T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/437 Esas
KARAR NO : 2025/426
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 25.05.2023
KARAR TARİHİ: 14.05.2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.04.2022 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde, ... Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçe numarası ile kayıtlı bulunan sigortalı... maliki olduğu, ... plaka numaralı araç ile,... sevk ve idaresinde, 07.04.2022 günü, saat 16.40 sıralarındaİzmir-Aydın kara yolunun İzmir yönünde ...ilerisinde meydana gelen kazada davacı tarafın hayat fonksiyonlarını 6. dereceden etkileyecek nitelikte ağır yaralandığını, kaza nedeniyle İzmir Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 2022/11294 Soruşturma numarası ile soruşturma başlatıldığını ve iddianame hazırlanarak İzmir Torbalı 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin... Esas dosyası ile kovuşturmanın devam ettiğini, davacı tarafın uzunca bir süre hastanede tedavi gördüğünü ve halen tedavisinin devam ettiğini, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin dava dosyasına ibraz edilen 06.07.2022 tarih ve 2022/2254 rapor numaralı raporunda, davacı tarafta mevcut kemik kırımları ve sağlık durumu izahatının mevcut olduğunu, meşum kaza nedeniyle maruz kaldığı kırıklar çalışmasını ve yaşamını güçleştirmekte olduğunu, her geçen gün ağrılarının daha arttığını, davacı tarafın kaza nedeniyle daimi ve geçici iş gücü kaybı yaşadığını, davalı sigorta şirketine yaptıkları başvuru neticesinde 34.500,13 TL'lik ödeme yapıldığını, bu miktarın davacı tarafın maruz kaldığı zararının karşılamadığını, taraflarca arabulucuya başvurulmuş olup anlaşma sağlanamadığından dava açma zorunluluklarının doğmuş olduğunu, İzmir Torbalı Arabuluculuk Bürosu'nun 2023/39469 no'lu arabulculuk dosyasının dava dilekçesi ekinde ibraz edildiğini, yaşanan kaza davacı tarafın yaşamını tehlikeye sokarak ağır bir şekilde yaralanmasına sebep olduğunu, davacı tarafın vücudunda çeşitli ağırlıkta kemik kırıkları da meydana geldiğini, davacı tarafın sağ elinde iki kırık hayat fonksiyonlarını etkileyecek ağırlıkta olup, davacı tarafın yaşanan elim kaza yüzünden çalışmaz hale geldiğini, yaşadığı olayın sarsıcı etkileri yaşı itibariyle davacı tarafı daha derinden etkilediğini, 27.10.1997 doğumlu davacı tarafın geçirdiği kaza nedeniyle, beden gücü kayıp oranına, yaşına, aktif pasif yaşam süresine karşı sürücünün asli kusuruna göre belirlenecek oranda davacı tarafın zararının davalı taraftan tanzim edilmesinin gerektiğini, meydana gelen kaza ve kazanın ağır sonuçlarından dolayı davacı tarafın, hem bedensel hem de ekonomik açıdan zarara uğradığını, TBK. 54. maddesi gereğince karşılanması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı kazanç kaybı zararları içerisinde yer aldığını, kazanç kaybı zararının, zarar görenin bedensel zarara uğramamış olsaydı edeceği muhtemel kayıpları ifade ettiği ve eski sağlığına kavuştuğu anda kadarki kazanç kaybı baz alınarak hesap yapıldığını, bu nedenle kazanç kaybı zararları, niteliği itibariyle fiilen yoksun kalınan kâr olup, geçici nitelikte ve geçmişe yönelik olduğunu, Yargıtay'ın örnek kararlarının bu yönde olduğunu, tüm gerekçelerle davacı tarafın yaşamış olduğu maddi kaybın telafi edilmesi adına maddi tazminat davası açma mecburiyetlerinin hasıl olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı, davacı tarafın vücut bütünlüğünün bozulması ile uğradığı bedensel ve maddi zararın yanında, yaşanan trafik kazası nedeniyle daimi ve geçici iş gücü kaybına uğrayan davacı taraf için sigorta limitleri doğrultusunda, kaza tarihinden başlayarak işleyecek yasal faiz ve masraflarıyla birlikte, bilirkişi tarafından tazminat miktarı hesaplandığında arttırılmak üzere, fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL daimi iş gücü kaybından kaynaklanan ve 1.000,00 TL geçici iş gücü kaybından kaynaklanan tazminatın davalı sigorta şirketinden alınarak davacı tarafa verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı davalı sigorta şirketine yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkeme nezdinde ikame edilen bu dava ile davacı Aylin MUT'un 07.04.2022 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması neticesinde sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı isteminde bulunduğu, dava konusu olaya karışan ...plakalı ... adına kayıtlı araç ...poliçe numarası ile 12.08.2021-12.08.2022 tarihleri arasında davalı sigorta şirketi nezdinde Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile teminat altına alındığını, davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, söz konusu poliçeden dolayı sorumluluklarının, sigortalının kusuru oranında olmak üzere, bedeni zararlardan azami 500.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, teminat limiti bildirmelerinin davayı kabul anlamına gelmemekte olduğunu, manevi tazminat taleplerinin Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi teminatı dışında olduğunu, zorunlu trafik sigortası bir meblağ sigortası olmayıp bir zarar sigortası olduğunu, söz konusu teminat limitinin tamamının defaten ödenmesi söz konusu olmayıp, zarar görenlerin kaza nedeniyle uğradığı gerçek maddi zararın tespiti ve sigortalının kusuru oranında bu gerçek zararın tazmininin esas olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından davacı tarafa ödeme yapıldığını, davalı sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, davacı tarafından sigorta şirketine dava konusu kaza nedeniyle yapılan başvuru üzerine ... numaralı hasar dosyası açıldığını, hasar dosyası kapsamında 04.04.2023 tarihinde davacı ... adına 34.500,13 TL ödeme yapıldığını, davalı sigorta şirketinin doğru şekilde ödeme yapmış olduğunu, davacı tarafın, davalı sigorta şirketten talep edebileceği fark tazminat tutarı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinin gerekmekte olduğunu, davacı tarafın dava konusu kaza nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığı hususu Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik doğrultusunda incelenmesi gerektiğini, mevzuat hükümleri gereğince dava konusu kazaya ilişkin olarak davacı tarafın maluliyetinin var olup olmadığının Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş bir raporla ispatının gerekmekte olduğunu, davacı vekili tarafından sunulan İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından tanzim edilen 20.03.2023 tarihli raporun davacı tarafından kişisel müracaat sonucu tek taraflı olarak alınmış olması nedeniyle raporu kabul etmeyerek, itiraz ettiklerini, Adli Tıp Kurumu Yasası'nın 16/II-c maddesi ve yerleşik Yargıtay kararları gereğince, davacının dava konusu kaza nedeniyle -var ise- maluliyetinin tespitinde yetkili kurumun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu olduğunu, dosyanın Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'na tevdiine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından, davalı sigorta şirket sigortalıs... plakalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunun ispat edilmesinin gerekmekte olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından kazaya karışan ... plakalı araca ilişkin Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi düzenlenmiş olması tek başına poliçede yer alan teminat tutarının tamamının davalı sigorta şirketi tarafından ödeneceği anlamını taşımadığını, öncelikle davalı sigorta şirket sigortalısı ...plakalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunun davacı tarafından ispatı gerektiğini, davaya konu olan kazanın meydana gelmesinde etkili olan tüm unsurların irdelenerek tarafların kusur durumunun belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nce bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu kaza nedeniyle tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde, Sigorta Aktüerleri Yönetmeliği uyarınca Hazine Müsteşarlığınca yetkilendirilen Aktüerler listesine kayıtlı, Lisanslı Aktüerlar tarafından ve TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosunda yer alan verilere göre yapılmasının gerekmekte olduğunu, Sigorta bir zenginleşme aracı olmayıp sigorta şirketi sigortalısının, kaza nedeniyle oluşan maddi zararlarını tazmin etmekle yükümlü olduğunu, bu sebeple bilirkişinin işin özelliğine göre uygun teknik bilgiye sahip olması gerektiği gibi hazırlayacağı raporun uzman olduğu konudaki özel ve teknik bilgiyi içerir nitelikte bulunmasının gerektiğini, Hazine Müsteşarlığı'nın 05.02.2010 tarih ve 2010/4 sayılı genelgesi uyarınca, aktüer hesaplamalarının Müsteşarlık nezdinde tutulan Aktüer Siciline kayıtlı aktüerler tarafından yapılması uygun görüldüğünü, Yargıtay'ın birçok kararında tazminat hesaplamalarının aktüerya uzmanınca hesaplanması gerektiği vurgulanmakta olup, ehil olmayan bilirkişilerin düzenlediği raporlara itibar edilerek verilen kararların bozulduğunu, bakiye ömrün tespitinde TRH 2010 Yaşam Tablosunun esas alınması gerekmekle birlikte hesaplamada ülkemiz gerçeklerine ve yasal düzenlemelere uygun olan %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini, Emsal karar gereği zararın belirlenmesi için yapılacak hesaplamada TRH 2010 Yaşam tablosu ve 1.8 teknik faizin esas alınmasını talep ettiklerini, davacının maddi tazminatına ilişkin yapılacak hesapta mesleği, aylık ücret tutarına ilişkin SGK kayıtları, dava konusu kaza öncesinde ve sonrasında gelir durumu ve tazminata etki edecek diğer tüm hususlar dikkate alınması gerektiğini, davacı tarafın belirli bir ücretinin olmaması durumunda asgari geçim indirimi hariç net asgari ücret üzerinden tazminat hesaplaması yapılması gerekmekte olduğunu, tedavi giderlerinden sayılan geçici iş göremezlik ve geçi bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminat talebi sigorta poliçesi teminatı dışında olup davalı sigorta şirketinin bu talep nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafın, dava konusu kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerektiğini, her durumda davalı sigorta şirketinin poliçede belirtilen limit ile sınırlı olduğunu, dava konusu kaza nedeniyle birden fazla kişinin zarar görmüş olması halinde teminatın paylaştırılmasının gerekmekte olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava konusu tazminat "ancak dava tarihinden itibaren" işleyecek "yasal faiz" ile birlikte talep edilebileceğini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı re'sen nazara alınacak nedenler ışığında, tüm yasal haklarının saklı kalması kaydıyla, davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılması ve ödenecek fark tazminat miktarı bulunmaması nedeniyle herhangi bir sorumluluğu kalmadığından davanın reddini, davacı tarafın maluliyetinin "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik"e göre belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'na gönderilmesini, kusur durumlarının belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesini, Mahkeme tarafından kusur durumunun tespitinden sonra aktüeryal hesaplamanın Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenen aktüerler tarafından yerine getirilmesini ilgili Sosyal Güvnelik Kurumu'na müzekkere yazılmak suretiyle dava konusu konusu kaza nedeniyle davacılara ödenen-bağlanan rücuya tabi gelirin peşin sermaye değerinin bulunup bulunmadığı ve var ise tenzile tabi tutarının sorulmasına karar verilmesini, Mahkemece herhangi bir tazminata hükmedilmesi durumunda tazminat tutarına uygulanacak faiz tür ve başlangıç tarihinde cevap dilekçesinde belirtilen hususların dikkate alınmasını, davaya yönelik tüm beyanların dikkate alınmak suretiyle şartların varlığı halinde sigortalı araç sürücüsü ve işletenine rücu haklarının saklı kalmak kaydıyla davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR:
İzmir Torbalı 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası için birden fazla müzekkere yazılmış ve gerekli dosya evrakları UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir.
Türkiye Noterler Birliği Başkanlığı'ndan Trafik Tescil'den dava konusu aracın bilgileri celp edilmiştir.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden dava konusu araca ilişkin poliçe ve hasar kaybına ilişkin bilgiler celp edilmiştir.
Davalı.. Sigorta Anonim Şirketi'nden dava konusu araca ilişkin ilgili bilgi ve belgeler celp edilmiştir.
İzmir SGK İl Müdürlüğü'nden davacı ...geçirdiği trafik kazasından dolayı rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığı konusunda bilgiler celp edilmiştir.
İzmir Kemeraltı SGK İlçe Müdürlüğü'nden davacı...Hastane kayıtlarına ilişkin evraklar celp edilmiştir.
İzmir Konak SGK İlçe Müdürlüğü'nden davacı ...un iş kazası sigortasından kaynaklı rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiştir.
Davacı ...İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Hastanesi Rektörlük Hukuk Müşavirliği tedavi evrakları celp edilmiştir.
Davacı ... İzmir Torbalı Devlet Hastanesi'nden tüm tedavi evrakları celp edilmiştir. evrakları celp edilmiştir.
Davacı ... İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden tedavi evrakları celp edilmiştir.
Davacı...İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden yeni gelen tedavi evrakları celp edilmiştir.
Davacı ... İzmir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden yeni gelen tedavi evrakları celp edilmiştir.
Mahkememizce Trafik Bilirkişi ...den, 07.12.2023 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
Aktüerya-Nitelikli Hesaplamalar Konusunda Uzman Bilirkişi ...an 22.01.2025tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
İzmir Ege Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Kurumu'ndan davacı ... için 19.01.2024 tarihli Adli Sağlık Kurulu raporu alınmıştır.
İstanbul Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu'ndan davacı ... için 21.08.2024 tarihli Adli tıp raporu alınmıştır.
Davacı vekili 12.03.2025 tarihli Islah Dilekçesiyle dava değerini arttırmış ve aynı tarihte harcını yatırmıştır.
-07.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Bilirkişi Daire Başkanlığı" tarafından Bilirkişinin uyacağı rehber ilkeler ve Bilirkişi Raporlarında bulunması gereken standartlar başlığında 07.09.2020 tarihinde 32 maddelik bir talimat yayımlanmıştır. Bu talimatın 27 maddesinde açıkça belirtilen "Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmesiyle mümkündür ve sadece Hâkimin yetkisindedir. Bilirkişi münhasıran Hâkimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (asli tali kusurlu kusursuz yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. Aksi yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve Hâkimin yerine geçmeyi ifade eder" denilmektedir. Yine bu husus İzmir Bilirkişilik Bölge kurulu tarafından da tarafımıza bildirilmiştir. Bu gerekçe ile tebliğ gününden itibaren raporlarda kusur dağılımı yapılamamaktadır. Bu hali ile; Yaya... yaya geçidini kullanmadan taşıt yolunu geçmeye çalıştığı için kazanın oluşumunda ETKEN,... plakalı araç sürücüsü ... yaya geçidine ve kavşağa yaklaşırken hızını düşürmediği için kazanın oluşumunda ETKEN ise de takdiri Mahkemeye ait olmak üzere kanaate varılmıştır.
-22.01.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Hukuki durum ve delillerin değerlendirilmesi Mahkemeye ait olmak üzere, 07.04.2022 tarihli trafik kazasında yaralanarak %2 oranında engelli kalan davacı ... için kusur indirimi uygulanmaksızın; Davalı ...Sigorta Anonim Şirketi'nin 04.04.2023 tarihinde yapmış olduğu 34.500,13 TL tutarındaki tazminat ödemesi ile davacının zararının karşılanıp karşılanmadığı tespit amacıyla ödeme tarihi verilerine göre yapılan zarar hesabı sonucunda, davacı zararının davalı ödemesi ile karşılanmamış olduğuna, Rapor tarihideki güncel verilere göre yapılan tazminat hesaplaması sonucunda, 68.822,32 TL geçici iş göremezlik tazminatı hesaplandığına, hesaplanan tazminatın sigorta poliçesi sağlık gideri teminat limiti olan 500.000,00 TL'nin içerisinde kaldığına, 294.838,85 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığına, hesaplanan tazminatın sigorta poliçesi sakatlanma ve ölüm halleri bakiye teminat limiti olan 465.499,87 TL'nin içerisinde kaldığına dair inceleme, görüş ve kanaatine varılmıştır.
-21.08.2024 tarihli İstanbul Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu Dairesi'nin Adli Tıp Raporu'nda özetle;Mevcut belgelere göre;... kızı, 27.10.1997 doğumlu ... 07.04.2022 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı resmi gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde; Kas-İskelet Sistemi, Üst Ekstremiteye ait Sorunlar, Şekil 2.5'e göre %17, Tablo 2.1'e göre %3, Tablo 2.2'ye göre %3, Tablo 2.3'e göre; Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %2 (yüzdeiki) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği kanaatine varılmıştır.
GEREKÇE :
Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminatın karşı araç ZMMS sigortacısından tahsili davasıdır.
Dava tarihinde yürürlükte olan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, "işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur", aynı yasanın 85/1. maddesinde, "bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı", aynı yasanın 85/son maddesinde ise, "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiş, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın amacı A.1 maddesinde "Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir." şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde "sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır." şeklinde düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.'nın 90. maddesinde "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki "Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler." şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihinde... E... K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan "...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…" ibaresi ile ikinci cümlesindeki "…ve genel şartlarda…" ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre belirleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir. T.C. Anayasası'nın 153/6. maddesinde, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi'nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen "usuli kazanılmış hak" olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnalarının bulunduğu, yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması, benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilmesi hallerinde, usulü kazanılmış hakka göre değil, İBK.'na veya geçmişe etkili yeni kanuna ya da Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebileceği (HGK.'nın 21.01.2004 tarihli ve ... E., 19 K.; 03.02.2010 tarihli ve ...E., ... K.), dolayısıyla bilirkişi raporları alındıktan ve bu raporlar nedeniyle taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka göre değil sonra Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin ...Esas,... Karar sayılı, ... Esas, ... Karar sayılı emsal kararlarında da belirtildiği üzere Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda anılan iptal kararı sonrasında oluşan yeni duruma göre KTK.'nın 90. maddesi hükmü dikkate alındığında, zarar gören hak sahiplerinin zarar veren 3. kişilerden ve sigorta şirketinden talep edebilecekleri tazminatın kapsamının belirlenmesinde kullanılacak yöntem ve ölçütler konusunda kısıtlama bulunmadığından, üçüncü kişi olan davacıların uğradığı sürekli iş göremezlik zararının tespitinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak, Yargıtay tarafından uzun yıllardır benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto) yöntemi ve Yargıtay 17. HD.'nin... Esas,... Karar sayılı 21/01/2021 tarihli ,... Esas, ... Karar sayılı 14.01.2021 tarihli emsal kararlarında "Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ... Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumu'nca da ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağı" yönündeki gerekçesi dikkate alınarak "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" esas alınarak yapılan hesaplama esas alınmıştır.
Davacının tazminat hesabı için, uğradığı maluliyetin varlığı ve oranının mevzuata uygun bir şekilde belirlenmesi gerekir. Yargıtay 17. HD.'nin... E... K. Sayılı içtihadında "... veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmiştir. Kaza tarihine uygun yönetmelik uyarınca maluliyet raporu aldırılmıştır.
Maluliyet oranı ve Yönetmeliğe ilişkin değerlendirme; Maluliyet oranının kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, 07.04.2022 tarihli kaza olması nedeniyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik Hükümleri uyarınca Mahkememizce Ege Üniversitesi'nden aldırılan maluliyet raporuna göre Davacının %1 oranda sürekli maluliyetinin olduğu, davacı tarafça dosyaya sunulan İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi raporuna göre %10 sürekli maluliyet oranın belirlenmiş olması, dosyada çelişkili maluliyet raporları olması nedeniyle itiraz üzerine İstanbul Adli Tıp Kurum'undan aldırılan 02.09.2024 tarihli raporda Davacının maluliyet oranının %2 olarak belirlendiği, çelişkinin bu raporla giderildiği anlaşılmakla maluliyet raporuna ilişkin itirazlar reddedilmiştir.
Kusur durumuna ilişkin değerlendirme; Mahkememizce aldırılan 07.12.2023 tarihli kusur bilirkişi raporunda davacı ve davalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda etken olduğunun bildirildiği, Davalı Sigorta şirketince kusur raporuna itiraz edilmesi nedeniyle 2 nolu celsede davalı vekiline rapor ücretini yatırmak üzere kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde rapor ücretinin yatırılmaması durumunda itirazlarından vazgeçmiş sayılacağının ihtar edildiği, Davalı vekilince rapor ücretinin yatırılmaması nedeniyle kusur raporundan vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağı, Torbalı 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyada aldırılan kusur raporu ve Mahkememizce aldırılan 07.12.2023 tarihli kusur raporunun aynı yönde olması ve raporlar arasında çelişki bulunmaması, davacının ihlal ettiği 2918 Sayılı Kanunun 68/1-b hükmünü, Dava dışı araç sürücüsünün 2918 Sayılı Kanunun 52/1-a hükmünü ihlal etmesi nedeniyle davacının kusur oranı Mahkememizce %75 olarak kabul edilmiş olup yeniden rapor aldırılmamıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 07.04.2022 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde, ... Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçe numarası ile kayıtlı bulunan sigortalı ... maliki olduğu,... plaka numaralı araç ile, ...sevk ve idaresinde, 07.04.2022 günü, saat 16.40 sıralarında İzmir-Aydın kara yolunun İzmir yönünde Merve Pide ilerisinde meydana gelen kazada davacı tarafın yaralandığını, Mahkememizce yapılan değerlendirmede Davacının %75 oranda kusurlu kabul edildiği, 21.08.2024 tarihli İstanbul Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu Dairesi'nin Adli Tıp Raporuna göre davacının engellilik oranının %2 (yüzdeiki) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının Yargıtay'ın yerleşen uygulamaları ile benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto, TRH 2010 tablosu esasına dayalı) yöntemi ile yapılan bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre yapıldığı, hesaplanan tazminatın sigorta poliçesi teminat limiti içerisinde kaldığı, dosya içerisinde bulunan SGK yazılarından, davacı tarafa dava konusu kaza nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği ödenmediği, sürekli iş göremezlik geliri bağlanmadığı, maddi tazminatın poliçe limiti kapsamında kaldığı, Davalı sigorta şirketi tarafından dava açılmadan yapılan ödemenin zarar tarihi dikkate alınarak davacının zararını karşılamadığı bu nedenle yasal faizi ile birlikte hesaplanarak tazminat miktarından mahsup edildiği, davalı sigorta şirketinin, KTK.'nın 85 ve 91. maddeleri uyarınca meydana gelen zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği ve zarar miktarının poliçe limiti dahilinde kaldığı, geçici iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin sağlık giderleri teminatı kapsamında sorumluğunun devam ettiği, bilirkişi hesap raporunun Yargıtay yerleşik uygulamalarına uygun olarak düzenlendiği ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşıldığından davacı tarafın %75 oranda kusurlu olduğu dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davanın niteliğine ve davacı vekili tarafından faizin başlangıç tarihine ilişkin yapılan değerlendirme; Dava çeşitleri HMK.'nın 105 vd. maddelerde düzenlenmiştir. Bir davanın hangi dava çeşidini oluşturduğu davacının talep sonucunun hangi dava türü tanımına uyduğuna göre belirlenebilir. Davacı dava dilekçesinde dava türünü inşai dava olarak yazsa bile bir miktar alacağın tahsili talebinde bulunmuş ise bu eda davası olup hâkim bu kapsamda karar vermek zorundadır. Bu nedenle eda davası açılması gerekirken inşai dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilemez. Hukuki yararı belirleyen davacının gösterdiği dava türü değil, karar verilmesi istenen talep sonucudur. Nasıl ki dava dilekçesinde hiç gösterilmemiş veya yanlış gösterilmiş olsa bile HMK.'nın 33. maddesi kapsamında doğru hukuki sebebi bulmak ve uygulamak hâkimin görevi ise HMK.'nın 32. maddesi çerçevesinde yargılamayı sevk ve idare ile dava türü tanımlarına ve talep sonucuna göre dava türünü doğru belirleyip buna göre yargılamayı sürdürüp davayı sonuçlandırmak da hâkimin görevidir. Bu konuda hâkim, davacının dilekçesinde yaptığı isimlendirmeyle bağlı olmaksızın açılan davanın, eda davası, tespit davası, belirsiz alacak ve tespit davası, inşai dava, kısmi dava, terditli dava, seçimlik dava ve topluluk davası çeşitlerinden hangisi olduğunu belirleyerek yargılamayı sürdürüp davayı sonuçlandıracaktır.
6100 Sayılı HMK.'nın Belirsiz alacak davası başlıklı 107. Maddesinde" Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
(2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.
Kısmi dava
MADDE 109-(1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.
(2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.)
(3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez."
Dava cismani zarar nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla açılan tazminat davasıdır. Bu tür davaların sadece belirsiz alacak davası ya da sadece kısmi dava şeklinde açılacağına ilişkin kanunda emredici bir hüküm bulunmamaktadır.
Cismani zarar dosyalarında kısmi dava olarak açılan davalarda davacının ıslah hakkı, belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda ise bedel arttırım dilekçesi sunmak suretiyle talep miktarını artırabilmektedir. Kısmi dava ile açılan davalarda verilen ıslah dilekçesi ile artırılan miktar bakımından ıslah tarihi dikkate alınırken belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda ise verilen bedel arttırım dilekçesi ile birlikte iddianın ve savunmasının genişletilmesi yasağına takılmadan davacı taraf talep miktarını arttırabilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun... Esas,... Karar sayılı ilamında "Belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli şartlar bulunmakla birlikte davacı açmış olduğu davanın kısmi dava olduğunu belirtmiş ise, bu hâlde mahkeme davayı, kısmi dava olarak kabul edip yargılamayı sürdürmelidir." şeklindedir.
Davacı vekilinin Mahkememize verdiği dava dilekçesinde konu kısmında "Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik" şeklinde açıldığı, Talep miktarı kısmında "şimdilik artırılmak üzere (fazlaya dair dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla)" belirtme olduğu, sonuç ve istem kısmında da "fazlaya ilişkin dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla" dava açtığı, 06.03.2025 tarihli celsede de "ıslah için tarafımıza süre verilmesini talep ederiz." şeklinde beyanda bulunduğu, davacının davasını kısmi dava olarak açtığı anlaşıldığından ıslah dilekçesi ile artırılan miktar açısından ıslah tarihi dikkate alınarak hüküm kurulmuştur.
Davalının temerrüt tarihine ilişkin yapılan değerlendirme; Davacı tarafın sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik kalemleri ayrı ayrı davalar/talepler niteliğindedir. Bu nedenle her talep açısından sigorta şirketinin temerrüt tarihleri farklılık arz etmektedir. Zira davalı sigorta şirketi tarafından sürekli iş göremezlik tazminatı açısından dava açılmadan önce 04.04.2023 tarihinde ödeme yapılmış olup yapılan ödeme zarar tarihi ile davacının zararını karşılamadığından eksik ödeme tarihi dikkate alınarak temerrüt tarihi belirlenmiştir.
Geçici iş görmezlik talebi açısından dava açılmadan önce davalı şirketçe ödeme gerçekleşmemesi nedeniyle sigorta şirketine başvuru yapılan 30.09.2022 tarihinden itibaren 8 iş günü eklenerek bulunan 10.10.2022 tarihi dikkate alınarak dava dilekçesinde davacı vekilinin talebi doğrultusunda yasal faiz üzerinden karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile,
73.709,71 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 10.000,00 TL'lik kısmına eksik ödeme tarihi olan 04.04.2023 tarihinden, 63.709,71 TL'lik kısmına ıslah tarihi olan 12/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine,
17.205,58 TL geçici iş göremezlik tazminatının 1.000,00 TL'lik kısmına temerrüt tarihi olan 10/10/2022 tarihinden, 16.205,58 TL'lik kısmına ıslah tarihi olan 12/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine,
Davacının fazlaya ilişkin geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik taleplerinin REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.210,42 TL nispi harçtan, peşin alınan 179,90 TL peşin harç ve 583,47 TL ıslah harcı ile tamamlanan toplam 763,37 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.447,05 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç ve 583,47 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 943,27 TL harcın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 1.836,75 TL tebligat ve posta gideri ve 5.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 4.875,00 TL İstanbul Adli Tıp İkinci İhtisas Dairesi Rapor ücreti olmak üzere toplam 12.211,75 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 6.105,88 TL'sinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davanın kabul ve ret oranına göre, 1.560,00 TL'lik kısmının davalıdan, 1.560,00 TL'lik kısmının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı.
14.05.2025
Katip ...
¸E-imza
Hakim...
¸E-imza