T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/344 Esas
KARAR NO : 2025/575
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/04/2023
KARAR TARİHİ: 18/06/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla davalı tarafından Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına yapılan 07.02.2023 tarihli İtirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve alacağın 06.02.2023 tarihinden (takip tarihinden) itibaren takipte gösterilen oranda işleyecek faiziyle ve %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatıyla birlikte davalıdan tahsili talepli olmakla harca esas değeri fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 19.440 TL (1.000,00 USD Kısmi Alacağın Dava tarihindeki TCMB Efektif Satış Kuru olan 19.44 TL üzerinden karşılığı olduğudur. Arabuluculuk şartının yerine getirildiği, Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2023/289 E. dosyası kapsamında Davalıya tebliğ edilen ödeme emrine, davalı tarafında 07.02.2022 tarihinde itiraz edildiğini, vaki itiraz icra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, söz konusu karar ve borçlu tarafın itiraz dilekçesi tarafımıza henüz tebliğ edilmemiş olup; süresi içerisinde işbu davayı açtıklarını, taraflar arasındaki kurulan mal alım satım sözleşmesinin niteliğinin ticari olduğu konusunda bir tereddüt bulunmadığını, işbu ticari alım satım akdi ilişkisi kapsamında, İcra dosyasına döküm halinde sunulan ''mal satış'' faturalarına konu malların tamamının davacının davalıya teslim ettiğini, bu mallara ilişkin-Ödeme Koşulu 60 gün vadeli- faturalar kesilerek kendilerine gönderildiğini, mal satış fatura içeriklerine davalı tarafından itiraz edilmediğini, ticari defterlere de işlendiğini, fakat ödeme işleminin davalı tarafından geç ve eksik yapıldığını, Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün ... E. sy dosyasında yapmış olduğu borca itirazları haksız ve müvekkilin haklı ve meşru alacağını geciktirmeye yönelik olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, ''Faturada yer alan -Ödeme Koşulu 60 gün vadeli- ibaresi''ne istinaden borçlu tarafından alınmasını takip eden altmış günlük sürenin sonundan itibaren faiz hesaplanması gerektiğinden ve bu konunun detaylı hesabı bilirkişi incelemesini gerektirdiğinden, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak davanın kısmi olarak açıldığını, özetle Davalı tarafın tüm yazılı ve sözlü uyarılara rağmen borcunu gereği gibi ödemediğini, kendisi hakkında Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün ...E. dosyası kapsamında takibe geçildiğini, davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itirazın kaldırılması gerektiğini, bununla birlikte takip konusu alacağın, likit alacak olduğunu, bu durumda likit alacağa haksız şekilde itiraz eden borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekeceği Yargıtay Kararlarıyla da sabit olduğunu, sonuç olarak, açıklanan ve tüm nedenlerle ve fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile Davalı tarafından Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına yapılan 07.02.2023 tarihli itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve alacağın 06.02.2023 tarihinden (takip tarihinden) itibaren takipte gösterilen oranda işleyecek faiziyle İtirazın (hesaplama yapıldığında artırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 19.440-TLsi yönünden iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketten faturalardan kaynaklı alacakları bulunduğu bu alacak için şimdilik 19.440 TL ( 1.000 USD) alacağı bulunduğunu; bu alacağın Kemalpaşa İcra Dairesi ...esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını ve takibin itiraz sonucu durduğunu, itiraz edilen takip ile ilgili olarak arabuluculuk görüşmesi neticesinde anlaşmaya sağlanmaması sebebiyle iş bu itirazın iptali davasını ikame ettiğini, davacının dava dilekçesine ilişkin olarak olarak yasal süresi içinde cevap ve delil dilekçelerini sunarak davalı şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, her ne kadar davacı taraf, davalı şirketten şimdilik 19.440,00 TL alacaklı olduğunu iddia etse de davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, bu hususun davalı şirketin, ticari defterlerinin incelenmesi sonucu alınacak bilirkişi raporu ile de ortaya çıkacağını, Şirket defterlerinin Hanlıköy Mah Akgün Cad. No: 20 / Z2 Arifiye/Sakarya adresinde olduğunu, defterlerin çok sayıda olması ve mahkemeye getirilmesinin çok olması neden ile bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek, defterlerin incelenmesini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, itirazın iptali davasının kısmi olarak açılamayacağını, davacı tarafın, faturaya konu malın teslim edildiğinin ispat yükümlülüğü altında olduğunu, cari hesap ilişkisine dayalı ticari ilişki de alacağın likit olmadığını, davacı tarafın, faturaya dayalı bir ticari ilişki nedeniyle alacaklı olduğunu iddia ettiğini, taraflar arasında ticari ilişkiye konu yazılı bir sözleşmenin de dosyaya sunulamadığını, faturaya dahil alacakların, cari hesap ilişkisini göstermekte olup; cari hesap ilişkisinde taraflar arasında mutabakat yapılmadığı sürece borç alacak durumunun kesin olarak belirlenemediğini, bu nedenledir ki alacağın likit olmayıp; davacı tarafın icra inkar talebi yerinde olmadığını, vade Farkının talep edilemeyeceğini, davacı tarafın talep etmiş olduğu vade farkı istemi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, vade farkı talep edilebilmesi için sözleşmede bu konunun bir hüküm bulunması gerektiğini, davalı şirketin temerrüde düşürülmeden faiz talep edilemeyeceğini, Cari hesap ilişkisinde faizin işlemeye başlaması için borçlunun temerrüde düşürülmesi gerektiğini, temerrüt için ise alacaklının borçluya ihtar çekmesi gerektiğini, temerrüt ihtarı bulunmadığı için davalı şirketten takip tarihine kadar istenen temerrüt faizinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, temerrüd ihtarı bulunmadığı için icra takibinin tebliğinden önce davalıdan faiz talep edilemeyeceğini, bu sebeple faize de itiraz ettiklerini, davalı şirketin defterlerindeki fatura kayıtlarının Türk Lirası olarak işli olup, davacının döviz cinsinden alacaklı olduğuna karar verilemeyeceğini, icra inkar tazminatına ve vekalet ücreti alacağına iptal edilen miktar üzerinden hükmedilebileceğini, vekalet ücreti ve yargılama masrafları açısından da iptal edilen kısım üzerinden hesaplanması gerektiğini, vekalet ücreti ve yargılama masrafları da iptal edilen kısım üzerinden hesaplanması gerektiğini, davacı tarafın, davasında haksız çıktığı miktar üzerinden davalı şirkete kötüniyet tazminatı (icra inkar) ödemeye mahkum edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davacının taleplerinin haksız olması nedeniyle davanın esastan reddine, takibin iptaline ve % 20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet (icra inkar) tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR:
İzmir Kemalpaşa İcra Dairesi'nin 2023/289 sayılı takip dosyası Uyap sisteminden çıkartılarak dosyamız arasına alınmıştır.
Tarafların bağlı bulunduğu Vergi Dairelerinden Ba/Bs formları dosyaya celp edilmişti.
Bilirkişi SMMM ... raporunda özetle; Ticari ilişkinin 2022-2023 yıllarında olması ve takip talebinin bu yıllarla ilgili işlemler için yapılması nedeni ile bu yıllara ait ticari defterlerin incelenmesi sonucunda, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, cari hesaba ve icra takibine dayanak faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, takip talebi tarihinde davacının 60.000,00 TL borçlu olarak gözüktüğü, rapor tarihine kadar davalı yanca 60.000,00 TL hesap virmanı ve çek iade kaydı şeklinde kayıt yapılmış olduğu ve davalının davacıya herhangi bir borcu olmadığı, davalı şirketin 2022 yılı ticari defterlerinin tasdik ettirilmesi zorunlu olan defterlerden olduğu, zamanında tasdik ettirilmiş olup, açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırılmış olduğu, ticari defterlerin eksiksiz ve yasaya uygun olarak tutulduğu, 2023 yılı ticari defterlerinin tasdik ettirilmesi zorunlu olan defterlerden olduğu, zamanında tasdik ettirilmiş olup, açılış tasdiklerinin yaptırılmış olduğu, kapanış onayı yerine geçen E-Defter beratlarının gönderilme süresinin bulunduğu ticari defterlerin eksiksiz ve yasaya uygun olarak tutulduğu görüş ve kanaatine varılmıştır." demek sureti ile takdiri mahkemeye bırakmışlardır.
Bilirkişi SMMM...aporunda özetle; Davacının defter kayıtlarında 25.01.2023 tarihi itibariyle davalının USD borç bakiyesinin 5542,17 USD olduğu, Türk lirası borç bakiyesinin 102.890,04 TL olduğu, 16.02.2024 tarihinde Bilirkişi ... tarafın hazırlanan bilirkişi raporunda bulunan kayıtlar ile davalı defteri arasındaki kayıtlar arasında102.890,04 TL fark olduğu, Temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz tutarı : 370,47 USD , Takip Tarihinden Dava Tarihine Kadar İşlemiş Faiz tutarı : 38 USD olduğu, rapor tarihi itibariyle Davalıdan herhangi bir tahsilatın olmadığı, Defter ve belgelerin Türk Ticaret Kanunu ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun olarak açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olduğu, belge, kayıt ve defterlerinin birbirini doğrular nitelikte olduğu, tespit edilmiş olup defterlerin 6100 Sayılı HMK 222/2 Maddesine uygun olarak tutulduğu, Görüş ve kanaatine varılmıştır." demek sureti ile tespit ve değerlendirme neticelerini mahkemenin takdir ve kararlarına bırakmışlardır.
Bilirkişiler SMMM ...ve Nitelikli Hesaplama Uzmanı ... raporlarında özetle; Dosya içeriği ve ekleri, davalı taraf defter incelemesine dayalı 16.02.2024 tarihli bilirkişi raporu ile davacı taraf ticari defterleri ve bağlı kayıtları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, aşağıda belirtilmiş olan hususlar tespit edilmiştir. T.C. Kemalpaşa İcra Dairesi ... E.Sayılı dosyası ile davacı taraf vekilince, davalı taraf aleyhine, 06.02.2023 tarihinde, 5.566,03 USD asıl alacak ve 488,43 USD işlemiş faiz olmak üzere 6.054,46 USD Toplam Alacağın tahsili amacı ile takip başlatılmış olup; işleyecek Yıllık % 4,2 USD Mevduata Kamu Bankalarınca Fiilen Uygulanan Azami Yıllık Faiz talep edilmiştir. Heyet üyelerimizden SMMM Bilirkişi ... tarafından tanzim edilmiş olan 29.03.2024 tarihli bilirkişi kök raporu ile yapılmış olan tespitler yönünden heyetimiz görüş birliği içerisindedir. Davacı tarafa ait incelemeye esas yıllar hesap dönemleri ticari defterlerinin Türk Ticaret Kanunu ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun olarak açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olduğu, belge, kayıt ve defterlerinin birbirini doğrular nitelikte olduğu, tespit edilmiş olup ; defterlerin delil niteliğinin nihai kararı Yüce Makamınıza aittir.
Davacının defter kayıtlarında 06.02.2023 takip tarihi itibariyle davalının USD borç bakiyesinin 5542,17 USD olduğu, Türk lirası borç bakiyesinin 102.890,04 TL olduğu tespit edilmiş olup; Makamınızca, faturalar üzerinde ödeme tarihlerinin belirtilmiş olması ve her iki tarafın tacir olması nedeni ile davalının ödeme tarihleri itibarı ile temerrüde düştüğünün kabulü halinde, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz tutarı 370,47 USD , Takip Tarihinden Dava Tarihine Kadar İşlemiş Faiz tutarı 38 USD olarak hesaplanmaktadır. Makamınızca aksi kanaat geliştirilmesi halinde ise Takip Tarihinden Dava Tarihine Kadar İşlemiş Faiz tutarı 38 USD olarak hesaplanmaktadır.
16.02.2024 tarihli davalı taraf defter incelemesine dayalı hazırlanmış olan raporun 3.sayfasında yer alan, davalı Şirketin 2023 yılı kayıtlarının incelendiği bölümünde; "...yukarıda görüldüğü gibi taraflar arasındaki ticari ilişki sonucu, takip talebi tarihinde davacının 60.000,00.-TL borçlu olduğu görülmüştür." denilmektedir. Raporun sonuç bölümünde ise; takip tarihinden sonra ve rapor tarihinden önce yapılmış olan virman kaydı değerlendirilerek, davalının borçlu olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Aslında işbu bilirkişi raporu ile heyet üyemiz SMMM ... tarafından hazırlanmış olan 29.03.2024 tarihli kök rapor, huzurdaki davanın itirazın iptali davası olması göz önünde bulundurulduğunda, takip tarihi itibarı ile davalının borçlu olduğu tespitini içermeleri nedeni ile çelişki içermemektedir. Raporlar arasındaki farklılık, davalı tarafın defter incelemesine dayalı rapor hazırlanır iken, faturaların döviz faturası olduğu hususunun değerlendirilmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Davalı tarafın, faturaların döviz faturası olmadığı ve faturaların tek başına teslimi ispat etmeyeceği yönündeki itirazları irdelendiğinde; tüm faturaların döviz faturası olduğu tespit edilmiş olup; yine tüm faturalar üzerinde hangi tarihli ve hangi numaralı sevk irsaliyelerine istinaden düzenlenmiş oldukları bilgisi mevcuttur.
GEREKÇE :
Dava itirazın iptali davasıdır.
İtirazın iptali davası, borçlunun itirazına uğramış olan alacak için, takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı açılan alacak davası ile aynı mahiyette bir eda davası türüdür. Davacının, itirazın iptali davasına konu icra takibindeki talep miktarını aşmamak kaydıyla, ıslah yolu ile talebini artırması mümkündür. İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca itirazın iptali davasının, borçlunun itirazının alacaklıya tebliği tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekmektedir. İtirazın iptali davası için geçerli olan ve itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması kuralı ıslah için de geçerlidir.
Davalı vekili tarafından Mahkememizin yetkisine yetkisine itiraz edilmiş ise de; Davalı tarafından taraflar arasındaki akdi ilişkinin reddedilmediği, HMK.'nın 10. ve TBK.'nın 89.maddeleri uyarınca davalı vekilinin Mahkememizin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Islaha ilişkin değerlendirme; Islah müessesi, 6100 sayılı HMK'nın 176 ila 182. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Islah, taraflardan birisinin yapmış olduğu bir usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir (HMK 176/1). Dava, davacı tarafından HMK'nın 180. maddesi uyarınca tamamen ıslah edilebileceği gibi, taraflarca HMK'nın 181. maddesi uyarınca kısmen de ıslah edilebilir. Davanın tamamen ıslah yoluna dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurulur. Davadaki talep kısmının değiştirilmesi de davanın tamamen ıslahı mahiyetindedir. Kısmi ıslahta ise, taraf belli bir usul işlemini ıslah etmektedir. Davadaki talep kısmının artırılması ise davanın kısmen ıslahı mahiyetindedir. Gerek davanın tümden ıslahı gerekse kısmi olarak ıslahı tahkikatın sona ermesine kadar (HMK 177/1) ve bir defa yapılabilir (HMK 176/2). Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176. maddesine göre taraflardan her birinin, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği hükme bağlanmakla kural olarak Türk Hukukunda ıslaha izin verilmiştir. Ancak, dava dilekçesinde talep edilmemiş bir alacak kaleminin ıslah yoluyla artırılıp davaya konu edilmesi mümkün değildir. Kural olarak davanın tamamen ıslahı, 1086 Sayılı HUMK'nın 88. maddesi, 6100 Sayılı HMK'nın 180. maddesi hükümlerince mümkündür. Islahın en son tahkikatın sona ermesine kadar yapılacağı HMK 177/1 maddesinde belirtilmiş olup kanunda ıslahın dava açarken, tensip zaptı düzenlendikten sonra ,ön inceleme duruşmasında veya ön inceleme duruşmasından sonra yapılabileceğine ilişkin kanuni bir düzenleme ya da yasak bulunmamaktadır. Kaldı ki alacağın değerinin belirlenmesinden önce dava miktarının davacı tarafından ıslah edilmesi ve davanın kaybedilmesi durumunda davalı lehine ıslah edilen miktar üzerinden değerlendirme yapılacağı aşikardır.
Davacı tarafından talep sonucu ıslah edilmek suretiyle itirazın iptali davası alacak davasına dönüştüğünden talep sonucunun tamamen değişmesi nedeniyle yeniden ön inceleme yapılmıştır.
Alacak davasında zamanaşımı def'ine yönelik yapılan değerlendirmede; 6098 sayılı Borçlar Kanunun Süreler başlıklı 146. Maddesinde "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir." hükmü bulunduğundan zamanaşımına yönelik def'in reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK 190. maddesi ""İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir.( Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir.( M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır.(Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.(Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Davacı vekili dava dilekçesinde; İcra dosyasına döküm halinde sunulan ''mal satış'' faturalarına konu malların tamamını davalıya teslim ettiğini, bu mallara ilişkin-Ödeme Koşulu 60 gün vadeli- faturalar kesilerek kendilerine gönderildiğini, mal satış fatura içeriklerine davalı tarafından itiraz edilmediğini, ticari defterlere de işlendiğini, fakat ödeme işleminin davalı tarafından geç ve eksik yapıldığını; davalı cevap dilekçesinde; davalı şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, her ne kadar davacı taraf, davalı şirketten şimdilik 19.440,00 TL alacaklı olduğunu iddia etse de davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını beyan etmiş olup taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı, alacağın miktarı ve malın teslimi konusunda ispat yükü davacı taraftadır.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Sonuç olarak; Davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında farklılıklar olması nedeniyle aradaki çelişkinin hangi husustan kaynaklandığı konusunda ek rapor aldırılmış olup taraflar arasındaki ticari ilişki bulunduğu, takibin USD para birimi üzerinden başlatıldığı, harca esas değerin TL olarak gösterilmesinin USD şeklinde talepte bulunulmasına engel olmayacağı, davacının sevk irsaliyesi düzenlediği malların teslim edildiğinin davalı defterlerinden de anlaşıldığı, davacı tarafın döviz faturası olarak düzenlediği faturaların davalı defterelerine kayıt edildiği, davalı tarafın ticari defterlerinin incelemesinden bır kısım faturanın takip tarihi itibariyle ödenmediği, davalının döviz faturalarını iade etmediği, defterlerine kayıt ettiği anlaşılmakla davacının davalıdan asıl alacak, temerrüt tarihinden takip tarihine, takip tarihinden de dava tarihine kadar işlemiş faiz talep etme hakkı bulunduğundan davanın kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KABULÜ İLE,
1-5.950,64 USD'nin dava tarihi olan 24/04/2023 tarihinden itibaren 3095 Sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek değişken faiziyle birlikte fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 14.762,03 TL nispi harçtan 3.358,52 TL ıslah harcın mahsubu ile bakiye 11.403,51 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine’ ye gelir kaydına.
3-Davacı tarafından yapılan 179,90-TL Başvuru Harcı ve 3.358,52-TL Islah Harcı, olmak üzere toplam 3.538,42 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine.
4-Davacı tarafından yapılan 9.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 204,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 9.704,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine.
5-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 34.577,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine.
7-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 18/06/2025
Katip...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza