T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/328 Esas
KARAR NO: 2024/24
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 15/04/2023
KARAR TARİHİ: 11/01/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05/03/2022 tarihinde davacı tarafın maliki olduğu ... plaka sayılı aracı ile davalı sigorta şirketinde ZMMS'si bulunan ... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini ve davacı tarafın aracının maddi hasara uğramış olduğunu, kaza tespit tutanağından anlaşılacağı üzere davalı sigorta şirketine poliçeli ... plakalı araç sürücüsü olay yerinden kaçmış olduğunu, tutanak tutulurken kaza tespit tutanağının birinci sayfasında sehven ... plakalı araç bilgilerinin yer almamış olduğunu, ancak ikinci sayfada ... plakalı araç sürücüsünün olay yerinden kaçtığının ve kazada kusurlu olduğunun açıkça ortada olduğunu, bu kaza neticesinde ... numaralı hasar dosyası davacı tarafın aracının Kasko poliçesini düzenleyen ...Sigorta A.Ş.'ye açılmış olduğunu, bu sebeple ...Sigorta A.Ş.'ye ve davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak, davalı sigorta şirketine rücu yapılıp yapılmadığı, davalı sigorta şirketi tarafından davacı tarafın Kasko'suna ödeme yapılıp yapılmadığı, var ise ödeme belgelerinin istenilmesini arz ve talep etmekte olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda bu kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketinde ZMMS'si bulunan ... plakalı araç %100'de kusurlu olduğunu, kaza sonucu davacı tarafın aracında değer kaybının meydana gelmiş olduğunu, davalı sigorta şirketi poliçe limiti dahilinde bu değer kaybı bedelinden sorumlu olduğunu, davacı tarafın aracına ait araç değerinde, bu hasar nedeniyle düşüm meydana geldiğini, bu nedenle tespiti için sigorta eksperinden uzman raporu aldırılmış olduğunu, bu rapora göre davacı tarafın aracında 10.000,00 TL değer kaybının hesaplanmış olduğunu, rapor davalı sigorta şirketine başvurulmuş ve değer kaybı bedeli talep edildiğini, genel hükümlere göre gerçek zararın tespitinin yapılmasının gerektiğini, borçlar kanunu genel hükümlere göre Yargıtay içtihadında aracın değer kaybını "aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş 2. el piyasa değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. el piyasa değeri arasındaki fark kriterine göre" hesaplama yapmasının gerekmekte olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 1426. maddesindeki düzenleme dikkate alındığında, başvuranın tek taraflı olarak serbestçe sigorta eksperi tayini yoluna gitmesi, iyi niyetli ve yasal hakkını kullanması olarak değerlendirilmesinin gerektiğini, uyuşmazlık gereği ... arabuluculuk büro numaralı ve ... arabuluculuk dosya numaralı dosya üzerinden arabuluculuk yoluna başvurulmuş olduğunu fakat anlaşma bu kanal ile de sağlanamadığı için dava açma zaruretinin hasıl olmuş olduğunu, açıklanan tüm bu sebeplerle, davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, HMK. 107. madde uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılan bu davada mahkemece toplanacak deliller ışığında dava değerinde artırım yapılacak olup, trafik kazasında davacının aracında oluşan (şimdilik Harca Esas Değer olarak 50,00 TL gösterilmiş), değer kaybı bedeli ile yargılama giderleri (269,86 TL eksper ücretinin yargılama giderlerinden sayılmasını) ve avukatlık ücretinin hasarı ret tarihinden (temerrüt tarihi)'nden itibaren işletilecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketinin genel müdürlük adresinin ... olması nedeniyle yetkisiz Asliye Ticaret Mahkemesi'nden açılmış olduğunu, bu nedenle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini, davacı tarafın aracının ticari değil, hususi bir araç olması nedeniyle, bu kapsamda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, dava değer kaybının tazminine ilişkin bir dava olduğunu, araçta oluşan değer kaybı bedelinin belirlenebilir bir bedel olmadığını, nitekim davacı ve ekspertiz raporu almış olduğunu, buna rağmen bu davayı belirsiz alacak davası olarak açılmış olduğunu, bu sebeple davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında HMK. 107 madde uyarınca hukuki yararının olmadığını, HMK. 107 maddesinde açıkça talep konusunun belirli veya belirlenebilir olmasının belirsiz alacak davası açmaya engel teşkil edeceğinin düzenlenmiş olduğunu, takdirin mahkemeye bırakmakla bilikte kanaatini hukuki yarar yokluğunda davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, HMK.'nın "Belgelerin birlikte verilmesi" başlıklı 121. maddesi; "Dava dilekçesinde gösterilen ve davacı tarafın elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur." şeklinde olduğunu, davacı taraf daa dilekçesi ile birlikte delil ve belgelerin göndermemiş olması nedeniyle davaya ilişkin delil ve belgelerin tarafımıza gönderilmesine kadar davaya karşı cevap ve delil sunma haklarının saklı tuttuklarını, KTK. 97. ve TTK. madde 1427 maddeleri uyarınca davalı sigorta şirketine başvuruda bulunurken birlikte verilmesi gereken belgelerin mevcut olduğunu, bu belgelerden birinin eksik olması halinde başvuru yapılmış olsa dahi geçersiz bir başvuru sayılacağını, davacı tarafın sigorta şirketine başvurmuş ancak olay yeri fotoğrafları davacı taraftan talep edilmiş olup talep yerine getirilmemiş olduğunu, dolayısıyla kanuni bir zorunluluk olan sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun yerine getirilmediğini, TTK. 1427 açıklandığı üzere, somut olayda davacı tarafın, davalı sigorta şirketine başvurusunun bulunmaması sebebiyle bu davanın usulden reddinin gerekmekte olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı şirketin hak kaybına uğramaması açısından esasa ilişkin olarak, poliçe tanzim tarihi olan 20/08/2021 tarihi göz önünde bulundurulduğunda değer kaybı hesaplamasında genel şartlar göz önünde bulundurularak hesaplama yapılmasının gerektiğini, Anayasanın "Anayasa Mahkemesi'nin kararları" başlıklı 153'üncü maddesi ile Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının kesin olduğu, iptal kararlarının ilişkin olduğu hükümlerin iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükte kalkacağı, Anayasa Mahkemesi kararları Resimî Gazetede hemen yayımlanacağı ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği'nin belirtildiğini, bu nedenle öncelikle genel şartlarda yer alan hesapla kriterlerin geçerli olduğunu ve raporun bu esaslara göre oluşturulması gerektiğini belirtilmekle birlikte aksi kanaatte olunması halinde dahi kararın Resmi Gazetede yayımlandığı 09/10/2020 tarihinden sonra meydana gelen kazalar için geçerli olabileceği değerlendirilmesinin gerektiğini, KTK.'nın 93'üncü maddesine göre zorunlu trafik sigortası uygulamasına ilişkin Genel Şartların belirleneceği hüküm altına alınmış olduğunu, Genel Şartlar ikincil düzenleme olarak kabul edilmiş olduğunu, kanunlarda açıkça hüküm bulunmayan hallerde Genel Şartların hükümleri mevzuatın parçası olarak kabul edilmesinin gerektiğini, mevcut durumda AYM kararına göre hesaplanılması istenen reel değer kaybının belirli bir kriter seti bulunmamakta, bilirkişilerin görüşlerini oluştururken dikkate aldığı galeriler, ikinci el piyasa ve bu konuda uzman kişilerin sübjektif değerlendirmelerine tabi olduğunu, dolayısıyla gerçekte değer kaybının tam olarak belirlenebilmesine yönelik objektif bir kriterlerin olmadığı ve belirlenemediği durumda tarafların haklarına halel getirecek, yüksek olabilecek iken düşük veya tersi durumlar oluşabileceğini, bununla birlikte genel şartlar kapsamında da gerçek değer kaybı hesaplanmakta olup, yeknesak bir kriter setine sahip olması özelliği, gerçek değer kaybının hesaplanılması bakımından sübjektif değerlendirmelerden üstünlüğünün tartışılamaz olduğunu, ve keza genel şartlara göre yapılan hesaplamanın, şeffaf, denetlenebilir ve ölçülebilir niteliğe sahip olduğunu, dolayısıyla başvuranın iddia ettiği genel şartların dikta edilmesi değil genel şartların geçerli olduğu görülerek yürürlükte olan mevzuatın uygulanmasının gerekmekte olduğunu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun yalnızca poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davalı sigorta şirketinin sigortalının mali mesuliyet sigortasından kaynaklanan sorumluluğundan sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafın temerrüt tarihinden itibaren faiz işletme talebi hukuka aykırı olduğunu, davalı sigorta şirketinin faiz sorumluluğu ile sınırlı olduğunu, talep edilen değer kaybı bedelinin davacı tarafından ispatlanmasının gerektiğini, davacı tarafın talebinin fahiş olduğunu, poliçe teminatı kapsamında ekspertiz ücretinin bulunmadığını, baro pulu ve vekalet harcından davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulamayacağını, giderleri vekalet sunan avukata ait olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı mahkemeye açılmış olan davanın öncelikle görevsizlik itirazlarının kabul edilerek görevli mahkemeye gönderilmesini, sayın mahkeme aksi kanaatte ise yetki itirazlarının kabul edilerek yetkili mahkemeye gönderilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise usule yönelik cevaplar dikkate alınarak davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise esasa yönelik cevaplarının dikkate alınarak esastan reddini, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR: Türkiye Noterler Birliği'nden Trafik Tescil'den araçların bilgileri celp edilmiştir.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden araçlara ait tramer bilgileri celp edilmiştir.
Davalı ...Sigorta A.Ş.'den ilgili belgeler celp edilmiştir.
Dava dışı ...Sigorta A.Ş.'den ilgili belgeler celp edilmiştir.
Trafik Bilirkişi ..., Makine Mühendisi Bilirkişi ...'den oluşan bilirkişi heyetinden, 08/11/2023 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmıştır.
-08/11/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle;
-Sürücüsü Tespit edilmeyen ... plakalı araç sürücüsü, önündeki aracı güvenli mesafe bırakarak takip etmediği ve arkadan çarptığı için kazanın oluşumunda etken,
-... plakalı araç sürücüsü ...'ün atfı ... ihlalinde bulunmadığından dolayı kazanın oluşumunda etken değil ise de,
-Dava kapsamı dışındaki, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın atfı ... ihlalinde bulunmadığından kazanın oluşumunda etken değil ise de,
-... plakalı davacı aracında meydana gelen değer kaybının 10.000,00 TL olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili 29/11/2023 dava değeri arttırım dilekçesi ile dava değerini arttırmış ve aynı tarihte harcını yatırmıştır.
GEREKÇE :
Dava; davacı aracında meydana gelen değer kaybı bedeli ve ekspertiz ücreti zararının karşı taraf araç ZMMS sigortacısından tahsili davasıdır.
Dava tarihinde yürürlükte olan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1.maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1.maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde “Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.” şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde “sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.nın 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre belirleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir. T.C. Anayasası’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnalarının bulunduğu, yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması, benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hallerinde, usulü kazanılmış hakka göre değil, İBK'na veya geçmişe etkili yeni kanuna ya da Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebileceği (HGK’nın 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 19 K.; 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K), dolayısıyla bilirkişi raporları alındıktan ve bu raporlar nedeniyle taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka göre değil sonra Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/824 esas, 2020/1025 karar sayılı, 2019/3373 esas, 2020/1022 karar sayılı emsal kararlarında da belirtildiği üzere Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda anılan iptal kararı sonrasında oluşan yeni duruma göre KTK'nun 90. Maddesi hükmü dikkate alındığında, zarar gören hak sahiplerinin zarar veren 3.kişilerden ve sigorta şirketinden talep edebilecekleri tazminatın kapsamının belirlenmesinde kullanılacak yöntem ve ölçütler konusunda kısıtlama bulunmadığından, üçüncü kişi olan davacının uğradığı hasar zararının tespitinde 6098 sy Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak yerel piyasa koşulları, yedek parça ve servis maliyetleri, kazalı parça ve yeri, işçilik maliyetleri, KDV dikkate alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Tüm bu yasal düzenlemeler ve somut olay birlikte değerlendirildiğinde; 05/03/2022 tarihinde davacı tarafın maliki olduğu ... plaka sayılı aracı ile davalı sigorta şirketinde ZMMS'si bulunan ... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bilirkişi raporunda açıklanan gerekçelerle davalı sigortalısına ait aracı kullanan sürücünün kusurlu olduğu, davacının bu trafik kazasının oluşumunda herhangi bir etkisinin bulunmadığını, davacıya ait araçta kaza nedeniyle meydana gelen değer kaybının 10.000,00 TL olduğu, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği, zarar miktarının bakiye poliçe limiti dahilinde kaldığı, davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında doğan değer kaybı zararından sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı KTK.nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B 2/2.1. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte kendisine ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde ödeme yükümlülüğü bulunduğu, 6102 sayılı TTK'nın sigorta sözleşmelerine ilişkin genel hükümlerin düzenlendiği kısmında yer alan 1426/1. maddesinde "sigortacı, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar tarafından, rizikonun, tazminatın veya bedel ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, ödemek zorundadır" düzenlemesi uyarınca davacı tarafından zararın tespiti için araç üzerinde yapılan eksper incelemesine neticesinde ödenen (ve belgesi sunulu) ekspertiz ücretinin de anılan kanun hükmü kapsamında yargılama giderleri içinde değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla davacının davasının kabulüne, temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacının davasının KABULÜNE,
1-10.000,00 TL değer kaybı bedelinin davalı ...Sigorta A.Ş. yönünden temerrüt tarihi 21/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine,
269,86 TL ekspertiz ücretinin yargılama giderlerinden sayılmasına,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 683,10 TL nispi harçtan, peşin alınan 179,90 TL peşin harç ve 175,00 TL tamamlama harcı ile tamamlanan toplam 354,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 328,20 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç ve 175,00 tamamlama harcı, 66,75 TL tebligat ve posta gideri, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 269,86 TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 4.871,41 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
4-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/01/2024
Katip...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı