T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/45 Esas
KARAR NO : 2025/706
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 21.05.2015
KARAR TARİHİ: 17.07.2025
Mahkememizce verilen 20.03.2019 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 10.11.2022 tarih ve ... Esas,.. Karar sayılı ilamıyla, dosya bozma kararı üzerine, dosya mahkememize tevzi edilmiş olup, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... üzerine kayıtlı olan, diğer davalı ... tarafından kullanılan ... plakalı ... marka 2012 model özel otomobil davalı sigorta şirketi Halk Sigorta Anonim Şirketi tarafından... numaralı poliçeye dayalı olarak ZMMS ile sigortalandığını, davalı sürücü...nun tam kusuru sonucunda 12.03.2015 tarihinde Bayraklı...caddesinde vuku bulunan trafik kazasında yaya olan davacı taraf ...ağır şekilde yaralandığını, her ne kadar düzenlenen Trfaik Kazası Tespit Tutanağı ile kazada davalı sürücüsünün kusursuz olduğu, dava dışı Sürücü... İ'in ve davacı tarafın asli kusurlu olduğu rapor edilmiş ise de, bu raporun tamamiyle gerçek dışı bilgilere dayalı olduğundan toplanacak yeni delillerle oranların değişeceğini, 12.03.2015 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nda gerçek dışı bir değerlendirme ile davalılara ait... plakalı bu aracın fren yaparak durduğu sırada arkasından gelen... plakalı dava dışı ...'in sürücüsü olduğu aracın bu araca arkadan vurarak yaya olan davacı tarafa çarptığı, davacı tarafın bu nedenle yaralandığı belirtilmiş bu nedenle kazada arkadan çarpan sürücüsü ile davacı yayanın asli kusurlu bulunduğu, davacı yayaya çarpmış olan araç sürücüsünün hiç kusurlu bulunmadığı rapor edildiğini, ancak bu değerlendirmenin somut gerçeği yansıtmayan sadece araç sürücüsü davalının beyanının doğruluğuna dayandırılan gerçeğe aykırı ve çelişkili bir değerlendirme olduğunu, dinlenecek görgü tanıkları ile kanıtlanacağı üzere davacı tarafın sadece davalı sürücü ...'nun aracı ile çarpışmış olduğunu ve kaza sonrası davacı tarafın yanına gelen sürücü büyük suçluluk psikolojisi içinde "İstemezdim, üzgünüm, oldu fakat keşke yaya geçidinden geçseydin!" şeklinde olayın müsebbibi ve kusurlu olduğunu şahitler yanında kabul ve ifşa ettiklerini, açıklandığı üzere deliller toplanarak gerçek kusur oranının tespiti için uzman bilirkişi raporu alınmasını talep ettiklerini, trafik kazası sonucunda aldığı şiddetli darbe üzerine yola fırlatılan yaya davacı tarafın kalça ve kol kemiklerinin ağır şekilde hasara uğradığını, davacı tarafın kaldırıldığı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde bu organlarından dolayı ameliyatlar geçirdiğini, henüz şifa bulamadığı için tedavilerinin devam ettiğini, kalçasına protez, koluna da platin takıldığını, aradan geçen zamana rağmen hala acılar içinde kıvranarak yaşadığını, tedavisi bitince gerekli özgürlülük raporunun aldırılacağını, davacı tarafın tedavi ek giderleri yapmak zorunda kaldığını ve bunların bir kısmını belgeleyebildiğini, davacı tarafın hayati derecedeki kalça ve kol kırıklığı nedeniyle ek tedai harcamaları yapmak zorunda kaldığını, 15.00 TL tıbbi malzeme, 98,00 TL tıbbi malzeme, 15,00 TL gıda, 7.00 TL ilaç, 35,00 TL malzeme, 98,00 TL özel muayene konsültasyon rapor gelirleri, 720,90 TL özel genel uygulamalar ve girişim geliri ödemesi, 98,00 TL özel muayene ve rapor gelirleri ödemesi, 1.682,10 TL özel genel uygulamalar ve girişim gelirleri ödemesi, 359,82 TL özel genel uygulamalar ve girişim gelirleri ödemesi, 839,58 TL özel genel uygulamalar ve girişim gelirleri ödemesi, 50,00 TL tıbbi malzeme, 150,00 TL tıbbi malzeme, 5,00 TL tıbbi malzeme ödemesi olmak üzere toplam 4.173,40 TL olduğunu, ancak belgelenmeyen zorunlu başkaca tedavi ek giderlerinin de bulunmakta olduğunu, çünkü ambulans temin edilemeyen hastaneye gidiş gelişmelerinde taksi tutma zorunluluğunun da doğduğunu, halin icabına göre tedavi ek giderlerinin uzman bilirkişi eliyle belirlenmesini ayrıca talep ettiklerini, belgelenen ve takdir olunacak tedavi ek gideri olarak şimdilik 5.000,00 TL talep ettiklerini, davacı tarafın uğradığı kaza sonucu ev hanımlığı hizmetlerini yerine getirmekten yoksun kalarak çalışma gücünü yitirmesi veya azalması nedeniyle kazanç kaybına uğradığını, şimdilik bu zararları karşılığında bilirkişi raporuna göre arttırılmak üzere 1.000,00 TL tazminat talep ettiklerini, davacı tarafın sürekli özürlü kalma olasılığının yüksek olduğunu, ancak özgürlülük oranı tedavi sonucunda belli olacağını, bu nedenle miktarı artırmak koşuluyla sürekli iş göremezlik tazminatı olarak şimdilik 5.000,00 TL talep ettiklerini, uğradığı trafik kazası dolayısıyla davacı tarafın hayati tehlike geçirdiği, ağır ameliyatlar geçirmek zorunda kaldığını, aylarca şiddetli ağrılar çektiğini, derin endişelere kapıldığı için uğradığı manevi elem ve acıları karşılığında araç sahibi ve sürücüsü olan davalılardan dayanışmalı olarak 25.000,00 TL manevi tazminat tahsiline karar verilmesini ayrıca talep ettiklerini, araç maliki ve araç sürücüsü davalılardan haksız fiil tarihi olan 12.03.2015 tarihinden başlatılarak, davalı sigorta şirketinden ise dava tarihinden başlatılarak hükmedilecek tazminat miktarı için yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini talep ettiklerini, özelliği nedeniyle gerçek zarar miktarı ancak uzman bilirkişi raporu üzerine belirleneceği için HMK.'nın 107. maddesi uyarınca daha sonra artırılmak üzere davanın belirsiz alacak davası olarak açmış olduklarını, açıklanan nedenlerle artırma haklarının saklı tutarak yargılama sonucunda, 25.000,00 TL manevi tazminatın araç maliki ve sürücüsü olan davalılardan dayanışmalı olarak tahsilini, 5.000,00 TL tedavi ek giderleri, 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 11.000,00 TL maddi tazminatın her üç davalıdan dayanışmalı olarak tahsilini, araç maliki ve sürücüsü olan davalılardan sorumlu olduğu maddi ve manevi tazminatlar 12.03.2015 olan haksız fiil tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketinden ise dava tarihinden itibaren yasal faiz tahsilini, yargılama giderleri ve vekillik ücretinin davalılara dayanışmalı olarak yükseltilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAPLAR: Davalılar ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 12.03.2015 tarihli kaza tespit tutanağında açıkça beyan edildiği üzere sürücü davalı ...'nun kusursuz bulunduğu nedeniyle işleten davalı ...da her hangi bir kusurunun bulunmamakta olduğunu, davacı tarafın yaralanmasına ilişkin kusurları olan davalılara karşı husumet yöneltilemeyeceğinin sabit olduğu, açılan davanın öncelikle husumetten reddinin gerekmekte olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte tedavi giderlerine ilişkin taleplerin 6100 sayılı yasa ile yapılan değişiklik neticesinde kusur durumuna ve herhangi bir şart aranmaksızın SGK kapsamında girmiş olup, iş yönüyle de davanın husumetten reddinin gerektiğinin sabit olduğunu, çünkü İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/26317 Soruşturma no'lu dosyası üzerinden yapılan soruşturma neticesinde takipsizlik kararı verilerek davacı tarafın, davalılar...'na husumet yöneltilmesinin kabul edilemez mahiyette olup, açılan davanın usulden ve esastan reddinin gerektiğinin sabit olduğunu, davacı tarafın, yaya yolunun bulunmadığı yoldan karşıdan karşıya geçmek istemesi nedeniyle yola çıktığını, davalı sürücünün davacıyı görmesi üzerine hemen durduğunu, ancak davacı tarafın sendelemiş olduğunu, bu sırada davalı sürücüsüyle arasındaki takip mesafesini korumayan dava dışı... plaka sayılı aracın, davalı yana ait.... plaka sayılı araca çarparak davacı tarafın yaralanmasına sebebiyet verdiğini, bu durum kaza tespit tutanağında da açıkça beyan edildiğini, kaza tespit tutanağını düzenleyen memurların dosyada tanık açıkça olarak dinlenmesini talep ettiklerini, açıklanan tüm hususlar ile birlikte değerlendirildiğinde, davacı taraf ile dava dışı ... plaka sayılı araç sürücüsünün asli, davalı sürücüsünün ise kusursuz olduğu düşünüldüğünde, davanın esastan reddinin gerektiğinin sabit olduğunu, davacı tarafın vücudunda bu denli, ağır hasarların meydana geldiği belirtilmiş ise de, kaza ve oluşum şekline bakıldığı zaman davacı tarafın bu hasarların nasıl meydana geldiğinin anlaşılamamış olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın maluliyet oranının tespit edilmesinin gerektiğini, davacı tarafından istenilen tazminat miktarının fahiş olup, davalılar tarafından kabulünün mümkün olmadığını, çünkü yerleşik Yargıtay kararlarına göre, hüküm altına alınacak tüm tazminat miktarlarının kararın infazını güçleştirecek mahiyette olmamasına gözen gösterilmesi gerektiğini, çünkü davacı tarafın taleplerine bakılacak olursa, zenginleşme yasağına aykırı olduğu gerçeğini açıkça ortaya sermekte olup, kusur durumları göz önüne alındığında manevi tazminat taleplerinin de reddinin gerekmekte olduğunu, davacı tarafından talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğu, davalıların oldukça güç durumda bırakacağının Mahkemenin dikkatine sunulduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte kazadan ... plaka sayılı araç sürücüsü...e, işleteni Tic. Ltd. Şti.'ye,... plaka sayılı aracın ZMM sorumlusu Sigorta Anonim Şirketi'ne ve davalı...ya ait ... plaka sayılı aracın genişletilmiş kasko sorumlusu... Sigorta Anonim Şirketi'ne de davacı tarafın talepleri nedeniyle sorumluluklarının bulunmakta olup, bu davanın tüm adı geçenlere ihbarının gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı re'sen tespit edilecek nedenlerle cevap dilekçesinin kabulü ile haksız ve mesnetsiz açılan davanın öncelikle husumet itirazı nedeniyle usulden reddini, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini, ...'e, işleteni ...Tic. Ltd. Şti.'ye, ... plaka sayılı aracın ZMM sorumlusu Anadolu Anonim Şirketi'ne ve davalı ...'ya ait...plaka sayılı aracın genişletilmiş kasko sorumlusu... Sigorta Anonim Şirketi'ne tebliği ile davanın ihbar edilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin karşı davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Anonim Şirketi (Halk Sigorta Anonim Şirketi) vekili cevap dilekçesinde özetle; 12.03.2015 tarihinde davalı şirket nezdinde sigortalı... plaka sayılı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde, davalı şirketçe sigortalı olmasından bahisle, davacı için cismani zarar sebebiyle maddi ve manevi tazminat talep edildiğini, HMK. 121 maddesine göre davacı tarafın dava dilekçesi ile birlikte delillerini taraflarına tebliğ etmesinin zorunlu olduğunu, başta bedensel zarar ile kaza arasındaki ilişkiyi ispatlayabilecek deliller olmak üzere gerekli tüm delillerin tebliğinden sonra verilecek ayrıntılı cevap haklarını saklı tuttuklarını kazaya karışan... plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde poliçe ile sigortalı olduğunu, teminatların poliçenin ön yüzünde kayıtlı olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, asıl alacak ve dava masrafları açısından poliçe limiti ile sorumlu tutulmasının icap ettiğini, davacı tarafın, sigortalısının kusurunu ve zararını usulen ispat etmesi gerektiğini, poliçede meydana gelen riziko hallerinde azami poliçe teminatlarının belirtilmekte olduğunu, fakat poliçelerde gösterilen ve sigorta şirketinin sorumlu olduğu azami limiti gösteren meblağların muaccel ve maktu meblağlar olmayıp, ancak uğranılan gerçek zararı karşılamak için ihdas edilmiş meblağ olduğunu, zarar veren aracın neden olduğu riziko sebebi ile sigortalıya ait şeylere veya bedenlerine verilen zarardan ötürü sigorta şirketine poliçede gösterilen üst limit meblağın tamamını değil, üçüncü kişinin maruz kaldığı gerçek zarar miktarını araştırıp saptayarak ödeme yapmasının gerektiğini, davacı tarafın maddi zararının kanıtlanmasının gerekmekte olduğunu, kusura dayalı düzenlenen Trafik Tespit Tutanağı'nın gerçek dışı bilgileri yansıttığının ifade edilmesinde yerinde olmadığını, çünkü olayın ilgili birimlerince incelenmesi sonucunda alınan ve resmi belge niteliğini taşıyan bu raporun reddedilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafın ifade etmiş olduğu gibi böyle bir olayın tanık beyanlarıyla ispatlanmaya çalışmasının gerçek dışı olacağını, kusur ve davacı tarafın zararı konularında bilirkişi tetkikatı yapılmasını ve bilirkişi raporlarının taraflarına tebliğini talep ettiklerini, davacı tarafın maddi tazminat talebine konu kalemler net olmamakla tedavi ve geçici iş göremezlik gibi taleplerin 6111 sayılı yasa uyarınca reddinin gerekmekte olduğunu, yasa gereği davacının talep haklarının bulunmadığını, yasa gereği artık trafik kazası nedeni ile tüm tedavi giderleri SGK tarafından karşılanacak olup, yaralının SGK'ya tabi olup oladığına bakılmayacağını, çünkü bu kanun değişikliğiyle sigorta şirketleri SGK'ya katkı payı olarak belirli primleri peşinen ödeyeceğini, dolayısıyla 25.02.2011 milat olup bu tarih öncesi ve sonrası tüm zorunlu poliçeler kapsamındaki trafik kazalarında SGK'ya bağlı tüm resmi ve özel sağlık kuruluşlarınca verilen her türlü sağlık bedellerinin SGK tarafından karşılanacağını, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerekli olduğunu, çünkü SGK tarafından ödenen meblağ davalı şirketçe rücu edilmekte olduğunu, sigorta poliçesinde yazılı teminat tutarı, maluliyet halinde doğrudan doğruya hak sahiplerine ödenmeyeceğini, davacı tarafın, sürekli maluliyet halinde zararını ispat etmesi gerekmekte olduğunu, davacı tarafın maluliyetle kaza arasında illiyet bağının tespiti ve maluliyet oranının tespitinin mevzuata göre maluliyet raporu tanzimine tek yetkili İstanbul Adli Tıp Kurumu 3 . İhtisas Kurulu'na sevk edilerek maluliyet raporu alınmasını talep ettiklerini, aktüer raporlarının da Hazine Müsteşarlığı'nın 2010/4 sayılı genelgesi uyarınca aktüer siciline kayıtlı aktüerler tarafından hazırlanmasının gerektiğini, davalı sigorta şirketinin faizden dava tarihinden itibaren sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketine davadan önce aşvuru yapılmadığını, Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesi gereğince sigorta şirketinin hasar ödeme mükellefiyetinin hak sahibinin belgeleriyle usulen sigorta şirketine müracaatından itibaren 8 iş günü sonra başladığını, söz konusu başvuru yapılmadığından ve davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden faizden ancak dava tarihi itibari ile sorumlu tutulmalarının gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde talep etmiş olduğu üzere, açılmış olan davada kanunların da belirttiği gibi davalı sigorta şirketin (kabul anlamına gelmemek kaydıyla) sadece maddi zarardan sorumlu tutulacak manevi tazminat açısından herhangi bir talepte bulunmayacağını açıklanan sebeplerle aleyhlerine açılan haksız olarak açılan davanın reddini, HMK. 121. maddesi gereği davacı tarafın delillerinin taraflarına tebliğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmilini talep etmiştir.
İhbar Olunan Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde yazılı ...plakalı aracın, İhbar Olunan Sigorta Şirketi nezdinde 12.03.2015 tarihli kazayı kapsayan herhangi bir sigorta poliçesinin bulunmadığını, bu nedenle husumet itirazlarının olduğunu, davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde kaza tarihi kapsayan Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi olmadığından, sorumluluklarının bulunmadığının tespiti ile, aksi halde delillerin ve kaza tespit tutanağının taraflarınca tebliğini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, taraflarını bağlayan hüküm kurulmamasını talep etmiştir.
İhbar Olunan ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle;...plakalı vasıta İhbar Olunan Sigorta Şirketi'ne 05.11.2014-05.11.2015 vadeli 37351952 numaralı kasko /İMM poliçesi ile sigortalı olduğunu, bildirilen poliçeye göre manevi tazminat taleplerinde azami limitin 50.000,00 TL olduğunu, manevi tazminata hükmedilmesi BK. gereği hakimin takdirine bağlı olmakla birlikte, uygulamada görülen bütün bu rastgelelikler, bir anlamda keyfilikler ve eşitsizlikler karşısında, ortak ve somut bir ölçü bulmak gerektiği kabul olunması gerektiğini, manevi tazminat, maddi tazminat benzeri bir yöntemle, bir diğer birimi üzerinden hesaplanmalı; bu hesaplamada Türk Borçlar Yasası 51. ve 52. maddelerindeki indirim nedenleri gözetilmeli, yargıçlar hesap sonucuna bakarak ve yasada öngörülen "özel durumları" da dikkate alarak, TBK. 52/2. ve TMK. 4. maddesi çerçevesinde manevi tazminata hükmetmelidirler." bir başka ifade ile manevi tazminata hükmedilmesi için, a)Manevi tazminat, maddi tazminatı tamamlayıcı ve zarar vereni caydırıcı hükmedicilikte bir işlev görebilmelidir, b) Suçun ve eylemin niteliği dikkate alınmalıdır, c)Olayın ve eylemin ağırlığı, bir başka deyişle, tazminat sorumlularının "kusur derecesi" dikkate alınmalıdır, d)Zarar görenin ve zarar verenin kişilikleri ile sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınmalıdır, e)Hükme bağlanacak tazminatın miktarı, zarar veren üzerinde "caydırıcı etki" yapacak ve zarar görenin manevi eksikliğini az çok giderecek düzeyde olmalıdır, f)Davacıların sayısına ve ölen desteğe yakınlık derecelerine göre, hükmolunacak tazminatın miktarı uygun ve adaletli bir biçimde paylaştırılmalıdır, maddeleri gereğince kusurun ve sayılan şartların bulunması halinde manevi tazminat isteminin reddinin gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı, poliçe limiti ile yapılan ödeme hükmedilen tazminatın dikkate alınmasını, ihbar edilen olan İhbar Olunan Sigorta Şirketi hakkında hüküm tesis edilmemesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
... Lojistik İletişim Gıda İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; 10.12.2015 tarihinde Fer'i Müdahil şirkete tebliğ edilen dava, cevap ve ihbar dilekçesi gereği davalılar yanında davaya müdahil olarak katılma zorunluluğu hasıl olmuş olup, davanın kabulünün mümkün olmadığını, olay günü Fer'i Müdahil şirket çalışanı...yönetimindeki ... plakalı Isuzu Marka kapalı kasa ticari kamyonet, trafik kuralları çerçevesinde normal seyrinde 249/2 sokaktan... caddesine sağ doğru dönüş yaptığı sırada önünde seyir halinde olan davalılardan...yönetimindeki ... plakalı aracın aniden durması üzerine ... plakalı araca hafif bir şeklide çarptığını, ancak kaza tespit tutanağında Fer'i Müdahil şirket çalışanına yüklenen kusuru kabul etmenin mümkün olmadığını, çünkü kazanın davacı yayanın, geçiş yapmaması gereken bir yerden geçiş yapmaya çalışmasının yanı sıra güvenli bir geçiş yapmak için gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek kavşakta aniden yola fırlaması sonucu meydana geldiğini, olayın meydana geldiği yerde araçlar zaten kontrollü olarak geçiş ve dönüş yapmakta olduğundan gerek taraflarınca, gerekse diğer davalılara ait aracın hızının yüksek olmadığı yüksek hızda seyir edilmesinin mümkün olmadığının sabit olduğunu, bu durum kaza sonrası araçlarda oluşan hasarın tespiti için çekilen fotoğraflarla da sabit olduğunu, bu fotoğraflardan görüleceği üzere gerek Fer'i Müdahil şirket, gerekse diğer davalılar aracında önemli daha doğru şiddetli bir çarpmaya örnek delil teşkil edebilecek bir hasar oluşmadığını, ancak meydana gelen kazada, muhtemelen Fer'i Müdahil şirketin önünde seyir halindeki ... plakalı araç sürücüsü, Fer'i Müdahil şirket aracının çarpmasından önce davacı yaya ya çarptığından bu sebeple durduğu sırada muhtemelen aracın el frenini çekmemiş olması sebebi ile Fer'i Müdahil şirket aracının davalı aracına çarpması sebebi ile tekrar davacıya çarptığını, kazadan sonra davacı yayanın da zarar görmüş olması sebebi ile hemen olay yerine ambulans ve polis çağrılarak gerekli müdahalelerin yapılmasının da temin edildiğini, olaydan sonra açılan soruşturma da gerek davacı gerek taraflarınca, gerekse diğer davalılar birbirlerinden şikayetçi olmamış olduklarını, eğer davacı tarafın, dava dilekçesinde belirttiği ölçüde, meydana gelen kaza sebebi ile zarara uğramış olsa idi herhalde ilgililerden şikayetçi olmamazlık etmezdi diye düşündüklerini, olay mahallinde kaza anında bulunan tanıkların dinlenmesi ve mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi durumunda kazanın meydana geliş şekli ile çarpmaların şiddeti ve ne şekilde olduğu ile tarafların kusur konularının açıklığa kavuşacağını düşündüklerini, kanaatlerinde davacı tarafın meydana gelen bu kazadan ötürü bu derece bir görmüş olmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın savcılık dosyasında taraflardan şikayetçi olmaması da bir anlamda bu hususu teyit ettiğini, bunun yanı sıra belirtmek isteriz ki davacı tarafından istenilen tazminat tutarlarının fahiş olup, olayın oluş biçimi, davacının ve tüm davalıların kusur durumu, davacı tarafın kazadan dolayı ileri geldiği ileri sürülen rahatsızlıklarının kazadan dolayı mı yoksa başka bir olayın etkisi ile meydana geldiği, yapıldığı iddia edilen giderlerin olaya uygun olup olmadığı vb. Hususlarının yapılacak yargılamada açıklığa kavuşması halinde istenilen tazminat tutarlarının geçerlilikle bağdaşmadığı ve özellikle manevi tazminat açısından fahiş olduğunun ortaya çıkacağını, açıklanan ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle, davalılar yanında fer'i müdahil olarak davaya katılmalarını, haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin cevap dilekçelerine karşı cevap dilekçesinde özetle; davalılar ... vekilinin 22.06.2015 tarihli cevap dilekçesi ile davanın ihbarını talep etmesi nedeniyle kendisine dava ihbar dilekçesi tebliğ olunan olaya sonradan karışan ... plakalı aracın maliki ...Lojistik İletişim Gıda İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından verilen cevap dilekçelerinin gerçeğe uygun olmadığını, cevap dilekçesi ile cevap veren davayı kendisine ihbar eden yanında davaya dahil olmayı kabul ettiğini, davaya katılan cevap verenin kendisine ihbar eden davalının savunmasını kabullendiğini gösterdiğini, cevap veren gerçeğe aykırı ve çelişkili şekilde önce çarpan aracın sürücüsünü değil de davacı yayı kusurlu gösterdiğini, ancak oluş ve toplanacak deliller karşısında bu yöndeki savunmanın gerçek ve tutarlı olmadığı ortaya çıkacağını, cevap verenin dilekçesinin 5. maddesinde davalı sürücü ...'nun kullandığı ... plakalı aracın davacı tarafa çarparak durduğunu belirttiğini, elbette çarpma aracın hareket halinde olduğu süreçte mümkün olabileceğini, araç durunca olamayacağını, cevap veren çarpan ilk aracın arkasından gelen... plakalı kendi araçlarının duran ilk araca araca arkadan hafifçe çarptığını bu darbe üzerin öndeki aracın davacıya yaya bir kere daha çarpmış olduğunu iddia ettiğini, yine cevap veren hızlarının düşük olduğunu tali yoldan ana caddeye geçtiklerini yayanın "muhtemelen" öne fırladığını ileri sürdüğünü, kaza sonucunda davacı yaya darbe sebebiyle ileri fırlattığını ve kalça kemiği kırıldığına göre araç yayayı fırlatacak kadar güçlü şekilde çarptığını, bu da aracın hızlı olduğunun göstermekte olduğunu, ayrıca kaza tutanağına göre çarpışma ve durma noktaları göz önünde tutulduğunda, savunma gibi tali yoldan gelen araçlar iç şerit üzerinden dönüş yapmamış olduğunu, aksine geniş kavisle dış şerit üzerinden yapmak orta refüje adımını atmak üzere iken yaya davacı tarafa çarptığını, davacı sürücünün şikayeti olmaması ve bu yönde soruşturma yapılmaması yönündeki itirazına gelince, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 09.06.2015 tarih, ... Esas, ... sayılı içtihadında "Birkaç kişinin yaralanması ile sonuçlanan söz konusu trafik kazası da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir ve şikayet yokluğu nedeniyle sürücüler hakkında taksirli yaralama suçunda ceza davası açılmaması da sonuca etkili değildir." görüşünün benimsenmiş olmakla bu yöndeki iddia ve beyanın hukuki değerinin olmadığını, kaza sonucunda davacı tarafın refüj üzerine fırlatılması ve kalça kemiğinin kırılması gerçeği karşısında kendisinin cismani zarar görmediğine ilişkin iddianın da anlam ve değerinin olmadığını, açıklanan gerekçelerle ihbar edilenin davacı aleyhine olan beyanlarının geçeğe uygun olmadığı için yargılama tamamlanarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalıların kusuru, ancak gerekli deliller toplandıktan sonra alınacak kusur raporu ile kesin olarak tespit olunacağından, davalıların trafik kazası tespit tutanağına dayalı olarak kusursuzluk itirazında bulunmalarının hukuki değerinin olmadığını, Türk Borçlar Kanunu'nun yargılama balıklı olan 74. Maddesi gereğince hüküm ve kökleşen içtihatlar uyarınca son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin takipsizlik kararı, haksız fiilin failin olan davalı sürücünün ve araç sahibinin kusurunun soruşturulmasını önlemeyeceğini, delillerin toplanarak kesin kusurun saptanmasının yasa ve hakkaniyet gereği olduğunu, tedavi ek giderlerinin de Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan talep edilmesi gerektiğine ilişkin itiraz ve buna bağlı husumet sebebiyle davanın reddi talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kazazedenin TBK.'nın 54. Maddesine göre tedavi giderlerini talep haklarının bulunduğunu, ancak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesine göre asli tedavi giderleri SGK tarafından karşılandığını, Yargıtay 17. Dairesi'nin... Esas, ...Karar sayılı ve 11.05.2012 tarihli emsal kararı da trafik kazasına ilişkin ek tedavi giderlerinin sorumlu sigorta şirketi ile sürücü ve araç maliki davalılardan tahsil edileceğine ilişkin olduğunu, olayda davalı sürücünün kusurlu olduğunu, trafik kazası tespit tutanağının doğal olarak trafik kazasının gerçekleşmesi ardından çağrılınca olay yerine gelmiş olan ve dolayısıyla olayın görgü tanığı bulunmayan trafik polisleri tarafından düzenlendiğini, bu nedenle oluşu görmeyen ve sadece olayın faili sürücünün beyanına dayanan kusur tespiti gerçeğinin yansıtmamakta olduğunu, davalı sürücü kazanın vuku bulunduğu anayola çıkış köşesinde "Dur" levhasının yazılı bulunan tali sokaktan dur uyarısına uymadan hem çok hızlı olarak hem de dar kavisli dönüş yerine geniş kavisli dönüş yapmak suretiyle giriş yapmış ve bu nedenle tam da refüje adımını atmak üzere olan davacı yayaya çarptığını, dinletecekleri görgü tanıklarının beyanlarına göre kazaya davalıların aracına arkadan çarpan aracın darbesinin neden olduğu savunması gerçeklere uygun olmayan kurmaca bir beyandan ibaret olduğunu, teknik olarak böyle bir zincirleme çarpmanın gerçekleşmeyeceği uzman danışmanlar tarafından ifade edildiğini, bütün bu nedenlerle olayda asli kusurlu olan davalı taraf olduğunu, şüphe yok ki davacı tarafın yaralanma ve özürlülük durumunun uygun sağlık raporu ile belgeleneceğini, kaza darbesi üzerine davacı tarafa çağrılan ambulansla hastaneye kaldırıldığında ve arada gerekli epikriz raporu düzenlendiğine göre davacı tarafın yaralanması ile ilgili beyanlarının gerçek dışı olduğu yönündeki savunmanın sadece bir garabet eseri olduğunu, manevi tazminatın miktarı elbette koşulları değerlendirilerek Mahkemenin takdir edeceğini, oluşa göre manevi acı çekmiş olan davacı tarafın manevi tazminat istemesinin Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesine uygun olduğunu, istenen miktar çekilen acıyla orantılı olup Yargıtay içtihatlarının aradığı manevi tatmin duygusunu sağlayacak miktarda olduğunu, kazaya neden olan aracın kasko sigortasını yapmış olduğu ileri sürülen Ray Sigorta Anonim Şirketi'ne ihbar edilmesi, nacak o sigorta poliçesinin manevi tazminatı da kapsaması halinde uyuşmazlıkla bağlantılığı olabileceğini, bu ise ilgili poliçe incelendiği zaman ortaya çıkabileceğini, açıklanan nedenlerle cevaplar yerinde olmadığından yargılanarak davanın kabulüne ve sonuçlarına karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR:
Bozma öncesinde İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nden davacı...için 15.02.2016 tarihli Adli tıp raporu alınmıştır.
Bozma öncesinde İstanbul Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'ndan davacı... için 03.05.2017 tarihli Adli tıp raporu alınmıştır.
Bozma öncesinde İstanbul Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden tarafların kusur oranlarına ilişkin 26.03.2018 tarihli Adli Tıp Raporu alınmıştır.
Bozma öncesinde İzmir Ege Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Kurumu Ortopedi Travma Polikliniği'nden davacı ... için 24.08.2016 tarihli Adli Sağlık Kurulu raporu alınmıştır.
Bozma öncesinde Mahkememizce aldırılan Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan 2018/146 Talimat dosyasından, Makine Mühendisi Bilirkişi ..., Makine Mühendisi... ve Makine Mühendisi İbrahim ...'den oluşan Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden, 02.07.2018 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmıştır.
Bozma öncesinde Mahkememizce Dr. ... 25.12.2018 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve... Karar sayılı gerekçeli karar evrakı.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 10.11.2022 tarih ve ... Esas,... karar sayılı Karar İlamı evrakı.
İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğü'ne Karayolları Kürsüsü Heyeti'nde bulunan bilirkişilerin isim listesi celp edilmiştir.
Bozma sonrasında Mahkememizce İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan 2023/59 Talimat dosyasından, Dr. Öğr. Üyesi Yük. Müh..., Doç. Dr. Yük Müh. ... ve Dr. Yük. Müh....den oluşan İstanbul Teknik Üniversitesi Karayolları Kürsüsü Heyeti'nden, 22.12.2023 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmıştır.
Bozma sonrasında İstanbul Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden tarafların kusur oranlarına ilişkin 27.05.2024 tarihli Genişletilmiş Uzmanlar Heyetince düzenlenen Adli Tıp Raporu alınmıştır.
Bozma sonrasında Mahkememizce Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan 2025/13 Talimat dosyasından, Makine Mühendisi Bilirkişi..., Trafik Mühendisi Bilirkişisi ... ve Makine Mühendisi ...'den oluşan Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden, 16.03.2025 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmıştır.
-Bozma öncesinde 15.02.2016 tarihli İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün Adli Tıp Raporu'nda özetle; 1.Hastanın yaşına göre meslekte kazanma gücünde azalma (kalıcı sakatlık-maluliyet) oranının %71 (yüzdeyetmişbir) olduğunu,
2.Şahsın yaralanmasının 4 (dört) ayda tıbbi şifa bulacağı kanaatine varılmıştır.
-Bozma öncesinde 03.05.2017 tarihli İstanbul Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'nun Adli Tıp Raporu'nda özetle; Mevcut belgelere göre Zeki kızı 1957 doğumlu ... 12.03.2015 tarihli trafik kazası sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak:
Gr1 XII (11Bbba....40) A %44
Gr1 VII (10a.......41) A %45
Balthazard formülüne göre; A %69,2
E cetveline göre: %76,0 (Yüzdeyetmişaltıvirgülsıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı,
2-İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile kanaate varılmıştır.
-Bozma öncesinde 26.03.2018 tarihli İstanbul Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nin Adli Tıp Raporu'nda özetle; Rapordaki hususlar muvacehesinde, olayda;
a)Davalı sürücü....'nun %35 (yüzde otuz beş) oranında kusurlu,
b)Davacı yaya... %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu,
c)Sürücü ...%35 (yüzde otuz beş) oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
-Bozma öncesinde Mahkememizce Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/146 Talimat dosyasında aldırılan, 02.07.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; 1-Davalı Şirkete sigortalı aracın dava dışı sürücüsü... %100 oranında tam kusurlu olduğu,
2-Fer'i Müdahil Yörükoğulları Lojistik İletişim Gıda İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait aracın dava dışı sürücüsü...meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığı,
1-Davalı Sigorta Şirketi'nin ise sigorta limitleri dahilinde sigortalanmış olduğu aracın sürücüsü... kusuru oranında sorumlu bulunduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
-Bozma öncesinde Mahkememizce aldırılan 25.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 12.03.2015 tarihinde yaralanan ...geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 8.008,57 TL olduğu,
Sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 208.300,80 TL olduğu,
Belgeli bakım giderinden kaynaklı alacağının 1.950,00 TL olduğu,
SGK sorumluluğunda olmayan belgeli tedavi giderinin 4.435,90 TL olduğu,
Tedavi ile ilişkili muhtemel ulaşım giderinin ise 360,00 TL olabileceği,
Davacının toplam Maddi tazminat alacağının 223.055,27 TL olacağı kanaatiyle,
Manevi tazminatın takdiri Mahkemeye ait olmak üzere kanaate varılmıştır.
-Bozma sonrasında Mahkememizce İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/59 Talimat dosyasında aldırılan, 22.12.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;...plaka numaralı otomobilin, kavşaktan sağa dönüşü sırasında, kavşak başından karşıdan karşıya geçiş yapan yaya ... çarpması durumunda:
a-Davalı sürücü ...'nun hatalı sevk ve idaresinin, birinci (asli) derecede ve takdiren %70 (yüzde yetmiş) oranında etkili bulunduğu,
b-Davacı yaya ... hatalı davranışının ise, ikinci (tali) derecede ve takdiren %30 (yüzde otuz) oranında etkili bulunduğu,
II-... plaka numaralı otomobilin, kavşaktan sağa dönüşü sırasında, kavşak başından karşıdan karşıya geçiş yapan yaya ...çarptıktan sonra durduğu sırada, arkasından gelen,.. plaka numaralı kamyonetin otomobile arkadan çarpması ile ötelenip, kavşakta karşıdan karşıya geçiş yapan yayaya tekrar çarpması durumunda:
a-Dava dışı sürücü... hatalı sevk ve idaresinin, birinci (asli) derecede ve tam, %100 (yüzde yüz) oranında etkili olduğu,
b-Davalı sürücü...'nun, etkili herhangi bir hatalı davranışının bulunmadığı,
c-Davacı yaya..., etkili herhangi bir hatalı davranışının mevcut olmadığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
-Bozma sonrasında 27.05.2024 tarihli Genişletilmiş Uzmanlar Heyetince düzenlenen Adli Tıp Raporu'nda özetle; a)Davalı sürücü... %90 (yüzde doksan)oranında kusurlu olduğu,
b)Sürücü ... kusursuz olduğu,
c)Davacı yaya ... %10(yüzde on) oranında kusurlu olduğuna, oy birliği ile sonuç ve kanaatine varılmıştır.
-Bozma sonrasında Mahkememizce Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/13 Talimat dosyasında aldırılan, 16.03.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; 1-...Plaka Sayılı araç (Otomobil) sürücüsü ... 2918 Sayılı Karayolları trafik Kanunun 52/a-b, 53/a, 57/a, 84 /h maddeleri ile Karayolları Trafik yönetmeliğinin 109/d maddesini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %100 ( Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu,
2-Yaya...; Maruz kaldığı bu kazanın oluşumunda herhangi bir kural ihlalinde bulunmadığı,
35 VSP 01 Plaka Sayılı araç (Kamyonet) sürücüsü... Yayanın yaralanmasında bir illiyet bağı oluşmadığı için bu kazanın oluşmasında herhangi bir kural ihlalinin olmadığı, görüş ve kanaatine varılmıştır.
GEREKÇE :
Dava; davacının trafik kazasından kaynaklı yaralanması nedeniyle kazaya neden olan sigortalı araç sürücüsü, araç maliki ve ZMMS sigortacısından maddi tazminat; ayrıca davalılar araç işleteni ve araç sürücüsünden manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce verilen 20.03.2019 tarih,..Esas ve ... Karar sayılı kararı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 10.11.2022 tarih ve ... Esas,... Karar sayılı ilamıyla "Dosyada mevcut 12/03/2015 tarihli kaza tespit tutanağında sürücü... ve yaya ... asli kusurlu, sürücü ... kusursuz olduğu belirtilmiş; ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 26/03/2018 tarihli kusur raporunda davacı yaya ... %30, davalı sürücü ... %35, sürücü ...de %35 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş; Karayolları Trafik Heyeti'nden itirazlar doğrultusunda alınan ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 02/07/2018 tarihli kusur raporunda davalı sigorta şirketinin sürücüsü ... %100 kusurlu" olduğu belirtilmiştir. Dosyada mevcut kaza tespit tutanağında belirlenen kusur oranı ile ve dosya kapsamında alınan raporlar arasında kusur oranları yönünden çelişki bulunduğunun anlaşılmış olmasına göre; mahkemece, dosyanın İTÜ Karayolları Kürsüsünden seçilecek konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kuruluna tevdii ile, kaza tespit tutanağı ve ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen kusur raporu ile hükme esas alınan Karayolları Trafik Heyeti'nce düzenlenen bilirkişi raporu da değerlendirilmek suretiyle aralarındaki çelişki giderilerek, davalıların kusur yönünden itirazlarının da karşılandığı, kazanın oluş şekline göre sürücülerin olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alındıktan sonra, dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin...Esas, ...Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
2-Kabule göre de; a-Maddi ve manevi tazminat davaları birbirlerinden ayrı ve bağımsız davalar olduğundan; hüküm ve fer'ileri birlikte kurulamaz. Şöyle ki; 6100 Sayılı HMK 297/2 maddesi gereğince bir davada istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup, maddi tazminat ve manevi tazminat davaları her ne kadar birlikte görülmüş ise de; birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle hüküm kısmında her dava hakkında o davaya ilişkin yargılama giderleri ve buna bağlı olarak yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin, karar ve ilam harçlarının da ayrı ayrı gösterilmesi zorunludur. Mahkemece anılı usul kanunu hükmüne aykırı şekilde maddi ve manevi tazminat tutarları için tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Davacı vekilinin, dava dilekçesi ile hükmedilecek maddi ve manevi tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep ettiği, davacı vekilinin bu husustaki talebine istinaden mahkemece maddi tazminata faiz işletilmesine karar verilmesine rağmen, manevi tazminat yönünden faiz işletilmemiş olması hatalı olmuştur." gerekçesi ile bozularak yeniden esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.
Bozma ilamı doğrultusunda Mahkememizce İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/59 Talimat dosyasında aldırılan İTÜ. raporunda;
I-...plaka numaralı otomobilin, kavşaktan sağa dönüşü sırasında, kavşak başından karşıdan karşıya geçiş yapan yaya ...çarpması durumunda:
a-Davalı sürücü...nun hatalı sevk ve idaresinin, birinci (asli) derecede ve takdiren %70 (yüzde yetmiş) oranında etkili bulunduğu,
b-Davacı yaya... hatalı davranışının ise, ikinci (tali) derecede ve takdiren %30 (yüzde otuz) oranında etkili bulunduğu,
II-...plaka numaralı otomobilin, kavşaktan sağa dönüşü sırasında, kavşak başından karşıdan karşıya geçiş yapan yaya ... çarptıktan sonra durduğu sırada, arkasından gelen, ... plaka numaralı kamyonetin otomobile arkadan çarpması ile ötelenip, kavşakta karşıdan karşıya geçiş yapan yayaya tekrar çarpması durumunda:
a-Dava dışı sürücü ... hatalı sevk ve idaresinin, birinci (asli) derecede ve tam, %100 (yüzde yüz) oranında etkili olduğu,
b-Davalı sürücü ...'nun, etkili herhangi bir hatalı davranışının bulunmadığı,
c-Davacı yaya ..., etkili herhangi bir hatalı davranışının mevcut olmadığı tespitine varıldığı, terditli rapor tanzim edilmesi nedeniyle 27.05.2024 tarihli Genişletilmiş Uzmanlar Heyetince düzenlenen Adli Tıp Raporu aldırıldığı ve aldırılan raporda; Davalı sürücü...nun %90 (yüzde doksan)oranında kusurlu olduğu, Sürücü ... kusursuz olduğu, Davacı yaya...%10 (yüzde on) oranında kusurlu olduğu sonucuna varıldığı dosyaya gelen raporlardan farklı rapor tanzim edilmiş olması nedeniyle Karayolları Fen Heyetinden yeniden rapor aldırıldığı ve aldırılan 16.03.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda;... Plaka Sayılı araç (Otomobil) sürücüsü ...; 2918 Sayılı Karayolları trafik Kanunun 52/a-b, 53/a, 57/a, 84 /h maddeleri ile Karayolları Trafik yönetmeliğinin 109/d maddesini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %100 ( Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, Yaya ... Maruz kaldığı bu kazanın oluşumunda herhangi bir kural ihlalinde bulunmadığı, ... Plaka Sayılı araç (Kamyonet) sürücüsü...; Yayanın yaralanmasında bir illiyet bağı oluşmadığı için bu kazanın oluşmasında herhangi bir kural ihlalinin olmadığı tespit edilmiştir.
Mahkememizce aldırılan İTÜ. ve Karayolları Fen Heyeti raporuna göre davacı yayanın kusursuz olduğunun tespit edildiği, bozma öncesinde ve bozma sonrasında aldırılan raporlarda diğer davalıların %100 kusurlu ya da kusursuz olduğunun tespit edildiği, bu nedenle davalıların eşit kusurlu sayılması gerektiği anlaşılmakla davacının maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiştir.
TBK.'nın 56/2 maddesindeki "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." şeklindeki yasal düzenleme gereğince davacının manevi tazminat talep etme hakkı mevcuttur. Manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7.sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı'nda da etraflıca açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Zarara uğrayanın manevi ızdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Takdir edilecek manevi tazminat miktarı bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır. Kusur oranı, her ne kadar matematiksel anlamda bir indirim yapılmasını gerektirmezse de manevi tazminatın miktarını tayinde önem arz eder. Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, davacının yaralanmasına neden olan kazanın meydana geliş şekli, davaya konu trafik kazasında davacının kusurunun bulunmaması, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının, yaralanması nedeniyle çektiği elem ve ızdırap nazara alınarak, davacının manevi tazminat talebinin tam kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının maddi tazminat davasının KABULÜ ile;
8.008,57 TL geçici iş göremezlik tazminatı,
208.300,80 TL sürekli iş göremezlik tazminatı,
1.950,00 TL bakım gideri,
4.435,90 TL tedavi gideri,
360,00 TL tedavi ile ilişkili ulaşım giderinin Davalı araç maliki Bahar Yarıcı ile araç sürücüsü Deniz Karabacak'tan haksız fiil tarihi olan 12/03/2015 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise dava tarihi olan 21/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Davacıya verilmesine,
2-Davacının manevi tazminat davasının KABULÜ ile;
25.000,00 TL manevi tazminatın Davalı araç maliki ... ile araç sürücüsü...haksız fiil tarihi olan 12/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalılardan müştereken ve mütesilsilen tahsili ile Davacıya verilmesine,
3-Maddi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 15.236,91 TL nispi ilam harcından, peşin alınan 122,96 TL harcın ve 724,27 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 847,23 TL harcın düşülmesi ile kalan 14.389,68 TL karar ve ilam harcının Davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
4-Manevi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 1.707,75 TL nispi ilam harcından dava açılırken alınan 27,70 TL başvurma harcının düşülmesi ile kalan 1.680,05 TL karar ve ilam harcının Davalılar ... müştereken ve müteselsilen alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından tarafından yapılan 27,70 TL başvurma harcı, 122,96 TL peşin harç ve 724,27 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 874,93 TL harcın Davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 1.618,55 TL tebligat ve posta gideri, 17.750,00 TL bilirkişi ücreti ve Adli Tıp Rapor Ücretleri toplamı 8.840,48 TL olmak üzere toplam 28.209,03 TL yargılama giderinin Davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
7-Maddi Tazminat davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. uyarınca davacı yararına takdir olunan 35.689,00 TL vekalet ücretinin Davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
8-Manevi Tazminat davası yönünden Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. uyarınca davacı yararına takdir olunan 25.000,00 TL vekalet ücretinin Davalılar ... ile...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekili ve Davalılar...ve ... vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı.17.07.2025
Katip...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza