin yapılmamış olması halinde) davalının kendi işini ifa edebilmesinin mümkün olmadığını, bu hususların yaşanmadığı bir zeminde davalı firmanın, taraflar arasında yapılan anlaşma çerçevesinde zamanında ve eksiksiz bir şekilde hizmeti gerçekleştirdiğini, kabul anlamı taşımamak kaydıyla her ne kadar davalı , bu gibi sorunlar ile karşılaşmış ise de yine de süresinde işini tastamam teslim ettiğini ve dolayısıyla oluşacak mağduriyetlere sebebiyet vermediğini, davacının ileri sürdüğü kötü ve ayıplı ifa iddiaarının gerçeği yansıtmadığını, zira davalı firmanın, baştan sona davacı şirket yetkililerin denetim ve gözetiminde çalıştığını ve hizmet sonrası tüm kontrolleri yine davacı şirket yetkilileri tarafından gerçekleştirdiğini, davalının kurulum için kullandığı ürünlerin tamamının son derece kaliteli ve kalite bakımından standartların üzerinde olduğunu, yaptığı işi takdir ederek ilk etapta anlaşılan 14 daire haricinde muhitte bulunan diğer 7 dairenin de işini davalı firmanın üstlenmesini talep ettiğini, neticede davalının yaptığı işteki profesyonellik ve kullanılan malzemenin kalitesi, davacı firma ile davalı arasında ek işlerin yapılması konusunda da etkili olduğunu, hal böyleyken davalının yaptığı işin kötü ve ayıplı olduğu yönündeki iddiaları kat'i bir surette reddettiklerini, davacının İzmir 6. Noterliğinin 22.06.2022 tarih ve 06416 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile davalı ile yapılan eser sözleşmesinin eksik ve kötü ifa edildiği, işin başka firmaya yaptırılacağı, kusurlu ve ayıplı ifa sebebiyle uğranılan zararların tazmini konusunda davalıya ihtarda bulunulmuş ise de bu ihtarnameye karşılık Karşıyaka 5. Noterliğinin 27.06.2022 Tarih veYevmiye no.lu cevaplarında davalının üstlendiği ihtarname konusu işlerin eksiksiz ve ayıpsız bir şekilde teslim edildiğini, yapılan işte herhangi bir ayıp veya eksiklik söz konusu olmadığını, bu bağlamda yeni bir firmaya menfez işi yaptırma ve bunun masraflarının kendilerine yükleneceği gibi söylem ve ihtarın hiçbir haklı yönü bulunmadığını, davalının yapılan işe ilişkin sürülmüş olan haksız iddiaları reddettiklerinin açık bir ifadeyle belirttiklerini, davacının Kuşadası Sulh Hukuk Mahkemesinin D.İŞ sayılı dosyası ile delil tespitinde bulunduğunu, 29.07.2022 tarihli bilirkişi raporu ile davalının borç ilişkisine aykırı hareket ettiği ve bu şekilde temerrüde düştüğünün anlaşılabildiğini, bazı dairelerin boya işçiliklerinin gerektiği gibi yerine getirilmediğini, bazılarında boya işçiliği safhasına dahi geçilmediği yönünde tespitlerin yapıldığını bir iddia ileri sürdüklerini, öncelikle bahsi geçen D.İş dosyasından haberdar olmadıklarını, tanzim edilen bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ edilmediğini, ilgili tespit dosyasına ilişkin her türlü itiraz ve beyanları saklı olduğunu, bu hususla ilgili davacı şirketin, ne şekilde bir tespit yaptırdığı, acaba sözleşme konusu dairelerden biri mi değil mi konusunda tereddütün olup olmadığı, hangi sözleşmenin sunulduğu, raporun hakkaniyetli olup olmadığı gibi tüm bu hususlar sübuta ermeden ilgili bilirkişi raporunun mahkeme dosyasına delil olarak sunulmasının hukuki açıdan bir ehemmiyeti bulunmadığını, dosyanın delil olarak dosyada bulunmasına muvafakatlarının olmadığını, bunun yanısıra tespit dosyasında dava konusu taşınmazların bir kısmının boya işlemlerinin gerektiği gibi yapılmaması veya hiç yapılmamış olması yönündeki tespitin, davalı firma ile bir ilgisi bulunmadığını, davalının yüklendiği işin, menfez işi olduğunu, dolayısıyla bu hususla ilgili tespit edilen kusur veya ayıbın davalıya isnat edilmesini kabul etmediklerini, davacının bir diğer iddiasının da yapılan eksik ve hatalı iş sebebiyle ticari itibarının zedelendiği, ifa yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin sonucu olarak işin başka firma ile sözleşme imzalandığını bu soyut iddiaya karşılık davalı firmanın üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, eksik veya kötü ifa gibi bir sonucun olmadığını, eksiksiz ve kusursuz şekilde yüklendiği işi tamamladığını, davacı yanın sunmuş olduğu fotoğrafların yapılan işin hatalı veya ayıplı olduğunu göstermediğini, davalının henüz tamamlamamış veya tamamlamak üzere olduğu işin fotoğraflanarak aleyhe delil olarak gösterilmesi, davacı yanın kötüniyetle hareket ettiğinin göstergesi olduğunu, buna karşın dosyaya sundukları fotoğrafların davalının yaptığı işin gerçekliğini yansıttığını fotoğrafların davacının iddiasının ne denli yersiz ve soyut olduğunu, buna karşın davalının yüklendiği hizmeti eksiksiz ve ayıpsız bir şekilde yerine getirdiğini açıkça ortaya koyar nitelikte olduğunu, hal böyleyken davacının itibarında davalıdan kaynaklı bir kayıp meydana gelmediğini, ve yine davacının işi başka firmalara yaptırmak zorunda kaldığı yönündeki iddiasının kabulünhün mümkün olmadığını, davalının işi gereği gibi tamamladığını ve davacı yana teslim ettiğini, bu bakımdan bu hususla ilgili sözde MS Klima Havalandırma firması tarafından davacı yana kesilen 175.000-TL'lik faturanın, salt mahkemeyi yanıltma amacıyla tanzim edildiğini, davalının temerrüde düşme, kötü veya eksik ifa iddiaları, davacının salt soyut beyanlarından ibaret olduğunu soyut ve mesnetsiz olduğunu üzerine düşen tüm yükümlülüğü yerine getiren davalının hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, buna karşın, davacının dava dilekçesinde de yer verdiği üzere anlaşılan iki dairenin montaj işlemini davacı yanca eksik bırakıldığını, davalının bu işi tamamlama girişiminde bulunmuş ise de davacı yanın, buna engel olduğunu ve davalı ve çalışanları, bu iki daire içerisindeki eksikliği tamamlamadığını ve bundan dolayı davacı yanca zarara uğratıldığını, halihazırda davalı, davacı yandan 30.000-TL alacaklı olduğunu, davalının davacı yan adına düzenlediği KDV dahil 30.000-TL lik fatura, davacı yan tarafından iade edilerek kabul edilmediğini, bu hususla ilgili de davalının uğradığı zararın tazmini için en yakın tarihte hukuki süreci başlatacaklarını, sonuç olarak, davacının açmış olduğu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR:
Aydın Kuşadası Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/106 Değişik İş dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyaya celp edilmiştir.
Bilirkişiler Mak. Yük. Müh..., Elektrik Elektronik Yük. Müh ... İnşaat Müh... 03/11/2023 tarihli raporlarında özetle; Dosya içerisinde klima sistemi ve havalandırma ile ilgili onaylı mekanik projeler olmadığı için takılan menfezlerin boyutlarının yeterli olup olmadığı hakkında herhangi bir fikirde bulunulamadığı, 28/06/2021 tarihinde yapılan Havalandırma Teknik Şartnamesi incelendiğinde şartnamenin tek taraflı yapıldığı ... Havalandırma İklimlendirme Tic.ltd.şti tarafından imzalanmadığı, iki firma arasında yapılan sözleşme detaylarında kullanılacak ürünlerin markası belirtilmediği, bu sebeple takılan malzemelerin kaliteli yada kalitesiz olduğu konusunda herhangi bir fikir beyan edilemediği, yapılan işin havalandırma ve iklimlendirme açısından yeterli olup olmadığı sistemin düzgün çalışıp çalışmadığı hakkında sistemin devreye alınıp hiç çalıştırılmamış olması nedeniyle tespit yapılamadığı tespit edilmiştir.
Bilirkişiler Mak. Yük. Müh. ... Elektrik Elektronik Yük. Müh... İnşaat Müh... 02/05/2025 tarihli ek raporlarında özetle; Tüm menfezlerin yerinde tek tek açılıp bakılmış ve kontrol edilmiş olduğu, ancak işçilik yönünden herhangi bir sıkıntı tespit edilemediği, keşif esnasında kök rapora itiraz eden davacı taraftan kimse bulunmamış ve dosya içerisinde havalandırma ile ilgili herhangi bir onaylı proje ve sözleşme bulunmadığından menfezlerin boyutları ve markaları hakkında herhangi bir beyanda bulunulamadığı, havalandırma sistemi mekanik ve elektrik olarak devreye alınıp çalıştırılmadığı için mevcut montajı yapılmış menfezlerin görevlerini yerine getirip getirmediğinin tespiti mümkün olmadığı tespit edilmiştir.
GEREKÇE :
Dava, eser sözleşmesinin geçmişe etkili şekilde sona ermesinden kaynaklanan olumlu ve olumsuz nitelikteki zararlara karşılık HMK 107. Maddesi gereğince açılan tazminat davasıdır.
Taraflar arasında sözleşme olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme kapsamında ayıp olduğu ve ayıp ihbarının ayıbın niteliğine göre süresine yapıldığını ispat yükü davacı tarafta, eksiksiz edim ifa edildiğini ispat yükü davalı taraftadır.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler 6098 sayılı TBK.'nın 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı TBK.'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.
Eser sözleşmesi ilişkilerinde 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK.'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, B. K. 362 son ve TBK.'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler gereğince gerek açık gerek gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilmektedir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir. (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün, ... E. ... K. sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları).
Eser sözleşmesinde eserin teslim anı, yarar ve hasarın iş sahibine geçmesi, ayıba karşı tekeffülde muayene ve ihbar sürelerinin işlemeye başlaması, ayıba karşı tekeffülden doğan davalarda zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması ve müteahhidin ücret alacağının muaccel olması bakımından önem taşımaktadır.
Ayıbın bildirilmesi, içeriği ve zamanında yapıldığını ispat külfeti, alıcıya aittir.
Davacı taraf eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı olması nedeniyle sözleşmeden dönme hakkını kullanmak istemektedir.Bu nedenle ispat yükü davacı taraftadır.
6102 Sayılı TTK'nın 18. maddesinin 3. fıkrasında "tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığı ile taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır" düzenlemesi bulunmaktadır.
Eserdeki ayıpların ihbarı, herhangi bir şekle tabi tutulmamıştır. Ancak, uyuşmazlık halinde ayıp ihbarının yapıldığının kanıtlanması gereklidir. Tacirler arası ticari işlerde ayıp ihbarı, sözleşmeden dönmeyi de içerdiğinden, 6102 Sayılı TTK'nın 18/3 maddede öngörülen şekilde yapılmalıdır.
Dava konusu eserin bulunduğu Mahal Mahkemesine talimat yazılmış olup gelen bilirkişi raporuna göre dosyada proje bulunmaması ve sistemin devreye alınmaması nedeniyle çalışıp çalışmadığının tespit edilemediği bildirildiğinden davacı vekilinin itirazları ve dosyaya sunduğu kayıtlar ile birlikte yeniden itirazların değerlendirildiği ek rapor aldırılmıştır. Aldırılan ek raporda sistemin devreye alınmamış olması ve değişik dosyasında tespit edilen işçilik yönünden herhangi bir sıkıntı olmadığına ilişkin tespit bulunduğundan 11/02/2025 tarihli celsede davacı vekiline sistemdeki ayıbın tespit edilmesi için gerekli hazırlığı yapmak üzere 1 aylık kesin süre verilmiş, verilen süre içerisinde sistemin devreye alınmaması durumunda ayıbın tespit edilememesi nedeniyle davanın reddolunacağına ilişkin ihtar da yapılmasına rağmen davacı tarafça sistemin devreye alınmadığı, ayıbın varlığı konusundaki ispat yükünün davacı üzerinde olduğu hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN REDDİNE,
1-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu ret harcından davacı tarafından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına
2-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 500,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 18/07/2025
Katip...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza