T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/418
KARAR NO: 2024/558
DAVA: Ticari Şirket Feshi
DAVA TARİHİ: 18/05/2023
KARAR TARİHİ: 23/07/2024
Mahkememizde görülen davanın dosya üzerinden yapılan incelemesi sonucunda;
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin % 50 pay sahibi olduğu ve dava dışı diğer ortak ... ile birlikte kuruluşu yapılan davalı şirketin sermayesini ve yedek akçelerini kaybettiğini, teknik iflas durumunda bir şirket olduğunu ayrıca şirket ortakları arasındaki güven ilişkisinin de ağır şekilde zedelendiğini, şu aşamada şirketin faaliyet amacını gerçekleştirmeye yönelik hiçbir faaliyetinin bulunmadığını, henüz tamamı müşteriye teslim edilmemiş olan siparişlerin üretimi şirket müdürü tarafından iptal edildiğinden şirketin amacını gerçekleştiremeyeceğini, şirket ortaklarının şirketin faaliyetini devam ettirme iradesini taşımadıklarını; müvekkili ile diğer ortağın belli bir görev paylaşımı ve faaliyit amacını gözeterek yarı yarıya ortak oldukları 100.000,00 TL sermayeli davalı şirketi kurduklarını ve kuruluşun 24/03/2022 tarihinde sicil gazetesinde ilan edildiğini, müvekkilinin 2021 yılı sonlarına doğru Danimarka’daki müşterilerinden biri için bir koleksiyon hazırladığını ve hazırladığı koleksiyon için son fiyatları aldığını, müvekkili davalı şirketin kurulacak olması ve diğer ortak ile birlikte ticari işler yapacakları için mevcut siparişi ... ve ...’e ilettiğini, bu süreçte müvekkilinin yıllar içinde yurt dışında edindiği iş ağı ve ticari itibarı etkili olduğndan yeni kurulmuş bir şirket olmasına rağmen Danimarka’daki müşterinin güven duyarak siparişi müvekkilinin ortağı olduğu ...’den satın almak istediğini, bunun sonucunda sipariş için üretimi ... tarafından yapılmak üzere kumaş siparişlerinin verildiğini, kumaşlar bulunduktan sonra ... adına şirket müdürü tarafından 07/04/2022 tarihli 20.737,60 Euro tutarlı proforma faturanın hazırlandığını ve müvekkili tarafından müşteriye gönderildiğini ancak davalı şirketin kuruluşundan kısa zaman sonra tarafların anlaşmasına uymayan durumların gelişmeye başladığını, oysa ki taraflar arasındaki anlaşmaya göre müvekkilinin yurt dışından müşteri bulup koleksiyon oluşturacağını, bu koleksiyonların ... tarafından üretileceğini ve ... tarafından sadece ihraç edileceğini, burada ...’in sadece aracı ve ihracatçı bir şirket konumunda olduğunu, ...’den aldığı ürünlere kar payı koyarak bu ürünleri ihraç ettiğini, bu sebeple davalı şirketin teoride ve ortakların anlaşmasına göre zarar etmesi, hammadde ve kumaş satın alması vb. bir durumun mümkün olmadığını, bu süreçte diğer ortak ve müdür ...’nın evlenme sürecinin başladığını ve yönetim işleriyle neredeyse hiç ilgilenmediğini, sözü edilen ürünlerin üretiminin tamamı yetişmediğinden ilk siparişin konusu ürünlerin yurt dışındaki müşteriye ayrı ayrı gönderildiğini, bu olumsuzluklara rağmen müvekkilinin aynı müşteriden başka bir koleksiyon teklifi daha alabildiğini, bu koleksiyonun bir kısmının 04/01/2023 tarihinde yurt dışına gönderildiğini ancak bir bölümün kumaşı 11/01/2023 tarihinde temin edilebileceğinden konu hakkında müşteriye bilgi verildiğini ve kalan kısım 11/01/2023 tarihinde üretilmek üzere planlama yapıldığını, müvekkilinin bu süreçte şirket müdürü ile zaman zaman iletişim sorunları yaşadığını, şirket müdürünün gebeliği sebebiyle işleri daha az takip etmeye başladığını, kendisine şirket hesaplarına, kazanç ve giderlerine ilişkin sorular sorulduğunda nezaketten uzak cevaplar verdiğini, bu cevaplar ve belirsizlikler karşısında müvekkilinin diğer ortak olan şirket müdürüne güveninin sarsıldığını, zira şirket müdürünün diğer şirketi olan üretici ...’in hazır olarak davalı şirket için üreteceği ürünlerin bedellerini piyasa rayicinden bir miktar fazla olarak hesapladığını, 11/01/2023 tarihinde şirket merkezinde toplantı yapıldığını, müvekkilinin bu tarihte ilk defa şirketin zarar ettiğini öğrendiğini, müvekkilinin bu tarihte şirketinin sermayesini kaybettiğini, borca batık olduğunu, şirkete ait olmayan masraf ve fatura kalemlerinin kayıtlarda bulunduğunu, özellikle ... ile davalı şirket arasında yapılan iş bedelleriyle örtüşmeyecek miktarlarda faturalar bulunduğunu, davalı şirketin ...’e yüklü miktarda borçlandırıldığını öğrendiğini, 07/03/2023 tarihinde şirket merkezinde genel kurul toplantısı yapıldığını, şirketin borca batık olması sebebiyle öncelikle ödenmemiş sermayelerin ödenmesine ve tasfiyeye ilişkin daha sonra yeniden değerlendirme yapılmasına karar verildiğini, müvekkilinin müdürlüğü ortakların müştereken yürütmesi yönündeki isteğinin kabul edilmediğini, TTK’nın 636. maddesinde fesih sebeplerinin düzenlendiğini, bildiği kadarıyla şirketin sermayesini kaybettiğini, eksik ödenen sermayeler tamamlanmış olsa da müvekkiline bildirilen borç miktarlarının ödenen sermayeden karşılanabilmesinin mümkün olmadığını, aradaki güven ilişkisinin zedelendiğini, bu şekilde ticari faaliyette bulunulmasının mümkün olmadığını, her iki ortağın da davalı şirketin devam etmemesi yönünde iradelerinin ve eylemlerinin bulunduğunu, şirketin gayri faal olduğunu belirterek davalı şirketin feshine ve tasfiyesine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin paylarının gerçek değerindeki ayrılma akçesinin ödenerek müvekkilinin ortaklıktan çıkmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkili şirketin kuruluşuna ilişkin teklifin davacı tarafından diğer ortak ...’a yapıldığını, davacı tarafından yapılan teklifte davacının sektörde sahip olduğu tecrübe ve müşteri portfoyü ile ...’ın müşteri portfoyünün birleştirilerek yine ...’ın sahibi ve tek ortağı olduğu ... San ve Tic. Ltd. Şti.’ye yaptırılacak olan fason üretim ile tekstil alanında faaliyet gösterilmesinin amaçlandığını, davacı o tarihlerde yurt dışında yaşadığı için yurt dışına ihracat yapılacak olan ürünlerini yaptıracak güvenilir üretim tesisi arayışı içinde olduğunu, sektörde büyüyerek daha fazla müşteri ve kitleye ulaşmak adına bir ortak arayışının bulunduğunu bildirdiğini, ...’nın teklifi olumlu karşıladığını, % 50-% 50 ortaklığın kurulduğunu, üretim hangi şirkete yaptırılırsa yaptırılsın satılan ürünlerin üzerine % 10 kar ekleneceğinin kararlaştırıldığını, buna karşın müvekkili şirketin ilk ticaretinde ...’in zarar seviyesinde işi gerçekleştirdiğini ve bu sayede müvekkilinin % 25 kar elde ettiğini, müvekkili tarafından alınan siparişlerin üretim maliyetlerinin zamanla arttığını ve bu durumun müvekkilinin karının azalmasına sebep olduğunu, tarafların şirketin kuruluşu sırasında iş planı, görev dağılımı, maliyet hesapları ve çalışma prensiplerinde sözlü olarak anlaşmaya vardıklarını, müşteri bulabilme çabasıyla müvekkili şirkette bir kısım masrafların gerçekleştirildiğini, bu masrafların şirketin zararına sebep olduğunu, müvekkilinin görünen zararının sebeplerinin davacının şirkete müşteri bulabilmek ve mevcut müşterilere yeni işler sunmak için yurt dışına seyahat maliyetleri, müşteri adayları için hazırlanan kreasyonlar ve dikilen numuneler, şirketin olağan kira/muhasebe giderleri olduğunu, nitekim; davacının müşterilere verilen fiyatlar ile müşteri için alınacak kumaş maliyetlerinin tamamına kendisinin karar verdiğini, buradaki tüm giderlerin ...’nın gerek ödenmiş sermayesi, gerekse müvekkili şirkete ödediği paralar ile sağlandığını, ...’ya bu borçların iade edilmediğini, davacı tarafın üreticiye ürettirilen siparişlere ilişkin kumaşların müvekkili şirkete faturalandırıldığına ilişkin iddiasının tam olarak doğruyu yansıtmadığını, müvekkili şirket tarafından satın almaların gerçekleştirildiğini, nitekim üretim amacıyla üreticiye teslim edilen kumaşların müvekkili şirket tarafından kar da eklenmek suretiyle üretici ...’e satıldığını ve faturalarının da düzenlendiğini, davacıya şirketin mali bilgi ve hesaplarının mail yoluyla gönderilmesinin yanı sıra tedarikçi, üretici ve müşterilerin tamamıyla kendisinin iletişim kurduğunu, nitekim davacıya 2022 yılı genel kurul toplantısında şirketin mevcut tüm fatura, dekont, fiş, hesap hareketi vb. belge ve dökümanlarının gösterildiğini, ...’e ait olduğu bilinmesine karşın davacının kabul etmediği kumaş faturalarının da ...’e fatura edilebileceğinin taraflarca görüşüldüğünü; 2022 yılı olağan genel kurul toplantısında “tasfiye için yasal şartların bulunmadığı, şirket alacaklarının tahsili ile borçlarının ödenmesi gerektiği, bu şekilde alacak ve borçlar ödendikten sonra tasfiyenin görüşülmesi gerektiği” hususlarının beyan edildiğini, tasfiyeye ilişkin karar alınmadığını, aynı genel kurul toplantısında “davacının sermaye borcunun da 31/03/2023 tarihine kadar ödenmesi” hususunun karara bağlandığını, dava tarihi itibariyle davacının sermaye borcunu ödemediğini, bunun yanı sıra müvekkili şirkete borcunun bulunduğunu, genel kurul tarihinden sonra davacının diğer ortağın paylarını devralmak istediğini ve müzakerelerin başladığını ancak daha sonra devralmaktan vazgeçtiğini, şirket zaten zararda olduğu için alacaklıların şirket aleyhine icra takibine giriştiklerini, davacı tarafın haksız ve asılsız ithamlar ile şirket ortağı olarak sorumlu olduğu borçtan kurtulmak amacıyla bu davayı açtığını, davacının başta yurt dışındaki müşterilerin ödemelerini geciktirerek ve ardından müvekkili şirketin müşterilerini başka şirketlere yönlendirerek müvekkilinin zararına sebep olduğunu, gelinen aşamada tarafların müvekkili şirket kapsamında ticari hayatlarına devam etmeleri mümkün olmamakla beraber şirketin borçlarının ödenerek tasfiyeye karar verilmesi gerekirken haksız ithamlar ile müvekkili şirketin feshinin istenmesinin kabul edilemeyeceğini; haklı sebebin tespitinde ortakların ekonomik menfaatinin yanında ideal çıkarlarının da göz önüne alınmasının gerektiğini, bu nokta da davacının üçüncü kişiler ile kurduğu ilişkilerle ticari bağlantılar sebebiyle müvekkilinin zor durumda kaldığını, borçlarını ödeyemediğini, davacının kusurlu olmasının davanın dayanaksız kalmasına neden olabileceğini, nitekim TTK’nın 626. maddesine göre rekabet yasağına aykırı davranan ortağın haklı sebeple fesih davası açmasının düşünülemeyeceğini, ortaklar arasında meydana gelen ve güveni sarsan durumların davacı ortağın eylemlerinden kaynaklanması durumunda da onun dava açarak haklı sebeple şirketin feshini isteyebilmesinin olanaklı olmadığını, somut uyuşmazlıkta davacının müşteriler ile kurduğu temaslarda müvekkili şirket aleyhine hareket ettiğini ve müvekkili şirketin müşterilerini başka şirketlere çekerek müvekkilinin ticari hayatının felç olmasına sebep olduğunu, bu sebeple şirketin uğradığı zararın tazminini isteme haklarını saklı tuttuklarını, TTK’da fesih davasında bir yenilik yapıldığını, mahkemece fesih yerine davacıya payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilebileceği gibi duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir başka çözüme de hükmedilebileceğini, müvekkilinin mevcut ortaklar ve ortaklık yapısı ile faaliyetine devam edemeyeceği sonucuna varılması halinde davacının sermaye borcunu ödemesi ve alacaklarının tahsili ile borçlarının tasfiyesinin gerçekleştirilmesi ve sonucunda mevcut müşteri portföyünün devri ile ilgili olarak bir mutabakatın sağlanmasının zorunlu olduğunu belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE ;
Dava; davalı limited şirketin haklı sebeplerle feshi ve tasfiyesi isteğine ilişkindir.
Davacı vekili 12/07/2024 tarihli dilekçesiyle; davadan feragat ettiklerini belirtmiştir.
Davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde; davadan feragat konusunda yetkisinin bulunduğu görülmüştür.
Davalı vekili 16/07/2024 tarihinde gönderdiği dilekçesiyle; avukatlık ücreti ve yargılama gideri isteklerinin bulunmadığını bildirmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 307. maddesinde; "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir."; 309. maddesinde; "(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir."; 310. maddesinde; "Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. "; 311. maddesinde; "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 309. ve devamı maddeleri gereğince feragat, davayı sonlandıran işlemlerden olup, hüküm kesinleşene kadar her zaman yapılabileceğinden ve feragat beyanı verildiği anda kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağından ve etkisini de onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğuracağından, dava dosyası duruşma günü beklenmeksizin ele alınmış ve davacı tarafın davadan feragati nedeniyle aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-Harçlar Kanunu'nun 22. maddesine göre davadan feragat ön inceleme duruşmasından sonra gerçekleştiğinden, karar tarihindeki maktu ve karar ilam harcının 2/3'ü oranına isabet eden ve bu orana isabet edip alınması gereken harç 285,07 TL olduğundan, peşin alınan 179,90 TL harcın düşülmesiyle kalan 105,17 TL harcın davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davalı tarafın vekalet ücreti isteğinde bulunmamış olması nedeniyle davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarafların yokluklarında, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/07/2024
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı