T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/748 ESAS
KARAR NO : 2025/557 KARAR
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/07/2023
KARAR TARİHİ: 18/06/2025
Mahkememizde görülen Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ...'ın müvekkili tarafından imzalandığını iddia ettiği senedi diğer davalı ...'e ciro ettiğini ve diğer davalının ise üzerindeki imzaları müvekkiline ait olmayan senet ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin Bergama İcra Dairesinin ... E. Sayılı icra dosyasına konu olan senedi imzalamadığını, senedin üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, TC kimlik numarası ile senet üzerindeki TC kimlik numarası birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin TC kimlik numarasının...olmasına rağmen senet üzerinde...olarak yazıldığını, senedin üzerindeki yazıların da müvekkiline ait olmadığını, icra takibinde gönderilen ödeme emrinde müvekkilinin TC kimlik numarasının olmadığını, Bergama Cumhuriyet Başsavcılığına 'Resmi Belgede Sahtecilik' suçundan ötürü davalılar hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, imza incelemesi için müvekkiline ait imza örneklerinin toplanmasını,... Bankası ve Anadolu Bankası Bergama Şubelerine yazı yazılarak müvekkilinin imza örneklerinin alınmasını talep ettiklerini, imza örnekleri toplandıktan sonra senet aslında ile birlikte bilirkişiye tevdii edilerek imza incelemesi için rapor aldırılmasını talep ettiklerini, senet üzerindeki müvekkiline ait adresin de yanlış olduğunu, No.6'da ikamet etmesine rağmen No.16 yazılmış olması nedeniyle usulsüz bir tebligat ile müvekkilinin 5 günlük yasal süre içerisinde imzaya itiraz davası açamadığını, müvekkilinin icra takibinden maaşına gelen haciz ile haberdar olduğunu, müvekkilinin her ay maaşından 1/4 kesintiye katlanmak ve maaşını eksik almak zorunda kaldığını, sahte bir senetle başlatılan takibin senetteki meblağın da büyüklüğü göz önüne alınarak teminatsız bir biçimde ihtiyaten durdurulmasını talep ettiklerini, dava sonuçlanıncaya kadar maaşının 1/4'ünün kesilecek olması ve hatta mal varlığının satılabilecek olması nedeniyle geriye dönüşü imkansız zararlara sebebiyet vereceğini, dava sonuçlanıncaya kadar teminatsız veya uygun görülecek cüz'i bir teminat karşılığında takibin ihtiyaten durdurulmasını talep ettiklerini, davalılar ile müvekkili arasında senet düzenlenmesini gerektirecek bir iş ilişkisi mevcut olmadığını, müvekkilinin özel sektörde asgari ücretin biraz üzerinde bir maaşla çalışan bir işçi olduğunu, senedin üzerinde belirtilen 250.000-TL gibi çok yüksek bir meblağı borçlanacak hiçbir durumu olmadığını, davalıların sahte imza ile müvekkilini borç altına soktuklarını, icra takibine senedin müvekkili tarafından imzalanmadığının davalılar tarafından bilindiğini, icra takibi kötüniyetle başlatıldığından davalılar aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini, açıkladığı sebeplerle; bergama icra dairesinin... e. sayılı icra dosyasına konu olan senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmaması nedeniyle davalılara karşı borçlu olmadığının tespiti ile senedin ve takibin iptalini, müvekkilinin mal varlığının cebri icra ile satılması durumu söz konusu olduğundan dava sonuçlanıncaya kadar icra dosyası üzerine teminatsız olarak veya uygun bir miktar teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilerek icra dosyasının durdurulmasını, müvekkili lehine %20'den az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin bu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, müvekkilinin lehtar, ciranta ise diğer davalı ... olduğunu, davacının anılan iddialarının muhatabının müvekkili olmadığını, ciranta ... olduğunu, Bergama İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyasından başlatılan icra takibinde hem davacının hem de davalı ...'ın muhatap gösterildiğini, davalı ...'ın herhangi bir menkul ve gayrimenkulü bulunmadığından davacı üzerinden tahsil edilme yoluna gidildiğini, alacağına kavuşmak isteyen müvekkilinin zorunlu olarak başvurabileceği tek yolun halihazırda malvarlığı bulunan davacı olduğunu, davacı yanca İcra Hukuk mahkemesi'ne senedin sahteliği ile ilgili dava açılmadığını bir anlamda senet altındaki imzanın açıkça inkar edilmediğinden bahisle senedin davacı elinden sadrolduğunun ikrar edildiği değerlendirildiğinde davacı yanca borcun itfa, imhal veya zaman aşımına uğradığına ilişkin yazılı belge sunulmadıkça huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, senette yer alan imzanın davacıya ait olduğu gerçeği karşısında diğer unsurların sonradan doldurulduğu iddialarının ancak yazılı belgeyle ispat olunacağını, davacı yanca bildirilen deliller arasında anılan nitelikte bir delil bulunmadığını, iddiaların tanık ve yeminle kanıtlanamayacağını, davacı yanca belirtilen husus hakkında yeni bir delil sunulmasına muvafakatimiz bulunmadığını, açıkladığı sebeplerle; davanın reddi ile davacı yan lehine alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücreti davacı yana ait olmak üzere karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Anadolu Bank Bergama Şubesi,... Bankası Bergama Şubesi,... Bankası Bergama Şubesi,Bergama 2. Noterliği
Müzekkere cevapları ile dosyaya kazandırılan davacının imza örnekleri,Bergama İcra Dairesinin ... E. dosyası, senet fotokopisi, yazı imza incelemesine ilişkin ATK raporu,
Bergama Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 25/10/2023 tarih ... Esas Sayılı iddianamesi ile; sanıklar ... ve ...'ın "Resmî Belgede Sahtecilik, Kamu Kurum ve Kuruluşları, v.b.Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık" suçlarını işlediklerinden bahisle Türk Ceza Kanunu'nun 158/1, 204/1, 53 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebi ile mahkememize kamu davası açılmıştır.
SANIK ... SORUŞTURMA AŞAMASINDA KOLLUKTA ALINAN 13/09/2023 TARİHLİ İFADESİNDE: "... isimli şahsı tanımam, ... isimli şahsa ben bir kaç kere elden borç para verdim, şahıs bana borcunu ödedi en son 250 000 (iki yüz elli bin) TL borç para verdim, şahıs bana borcunu ödemedi, daha sonra ... isimli şahıstan aldığı 250 000 (iki yüz elli bin) TL (nasıl aldığını bilmiyorum) senedi bana cirolayarak verdi, bende paramı alamayınca icraya başvuru yaptım, ben sahte senet düzenlemedim alacağım karşısında tarafıma verilen senedi işleme koydum üzerime atılı suçlamaları kabûl etmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
SANIK ... Bergama Ağır Ceza Mahkemesi 2023/540 ve ... karar sayılı dosyasında ALINAN SAVUNMASINDA: "... benim samimi arkadaşım olur, bir gün beni aradı, yanında ... vardı, ben evd4e hsata yatıyordum, benden borç para istedi, 250.000-TL para istedi araba alacağını eksiğinin olduğunu söyledi, ben de samimi arkadaşım olduğu için verdim, daha sonra borcu ödemedi, telefonlarımı açmadı, bir ara açtı, 'Prayı ödeyeceğim' dedi, sonra yanıma geldi, 'Benim birinden alacağım var, abi' dedi, 'Senet var' dedi, ben önce senedi istemedim, sonra biraz daha süre geçti, borcumu vermeyince senedi ciro yaptı, senedi bana verdi, sonra ben paramı alamadım, senedin tarihi geldi, ben Mesut'u aradım, 'Halledeceğim, abi' şöyle abi falan dedi, paramı da vermedi, ben de senedi icraya verme durumunda kaldım ve avukatımı aradım, atılı suçlamayı kabûl etmiyorum beraatimi talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
SANIK ... SORUŞTURMA AŞAMASINDA KOLLUKTA ALINAN 18/09/2023 TARİHLİ İFADESİNDE: " ... isimli şahıs ile aramızda bir araba alış-verişi oldu, şahıs bu alışverişten bana 250 Bin TL para borcu kaldı, bunu bana senet düzenleyerek kendisi verdi, şahsın bahse konu senedi kendi düzenlenmiştir, kendisine ait bilgileri kendisi doldurmuş ve imzalamıştır, şahsın T.C. sinin yanlış olması şahsın yapmış olduğu bir oyun olabilir, bahse konu senedi benim borcum olan ... isimli şahsa verdim Fırat da senedi icraya vermiş...anıdığını düşünmüyorum, ... senedi ben verdim, Fıratın bu olayla ilgili bir bilgisi yoktur, ben Fırat'a olan borcumu ödedim, Cemalettin isimli şahısta bana karşı olan borcunu ödemiştir, ben kesinlikle sahte senet düzenlemedim üzerime atılı suçlamaları kabûl etmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
SANIK ... Bergama Ağır Ceza Mahkemesi... ve... karar sayılı dosyada ALINAN SAVUNMASINDA; "Olayla ilgili daha önce ifade vermiştim, ben senedi Cemalettin'den aldım, bu senedi alıp...olan borcum karşılığı verdim, borcum 250.000-TL idi, biz Fırat ile abi kardeş gibiyiz, ben ondan borç istemiştim araba almak için, o zaman 250.000-TL'lik senedi ona verdim, ben bu parayı ... güvenerek almıştım, Cemalettin'den aldığım 250.000-TL'lik senedi ... borcuma karşılık vermiştim, bu senetteki imza ve yazıyı Cemalettin'in kendi gözü önünde dolduruldu, birkaç kişiye daha senet vermiş... benim Cemalettin ile aramdaki borç ilişkisi hayvan alışverişi ile alakalıdır, benden hayvan aldığı, karşılığında bana senet vermişti, ... benim ... ile olan ticari ilişkimden haberi yoktu, atılı suçlamayı kabûl etmiyorum, beraatimi talep ediyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bergama Ağır Ceza Mahkemesi ... ve ... karar sayılı dosyamızın davalıların Resmî Belgede Sahtecilik - Kamu Kurum ve Kuruluşları, v.b.Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçlarından yargılandığı davada Sanık ...'ın suça konu sahte senedi kullanmak suretiyle resmî belgede sahtecilik suçunu işlediği sâbit olmakla, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, suçun konusu ve önemi, sanığın amaç ve saiki göz önüne alınarak eylemine uyan eylemine uyan TCK'nın 210/1 maddesi delâleti ile TCK'nın 204/1 maddesi gereğince takdiren 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve Sanık ... hakkında kamu kurum ve kuruluşları, v.b.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın atılı suçlamayı kabûl etmediği, diğer sanık beyanları dikkate alındığında, sanığın savunmasının aksini gösterir suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla, suçu işlediği sâbit olmayan sanığın CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE, karar verildiği görülmüştür.
Adli Tıp Raporu: Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından 25/12/2024 tarihinde düzenlenen raporda özetle; İnceleme konusu senette ... adına atılı borçlu imzaları ile ...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığı görüşü ile raporlarını düzenlemişlerdir.
Dava; Çekdeki ciranta imzasının davacıya ait olmadığı iddiasıyla, icra takibinden sonra hamile karşı açılan menfi tespit davasıdır.
Öncelikle uyuşmazlığa konu menfi tespit davası ve kötü niyet tazminatına ilişkin yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
Borçlu, aslında borçlu olmadığı veya borçlu olmadığına inandığı bir borcu ödememek için, alacaklının takip yapmasını veya dava açmasını bekleyebilir. Bu durumda aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine itiraz edebilir ve itiraz üzerine takip duracağından, alacaklı bu itirazı bertaraf ettirmek için harekete geçtiğinde, alacaklının itirazın iptali veya kaldırılması talebi üzerine, borçlu bu konudaki savunmalarını genel mahkemede veya icra mahkemesinde ileri sürebilecektir.
Diğer hâlde borçlu, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunması hâlinde borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. (İİK. m. 72/2).
Alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. (İİK. m. 72/3). Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açarak bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamayacaktır. Zira borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki bu da istirdat davasıdır. (Pekcanıtez ...: İcra ve İflas Hukuku, s.156-164).
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK.) 72. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan şekilde menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." hükmünü içermektedir.
05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 15. maddesi ile 2004 sayılı İİK.'nın 72/5. fıkrasında yer alan "yüzde kırkından" ibaresi "yüzde yirmisinden" olarak değiştirilmiştir.
Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötü niyetli olmasıdır. (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku, 2006, s. 334, 335).
Başka bir ifadeyle; İİK.'nın 72. maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacının üzerindedir.
Yargıtay GHGK. ... E., ... K. 19.04.2022 "... Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK.) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK.) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK.'nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.370 ilâ 372).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça TBK.'nin 133/2 maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
...davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır. (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK.) 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.
Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı TBK.) 77 ve diğer maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir...."
Davada, ispat yükü kural olarak davalı/alacaklıya aittir. İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Menfi tespit davasında kural olarak hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüş ise bu kez hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakden" kaydı ile senede yazılmışsa artık buna uymak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmiş ise tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın olmadığını sürüyorsa lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak bunun sonucu olarak da iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Somut olayda,Davalılardan ...'ın davacı tarafından imzalandığını iddia ettiği senedi diğer davalı ...'e ciro ettiği ve diğer davalının ise üzerindeki imzaları davacıya ait olmayan senet ile icra takibi başlattığı,davacının Bergama İcra Dairesinin ... E. Sayılı icra dosyasına konu olan senedi imzalamadığı, senedin üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı bu nedenle takip konusu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti yönünde davacının talebinin olduğu anlaşılmaktadır, İmzaya itiraz mutlak defi olup, bu defiye karşı iyiniyet savunmasının dinlenilmesi mümkün değildir. Mahkememizce yaptırılan imza incelemesi neticesinde İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen rapora göre, İnceleme konusu senette ... adına atılı borçlu imzaları ile ...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığının tespit edildiği, söz konusu çekdeki ciranta imzasının davacıya ait olmaması karşısında davacının kambiyo senedi olan dava konusu çeklere dayanılarak davalıya karşı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının eldeki davayı açmakta haklı olduğu,davalılardan Mesut'un müştekinin imza ve yazısını taklit etmek suretiyle 250.000-TL bedelli senet düzenlediği ve diğer davalının imzanın sahteliğinden bilgisi olmadan davacı aleyhine icra takibi başlattığı,Bu nedenle davacının davalılara karşı Bergama İcra Dairesinin ... E. Sayılı icra dosyasında borçlu olmadığı anlaşılmakla davacının davasının kabulüne, davalı icra takibi başlatan ...'in ve diğer davalı ...'ın Ceza dosyasındaki ifadelerinden davalı icra takibi başlatan ...'in kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından İİK'nun 72/5 maddesi yasal koşullar oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı isteğinin reddine karar vermek gerekmiş, yargılama sırasında davalılardan ...'ın vefat ettiği anlaşıldığından davacı vekiline davalı ...'ın veraset belgesinin çıkartılarak dosyaya sunulması için süre verilmiş ve davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesi ile ...'ın veraset ilamı sunulmuş ve mirasçılarına tebligat çıkarılmış Davalının vefat etmesi nedeniyle taraf teşkili sağlanmış mirasçıların davaya cevap sunmadığı görülmüştür.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının Bergama İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında, BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin Reddine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 17.223,36-TL harçtan peşin alınan 4.305,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.917,51-TL harcın davalı ... ile diğer davalı mütevveffa ...'ın mirasçılarından müşterek ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR OLARAK KAYDINA,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacı yararına takdir olunan 40.341,64-TL vekalet ücretinin davalı ... ile diğer davalı mütevveffa ...'ın mirasçılarından müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının yapmış olduğu 269,85-TL dava açma ilk gideri, 5.900,00-TL ATK ücreti, 2.562,50-TL tebligat ve posta gideri, olmak üzere toplam 8.732,35-TL Yargılama giderinin peşin yatırılan 4.305,85-TL harç ile birlikte toplam 13.038,20-TL'nin davalı ... ile diğer davalı mütevveffa ...'ın mirasçılarından müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı ve davalı yanca yatırılan delil ve gider avansından sarf edilmeyen kısmın karar kesinleştiğinden yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/06/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır