T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/793 Esas
KARAR NO : 2025/488
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03.10.2023
KARAR TARİHİ : 28.05.2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin servis taşımacılığı işini yapmakta olduğunu, taraflar arasında sözleşme gereği davacı şirketin geçen aylarda hizmeti ifa etmiş olduğunu, davalı şirkete sunulan hizmet gereği fatura düzenlenmiş olduğunu, fakat davalı tarafça fatura bedellerinin ödenmediğini, takip çıkışının 369.234,67 TL olduğunu, icra takibi açıldıktan sonra davalı borçlu tarafça, davacı şirkete 30.000,00 TL ödeme yapıldığını, borcu ödememesi sebebiyle davalı aleyhine İzmir ... İcra Dairesi'nin...cra dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı şirketin haksız surette takibe itiraz ettiğini, davalı/borçlu şirket aleyhinde dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak davalı şirket ile anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerden dolayı mahkemece dava açtıklarını, davalı şirketin, davacı şirkete kısmi ödeme yapılmış olduğunu, servis hizmeti sağlanmış olduğunu, davacı şirketin kendi edimini ifa ettiğini, davalı/borçlunun mal kaçırma ihtimali söz konusu olduğunu, alacağının sürüncemede kalmaması ve icra takibinin sonuçsuz kalmaması açısından borçlunun menkul, gayrimenkul ve 3. şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK.'da ihtiyati haciz için aranan koşullar bulunduğundan ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, açıklanan tüm bu nedenlerle, davalının İzmir... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasına ilişkin tüm itirazlarının iptaline ve icra takibinin devamını, davalının takip konusu alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere davacı şirkete icra inkâr tazminatının ödemesini, yargılama giderleri vekâlet ücretinin davalı şirkete tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ileri sürmüş olduğu sebeplerin hukuki mesnetten yoksun olup, ayrıntılı bahsi geçen nedenler ile davanın reddinin gerekmekte olduğunu, davalı şirket hakkında İzmir... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası üzerinden başlatılan icra takibinde borca itiraz üzerine davacı-alacaklı tarafından Mahkemeye davalı şirket aleyhine itirazın iptali davası açıldığını, davalı şirket tarafından davacıya dava konusu borç kapsamında ödeme yapıldığını, borcun tamamını kabul anlamına kesinlikle gelmemekle birlikte, yapılan ödemeler açısından davacı şirketin dava açmakta hukuki yararının olmadığının açıkça ortada olup, emsal Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, davacı şirketin takip ekinde sunduğu sözleşme ve faturalar dikkatli şekilde incelendiğinde, takibe konu edilmiş 20.08.2023 tarihli faturanın takip tarihinde henüz muaccel hale gelmemiş olduğu dolayısı ile haksız şeklide takibe konu edildiği açık bir şekilde görüleceğini, taraflar arasında imzalanan ve davacı tarfaça delil olarak sunulan sözleşmenin "Sözleşme bedeli ve ödeme" başlıklı 6. maddesinde açıkça "Yapılan hizmetin bedeli 10'ar günlük periyot halinde fatura edilecek ve en geç takip eden haftanın Cuma gününe kadar YÜKLENİCİ'nin hesabına banka havalesi ile ödenecektir." maddesinin yer aldığını, itiraza konu fatura 20.08.2023 tarihinde Pazar günü kesilmiş olup, söz konusu fatura sözleşme hükümlerine göre 25.08.2023 tarihinde Cuma günü muaccel hale gelecekken henüz muaccel hale gelmeden 23.08.2023 tarihinde Çarşamba günü takibe konu edilmiş olması sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, açıklanan nedenlerden dolayı öncelikle borç bedelinin tamamını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının alacağının ve miktarının tespiti hususu yargılamayı gerektirdiğinden ihtiyati haciz kararı verilmesine yönelik talebin reddi ile davalı şirket aleyhine açılmış davanın reddi, borç muaccel hale gelmediğinden davalı şirketin kötü niyetli olmadığı dikkate alınarak aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin gerektiğini, açıklanan nedenlerle davalı şirket aleyhine açılmış davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı karşı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR:
İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir.
İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı Konkordato dosyasının akıbeti için birden fazla müzekkere yazılmış ve gerekli dosya evrakları UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir.
İzmir Torbalı Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı...Araç Kiralama Oto Alım Satım Turizm Nakliyat Taşımacılık Gıda İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait BA ve BS formları celp edilmiştir.
İzmir Torbalı Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı ... Yatçılık Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ait BA ve BS formları celp edilmiştir.
Mahkememizce SMM Bilirkişi...tan 29.07.2025 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
-29.07.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dava dosyası, ekleri ve tarafların ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, gerekçeleri detaylı bir şekilde rapor içeriğinde belirtildiği gibi, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere; Tarafların Mahkemenin incelemesini istediği döneme ait ticari defterlerini sunduğu ve bahsi geçen ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, buna göre; 6762 sayılı eski TTK.'da belirtildiği haliyle "Kati Delil" olma niteliğinin aksine 6102 sayılı eski TTK.'nın atfıyla, 6100 sayılı HMK.'nın 222. maddesine göre "Takdiri Delil" sayılacağından delil niteliği hususunda takdirin Mahkemeye ait olduğu, Tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamı kül halinde dikkate alınarak incelendiğinde, Takip tarihinin 22.08.2023 olduğu, Davacı yanın asıl alacak iddiasında bulunduğu bakiyenin bu kapsamda 369.234,67 TL olarak tespit edildiği ve bu tutarın dayanağının gerçekte her iki işletmenin ticari defter kayıtlarına göre 20.08.2023 tarihli cari hesap bakiyesi olduğu, bu tutara herhangi bir işlemiş faiz uygulanmadığı ve bu nedenle 369.234,67 TL tutarındaki cari hesap bakiyesinin, takip talebi ve ödeme emrine göre aynı zamanda toplam alacak tutarını temsil ettiği, cari hesaba ve icra takibine dayanak faturaların tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu, bu kapsamda, taraflar arasında faturalara konu mal ve/veya hizmetin teslimi hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, bu nedenle de davalı yanca herhangi bir itiraz/iptal süreci işletilmediği gibi herhangi bir ifade faturası da düzenlenmediği, bahsi geçen cari hesaba ve icra takibine dayanak faturaların elektronik belge olması ve tamamının Temmuz 2021 dönemi sonrasında tanzim edilmesi hasebiyle taraflarca bildirim yükümlülüğünün bulunmadığı, bu hususa ilişkin taraflardan temin edilen BA/BS Bildirim Formlarının boş olarak verildiğinin görüldüğü, rapor tarihine kadar davalı yanca yapılan 26.12.2023 tarihli ve 436.279,29 TL tutarlı icra borcu ödemesi dışında başkaca ödeme bulunmadığı, bu ödemenin davacı yanca 305.327,00 TL olarak 30.12.2023 tarihinde defter kayıtlarının alındığı, dolayısıyla bu ödeme sonrasında davacı işletme kendi defter kayıtlarına göre davalı işletmeye 15.377,33 TL tutarında borçlu olduğu, bunun nedeninin ise davacı vekilince davacı işletmeye aktarılan 305.327,00 TL tutarlı ödemenin ne kadarının faiz miktarı olacağı husunun muhasebeleştirilmesinden kaynaklandığı, ancak buna karşı davalı işletme tarafından yapılan 26.12.2023 tarihli ve 436.279,29 TL tutarındaki ödemenin kendi ticari defter kayıtlarına hiçbir şekilde aktarılmadığı, bu nedenle de kendi defter kayıtlarında davacı işletmeye 289.949,67 TL tutarında borçlu bulunduğu tespit edilmiştir.
GEREKÇE :
Dava; Taraflar arasındaki taşıma işinden kaynaklanan faturanın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 03.10.2023 tarihinde açılmış olup, davalı tarafından 26.12.2023 tarihinde asıl alacak ve ferileri ödenmiş olup davacının yargılama giderlerine, icra inkar tazminatı ve vekalet ücretine ilişkin istemlerinin devam ettiği beyan edildiğinden davacının açtığı dava konusunda haklı olup olmadığı hususunun tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davalı hakkında İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında verilen konkordato dosyası bu dosya için bekletici mesele yapılmış ise de verilen tedbir kararlarının ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerine ilişkin olduğu anlaşıldığından bu ara karardan dönülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2014/19-525 E., 2015/2839 K. sayılı ilamı ile; "İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na (01.11.2011 tarihinden itibaren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na) göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerekir. İşte bu nedenle borçlunun dava açıldıktan sonra yaptığı ödemeler veya borcu kabul beyanı mahkemenin yargılamayı devam ettirip davayı sonuçlandırmasına, takibe yapılan itirazda haksızlık durumuna göre inkar tazminatına hükmetmesine engel teşkil etmez. Ancak verilecek kararda, sonradan yapılan ödemelerin tahsilde tekerrüre meydan verilmemesi kaydıyla infazda nazara alınması belirtilmelidir." şeklindedir.
İtirazın iptali davası devam ederken yapılan ödemelerin borcu tamamen sona erdirip erdirmemesi durumu dikkate alınarak verilecek karar değişkenlik arzedecektir. Şöyle ki, dava açıldıktan sonra icra dosyasındaki kapak hesabını da kapsayacak şekilde (icra harç, faiz, masraf, icra vekalet ücreti) borcun ödenmesi halinde "konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde hüküm kurulur. Dava açıldıktan sonra borcun kısmen ödenmesi halinde ise, bu tutar hükme bağlanan miktardan düşülmeksizin "infaz aşamasında nazara alınmasına" şeklinde ibare düşülür. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2021/4899 E., 2022/228 K. sayılı, 20.01.2022 tarihli ilamı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2018/3723 E., 2019/492 K. sayılı, 07.02.2019 tarihli ilamı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/2901 E., 2022/4879 K. sayılı, 23.05.2022 tarihli ilamı)
HMK.'nın 222/1. fıkrası uyarınca taraf defterlerinin incelenmesinin kabul edildiği, kesin süre içinde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemesi veya bulunduğu yerin bildirilmemesi ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz edilmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret gösterilmediği takdirde, söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının, karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunması halinde, 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı yasanın 23. maddesi ile değişik HMK.'nın 222/3. fıkrası uyarınca karşı tarafın HMK.'nın 222/2. fıkrasına uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edileceğinin taraflara ihtar edildiği, iki tarafın da ticari defterlerinin incelenmesi sonucu rapor tanzim edildiği, davacı ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda davacının alacağının kayıt edildiği; davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda da davacı alacağının kayıtlı olduğu anlaşılmış olup dava açıldıktan sonra davalı tarafın icra takibindeki asıl alacağı ve fer'ileri ödediği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafın alacağın varlığını ve miktarını ispat ettiği, davalı tarafından dava açıldıktan sonra asıl alacağı ve ferilerini ödediği, ödeme yapılması nedeniyle icra takibinin konusuz kaldığı, davacının icra takibini ve davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, ticari defterlerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporundan davacının haklı olduğu dikkate alınarak konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar vermek gerekmiştir.
2004 sayılı İİK.'nın 67/2. fıkrasına göre; bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare: 02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK. 13/12/1967 Tarih, 9/1344-615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir.
Alacağın likit ve belirlenebilir nitelikte olması, davacı alacağının bilirkişi incelemesi sonucu davalı defterlerinde de kayıtlı olması, davalı tarafça icra takibi başlatıldıktan ve dava açıldıktan sonra asıl alacak ve fer'ileri ödemiş olduğu, dava konusu yapılan icra takibinin konusuz kaldığı ancak davacının dava açarken icra inkar tazminatı konusundaki talebinde haklı olduğu ve borç ödendikten sonra da icra inkar tazminatı olduğu anlaşıldığından alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı İcra dosyasının haricen tahsil ile kapatıldığı anlaşılmakla KONUSU KALMAYAN DAVA HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Dava açıldıktan sonra alacağın ödenmesi nedeniyle İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosya borcu alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan 369.234,67 TL alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 4.459,44 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.844,04 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 615,40 TL maktu peşin harç olmak üzere toplam 885,25 TL harcın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 120,00 TL tebligat ve posta gideri ve 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.120,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davalı taraftan alınarak HAZİNE'ye gelir kaydına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 59.078,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
8-HMK.'nın 333. maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının gerekçeli karar tebliğ masraları düşüldükten sonra ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 28.05.2025
Katip...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza