T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/723 ESAS
KARAR NO: 2023/940 KARAR
DAVA: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/09/2023
KARAR TARİHİ: 27/11/2023
Mahkememizde görülen Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14/04/2023 tarihinde sürücü ...sevk ve idaresindeki davalı sigortanın ... numaralı sigorta poliçesine kayıtlı araçlarından... plakalı araç ile müvekkiline ait ... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrasında düzenlenen 14/04/2023 tarihli kaza tespit tutanağında söz konusu kazanın oluşumunda... plakalı araç sürücüsü ... asli kusurlu olduğunu, müvekkiline ait aracın sürücüsü ... caddesinde kırmızı ışıkta durduğunu, yeşil ışık yandığında ise harekete geçtiğini, bu esnada karşı taraf sürücüsü ...'ın kırmızı ışıkta geçerek müvekkilinin aracına çarptığını, bu durumun kaza tespit tutanağı ile sabit olduğunu, karşı taraf sürücüsü ...'ın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu 47/1- B kuralını ihlal ettiğinden ve müvekkilinin herhangi bir kusuru olmadığından başvuruyu yaptıklarını, bahsi geçen poliçedeki limit de göz önünde bulundurularak ...'ın kusuruyla gerçekleşen trafik kazası neticesinde müvekkiline ait ... plakalı aracında meydana gelen değer kaybının ve ikame araç bedelinin telafisini teminen maddi karşılığının hesaplanarak, kaza tarihinden başlayarak işleyecek yasal faizi ile birlikte taraflarına ödenmesi gerektiğini, açıkladığı nedenlerle; müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybı ve ikame araç bedelinin telafisini teminen maddi karşılığının hesaplanarak kaza tarihinden başlayarak işleyecek yasal faizi ile birlikte karşı taraftan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin meydana gelen kaza ile ilgili olarak ödeme yaptığını, yapılan ödemeyle müvekkilinin sorumluluğunun kalmadığını, mahkeme aksi kanaatte ise yapılan ödemelerin poliçe limitinden düşülmesinin gerektiğini, zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna başvurması gerektiğini, taraf kusurlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesinin talep edildiğini, değer kaybının belirlenebilmesi için birden çok kriterin incelenmesinin gerektiğini, bu incelemenin de konusunda uzman ehil ve tarafsızlığı tartışılmayacak bilirkişiler kanalı ile yapılması gerektiğini, değer kaybı tazminat tutarının 01.06.2015 tarihinde yürülüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS genel şartlar tebliğine göre hesaplanmasının doğru olduğunu, bilirkişiye bu yönde hesaplama yapılması talimatı verilmesinin gerektiğini, sigorta şirketi tarafından ödenecek değer kaybı tutarının maddi teminat limitinin %15’ini aşamayacağını, aracın daha önce başka bir kazaya karışıp karışmadığının taraflarınca bilinmediğini, davacıya ait aracın daha önce kazaya karışmış olması durumunda orjinalliğinin de bozulmasının söz konusu olmayacağını, araçta bakiye değer kaybının da yaşanmayacağını, bu hususun tespiti için aracın tramer kaydını talep ettiklerini, kazanın meydana gelmesinde davacının müterafik kusurunun olup olmadığının tespit edilmesi ortaya çıkan sonuçta müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının mahkemece tespitinin gerektiğini, araç şasesinde veya aracın iskeletinde hasar gören herhangi bir parça mevcut olmadığından değer kaybı talebinin reddedilmesi gerektiğini, başvurana ait aracın geçmiş hasar kayıtlarının Sigorta Bilgi Merkezinden araştırılması gerektiğini, tramer kaydının incelenmesini, ayrıca bilgisayarlı eksper incelenmesinin yapılması gerektiğini, aracın daha önce hasarının olacağını, açıkladığı nedenlerle; maddi tazminat taleplerinin reddini, kusur oranı bakımından ve değer kaybı miktarının tespiti yönünden mahkemece bilirkişi tetkikatı yaptırılmasını, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasını, davacının müterafik kusurunun tazminattan indirilmesini, müvekkilinin sorumlu bulunması durumunda sorumluğunun azami limit ile sınırlı olacağını, davanın reddi ile müvekkilinin dava açılmasına sebep olmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
6100 sy HMK'nun 307. maddesi uyarınca "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir."
309. maddenin 1. ve 2. fıkraları uyarınca "Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır.
Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir."
310. maddesi uyarınca "Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. "
311. maddesi uyarınca "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur."
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Davacı vekilinin 06/11/2023 tarihli saat 16:29' de sunduğu dilekçe ile;" ... Yukarda açıkladığımız nedenlerle, dosyada mevcut olan vekaletnamemizde de yetkimiz bulunması veçhile, feragat istemimiz yönünde karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz..." şeklinde davadan feragat ettiği,
06/11/2023 tarihli saat 18:02' deki dilekçesi ile; "...06.11.2023 tarihli dilekçemiz ile müvekkilimizin açmış olduğu tazminat davasından kendi hür iradesiyle feragat ettiğini, bu nedenle sonuç ve istemlerimizden vazgeçtiğimizi belirtmiş idik. Ayrıca ve açıkça belirtmek gerekir ki iş bu feragat, YALNIZCA DAVALILARDAN ... İÇİNDİR..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Feragatin davaya tek taraflı olarak son veren usul işlemlerindendir. Davadan feragat sonuçları ile ilgili düzenlemeler HMK madde 311’de bulunur. Madde düzenlemesine göre feragat beyanında bulunmanın ardından mahkemenin verdiği karar kesin hüküm niteliğindedir.
Davacı şekle uygun sözlü veya dilekçe ile feragat beyanında bulunduktan sonra bu feragatten dönemez. Davacı, feragatin hile, hata, ikrah nedeniyle yapıldığını ve bu nedenle feragatten dönmek istediğini ayrı bir “feragatten fesih davası” açarak ileri sürebilir.
Davacı vekilinin ilk dilekçesi ile davanın tamamından feragat ettiği, ikinci verdiği dilekçe ile, davalı ... dışındaki davalılar yönünden feragatten döndüğünü beyan ettiği ancak feragatten dönülemeyeceği, feragat beyanının ön inceleme tutanağının imzalanmasından önce mahkememize sunulduğu, davacı vekilinin vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-Harçlar Kanunu'nun 22. maddesine göre davadan feragat ön inceleme duruşmasından önce gerçekleştiğinden, karar tarihindeki maktu ve karar ilam harcının 1/3'ü oranına isabet eden ve bu orana isabet edip alınması gereken harç 89,95-TL olduğundan, peşin alınan 269,85-TL harçtan alınması gereken harcın düşülerek fazladan alınan 179,90-TL harcın isteği halinde davacı tarafa iadesine,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca, feragat ön inceleme duruşmasından önce gerçekleştiğinden, davalı ... A.Ş. yararına takdir olunan 500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
5-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.200,00-TL'nin davada haksız çıkan davacıdan alınarak HAZİNE'ye gelir kaydına,
6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair; tarafların yokluklarında, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.27/11/2023
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır